Jump to content

Aile İçi Şiddetin Çocuklar Üzerindeki Etkileri...


raskolnikov

Önerilen Mesajlar

Aile İçi Şiddetin Çocuklar Üzerindeki Etkileri

 

 

Aile içinde kadına yönelik şiddetle çocuklara yönelik şiddet arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Yani bir evde aile içi şiddet varsa, o evde yüksek ihtimalle çocuklar da şiddet görmektedir. Örneğin, Amerika'da yapılmış olan bir araştırma eşlerine şiddet uygulayan erkeklerin yüzde 50'sinin aynı zamanda çocuklarına da şiddet uyguladığını ortaya koymaktadır.

 

Çocuklar aile içindeki şiddetten doğrudan, fiziksel olarak yaralanarak etkilenir. Şiddet uygulayan kişi, çocuğun annesine duygusal olarak zarar vermek ve istediklerini yapmaya zorlamak amacıyla, çocuğa bilerek ve isteyerek fiziksel, duygusal ya da cinsel şiddet uygulayabilir. Bunun yanı sıra, şiddet uygulayan, çocuğun annesine saldırırken çocuğa da kazara ya da bilerek zarar verebilir. Ayrıca, yaşça küçük çocuklar anne kucağındayken, anne saldırıya uğradığında, saldırıdan zarar görebilir. İleriki yaşlardaki çocuklar ise, anne-baba arasındaki şiddete müdahale etmek isterken zarar görebilir.

 

Çocuklar aile içindeki şiddetten, şiddete tanık olarak etkilenir. Pek çok anne şiddeti çocuğundan gizleyebildiğini düşünse de, çocukların yüzde 80-90 gibi çok büyük bir kısmı bu durumun farkındadır. Çocuklar şiddet anını görmeseler de bağrışmaları duyarlar, şiddetin benden üzerindeki izlerini yani yaraları, morlukları, kırılmış kemikleri görürler.

 

Şiddet ortamında büyüyen bebekler, kendilerine bakan kişilere, yani annelerine kardeşlerine duygusal olarak bağlanmakta zorluk yaşayabilirler. Bebeğin büyümesinde hayati öneme sahip olan bu bağlanma gerçekleşmediği bazı ileri durumlarda çocuğun gelişimi tamamen durabilir. Okul öncesi çocuklarda gelişim süreci tersine işleyebilir, çocuklar kabus görebilir ya da uyuma güçlüğü çekebilirler. Okul çağındaki çocuklar ise depresyon, kaygı, korku gibi farklı psikolojik problemler yaşayabilirler, akranlarına karşı şiddet gibi sorunlu davranışlar gösterebilirler. Şiddet görerek büyüyen çocuklar, ileriki yaşamlarında problemli ilişkiler yaşama riskiyle karşı karşıyadır. Onların gelecekte kuracakları ilişkilerde şiddetin ve istismarın yaşanma olasılığı, akranlarına oranla daha fazladır.

 

Ancak aile içindeki şiddetin yoğunluğuna ve duruma erken müdahale edilmesine bağlı olarak bazı çocuklar da şiddetle sağlıklı bir şekilde baş etme yollarını bulmakta ve sağlıklı bireyler olarak yaşamlarına devam etmektedirler.

 

Çocukların şiddete tanık olduğu ya da maruz kaldığı ailelerde duruma erken müdahale edilmesi çok önemli bir noktadır. Erken müdahale, şiddetin çocuğun yaşamında yarattığı olumsuz izlerin silinmesini sağlar.

 

 

alıntı.....

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Aileiçi şiddetten bahsederken fiziki değil sadece bahsedilen esasında...Sarfedilen kelimelerin açtığı yara bir ömür unutulmayabilir...Misal babamın ağzı çok bozuktur benim ..Haliyle kardeşlerime de yansıdı bu.Türkiye nin en iyi üniversitesinde okuyan,Öss ye derece ile girmiş olmalarına rağmen annesine,ablasına ana avrat düz giden,GEREKTİĞİNDE el kaldıran kardeşlerim için söyleyecek söz bulamıyorum.Ama onların suçu değil bu, çocukların suçu değil ...Analar,babalar zamanında farkına varın bişeylerin artık.Git gide hastalıklı bir toplum olmaya başladık..Tehlikenin farkında değiliz..Ama onlarda haklı değil mi?Ekmek derdin de herkes .Çocuğunun geleceğini kurtarayım derken ele sıkıştırılan paralar,yürekte açılan boşluğa deva olmuyor.....Çocuklar öylece büyümeye devam ediyorlar..Sevgisiz,ilgisiz,şefkata aç..Ve bu açlığını bastırabilmek adına attıkları kötü adımların vebali onlara değil ...Onları bu yola sürükleyenlere gitmeli ...Nefret doluyum yine...Kusacak öyle çok şeyim var ki...Ama kelimelerde bir yere kadar..Kalın sağlıcakla...

