Jump to content

Türk Cadıları; Cazilar..


nevermore

Önerilen Mesajlar

Anadolu’da, sağlığında üstünden kedi atlamış veya köpek eti yemiş insanların, öldükten sonra hortlayarak cadı olacaklarına inanılmaktadır ANBR 149. Anadolu folklorundan farklı olarak, Doğu Trabzon ve Rize folklorunda cazi/mayisa (Çaykara) motifi, uzaktan gelen korkunç bir yaratık olarak algılanmamaktadır. Köyün içinden herhangi bir kadın cadı olabileceği gibi cadılık eğitim-le başkalarına da öğretilebilir. Aynı evdeki tüm kadınların erkeklerinden habersiz cadı olabileceğine dair sayısız hikaye vardır:

 

“Cazıların ciğer yemesiyle ilgili buralarda eskilerden beri bir hikâye anlatılır: Evin ge-lini cazıymış. Çocuğun ciğerini çıkartır, ye-mek için ateşe gömer. Bu arada ateşin başında uykuya kalır. Kaynanası sabah ateşi karıştırırken ateşe gömülü birşey olduğunu görür iyice karıştırır bakar ki ciğer parçası.

 

... yiyenin kızı kendi doymuş ta bunu da bana bırakmış, der.

 

Meğerse kaynana da cazıymış, Ateşte pişmiş ciğeri alır, çekilir bir köşede yer” GB 81 (Hemşin)

 

Cadılar normal anne babadan doğan erkek veya kadın, sıradan insanlar olup, cadılığı bir başka cadıdan bir öğreti olarak alırlar. Trabzon ve Rize’de kuyruklu, Hopa’da hem üç parmak boyunda kuyruklu, hem de koltukaltlarında sinek kanatlıdır. Efendilerinden başkasına hizmet etmeyen cadıların, tek amacı kötülük ve efendilerinin emirlerine hizmettir:

 

Yeni doğmuş buzağıların yüreklerini yerler; kundaktaki çocukları boğarlar; kedi, ö-rümcek şekline bürünürler. Cadıların bir görevi de yeni gelinleri telkin yoluyla cadılığa özendirmektir. Laz varyantlarında cadıların üç defa cadı olduğunu itiraf etmesiyle, cadıların suya atıldıklarında batmayacaklarına inanılır (Hopa Peroniti)

 

Tonya’da eve cadı girmesini engellemek için pencere ve kapılara komar dallları asılır (Torul’da kuşburnu dalları) yine de engel olunmayıp 30 Nisan’ı 1 Mayıs’a bağlayan gece eve girerse bütün tahta aşıkların içlerini kazır ve buzağıları öldürürmüş. Torul’da çocukların cadılardan zarar görmemesi için, kollarına kuşburnu dallarından bileklikler takılır. Süt dolu tencereler sıkıca kapatılır ve kaşıklar dolaplara kilitlenerek, cadılar tara-fından kirletilmesi engellenir (aynı şekilde Karakoncolos günlerinde kaşıklar karakon-colostan da saklanmaktadır)

 

Cadılık dürtüsü, geceleyin güçlenir; bazen tek başlarına bazen gruplar halinde evleri dolaşır bazen de Kırım ya da Mısır’a süpürge veya pişmiş kilden küpler üzerinde uçarlar. Hopa’daki cadıların Mısır’a süpürge üzerinde uçup hurma yemeleri örneği dışında (Hopa Peroniti) dışında nerdeyse tüm varyantlarda cadılığın merkezi Kırım’dır. Kırım cadılarının küpler üzerinde uçup gelerek yaptıkları kötülükler; Mekke’ye giden hacıların getirdiği kabe toprağı sayesinde (HG - Akçaabat) ya da yerli cadıların rekabeti neti-cesinde (Dernekpazarı Zenozana) engellenmiştir.

