Jump to content

Meksika Resmi ve Tarihsel Kökeni


NizaL

Önerilen Mesajlar

http://i.hizliresim.com/4z0ozA.jpg

 

Bugünkü Meksika’nın belli kesimlerini, Guatemala’yı, EI Salvador’u ve Honduras’ı kaplayan eski Maya uygarlığı, M.Ö. 1500 yıllarından bu yana toplumsal, ekonomik, dinsel alanlarda gelişerek M.Ö. 3. yüzyılda klasik kültür çağına erişmişti. Maya tapınaklarının da zaman zaman resimlenmiş oldukları anlaşılıyor. Eski Meksika’nın ancak son çağda aydınlanmaya başlayan tarihsel değerleri yönünden büyük önem taşıyan bu resimler, yapıldıkları duvarları yalnız süslemekle kalmıyor, dinsel semboller ve gündelik hayattan sahneleri de içeren fikirleri getiriyordu.

 

Matematik ve astroloji alanında çok gelişen ve özgün bir takvim meydana getiren Mayaların, resim alanında kendilerine özgü teknikleri ve renk anlayışları vardı. Bu renk duyarlığı onların çeşitli renklerle, resmi yapılan nesneler arasında değişmez sembolik ilişkiler kurmalarını bile sağlamıştı. Bu sayede Maya resimlerinde görülen bir mücevherin cinsi, bir başlığın tüylerinin hangi kuşa ait olduğu, bir kap içindeki nesnelerin neler olabileceği anlaşılabilir.

 

BONAMPAK VE CHICHEN ITZA

Maya resimlerinin en ünlüleri Bonampak ve Chichen Itza adlı bölgelerdedir. Erişilmesi güç bir tropikal ormanda bulunan Bonampak (asıl adı bilinmiyor, günümüzde kullanılan anlamı ise resimli duvar) 1946 yılında keşfedilmiştir. Eski Amerika uygarlıklarının, bilinen en önemli resim örnekleri olarak da bunlar gösterilmiştir. Fresko tekniğinde yapılmış olan Bonampak duvar resimlerinde boyalar sekiz on santimetre kalınlığında bir alçı tabakası üzerine uygulanmışlardır. Genellikle mineral boyalar bazı organik öğelerle karıştırılmış ve özenle hazırlanmışlardır.

 

Bu boyaların bazen saf olarak, bazen de beyaz renkle yumuşatılarak kullanıldıkları görülüyor. Maya fresko tekniğinde figürler yüzey üzerine önce kırmızı boyayla çiziliyorlar. bu aşamadan sonra figürlerin dışındaki zemin renklendiriliyordu. Kırmızıyla çizilip içleri beyaz kalan figürler daha sonra zengin renk ayrıntılarıyla dolduruluyorlardı. Daha sonra da kırmızı çevre çizgilerinin üzerinden siyah boyayla yeniden gidilerek figürlere son biçimleri veriliyordu.

 

Maya resimlerinde insan figürlerinin yüzleri hemen hemen daima profilden gösterilmiştir. Bedenin karşıdan tasvir edildiği hallerde de yüz her zaman profildendir. Bu durumda bacaklar açık olarak ve ayak parmakları da dışa doğru gösterilmiştir. Önem verilen nesneler, aslında arka planda kalsa bile resimde öne alınarak belirtilmiştir. Chichen Itza resimlerinden bir örnek, Maya tasvir sanatının genel nitelikleri ve figür stilizasyonu hakkında bir fikir verebilir.

 

http://i.hizliresim.com/yqVaqk.jpg

 

Chichen Itza Tapınağından

 

PERSPEKTİF

Maya resimlerinde perspektiften söz edilemez. Arka planda olan figürler ölçüleri küçültülmeden ön sıradakilerin üzerine konulurlar. Hatta bazen Chichen Itza’da olduğu gibi, arka plandakiler öndekilerden daha büyük gösterilerek, uzakta oldukları için daha iyi görülmek ihtiyacında oldukları belirtilmek istenmiştir. Bonampak’daki bazı resimlerin kişisel, çizgilere bağlı portreler olduğu tahmin ediliyor. Ancak, genel olarak Maya resim sanatında portre yoktur. Sanatçıların, eserlerini imzaladıkları da pek görülmemiştir. Aynı şey mezarlar için de geçerlidir. Mezarlar adeta anonimdir ve Mısır’da ya da Antik Batı kültürlerinin aksine Maya mezarlarında ölünün adını, kimliğini belirtmek diye bir sorun söz konusu değildir.

 

Bonampak duvar resimlerinde dikkati çeken gerçekçilik, Meksika’nın bütün resim geleneklerine bağlı görülebilir. Bu resimlerde çizgi üslubu çok kesin ve sağlamdır. Figürlerde birçok anatomik kusur olmasına rağmen bu kusurların Maya estetik geleneklerinin ürünü olduğu söylenebilir. Bu tarz çalışmanın önemli bir nedeni de, figürlerin düz siluetler olarak resmedilmesi zorunluğudur.

 

SEMBOLİZM

Bonampak’taki resim sahnelerinde, bütün resim düzenine egemen olan tek bir figür sorunu yoktur. Oysa, anıtsal Maya heykelciliğinde genellikle tek bir figür düzene egemendir. Bir ayrıcalık olarak, Bonampak duvar resimlerinde hiçbir sembolizm söz konusu değildir. Sahneler, ressamların gözleriyle gördükleri bazı olayları canlandırır. Ne var ki, bu resimleri Maya uygarlığı hakkında henüz yeterince derinleşmemiş bilgilerle açıklamak oldukça güçtür. Bununla beraber, Bonampak resimlerinin bir dinsel tören hazırlığını, tanrıları temsil eden kişileri, büyük şef ile karısını, müzikçileri ve dansörleri ele aldığı söylenebilir.