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Kadına aile içinde uygulanan şiddetten en çok çocukların etkilendiği bilinen bir gerçektir. Annesinin ya da kızkardeşlerinin evin erkekleri tarafından şiddete maruz kaldığını gören çocuklar hem psikolojik hem de fiziksel olarak ileride onarılması güç yaralar almaktadırlar.

Çocuklar toplumun temelidir. Bu nedenle çok iyi bakılıp özenle yetiştirilmelidirler. Çocukların bedensel ve duygusal gelişimlerini etkileyen faktörlerin başında şiddet gelmektedir. Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı'nın yaptığı bir çalışmaya göre ailelerin üçte birinde aile içinde fiziksel şiddet vardır. Şiddet uygulanan hanelerin dörtte üçünde çocukların şiddete tanık oldukları saptanmıştır. Bu çocukların şiddet sonrası korkma, babayı sevmeme, içine kapanma, saldırganlık şeklinde tepki verdikleri gözlenmiştir. Sonuç olarak şiddet küçük yaşta aile içinde öğrenilmekte; şiddet şiddeti doğurmaktadır. Kocasından dayak yiyen kadınlar çocuklarını (özellikle erkek çocuklarını) daha çok dövmektedir. Çocukluğunda şiddetle karşılaşanlar, büyüdüklerinde şiddet uygulamaktadırlar. Bu nedenle bu sorun bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorundur.

 

 

 

Çocıığun evde anneye uygulanan şiddetten hangi boyutlar da etkilendiğini Psikolog ve İletişim Uzmanı Prof. Dr. Sezen Ünlü şöyle açıklıyor: "Aile içi şiddetin çocuklar üzerinde pek çok etkisi olur. Şiddet yaşanan bir ortamda çocukların gelişimsel ve duygusal ihtiyaçları yeterince karşılanamaz. Çünkü şiddet gören kişi çocuklarına uygun bakımı veremeyecek durumda olur. Şiddetle iç içe yaşayan aileler çocuklarına kendi çaresizlik ve umutsuzluk duygularını geçirirler. Çocuklarına güven duygusunu sağlayamazlar. Çocuklar evde yaşanan olaylara anlam veremez. Hele çocuk küçük ise."

 

 

 

Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi ve Türkiye Yardım Sevenler Derneği Eskişehir Şubesi ortaklığı ile yapılan Avrupa Birliği destekli "Toplumsal Çalışmalar ile Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Projesi" kapsamında hazırlanmıştır.

 

 

 

Kuşkusuz şiddetin yarattığı psikolojik etkilerin yanısıra fiziksel etkiler de çocuklarda görülmekte. Aile içinde şiddet tanığı olan çocuklar özellikle okul döneminde pek çok sorunla karşılaşıyorlar. Prof. Dr. Sezen Ünlü bu etkileri kısaca şöyle özetliyor. "Çevreye karşı ilgisizlik, yeme bozuklukları, düşünme bozukları, alt ıslatma, aşırı endişe, korku, dil gelişiminde gerileme, karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı gibi psikomatik belirtiler, okulda başarısızlık, güven duygusunun sarsılması, özgüven azalması gibi bu etkiler yaşamı boyunca üzerinde taşıyacağı yüklerdir."

 

 

 

Ünlü'nün de belirttiği gibi çocuk bu yükleri ergenlik dönemine de taşır. Dolayısıyla çocuğun yaşam boyu üzerinden silemeyeceği, ileri yaşlarda toplum içinde sorun yaratabilecek bireyler olarak yer alma olasılıkları oldukça fazla gözüküyor. "Şiddetin ergene yansımasında ise arkadaş ilişkilerinin değiştiği sosyal yaşantıda geri çekilme ve kendini gereksiz ve değersiz görmedir. Bir başka şiddetin yansıma biçimi ise gençlerde sakinleştirici yönü ile uyuşturucuya yönlenmeleridir. Ruhsal etkilerin tedavisi oldukça zordur. Ruhsal (duygusal) etkiler uzun sürelidir. Bazen ömür boyu sürebilir. Çocuklar güven duygularını kaybeder ve sevgisizliği öğrenirler. Dolayısıyla kişilik bozuklukları geliştirebilirler. Bu çocuklar yetişkin olduklarında şiddete eğilimli olurlar." Bu şiddeti önlemek aslında toplumun elinde olan bir şeydir. Bunun için kadın kuruluşlarının, sivil toplum örgütlerinin, baroların, sağlık birimlerinin, yerel yönetimlerin, üniversitelerin el ele vermeleri gerekmektedir.