 

Ahırdan gürültüler geldiğini duyan bir kadın, aşağı iner ve o güne kadar görmediği bir kedi görür. Kediyi ensesinden yakaladığı anda kedi komşusu olan yaşlı kadına dönüşür (Dernekpazarı Zeno Zana).

 

Cadılar yanlarında taşıdığı insan pisliğini üstlerine sürerek uçma yeteneği kazanırlar, çalı süpürgelerine ters oturur ve gözlerini kapayınca uçmaya başlarlar; gözlerini açtıklarında istedikleri yere varmışlardır. Eğer uçarken bir dikenliğe düşerlerse mayisalıkları (cadılıkları) yok olur.

 

Yiğit’in naklettiği muhtemelen Rumcasından çevrilmiş bir mayisa türküsü kaydedilmiştir:

 

“Açıldı bana dağlar/Yaparum fazla yağlar/ Tutarsa bana huyum/Nahır üstünde su-yum/Gıdı Gıdı oğlağum/Mart g...Parmağum/ Mart çıktıda dert gitti/ Koyunum yaza çıktı/ Ahi...hi....hi....hiii..” ÇF 50.

 

Çaykara’da mayisaların hayvanlar ve köylüler yaylada iken 23 Haziran gecesi na-hıra gireceklerine inanılır (Akçaabatta 13 Mayıs HG). Bu yüzden mayisanın nahıra girmemesi için tedbir alınır:

 

“23 kirezde, akşam olmadan obayı (yayla evini) 3-7 def’a ayeti kürsi ve 3-7 defa Kulhuvellahu okuyarak bağlarlar. En son ahır kapısını üfleyerek Bismillahirrahmanirrahim deyip bu kapıyı sıvazlayarak kapatır. Obayı bu şekilde bağlayan kimse haneka (süthane) ye girerek sütlerin kaymağını alıp mayısanın faaliyet göstereceği akşamdan önce mutlaka yayıklar. Herhangi bir sebeple kalan bir kaymak olursa üstüne tuz serperler. Diğer taraftan ineklerin kuyruklarına bir iplikle 7 düğüm bağlarlar. Bu düğümlerin içinde kömür ve tuz bulunur. Düğümler bağlanırken kulhuvellahu okunur ya da ma-yisa yakalanmaya çalışılır ‘Mayısayı yakalayacak erkek 70 defa “Allahu Lailahe illallahu velheyyul kayyum” duasını okur ve her defasında kendi üstüne üfler, obasını bağlamaz ve ahır kapısını besmelesiz kapar. Daha önceden hazırladığı bir balık ağı veya 41 iğne ile öldürülerek yüzülen, kurutulan kurbağayı başına koyup ahırın bir köşesinde saklanır. Mayısa; saçları karmakarışık bir hal-de ve hafif bir şekilde ağlayarak ahıra girip bir ineğin altına yanaşır. Bu sırada erkek saklandığı yerden cazunun üzerine atılarak saçlarından tutup onu döğmeye başlar. Ma-yısayı söyletmek şarttır” ÇF 52.

 

Hemşin folklorunda cadıların elek ve fileden rahatsız olduklarına inanılır ve bebekler fileye sarılarak uyutulur. cadılık gücünün yok olması için bizzat cadının üç kere cadı olduğunu itiraf etmesi gerekliyken (Hopa Peroniti), Hemşinde cadının muhatabının cadıya üç defa cadı olduğunu söylet-mesi yeterlidir GB 82. Cadılar geceyarısı genellikle örümcek biçiminde, kremul’un (ocak zinciri) üzerinden inerek girerler ve bebeğin odasına gelince insan şekline bü-rünürler. Hemşin’de cadının bir avuç büyülü toprağı annenin üzerine saçarak onun derin uykuya dalmasını sağlayıp arkasından da “egiş” denilen ucu eğri uzunca bir demir çu-bukla bebeğin ciğerini çıkarıp yediğine ina-nılırdı RK 257.

