Jump to content

Adnan Oktar'a Operasyon


NizaL

Önerilen Mesajlar

İstanbul merkezli 5 ilde, Adnan Oktar suç örgütü üyesi oldukları iddia edilen 235 kişinin yakalanması için operasyon başlatıldı.

 

http://i.hizliresim.com/VDP5Yq.jpg

 

Emniyet Müdürlüğü, Adnan Oktar suç örgütüne yönelik operasyon başlatıldığını açıkladı.

İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen operasyon kapsamında, 235 şüpheli hakkında gözaltı kararı var.

 

Sabah saatlerinde başlayan ve halen devam eden operasyonda gözaltılar sürerken, polisin, adresine gittiği Adnan Oktar'ı gözaltına alıp almadığı henüz belli değil.

 

NTV Muhabiri Göktan Bedük'ün aktarımlarına göre, suçlamalar bir A 4 kağıdını dolduracak şekilde. Bunlar arasında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, çocukların cinsel istismarı, cinsel saldırı, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, dini inanç ve duyguların istismar edilmesi, dolandırıcılık, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, özel hayatın gizliliğini ihlal, resmi belgede sahtecilik, terörle mücadele kanununa muhalefet, tehdit, cebir, iftira, halkı askerlikten soğutma... En dikkat çeken suçlama ise siyasi ve askeri casusluk.

 

Polis, daha önce de Adnan Oktar ve müritleri denen kişilere yönelik operasyonlar gerçekleştirmişti. Bunlardan en yenisi, Avusturyalı bir babanın bu yılın ocak ayında İstanbul'a gelerek 19 ve 17 yaşındaki kızlarını Oktar'ın televizyon programında gördüğünü belirtmesi ve savcılığa başvurmasıydı ve yürütülen operasyondu.

 

1999 yılında da, Devlet Güvenlik Mahkemeleri döneminde, 2 bin polis Adnan Oktar'ın İstanbul Silivri'deki çiftliğini basmış ve Oktar ile birlikte 75 müridini gözaltına alınmıştı.

 

Ntv

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

SON DAKİKA... İstanbul merkezli 5 ilde, Adnan Oktar suç örgütü üyesi oldukları iddia edilen 235 kişinin yakalanması için operasyon başlatıldı. Adnan Oktar'ın da İstanbul'da gözaltına alındığı belirtiliyor.

 

http://i.hizliresim.com/LDZ7Oj.jpg

 

http://i.hizliresim.com/vPXdJv.jpg

 

ADNAN OKTAR KİMDİR?

2 Şubat 1956 tarihinde Ankara'da doğan Adnan Oktar, babasını küçük yaşta kaybetti.

İlk ve orta öğrenimini Ankara’da, ortaokulu İstanbul Cebeci’de, liseyi de yine İstanbul Kurtuluş’ta okuyan Oktar, lise öğreniminden sonra 1979 yılında İstanbul’daki Devlet Güzel Sanatlar Akademisi İç Mimari bölümüne girdi. Bir süre sonra okuldan ayrılan Adnan Oktar, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe ve Tarih Bölümü’ne devam etti. Oktar bu okulu da yarım bıraktı.

Harun ve Yahya peygamberlerin adlarından türettiği Harun Yahya takma adıyla birçok kitap yazan Oktar, ateizm, Darwinizm ve siyonizm karşıtı görüşleriyle biliniyor. Oktar, “kedicikler” olarak bilinen kadınlarla sık sık gündeme geliyor.

 

Ntv

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Adam içeri alındığından beri kediciklerinin akibetinin ne olacağını düşünmekten iş yapamaz durumda olanlar var, lütfen kapınızın önüne bir tas su koyunuz malum yaz havalar sıcak, kediciklere de yazık, kedidir kedi, hani dolgun kalçalı olandan hani sarışın hani latin hani hani.. yok ya kedicik işte! Bızzttt , bızzttt puff!!

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Adnan Oktar'ın evinden adeta cephanelik çıktı

 

İstanbul merkezli 5 ilde, Adnan Oktar suç örgütü üyesi oldukları iddiasıyla haklarında gözaltı kararı çıkartılan 235 kişinin yakalanması için operasyon başlatıldı. Yakalanan isimler gözaltına alındı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Şube ekiplerince Adnan Oktar'ın evinde yapılan aramalarda çok sayıda silahtan oluşan bir cephanelik bulundu.

 

Habertürk'ten Mustafa Şekeroğlu'nun haberine göre, evde yapılan aramalarda uzun namlulu tüfekler, tabancalar ve çok sayıda mühimmat ele geçirildi.

 

http://i.hizliresim.com/PDnPl8.jpg

 

http://i.hizliresim.com/b6kJ6j.jpg

 

http://i.hizliresim.com/5yLMyd.jpg

 

http://i.hizliresim.com/Y6qr6E.jpg

 

http://i.hizliresim.com/7D7MaP.jpg

 

http://i.hizliresim.com/6Nr5aE.jpg

 

http://i.hizliresim.com/Z3M75g.jpg

 

http://i.hizliresim.com/lZ3vQB.jpg

 

http://i.hizliresim.com/X69LM0.jpg

 

Hürriyet

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Adnan Oktar'ın avukatından açıklama: Akıl sağlığı...

http://i.hizliresim.com/WDg1oN.jpg

 

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube ekiplerinin bu sabah düzenlediği operasyonda gözaltına alınan ve kamuoyunda 'Adnan Hoca ' olarak bilinen Adnan Oktar'ın avukatı Atanur Demir, açıklama yaptı. Demir, "Sağlığı ile ilgili herhangi bir raporun olup olmadığına ilişkin soruya Atanur Demir, "Kaçarken yakalandığı haberi bilgisi doğru değil. Akıl sağlığının yerinde olup olmaması ile ilgili mesele Adli Tıp tarafından verilecek bir raporla sabit olur. Bu cezasızlık sebebidir. Ancak gündemimizle böyle bir konu söz konusu değil. İleriki aşamada biz hukukçu olarak bunu değerlendiririz." ifadelerini kullandı.

 

Avukat Atanur Demir, meslektaşı Heyam Fidan ile Fatih Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü yerleşkesi karşısında Adnan Oktar ile görüşmesi öncesi yaptığı açıklamada, "İlk görüşmemiz gözaltıyla ilgili bir usulsüzlük söz konusu mu? Üzerinde bir baskı var mı? Gözaltına hukuka aykırılıklar var mı? Bunları tespit için görüşme yaptık. Herhangi bir baskı olmadığını söyledi. Sağlık durumu da yerinde. Kendisinin bir takım talepleri oldu. Çamaşır, ilaç gibi. onları karşılayacağız. Savunma ile ilgili bir görüşme yapmadık çünkü zaman kısıtlıydı. Şimdi gireceğiz savunma ile ilgili görüşmelerimizi yapacağız." dedi.

 

"SORUŞTURMAYA BİR ANLAM VEREMEDİ"

Demir, "Operasyonla ilgili çok detaylı konuşmadık çünkü daha operasyonun şoku üzerinde. Bu konuyla ilgili aslında düşünmek de istemiyor. Biz de üzerine gitmedik. Genel olarak diyor ki; biz bu ülkenin yıllardır gündeminde, medyanın gündeminde olan birisiyim. Devletle iç içe olan birisiyim. Herhangi bir hukuka aykırı hareketim olmadı. Soruşturmaya bir anlam veremedi. üzüldüğünü söyledi. Kendisini aklayacağını düşünüyoruz. Türkiye'de OHAL şartları devam ettiği için usul yasalarında herhangi bir değişiklik yapılmadı. OHAL şartları devam ediyor. 7 gün gözaltı süresi var. Bir 7 gün daha Cumhuriyet Savcısı bunu uzatabilir. Gözaltındaki kişi sayısı göz önüne alındığında 14 günü kullanacaklarını düşünüyoruz. Dosyada kısıtlılık kararı var. Biz avukatlar dosyayı inceleyemiyoruz. İddia kapsamındaki delilleri biz göremedik. Göremediğimiz için müvekkilimizle bu deliller hakkında konuşamıyoruz. " diye konuştu.

 

"KALSİYUM TAKVİYESİNE İHTİYACI OLDUĞUNU SÖYLEDİ"

"Türkiye'de bir değişim var. Emniyette de bunu görüyoruz. Biz uzun yıllar bu soruşturmaların içerisindeyiz. Kolluk kuvvetlerin Adnan Oktar'a karşı herhangi bir baskısı söz konusu değil. Kendisiyle de görüştüğümüzde bunu açık olarak ifade etti. Kendisinin sağlık problemi yok. Kalsiyum takviyesine ihtiyacı olduğunu söyledi. Onu da temin edeceğiz." diyen Demir, "Tüm yakın çevresi gözaltında; bakıcısı, hizmetçisi, güvenlik görevlisi tamamı gözaltına alındı. Çok geniş kapsamlı bir operasyon. Muhtemelen aleyhe delil olarak yapılmış gözaltılar. Tüm mal varlığına el konulmuş durumda. Araçlarına el konulmuş durumda. Bunlar mahkeme kararıyla uygulanabilecek tedbirlerdir. Ancak savunma olarakta bunlara itiraz yolu açıktır. Biz bunların tamamına itiraz edeceğiz. Şimdilik bu belgeleri temin edeceğiz. Görevimiz bu kolluktan bu belgeleri temin edip hukuki yollara başvuracağız. " ifadelerini kullandı.

 

"GÖZALTI KARARINA İTİRAZ EDECEĞİZ"

Atanur Demir, "Dosyada kısıtlılık kararı var. Belli deliller saklanabiliyor. Usule ilişkin belgelerle ilgili bir yasak var. Bunlar vekilden saklanamıyor. Bunları temin edeceğiz. İtiraz yoluna müracaat edeceğiz. Gözaltı kararına itiraz edeceğiz. Mal varlığına tedbir konulması kararlarının tamamına itiraz edeceğiz. Bunlarla ilgili Sulh Ceza Hakimliği çok kısa sürede karar verecek bunları da sizinle paylaşacağız." şeklinde konuştu.

 

"ADLİ TIP TARAFINDAN VERİLECEK BİR RAPORLA SABİT OLUR (AKIL SAĞLIĞI SORUSU)"

Sağlığı ile ilgili herhangi bir raporun olup olmadığına ilişkin soruya Atanur Demir, "Kaçarken yakalandığı haberi bilgisi doğru değil. Akıl sağlığının yerinde olup olmaması ile ilgili mesele Adli Tıp tarafından verilecek bir raporla sabit olur. Bu cezasızlık sebebidir. Ancak gündemimizle böyle bir konu söz konusu değil. İleriki aşamada biz hukukçu olarak bunu değerlendiririz. Onunla ilgili bizim gözlemimiz önemli, müvekkilin talebi önemli, mahkemenin gözlemi, yargı makamlarını gözlemi önemli şuan gündemimizde savunma olarak böyle bir düşüncemiz yok." diye cevap verdi.

 

Hürriyet

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

İsrail basınının Adnan Oktar ilgisi

 

İsrail basını, kamuoyunda "Adnan Hoca" olarak bilinen Adnan Oktar'ın "suç örgütü elebaşı" olduğu iddiasıyla gözaltına alınmasına geniş yer ayırdı.

Kamuoyunda "Adnan Hoca" olarak bilinen Adnan Oktar'ın gözaltına alınmasının ardından İsrail basınında çıkan haberlerde, Oktar'ın İsrail ile kurduğu yakın ilişkiye dikkat çekildi.

 

İsrail'in önde gelen gazetelerinden Haaretz, Adnan Oktar'ın gözaltına alınmasıyla ilgili haberinde "Kedicik haremi kuran Türk İslam cemaati lideri gözaltına alındı." başlığını kullandı.

 

Haberde, Oktar grubuna yönelik operasyonda 200'den fazla kişinin "Suç örgütü kurmak, yolsuzluk ve cinsel istismar" suçlamalarıyla gözaltına alındığı belirtildi.

 

Haaretz'e bu yıl verdiği röportajdan alıntılar yapılan haberde, Oktar'ın, "İsrail'de 'gerçek dindar' Yahudi birçok arkadaşım var. Onları çok seviyorum, çünkü onlar gerçekten dindar." cümleleri hatırlatıldı.