 

 

 

Prof. Dr. Sezen Ünlü'nün de belirttiği gibi; "Kadına yönelik şiddeti önlemek için, aileleri ve toplumu eğitim yolu ile bilgilendirip bilinçlendirmek gereklidir. Bireyler, aileler, toplum bu gibi olayları sadece aile meselesi ve olağan olarak görmekten vazgeçerse aile içi şiddetin önüne geçilmiş olur. Toplumun eğitim düzeyinin yükseltilmesi de aile içi şiddetin azalmasında etkili olur."

 

Şiddetin bu denli yaygın olmasının nedenlerinden biri de kitle iletişim araçlarında şiddeti olumlayan ya da haklılaştıran iletilerin yer almasıdır. Prof. Dr. Sezen Ünlü'de şiddetin öğrenilen bir davranış olduğunu belirterek bu konudaki görüşlerini şöyle dile getirmektedir. "Şiddet öğrenilen bir davranıştır. Kitle iletişim araçlarının özellikle televizyonun şiddeti öğretici yayınlarının mutlaka durdurulması gerekir. Televizyon gibi kitle iletişim araçları aile içi şiddetin ve çocuk istismarının zararlı etkilerini anlatan, gösteren, bu konularda toplumu bilinçlendiren yayınlar ile şiddet önleyici yayınlar yapmalıdırlar."

 

 

 

Bu görüşler doğrultusunda kadına uygulanan şiddetin sınırlarının sadece kadınla kalmadığını çocukları etkileyerek tüm topluma yayıldığını söylemek yanlış olmayacaktır. Şiddetin yer aldığı ailelerde yetişen çocuklar, toplumda şiddeti uygulayan ya da özgüvenden yoksun, kendini ifade edemeyen, uyuşturucu bağımlısı bireyler olarak yer alabilirler. Bu yüzden şiddeti uygulayan saklanabilir ama şiddet saklanamaz.

 

Alıntı

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

şiddetli geçimsizlik ve ardından gelen boşanma...

affedemedim tek insan babam oldu...

ailede asla şiddet olmadı birbirlerine vermedikleri zararı eşyalaredan çıkardılar...

gözümün önünde fırlatılan atılan eşyalar...

birde velayet meselesi az çok hatılıorum...

babamın gelip gidip beni almaya çalışmasını...

şimdi hala kawga gördümmü kaçarım duramam dayanamam...

titrerim...

bide annem yaptığı onca şeyin tamamen sewgi oldunu söledi...

eksik bıraktıklarını fark etmedi...

aile bağım yok...

ewlilikten nefret ediorum...

düzelmicek yaralar kaldı...

ama fark eden olmadı bile...

böle olucana hiç olmasaydı keşke değmedi bi şeye sonuçta...

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
şiddetli geçimsizlik ve ardından gelen boşanma...

affedemedim tek insan babam oldu...

ailede asla şiddet olmadı birbirlerine vermedikleri zararı eşyalaredan çıkardılar...

gözümün önünde fırlatılan atılan eşyalar...

birde velayet meselesi az çok hatılıorum...

babamın gelip gidip beni almaya çalışmasını...

şimdi hala kawga gördümmü kaçarım duramam dayanamam...

titrerim...

bide annem yaptığı onca şeyin tamamen sewgi oldunu söledi...

eksik bıraktıklarını fark etmedi...

aile bağım yok...

ewlilikten nefret ediorum...

düzelmicek yaralar kaldı...

ama fark eden olmadı bile...

böle olucana hiç olmasaydı keşke değmedi bi şeye sonuçta...

 

Yalnız değilsin çok fazla insan bunları hatta daha kötülerini yaşıyor..

Çocukluğuna dönmek imkansız böyle çocuklukta alınan yaralar zamanla kapanmıyor maalesef.. Senin için bizim için geç ama kendi çocuğunun bunları yaşamamasını sağlayabilirsin belki..

