Jump to content

Papyekuşe


palyacho

Önerilen Mesajlar

Ne zamandır bir şeyler yazmıyorum ve şimdiye kadar yazdıklarımın neredeyse hepsini kaybettiğim için... Kıyıda köşede, sakin sakin yazarım umarım. Yıllardır duruyor burası ve uzun yıllar da durması dileğiyle...

 

 

d i a b o l i q u e

 

I.

Sureti eskimişlerin aynasında

tek tek yerlerimizi alıyoruz,

etimizden can düşüyor toprağa

ve burnumuzda palyaço canımız...

 

Tabutumuzu üzerimize çivilediklerinden beri;

sevmemeyi öğreniyoruz yeraltı mekteplerinde.

Zaman metal yorgunu bedenlerimizin üzerinden geçerken

kıymeti hiç, ruhları piç insanlar görüyoruz,

ifadesiyle boyalı tenleri

ve ziyadesiyle çirkin elleriyle

çürümüş bir ceset gibi alabildiğine sefillik.

Bu anlamsız, bu gereksiz yani siz;

Yani diyorum ki siz;

okumayı henüz sökmüş toy beyinleriniz

yazmayı zaten hiç becerememiş siz;

kadınlarınız, çocuklarınız ve erkekleriniz

müsveddeleri insan, hacimlerce kimliksiz

ve doğumlar kadar çok, ölüm gibi yetimsiniz...

 

II.

Birer birer düşerken içimizden;

unutuluyor bu paramparça uçurum seviciler.

Hatırlandığı kadar kaş, hatırlandığı kadar göz

ve iskeletlerinizin üzerinde asılı duran o rastgele yüzler...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

özgür müsvedde mürekkebinin samani çapraz koşuları - I

 

Büyüdükçe alışıyor insan,

mesela bir çocuk düşün mahallede

patlak teker, tel direksiyon

pabucunda su sesi

söylerse dövecek annesi

ve bir büyüme hevesi

okulda birler, beşler

hiç bir zaman yan yana düşmeyen sıralar

eşler

ağlayışlar, gülüşler

ve bir boy uzamasında tükenen düşler...

 

Büyüdükçe alışıyor insan,

mesela unut bu çocuğu aynı hızda

büyüklük senle benim aramızda

adam büyüyor büyümesine de

s*ke sürülecek akıl yok kızda.

 

Dedim ya; büyüdükçe alışıyor insan

etraf küçülüyor gibi

dünya küçülüyor

ülken, şehrin

oturduğun mahalle küçülüyor

araban, tekerin

pabucumun insanlık kisvesi

ve dokunsa sanki; ölecek annesi

kıymeti yok birin, beşin, gülüşün

boyunun, postunun...

 

Kalan aklınla otur bunu düşün...

 

 

 

 

[video=youtube;f0-fPwuPpAk]

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

e y l ü l

 

Önce yapraklarımız dökülüyor sararıp

Sevdiğimiz çiçekler

sonra kuşlar göç edecekler hiç bilmediğimiz topraklara

çimenler sararacak

ve yağmurlar boyayacak yıldızlarımızı.

 

Göğü üstümden çekecekler biliyor musun?

ormanı susturacaklar

güneşi küstürecekler

ve bulutlar olacak

alabildiğine agresif

hoşgeldin Eylül

hoşgeldin minik depresif...

 

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

u y a n !

 

Uyuyorlar,

ben tavandan resimler çiziyorum sonsuz bir sanatla...

 

Biz kendi beynimizde kaybolmayı seçiyoruz

onlar uyuyorlar

biz seçmeye devam ediyoruz sonra, eliyoruz, kırıp döküyoruz

yakıp yıkıyoruz öfkeyle ve

sevip bırakıyoruz, hatta unutuyoruz bile sevmeyi

eleştiriyoruz, yok sayıyoruz, var ediyoruz

onlar yine uyuyorlar...

 

Sonra ilk sen uyuyorsun, dehşetle izliyorum düşüşünü

zaman; bize rakamlar fırlatıyor düşmanca

adına büyümek diyorlar bu çılgınlığın

ben ölüme koşuyoruz diyorum

onlar hala uyuyorlar

sonra birden sen uyuyorsun

hayretle izliyorum saçlarını

ellerimden kayıp giden avuçlarını

parmak uçlarını...

 

onlar hep uyuyorlar

sonra sen uyuyorsun

ve biliyorum ki; uyanmayacaksın...

 

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

l i m i t s i z

 

Birden uzak...

 

ağzının tam ortası

çekirdeğinde incir rotası

dilde küfürbaz bir kakofoni

ve adamlar grantuvalet

televizyonda Pazar senfoni,

gözlerinse karabatak

kaşların arkadaşlarım

yüzünde bir ölüyüm sanki

saçlarında panikatak...