 

Karadeniz Rumcası cadu (τζιατου [İnebolu]) P II 381

 

Trabzon Rumcası cazi, mayisa (Çaykara, Maçka)

 

Modern Türkçe cadı “Geceleri dolaşarak insanlara kötülük ettiğine inanılan hortlak” TDK 375

 

Hemşince cadu, Ermenice çaduk DKL 31, Azerice caduger AHÖ 235/37, cadukün AHÖ 281/19 “büyücü”

 

 

Rize’den bir cazi hikayesi

 

Anan yoğ idi. Nenen hiç yoğu idi. Dedenun dedesi daha girmemuşti beşiğe. Var idi, yoğ udi bir Hasanika. Hasanika gezer iken gördü bir armut ağacı. Çıktı armuda başladı yemeğe. Keldi bi Cazi Karisi. Niyeti idi bozuk. Armud'un altından seslendi tatlı bir sesle bağurdu Hasanika'ya :

- Uuuy anan kurban olsun saha. Hasanika oraya ne yapayisun.

- Armut yiyirum.

- At bağa bi armut.

Atar oğa bi armut. Cazi karisi onu mahsustan tutmaz.

- O kitti bayışağa. Kızlar kesulsun saha. İn bi dal aşağa, at bağa bi daha.

Atar oha bi daha.

- O da gitti bayışağa, in bi dal daha aşağa, at bağa bi dağa

Hasanika armut ata ata geler aşağa son dal idur çuruk birden duşer başaşağa. Geçirur baygunluk Cazi karısı tutar Hasa-ka'yı, kor torbasına, alur keturur evine. Kitler oni bir odaya. Cazi karisi evden ay-rılurken kızı Fadime'ye:

- At kazani ustune, hazır uyuyi at Hasanika'yı da içine. Pişir ko dolaba. Geldummi yeruk.

Hasanika uyanmış duymuştur bunu. Lakin kelir duymamazliktan. Fadime atar kazani ustune içine doldurur suyu. Yakar da eteşu. Çağurur Hasanika'yı.

- Hasanika git da bak. Kazanun içine boncuklarım ordamidur?

Hasanika bili ya işi uzaktan bakar kazana. Der Fadime'ye:

- Ben gormedum, sen bi bak onlara. Tam bakar iken Fadime. Vurur oğa bi tekme. Atar oni kazanın içine. Pişirur oni eder kavurma, koyar sahanlara yerleşturur tereklere.

Kelir Cazi Karisi bakar etler tereğe, başlar onlari yemeğe. Yerken da:

- Hasanika'nun etleri cimi cimi butleri. Hasanika'nun etleri cimi cimi butleri.

Hasanika meğer çıkmuş idur çatıya der ordan oğa:

- Fadimenun etleri cimi cimi butleri.

Cazi Karisi duyar oni, tükürur yediklerini. Kurar hemencecuk bi plan. Uğraşur çatıdan aşağı indirmeyi oni.

- Uuuy Hasanika oraya nasil çiktun?

- Eskemileri koydum birbiri ustune oyle çiktum.

Oda koyar iskemileri ust uste. Çıkar ustlerine.Çıkar ustlerine da beceremez duşer altına, incitur dizini. Gene seslenur:

- Uuuy Hasanika oraya nasil çiktun?

- Yiğne yine ustune koydum da öyle çiktum.

Kodi yiğne yiğne ustune çıkamadi. Geçti yiğneler oğa.

- Uuuy Hasanika oraya nasil çiktun?

- Kizdurdum bi şiş soktum oni kendume, attı beni buraya.

