Jump to content

Kuantum Biyolojisi Devrimi


NizaL

Önerilen Mesajlar

Canlılığa Yeni Bir Bakış

 

http://i.hizliresim.com/lZrjRQ.jpg

 

Yaşam nedir? Canlıları, inorganik maddelerden hangi özellikler ayırır? En basit tek hücreliden, en gelişmiş memelilere kadar bütün canlıların ortak özellikleri nelerdir? Bu sorulara klasik biyoloji anlayışımız metabolizma, değişen çevreye uyum sağlama ve üreme yeteneği olarak cevap veriyor. Ancak çok yeni bir kavram olan kuantum biyolojisi, yaşamın doğasına olan anlayışımızı kökten değiştireceğe benziyor.

 

Modern biyoloji, canlıların çok çeşitli davranış ve metabolizma süreçlerini incelerken; moleküler süreçlere odaklanır. Canlılığın yapıtaşı olan hücrenin fizyolojik faaliyetleri, yaşamı anlamada bize çok fazla ipucu sunar. Yakın zamana kadar hücresel ve moleküler süreçler; biyokimya ve genetik gibi biyolojik temelli bakış açılarıyla inceleniyordu. Ancak son gelişmeler, daha fazlasına ihtiyacımız olacağını söylüyor.Madde, ışık ve dalgaların atom ve atomaltı düzeydeki hareketlerini inceleyen kuantum mekaniği, nihayet biyolojik süreçlere de dahil oldu.

 

Canlılarda Kuantum Mekaniği

 

http://i.hizliresim.com/zMl51R.jpg

 

Birbirinden çok farklı konularda gerçekleştirilen güncel araştırmalarda, biyolojik yapı ve süreçlerin fonksiyonlarının tam olarak anlaşılması için, kuantum mekaniğine ihtiyaç duyuluyor:

 

*Kollajen proteinlerini parçalayan kollajenaz enziminin, peptit bağlarını kırarken görev aldığı tepkimelerde kuantumsal etkilerin de dahil olduğu gözlendi.

 

*Yeşil bitkilere özgü fotosentez tepkimelerinde, klorofil molekülünün foton enerjisini daha verimli tutabilmeleri için kuantum vuru süreçlerinin dahil olabileceği düşünülüyor.

 

*Kimyasal bileşikler aynı moleküllerden oluşsa bile, sol/sağ formlarına sahip(kiral moleküller) moleküller birbirlerinden çok farklı kokulara sahiptir. Hayvanların burnundaki koku reseptörlerinin, sağ/sol moleküllerden tamamen farklı kokular alması kuantum titreşim kuralıyla açıklanabilir.

 

*Sirke sineği, kelebek, kiraz kuşu, su kaplumbağası, kızıl gergedan gibi çeşitli hayvanlar, Dünya’nın manyetik alanını algılayarak yönlerini bulabilirler. Yön duygusu için evrimleşen manyetik sensörler, ancak kuantum spin etkisini algılayarak Dünya’nın manyetik alanındaki hassas değişimleri saptayabilir.

 

*Canlılığın dinamizmini sağlayan evrimsel adaptasyon süreçleri, genetik mutasyonlardan kaynaklanır. DNA’nın sentezlenmesi ve okunması sürecindeki hatalar, mutasyona sebep olur. Ve mutasyona sebep olan moleküler süreçlerde de, kuantum tünelleme gibi etkilerin belirleyici olabileceğine dair çalışmalar vardır.

 

*Sinir sisteminin çalışmasındaki en temel basamak olan sinirsel uyarı iletimi, nöronlardaki elektriksel değişimlerle gerçekleşir. Elektrisel değişimleri sağlayan iyon kanalları, kuantumsal etkilere açık olabilir. Ayrıca fizikçi Penrose; nöron iskeletini oluşturan mikrotübül yapılarının, kuantumsal karmaşıklığı artıran bir basamak olduğunu düşünmektedir.