 

Sıfırdan yakın...

 

taşınır şehirler yanı sıra

içinde sen yoksun

ağızda dumanlı bir önce

derin bir nefeste sonsun,

yüzümde boktan otel odası

iki gözüm bir coğrafya

bağlayayım artık hikayeyi

peşimde minik papatya,

düşünde adam grantuvalet

ve kadın da uzak değil ya;

o da bizim Marie Antoinette...

 

 

[video=youtube;ner3-KKThAg]

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

üç perdeli eskimiş beden dinletisi

 

bir.

Doğduk dünyanın herhangi bir yerinde

bir yabancı, iki kendini bilmez,

üçünü toplasan bir para etmez

ve dördü de ayrı zaman diliminde.

 

iki.

Büyüdük dünyanın bu lanet şehrinde

iki yabancı, iki kıymet bilmez,

iki üzer, iki ağlatır, iki sevilmez

birinin ciğeri beş para etmez

ve üçü de bir kuyunun dibinde.

 

üç.

Öldük dünyanın herhangi bir yerinde

üç yabancı, üç görünmez,

dört döner masaldan, iki bilinmez,

bir susar, sır tutar, söylenmez

ve gökten hep üç düşer ama yenmez!

hepsi de iki paralık bir kalbin içinde...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Masalda büyü, uykuda öl

 

iki insan uyar arada birbirine

İki insan sever arada birbirini

iki insan sarılır orada birbirine

iki insan orada...

iki insan...

iki...

düşer uykunun dibine...

 

İki kahramanlı bu masalda, sen hep deli yatan götü açık olacaksın, o ise bürünüp tilkinin birine kıvrılacak koynunun ta içine... Kovalanırken, kaçarken, koşamazken, düşerken sen, kralın/kraliçen nasılda masum, nasılda zerafetle yatacak yanında. O ki; medeniyetleri yerle bir ederken, kabustan kabusa düşen sen, küçücük, minnacık kalan sen bir boktan habersiz uyuyacaksın bir devin omzunda... Takacaksın kırmızı başlığını, yiyeceksin elmanı, tilki koynunda daha ne prensler/prensesler öpecek de seni; büyüyeceksin uykudaki masalda küçüğüm...

 

İşte bundan sebep; her insanı uyurken seveceksin, sarılacaksın, üzüleceksin, ağlayacaksın, kovalayacaksın, nihayet kaçıracaksın ki; gereksiz satırlar bırakacaksın geriye onun gibi, ibaresi hep aynı palavra gibi, “Nasılda sevmiştim seni” silsilesinde ucuz bir yazar gibi-

 

Acıya karışan bir parça morfin,

tenine bulaşan şehvetli aşk gibi

Kadın gibi, erkek gibi

iki bacak arasındaki taht gibi sevmiştim seni...

 

ağızda yatan son söz gibi, küfür gibi

ana avrat edilmiş tövbe gibi

ayaklarına devrile devrile

salyalarını saça saça

kudurmuş köpek gibi

dağ sırtında bükülmüş

allahın belası bir eşşek gibi sevmiştim seni...

 

-yazacaksın. Yazacaksın; keşke bunları okusaydın, keşke yanımda olsaydın diye diye, göz kapaklarında geceden kalma yitik bir hediye ve yatakta, bedeninde yalnız hayalet ağrınla geriye, uyanacaksın katil devlerin yasal dünyasına...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

h a y a l d e n d ü ş m e l e r

 

bir kadın büyütüyorum

elleri ayakları tıpkı sen

ve ben kimim hiç bilmiyorum

sen de kimsin bir bilsem...

 

tam yatağa uzanıyorum, gece bize uzak sabaha yakınız

uykudan sakınmış bedenlerimiz ve tembel koyunlarımız

bilemiyoruz saymasını, rakamları, üçü beşi

ve üzerimize hiç bir zaman doğmayacak bu tatlı güneşi.

 

sonra günün ilk ışıkları içeri girmeye çalışıyor

perdelerim öyle kalın, öyle tecrübeli ki;

bütün sorgular pencere önünde durmaya alışıyor.

derken dokunuyorum sana elimi kana bulayarak

tüm yapraklar göğsüne dökülüyor bir bir kuruyarak

ve bütün duygular böyle güzel bir gecede

bu dümdüz insanlığın boktan dünyasına karışıyor...

 

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

g i t t i ğ i n d e

 

evdeki her şey yerli yerinde

masanın hala dört ayağı var mesela

mesela tablolar hep aynı yerde

ve ışık duvarı gülümsetiyor

gölgeler yalnızlığı anımsatıyor hala.

