Jump to content

Bloodborne


Thyke00

Önerilen Mesajlar

Kanlı ay, lanetlenmiş bir şehrin tepesine doğru yükselirken çılgın bir kahkaha tüm dünyanızı kaplıyor. PlayStation kolunu sıkıca tutup, yutkunarak ne yapacağınızı düşünüyorsunuz. Karanlık gölgelerden yavaşça size doğru yaklaşan iğrenç, hayvanımsı canlılar gözlerinizi takip ediyor. Çok yakında etrafta yankılanan kahkahanın size ait olduğunu fark ederek, hayatta kalmanın verdiği hırsı antik şehrin duvarlarına kan sıçratarak çıkartacaksınız. Bloodborne'a hoş geldiniz, ölümün ve deliliğin her karanlık köşede dans ettiği, anlamsızlığınsa rehberiniz olduğu o yolculuğa...

http://img.turunculevye.com/uploads/content/2015/03/yharnam.jpg

From Software'in deliliğin sanat galerisine devam ettiği yeni tablosunda kendinizi bir gezgin olarak buluyorsunuz. Atmosferiyle beraber Lovecraft romanlarından fırlamış antik şehir Yharnam'da tamamen imkansız ve gerçek dışı bir savaşta kararlılık tutunacağınız tek his. Tatminkarlığın tek ödül olduğu bu başarıyı elde etmek için birçok kabusun üstesinden gelmelisiniz. Bloodborne'un neye benzeyeceğini zaten From Software'in diğer Souls oyunlarından tahmin edebiliyorsunuzdur, zira bu türe ilgisi oyuncular zaten yolculuğun nasıl başlayacağından bitiş noktasına kadar olan o sürede neler yaşayacaklarının farkındalar ve çoktan sinir haplarını koltuklarının yanına koydular bile.

Bloodborne aslında fantastik bir oynanışın teröre bulandırılmış hali, lanetli şehir Yharnam'ın büyük bir sorunu var ve bu belki de kabuslarınızda bile ziyaret etmek istemeyeceğiniz bir ortam. Harika görsellerle karanlık bir dönemi ele alan ve o kasvetli atmosferi üstünüze basa basa hissettiren bu his, Souls oyunlarındaki korku ve gerilime de seviye atlatarak gözünüzden yaşlar getirtmeye gelmiş. Victorian döneminin tadını (kanını mı demeliydim?), yerde gördüğünüz taştan bile alacağınız bu atmosferi From Software'in daha önceki hiçbir oyununda hissetmemiştik. Elbette Bloodborne'un görsel kalitesi de bu durumu yansıtan en önemli etmenlerden biri olmuş.

Savaş sistemi Souls serisine göre bambaşka bir his yaratıyor diyebilirim. Daha hızlı, ama bununla beraber daha çok dikkat gerektiren; saldırganlık ödüllendirirken pasiflik canınızı yakıyor. Bloodborne'da en iyi savunma saldırıdır ilkesine var gücünüzle asılabilirsiniz. "Şimdi sıyrık alırım, hiç girmeyeyim," diyeceğinize ağır saldırılarla düşmanları şaşırtın ve hemen sonrasında hafif darbelerle de işini bitirin. Diğer türlü siz aylak aylak gezerken bir anda gaza gelen düşmanlar sizi kebaba çevirebiliyor. Canınızı geri kazanma sistemi olarak düşmanlar size zarar verdiği anda görünen belirli bir canı onlara geri saldırarak kazanabiliyorsunuz. Tabii bunun için yer ve zamanlama da çok önemli rol oynayarak bu sistemi size büyük risk büyük ödül olarak sunuyor. Zaten genel olarak oyunda öleceğiniz için öğrenmeye açık olun, zira Bloodborne'un tüm olayı öğrenme ve keşfetme üzerine kurulu.

http://img.turunculevye.com/uploads/content/2015/03/bloodborne-oldun.jpg

Silah sisteminde yine stratejik davranmanızı gerektiren uzun menzilli ve yakından dövüşeceğiniz silahlar yer alıyor. Sıklıkla yeni silahlar satın alabilir, seviye atlayabilir, yeni zırhlarla kendinizi geliştirebilir veya topladığınız kanlarla karakterinizi kişiselleştirebilirsiniz. Tabii hayatta kalabilirseniz. Çok acı değil mi? Oyunda aslında yapacak oldukça çok şey var, ama siz ip üstünde yürüdüğünüz için ya öldüğünüzde hepsini kaybedeceksiniz, ya da keklik gibi dolaşarak basit düşmanlardan birikim yapacaksınız. Ki bu da ilerleyen yerlerde karşınızda çıkacak en basit bir düşmana bile yanlış hamle yapıp ölüme tekrar merhaba demekle sonuçlanabiliyor.