 

Kuantum Biyolojisi Devrimi

 

http://i.hizliresim.com/mo76a4.jpg

 

Günümüzde bilinen örneklerin ötesinde; canlılığın çok çeşitli davranış ve yaşamsal süreçlerinde, çok daha çeşitli kuantumsal süreçler etkili olabilir. Canlılığa bakış açımızı derinden etkileyecek bu yeni “kuantum biyolojisi devrimi” sayesinde, önümüze bambaşka ufuklar açılacaktır. Artık canlılığı incelemek yalnızca biyolojik bilimlerin sorumluluğunda kalmayacak, Evren’in nadide karmaşıklıkta yapısı olan organik canlılar, fizik biliminin de gözdesi olacaktır.

 

Sentetik yaşamı tasarlamaya yönelik son çalışmalarda, ilkel hücresel yapılar ve basit metabolik süreçler oluşturulabilmiştir. Ancak bu “ön-hücreler”in canlılık tanımına uyan fonksiyonları tam anlamıyla kazanabilmesi için, klasik biyokimyasal müdahalelerden fazlasına ihtiyacımız var.

 

Canlılık evrendeki en karmaşık, entropinin yükseldiği süreçlerden biridir. Sentetik yaşamı tasarlarken, giderek artan karmaşıklık en önemli sorunlardan biri olacaktır. Bu sebeple; canlılığı oluşturan fiziksel ve biyolojik bütün süreçlere bütünsel bir bakış açısı geliştirmemiz şarttır.

 

http://i.hizliresim.com/LDgAX0.jpg

 

Yaşamı ve canlılığın doğasını en iyi şekilde anlayabilmemiz için, onu her adımda yeniden üretebilme yeteneği geliştirmemiz gerekiyor. Canlıları oluşturan bütün sistem ve dokuları tekrar gözden geçirmeliyiz. Hücreler, moleküller, metabolik enerji sistemleri ve yeni keşfedeceğimiz hassas süreçler; bunların hepsi kuantum etkileri açısından değerlendirilmeyi bekliyor.

 

7×1027(10 üssü 27) adet atomdan oluşan, ortalama 70 kg ağırlığında bir fiziksel nesneyiz. Ancak insan, bizi tek tek oluşturan atomların toplamından daha fazlasıdır. Artık bu bütünselliğin doğasını anlama zamanı geldi, Kuantum biyolojisi devrimine hazır olun.

 

Emre Yorgancıgil

Kaynakça:

Kuantum Sınırında Yaşam, Jim Al-Khalili-Johnjoe McFadden, Domingo Yayınları-2016

Big Think

Discovery Magazine

Cosmos Magazine

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Yeni meslek alanları doğuyor gerçekten.Bir 10 sene sonra çoğu meslek yok olucak.Dünya endüstri 5.0 a geçiş yapacak daha biz 4.0 a ayak uydurmaya çalışıyoruz bu zamanlarda. Umarım daha güzel alanlar doğar ve bizde bunlardan yararlanırız.kuantum biyoloji yepyeni bir alan sanırım.kuantum fizik gibi oda gelişecek. ülkemizin kuantum fizik gibi kuantum biyoloji gibi alanlarda atak yapması lazım .endüstri 4. 0 yapay zeka ...gerçekten muazzam ...

paylaşım için teşekkürler.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
Yeni meslek alanları doğuyor gerçekten.Bir 10 sene sonra çoğu meslek yok olucak.Dünya endüstri 5.0 a geçiş yapacak daha biz 4.0 a ayak uydurmaya çalışıyoruz bu zamanlarda. Umarım daha güzel alanlar doğar ve bizde bunlardan yararlanırız.kuantum biyoloji yepyeni bir alan sanırım.kuantum fizik gibi oda gelişecek. ülkemizin kuantum fizik gibi kuantum biyoloji gibi alanlarda atak yapması lazım .endüstri 4. 0 yapay zeka ...gerçekten muazzam ...

paylaşım için teşekkürler.

 

Bilgiye ilginize teşekkür ederim.

Belki atom altı organik yaşam keşifleri henüz çözümü olmayan hastalıklara da müdahale şansını arttırır.

