Jump to content

Küresel ısınma Yalanı


AKHENATON

Önerilen Mesajlar

Bir suç işlendiği zaman ilk akla gelmesi gereken şey "bu kime yarar?" diye sormak.

 

Küresel ısınma ve getirdiği felaketler karşısında gelişmiş ülkelerin takındığı tavra baktığımız zaman ikinci sınıf polisiye filmlerin uyanık dulları akla geliyor.

 

Hani hayat sigortasından faydalanmak için kocasını öldürüp de polis gelince karalar bağlayan, yalandan ağlama krizleri geçiren dullar.Küresel ısınma "sayesinde" bazı ülkeler milli zenginliklerini ikiyle çarpacaklar desek herhalde abartmış olmayız.

 

Kim bu bazıları?

 

En başta Kanada, Rusya ve Danimarka. Ardından da Japonya, Çin, ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve diğer Batı Avrupa ülkeleri.

 

Yani ne BM'nin Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri ne de G10 grubunun ülkeleri küresel ısınmadan şikâyetçi değiller, tam tersine, neredeyse zil takıp oynayacaklar.

 

Neden?

 

Yukarıda sunduğumuz haritayı bir elinize alın, küresel ısınma konusunda gelişmiş ülkelerin kopardığı gürültüyü ise diğer elinize.

 

Küresel ısınma "sayesinde" erimeye başlayan buzullar bu güne kadar geçilmez sanılan deniz yollarını ve kara parçalarını ulaşıma açıyor ve bu kuzey yarı kürenin zengin ülkeleri için mükemmel bir haber.

 

Madenler ve petrol

 

Öncelikle Kanada ve Rusya, bir ölçüde de ABD ve Danimarka şimdiye kadar -50°'ye varan aşırı soğuklar nedeniyle kullanamadıkları bir kaç milyon kilometre karelik alanı kullanıma açıyorlar.

 

Altın, gümüş, petrol, doğal gaz, kurşun, elmas, çinko kaynayan bu bölgenin yeraltı zenginlikleri Kuzey Kutbu'na kıyısı olan ülkeler için son derecede önemli bir gelir kaynağı olacak.

 

Birçok maden için dünya rezervlerinin üçte birinin bu bölgede bulunduğunu söyleyebiliriz.

 

Meselâ Rusya'nın Sibirya'daki kömür, petrol ve doğal gaz yatakları enerji karşılığı olarak dünya rezervlerinin %30'unu teşkil ediyor.

(FELDEN Marceau, « la confrontation océanique : Arctique contre Pacifique », la revue maritime, 1992. )

 

Bu konuda Rusya Bilimler Akademisi üyesi Igor Tomberg'in

"Doğu Sibirya ve Uzak doğu Rusya'nın geleceğidir" başlıklı makalesi okunabilir.

 

(« La Sibérie orientale et l'Extrême-Orient sont l'avenir de la Russie », Russian News and information agency Novosti, 24 ocak 2006.)

 

Kanada'nın da Kuzey Kutup dairesine yakın toprakları sayesinde uranyum ihracatında dünya birincisi, doğal gazda ise dünya ikinci olduğunu hatırlayalım.

 

Aynı ülkenin kuzey adalarındaki elmas rezervleri ise dünya rezervlerinin %15'i kadar. Haliyle bu bölgelerin ısınması yeraltı zenginliklerinin işletme maliyetlerini düşürüyor.

 

( http://www.canada.gc.ca/)

 

Küresel ısınmanın zevkten havalar uçurduğu bir başka ülke de ABD demiştik.

 

Alaska'nın karadaki petrol rezervleri 10.4 milyar varil yani ABD'nin 16 aylık tüketimi kadar. (SAUMURE Eric, « États-Unis et pétrole : l'Alaska et l'Arctique en ligne de mire », La Grande époque, ocak 2006 .)

 

işte bunun için eriyen buzların boşaltacağı açık denizde petrol aramak, çıkarmak ve boru hattı döşemek çok daha ucuz olacak.

 

Strateji

 

Panama Kanalı ABD deniz kuvvetlerinin ve Amerikan ticaret filosunun yumuşak karnı.

