Jump to content

Nükleer Santral Gerçekleri...


birunsatan

Önerilen Mesajlar

Bizim çocuğumuz da bu ülkede yaşıyor, risk olsa nükleer santral yapar mıyız?

 

"Nükleer Santral Kurulması ve İşletilmesine Dair Yasa Tasarısı"nın Meclis'ten geçmesinin ardından bu konudaki çalışmalar hız kazandı.

 

"Enerji Politikamız ve Bölgemizdeki Yeni Gelişmeler" konulu panele katılan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler şu açıklamada bulundu:

Bir takım kişilerin -Nükleer santrali- öcü gibi göstermesine gerek yok. Bizim de çoluğumuz çocuğumuz bu ülkede yaşıyor. Risk olsa bunu yapar mıyız?

Nükleer santrallerin diğer yöntemlere göre daha güvenli olduğunu dile getiren Güler, dünyada bir çok gelişmiş ülkenin bu yöntemi tercih ettiğini kaydetti.

 

Bakan bu açıklamasıyla akıllara, 16 yıl önce Çernobil'de yaşanan nükleer felaketin ardından televizyon ekranlarından çay için bakanı getirdi.

 

 

YALAN!

 

"Batı nükleer santral kurmaya ve kullanmaya devam ediyor" demogojisiyle nükleer santral konusunda kamuoyu oluşturma çabası yeni değil.

 

Nükleer enerji santrali donanımını üreten ülkelerin hiçbiri kendi ülkelerinde 1970'lerden bu yana nükleer santral kurmuyor ve kurduklarını da birer birer kapatma kararı alıyor.

 

Türkiye'de bir enerji krizinden de bahsedemeyiz. Başta Elektrik Mühendisleri Odası olmak üzere, ilgili meslek odaları Türkiye'de enerji üretimi krizinin değil, enerji yönetimi krizinin olduğunu vurguluyor.

 

Alternatif 50'den çok enerji kaynağı varken, Nükleer Santral kurmanın tekelci sermayeye tatlı kar alanı açmak ve emperyalist savaş politikalarında kullanmak dışında hiçbir gerekçesi olamaz.

 

 

NÜKLEER ÖLÜMDÜR!

 

Nükleer santral çözüm değil, ölümdür. Nükleer santrallerin atıklarını yok edecek bir teknoloji keşfedilmedi.

 

Nükleer santraller hem çalışmaları sırasında, hem de sökümlerinden sonra yüzlerce yıl boyunca çevreleri için mutlak zararlı ve tehlikelidirler.

 

Bu işin başını çeken ülkeler bile nükleer santral kazalarını önleyemiyor.

 

Bırakın Çernobil katliamını, 2000'li yılların eşiğinde bile ABD ve Japonya dahil pek çok yerde önemli nükleer santral kazaları yaşandı.

 

2004 Ağustos'unda Japonya'da kurulu olan Mihama nükleer santralinin bir türbününden sızan 200 derecedeki buhar, ilk bir kaç gün içinde 4 kişinin ölümüne, 7 kişinin yaralanmasına yol açtı.

 

Japonya'da yaşanan bu tarihten önceki nükleer kazalar ise şöyle:

 

Eylül 1999: Tokaimura santralinde radyasyon sızıntısı olmuş ve ölçülen radyasyon düzeyi normal seviyenin 15 bin katına çıkmıştı. Reaktörde çalışan 400'den fazla insanın radyasyona maruz kalmasının yanı sıra, reaktörün etrafında yaşayan binlerce insan yetkililer tarafından evlerinden çıkmamaları için uyarıldı ve herhangi bir yağış halnde elbiselerin hemen yıkanmasını istedi. Aralık 1999'da bu kazanın ilk kurbanı 35 yaşındaki Hisaşi Ouçi hayatını kaybetti.

 

Temmuz 1999: Tsuruga santralinde normal radyasyon düzeylerinin 11 bin 500 katına ulaşan radyasyon sızıntısı.

 

Nisan 1998: Tokyo Elektrik Firması'na ait reaktör, soğutma pompasının bozulması sonucunda kapatıldı.