Her problem çözüm sürecini de beraberinde getirecek paradigmaları çoğaltıyor.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
paranormalfikir

Aklımda türlü türlü sorular var... : p

 

İnsanlık kendini çevresini, evreni anlamlandırırken acaba gerçekten hakikati keşfedebiliyor mu? Sanki bir ağda sıkışıp kalmışız gibi, bu ağın içindeki materyalleri, yaşamı, bu ağdaki bilimi, türümüzün anlayışına göre temellendiriyoruz.

 

Ya sarı, sarı değilse... Biz onu öyle görüyorsak; kim bilebilir asıl rengin rengini? Sanki türlere özgü evrensel bir illüzyon hâli var? Gerçeklikten, insan beynine düşen payın miktarı nedir? Ya da bu pay, hakiki bir gerçeklik midir?

 

Parçaya inildikçe bilim değişiyor, parça, bir başka parçayı doğuruyor...

 

Karanlığın içindeki beyin, iletişim kablolarıyla (göz, kulak, cilt, burun...) dışarıda olan ve kendisi hakkında bilgi toplayıp merakını gidermek, keşfetmek, yaşamak istiyor. Karanlığa hapsolmuş gibi, kendini oyalayıp bir şekilde bir yaşam sürüyor...

 

Acaba kuantumun evrimle olan ilişkisi nedir?

 

Ve acı dediklerimiz acı değilse, vahşetler, katliamlar, tecavüzler hiç yaşanmamışsa, yalnızca kötülüğün illüzyonuna maruz kalmışsak... Her seçim, her etki, bir illüzyonu doğurmuşsa...

paranormalfikir tarafından düzenlendi
İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
Aklımda türlü türlü sorular var... : p

 

İnsanlık kendini çevresini, evreni anlamlandırırken acaba gerçekten hakikati keşfedebiliyor mu? Sanki bir ağda sıkışıp kalmışız gibi, bu ağın içindeki materyalleri, yaşamı, bu ağdaki bilimi, türümüzün anlayışına göre temellendiriyoruz.

 

Ya sarı, sarı değilse biz onu öyle görüyorsak; kim bilebilir asıl rengin rengini? Sanki türlere özgü evrensel bir illüzyon hâli var? Gerçeklikten insan beynine düşen payın miktarı nedir? Ya da bu pay, hakiki bir gerçeklik midir?

 

Parçaya inildikçe bilim değişiyor, parça, bir başka parçayı doğuruyor...

 

Karanlığın içindeki beyin, iletişim kablolarıyla (göz, kulak, cilt, burun...) dışarıda olan ve kendi hakkında bilgi toplayıp merakını gidermek, keşfetmek, yaşamak istiyor. Karanlığa hapsolmuş gibi, kendini oyalayıp bir şekilde bir yaşam sürüyor...

 

Acaba kuantumun evrimle olan ilişkisi nedir?

 

Ve acı dediklerimiz acı değilse, vahşetler, katliamlar, tecavüzler hiç yaşanmamışsa, yalnızca kötülüğün illüzyonuna maruz kalmışsak... Her seçim, her etki, bir illüzyonu doğurmuşsa...

Sorular bir devrimi de barındıran türden.

Klasik bilimin bakış açısı determinizm ilkesine dayanır. Daha çok mekanik materyalist bir anlayışla, zincirleme reaksiyon, etki-tepki, neden-sonuç ilişkisine odaklıdır.

Oysa bilim A'dan B'ye düz bir çizgi izler fikri bu soruların yanıtını veremiyor ya da yüzyıllar sonra bugün doğru zannettiğimizin aslında öyle olmadığını gösterebilir. Tıpkı izafiyet, olasılık, kuantum fiziğindeki devrimlerin Newton'ın üç hal yasasının üç yüzyıllık bazı doğrularını yanlışlaması gibi.