 

Bu kanalın işlemesine mani olabilecek bir deniz kazası veya terörist saldırı hem deniz kuvvetlerinin ikiye bölünmesine hem de iki okyanus arasındaki ticaretin kilitlenmesine yol açabilir.

 

Ayrıca Panama Kanalının genişliği (ya da darlığı) Nimitz sınıfı uçak gemilerinin bu su yolunu kullanmasına engel.

 

Gene aynı sebeple panamax denen boyutlardaki ticaret gemileri ile taşımacılık yapmak zorunda ABD ile ticaret yapan ülkeler.

 

Panamax gemiler sadece 4500 konteynır taşırken post-panamax denen gemiler 12 bin konteynır taşıyarak maliyeti düşürebiliyorlar.

 

Malaca ve Süveyş gibi kanalların da buna benzer kısıtlar getirdiğini ve buzların erimesiyle ABD'li stratejistlerin uykularını kaçıran bu kâbusların sona ereceğini kısaca belirtelim.

 

Asırlardır sıcak denizlere inmek ve büyük ticaret yollarına erişmek için savaşan Rusya da eriyen buzlardan nasibini alacak. Bugüne kadar kışın donmayan çok az limanı bulunan bu ülke birden bire istemediği kadar kıyı kentine kavuşacak. Gerek askerî gerekse ticarî manevra kabiliyetini arttıracak olan Rusya küresel ısınmanın çok sevindirdiği ülkelerden.

 

Kısalan ticaret yolları

 

Batı Avrupa, Doğu Asya ve Kuzey Amerika limanları birbirlerine yaklaşacak eriyen buzlar "sayesinde".

 

Ne kadar? 5000 ilâ 15 000 km.

 

Bu ne kadar önemli? 3000-4000 konteynır taşıyabilen bir yük gemisinin günlük maliyetinin 10 bin dolar olduğunu dikkate alırsanız ÇOK ÖNEMLi. En azından kutup ayılarından, balinalardan, foklardan ve hayatı tehlikeye girecek olan bir milyar insandan çok daha önemli (!).

 

Daha ayrıntılı bir fikir edinmek için Londra, Hamburg, New York, Vancouver, ve Yokohama (Tokyo) limanları arasındaki mesafenin kısaltılmasına Kanada geçişinin katkısını gösteren şu tabloya bakmak yeterli.

 

12

 

Unutulmaması gereken bir diğer nokta ise Kuzey-Batı geçişi (Kanada) adı verilen yolun bir alternatifinin de Kuzey-Doğu geçişi (Rusya) olduğu. Uydu fotoğraflarının ortaya koyduğu ve denizcilerin de teyid ettiği gibi Rusya kıyılarında erime daha hızlı.

 

Hali hazırda yılın altı ayı buzkıran gemilere ihtiyaç duyulmadan erişilebilecek birçok liman mevcut artık Sibirya'da.

 

Kesin mi? Ne zaman? Önlenebilir mi?

 

Bu konudan bahsedilirken 2100'lerden konuşuluyor genellikle.

 

Oysa buzların erimesi çoktan başladı ve gerek hükümetler gerekse taşıma firmaları bu yeni duruma hazırlık yapıyorlar.

 

Örneğin Hudson körfezindeki Churchill limanı eskiden ekimde donmaya başlarken 2004'ten beri kasım ayına kadar trafiğe açık.

 

Limanın ve bölgedeki demiryolunun sahibi olan OmniTRAX firması kapasitenin artırılması için 35 milyon dolar yatırım yaptı. Rusya'da ise Murmansk limanını büyütmek için petrol şirketleri 5 milyar dolar harcamaya hazırlanıyorlar

 

Özetle küresel ısınma dündü. Buzların erimesi bugün. Gerçekte alınması gereken önlemlerin çok gerisinde olan Kyoto protokolünün dahi imzalanmamış olması önümüzdeki 30 yılda çok şeyin değişeceğini haber veriyor.

 

Artık "küresel ısınmanın önüne nasıl geçeriz?" sorusu anlamını yitirdi. Artık çok geç.