 

Sabaha karşı yatıyorum hep

dişlerimi sökmeyi unutmuyorum merak etme

bileklerimi kesmeyi, saçlarıma küsmeyi

ve merdivenlere sağlam basmayı

şuramda hala ne de olsa acısı

unutmuyorum...

 

unutmak bir yaşam çabası, hatırlamamak lütuf

tenime sıkışan acılarım var, etime doluşan

sen yavrum;

avuçlarımda küçücük bir çiçeksin

benim kalburüstü canavarlarım var

felaketime karışan...

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

özgür müsvedde mürekkebinin samani çapraz koşuları - II

 

Neyi farkettim biliyor musun? Hayatımın özetinin bir küçük Leyla ile Mecnun sahnesine sığdığını. Adamakıllı dertlerimiz olsa da; çocuk aklımızla tutunuyoruz dünyaya...

 

İncecik çizgisinde hayatın

sen hep seksek oynayan bir küçük kadın

bense hep çizgilere basmayan o deli adım

neticede karışmıyoruz hayata değil mi?

Tutunmuşuz bir kenarına

ben ve o küçük kadın...

 

Videoyu eklemiyorum hüzün bozulmasın. Ama celali' nin gönderdiği ve bunu yazarken bana eşlik eden bu güzel eseri paylaşayım...

 

[video=youtube;2SYU-IGi1BE]https://www.youtube.com/watch?v=2SYU-IGi1BE

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

özgür müsvedde mürekkebinin samani çapraz koşuları - III

 

Bırakınız efendim söylenmeyi, hayat çok zorları, ekmek aslanın ağzındaları, para için debelenmeleri, zorlanmaları, ben çok farklıyım ayak uyduramıyorumları... uzayıp gidenleri...

 

Hayattaki en büyük servet; "insandır". Etrafınızda ne kadar çok insan varsa; o kadar zenginsinizdir. Ama öyle saçma sapan olanlarından bahsetmiyorum, sosyal medyadaki ağzına kadar dolmuş arkadaş listelerinizden bahsetmiyorum, partilerde eğlendiğiniz, evlere doluşup içtiğiniz, paylaşım adına içine sıçtığınız insanlardan bahsetmiyorum...

 

Bu hayatta başarılı olmak, para kazanmak o kadar basitki. Düşünün, hep şikayet ediyorsunuz ya; "böyle aptalca iş mi olur?" diye, peki neden bu aptallar hegomanyasındaki dünyanızı yönetemiyorsunuz? Neden üç beş kuruş kazanamıyorsunuz, kazanıp kenara çekilemiyorsunuz? Ya gerçekten farklı değilsiniz onlar gibisiniz ya da farklılığınızın farkına varamadınız henüz...

 

Buradan tüm farklılara sesleniyorum; "birbirinizi bulun ve birleşin!"

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Eski bir şey daha buldum...

 

i k i

 

Oradan oraya savrulurken fikr-i patavatsızın

gözlerinin altı mor, saçları dağınık bu gece kadının.

Hani elimi uzatsam rüzgarı değecek sanki yüzüne

ya da hiç bir uçak mesafesiyle ölçülemiyor uzaklığı kadının.

 

Düşün şimdi ben yollara düşsem;

sana varmam bir asır,

yani bir çınar olsam ben

gölgesi tüm şehri kaplayacak kadar

büyük bir yalnızlığım anlayacağın.

ki hiç gidilmeyecek bir yolun hikayesini yazıyorum ben sana,

geometrisi bozuk, edebiyatı açık sularda

yani tam burada sözümün bittiği

Adem'in tabiatı siktiği bir dünyada...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

b e n d e n i ç e r i

 

ben; insanların yarıda kalmış umuduyum

hiç çıkamadıkları o yol

sabah yataktan kalktıkları sol

havada öylece kalakalmış bir kolum.

 

ben; radyoda hiç çalınmayan bir şarkıyım

günlerce beklenenim yani

cevapsız bir aramayım belki bomboş

yani hiç bir soruya cevap değilim, ne hoş.

 

ben; senin cebindeki son parayım

rengarenk sokaklarda adi bir tuzak

ışıltılı vitrindeki o kırmızı kazak

ve karnında çığlık çığlığa ağlayan bir yarayım.

 

ben; gecelerce beklediğin tatlı uykuyum

yani tüm katillerin kusurlarındaki kuytuyum

cesetlerce terkedilmiş bir ormana

anaların ağzındaki o aptal avuntuyum.

 

ben; paketindeki son sigara

bileklerindeki son nefes

kadehinde boşa harcanmış bir soruyum

ben; bir şarkıyım hiç çalınmamış

parasız pulsuz ve uykusuz...

 

 

[video=youtube;-NBRuiw6tUw]

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...