Cazi Karisi kizdurur bi şi, sokar oni kendine; ceberur kider. Hasanika iner aşağa. Araştirur bulur Cazi'nun hazinelerini. Olur zencun

cazi eğişi is. Ucu kanca şeklinde kıvrılmış demir kanca olup peynir yapımında kullanılmaktaysa da (Bk eğiş) yöre folklorunda, cadılara özgü bir aksesuar olarak yer almaktadır:

 

“Cazı gece yarısı ocaklıktan iner, kül döküp anneyi uyutur, sonra egişle erkek çocuğunun ciğerini çeker yer” GB 80 (Hemşin)

 

 

_____Anadolu Efsanelerınden Alıntıdır________

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Her büyücü kadın bir cadı değildir fakat bir cadı, mükemmel bir sihir uzmanıdır. İslam dininde belirtilmiş dört tür sihir çeşidi vardır. Büyücülük sadece c şıkkını kullanırken, Cadılık ise bunlardan b ve c şıklından (özellikle b şıkkından) insanlara kötülük etmek amacıyla yararlanır.

a) Keldanilerin Sihri: Bunlar yıldızlara taparlar, kainatı idare edenlerin yıldızlar olduğunu, hayır ve şerrin onlardan geldiğini. Semavi güçlerin yerdeki güçlerle birleşmesi sonucu mucizeler meydana geldiğini söylerler. Bunları irşad için Allah (c.c.) İbrahim (a.s.)’ ı gönderdi. Bunlar da kendi aralarında üç sınıf idiler;

1-) Eflak ve yıldızların ebedi olduğunu söyleyenler ki; onlara “Sabie” denilir.

2-) Eflak’ın uluhiyyetine inanırlar. Bunlar her felek için yerde bir put yapmış ve ona hizmet etmiş putperestlerdir.

3-) Eflak’ı ve yıldızları yaratan birisi olduğunu ve bunun onlara yeryüzünü idare etme hakkını verdiğini söyleyenler. Bunlar yıldızları aracı kabul ederlerdi.

b) Ruh Gücüne Dayanılarak Orataya Konan Sihir: Buna göre insan ruhu tasfiye ile icat etme, öldürme, bünye ve şekilde değişiklik yapma gücüne ulaşır.

c) Ruhani Varlıklardan Faydalanılarak Yapılan Sihir: Bu da muska yapmak ve cinleri kullanmak gibi şekillerde uygulanır.

d) Göz boyamak şeklinde yapılan sihirdir. Bu da hokkabazlık, el çabukluğu ve benzeri davranışlardır.

İslam alimleri, yukarda açıklanan a maddesinde yer alanlan kişilerin inançları açısından kafir olduklarını belirtmişlerdir. Fakat İslam alimlerince, Cadılık gibi bir konu üstünde durulduğunda eğer, konu kendini kötülüğe adamaksa; inanç olarak zaten bir kişi herhangi bir madde ya da koşula bağlı olmadan Kafirdir.

Günümüzde

 

Günümüzde 15. yüzyılda Avrupa'daki bakış açısına göre genellikle süpürgesi üzerinde uçarak gezinen, büyücü bir kadını temsil eder. Fakat bu sadece hayali bir semboldür...

Cadılık Dünyada

 

Afrika'dan, Avrupa'ya; Hindistan'dan, Orta Doğu'ya; Dünyanın dört bir yanında büyücülerin ve cadıların kültürlerde mevcut olduğunu görebiliriz.

Cadılık dünyanın pek çok ülkesinde farklı adlar ve şekillerde uygulanabilmektedir. Macumba Afrika büyüsüdür, buna karşılık Haiti adalarında bu büyücülük sanatına verilen ismi Voodoo'dur. Cadılar dünyadaki bütün din ve inanışların hepsine önem verir onların büyüsel uygulamalarını kullanabilirler, fakat her büyücü kadın bir cadı değildir, ama bir cadı, mükemmel bir sihir uzmanıdır.

Eğer ki; cadı kelimesini, süpürge ile gezinen, kafasında siyah bir Sombrero'yu andıran şapka ile dolaşan, büyüler yapan insanlar olarak incelemek istersek; bu inanış 15 ila 17'inci yüzyıl arasında Avrupa'da yaşayan kendilerini cadı olarak ilan eden, dul kadınları temsil eder ki; bu sadece hayali bir semboldür...