 

http://i.hizliresim.com/6Nr5EN.jpg

 

JERUSALEM POST: OKTAR VE İSRAİL DOSTLUĞU YOLUN SONUNDA MI?

İsrail'in bir diğer önemli gazetesi "Jerusalem Post" ise Oktar'ın gözaltına alınması haberini, "Oktar ve İsrail dostluğu yolun sonuna mı geldi?" başlığıyla okuyucularına duyurdu.

 

Adnan Oktar'ın 2014 ile 2018 yılları arasında Jerusalem Post gazetesine onlarca makale yazdığına vurgu yapılan haberde, Oktar'ın birçok İsrailli din adamı ve politikacılarla görüştüğüne işaret edildi.

 

Haberde ayrıca Oktar grubunun ileri gelenlerinin 2013'te İsrail'e gelerek bazı İsrailli milletvekilleriyle bir araya geldiği anımsatıldı.

 

http://i.hizliresim.com/Q2vZ0A.jpg

 

JEWISH PRESS: İSRAİL DOSTU MÜSLÜMAN LİDER TUTUKLANDI

Times Of Israel gazetesi ise Oktar'ın önceki yıllarda Yahudi karşıtı ve Yahudi katliamını reddeden görüşlere yer veren kitaplar yazdığını ancak son yıllarda bu görüşlerini reddettiğine vurgu yapıldı.

 

Oktar'ın bazı üst düzey İsrailli isimler ile yakın ilişkisi olduğu ve bazı İsraillileri televizyonunda konuk ettiğine değinilen haberde, Yahudilerin Mescid-i Aksa'da ayin yapmalarına izin verilmesini desteklediğine vurgu yapıldı.

 

Jewish Press adlı haber sitesi de Oktar'ın tutuklanmasına ilişkin haberde, "İsrail dostu Müslüman lider tutuklandı." başlığını attı.

 

Haberde, Oktar'ın birçok Yahudi din adamıyla yakın ilişkisinin olduğu kaydedildi.

 

Hürriyet

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

19 yıl önce Adnan Hoca'ya operasyon yapan polis konuştu: Çok tehlikeli bir örgüt

Kamuoyunda 'Adnan Hoca' olarak bilinen Adnan Oktar ve grubuna yönelik 1999 yılında düzenlenen operasyonun başında bulunan dönemin İstanbul Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan, bugün düzenlenen operasyona ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. "19 yıl sonra bu konuda haklı olduğumuz bir kez daha ortaya çıktı" diyen Saçan, "Bugün yapılan çok yerinde ve doğru bir operasyon. Böyle bir örgütün gerçekten var olduğuna inanıyorum. Polis iyi bir iş yaptı ve arkadaşları tebrik ediyorum. Toplumda hem dini hem insani açıdan çok tehlikeli bir örgütün üzerine gidiyorlar" ifadelerini kullandı.

 

http://i.hizliresim.com/PDnPJQ.jpg

 

Adnan Oktar ve grubuna yönelik 1999 yılında düzenlenen operasyonun başında yer alan eski İstanbul Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan, bugün düzenlenen operasyonu değerlendirdi.

 

"POLİS ÇOK TEHLİKELİ BİR ÖRGÜTÜN ÜZERİNE GİDİYOR"

Bugün İstanbul Emniyet'inden operasyona ilişkin yapılan açıklamaya dikkat çeken Saçan, "1999 yılında İstanbul Organize Suçlar Müdürü iken aynı gruba yönelik bir tek 'askeri casusluk' suçlaması hariç diğer bütün suçlardan dolayı operasyon yapmıştık. O operasyonların ardından 15 yıl kadar yargılandılar. Mahkemeleri uzata uzata zaman aşımından dolayı o dosya düşmüştü. Bugün yapılan operasyonun çok yerinde ve doğru bir operasyon olduğunu düşünüyorum. Böyle bir örgütün gerçekten var olduğuna inanıyorum. Polis iyi bir iş yaptı ve arkadaşları tebrik ediyorum. Toplumda hem dini hem insani açıdan çok tehlikeli bir örgütün üzerine gidiyorlar" diye konuştu.

 

1999'DAKİ 'ADNAN OKTAR OPERASYONU'

1999 yılında yaptıkları operasyona ilişkin bilgiler paylaşan Adil Serdar Saçan şunları söyledi: "O dönem operasyon 110 kişiye yönelikti. Bugün yapılan operasyona ilişkin İstanbul Emniyeti'nin yaptığı açıklamaya göre 'askeri casusluk' suçlaması hariç yapılan bütün suçlamalar bizim operasyonumuzda da vardı. 'İnsanları zorla alıkoymak', 'küçük yaşta çocuklara istismar ve birlikte olmak' var. Organize bir suç örgütünün yapabileceği her şey var. Örgüt, zengin ailelerin çocuklarına musallat olduğu için güçlüler. Bu çocukların belinde de silah var. Silahı da legal yollardan kullanan bir örgüt. Yani yasaların vermiş olduğu imkanları kullanan hem de bunları kendi amaçları doğrultusunda kötüye kullanan bir örgüt."

 

"HAKKIMDA 300'ÜN ÜZERİNDE DAVA AÇTILAR"

Düzenledikleri operasyonun ardından Adnan Oktar'ın başta dönemin Cumhuriyet Savcısı ve kendisi başta olmak üzere operasyonu yapanlara karşı yüzlerce dava açtığını kaydeden Adil Serdar Saçan, bu davalardan bazılarının halen daha devam ettiğini söyledi. Saçan, "Benim hakkımda 300'ün üzerinde suç duyurusunda bulundular ve dava açtılar. Bu suçlamalar nedeniyle halen daha devam eden yargılamalarım var. Kendilerine karşı kim bir operasyon yapsa onun üzerine gidiyorlar. Televizyon kanalları var ve burada durmadan iftira atıyorlar. Benimle ilgili 100'ün üzerinde program yaptılar ve karalama kampanyasında bulundular" dedi.

 

"BÜYÜK BİR PARA GÜCÜ VAR"

Adnan Oktar ve grubunun büyük bir para gücüne sahip olduğunu aktaran eski Polis Müdürü Saçan, bu güce de özellikle 'jön' denilen müritlerin zengin ailelerin kızlarını ayarladıklarını, onlarla birlikte olurken çekilen gizli kamera görüntüleriyle şantaj karşılığı para elde ettiklerini ileri sürdü.

 

"DİNLE HİÇ ALAKALARI YOK"

Adil Serdar Saçan, Adnan Oktar ve grubunun faaliyetlerini "dini bir kisve altında yürütüyorlar" şeklinde belirterek, "Bunlar güya İslamı modernize eden bir grup. Kendilerine göre yorumluyorlar. Aslında bunlar için İslam düşmanı en büyük grup diyebiliriz. Bir kere Adnan Oktar'ın dini bir eğitimi yok. Namaz vakitlerini sabah ve yatsı olmak üzere iki vakit kılıyorlar. Yani dinle hiç alakaları yok. Dinin kurallarının tamamen dışında olan; münafığın da ötesinde bir grup oluyorlar. Bunu da dış mihrakların desteğiyle yaptığını biliyoruz. İnternete baktığınızda da İsrail'in o dinci gruplarıyla irtibatlarını göreceksiniz. Buna 'masonluk' belgesi verdiler. Ne yazık ki böyle bir yapıdan bahsediyoruz" şeklinde konuştu.

 

OKTAR BABUNA OLAYI: BAŞLI BAŞINA BİR CASUSLUK OLAYIYDI

Saçan, bugün yapılan operasyonda 'askeri casusluk' suçlamasına yönelik ise "Hiç şaşırmadım. Dışarıyla bağlantıları var. Bir ara Türkiye'de Oktar Babuna ile ilgili 100 bin ünite kan toplandı. Bu kanlar Amerika'ya gönderildi. O dönem Sağlık Bakanı da söyledi, 'bizim gen haritamızı çıkartıyorlar' diye. Bu aslında başlı başına bir casusluk olayıydı. Amerika'da gönderilen bu kanlara ne olduğu ise belli değil. Biz bunu bu şekilde belirttiğimiz halde o dönem böyle değerlendirilmedi" ifadelerini kullandı.

 

"OPERASYON BİR GÜNÜN İŞİ DEĞİLDİR"

"Bu operasyon bir günün işi değildir" diyen Saçan, "Mutlaka izleme ve dinleme faaliyetleri vardır. Mutlaka polisin ve savcılığın elinde ciddi deliller var ki böyle büyük bir operasyonun emri verildi. Büyük operasyonlar da bir maliyet işidir. Örgütlü suç operasyonları sebep- sonuç ilişkisi kurulmadan yapılmaz. Çok uzun bir zamanda çok iyi çalışıldığını düşünüyorum. Temennim bu tür örgütlerin Türkiye'de yaşamasına izin verilmemesidir çünkü hem topluma hem insanlığa hem de dine büyük zarar veriyorlar. Televizyonlarda görülen o kedicikler gerçekten zor durumdalar. Zorla ameliyatlar yaptırılıyor, zorla orada tutuluyorlar. Onlar için gerçekten çok üzülüyorum çünkü yapıyı iyi biliyorum. Cesaret edip de kaçabilenler oldu. Bu örgüt öyle dışarıdan görüldüğü gibi değil. Çok derin örgüttür" değerlendirmesinde bulundu.

 

"19 YIL SONRA HAKLI OLDUĞUMUZ ORTAYA ÇIKTI"

Adil Serdar Saçan, Oktar ve grubuna yönelik suç örgütü suçlamasıyla ilk operasyonun 1999'da kendilerinin yaptığına dikkat çekerek, "Operasyonun ardından benim için çok büyük sıkıntılar oldu. Beni çok uğraştırdılar. 19 yıl sonra bu konuda haklı olduğumuz bir kez daha ortaya çıktı" dedi.

 

Adnan Oktar ile o dönem emniyette görüştüğünü anlatan Adil Serdar Saçan, şöyle konuştu: "Gözaltına alındığında kendisiyle görüştüm. Kendisine 'din adamı olup olmadığını' sordum. 'Hayır dinle bir ilgim yok' dedi. 'Arapça biliyor musun?' diye sordum, 'bilmiyorum' dedi. 'Dini kitapları ve fetvaları bizim çocuklar yazıyor' dedi. Biz onları aldığımız zaman, 28 Şubat döneminin paşalarına, 'Bize eziyet ediyorlar. Biz Atatürkçüyüz' diye mektuplar yazmışlardı. Sonra birden bire 'Fethullahçı' kesildiler. Şimdi Adalet ve Kalkınma Partisi taraftarı oldular. Yani kimi güçlü görüyorlarsa ona biat ettiler"

Öte yandan Adnan Oktar ve grubuna yönelik 1999 yılında yapılan operasyonda 110 kişi gözaltına alınmış ve bunlardan aralarında Adnan Hoca'nın da olduğu 20 kişi tutuklanmıştı. Adnan Oktar, yaklaşık 8 ay tutukluluğun ardından tahliye edilmişti. Bu sabah İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından başlatılan operasyonda ise Adnan Oktar ile beraber 235 kişi hakkında 4 ilde toplam 120 adreste operasyon başlatıldı.

 

Oktar Babuna da gözaltına alındı

 

http://i.hizliresim.com/mo41W1.jpg

 

Adnan Oktar örgütüne yönelik operasyon kapsamında Oktar Babuna'nın da gözaltına alındığı öğrenildi. Babuna, adına yapılan ilik bulma kampanyasıyla tanınmıştı.

 

Oktar Babuna adını, 1999 yılında kan kanseri olduğu ve tedavi için ilik nakli gerektiğini duyuran gazete ilanı ve başlattığı ilik kampanyası ile duyurdu.

Kampanyada 160 bin kişiden ilik ve kan örneği alınmasının ardından örneklerin 120.000'inin kaybolması suçlamasıyla yargılandı.

 

Adnan Oktar örgütünün 2 numaralı ismi kaçtı

http://i.hizliresim.com/Azn5p0.jpg

 

Adnan Oktar örgütünün 2 numaralı ismi Tarkan Yavaş’ın operasyon sırasında kaçtığı ortaya çıktı.