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
Yalnız değilsin çok fazla insan bunları hatta daha kötülerini yaşıyor..

Çocukluğuna dönmek imkansız böyle çocuklukta alınan yaralar zamanla kapanmıyor maalesef.. Senin için bizim için belki geç ama kendi çocuğunun bunları yaşamamasını sağlayabilirsin belki..

 

haklısın...

ben kendi ailemin hatalarını tekrarlamam...

tekrarlamamalıyım...

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

insanlar kendi gördükleri hataları tekrarlamazsa zaten bir nebze de olsa düzelme başlar ama toplum geleneklere o kadar çok bağlı ki, "bizde dayak yedik, çocuğumuzda yesin ne olacak" gibi bir yaklaşımla olaya bakıyorlar... Ki bu da, ciddi anlamda olan bir durum.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
insanlar kendi gördükleri hataları tekrarlamazsa zaten bir nebze de olsa düzelme başlar ama toplum geleneklere o kadar çok bağlı ki, "bizde dayak yedik, çocuğumuzda yesin ne olacak" gibi bir yaklaşımla olaya bakıyorlar... Ki bu da, ciddi anlamda olan bir durum.

haklısın kesinlikle...

neseki annem kendi ailesinde gördüğü hiç bir şeyi bende uygulamadı daha iyi olmaya çalıştı... sadece bazı konulardaki fikirleri yanlıştı...

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Biraz önce bir haber okudum.Öz baba 3 aylık kızının burnunu kırmış ve bebek ölesiye dövülmüş.Bunu yapan yaratığın hiç bir şekilde bir özrü ve mazereti olamaz.Babamın annemi dövdüğünü hiç hatırlamıyorum.Bir-iki tokat dışında bende pek bi şiddet görmedim ama kızkardeşimle erkek kardeşime kaç kere insafsızca vurduğuna şahit oldum.Övünülecek bir şey değil ama ailemle yaşadığım yıllar boyunca hep babamla mücadele ettim,isyan ettim,boyun eğmedim.Garip olan ben bu kadar isyankar ve asiyken hiç şiddet görmedim oysa erkek ve kızkardeşim uslu ve uysal olmalarına rağmen hep şiddet gördüler.Şiddet bitti ama hala duygusal bir baskı var üzerlerinde ve babamın karşısında hala konuşamazlar.Babam aramızda olan onca anlaşmazlığa rağmen bana olan güvenini ve bayan olmama rağmen her türlü zorluğun üstesinden gelebildiğime dair güvenini ve inancını hiç bir zaman yitirmedi.Şiddet görenin şiddet uyguladığı meselesine gelince bu konuda bir yorum yapamam.Bir istisna olabilirim ama bu geneli değiştirmez tabiki.40'lı yaşlara yaklaşmış bir insan olarak hayatım boyunca büyük yada küçük kendimden olana yada olmayana asla ve asla vurmadım ya da fiziksel bir zarar vermedim.Bazen görürüm sokakta çarşıda pazarda bakıyorum bir kadın bi şeye sinirlendiği belli çocuğuna uluorta yerde acımasızca ya tokat ya yakasından silkeleme kulağını çekme saçlarından sürükleme...özür dilerim tüm bunlar psikolojimi bozduğu için cümleler biraz düşük oluyor.Ben evladıma bakınca içim eriyor kalbim sıcacık oluyor nasıl ona vurabilir canını yakabilirim,suçu her ne olursa olsun...

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

peder sagolsun hayatımı resmen kullan-at tras bıcagı gibi kullandı we attı we bn simdi onu yeniden düzenlemeye yeniden sekillendirmeye calısıorum hem anneme hem bana hem de abilerime siddet uygulardı en kücük abimin dizinde sopa kırdı su an 19 yasımdayım 16 yasımdayken bile hala dayak yiodum we en sonunda 17 yasımdayken annemi gözümün önünde annemi 26 yerinden bıcakladı o gün tabi etkisiz hale getirmek icin agzından burnundan kan getirdim we ii ki o bıcagı görmedim yoksa ona 2 katını yapar 52 yerinden bıcaklardım son olarak da beynine saplardım o bıcagı ama ii ki görmemisim düsüncesi suydu "ben böyle yasadım ben böyle gördüm o da böyle görücek" herseyi zorla yaptırırdı bitiremedigim okula bile zorla gönderdi noldu bitirebildim mi bitiremedim we ilerde de napıcagımı bilmiorum abimlere we bana söyledigi tek sey wardır " adam olmaz sizden " we benim ona söyledigim tek sey " aynaya bak " neyse konuyu saptırmiim onun yüzünden su an ne halde oldugumu napmam gerektigini icine düstügüm sacma sapan durumdan we düsüncelerden nası kurtulucagımı ben bile bilmiorum we ewlenmeyi de kesinlikle düsünmüorum..