Bazılarına göre cadılık denen şey; dul kadınların 15. ila 17. yüzyıl arasındaki zor yaşam koşulları altında yaşayabilmesi için yaptıkları zoraki bir meslektir. Var olmasının ana sebebi de ekonomiktir. Kimileri, "18. yüzyılın ortası itibarıyla cadıların yerini falcılar almıştır" düşüncesine sahiptir. Tabii, bu gerçek cadılık tanımından bir hayli uzaktır...

Cadılar konu olarak 19. yüzyılın ortalarında; Film ve Edebiyat'ın başlıca karakterleri arasına girmiştir.

Halkı sindirmeye çalışan bağnaz krallıklar kelimeyi anlamının aksi yönünde kullanarak, bilimi ve adaleti savunan insanları suçlayıp sindirmek için kullanmış ve sembolleştirmiştir. Bu sembolün halk üzerinde oluşturduğu dini etkiden yararlanılmış ve aykırıların toplumdan ayıklanması için kullanılmıstır. Avrupa'da ve Amerika'da binlerce insan cadılık ve benzeri şuçlardan diri diri yakılmıştır fakat bu tür olaylar gerçekte cadıların olmadığı anlamına gelmemektedir.

Galileo gibi aydınlanma çağının birçok biliminsanı ve sanatçısı Engizisyon mahkemelerinde suçlanmış ve görüşlerini inkara zorlanmıştır

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Anadolu'da "cadı" lık hiçbir zaman Avrupa'dakine benzer bir gelişim süreci izlememiştir. "Cadu" ya da "cazu/cazı" olarak da geçen yöresel söylencelerde bu kavram genelde "gulyabani" gibi yaşayanların peşinden giderek onlara zarar veren bir hortlak betimlemesine sahiptir. Anadolu toplumunda aynı anlama gelebilecek kelime belki şifacıları temsilen "ebe"ler olabilir, ki genelde toplumda saygı gören ve yardımına başvurulan kimselerdi.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Anadoludaki wicca anlayışı , geçmiş zamanda ki pagan kültürünün yansıması bir anlamda.büyücülük ile wiccanın birbirine karışmasının sebebi de bu.Sifaci olarak tabir edilen kimseler aynı zamanda ruhlarla iletişime geçebilen büyücülerdi.zaman içinde metafiğin gelişmesi ile sifaçılık ve ruhculuk birbirinden ayrıldı.bu ayrım kökenin aksine batı kültürünün pagan inanışına vurduğu en sert darbe olmuştur , , şiddetle kınıyorum onları :D

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Hiç bir insan cadı ya da büyücü değildir esasında yani böyle özel bir kriter yok. Fakat bazı kişiler bu alanlara daha yatkındır eğilimlidir. Cadı aynası bu yeteneklerinizi gözlemlemenizi sağlana bir yöntemdir. Konuyu daha fazla dağıtmayalım pm ile anlatayım ;)

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

"(aynı şekilde Karakoncolos günlerinde kaşıklar karakon-colostan da saklanmaktadır)"

 

Kıbrıs'ta okurken Kıbrıslıların kullandığı bir kelimeydi "goncoloz". Burada görünce çok şaşırdım :) Ne anlama geldiğini sorduğumda; canavar demişlerdi...

 

Katkıda bulunan herkesin ellerine sağlık. Güzel paylaşım :)

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Bizimkiler de Artvinli'dir.Babanem geç saatte ayakta dolananlara cazi gibi ne dolanıyosun der hatta hasaniki hikayesini amcamdan dinlerdim küçükken ama biraz farklıydı yine de inanılmaz benziyor şok oldum okuyunca. Tamamını hatırlamıyordum çok iyi gedi sonsuz teşekkürler:)

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
paranormalfikir

Evet, bizim orada cazi karisi derler. :D :D Ne hikâyeler var bir bilseniz... :D Ormanda yoğurt mayalayanını mı ararsınız, yoksa ayının sırtına bineni mi yahut dere kenarında çırılçıplak saçını tarayanını mı... :D Birde bunların erkekleri var yaban adamları... :D