Sabah'ın haberine göre; Bilim Araştırma Vakfı'nın eski Başkanı olan Tarkan Yavaş, küçük yaşta kız çocuğuna cinsel istismar, dolandırıcılık ve uluslararası ajanlık başta olmak üzere 20 suçtan aranıyor. Emniyet yetkililerinin verdiği bilgilere göre; Tarkan Yavaş'ın silahlı olduğu öğrenildi.

 

Hürriyet

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Adnan hoca’ kaçamadı

Kamuoyunda Adnan Hoca olarak bilinen Adnan Oktar (asıl adı Adnan Arslanoğulları) ve grubuna yönelik İstanbul merkezli 4 ilde düzenlenen operasyonda, 172 kişi gözaltına alındı. Operasyonu öğrenince polisten kaçmaya çalışan Oktar, kovalamaca sonucu Sarıyer’de yakalandı. Şüphelilere organize suç örgütü kurmak, siyasi ve askeri casusluk, çocuk istismarının da dahil olduğu suçlamalar yöneltilen operasyonun ayrıntıları şöyle:

 

120 ADRESE BASKIN

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nün yürüttüğü soruşturma 2 yıldır devam ediyordu. Çalışmanın temelini, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tarafından hazırlanan bir rapor oluşturdu.

 

Mali Şube Müdürlüğü, Özel Harekât, Deniz Şube ve Havacılık Şube Müdürlüğü ekipleri dün sabah saatlerinde harekete geçti. Operasyonun hedefinde 106’sı kadın 235 kişi vardı. Özel Harekât polisleri ve Mali Şube ekipleri helikopter desteğiyle sabah saatlerinde Kandilli Rasathanesi’nin yakınındaki Eşref Bitlis Sokak’ta orman içinde bulunan villaya geldi. Polisin operasyon yapacağını son anda öğrenen Adnan Oktar villadan kaçtı. İstihbarat ekibi Oktar’ı Sarıyer’de aracında yakaladı. Basılan villada bulunan bir koruma silahıyla havaya ateş açtı. Bu sırada harekete geçen Özel Harekât polisleri villanın kapılarını kırarak içeri girdi. Villada sabah başlayan aramalar yaklaşık 17 saat sürdü. Polis ekipleri ve gözaltına alınan 22 şüpheli saat 22.30 sıralarında villadan ayrıldı.

 

KALE GİBİ KORUNUYOR

Geniş bir ormanlık arazinin ortasında olan ve yaklaşık 500 metre uzunluğunda tek bir yoldan ulaşılan villanın bulunduğu sokağa ilk giriş demir kapılarla kapatılmış. Girişin çevresinde ise yaklaşık 10 ayrı güvenlik kamerası ve telefon bulunuyor. İkinci demir kapı da aynı şekilde dikenli tellerle ve güvenlik kameraları ile korunuyor. Ayrıca her kapı arasında ağaçlara gizlenmiş gece görüş kameraları yer alıyor. Yaklaşık 500 metre ilerlendikten sonra villanın bahçesinin bulunduğu kapıya ulaşılıyor. Bu kapıda da onlarca güvenlik kamerası, özel eğitimli köpekler ve güvenlik kulübeleri var. Kapılardan da villayı görmek mümkün değil. Ormanlık alanın Boğaz’a bakan kısmında bulunan villa ağaçlar tarafından çevrelenmiş durumda. Ayrıca villanın bahçe alanında da yaklaşık 5 özel eğitimli köpek duruyor.

 

2 NUMARA KAÇTI

Oktar’ın televizyon programlarına katılan, 1999’da kan kanseri olduğu için ilik kampanyası başlatan Oktar Babuna ile Adnan Oktar’ın ‘kediciklerini’ koordine ettiği öne sürülen Didem Ürer’in de gözaltına alınanlar arasında bulunduğu bildirildi. Grubun 2 numarası olduğu öne sürülen Teknik ve Bilim Araştırma Vakfı ile Milli Değerleri Koruma Vakfı Başkanı Tarkan Yavaş’ın arananlar arasında olduğu öğrenildi. Tarkan Yavaş her yerde aranırken Twitter’dan operasyonla ilgili paylaşımlarda bulundu.

 

http://i.hizliresim.com/BzvD3p.jpg

 

Adnan Oktar, gazetecilerin gözaltına alınma sebebiyle ilgili sorularına yanıt vermek istedi. “Hepsi yalan. Derin devletin oyunu” diyen Oktar’ın ağzı polis tarafından kapatıldı.

(Özgür ALTUNCU/İSTANBUL)

 

KAYYUM ATANDI

Adnan Oktar’ın canlı yayınlarını yaptığı A9 TV’de de arama yapıldı. Operasyonda 50’den fazla silah ve çok sayıda mermi, çelik yelek ve zırhlı araç ele geçirildi. Operasyonun hedefindeki 235 kişinin tüm mal varlıklarına el konularak kayyum atandığı da belirtildi. 63 kişi ise aranıyor. Yaşları 11 ile 40 arasında bulunan yaklaşık 70 kadın ve çocuğun cinsel tacize uğradığını iddia ederek farklı tarihlerde Adnan Oktar’dan şikâyetçi olduğu ve ihbarda bulunduğu öne sürüldü.

CEZAEVİNDE 9 AY

12 Kasım 1999’da Adnan Oktar’ın da aralarında bulunduğu BAV’a mensup 85 kişi gözaltına alındı. Adnan Oktar BAV operasyonu sonrasında 9 ay cezaevinde tutuldu. Müştekilerin çoğunun emniyetteki baskı sonucu şikâyetçi olmak zorunda kaldıklarını söylemeleri üzerine İstanbul DGM’de görülen duruşma sonunda tahliye edildiler. Dönemin İçişleri Bakanı Saadettin Tantan “Bu adam, Apo kadar tehlikeli” demişti. Oktar “Harun Yahya“ takma adıyla çok sayıda evrim karşıtı kitap hazırladı.

 

31 SUÇLAMA

Adnan Oktar ve grubuna yöneltilen 31 suçlamadan bazıları şöyle:

 

Suç işlemek amacıyla örgüt kurma

Çocukların cinsel istismarı

Cinsel saldırı

Şantaj

Tehdit

Cebir

Çocuğun kaçırılması veya alıkonulması

Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık

İftira

Hakaret

Suç uydurma

Siyasi ve askeri casusluk

Yalan tanıklık

Nitelikli dolandırıcılık

Rüşvet - resmi belgede sahtecilik

Özel hayatının gizliğini ihlal

Kişisel verilerin kaydedilmesi

 

http://i.hizliresim.com/X69LAk.jpg

 

‘KEDİCİKLER ÇİFT SİLAH GEZİYOR’

ADNAN Oktar grubuna 2016’da alındığını ve 2017 yılında kaçtığını aktaran Ceylan Özgül “Bu örgütün içyüzü pislik dolu. Defalarca tecavüze uğrayan kızlar var” dedi. Özgül, grubun içindeki kadınlar için kullanılan “Kedicik” kelimesinin konuyu hafifleştirip şirinleştirdiğini savunarak, şöyle konuştu: “Kedicik’lerin büyük bir kısmının sokakta çift silah taşıdığını insanlar bilmiyor.”

 

http://i.hizliresim.com/3zvY0M.jpg

 

ÇOĞU ZIRHLI 18 ARAÇ

Adnan Oktar’ın yaşadığı Çengelköy sırtlarındaki villada aramalar devam ederken, bahçede park edilmiş olan çoğu zırhlı cip 18 araç çekicilere yüklenerek İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Basılan 120 adresten Ümraniye’deki bir depoda çok sayıda tablo ve antika eşya bulundu. Hepsi numaralanarak emniyete götürülen eserlerin tek tek inceleneceği, çalıntı olup olmadığının araştırılacağı bildirildi.

 

Hürriyet

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Eski kedicik ‘Adnan Oktar örgütü’ ile ilgili şoke eden ifadeler kullandı

Adnan Oktar grubundan 2017 yılında ayrılan Ceylan Özgül, '7, 10, 14 ve 17 yaşında kızlar burada tacize uğruyor. Defalarca tecavüze uğrayan kızlar var. Halk, bu konular açıldıkça hangi pisliklerden kurtulduğunu daha iyi anlayacaklar' diyerek 'vitrinde masum görünen bu kadınların bir kısmı çift silahla geziyorlar. Türkiye ortaya çıkanlarla daha çok şaşıracak' ifadelerini kullandı.

 

http://i.hizliresim.com/LDZ19Z.jpg

 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca kamuoyunda "Adnan Hoca" olarak bilinen Adnan Oktar ve grubuna yönelik başlatılan operasyon ve gözaltı kararı üzerine grupta bulunduğu sırada şahit olduğu ve gözlemlediği olaylara ilişkin AA muhabirine açıklama yapan Özgül, 2006'nın sonunda gruba alındığını ve 10 yıl kaldıktan sonra 2017'de gruptan kaçtığını anlattı.

 

Orada kaldığı süre boyunca kendisine mahrem bilgilerin açılmaya başlandığını aktaran Özgül, "Ben özellikle devlete saldıran, Türk devletinin bilgisi olmadan yurtdışında yapılan faaliyetleri fark ettim. Bu vicdanımı çok rahatsız etti, o şekilde kaçtım." dedi.

 

Genç ve özellikle "ayrıcalıklı" bazı ailelerde yetişmiş insanları çekmek için bu gibi grupların vitrine ihtiyaçları olduğunu aktaran Özgül, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

"Hatta bugüne kadar bu tip grupların dışarıdan tehlikesinin tam olarak anlaşılamamasının sebeplerinden bir tanesi de bu vitrin aslında. Bu özel oluşturulmuş, üzerinde çalışılmış bir iş olarak yapılmış bir vitrin, o yüzden cezbedici. Benim girme sebeplerimden bir tanesi ben çok idealist bir genç kızdım üniversite yıllarımda. Grupta anlatılan İslam ahlakını dünyaya hakim kılmak gibi bu ideallerin üzerinde çalışılacağına inanmıştım. Bu konuda kandırıldım açıkçası. O yüzden bu gruba katılmıştım. Bu örgütün iç yüzü gerçekten pislik dolu. Bakın 7, 10, 14 ve 17 yaşında kızlar burada tacize uğruyorlar. Defalarca tecavüze uğrayan kızlar var. Bu grup konusundaki bilgiler ortaya çıktıkça insanlar çok daha fazla bunları fark edecek. Halk bu konular açıldıkça hangi pisliklerden kurtulduklarını, sokaklarımızın neyden temizlendiğini daha iyi anlayacaklar. Bunlar teker teker ortaya çıkınca aslında Türk halkı gerçekten çok şaşıracak. Burada çok fazla müşteki var. Ben de bu müştekilerden bir tanesiyim. O yüzden de bunun ortaya çıkmasına hiç şaşırmadım."

 

"TÜRKİYE'YE KUMPAS KURAN BİR GRUP"

Adnan Oktar grubundan ayrılan birkaç arkadaş olarak bildiklerinin hepsini otoritelerle paylaştıklarını, devletin buna kayıtsız kalmadığını, grubun, A4 sayfasını dolduracak kadar suçları olduğunu ifade eden Özgül, şöyle konuştu:

 

"İlk gördüğümde suç listesini bende şaşırdım ama teker teker okuyunca aslında hepsinin doğru olduğunu anladım. Çünkü bunların büyük bir kısmı benim de şahit olduğum şeylerdi. Mesela şu anda sadece Türkiye'de değil bütün dünyada basına yansımış olan, sosyal medyada da çok fazla yer alan FETÖ bağlantılı Amerika'daki davaların bir tanesinde direkt olarak müdahil olan bir grup bu. Yani Türkiye'ye kumpas kuran, Türkiye'nin arkasında dolaşan ve Türkiye'yi gerçekten uluslararası alanda çok zor bir duruma düşürmüş bir grup. Yaptıkları bir sürü ajanlık faaliyetleri var, küçük kızlara taciz ve tecavüz, insanlara tehdit ve şantaj, insanların hapsedilmesi... Sadece ben değilim orada hapsedilen çok fazla kadın vardı. Cinsel taciz ve tecavüzün bir kısmını duydum, bir kısmını ayrıldıktan sonra karşılaştığım kişilerden öğrendim, bir kısmını da ben oradayken bildiğim bilgilerle birleştirerek doğru olduğunu teyit ettim. Fakat çok fazla şu anda arkadaşımız var onlarla da bağlantı kurabilirsiniz, bire bir şahitler."