 

Temmuz 1997: Tokyo Elektrik Firması'na ait bir başka reaktörde radyasyon sızıntısı

 

Kasım 1997: Tokyo yakınlarındaki uranyum zenginleştirme labaratuvarında yangın çıktı.

 

Ağustos 1997: Tokaimura santralinde, 2000 çelik varil içinde bekletilen atıklarda sızıntı meydana geldi.

 

Mart 1997: Tsuruga reaktöründe çalışan 35 işçi radyasyona maruz kaldı.

 

Aralık 1995: Tsuruga'da soğutma sisteminden kaynaklanan sızıntı yüzünden santral bir yıl kapatılmak zorunda kaldı.

 

Fakat, Yatağan ve Elbistan'da kurulu termik santral örnekleri ortadayken, ilki 2012 yılında Sinop'ta kurulması planlanan nükleer santrallerin Türkiye'de yaratacağı olası sonuçları tahmin etmek için Japonya'ya gitmeye gerek yok!

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Fakat, Yatağan ve Elbistan'da kurulu termik santral örnekleri ortadayken, ilki 2012 yılında Sinop'ta kurulması planlanan nükleer santrallerin Türkiye'de yaratacağı olası sonuçları tahmin etmek için Japonya'ya gitmeye gerek yok!

 

 

ve malesef kurulacak !

:mad:

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, nükleer yasasının çıkarılmasının ardından kanun gereği yönetmeliği de hazırlayarak Bakanlar Kurulu'na sunduklarını söyledi. Güler, ''Bunun neticesi olarak da peşinden daveti yapacağız, şirketler başvuracak'' dedi.

Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK), nükleer teknoloji ve enerji alanındaki rolünün ve yürüttüğü çalışmaların kamuoyu ile paylaşılması amacıyla dün (12 Şubat) bir toplantı düzenledi.

 

Nükleer Santrale Hayır Küresel Eylem Grubu (KEG) "Yıllar önce Akkuyu'da santral kurmak istediklerini unutmadık, hükümet de kutdurtmadığımızı unutmasın" diyor.

Hükümet iki nükleer santralle toplam 5 bin megawatt enerji elde etmeyi umuyor.

 

Bakan; Ne şekilde olursa olsun bu teknolojiye sahip olacağız

Hükümet nükleer santrallerin ilkini Mersin-Akkuyu’ya kurmak istediğini açıkladı. Sinop’un yer lisansı önümüzdeki yıl verilecek. “Macera peşinde değiliz” diyen Güler, Sinop’a Nükleer Teknoloji Geliştirme Merkezi’nin kurulacağını söyledi, "Ne şekilde olursa olsun ülkemiz bu teknolojiye sahip olacak" dedi.

Nükleer santral yapımı için Türkiye'de iki yer belirlendiğini söyleyen Güler, Mersin Akkuyu'nun yer lisansının hazır olduğunu ve nükleer santralı hemen yapmak isteyen firmalara bu yerin verileceğini, Sinop'ta belirlenen alanda da yer lisansı çalışmalarının tüm hızıyla devam ettiğini söyledi.

 

Güler; Rüzgarın, güneşin, suyun hakkını veriyoruz

Yenilenebilir enerji yasasını çıkardıklarını anlatan Güler, "Zaman zaman rüzgarını yeterince kullanmadan, kömürünü kullanmadan nükleere geçmeye gerek var mı' diyenler için söylüyorum. Her ne kadar bunların sayısı çok azaldı çünkü yapılanları görüyorlar, rüzgar türbinlerinin peş peşe devreye girdiğini, hatta türbin yapımıyla ilgili yatırımların da ciddi ciddi tartışıldığı günümüzde, rüzgarın da, güneşin de jeotermalin de suyun da hakkını veriyoruz. Şimdi sırada, halkımızla paylaştığımız için, sözümüz olduğu için nükleer enerji var" dedi.

 

KEG; Siz kararlıysanız, biz de kararlıyız

KEG bugün (13 Şubat) yaptığı açıklamada "Bakan Güler'in önceliği 'yaşam' yerine bu ay ihaleye girecek olan 'şirketler'. Güler macera peşinde olmadığını söylüyor. Doğru. Ölümcül, güvensiz, pahalı bir teknolojinin barışçıl olduğunu söylemek macera değil rüyadır. Sadece santral rüyası değil aynı zamanda nükleer silah rüyasıdır" dedi.