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Türk Kültürü Açısından Şamanlık

      İslam'dan önceki ideolojik ve sosyo-kültürel alanın idare edici ve yönlen­ dirici fonksiyonunu üstlenen Şamanlık,ı felsefi pratik bir akım olup Türk kül­ türünün bütün yönlerini kapsamaktaydı. Türklerin zamanla kabul ettikleri dinler de (Manihaizm, Budizm, Hıristiyanlık, Musevilik, İslam) Şaman öğe­ lerini Türk şuurundan ve Türk kültüründen silip atamamıştır.2 Şamanlık, ye­ ni kültür çevresine ayak uydurarak yaşamını şöyle veya böyle bir şekilde sür­ dürebilmiştir. Takip ve yasaklar3 Şaman unsur

      , Yer: Dinler ve İnanışlar

    • Türk Destanlarında Evren Tasarımı

      Türklerin kültür hayatının temelinde Orta Asya bozkırlarındaki göçebelik ve hayvancılığa dayalı hayat tarzının şekillendirdiği düşünce yapısı yer alır. Bu düşünce yapısı aynı zamanda, içinde bulunduğu sosyo-kültürel bağlamın evren ile ilgili tasarımlarını da ortaya çıkarmıştır. Esasen evren, bütün ilkel toplumlarda daha çok merak edilen ve üzerinde tasarımlar geliştirilen bir varlık topluluğudur. Araştırıcılara göre Türkler, evren hakkında bir tek izlenim/tasarım edinmemiş veya edindikleri tasar

      , Yer: Mitoloji

    • Tezer Özlü ; Türk Edebiyatının Lirik Prensesi

      Tezer Özlü, 10 Eylül 1943′te Simav’da doğdu. Anne ve babasının görevleri nedeniyle çocukluğu Simav, Ödemiş ve Gerede’de geçti. “Dört bin nüfuslu bir Anadolu kasabasında dünyaya bakmayı öğrendim. Altı yaşındaydım. Dünyanın sonsuz büyüklüğünü hissettim ve gitmem, çok uzaklara gitmem gerektiğine inandım…

      , Yer: Yazarlar

    • İslamiyet Öncesi Türk Eğitim ve Öğretimi

      TÜRKLERİN SOSYAL, KÜLTÜREL, SİYASİ, İDARİ HAYATI VE SANATI Türklerde eğitim ve öğretim hayatı hakkında fikir edinebilmek için Türklerin tarihini, yaşayış tarzlarını, sosyal, yapısını, siyasi ve idari yapısını, sanat ve kültürelhayatını incelemek gerekmektedir.   Türklerin tarih sahnesinde görünüşleri çok eskidir. M.Ö. 3-4 bin yıllarına kadar gitmektedir. Bu konuda W. Eberhard "M.Ö. 3. bin yılın ortalarında bile, bir kısım kavimlerin kendilerinden sonraki nesillerin taşıdıkları vasıflara hai

      , Yer: Dinler ve İnanışlar

    • Türk Yapımı Korku Oyunu: Meknun

      Aslında pek korkunç değil ama güzel bir oyun. Üye olabilmek için sorulan 5 soruyu cevaplamanız gerekiyor.(çok zor ama cevapları her yerde paylaşılıyor) Üye olduktan sonra gizleri çözmeye başlayabilirsiniz.   GİRİŞ Ey Alim kişi ! Bilgin ve Kudretinin yetmeyeceği Meknun gizindesin. Yaratıcının sana bahşettiklerini kullanmanın vakti geldi... Kaderindekiler karşına çıktıkça nefsin ve aklınla yüzleşeceksin... Sen intihab edildin ! Sen ! Ey Alim kişi ! Kahin rehberin, nefsin ve ruhun ışığın,

      , Yer: Yararlı ve Eğlenceli Linkler

Arka Oda

Arka Oda

    Chat izniniz bulunmuyor
    ×
    ×
    • Yeni Oluştur...