 

Gruptan ayrıldıktan sonra sosyal medyada ve internette kendisine hakaret edildiğini ve iftira atıldığını öne süren Özgül, Photoshoplu fotoğraflarını yayınlayarak, oturduğu yerin adresi, telefon numarası bilgisinin de yer aldığı ve eskort olduğunu yazan internet siteleri açıldığını iddia etti.

 

Kendisini rahatsız etmek ve sindirmek, şikayetçi olmasını engellemek ve geri adım attırmak amacıyla çeşitli yollara başvurduklarına dikkati çeken Özgül, "Ben ve benim gibi insanları korkutmak amacıyla bu yapılıyor. Bunun tek hedefi de sadece ben değilim. Oradaki diğer kadınlar ve genç kızlar. Yani şunu demeye çalışıyorlar 'Siz ayrılmaya kalkarsanız bizim de elimizde sizinle ilgili görüntü varsa bunları kullanırız, sizi mahvederiz, ailenizi mahvederiz' demeye çalışıyorlar. Çünkü daha önceki yıllarda (neyse ki şu an FETÖ temizlenmiş durumda) hem polisin içinde hem adaletin içinde onların üyeleri varken korunuyordu da bu adam. Neyse ki şu anda böyle bir durum olmadığı için bu şekilde bir sonuç alabildik." ifadelerini kullandı.

 

"DİNDAR OLMAK İSTİYORDUM"

Dini öğrenmek isteyen, dinle ilgilenen fakat din hakkında bilgisi olmayan gençleri kandırmaya çalıştıklarını belirten Özgül, "Ben mesela dindar olmak istiyordum, dini öğrenmek istiyordum karşıma bu insanlar çıktı. Onların anlattıkları şeylere inandım fakat uyanmaya başladığımda artık hapsedilmiş bir konuma gelmiştim. Dini istismar zaten en başta gelen konu. Mesela uluslararası dolandırıcılık onların yaptığı suçlar arasında en başta gelen. Gerçekten yaptıkları çok fazla suç var." dedi.

 

Bugün Türkiye'nin önemli bir güne uyandığını aktaran özgül, şunları kaydetti:

 

"Allah'a çok şükür sokaklarımız çok büyük bir pislikten temizlendi. Bu yeni sistemin insanlığın elini ne kadar çözdüğünü de bize anlatıyor. Çok uzun süredir, 39 yıldır devam eden bir suç örgütü. Bu suç örgütüne karşı hem politik düzensizlikten dolayı hem insanlığın elini bağlayan şeylerden dolayı hiçbir şey yapılamıyordu fakat başkanlık sistemi bunun da önünü açtı. Aslında bu ilk örneklerinden biri. Çok güzel bir sonuç aldığımızı düşünüyorum."

 

"KEDİCİK'LERİN ÇİFT SİLAH TAŞIDIĞINI İNSANLAR BİLMİYOR"

Özgül, grubun içindeki kadınlar için kullanılan "Kedicik" kelimesinin konuyu hafifleştirdiğine ve şirinleştirdiği savunarak, " 'Kedicik'lerin büyük bir kısmının sokakta gezerken usulsüz yollardan alınmış çift silah taşıdığını insanlar bilmiyor. Bu kadınların kendilerinden küçük insanları yanlarında gardiyan olarak dolaştırdığını, doktora bile yanında götürdüğünü bilmiyor. Devlete karşı işlenen suçları, ajanlık suçlarını, taciz edilen 7, 10 yaşındaki çocukları oraya nasıl çektiklerini bilmiyorlar." ifadelerini kullandı.

 

Gün geçtikçe olayın ciddiyetinin ortaya çıkacağını dile getiren Özgül, sözlerini, "Öğrendikçe aslında ne kadar ciddi bir pislikten kurtulduğumuzu anlayacaksınız. Bu yüzden ben halkı bilgilendirmek istedim. Hiçbir reklamın yayınlanmadığı bir kanalda insanların sadece dans etmesi ve bundan sürekli para kaybetmesi, böyle bir şey açıklanamaz. Bunun tek nedeni örgütü koruyan özel bir vitrin olması. Çok fazla firari olacaktır. Bu insanların görüldüğü yerlerde ihbar edilmesi konusunda halkımızı duyarlı olmaya çağırıyorum." diye tamamladı.

 

Hürriyet

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Yıllarca kitaplarında yahudileri kötüleyen bu adam değilmiydi? Demek ki insanları yanıltmış.İsrail gazetesi açık açık israil dostu diyor kendisi için.Bu dostluğun geçmişi çok eskiye dayanıyor olmalı.Dolayısıyla kendisini her şekilde koruyup kollamış olmalılar.Yoksa arkasında büyük bir güç olmadan bu kadar ileri gidemezdi.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Adnan Oktar’ın avukatı kim çıktı!

Adnan Oktar'ın davasında ilginç detay! Kedicik ve müritleri ile birlikte gözaltına alınan Adnan Oktar'ın avukatı Atanur Demir, 2016 yılbaşı gecesi Ortaköy'deki eğlence merkezi Reina'ya saldırı düzenleyerek, 39 kişiyi katleden Abdulkadir Masharipov'un da müdafi çıktı. Demir, 57 sanığın yargılandığı Reina davasında ilk günden bu yana saldırgan Masharipov'un avukatlığını yapıyor.

 

http://i.hizliresim.com/yqNJNa.jpg

 

Suç örgütü lideri olduğu gerekçesiyle Adnan Oktar'ın gözaltına alınmasının ardından “Akıl sağlığı için Adli Tıp raporu gündemimizde değil” sözleriyle dikkat çeken avukatı Atanur Demir, 2016 yılbaşı gecesi Ortaköy'deki eğlence merkezi Reina'ya düzenlediği saldırıyla 39 kişiyi katleden Abdülkadir Mashapirov'un da avukatlığını yapıyor. Demir'in, kişisel internet sitesinde, avukatlık ücret tarifesi de yer alıyor. Buna göre, Ağır Cezalık suçlarda sanık müdafiliğini üstlenmek için en az 25 bin lira alan Demir'in, “taban” ücret tarifesi şöyle:

Ağır Ceza: Sanık müdafiliği en az 25 bin

Mağdur : Katılan vekilliği en az 10 bin

Asliye Ceza: Sanık müdafiliği 8 bin 500

Mağdur-Katılan vekilliği 4 bin 500

Savcılık-Karakol-Sorgu Hakimliği: Şüpheli müdafiliği-5 bin

 

Adnan Oktar’ın ‘arşivine’ de el konuldu

http://i.hizliresim.com/oV0q02.jpg

 

Emniyet'te oluşuturulan özel ekip, hard disklerdeki binlerce saatlik görüntüyü incelemeye aldı. Bilgisayarlarda tv arşivinin yanı sıra 'yayınlanmamış' görüntülerin de olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.

 

190 KİŞİ GÖZALTINDA

Adnan Oktar, Oktar Babuna, Didem Ürer ve Manken Gökhan Barlan’ın da aralarında bulunduğu 106’sı kadın 235 kişinin yakalanması için düğmeye basan polis 190 şüpheliyi gözaltına aldı. Dün sabah başlatılan operasyonda yeni detaylar da günyüzüne çıkmaya devam ediyor.

 

Kamuoyunda Adnan Oktar’ın televizyonu olarak bilinen ve uydu üzerinden yayın yapan A9 televizyonunda da arama yapıldı. Aramalarda belgelerin dışında yayın arşivine de el konuldu. El konulan bilgisayarlarda program kayıtlarının yanı sıra yayınlanmamış çok sayıda görüntünün de olduğu öğrenildi.

Binlerce saatten oluşan görüntü kaydının Emniyet’te oluşturulan uzman ekiplerce saniye saniye inceleneği öğrenildi.

 

FETÖ, Adnan Oktar’ı düne kadar koruyordu

Türkiye, 19 yıl önce bir kez dokunulan ve tutuklanan sonrasında da davası düşen Adnan Oktar ve örgütünü konuşuyor. Çok sayıda itirafın olduğu, 31 suçlamanın yöneltildiği örgütle ilgili dört çocuğu Adnan Oktar'ın müridi olan Semin Babuna'nın 6 Ekim 2017'de verdiği bilgilerle başlayalım: “Kocam öldü. Tek bir çocuğum cenazesinde yoktu.. O adam (Adnan Oktar) çocuklarımızı bizden kopardı. Onlarla alakalı dosyayı Cumhurbaşkanımıza verdim.. Bunları düne kadar FETÖ yargısı koruyordu.”

 

13 YIL ÖNCE DAVA DÜŞTÜ

Şimdi 19 yıl önceye gidelim. Adnan Oktar ve kurucusu olduğu Bilim Araştırma Vakfı (BAV) üyeleri hakkında daha önce 2000 yılında dava açılmıştı. Suçlamalar “cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak” ve “tehditle menfaat temin etmek” idi. Oktar, Kasım 1999'da tutuklanmıştı. İstanbul 1 No'lu DGM'de 7 Nisan 2000 tarihinde görülmesine başlanan dava, mahkemenin 12 Eylül 2003'te verdiği “görevsizlik kararı” üzerine İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'ne geldi. Oktar'ın da aralarında bulunduğu 34 kişi yargılanıyordu. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 24 Ekim 2005 tarihinde Adnan Oktar ile 34 sanık hakkındaki dava dosyasının, zaman aşımı dolduğundan düşmesine karar verdi.

 

“GÜLEN'E ADAMIMI YOLLADIM”

Geliyoruz Adnan Oktar'ın Fetullah Gülen ve örgütüyle ilişkisine. Oktar, A9TV'de, 2015 Eylül'ünde yayınlanan bir programında şöyle konuşuyordu: “Fetullah Hoca beni çok sever. Cemaatimizin faaliyetlerini İslam alemindeki en mükemmel faaliyet olarak görüyor. Bu sırrımı da söylettiniz bana. Kendi arkadaşımı gönderdim Fethullah Hoca'nın yanına, gerekirse ismini de açıklayabilirim. Hocamızı biz de çok severiz, ben de severim Fethullah Hoca'yı.”

 

ERGENEKON KUMPASINI SAVUNDU

Adnan Oktar, 13 Kasım 2008'de Türk Time'a verdiği bir röportajda da FETÖ'nün kumpası olduğu ortaya çıkan Ergenekon operasyonunu savunmuş ve şöyle demişti: “Yüzlerce anne bana derin hislerle, derin saygıyla bağlı. Beni her yönden destekliyorlar. Ama toplam üç veya beş aile şiddetle karşılar. Bu ailelere baktığımızda bir zamanlar Ergenekon'dan gözaltına alınan İstanbul eski Milletvekili Emin Şirin Organize Suçlar eski Müdürü Adil Serdar Saçan gibi Ergenekon mensubu kişilerle bağlantı içindeler. Acaba diyorum, Ergenekon örgütü bu ailelere bir şekilde etki ediyor mu? Ergenekon şimdinin olayı değil ki… Ben 10 yıl önce kitabımda Ergenekon'u anlattım.”

 

Oktar örgütünün FETÖ'yle bağını gözler önüne seren bir tanıklık daha var. Ergenekon kumpasında, 1999'da Oktar'a yapılan operasyonda gözaltına alınan Emre Çalıkoğlu tanık olarak dinlenmişti. 16 Kasım 2012'deki duruşmada Çalıkoğlu operasyonu yürüten polis şefi Adil Serdar Saçan'ı suçlamıştı.

 

ADNAN OKTAR KURDUĞU VAKIFLA GENÇ KIZ VE ERKEKLERİ MÜRİDİ YAPMIŞTI

Adnan Oktar kurduğu Bilim ve Araştırma Vakfı üzerinden gençleri hedef almıştı. Zengin ailelerin yakışıklı ve güzel çocuklarını müridi yapmış, ekonomik güçlerini kullanmıştı. Şimdi Emniyette ifade veriyor.