 

Çünkü bu doğal felaketin "memnun" edeceği ülkeler ve firmalar dünyanın en güçlüleri iken zarar görecek olanlar da en fakirler ve en zayıflar. Bu aşamada "bizi bekleyen zorluklara nasıl göğüs gereriz?" tarzından sorular sormak daha gerçekçi olacak.

 

Kaybedenler: Müslümanlar

 

Geçen şubat ayında Paris'te IPCC'nin (Intergovernmental Panel on Climate Change) son toplantısı yapıldı. Bu tür toplantıların kim bilir kaçıncısı olan bu sonuncusu da 1400 sayfalık bir rapor yayınladı. IPCC'nin internet sitesinden bu rapora erişmek mümkün : http://www.ipcc.ch/.

 

Hangi ihtimalle nelerin değişeceğini uzun uzadıya anlatan rapora göre yaşadığımız dünya artık eskisi gibi olmayacak. Yağışlar daha seyrek ama daha yoğun olacak meselâ.

 

Denizden uzak bölgelerde olumsuz etkiler daha sert hissedilecek. Tarımın en azından geleneksel yolla yapılan tarımın zorlaşacağı günler bekliyor bizi.

 

Elbette ağırlaşan iklim koşulları, zorlaşan tarımsal üretim ve yükselen yiyecek fiyatları ilk önce fakir ülkeleri ve zengin ülkelerin fakir insanlarını vuracak. Raporu hazırlayan uzmanlar milyonlarca insanın eko-sığınmacı olarak yiyeceğin daha bol olduğu bölgelere akın edeceğini, bunun da etnik ve sosyal gerginlikleri körükleyeceğini öngörüyorlar.

 

Bu koşullarda elbette ki gelişmekte olan ülkelerin zaten doyma noktasında olan altyapıları, polis, sağlık vb teşkilatları çökebilir. Bütün bu çalkantılar en fazla 20-25 yıla yayılacak.

 

Yani ülkelerin uyum sağlamak için çok fazla vakitleri kalmadı. Bu veriler karşısında kırılgan demokrasilerin çökebileceği, bir tür eko-faşizm tehlikesiyle karşı karşıya olacağımızı da söylemek için kristal bir küreye ihtiyacımız yok.

 

Küresel ısınma nedeniyle kutup ayıları ve foklar ile beraber hayatı tehlike altına girecek olan bir milyar insan var. Bu insanların yaklaşık olarak yarısını müslümanlar oluşturuyor :

 

Meselâ Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Orta Asya yağışların azalacağı öngörülen bölgeler arasında.

 

Bangladeş gibi ülkelerde ise suların yükselmesinden ve verimsizleşen tarım arazilerinden dolayı kaybedilecek yaşam alanları milyonlarca insanı mülteci durumuna düşürecek.

 

1970-2004 arasındaki sıcaklık artışını gösteren aşağıdaki haritada 1 ilâ 2 derecelik sıcaklık artışı gözlemlenen bölgeler İslâm Alemi'nin önemli bir kısmını kapsıyor.

 

Bunlara ek olarak ticaret yollarının yer değiştirmesiyle bazı Müslüman ülkeler stratejik önemlerini kısmen kaybedebilecekler: Rusları sıcak denizlere bağlayan tek yol olan Karadeniz ve Boğazlar yolu ve benzeri şekilde Mısır'daki Süveyş ve Endonezya'daki Malaca boğazının önemini azalacak.

 

Bu yeni yollar özelikle ekonomisi kanal geçiş ücretine bağlı olan Mısır'ın GSMH'sı için ciddi bir tehdit. Basta Rusya olmak üzere birçok endüstri ülkesinin ekonomilerinin ağırlık merkezi kuzeye kayacak.

 

Dünyanın ısınması yeni bir şey değil

 

Kyoto protokolü veya IPCC gibi inisiyatifler bizce göz boyamadan öteye gitmiyor. Zira küresel ısınma neredeyse 200 yıldır bilim adamlarınca tartışılan bir konu.