 

Bu resimler üç odalı küçük bir yapı olan Bonampak tapınağının ilk odasındadırlar. İkinci odada kurban edilecek esirlerin yakalanması için girişilen hazırlık resmedilmiştir. Gösterişli bir savaş sahnesiyle, çıplak bir esir figürü bunu izler. Resim düzeni, esirin kurban edilişi ve buna ilişkin törenler ve danslarla son bulur. M.S. 3. yüzyılda başlayan klasik Maya uygarlığı, 10. yüzyıla kadar sürmüş bu tarihten sonra Orta Meksika’dan gelen Tolteclerle karışmıştır. Chichen Itza sanatı ve resimleri bu döneme aittir.

 

1200 yıllarında Mayalar arasında ulusçu akımlar baş göstermiş, Toltec ve öbür Meksika kabilelerinin egemenliğine karşı özgürlük savaşı vermişlerdir. Ancak 16. yüzyıl başlarına kadar bu eski Meksika uygarlığını paylaşan kabileler arasında süregiden savaşlar, 1521’de Guatemala ve 1541 ‘de Yucatan’a erişen İspanyol fatihlerine kolaylık sağlayan bir politik güçsüzlüğün de nedeni olmuştur.

 

Kaynak: Resim Sanatının Tarihi, Sezer Tansuğ

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Hobbitlerin Kökeni

      2003 yılında Endonezya’nın Flores adasında keşfedilen ve küçük bir insan türü olan Homo Floresiensis’in kemikleri üzerine yapılan kapsamlı bir araştırma, bu türün büyük olasılıkla Afrika’da bir atadan evrimleştiğini ve yaygın olarak inanıldığı gibi Homo erectus’tan gelmediğini gösterdi.   http://i.hizliresim.com/vPZ2rR.jpg  Solda Homo floresiensis ve sağda Homo sapiens. Modern insanın beyni Hobbit türünün 3 katı büyüklüğündeydi   Avustralya Ulusal Üniversitesi tarafından yapılan çalışmada,

      , Yer: Kayıp Medeniyetler

    • Meksika'da Yeni Dinozor Türü

      Mexico News Daily'nin haberine göre, Coahuila eyaletindeki Ocampa bölgesinde 85 milyon yıllık dinozor fosili bulunduğu belirtildi.   http://i.hizliresim.com/j613XG.jpg   Araştırmacılar, paleontologlar, bulunan fosilin bölgedeki en yaşlı dinozor türüne ait olduğunu duyurdu. Öte yandan, fosilin araştırmalar sonucu yeni bir dinozor türüne ait 3 buçuk metre uzunluğunda ve yarım tondan daha ağır olduğu bilgisi paylaşıldı. Coahuila eyaletinde keşfedilmeyi bekleyen daha çok dinozor fosili bulundu

      , Yer: Bilim & Teknoloji

    • İsminizin Kökeni,Anlamı

      İsminizin Kökeni,Anlamı   https://tr.nametests.com/test/isminin-kokeni-ve-anlami-ne/1945/  http://i.hizliresim.com/1Er9rb.jpg   Küçük ve büyük harflerle denediğinizde ayrı sonuçlar çıkabilir.   Analiz etmek için ismini ikiye böldük. Bu, isminin bağımsız kısımlarının kökenini ve anlamını keşfedebileceğiniz anlamına geliyor.

      , Yer: Yararlı ve Eğlenceli Linkler

    • Daemon Kelimesinin Kökeni ...

      Demon, Hıristiyan edebiyatında cin ve şeytan anlamında kullanılmış bir terimdir. Terimin kökeni eski Yunanca’da tamamen farklı anlamlarda kullanılmış olan daimon sözcüğüdür.   Avrupa’da papazlar uzun süre, garip davranaışlar gösteren kimselerde ve obsesyon olaylarında, hastanın vücuduna demonun girdiğini sanmışlar ve bu yaratığı kovmak üzere çeşitli uygulamalarda (egzorsizm) bulunmuşlardır. Spiritüalistlere göre, bu tür olaylarda cin zannedilen şey, spatyumun teşevvüş halindeki bedensiz ruhları

      , Yer: Paranormal Varlıklar

    • Türk Irkı Kökeni ve Özellikleri

      Türkiye’de Irksal Antropoloji çalışmaları, Atatürk’ün direktifleri ile ve Türk Irkı üzerine araştırma ve tespitlerde bulunması amacıyla, 1925 yılında kurulan Türk Antropoloji Enstitüsü ve Türk Antropoloji Mecmuası çerçevesinde başlatılmış ve sürdürülmüştür.   Türk Antropologları, Cumhuriyet’in ilk yıllarından (1925) Atatürk’ün ölümüne, hatta 1945’e kadar Anadolu’da yaşayan Türkleri incelemişler ve Türk Ulusunun Irksal bir profilini çıkarmışlardır.   Bu amaçla, Mustafa K. Atatürk’ün direktif ve

      , Yer: Gündem

Arka Oda

Arka Oda

    Chat izniniz bulunmuyor
    ×
    ×
    • Yeni Oluştur...