Hükümete "Siz kararlıysanız biz de kararlıyız" diyen KEG Çernobil 22. yıldönümünde, 26 Nisan'da sokakta olacaklarını söylediler.(EZÖ/TK)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • ST40 Mini Nükleer Füzyon Reaktörü

      İngiltere’deki özel bir şirket, nükleer füzyon reaktörü prototipiyle Güneş’ten daha yüksek sıcaklıklara ulaştıklarını açıkladı. Firmanın hedefi bu reaktörü 2030 yılında tedarik etmek.     İngiltere merkezli enerji şirketi Tokamak, yapay enerji kaynağı üretiminde tarihi bir adım attıklarını açıkladı. Güneş’in doğal kaynaklarından birisi olan nükleer enerjinin, yeryüzünde taklit edilmesini sağlayan nükleer füzyon reaktörleri bir hayaldi. Firmanın açıklamalarına göre üretilen prototipler üzeri

      , Yer: Bilim & Teknoloji

    • Nükleer Kazalar

      Güvenli reaktörler bir masaldır. Kazalar her nükleer reaktörde olabilir. Her biri çevreye ölümcül radyoaktif serpinti yayma tehdidi taşımaktadır. Dahası tasarlandıkları gibi çalışsalar bile mutlaka bir miktar radyoaktif madde havaya ve suya karışmaktadır. 1940'lardan beri nükleer endüstri bu gerçeği askeri bir sır gibi saklamaya devam etmektedir.   1. Sellafield İngiltere, 10 Ekim 1957     İngiliz nükleer programına plütonyum üreten Windscale Reaktör1'de yangın çıktı. Saatlerce yandı, ra

      , Yer: Tarihi Kişiler ve Olaylar

    • Mitoloji Gerçekleri: Prometheus ve Karaciğerin Yenilenmesi

      Prometheus, Tanrılar’dan önce varolan Titanlar’dan İapetos’un oğludur. Zeus’un bir kuzenidir denilebilir kendisi için. Kil'e şekil vererek ilk insanları yaratan olarak geçmektedir. Oysa Hesiodos’un Theogonia isimli eserinde, insanın yaradılışı bu şekilde anlatılmamıştır. Hesiodos’a göre Prometheus ilk insanın yaratıcısı değil, velinimetidir.Efsaneye göre Prometheus, bir kurban töreni sırasında, kestiği sığırın etlerini ve iç organlarını hayvanın işkembesine sararak derisinin altına, sıyrılmış ke

      , Yer: Yunan & Roma Mitolojisi

    • 1945-98 Yılları Arasında Dünya Üzerinde Meydana Gelen Nükleer Patlamalar

      Japon sanatçı Isao Hashimoto 1945 ile 1998 yılları arasında dünya üzerinde meydana gelen nükleer patlamaları görsel olarak derlemiş. Videoyu sıkılmadan izlerseniz neden dünyada doğal felaketler daha fazla oluyor neden iklim değişiyor neden tsunamiler gerçekleşiyor daha iyi kavrayabiliriz.   Bu denemeler olmasaydı bugün belki daha güzel bir dünyada yaşıyor olabilirdik. Üzerinde yaşadığımız dünya tabiki buna bir tepkime verecektir.  

      , Yer: Gündem

    • Eski Çağda Nükleer Savaş ? | Asya Gizemi Mahabharatha Vimanalar

      Hindistan'ın en eski ve en uzun şiiri olma özelliğine sahip Mahabharata Destanı çok ilginç bir özelliğe sahip. Destanda savaşan iki tarafın kullandığı uçan dairelerden yani Vimanalardan bahsediliyor. Günümüz lazer ışınları ve daha fazlası kullanılan savaşın ve uçan daireler Vimanaların diğer özelliklerine ait detayları videoyu izleyerek öğrenebilirsiniz.   https://www.youtube.com/watch?v=sc0LOaNXz0Y

      , Yer: Kayıp Medeniyetler

×
×
  • Yeni Oluştur...