 

1824'te Fransız matematikçi Fourrier ve 1896'da Nobel ödüllü İsveçli fizikçi Arrhenius hem karbon dioksitin ısınmadaki rolünü hem de insanların buna katkısını ispatladılar.

 

1956'da Revelle ve Suess okyanusların bu kadar CO2'i yok edemeyeceğini, insanlığın geri dönüsü imkânsız bir jeofizik deney yapmakta olduğunu söylediler. Kaynak olarak :

 

1. Fourier'nin Annales de chimie et de physique'de yayınlanan « Remarques générales sur la température du globe terrestre et des espaces planétaires », (cilt 27-1824, sayfa 136-167)

 

2. Arrhenius'un The London, Edinburgh and Dublin Philosophical Magazine and Journal of Science'ta yayınlanan « On the Influence of Carbonic Acid in the Air upon the Temperature of the Ground », (seri 5, 1896, sayfa 237-276)

 

3. Revelle ve Suess'in Tellus'ta yayınlanan « Carbon Dioxide Exchange between the Atmosphere and the Ocean and the Question of an Increase of Atmospheric CO2 during the Past Decades » (cilt 9-1957, sayfa 18-27)

 

Makaleleri okunabilir.

 

Muhtemel sonuçlar

 

200 yıldır "geliyorum" diyen bu felaketin en sert darbeyi vuracağı coğrafya İslâm coğrafyası.

 

1. Zenginlerle fakirlerin arasındaki farkların artacağı,

2. Zaten sınırlı olan maddî kaynakların çevre felaketlerini tazmin için kullanılacağı,

3. Eğitim ve sağlık bütçelerinin daha da azalacağı,

4. Açlığın yol açacağı iç göçlerin yeni etnik kavgalara zemin hazırlayacağı

aşikâr.

 

Bu koşullar altında zaten ağır aksak ilerleyen İslâm demokrasileri iç rakiplerini daha da güçlenmiş olarak karşılarında görebilirler. Çevre felaketlerinin oluşturacağı kriz ortamları silahlı güçlerin bir kurtarıcı/tek kurtarıcı olarak görülmesini kolaylaştırabilir.

 

"Ülkemizin içinde bulunduğu zor koşullar altında" diye başlayan, devleti ve orduyu kutsallaştıran söylemler kul hakkının savunulmasını daha güçleştirebilir.

 

Ne yapmalı?

 

Ne yapMAmalı? Sorusundan başlayacak olursak ABD veya Rusya'ya lanet okumanın, Bush ve Putin kuklası yakmanın kimseye faydası olmayacağını sanırım geçmiş tecrübelerimizden öğrendik.

 

Müslüman yönetimler asırlardır sadece bilime sırt çevirmekle kalmadılar halklarının eğitim seviyelerini de düşük seviyede tuttular.

 

Müslüman aydınlar ise çevre hassasiyetinin siyasal hayata ciddi olarak giriş yaptığı 60'lı yıllardan beri bu konuya gereken önemi vermediler. ALLAH'ın bize emanet ettiği doğayı savunmayı Peace & Love t-shirt'lü hippilere bıraktılar. Türkiye'de de muhafazakâr olsun olmasın hiç bir siyasî partinin bir çevre politikası yok.

 

Küresel ısınmayı yaklaşan bir sorun olarak görmeyi, Kyoto gibi göz boyayıcı hareketlerden medet ummayı bir kenara bırakmalıyız. Olmuş bir kazadan sonra nasıl tamir yoları aranırsa biz de zaten ısınmış ve daha da ısınacak bir dünyada ayakta durabilmek için kötünün iyisi somut çözümler aramalıyız.

 

İslâm ülkeleri küresel ısınmanın tehdit ettiği diğer ülkeleri de (Güney Amerika'nın kuzeyi, Güney Doğu Asya, vb) bir araya getirerek ortak bilim komiteleri kurmalı ve bu komitelerle devlet başkanlarından sıradan vatandaşlara kadar herkesin uygulaması gereken somut önlemler ortaya koymalılar. Bu tür bir bilimsel çalışmadan çıkabilecek muhtemel kararlar ve eylemler şunlar olabilir:

 

1) Soğutma, sulama ve deniz tuzunu arıtma gibi ihtiyaçlardan dolayı enerji gereksinimi artacağı için güneş enerjisi ve nükleer enerji konusunda işbirliği,

2) Deniz suyundan sulama suyu elde etme,

3) Deniz suyuyla tarım,

4) Mülteci kentleri kurma konusunda ilerleme,

5) Kentlerin alt yapısını (içme suyu, kanalizasyon vb) iyileştirme.