 

ADNAN OKTAR'IN YANINDA 13 YIL KALAN ÜMİT KURUCA: FİRARİ FETO'CÜ OPÇİN MALİKANEYE GELİYORDU

Adnan Oktar'la bir dönem hareket eden ve yakın tarihlerde bağlantılarını koparan Ceylan Özgül ve Ümit Kuruca, örgütle ilgili önemli bilgiler verdi. 13 yıl örgüt içinde kaldığını belirten Kuruca şunları kaydetti:

 

“Burada hücre sistemi vardı. Ben en yakınında olmama rağmen, bilmediğim birçok konu vardı. Arabasını kullanıyor, telefonlarına bakıyor, bütün organizasyonlarına bakıyordum. Aynı evde kalıyordum bu adamla. Buna rağmen benim de bilmediğim birçok konu ile karşılaştık. Örgüt içinde erkekler kısmında bölüm bölüm herkesin faaliyet yaptığı alanlar vardı. Kimisi yurt dışı bağlantılarını kurardı. Örgüte İsrail ve Pentagon tarafından yüklü miktarda paralar gelirdi. Kimi zaman hediye kisvesi altında çok pahalı hediyeler gelirdi. Yurt dışından örgüte karşı yüklü miktarda finans sağlanıyordu. Televizyona sürekli İsrail ve Amerika'dan misafirler gelip, programlara çıkıyordu.”

Kuruca önceki akşam da Akit TV canlı yayınına bağlandı ve şunları kaydetti: Tuncay Opçin (Firari FETÖ'cü) Adnan Oktar'ın malikanesine gelirdi. İki saat kalırdı. Opçin gibi isimlerle Tarkan Yavaş (Firari ve örgütün iki numarası) görüşürdü.”

 

İKİ İSİM DE ÖRGÜT HAKKINDA BİLGİLER VERDİ

 

http://i.hizliresim.com/Azn8nX.jpg

 

Şüpheli Oktar'ın yanında uzun yıllar kalan Ümit Kuruca ve Ceylan Özgül örgütle ilgili çarpıcı bilgiler verdi.

 

KEDİCİKLER, FETO'CÜ POLİSLERLE GÖRÜŞMÜŞ

Adnan Oktar'ın kedicikleri olarak bilinen kadınların FETÖ'cü polisler ve üst düzey örgüt yöneticileri ile sıkı irtibat içinde olduğu daha 2014 yılında ortaya çıkmıştı. Oktar'la birlikte program yapan Ayşegül Babuna ve Aylin Atmaca'nın FETÖ'cü polis müdürleri ile çok sayıda görüşme yaptığını Aydınlık Gazetesi 11 Aralık 2014 tarihinde haber yapmıştı. Haberde şunlar kaydedilmişti:

 

HTS KAYITLARI

“Adnan Oktar'ın kedicikleri olarak bilinen kadınların F-tipi polisler ve üst düzey cemaat yöneticileri ile sıkı irtibat içinde olduğu ortaya çıktı. Oktar'la birlikte program yapan Ayşegül Babuna ve Aylin Atmaca'nın; F-tipi emniyet müdürleri ile çok sayıda görüşme yaptığı HTS kayıtları ile belgelendi. Telefon görüşmelerinin gerçekleştiği 2009 yılında; Babuna ve Atmaca'nın ziyaret ettiği isimler Ergenekon operasyonları ile bir bir tutuklanmıştı. Avukatlar Levent Göktaş, Hüseyin Buzoğlu, Necdet Okçu ve Serdar Öztürk; Babuna ve Atmaca'nın ziyaretlerinin ardından tutuklanan isimler. Avukat Öztürk'ün açtığı davaya gönderilen HTS kayıtları bütün trafiği ortaya döktü. Oktar'ın kedicikleri; 2009 yılında Ergenekon operasyonlarını yöneten Terörle Mücadele Şube Müdürü Ömer Köse ile irtibat halindeydi.

KUMPASI YÖNETMİŞTİ

 

http://i.hizliresim.com/ODV8V5.jpg

 

Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Daire Başkanı Bekir Akarsu da kediciklerin görüştüğü kişilerden. Köse de Akarsu da F-tipi polislere yönelik operasyonlarda tutuklandı. Babuna ve Akarsu ile görüşenler arasında tertiplerde yönlendiren Emniyet İstihbarat Dairesi'ndeki Tamer ve Murat isimli amirler de dikkat çekiyor. Aynı dönemde cemaatin üst düzey imamı Ş. A. T.'nin kediciklerle görüşmeleri de HTS kayıtlarına girdi.”

BEKAROĞLU, ADNAN OKTAR'I SAVUNMUŞTU

 

http://i.hizliresim.com/Q2v8vV.jpg

 

Tarih 10 Ağustos 2000. Bugün CHP Milletvekili olan dönemin Fazilet Partisi (FP) Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Bekaroğlu, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın (PKK'lılardan daha tehlikeli) dediği Adnan Oktar'ın tahliye edildiğini belirtmiş, “Sayın Bakan (Tantan) ilgili kişiden, diğer serbest bırakılan kişilerden özür diyecek midir” demişti. Bekaroğlu, Tantan tarafından yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na verdiği yazılı soru önergesinde şu sorular yer almıştı: “Sayın İçişleri Bakanı'nın bu tür olayların tekrarlanmasını önlemek, araştırma, inceleme ve soruşturmaların daha objektif kriterlerce yapılması için herhangi bir çalışması bulunmakta mıdır? Eğer böyle bir çalışması söz konusu değilse, sayın Bakan bu çelişkiyi yani kendilerinin veya teşkilatının, kamuoyu önünde mahkum ettiği, hatta (PKK'lılardan bile tehlikeli) dediği kişilerin mahkemelerce serbest bırakılmasını nasıl izah etmektedir?”

 

Adnan Oktar operasyonunda iğrenç detaylar

Adnan Oktar ve örgütüne yönelik düzenlenen operasyonla ilgili yeni detaylar gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Dosya kapsamında 11 ila 17 yaş arasında 15 çocuğun cinsel saldırı mağduru olduğu öne sürüldü. Ayrıca 20 kadının da defalarca kez tecavüze uğradığı iddia edildi.

 

Operasyonda Oktar Babuna, Didem Ürer ve Manken Gökhan Barlan’ın da aralarında yer aldığı 190 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin Vatan Caddesi'ndeki işlemleri devam ederken, dosya kapsamındaki “Reşit olmayanla cinsel ilişki” “Cinsel Saldırı” “Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması” “Çocukların cinsel istismarı” gibi iddialarla ilgili yeni detaylar ortaya çıktı.

11 YAŞINDA CİNSEL SALDIRI… ANNESİ TESLİM ETMİŞ!

İddiaya göre, yapılanma içerisinde tecavüz ve cinsel saldırıya uğradığını iddia eden 35 kişi şikayetçi oldu. Bu mağdurlardan 15'inin 11 ila 17 yaşları arasındayken cinsel saldırıya uğradığı öne sürüldü. Beş yıl önce 11 yaşındayken örgütte A.O. tarafından cinsel saldırıya uğradığı öne sürülen çocuğun annesi hakkında da işlem yapıldığı belirtildi. İsmi gizli tutulan 16 yaşındaki çocuğun annesi tarafından örgüte götürüldüğü iddia edildi.

 

TURNİKE ADINDAN TECAVÜZ ÇARKI

Polisin yaptığı çalışmada örgütün ‘Turnike’ sistemi adı altında bir tecavüz çarkı da kurduğu öne sürüldü. İddiaya göre, örgüte üye olan bir erkek tarafından yapıya kazandırılan kadınlar, önce bir süre lüks hayat içerisinde yaşıyor. Daha sonra ise bloklardan oluşan lüks villlarda tutuluyorlar. Kadınlar buralarda defalarca kez tecavüze uğruyor. Psikolojik dirençleri kırılan kadınlar, örgüte tabi oluyor. İddiaya göre kadınlar daha sonra kendilerini turnikeden çıkaran örgüt liderlerine biat ediyor. Bu süreçte yaşadıkları karşısında dayanamayan kadınlara ise ‘sabokrit tipi’ sakinleştiriciler veriliyor.

 

2 YILDA ÖRGÜTÜN ŞEMASI ÇIKARILDI… BACILAR, İMAM BACILAR VE BACI İMAMLARI….

Polisin 2 yıllık takip sırasında örgütün iç yapısını da ortaya koyduğu belirtildi. İddiaya göre, örgüt yapılanmasında kadınlar “Bacılar” “İmam Bacılar” ve “Bacı İmamları” olarak 3 gruba ayrılıyor. Erkekler ise “Kardeşler” “İmam Kardeşler” ve “Kardeş İmamları” olarak ayrılıyor. Adnan Oktar'ın liderliğini yaptığı örgütün ikinci isminin ise Didem Ürer olduğu öne sürülüyor.

 

CEZA VE ŞİDDET… 5 YIL ÖNCEKİ OLAYLARDAN BİLE BİHABERLER!

Yapılan çalışmalarda, turnike sisteminden çıktıktan sonra örgüte dahil olan kadınların karşı çıkması halinde, kaş kazıtma, saç kestirme ve darp gibi cezalar verildiği belirtildi. Uygulamaların ardından yeniden turnike sistemine sokulduğu iddia edilen kadınlardan bazılarının yıllarca esir hayatı gibi bir hayat yaşadığı öne sürülüyor. Günlük hayattan bilgileri dahi olmayan bazı kadınların 5 yıl önce yaşananlardan dahi haberdar olmadıkları belirtiliyor.

 

http://i.hizliresim.com/vPXAbR.jpg

Kediciklerin neden birbirine benzedikleri de ortaya çıktı.

 

ADNAN HOCA KRİTERLERİ

Polisin yaptığı çalışmada, Adnan Hoca'nın kedicikleri olarak bilinen kadınların birbirlerine benzeme sebepleri de ortaya çıktı. İddiaya göre, Adnan Oktar'ın; elmacık kemiği çıkık, ince belli, kalın dudaklı kadınları güzel bulduğu ve sisteme giren kadınlara bu formata göre estetik ameliyatı yapıldığı öğrenildi.

 

Sözcü

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Adnan Oktar’a destek eylemi

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube ekiplerinin Adnan Oktar ve grubuna yönelik önceki gün yaptığı operasyon kapsamında 179 kişiyi gözaltına almıştı. Oktar’ın da aralarında bulunduğu şüphelileri destekleyen bazı kişiler Vatan Caddesi’nde bulunan İstanbul Emniyet Müdürlüğü karşısında toplanarak açıklama yaptı.Nursel Tekin isimli kadının, "Milyar tane evladım olsa, milyarını ve kendi canımı Adnan Oktar ve arkadaşlarının yoluna feda ederim" sözleri ise duyanlara "yuh" dedirtti.

 

http://i.hizliresim.com/AznWrQ.jpg

 

Yaklaşık 20 yıldır Adnan Oktar’ı tanıdığını, kitaplarını okuduğunu ve iki çocuğunun Oktar’ın öğrencisi olduğunu belirten Osman Yazaroğlu, “Bu arkadaşların herhangi birisi hiçbir suça bulaşmamıştır. Bunlar tamamen atılan bir iftiradan ibarettir. Sonuçlar yargılama süresinde ortaya çıkacaktır. Evde bulunan silahlarla ilgili spekülasyon yapılıyor. Bu silahlar Adnan Oktar’ın malikanesinde ve evinde güvenlik hizmeti veren birkaç arkadaşın ruhsatlı silahlarıdır. Bunlar devletin verdiği ruhsatlı silahlardır. Bu haberlerle bir algı operasyonu oluşturulmak isteniyor. Bunun doğru olmadığını söylüyoruz” dedi.

 

Nursel Tekin ise, “Milyar tane evladım olsa, milyarını ve kendi canımı Adnan Oktar ve arkadaşlarının yoluna feda ederim” diye konuştu.

6 yıldır Adnan Oktar’ı tanıdığını ve 3 yıldır da programlara çıktığını belirten Gizem Daşer ise, “Bu zamana kadar ortaya atılan taciz iddiaları tamamen iftiradır. Bütün erkek ve kız kardeşlerimize kardeşi gibi bakar, kardeşi gibi her şeyden sakınır. Bunlar hep İngiliz derin devletinin oyunu ve inşallah bu oyun bozulacak” şeklinde konuştu.

 

Adnan Oktar ve grubunun aylık geliri

http://i.hizliresim.com/yqNgW7.jpg

 

Kamuoyunda "Adnan Hoca" olarak bilinen Adnan Oktar ve grubuna yönelik operasyonda, gözaltına alınanların sayısı 182'ye yükseldi. Mali Şube ekiplerinin araştırmalarında, Adnan Oktar ve grubunun aylık 1 milyon doların üzerinde para kazandığı tespiti yapıldığı ileri sürüldü.

