Jump to content

Yalnızlığı Anımsatan Nesneler, Eşyalar, Canlılar...


paranormalfikir

Önerilen Mesajlar

Filozoflar, yazarlar, şairler... Her biri ayrı ayrı tanımlamışlardır yalnızlığı. Kimisi sevmiş yalnızlığı, kimisi korkmuş yalnızlıktan.

Bizler de hayattan aldığımız zevklere göre bir sınıfa koymuşuz bu çok tarifli duyguyu.

 

Peki etrafınıza baktığınızda, sizde de yalnızlık veya hüzün duygusunu uyandıran birşeyler var mıdır?

 

Mesela uzun bir otobüs yolculuğunda, ekin tarlasının ortasında, uzakta ki o bir başına olan ağaç..?

 

yalniz_kalan_agac.jpg

 

Farklı duygular uyandırmaz mı sizde de?

Yolculuklarda araba hızlıca gider ve geride kalır o ağaç. Yine orada bir başına. Kim bilir ne hissediyor, neler düşünüyordur...

 

Ya da tek başına umutla ışıldayan bir sokak lambası...

 

İçerik.jpg

 

Aslında bu örneklere baktığımızda bu duyguya kapılmamızın nedeni, belki de etraflarındaki çoğulluktan sıyrılmış olmalarıdır. Düz genişliğin içinde bir ağaç, tekdüze evlerin arasında parıldayan sokak lambası...

Yoksa bizlerde ki teklik duygusunu uyandırdıkları için mi böyle hissederiz..?

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

tumblr_ngvkfetev71s13wj2o5_1280.jpg

 

Hiç sapmadan giden dümdüz yoldur, yalnızlık. Günde belki 5 araba geçer üzerinden sonra gecenin karanlığı çöktüğünde bir o bir ay kalır. Uzaktan izler ayışığını. Belki yağmur yağmışsa parlar onun da yardımıyla ama hiç dokunamaz ona. Yalnızlık o yoldadır.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Yalnızlık, insanı güçlü kılar, zihnini açar, bağımsız olmayı öğretir. Beni korkutan bu dünyadaki yalnızlık değil. Bedenler ölünce ruhun yalnız kalması çok ürkütücü. Düşünüyorum da bir ruha ceza olarak yalnızlık verilse ne hisseder...

İşte acılar içinde bir ruh: Hem yalnız, hem ürkek cezasını çekiyor...

 

«B. R. - Şimdi bu ruhu ne halde görüyorsunuz?

«H. T. - Kendisi mütemadiyen dolaşıp duruyor, boşluk içinde akıp gidiyor. Aramsaz olamıyor. Ağır maddeye kavuşmak için kendisine yeni bir kılıf aramakta, arz küresine sürünerek, topraklara temas ederek mütemadiyen dolaşmakta... İhtizazları sönük, çok menfi, hep ıstırap içinde maddeye bağlı ve hattâ müsait bir ekran bulursa adetâ bir fantom gibi biç olmazsa bir an için dünyada tezahür etmek, bir an için tekrar maddenin soğukluğuna dokunup onu göğsüne serpmek, içinde yuvarlanmak, ondan zevk duymak istiyor...»

 

 

Bilhassa son satırlar, ilerde obsesyon hakkında yazacağımız kitabın mevzuuna dahi kıymetli bilgileri ihtiva ediyor. Orada da bu bigilerden istifade edilecektir. Medyomluğun en mühim bahislerin birini teşkil eden bu tasallut keyfiyeti her operatörün, her medyomun ve hattâ ne medyom, ne operatör olmıyan her hassas kimsenin bilmesi lâzımgelen bir hâdisedir. işte böyle yukardaki gibi, geri bir ruhun dünyaya olan aşırı bağlılığı hemen hemen gayrı şuuri bir irade ile münasip ve müsait gördüğü bir vasata doğru kendisini çeker ve aynı zamanda o vasatla kendisi arasında gittikçe kuvvetlenen bir takım bağlar peyda

olur ki, bu hal, obsesyonun izahına yanyan mühim unsurlardan birini teşkil eder.

Dünyada iken bütün faauyetini kesif ve ağır maddeler üzerinde toplamış bu zavallı varlığın spatyomda bu maddelerden tamamiyle mahrum kaldığı zaman kendisini boşluk ve büyük bir mahrumiyet için de hissedeceği tabiidir. Nitekim aşağıdaki ifadeler de bunu gösteriyor :

«O kötü bir âlem içerisinde boşu boşuna dolaşıyor... Nedense hiçbir gaye yok... Neden yığın yapmak istediğini bilmiyen ve mecnunca sevdiği madde üzerinde can veren bu varlığın ölümünden beri iki asır kadar vakit geçmiş... Bu müddet zarfında kendine müşabih başka ruhlar yüzünden kendisine dünyaya inmek sırası gelmemiş. Maddeye kavuşmak hasretini tatmin edememiştir.