 

Daha genel anlamda müslümanlar artık yüzlerini bilime ve teknolojiye çevirmeliler. Gerçek hayata tekabül etmeyen ideolojilerin, aidiyet savaşlarının terk edilmesi için küresel ısınma güzel bir fırsat oluşturabilir.

 

Kaynakça

 

Kitaplar

 

- Tangredi, Küreselleşme ve deniz gücü (Globalization and maritime power, university Press of the Pacific, Honolulu, Hawaii, 2004)

- Godard ve André, Kutup bölgeleri (Les milieux polaires : Armand Colin, 1999)

- Amiral BESNAULT, Kuzey kutbunun jeostratejisi (Géostratégie de l'Arctique : Economica, 1992)

 

Makale ve dergiler

 

- Igor Tomberg'in yazıları – İngilizce ve Rusça (http://en.rian.ru/ )

- Eric Luxemburger, Kuzey deniz yolu: Kuzey Buz Denizi'nin ısınmasını beklerken, (« La route maritime du nord : en attendant le réchauffement climatique de l'Océan Arctique », Deniz kuvvetleri Etüd Dergisi sayı 32, ekim 2005)

- BjØrn TORE GODAI, Norveç dış işleri bakanı, « Kuzey Avrupa işbirliği», NATO dergisi Cilt 42, haziran 1994

- Hervé Coutau-Bégarie, Buzlar Savaşı : Millî Savunma Dergisi, Mayıs 1989 (« Arctique : la guerre des glaces »)

 

Raporlar

 

- Arctic Climate Impact Assessment, « the press syndicate of the university of

Cambridge", http://www.cambridge.org/

- Fransız senatosu Ekonomik temsilciliğinin Rusya ve kuzey geçişleri üzerine raporu http://www.senat.fr/rap/r03-161/r03-16122.html

- Avrupa Enerjisi temini güvenlik raporu http://www.senat.fr/rap/r00-218/r00-218.html

 

Türkçe internet sitelerinin küresel ısınma sayfaları

 

NTV "Olumlu" etkiler : http://www.ntvmsnbc.com/news/410450.asp

"Yeni petrol kaynagi kuzey kutbu mu?" http://www.katipler.org/forum/printer_friendly_posts.asp?TID=7459

Yeşiller partisi : http://www.yesiller.org/V1/index.php?option=com_content&task=blogcategory&id=24&Itemid=116

TEMA vakfı http://www.tema.org.tr/CevreKutuphanesi/KureselIsinma/KureselIsinma.htm

WWF Türkiye

Green Peace Türkiye http://www.greenpeace.org/turkey/campaigns/enerji/iklim-de-i-imi

CNN Türk http://www.cnnturk.com/BILIM_TEKNOLOJI/BILIM/KURESEL_ISINMA/

 

Zaman Gazetesi

http://pazar.zaman.com.tr/?bl=5&hn=376&sy=20070225

 

Radikal Gazetesi

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=220779

 

Mehmet Yılmaz-Derin düşünce

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Aynen katılıyorum.İnsanoğlu herşeyi kullanma güdüsünü bir türlü kontrol altına alamıyor.Her şeyden kar çıkarma burda da geçerli.Aslında onların düşüncesi var planı var uyguluyorlar.Olan yine bize ve bizim gibi toplumlara olacak.dediğin çalışmaları yapacak bi şuurumuz oldğunu sanmıyorum,bir araya gelemiyoruz böle konular için maalesef.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

yalan olmayan bir haber küresel ısınma. Ama bu olayın nasıl oluştuğu sorusu bir tartışma konusu olarak durabilir çünkü küresel ısınma kapitalist sistem içerisinde ele alınması gereken bir konudur. Küresel ısınma doğru kapitalist ülkelerin işine yarar durumda ve zaten sistemin kendi yaptığı bir eser ama bundan sadece müslüman halkların olumsuz etkileneceğini söylemek yanlış olur. Küresel ısınma sonucu ortaya çıkacak olumsuz koşullardan sadece müslüman halklar değil, ezilen bütün halklar etkilenecektir çünkü kapitalist sistemin ve bu sistemi savunanların ulusu olmaz.