 

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince önceki gün düzenlenen operasyonda gözaltına alınan aralarında Adnan Oktar ve Oktar Babuna'nın da bulunduğu şüphelilerin emniyetteki işlemleri devam ediyor.

 

Hakkında gözaltı kararı bulunan 106'sı kadın 235 şüpheliden şu ana kadar 182'si gözaltına alındı. Şüphelilerin ifadelerinin alınmasına henüz başlanmadığı, diğer 53 kişinin yakalanmasına çalışıldığı öğrenildi.

 

Polis ekiplerinin operasyon kapsamında evde ele geçirdiği malzeme, para, silah, mermi ve dijital malzeme ile dokümanların sayım ve kontrollerinin devam ettiği belirtildi.

 

AYLIK 1 MİLYON DOLARIN ÜZERİNDE GELİR

Mali Şube ekiplerinin araştırmalarında, Adnan Oktar ve grubunun yayıncılık şirketi ve televizyon kanalı üzerinden aylık 1 milyon doların üzerinde para kazandığı tespiti yapıldığı ileri sürüldü.

Şüphelilerin yurt dışındaki tanınmış şirketlerin isimlerine benzer adlarda firmalar kurarak, yabancı ülkelerde haksız kazanç sağladığı iddiasıyla ilgili araştırmanın sürdüğü belirtildi.

 

Söz konusu iddialara ilişkin MASAK ve adli birimlerin çalışmalarının da devam ettiği öğrenildi.

 

sözcü

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Gizli tanık 'kedicik': Adnan Hoca'dan '100 senede bir gelen kurtarıcı' olarak bahsediliyordu

Kamuoyunda 'Adnan Hoca' olarak tanınan Adnan Oktar soruşturması devam ederken, 'yapılanmaya' ilişkin geçmiş dönemde açılan soruşturmalardaki bilgiler ortaya çıkmaya devam ediyor. Oktar'ın 'kedicikleri' arasında bulunan gizli bir tanık, çıplak namaz kıldırıldığını belirterek "Adnan Hoca'dan '100 senede bir gelen kurtarıcı' diye bahsediliyordu" dedi.

 

Milliyet'ten Musa Kesler'in haberine göre, Adnan Oktar ve grubu hakkında açılan ancak 2013'te zaman aşımından düşen davanın dosyasındaki 'gizli tanık' ifadeleri örgütün o dönemdeki faaliyetlerine de ışık tutar mahiyette. Soruşturmada '3 numaralı gizli tanık' olarak ifade veren bir mağdur, 'Adnan Hoca grubu'nun içinde kaldığı dönemde yaşadıklarını bütün ayrıntılarıyla anlatıyor.

 

Habere göre, örgüt içindeki 40'tan fazla kişiyle ilişkiye girdiğini söyleyen gizli tanığın ifadeleri şöyle:

"16 yaşımdayken, sonradan Adnan Hoca grubundan olduğunu öğrendiğim bir şahısla tanıştım. Bana dini telkinlerde bulundu, ibadet etmem gerektiğini ve bu ibadeti herkes tarafından bilindiği şekilde değil de günde iki vakit; sabah akşam ikişer rekât halinde ve her rekâtta birkaç kelime söyleyerek yapabileceğimi söyledi. Hatta çırılçıplak da yapabileceğimi söyledi. Bana mantıksız gelmişti ama yapılan telkinlerle ben de buna inanmaya başladım. Kısa bir süre sonra beni grubun diğer üyelerinin de kaldığı evlere götürmeye başladı. Erkek arkadaşımın telkinleri sonucunda kendisinin grubundaki diğer arkadaşlarıyla birlikte olmamın sevap olacağına inanmaya başladım.

'ADNAN HOCA'NIN YAZDIĞI İDDİA EDİLEN KİTAPLAR OKUTULUYORDU'

Bu dönemde arkadaş grubunun üyesi olan A.T, A.A, A.Ç, A.A.B, A.A, A.K, B.B, B.Y, B.S, H.A, C.Y, C.G, E.E, F.T, F.K, H.E, İ.T, K.K, M.M, M.D, N.A.K, N.N, O.B, U.Z, Ö.B, A.S.E, S.U, S.A, S.S, S.K, S.M, T.K, U.S.T adlı şahıslarla çeşitli şeklilerde ilişkiye girdim. Bu ilişkiler sebebiyle cinsel hastalıklara yakalandım. Tedavi gördüm. Bu hastalıklara diğer bazı kızlar da yakalanmıştı. Doktor bu hastalığın sebebini çok eşlilik olarak açıklamıştı. Grubun içinde 'Cariye' olarak bilinen kızların evine gidip gelmeye başladım. 'Abi' olarak nitelendirilen Adnan Hoca'nın yazdığı iddia edilen kitaplar sürekli okutuluyordu. 'Kardeşler' olarak nitelendirilen grubun evlerinde de sürekli ilişkiler oluyordu. Buradaki B.G, T.A.T, D.A, Ç.Y, S.S, B. ve İ. adlı kızlar da aynı şeyi yapıyordu.

 

'TEVRAT ANTALYA'DAN ÇIKACAK'

Adnan Hoca'dan '100 senede bir gelen kurtarıcı' olarak bahsediliyordu. Erkeklerle ilişkilerin Kardeşler'e ve Adnan Hoca'ya itaatin bir gereği olduğu, bunun bir 'hizmet' olduğu ve karşılığının da öbür dünyada görüleceği söyleniyordu. Onların arasından ayrılanın da cehenneme gideceği söylenerek sürekli baskı yapılıyordu. Grup üyelerine ağırlığın cinselliğe değil dini bilgilere verilmesi gerektiğini söylediğimde Abi'nin (Adnan Hoca) bu konuları iyi bildiğini, sadece itaat etmem gerektiğini söylediler.

Evlerdeki koltuklar genelde altın varaklı aynalar, plazma televizyonlar, şirketlerde de genelde deri koltuklar kullanılarak lüks ve cazip bir hava oluşturuluyordu. Özellikle yatak odalarında yatağın karşısında aynalı bir dolap olurdu. Kişinin kendi boyun bölgesi ve (bazı mahrem noktalarına) bakması haram kabul edildiğinden bu bölgelerin ancak aynaya bakılarak görülebileceği söyleniyordu. Bir gün Ortadoğu'ya hâkim olunacağı, Antalya bölgesinden Tevrat'ın en eski halinin çıkacağı, bunun da bizim kutsal kitabımız ile aynı olacağı söyleniyordu. Kardeşler 'Abi'yi hayvanlarla konuşurken gördüklerini söyleyerek onu gözlerinde büyütmeye çalışıyorlardı.

 

'İNCE BEL' KONTROLÜ

Evdeki 5 kişiyle birlikte Adnan Hoca'nın Vaniköy'deki evine gittik. Gitmeden önce kardeşlerden birisi bana açık dekolte bir elbise giyerek gitmemi söyledi. Ancak ben kapalı bir kıyafetle gittim. Adnan Hoca geldiğinde yine kardeşlerin telkiniyle ayağa kalktım. Adnan Hoca oturduğu yerden yanına çağırdı. Elleri ile bellerimizin inceliğini kontrol etti. Dudağımı eliyle aşağı yukarı ittirip ağzıma baktı. Kitaplarını okumamızı, kardeşleri dinlememizi, şirket işlerine yardımcı olmamızı söyledi. Bir kadın ve erkeğin yalnız oldukları zaman ilişkiye girmeleri yasaktı. İlişki sırasında bir erkek odaya rahatlıkla girip çıkabiliyordu. Bizi ailelerimizden soğutmak için ailelerimizin 'münafık' olduğu söyleniyordu. Birinin tercih edilmesi gerekirse kendilerinin tercih edilmesi gerektiği ancak aileler tarafından para verilir ve bu paralar da 'Kardeşler' için harcanırsa ailelerin sevaba gireceği anlatılıyordu. 'Adamlık Dini' diye bir kitapları vardı. Bizim için ölçü bu kitaptı. Dış dünyayla temasa geçmeye başladığımda yaptığım şeylerin ne kadar korkunç şeyler olduğunu anladım. Bu şahıslarla irtibatı kestim."

 

6 KAMYON TARİHİ ESER, ANTİKA VE DEĞERLİ EŞYA BULUNDU

Soruşturma kapsamında mal varlığına el konulan 235 şüphelinin adreslerinde yapılan aramalarda bulunan 6 kamyon tarihi eser, antika ve değerli eşya muhafaza altına alındı. El konulan eşyaların orijinal olup olmadığının araştırılması için müzelerden ve üniversitelerden uzman istendi.

 

PARA VE DÖVİZLERİN SAYIMI SÜRÜYOR

Aramalarda ayrıca, 400'den fazla flash bellek, 70 silah, 3 binden fazla mermiye el konulduğu, kasalarda bulunan yüklü miktardaki para ve dövizin sayımının ise hala devam ettiği aktarıldı.

 

POLİSE ATEŞ AÇILDI

Eş zamanlı operasyon sırasında, baskın yapılan adreslerden birinde polise ateş açıldığı öğrenildi. Açılan ateş sonucu merminin özel harekat polisinin yeleğinde kaldığı, şüphelinin ise yakalandığı ve silahına el konulduğu bildirildi.

 

OKTAR, 'ÖRGÜTÜN 2 NUMARASI' DİDEM ÜRER'LE KAÇMAYA ÇALIŞTI

Öte yandan, Adnan Oktar'ın örgütün 2 numarası olduğu ileri sürülen Didem Ürer'le kaçmaya çalıştığı araçta yüklü miktarda para bulunduğu ifade edildi.

Operasyonun ardından, korktukları için bu zamana kadar sustuğu belirtilen mağdurlardan bazılarının emniyete gelerek şikayetçi olduğu, bazılarının ise telefonla arayarak ihbarda bulunduğu belirtildi.

 

'OKTAR, 17-25 ARALIK SONRASINDA OPÇİN VE BARANSU İLE GÖRÜŞTÜ' İDDİASI

Örgüt elebaşı Oktar'ın, 17-25 Aralık sonrasında Tuncay Opçin ve tutuklu Mehmet Baransu ile defalarca yüz yüze görüştüğünün tespit edildiği ileri sürüldü.

Ayrıca Oktar'ın, İsrailli Likud Partisi milletvekili Yehuda Glick ile de birçok kez görüştüğü iddia edildi.

 

tr.sputniknews

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Adnan Oktar grubundan ayrılan Oktar Babuna'nın yeğeni yaşadıklarını anlattı

http://i.hizliresim.com/yqNgZM.jpg

 

http://i.hizliresim.com/Bzv37G.jpg

 

ANNESİ, DAYISI, 3 TEYZESİ VE KARDEŞİ GÖZALTINDA

Adnan Oktar ve grubu içinde yaklaşık 8 yıl kaldıktan sonra mağdur olarak ayrılarak şikayetçi olduğunu belirten Oktar Babuna'nın yeğeni Emre Yaşar Ertüzün, İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan operasyonda annesi Fatma Ceyda Babuna Ertüzün, dayısı Oktar Babuna, teyzeleri Ayşegül Hüma Babuna, Ferhunde Eda Babuna ve Tuğba Babuna ile kardeşi Alev Babuna'nın gözaltına alındığını söyledi. Ertüzün, gruptan 2010 yılında ayrıldıktan sonra adli makamlara, emniyete ve Adnan Oktar'ın yargılandığı davalara şikayet ve ihbar dilekçeleri gönderdiğini ifade etti.

 

"OKTAR'IN MESİH OLDUĞU BİZE ÖĞRETİLDİ"

Grubun illegal yapısı hakkında bilgilendirmelerde bulunduğunu belirten Ertüzün, "Bu kişiyi protesto etmek için bugün de buradayım. Dayım Oktar Babuna, üç teyzem, annem ve kardeşim gözaltındalar. Babam 1998 yılında vefat etti. Bir yıl sonra dayımın kan kanseri olduğu dönemde dayımın tedavisi için yanına giden annem bu örgütün içerisine çekildi. Annem 1998 yılında döndükten sonra, ben 14 kardeşim de 11 yaşındayken bizi teyzemlerin ve dayımın telkinleri ile bu örgütün içerisine soktu. Adnan Oktar ile tanıştırıldık. Önce Oktar'ın mesih olduğunu bizlere ezberletildi. İlk senelerde yeni gelenler ilk dış halkada kalıyorlar. 2002 ve 2003 yıllarında daha da içerisine girdim ve Oktar'ın Kandilli'deki örgüt üssünde yaşamaya başladım. Örgütten ayrılana kadar 7-8 sene orada yaşadım" dedi.