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Açıkcası en hassasiyet duyduğum konulardan bir tanesi... aile ici şiddetin hem aileye hemde aile içerisindeki cocuklara olan zararları cok güzel anlatılmış zaten...

 

Kreşte çalıştığım zamanlar da hatırlıyorum bir tane cocuk vardı. O kadar tepkisizdi ki ne ağladığını gördüm ne güldüğünü. Bir yıl içerinde toplasak en fazla 100 kelime konuşmuştur. Ne zaman ona yaklaşsam kollarını basında birlestirirdi. Defalarca kez konusmaya calıstım fakat konusmadı...

Bir gün annesi ve babaannesi geldi okula.. bu cocugun bu aileden doğduğuna hic şaşırmadım dogrusu.. onlarda aynıydı. Konusanıyorlardı, korku vardı gözlerinde ikisinin de... basta ailecek karakterlerinin bu sekilde olabilecegini düsündüm.. okuldan onları uğurlarken arkalarından izleme geregi duydum. Ve iste o an bu insanların sadece bir adamdan baskı ve siddet gördüklerini anladım...

 

Her ne kadar çalışmalar yapılsa da yeni düzenlemeler getirilse de, insanoğlu bilinclenmedigi sürece bu sorunun üstesinden gelinebileceğini sanmıyorum...

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Öyle dayak değil yaralar açan.Söylenen sözler.Bizim ailede daha çok sözel şiddet yaygın.Babamla annem çok feci kavga ederdi.Annem yıprandı,babam olanları görmezden gelmeyi ve eve maddi destek yapmayı sürdürdü.Annem öfke anıyla acısını benden çıkarırdı,değişik bulduğu hareketlerimi yargılardı,çok kızarsa kör deli gibi kelimeler kullanırdı.Sonra özür dilerdi.Babam ilgisiz.Ha,sever bizi ama açık konuşmam gerekirse annemle olduğu kadar derin bir bağ yok onunla aramda.Olabileceğini de zannetmiyorum.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş
Öyle dayak değil yaralar açan.Söylenen sözler.Bizim ailede daha çok sözel şiddet yaygın.Babamla annem çok feci kavga ederdi.Annem yıprandı,babam olanları görmezden gelmeyi ve eve maddi destek yapmayı sürdürdü.Annem öfke anıyla acısını benden çıkarırdı,değişik bulduğu hareketlerimi yargılardı,çok kızarsa kör deli gibi kelimeler kullanırdı.Sonra özür dilerdi.Babam ilgisiz.Ha,sever bizi ama açık konuşmam gerekirse annemle olduğu kadar derin bir bağ yok onunla aramda.Olabileceğini de zannetmiyorum.

 

Sözel şiddet kalpte, fiziksel siddet zihinde yaralar açan.. yani her ikiside olmaması gereken seyler. Ayırmak dogru olmaz...

 

Zaman zaman hepimiz isitmisizdir ailemizden can yakan sözler. Bende işittim açıkçası ama bunlar ne deli ne de aptal gibi argo kelimeler degildi... daha ağırdı benim isittklerim hala unutamadıgıma bakılırsa ki özürde dilenmedi eğer bunları kendime sorun edeceksem...

 

Her kim olursa olursa, hic kimsenin hiç kimseye ne fiziki nede psikolojik olarak siddet uygulamaya hakkı yok... belki hatalıyız belki degiliz..