    [*=center]


     
     
     



     
    [*=center]
    [*=center]

 

 

http://img.turunculevye.com/uploads/content/2015/03/bloodborne-2.jpg

Bloodborne'un silahlarda ve genel olarak ekipmanlarınızda yarattığı ağırlık hissine bayılacaksınız. Souls oyunlarından tanıdık gelecek bu gerçek fizik temeli oyunda terör estirmenize engel olmakla birlikte sizi "çaresiz bir avcı nasıl olur?" statüsüne koyuyor. Düşmanlarınız akıllı ve hızlı, ama siz de öylesiniz. Bu silahları akıllıca, zamanı geldiğinde, birleştirerek veya ayırarak kullanın ve öfkeyle hareket etmemeye çalışın. Hafif ve ağır saldırılarınızın yanında savuşturma hareketiniz olduğunu unutursanız emin olun ki düşmanlar size daha çok vuracak. From Software oyunu bu, ne bekliyorduk ki? Yine de iki elle tutulan silahlarda charge saldırısı yapmanın gazı hiçbir yerde yok, biliyorum.

Oyunda sakin hareket etmenin en temel noktasını boss savaşlarında hissediyorsunuz. Tüm boss savaşları o kadar inanılmaz ki, hareketlerine ve davranışına uygun hareket etmeliyim diye düşünürken beklenmedik sürprizler de yapabiliyorlar -yapıyorlar! Çoğu boss, savaş içerisinde birden fazla farklı aşamaya girip çılgınca değişim gösteriyor. Bu da savaşın heyecanını daima hat safhada tutuyor. Boss savaşlarının büyüsü, yine gerilimle birlikte artan müziğe kendinizi bırakıp doğru zamanda saldırma veya geri çekilmeden ibaret. Çoğu zaman tek bir takla hareketiniz, zafer ya da ölümle sonuçlanıyor. Bu kadar basit, siyah ya da beyaz, Bloodborne'da başka çare yok. Hayatta kalmanın hayal edebileceğiniz en güzel ütopya olacağı boss savaşlarından kendinize notlar çıkarmanız gerekli. Diğer türlü Deli Yürek gibi sıka sıka giderseniz olmuyor. İnanın olmuyor.

Tabii tüm bu acıya tek başınıza katlanmak zorunda da değilsiniz. Bloodborne'un multiplayer modunda arkadaşlarınızı veya rastgele bir oyuncuyu yanınıza çağırabiliyorsunuz. Kimi boss savaşlarında veya Chalice Zindanı'nda tek başınıza dövüşmek gerçekten ızdırap gibi gelebilir. Ufak da olsa bir yardım eli Bloodborne'da sizi rahatlatacaktır.

http://img.turunculevye.com/uploads/content/2015/03/bloodborne1.jpg

Bloodborne'un kendi türünde oldukça güzel bir oyun olmasıyla beraber anlamlandıramadığım bir ayrıntısı da gözümden kaçmadı. Şimdi bizim bu oyundaki nihai amacımız ölmek -kabul edin-, e kardeşim o zaman neden ben her öldüğümde neredeyse 1 dakika boyunca süren yükleme ekranı bekliyorum? İnanılmaz bir şekilde, başka bir dünyaya geçerken veya dediğim gibi öldüğünüzde uzunca bekleme ekranı insanın daha da sinirini bozuyor. Hatta bir ara bunun bilerek yapıldığını bile düşündüm. Oyun sadist yahu, neden olmasın ki?

Bunun dışında bir de belki bu türün hayranlarının çok kızacağı, ancak kafama takılan bir durumdan daha bahsetmezsem öleceğim (oyunda değil, orda zaten teheeey). Bloodborne gibi oyuncu kitlesi sınırlı ve gerçekten "hardcore" oyunculara hitap eden bir oyun tuttu bir de neden PlayStation 4 exclusive'i oldu? Bu türü seven oyuncular Bloodborne'u canı ciğeri gibi sever, casual oyuncular ise kesinlikle tercih etmez. Bu durumda bir de oyunun sadece PlayStation 4'e özel olması kendi kendini baltalamıyor mu anlamış değilim. Tabii bu işte Sony de oyuncu kitlesine Bloodborne'u My Little Pony gibi lanse ediyor. Yukarıdaki cümlemde de oyunu özetlemiş oldum aslında ancak şunu da belirteyim, sabrınız ve yoğun ilgi/zamanınız yoksa Bloodborne -diğer Souls oyunlarını tatmadıysanız- beklentilerinizi ters yüz edebilir

 

Alıntı

 

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...