"DEDEMİN HEDİYE ETTİĞİ 15 HAN DAİRESİ OKTAR GRUBUNA VERİLDİ"

Adnan Oktar'ın, ailelerin miraslarını alıp ana gelir kaynağı oluşturduğunu iddia eden Emre Yaşar Ertüzün, "Adnan Oktar ailelerin mirasıyla geçiniyordu. Benim babamdan kalan beş gayrimenkul, hisse senetleri ve nakit para örgütün kasasına girdi. Yine babamdan dolayı benim ve kardeşimin aldığı yetim maaşlarımız yıllarca bu örgütün kasasına aktarıldı. Dedem Prof. Dr. Cevat Babuna'nın evlatlarına hediye ettiği 15 adet han dairesi yine bu örgütün kasasına devredildi. Oradaki müritler ailelerinden 'iş kuracağız' bahanesi ile evlerini ipotek ettirip, yine onların banka kredilerini bu örgüte aktardılar ve bir çok aile bu şekilde evinden de oldu" diye konuştu.

 

http://i.hizliresim.com/EDrk9D.jpg

 

"DEDEM VE ANANEM BİZİ KURTARMAK İÇİN ÇOK MÜCADELE ETTİ"

Dedesi Prof.Dr. Cevat Babuna ve ananesi Semin Babuna'nın kendilerini kurtarmak için çok mücadele ettiklerini ifade eden Emre Yaşar Ertüzün, "Ben de çıktıktan sonra çok mücadele ettim. Çok ihbarlarda bulundum. Gereken her şeyi yaptık. Demek ki kısmet bugünlereymiş. Suçlar artık iyice birikti. Devletimizin artık bu örgütü çökerttiğine ve bu adamın dışarıya çıkamayacağına inanıyorum. Bu adam, Türk gençliği ve bütün Türk milleti için bir tehlikeydi. Dolandırıcılık var, şantaj var, insanları sindirme ve korkutma var. Adnan Oktar yaklaşık 10 yıldır İsrail'in üst düzey hahamları ile görüşüyor ve ilişki halinde... Bu isimler defalarca ziyarete Türkiye'ye geldiler. Bende şahit oldum. Daha sonra bu kişinin müritlerinin İsrail'e gidip İsrail Başbakanı ve üst düzey bakanlarla görüşme yaptıklarını ben biliyorum. Herhangi sıradan bir Türk vatandaşını da herhalde İsrail Başbakanı ile görüştürmezler diye düşünüyorum. Burada bir şey var demek ki... Devletimiz de bunu tespit etmiş ki, bunların şimdi hesabını verecekler" şeklinde konuştu.

"MAĞDUR EDİLEN KIZLARA ACIYORUM"

Emre Yaşar Ertüzün, annesi ve kardeşinin büyük suçlara karışmadığını bildiğini belirterek, mağdur edilen kızlara acıyorum ve onlara çok üzüldüğünü söyledi.

 

"KADINLARI CAZİBELİ GÖSTEREREK TARAFTAR TOPLAMAYA ÇALIŞTI

Ertüzün, suçlular için adaletin gereği neyse o yapılacağını belirterek, "Adnan Oktar'ın programlarını da kimse izlemeyeceği için bu kadınları böyle cazibeli göstererek açık saçık olarak kullandı ve kendisine taraftar toplamaya çalıştı. Ben orada olduğum dönemde bu adamın, bu işlerle sorunu olan bir müridine şantaj kasetleri çektirdiğini biliyorum. Bunu bizzat ikisinin konuşmasından da duydum. Kaseti görmedim ama konuşmalarına şahidim. Yani bunu yaptığını biliyorum. Bu operasyonda emeği geçen tüm emniyet personeline çok candan teşekkür ediyorum. Umarım artık bu tip yapılara göz açtırılmaz" diye konuşmasını tamamladı.

 

"13 YILDA, KADINLARIN İSTİSMAR EDİLMESİNİ GÖRDÜM"

Adnan Oktar grubunda 13 yıl bulunduktan sonra ayrıldığının belirten Yılmaz Kuruca ise, "Grup seks ve kadınların istismar edilmelerini gözümle gördüm. Çocuk tecavüzleriyle ilgili ben şahit olmadım fakat bu konuyla ilgili mağdurlar ve şikayetçiler var. Oktar, Yahudilik ve masonluk üzerine yazdığı kitaplarla popüler olup, belli bir kitleye sahip oldu. Biz de İslami kimliğinden etkilenerek İslam'ı yaşamak için bunların arasına katıldık. Daha sonra kadınların açılmalarıyla, İsrailli kişilerle irtibatlarını görmem üzerine ayrılma kararı aldım. 13 yıl boyunca edinmiş olduğum tüm mal varlığımı örgüte aktardım. Ailemden kalan mirası da onlara aktardım" dedi.

 

"ÖRGÜTTE HİYEARŞİK BİR YAPI VAR"

Yılmaz Kuruca, Adnan Oktar ve grubu içinde bir hiyerarşik yapı olduğunu ifade ederek, "Kaset şantajı 1999 yılında yapılan operasyonda daha fazla gündeme gelmişti. Mutlaka bir arşiv tutuluyordur, fakat bu arşiv şu anda bulunamaz. Bu örgüt kendilerine yapılacak operasyonu 1-1.5 ay öncesinden basın bildirileriyle yayınladı" diye konuştu.

(sabah)

 

http://i.hizliresim.com/yqNgrM.jpg

 

Adnan Oktar ve grubuna yapılan operasyonun ardından, grupta uzun yıllar kalan ve yakın zamanlarda ayrılan Ceylan Özgül , yaşadıklarını Posta Gazetesi'nden Alev Gürsoy Cimin'e anlattı.

 

İşte Özgül'ün anlattığı dehşete düşüren o detaylar:

Adnan Oktar tanıştığınızda yaşınız kaçtı?

24 yaşındaydım. 35 yaşındayken de ayrıldım. Tam bir yıl oldu. İstanbul Üniversitesi İngilizce Mütercim Tercümanlık son sınıf öğrencisiydim. Bir erkek arkadaşım beni Adnan Oktar’la tanıştırdı. O yaşlarda idealist bir genç kızdım. Dini öğrenmek istiyordum. Adnan Oktar , ‘Harun Yahya’ ismiyle kitaplar çıkarıyordu, faaliyetler yapıyordu. “İslam ahlakını dünyaya tanıtacağız, Darwinizm ile mücadele edeceğiz” diyordu. Kandırıldım. Kandım.

 

Daha sonra süreç nasıl işledi?

İnandıktan sonra onlarla beraber yaşamaya başladım. Vitrin önündeki hayatları dışarıdan cazip görünüyordu. Ben de dindar olmaya özeniyordum. Ne yazık ki dini onların bana öğreteceğine inandım. Onlardan öğrendiğim çok yanlış şeylerdi.

 

Ailenizin maddi durumu iyi miydi?

İyiydi. Ben hizmet etmeye gittim.

 

2007'DE GAZETELERDE MANŞET OLMUŞTU

Ceylan Özgül'ün 2007'de gazetelere yansıyan ilginç bir öyküsü vardı. Babası, kızını örgütten kaçırmaya kalkarken gözaltına alınmış ve "Kızımın beynini yıkayıp ruhunu çaldılar" diye isyan etmişti.

 

KÜÇÜK BİR KÖY GİBİ...

Ailen nasıl karşıladı?

Asla istemediler. Annemi kanserden kaybettik. 2007’de babam beni onların elinden kaçırdı ama maalesef başına gelmeyen kalmadı. Gözaltına bile alındı. Ailemi korumak için onlara da saldırdım mecburen. Babama iftira bile attım. Çok kötü günler yaşattım hem kendime hem aileme. Lüks bir cezaevinde gibiydik.

 

Kaç kadın oluyordu o evlerde?

Değişiyordu. 20 de oluyordu, 12 de. Toplam 35-40 kişilik küçük bir köy gibi düşünün. Haremlik selamlıktı.

 

O giyim tarzını, aşırı makyaj ve estetiği dinle nasıl bağdaştırdınız?

Önceleri kadınlar uzun elbiseler giyerlerdi. Ciddi bir değişimden geçti örgüt. Siz en son halini görüyorsunuz.

Adnan Oktar sizinle mi yaşıyordu?

Tabii, aynı yerde yaşıyorduk.

 

Nasıl bir yaşantıydı?

Örgütte bir hücre sistemi vardır, herkesin görevi farklıdır. Mesela ben uzun yıllar araştırma yaptım. Kitaplara, ilmi faaliyetlere, konferanslara içerik hazırlıyordum. İç yüzlerini yıllar içinde yavaş yavaş öğrendim. 2011’in sonunda gerçeği tamamen anlamıştım.

 

Sizi en çok kızdıran, tekrar tekrar kaçma noktasına getiren neydi?

En kötüsü devlete verilen zarardı. Devletin arkasından ‘public diplomacy’ (kamu diplomasisi) adı altında askeri ve politik faaliyetler yapılıyordu. Bunlar beni çileden çıkardı. Bunların bildirilmesi gerekiyordu. Bu yüzden Adnan Oktar’la çok kavga ettim. Ceza da aldım.

 

Nasıl bir ceza?

Odaya kapatıp tüm iletişim araçlarına el konulurdu. Adım başı kameralar vardı. Kaçmak çok zordu. Herkes birbirini her an kontrol ediyordu. ‘Kule’ denen yerdeki kişi kapıyı açmadığı sürece dışarı çıkamıyordunuz. Diyelim ki hastalandınız. Doktora bile üç-dört kişiyle beraber gidebilirdiniz. Ve birinde mutlaka silah olurdu.

 

Kadınlar neden hep birbirine benziyor?

Kadınlar aslında birbirine benzemiyor. 80 kadın arasından seçilmiş 6-7 kişiyi görüyorsunuz siz. Onlar birbirine benziyor. Botokslu, ful makyajlı olmaları tamamen Adnan Oktar’ın zevki için. O görüntüyü fotoşopla, filtrelerle yapıyorlardı.

 

O tarz giyinmekten hoşnut muydunuz?

Size sunulanı yaşamak zorunda bırakılıyorsunuz. Cariye, köle gibi görülüyorsunuz.

 

Bizim ekranda gördüğümüz kadınların hayatı nasıldı?

Gördüğünüz hayat bir vitrin. Yoksa hiçbir reklam almayan, kazancı olmayan ve 10 yıldan fazla süredir devam eden bir televizyon programı olamaz. Bu, arka planda devam eden yasadışı faaliyetleri kapatmak için yapılan bir şovdu.

 

Bu lüks hayatın kaynağı neydi?

Kara para aklama, dolandırıcılık... Bağış adı altında milyonlar toplanıyordu. Müritlerin de parasını elinden alıyordu.

Varlıklı ailelerin çocuklarını mı seçiyordu mürit olarak?

Öyle olan da var, olmayan da... Erkekler örgüte çok genç yaşta geliyordu. Sonraki yıllarda iyi bir iş adamı olabiliyor ve milyonlarca dolar gelir getirebiliyordu. Bütün parayı elinden alıyordu Adnan Oktar . Kimsenin kendine ait hayatı olmuyor.

 

‘KOCAM’ DEDİĞİMİZ ADAMLARI SOKAKTA GÖRSEK TANIMAZDIK

Kaçtıktan sonra ne oldu?

Bağlantıda kaldım, çünkü bir müritle sahte olarak evlendirilmiştim.

 

O nasıl oluyor?

Ailelerin dava açmasını sınırlandırmak için kızlar oradaki müritlerle evlendirilirdi. Bu normal bir evlilik olmuyor. O insanı sadece evlendiğiniz an görüyorsunuz. “Kocam” dediğiniz insanı sokakta görseniz tanımazsınız. Sadece nikah memurunun önüne gidip “Evet” dersiniz, sonra farklı kapılardan çıkıp gidersiniz. Sorduklarında “Müritlerimiz evliler” demek için.

