Jump to content

Ölüm ve yaşananlar.


oze.

Önerilen Mesajlar

öncelikle herkese merhaba, konuyu yanlış yere açıyorsam kusura bakmayın. eğer yanlış hatırlamıyorsam çocuktum, yıllar önce böyle bir forum vardı ve bu tarz (forum geneli gibi) konulara ilgili olduğum için severek takip ediyordum, adını hatırlamıyorum ama tanıdık geldiniz. belki de burasıydı zira burası bayağı eskiymiş. konum biraz uzun olacak neyse, konuya geleyim.

öncelikle geçen sene (1 senesinin dolmasına 2 ay kaldı) geçen sene manevi babam vefat etti. ölüm sebebi, doğal; yani hastalıktan dolayı. kendisi ile yüz yüze vedalaşabilme şansım olmadı, telefonda vedalaştım. bağım çok kuvvetli ve o bana, ben ona çok düşkündük. gönül bağı diyorlar sanırım, gönül bağımız epey güçlüydü. hatta ölümünü dahi hissettim, o öldü, gitti artık dedim. bunu hissetmek bile çok garipti zira birinin ölümünü ilk kez hissediyordum.

kendisi öldükten sonra birkaç rüya ve paranormal şeyler gerçekleşti. hani ne kadar paranormal denir bilemedim, anlatayım yaşadığım şeyleri sırayla rüya dahil. 
 

öldüğü zaman ilk ay şoktaydım, bir şey yapamadım, yaşadığımdan emin dahi değildim sadece şoktu.
ölümünün ilk 2.5-3 ayında ise bir akşam sana çok ihtiyacım var diyerek ağladım ve uyudum, akşam ise onun sesine benzer bir sese uyandım. ama korkmadım bile dikkate almadım ve geri uyumak için duvara doğru döndüm. sırtımdan kollarıma doğru birisinin bana dokunduğunu hissettim. bu tarz bir olay sadece bir kez oldu, bir daha olmadı.

 

ölümünden sonraki aylar ise ilk rüyam kırmızı, sıcak topraklar (terra rosa galiba araştırdığıma göre en son) üzerinde kendisiyle yürüdüğümü gördüm. beni sıcak topraktan kenara, normal zemine çekti. ona hayatımda yapmak istediğim, planladığım şeyi sordum ve tek bir kelime ile yap dedi. tek kelime ile cevap verdikten sonra beni izledi ve sana veda edemedim diyerek ağlamaya başladım. açıkçası bu rüya beni biraz ürküttü zira hem bir cevap almış hem de kırmızı topraklar üzerinde yürümek garip geldi.

ve birkaç anlamlı rüya daha gördüm ancak çok uzun olacak kısa kesiyorum.

 

bir de benim öz babam ben çocukken vefat etti, yani kendisiyle aşırı bağım yok zira hatırlamıyorum. yukarıda vefat eden, bahsettiğim manevi babam, öz babamın mezarına ayak ucuna çam ağacı dikmişti ve dikeli 4 sene oldu. ancak manevi babam vefat ettikten sonra diktiği çam ağacı da öldü. artık şaşkınlığım artmaya başladı, neden ve nasıl tarzı sorgulayışıma devam ettim.

manevi babam öldüğünden beridir her ay mezarına ziyarete gidiyorum. temizliyorum, su veriyor ve konuşuyorum. bir akşam giderken mezar taşının yapıldığından haberim yoktu gittiğim vakit gördüm. henüz çok yeniydi mezar taşı yani mermerleri ve hiç çiçek yoktu dümdüz topraktı. o gün giderken çiçek alasım geldi, her seferinde almıyordum, ancak o gün alasım geldi ve mezar yapıldıktan sonra da ilk çiçeği benden oldu.. çevrem ise artık bana ilk çiçeğini senden istiyormuş dediler. buna ne kadar anlam yüklenir tabii ki bilemem. 
 

daha sonra ise üniversiteye hazırlanmak adına dershaneye yazıldım. üstelik dershanenin ilk günü ağladım, bugünleri göremiyorsun diyerek. daha sonra ise dershane kurucusu manevi babam ile aynı memleketli (hadi buna tesadüf dedim) ancak dershane sınıfımdan 2 kız ile 2 hafta sonra memleket muhabbeti yaptık. normalde asla denk gelemez, gerçekten manevi babam yaşarken asla denk gelmediğim ilçenin insanı beni şu şekilde buldu.

manevi babamın şu an bulunduğu mezar köy mezarlığı. (kendi memleketi veyahut köyü değil bu arada) orası köyü bile değil ancak oraya gömülmek istedi, öyle vasiyet etti. hatta tanıdık köylü oraya gömülmesi için yardımcı oldu. 
 

bu dershanede sınıfımdan olan kızlar ise manevi babamın yattığı mezarın köylüleri. yani oralılar. ilçelerini biliyorum, sizin köyünüz neresi dedim ve aldığım cevap karşısında şok oldum. bu kadarı da tesadüf olamaz, ölse bile ölmüyor beni mi takip ediyor diye düşündüm artık. ki birkaç arkadaşım dahi artık peş peşe gelişen bu olaylara benim gibi şok oldular. 
 

en son rüyamı da anlatayım, yaklaşık 10-15 gün önce. (sık sık rüyama gelmiyor)

akşamdı ve her yer karanlıktı, sokak lambası dahi yoktu. hani nasıl tanımlanır bilemiyorum ama çok karanlıktı. ben ise dışardaydım ve evinin hemen karşısındaydım. evinin olduğu apartmanın camına doğru baktım, camdan beni seyrediyordu. ne el salladı ne de hareket etti. sadece öylece beni izliyordu. rüya korkunç değil ancak ilginçti.