«Çekingendir, kaçıyor... Kimse ile temas etmek istemiyor. Kendisi ile ancak kesi kesik temas edebüdim. Bu ruh, ruhlar arasında adetâ en kötü bir plânda, en aşağı bir tabakada bulunuyor. Adetâ arz küresi üzerindeki cisimler içerisinde saklanır derecede... Ağırlığını üzerinden bir türlü atamıyor. Çekirdeği onu daima aşağı doğru çekiyor. Bir canlı adamın kalbi yerinden söküldüğü zaman ne kadar ıstırap duyarsa, bu da o kadar fazla ıstırap duymaktadır- Hem hastalığı, hem de yığınları çoğaltırken yapmış olduğu işler açık bir kitapta olduğu gibi önünde duruyor. Bu hem madendir, hem de kitaptır. Zira her maden parçası üzerinde bir kitap yazacak kadar tarih ve hâdise vardır.

«Ruh huzur bulmamıştır. Karanlık, karışıklık, pislik içerisinde ıstırap, eziyet ve ebedi susuzluk çekiyor. Kupkuru bir sünger gibi, mesamatlı bir taş gibi sıkılıp duruyor. Ben onu yakalamak istedikçe o kaçıyor. Ben de ona sokulamıyorum. Karşı karşıyayız, fakat ihtizazlar yabancı olduğundan tamamiyle süzülemiyor.»

Yukarda hasis bir ruhun spatyomdaki haleti ruhiyesi bütün tafsilâtiyle gösterilmiştir. Bir spiritizma celsesinde böyle bir ruhla karşılaşıldığı zaman onunla ne tarzda bir muvasala yapılabileceğini bu müşahede açıkça gösteriyor.

>>> http://www.gnoxis.com/bedri-ruhselmana-g%C3%B6re-spatyom-hayat%C4%B1-48699.html

 

Bir tek sigara. Sen onu yakmadan hayat bulamaz. Senin yaşadığın yalnızlığa benzer biraz da. Seni o tamamlar, onu ateş. Yalnızlık kötü birşey değil, katlanılması zor birşey.
Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

En iyi arkadaşlar olduğu dışarıdan bakınca belli olan iki kişi bana hep yalnızlığımı anımsatır. Ne beni anlayan biri var ne de gerçek bir dostum. Bu bana bir erkek arkadaştan veya sevgiliden çok daha önemli geliyor. Keşke şimdiye kadar hiç sevgilim olmasaydı ama gerçek bir dostum olsaydı...

636f4fe933d5d3823f13ecbef20f884c.jpg

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Gençler like'larınızı site düzelince vericem. :D Yalnızlık mı? Birkaç saat öncesine kadar bisikletimle ışıklı caddeler arasında gezinirken eskiden ayrılmadığım birkaç arkadaşımı gördüm, öyle çatpat konuştuk biraz. Sonra herkes yoluna gitti. Yalnızlık da bir seçim aslında. Sonra çekildim bir köşeye yarım saat dolunayı seyrettim. Bugün ki yalnızlığım pek bir keyifliydi aslında...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Mesela geleceği düşündüğümde tek başıma bir eve gelip anahtarla kapıyı açıp içeri girip anahtarı bir köşeye fırlattığımda koca bir sessizlik bulmak düşüncesi beni ürkütüyor.evde kimsenin olmadığını,kimsenin beni beklemediğini bilsem bile ilk iş etrafı yokluyorum.Bir ses seda arıyorum.Yalnızlık güzel şey,gerekli de aynı zamanda.İnsan kendi kendine yetebilmeli tabiki.Ama ne bileyim belli bir yaşı geçtiysen ve hiçbir şey biriktirememişsen,her şey seni teğet geçip gittiyse,zamanında hayalini kurduğun şeylerin artık hayalden öteye geçemeyeceğine eminsen, bir bekleyenin hal hatır soranın yoksa birkaç gün tatil yapabilmek adına koca hafta eşek gibi çalışıyorsan bir de eve gelince o sessizliğe nasıl tahammül eder insan o duvarlar insanın üstüne üstüne gelmez mi..bilmiyorum böyle bir şeyler işte.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...