Cinsel istismar yaşadınız mı?

Ben yaşamadım ama yaşandığına çok şahit oldum. 7, 10, 16 yaşında kız çocuklarının taciz edildiğini duydum. Kimi çocuğu annesi getirip onların ellerine veriyor. Bazıları para için, bazıları inandıkları için...

 

ÇEŞİTLİ HÜCRELER VAR...

Örgüt içinde fuhuş var mıydı?

Bilmiyorum. Çeşitli hücreler var. O bölümlerde olanlar bunu daha iyi bilirler. Görmemiş olmam olmadığı anlamına gelmiyor. Taciz var, tecavüz var. Küçücük kızlar taciz ediliyor. Her türlü pisliği yapıyorlar. Vergide de, askerlik konusunda da yolsuzluk yapılıyor. Silah alımı konusunda da. Kızları okula göndermiyor, okuldan zorla çıkartıyorlar. Kendi hayatları olmasına izin verilmiyor. Oradan ayrılanlara iftiralar atılıyor.

 

Adnan Oktar ile cinsel birlikteliğiniz oldu mu?

Hayır, zaten Adnan Oktar cinsel ilişkiye giremiyor. Kasık fıtığı var.

 

Oradaki hiçbir kadınla ilişkisi yok muydu yani?

Kadınları köle olarak görürdü. “Bana hizmet ederek İslam’a hizmet ediyorsunuz” derdi. Kişisel ilişkisi yoktur kimseyle. Cinsellik yaşayamıyor ama farklı metodlar uyguluyor. Yaş fark etmiyor, her kıza aynı şeyi yapıyor. Detaylarını veremeyeceğim yöntemleri var.

 

Korkar mıydınız ondan?

Tabii korkardım, herkes çok korkardı. Ama artık tahammülümüz kalmamıştı. O yüzden polise gittik.

 

“Kedicik deyip geçmeyin, hepsinin silahı var” dediniz.

Fotoğrafları çıktı zaten uzun namlulu silahlarla. Kandilli’deki arazinin etrafı silahlı kişiler tarafından korunuyordu. Çünkü çok düşmanı vardı doğal olarak.

 

İnsanların ilişkileri nasıldı?

Örgüt içinde ‘ihbar sistemi’ vardı. Adnan Oktar’ın beğenmediği davranışı yapıp ihbar edilen kişi ihbar edene puan kazandırırdı. O yüzden herkes birbirinin gardiyanıydı. Gerçek dostluk mümkün değildi orada.

 

Ünlülerin bağışları oluyormuş, bu doğru mu?

Hayır, ünlüler ona gelsin diye kendisi para veriyordu.

 

Kaç kez kaçtınız?

2007 ve 2013’te kaçmıştım.

 

O zaman neler yaşadınız?

Tekrar teşebbüs etmeyeyim diye birkaç gün çok iyi davranıldı.

 

YEŞİL REÇETELİ İLAÇLAR

İşkence eder miydi size?

Kadınları dövüyordu. Kadınlarda dövme, saç ve kaş kazıma seansları vardı... Erkeklere yapmıyormuş.

 

Kadınlarda fiziksel olarak büyük değişimler oluyor muydu?

Evet, çünkü yeşil reçeteli narkotik ilaçlar, bağımlılık yapan maddeler kullanıyorlar. Amaç onu sorgulamanızı engellemek.

 

ESKİ MÜRİT ÜMİT KURUCA ANLATTI:

Örgütün hücre sistemi vardı. ‘Kız tavlama ekibi’ 15 kişilikti. Başında Bora Yıldız vardı. Pahalı kıyafetlerle, arabalarla zengin imajı altında kızlar kandırılırdı. İş ya da evlilik vaadiyle ağa düşürülürdü. Yöntemlerden biri, tanışılan kızla sevgili olup ilişki yaşadıktan sonra, örgütün diğer erkek üyeleriyle ilişkiye sokulmasıydı. Çeşitli grup seks seanslarından sonra Adnan Oktar’a sunuluyordu bu kızlar. Yaşlarının hiçbir önemi yoktu. Reşit olmayan birçok kız vardı. Bu ilişkiler kayıt altına alınıp, yurtdışında arşivleniyordu. Örgütten ayrılmak istediğinde bu görüntülerle tehdit ediliyordu. Adnan Oktar’ın 250 kadar müridi var. Sempatizan grupları da var, ama onları saymıyoruz. Onlar da her ay düzenli ‘ecrim’ denilen parayı Adnan Hoca’ya gönderiyorlar.

 

Cumhuriyet

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Adnan Oktar’ın 40 Yıllık Suç Öyküsü

Adnan Oktar, 1956’da Ankara’da doğdu. 1979’da İstanbul’daki Mimar Sinan Sanatlar Akademisi’nde öğrenciyken uzun sakallıydı ve siyah cübbe giyiyordu. ‘Adnan Hoca Grubu’ adıyla bir grup oluşturmaya başladı.

 

http://i.hizliresim.com/Bzv35G.jpg

 

‘ŞİZOFREN' RAPORU

● Said-i Nursi öğretileri ile hareket ettiğini söylüyordu. Nakşibendi tarikatı lideri Nazım Kıbrısi ile ‘Yahudilik ve Masonluk’ isimli kitabı 1987’de yayınlanınca tutuklandı. 9 ay hapis yattıktan sonra ‘şizofreni’ teşhisiyle Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne yatırıldı. 10 ay sonra taburcu edildi.

 

KIZIL İMAMLAR

● 1991’de 35 yaşındayken Bilim Araştırma Vakfı’nı (BAV) kurdu. Etrafındakiler ‘Adnan Hocacılar’ olarak anılmaya başlandı.

● Müritlerini genç, yakışıklı erkekler ve genç, güzel kadınlardan oluşturuyordu. Şık müritleri, zengin aile çocuklarını örgüte çekiyordu.

● 1993’te kokain kullandığı gerekçesiyle yargılandı.

● 1990’ların başında ‘Kızıl İmam’ lakaplı Serhan Çevik örgütten ayrılıp farklı bir grup kurdu.

● Adnan Hocacılar’ın polise verdiği gizli kamera kayıtları sonrasında ‘Kızıl İmamcılar’ denilen gruba 1993’te Operasyon yapıldı. Kızıl İmamcılar hakkında kayıtları polise veren Serkan Ciminli, Mayıs 1998’de İstanbul Bebek’te öldürüldü.

 

BABUNA KAMPANYASI

● 1999’da kan kanseri olduğu söylenen beyin cerrahı Dr. Oktar Babuna’ya ilik nakli için kampanya başlatıldı. 160 bin kişiden ilik ve kan örneği alınarak yurt dışına gönderildi. Bu örneklerin 120 bini kayboldu. Kampanyayı Adnan Hocacılar’ın başlattığı daha sonra ortaya çıktı.

● Oktar Babuna’nın babası ünlü jinekolog Prof. Dr. Cevat Babuna ve eşi 5 çocuklarının beyninin yıkandığını öne sürerek mücadele verdi. Oktar Babuna, babasını organ kaçakçılığı, annesini ise taciz ile suçladı. Prof. Dr. Cevat Babuna, 2017’de öldüğünde çocukları onunla görüşmüyordu.

 

HAKİMLERE İFTİRA

● 1999’da Adnan Oktar ve 20 müridi örgüt kurma suçlamasıyla gözaltına alındı. Adnan Oktar 9 ay sonra tahliye edildi.

● Kendisini mehdi ilan ettiği ortaya çıkmıştı.

● Adnan Hocacılar, kendilerini yargılayan hakimler hakkında iftiralar ve suçlamalar yer alan kitaplar basıp dağıtıyordu.

● 2008’de Adnan Oktar’a 3 yıl hapis cezası veren hakimler kendilerine baskı uygulanıp, iftiralar atıldığını kayda geçirdi.

 

KADINLAR SAHNEDE

● Tüm iddialara karşın Adnan Oktar faaliyetlerini yıllarca rahatça sürdürdü.

● Evrim teorisini çürüttüğünü iddia eden ve ‘Harun Yahya’ adını kullandığı kitaplar yayınladı. Tezini kanıtladığını iddia ettiği fosillerle okullarda sergiler açtı. 2011’de ise A9 kanalını kurdu. “Kediciklerim” dediği kadınlarla dans ettiği programlar ülke gündemine gelmişti.

 

Cumhuriyet

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Adnan Oktar İle Yanındaki Bayanların Evrimi

      Çirkin kadın yoktur, Adnan Oktarla tanışmayan kadın vardır http://i.imgur.com/qWNHe64.png Tuba Babuna – 2008 http://i.imgur.com/LxOtFVR.png Tuba Babuna – 2012 http://i.imgur.com/mzdkF5S.png Didem Ürer (Adnan Hoca ile tanıştığı yıl) http://i.imgur.com/aM661uf.png Didem Ürer – 2012 http://i.imgur.com/ADWQ0k7.png Ebru Altan- 2008 http://i.imgur.com/kWIlbSQ.png Ebru Altan- 2012 http://i.imgur.com/rLq9Eia.png Ceylan Özbudak – 2008 http://i.imgur.com/XKwVCYy.png Ceylan Özbudak – 2012

      , Yer: İlginç ve Komik Resimler

    • Opening Of The Key (OOTK) Açılımı (1. operasyon)

      Aleister Crowley'nin Book Of Thoth'unda bulunan tek açılım olan bu açılım Golden Dawn tarafından kullanılırdı. Tarot'a bir çok açıdan hayat katan bir açılımdır, keza elementler arası ilişkiler ciddi ölçüde buna katkı sağlar, kart sayma ve eşleştirme tekniklerine dayanır, bu yüzden pozisyonların anlamları yoktur. OOTK aslen 4 operasyondan oluşur ve ortalama bir okuma 2 saat sürmelidir, ancak 20 dakikalık bir ilk operasyon bile çoğunlukla karşınızdakine yeterli olacak kadar soruya ışık tutar. Kar

      , Yer: Tarot

    • Adnan Özer Hayatı ve Şiirleri

      1957'de Tekirdağ’ın Gazioğlu köyünde doğdu. Liseyi Batman’da bitirdi. 1979’dan beri İstanbul’da yayıncılık yapıyor. İstanbul Devlet Güzel sanatlar Akademisi'nin şiir yarışmasında birincilik kazandı. Tekirdağ yöresinin halk söylenceleri, türkü ve tekerlemelerine modern şiir yöntemleriyle yaklaştı. Son dönemlerdeki şiirindeki içerik ve sözlükçeyle, Doğu kültürüne, metafiziğe, İsmet Özel'dekini anımsatan benmerkezci bir başkaldırı yöntemine yöneldiğini görülüyor. Neruda, Paz ve Pesao’nun şiir

      , Yer: Şiir

    • Adnan Turani

      ADNAN TURANİ (İstanbul,1925) http://www.thy.com/images/skylife/11-2006/196/17_196adnanturani.jpg Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümünden 1948 yılında mezun oldu. 1953 yılında Avrupa sınavını kazanarak Münih Güzel Sanatlar Akademisinde, Stuttgart Güzel Sanatlar Akademisinde ve Hamburg Güzel Sanatlar Akademisinde çalıştı. Yurda döndükten sonra Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümünde ve Hacettepe Üniversitesi Edebiyat ve Güzel Sanatlar Fakültelerinde öğretim üyesi olarak görev yaptı. 1973 yı

      , Yer: Plastik Sanatlar

    • Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya dek - Adnan Yücel...

      adnan yücelin unutulmayacak şiirlerinin başında gelen şiir.   Aşksız ve paramparçaydı yaşam bir inancın yüceliğinde buldum seni bir kavganın güzelliğinde sevdim.   bitmedi daha sürüyor o kavga ve sürecek yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!   Aşk demişti yaşamın bütün ustaları aşk ile sevmek bir güzelliği ve dövüşebilmek o güzellik uğruna. işte yüzünde badem çiçekleri saçlarında gülen toprak ve ilkbahar.   sen misin seni sevdiğim o kavga, sen o kavganın güzelliği misin yoksa

      , Yer: Şiir

Arka Oda

Arka Oda

    Chat izniniz bulunmuyor
    ×
    ×
    • Yeni Oluştur...