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sanırım bunu en yakından gözlemleyenlerden biriyim. Çocuk biraz düzelmişken çok hızlı şekilde dibe vurdu. Aile içi şiddet var. Çocuğa karşı değil belki zaten çok çelimsiz ufak bir kız. Annesine karşı uygulanan şiddet onun özgüvenini de iyice silip atıyor. Annesini gözü mor şekilde çocuğunu okula bırakırken sokakta görünce tabi daha netleşiyor her şey. Fiziksel olarak yetersizlik, sevgiye aç olma ve aile içi şiddet tam bir sarmal şeklinde eklenince sınıf içinde de silik ve kayıp bir kişilik olma durumu kaçınılmaz oluyor. Her şey o çocuk için daha da kötüye gidiyor. Çocuk sahibi olmanın bir lisansı olmalı. Bir motor almak için bile ehliyet sağlık raporu gerekiyor ama çocuk sahibi olmak için sadece biyolojik olarak erkek olmak yeterli maalesef. Şimdiye kadar ki en sorunlu, en berbat öğrencilerimde bile ailesini görünce hep aynı kanıya vardım;" Böyle bir aileden bu çocuk bence çok iyi bile çıkmış." Erkek çocuklar bunu agresif ve kavgacı bir kişiliğe bürünerek yansıtıyor. Kız çocuklarda ise iyice içe kapanma, sevgiye aç olma şeklinde yansıyor. Geriye dönüşü olmayan hasarlar bunlar ve çözüm de yok maalesef.

İleti bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Karanlık Ama Neşeli Çocuklar: Depeche Mode

      İnsan insandır, öyleyse neden, İyi geçinemiyoruz sen ve ben? Peki biz farklı renkleriz ve biz farklı inançlarız, Ve farklı insanların farklı ihtiyaçları vardır, Benden nefret etiğin gün gibi ortada, Yanlış bir şey yapmamış olsam da; Seninle hiç karşılaşmadım bile, ne yapabilirdim? Anlayamıyorum, bir insanı diğerinden Nefret ettiren ne?  Anlamama yardım et. Hikaye 74 krizine kadar uzanır. Dünya çapında “sosyal devlet” olarak kavramsallaştırılan devlet yapılarının müd

      , Yer: Diğer Müzik Türleri

    • Hayvanlar Arasında Büyümüş Vahşi Çocuklar

      İnsanı insan yapan etkenlerin çevre mi yoksa kalıtım mı olduğu tartışıla gelmiştir. Psikoloji ve eğitim kökenli bilim adamları insan kişiliğinin ve davranışlarının oluşumunda çevrenin önemine dikkat çekerken, tıp ve biyoloji kökenli bilim adamları kalıtıma vurgu yapmışlardır. Sanırım iki tarafı da uzlaştıracak ve memnun edecek saptama; “insan, kalıtımın belirlediği sınırlar içerisinde çevrenin şekillendirmesiyle insan olur” şeklinde olur. İnsanların yalnız başlarına yaşayıp yaşayamayacakları he

      , Yer: İnsan Psikolojisi

    • Olimpos hanedani aile ağaci

      Benim gibi müzelerde aklı karışanlara faydalı olabilir.     Kaynak: https://ultraculture.org/blog/2016/01/20/greek-gods-goddesses/

      , Yer: Yunan & Roma Mitolojisi

    • Çocuklar, Oyunlar, Kent - Martin Krastev

      1953 Sofya doğumlu olan sanatçı, Sofya Sanat Akademisini bitirdikten sonra mastırını Prof. Al. Poplilov yönetiminde tamamladı. 1983 yılından beri Yunanistan’da yaşamını ve sanatını sürdürmektedir.   Şehrin başa çıkılmaz çekiciliği, ebedi ve şimdiki zamanın ahengine bağlıdır.Kentin eski sokaklarında, sütunlarında, basamaklarında, ahşap balkonlarında, kafesli pencerelerinde, kubbelerinde yüksek minarelerinde ve sessiz kulelerinde efsanelerle, Doğu ile Batının hikâyeleri bir arada bulunmaktadır.Yo

      , Yer: Plastik Sanatlar

    • Satürn Retrosu’nun burçlar üzerindeki etkisi 2018

      Satürn 17 Nisan tarihinde Oğlak burcunda Retro hareketine başlıyor. 7 Eylül'e kadar devam edecek olan bu dönemde burçları neler bekliyor? İşte ayrıntılar...     Nisan 14, 2018       Satürn 17 Nisan itibari ile 7 Eylül tarihine kadar Oğlak burcunda Retro hareketine başlıyor.Geçmişe bakarak, geçmiş deneyimlerden ders çıkartarak hayatınızı yeniden düzene sokma sürecidir. Bu dönem belki biraz hayatın hızlı akışında bir frene basma hem yaptıklarınıza hem de kendinize şöyl

      , Yer: Astroloji

Arka Oda

Arka Oda

    Chat izniniz bulunmuyor
    ×
    ×
    • Yeni Oluştur...