 

olaylar böyle artık hiçbir cevap bulamadığım, bunca şey olduğu için forumunuza yazmak istedim. herkese iyi günler diliyorum.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Steve Jobs Ölüm Anında Ne Gördü?

      İnsanlar, hayvanlar, bitkiler her şey yaşamaya çalışıyor. Para, mal, iyilik, tedavi olmak, şehirler inşa etmek, uzaya açılmak, zevk, haz, şehvet, kahkahalar, sevgi, aşk, ağlayışlar, zırlamalar, denizleri botla aşmaya çalışan mülteciler... Hep yaşamak için. Hep uyuşmak için. Çılgınlar gibi yaşamak istiyor yaratılanlar. İntihar edenler, intihar etmeden önce ellerinde sihirli değnekleri olsa, onu kullanıp delicesine yaşamak isterler. Biraz daha fazla yaşamak için harcanan paralar. Ölümsüzlüğü arayı

      , Yer: Tarihi Kişiler ve Olaylar

    • Kara Ölüm ve Avrupa Sanatı

      İnsanlık başından beri feci salgınlarla perişan olmuş. Bunlar arasında en eskisi, en yaygın ve etkili olanı sıtma. Tarih öncesinde Afrika'da başlamış, MÖ 1000 yılından itibaren Yunanistan ve Çin'de tarihlere geçmiş; Antarktika dışında bütün kıtalara yayılmış ve hâlâ önü alınamayan sıtma. Salgın tarihçisi Andrew Nikiforuk'a göre, "Tarihin başlangıcından beri, gezegenimizde ölen erkek, kadın ve çocukların yarısı sıtmanın kurbanı olmuştu. Sıtma bütün savaşları, kıtlıkları ve diğer salgınları geçmis

      , Yer: Tarihi Kişiler ve Olaylar

    • Sümerce Metinlerde Ölüm Sonrası Hayat

      İnsanoğlunun kaçınılmaz sonu ölüm, geçmişten günümüze pek çok toplumun inancında yeni bir başlangıç olarak kabul edilmiştir. Çivi yazılı kaynaklarda yansıtıldığı şekliyle Eski Mezopotamyalıların inancında Kutsal Kitaplarda söz konusu edilen cennet ve cehennem ayrımı yoktu. Ölen herkes, genellikle kur olarak ifade edilen ve yeryüzünün altında olduğu düşünülen ölüler diyarına gidip dönüşü olmayan bu yerde sonsuza dek kalırdı   Nergal, Ereškigal, Ningišzida, Namtar gibi birçok tanrıdan oluşan bir

      , Yer: Ölüm ve Ötesi

    • Ölüm Ritüeli / Ayini

      Bu ayin yalnızca kişi evde öldüyse yapılabilir; aksi halde bunu alternatif bir cenaze töreni ya da anma olarak yapın.   Eğer kişiyi ölüm döşeğinde bekliyorsanız odanın içinde bir sürü taze çiçek olmasına dikkat edin ve yakmak için biraz öküzgözü yağı ve beyaz mumlar bulundurun.Kişi öldüğünde camı açın,mumu yakın ve ayrılmakta olan ruhu şu sözlerle kutsayın:   '' Yüksek ruh! Bulutların çok üstüne yüksel Karanlık boşluğa doğru Anneye,başlangıcı yaptığın kutsal yere geri dön ''   Üç kez küçük

      , Yer: Neo-paganizm & Wicca

    • Ölüm Kapısı Serisi

      Yazar: Margaret Weis ve Tracy Hickman   Gedik savaşlarından sonra okuduğum en güzel seridir.   Ejder Kanadı Ölüm Kapısı SerisiYüzyıllar önce, benzersiz bir güce sahip sihirbazlar dünyayı dört aleme ayırdılar -gök, taş, ateş ve su- ve sonra yok oldular. Zaman içinde, büyücüler yalnızca kendi alemlerinde etkinlik kazanacak büyüler yapmayı öğrendiler, geri kalanlarını ise unuttular. Şimdi sadece, Labirent'te hayatta kalan ve Ölüm Kapısı'nı geçen birkaç kişi dört alemin tümünün varlığından haber

      , Yer: Kitap Tanıtımları ve Eleştirileri

×
×
  • Yeni Oluştur...