 

Sistem içerisinde olunduğu ve sistem eleştiri yapılmadığı süre içerisinde de çok ciddi bir çözüm yaklaşımının olmayacağı da çok açık bir şekilde orta da durmaktadır.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • En Büyük Yalanı Kim Söyleyecek?

      ben baslıyorum ben aslında bir alienım ve sizin adını bile duymadıgınız bir gezegenden baglanıyorum ınternete

      , Yer: Forum Oyunları

    • Dedikoduyu, Yalanı ve İftirayı Durdurmak için Bebek Büyüsü

      Bu büyü, arkanızdan yapılan dedikoduları, yalanları ve iftiraları durdurmak için uygulanır. Özellikle belli bir kişi varsa çok etkilidir ama yoksa genel amaç için yapabilirsiniz. Belli kişinin resmi, ismi, bir parçasI (saç, tırnak, kan vs.) gereklidir. Genel yaptığında da dedikoduyu durdurmak için genel bir etki yaratacaktır. Ama bu etkinin süresi –belli bir hedef olmadığı için- sizin niyetinizin ve yetkinliğinize bağlıdır. Baktım ki sitede çok fazla dedikodu dönüyor, belki bazı arkadaşlarımız i

      , Yer: Witchcraft

    • Vahdet-i Vücut Yalanı

      Vahdet-i Vücut Yalanı ve Paganizmdeki Bir Haklılık   Öncelikle İslami tasavvufta Vahdet-i Vücut felsefesi yani ‘’bir olma’’ felsefesi.Bunu Mevlana’da gördük,Hacı Bektaş Veli’de gördük,Yunus Emre’de gördük,Yahudi mistizminde gördük,batıdaki modern haliyle new age akımlarda gördük.Enel’l-Hak(Ben Tanrıyım) diyen Hallac-ı Mansur’da bu felsefenin ne kadar somutlaştığını gördük.   Peki bu zatların ortak özelliği ne idi? Ne yaşamışlardı?   Mevlana’nın söylemi ile bu zatların hepsinin,Yahudi mistikle

      , Yer: Dinler ve İnanışlar

    • Küresel Isınma ile İlgili Bir Köşe Yazısı

      Necati Doğru'nun 18.02.07 tarihli vatan gazetesindeki yazısı   Kirpiler, yılanlar, ayılar ile armutlar farkındalar! Dünya gömlek değiştirme hazırlığına girince olaylar sakınılmaz olurmuş. Örnekler buldum, sizinle paylaşayım: İlk önce kirpiler, “dünyanın gömlek değiştirmekte olduğunu” farkettiler.   İskoçya’da görüldü.   Kirpiler kelleşiyor.   Dikenlerini dökmekteler.   İskoçya’nın köylüleri, “dikensiz kirpi görmüş olmayı” hayeret verici bulduklarını açıkladılar.   Yılanlar da farket

      , Yer: Gündem

    • Yalanı hissediyorum

      Merhaba arkadaşlar.Bazen arkadaşlarım bana bir şey söylerken gözlerinin içlerine bakıyorum ve o söylediğinin yalan mı yoksa gerçek mi olduğunu anlıyorum acaba bu bir yetenek mi yoksa sıradan bir şey mi? ve bir sorum daha olacak:Bazen insanların aklıdan geçenleri sanki okuyor gibi oluyorum ne düşündüklerini falan peki bu nedir ? şimdiden vereceğiniz cevaplar için teşekkürler Bu arada da konu yanlış yere açmış olabilirim.

      , Yer: Telepati

×
×
  • Yeni Oluştur...