Bu açıdan ben de devrime inananlardanım. Öyle problemler var ki bunları açıklayacak paradigmalar bir sıçrama oluşturacak. Belki A'dan C'ye, C'den G'ye düz çizginin çok ötesinde bilgilere ulaşılacak, bilgi algımızı yeniden şekillendirecek. Bu bir dönüm noktası.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Kuantum Teorisi –Ölümden Sonra Yaşam-Çoklu Dünyalar

      KUANTUM TEORİSİ ŞUURUN ÖLDÜKTEN SONRA BAŞKA BİR EVRENE GEÇTİĞİNİ KANITLIYOR ABD’de ismi “Biocentrism: Yaşam ve Şuur İnsanın Doğasını Anlamaya Nasıl Anahtar Olur?” isimli bir kitap basıldı ve internet karıştırdı çünkü yaşamın beden öldüğünde sona ermediği ve sonsuza dek varolduğu bilgilerini içeriyordu. Bu eserin yazarı bilimadamı Robert Lanza bunun mümkün oluşuyla ilgili herhangi bir şüphe taşımıyor. Zamanın ve Mekanın Ötesinde Lanza, yenileyici tıp alanında bir uzman ve İleri Hücre Teknolo

      , Yer: Ölüm ve Ötesi

    • Kuantum Fiziği ve Schrödinger'in Kedisi

      Fizikle İlgilenelim veya ilgilenmeyelim Kuantum fiziğini bir şekilde duymuşuzdur.Komplike,çetrefilli bir konu olduğundan mümkün olduğunca basit bir iki kelam edelim.   Kuantum fiziği ne kendinden önce çığır aşmış olan Newton yasalarına ne de arşimetin kanunlarına benzer..   Kuantum fiziğinde felsefe ile fizik birbiri içine girmiştir.Yani kuantum fiziği aynı zamanda sosyal bilimlerin de ilham aldığı bir kuram haline dönüşmüştür.   Bundan önce nedensellik ve kesinlik ön plandaydı.Yani determini

      , Yer: Bilim & Teknoloji

    • Kuantum Bilgileri Işığında Rezonans

      Uzun zamandır üzerinde inceleme yaptığım ve önemle durmaya çalıştığım bir konu var:   Rezonans. Kelime olarak bile söylendiğinde (ister yüksek sesle ister içinizden) Titreşim anlamını taşıyor. Hem bilimsel yönden önemi büyük, hem de günümüzdeki bir takım ruhsal ve enerji boyutundaki çalışmalara açıklayıcı niteliğinde ışık tutan bir konu. Kuantum keşfinden sonra önem kazanmaya başlayan Rezonans, bazı sırları, gizemleri açıklamada önemli rol oynuyor.   Mühendislikte “genliğin

      , Yer: Evrensel Enerjiler ve Farkındalık

    • Radyeztezi (Kuantum Işın Terapiler).

      Radyestezi Nedir?   Günümüzde, fizik ve madde ötesi varlıkların mevcudiyetine delil olan “Radyestezi ” ilmi de telestezi'nin bir boyutunu teşkil etmektedir. “Radyestezi”, isminden de anlaşıldığı gibi,"radyasyon ilmi", "radyasyonlarla ilgili" anlamlarına gelmektedir.Türkçe anlamı, "ışın duyarlık", "titreşim duyarlık" tır.   Evrendeki bütün canlı ve cansız varlıklar, etrafa dalgalar halinde enerji yayarlar. Bu dalgalar, enerji yüklü maddelerden titreşirler. Enerjisi olmayan madde dalga yayamaz.

      , Yer: Alternatif Terapiler

    • Kuantum Zaman ve Tersine Nedensellik

      http://static.fizikist.com/img/2015/06/su-dalgasi-m.jpg   Tam şu an saatinize bakın. Gördüğünüz zaman anına nerden geldiniz? Elbette bir önceki andan, yani geçmişten geldim diyebilirsiniz. Peki ya tersi mümkün olamaz mı? Geçmişte değil fakat gelecekte yer alan olaylar sizi bu noktaya getirmiş olamaz mı? Yapılan yeni deneyler bu konuda tartışmalı sonuçlar sunuyor. Şu an bu yazıyı okuyor olmanız, öncesinde gelişmiş olan olayların sonucunda geldiğiniz bir durum mudur? Geçmişte olanların bizi şu

      , Yer: Bilim & Teknoloji

Arka Oda

Arka Oda

    Chat izniniz bulunmuyor
    ×
    ×
    • Yeni Oluştur...