Jump to content

Gılgamış Destanı’nın Bilinmeyen Dizeleri Bulundu


nameste

Önerilen Mesajlar

Kaçırılan Tablette Gılgamış Destanı’nın Bilinmeyen Dizeleri Bulundu

 

 

Irak’taki bir tarih müzesi ve eser kaçakçısı arasında tesadüfen gerçekleşen bir anlaşma, dünyanın en ünlü hikayelerinden olan Gılgamış Destanı’nın bilinmeyen dizelerini ortaya çıkardı.

 

Yeni ele geçirilen kil tablette, antik Mezopotamya’da yazılan destanın daha önce bilinmeyen bir bölümü bulunuyor. Yeni bulunan bölüm sakin bir yer olduğu düşünülen tanrıların ormanının hem gürültülü hem de renkli bir yer olduğunu gözler önüne seriyor. Yeni dizelerde ayrıca, destanın kahramanlarının çevre bilinci ve yaşadığı iç çatışmalar hakkında da yeni ayrıntılar da yazılı.

 

2011 yılında, Irak, Süleymaniye’deki Süleymaniye Müzesi, bilinen bir kaçakçıdan 80-90 adet kil tablet satın aldı. Kâr amacı gütmeden internet üzerinden yayın yapan Ancient History Et Cetera’nın haberine göre, Müze, Amerikan işgalinin başından beri Irak’ın tarihi yerlerinden ve müzelerinden kaybolmuş eserleri geri kazanmak için kaçakçılarla bu çeşit anlaşmalar yapıyor.

 

 

http://arkeofili.com/wp-content/uploads/2015/10/g%C4%B1lgam%C4%B1%C5%9F2-800x534.jpgÇalıntı tablet. Süleymaniye Müzesi, Irak. Görsel: © Osama S.M. Amin.

 

 

Satın alınan tabletlerden bir tanesi, Londra Üniversitesi’nde profesör olan Faruk Al-Rawi’nin özellikle ilgisini çekti. Al-Rawi Süleymaniye Müzesi’ne bu tableti kararlaştırılan fiyat olan 800 dolara almasını tavsiye ettiğinde, çivi yazılı tablet hala toz toprak içindeydi.

 

Aynı üniversitedeki, 2000 yılında Gılgamış Destanı’nın yeni bir çevirisini* yayınlamış olan meslektaşı Andrew George’un yardımıyla Al-Rawi 5 gün içinde bu tableti tercüme etti.

 

Tabletin tarihi Süleymaniye Müzesi’ne göre Eski Babil Dönemi’ne (MÖ 2003-1595) kadar gidebilir. Fakat Al-Rawi ve George tabletin biraz daha yeni olduğunu ve Yeni Babil Dönemi’nde (MÖ 626-539) yazıldığını düşünüyor.

 

 

Gılgamış Destanı’nın Yeni Dizeleri

 

 

Al-Rawi ve George kısa zamanda, çalıntı tabletin tanıdık bir hikaye anlattığını keşfetti. Tablette anlatılan, bilinen ilk destansı şiir ve bilinen ilk büyük edebiyat eseri olarak görülen antik Babil hikayesi “Gılgamış Destanı”nın kahramanı Gılgamış’ın hikayesiydi.

 

Hikayenin yazıldığı dönem göz önüne alınırsa, büyük ihtimalle her tabletin hikayenin farklı bir parçasını anlattığı birçok tablet üzerine yazılmış olmalıydı.

 

Al-Rawi ve George’un tercüme ettiği ise 5. tabletin daha önce bilinmeyen bir kısmıydı. Bu bölüm Uruk kralı Gılgamış ve Enkidu’nun dev Humbaba’yı yenmek için tanrıların evi olan Sedir Ormanı’na yolculuğunu anlatıyor.

 

Tablet destana daha önce bilinmeyen 20 yeni dize ekliyor. Bu dizelerde ormanın nasıl göründüğü ve ormanda nasıl sesler duyulduğuna dair ayrıntılar bulunuyor.

 

http://arkeofili.com/wp-content/uploads/2015/10/g%C4%B1lgam%C4%B1%C5%9F1-651x800.jpg

Görsel: Farouk Al-Rawi

 

 

George, LiveScience’a yaptığı açıklamda;

 

Yeni tablet, diğer kaynakların kesildiği yerden devam ediyor, ve Sedir Ormanı’nın kesinlikli huzurlu ve sessiz bir yer olmadığını öğreniyoruz. Orman gürültülü kuşlar ve ağustos böcekleriyle dolu, ve ağaçlarda maymunlar bağırıp çağırıyor” diyor.

 

Saray hayatının parodisini yapar şekilde canavarımsı dev Humbaba (ya da Huwawa), ormanın uyumsuz seslerini ve kakofonisini bir çeşit eğlence olarak görüyor, “Ormanın Kitabı çizgi iflmindeki Kral Louie gibi” diyor George. George ayrıca, Babil öyküsel şiirlerinde, doğal ortamların böylesine canlı tasvirlerinin çok nadir olduğunu da ekliyor.

 

Şiirin diğer yeni bulunan dizeleri, destanın diğer kısımlarında gönderme yapılan ayrıntıları doğruluyor. Örneğin tablet, Enkidu ve Humbaba’nın çocukluk arkadaşı olduğunu, ve canavarı öldürdükten sonra kahramanların en azından ormanı yok ettikleri için biraz pişman olduğunu gösteriyor.

 

George;

 

Gılgamış ve Enkidu sediri Babil’e eve götürmek için kesiyorlar. Yeni tablette Enkidu’nun, ormanı çorak hale getirmenin kötü birşey olduğunun ve tanrıları kızdıracağının farkına vardığını ifade ediyor gibi gözüken bir dize de var."

 

George, orman tasvirinde olduğu gibi, bu çeşit bir çevre bilincinin de antik şiirlerde çok nadir görüldüğünü ekledi.

 

Artık temizlenmiş ve tamamen tercümesi yapılmış olan tablet, Süleymaniye Müzesi’nde sergileniyor. Al-Rawi ve George’un bulgularını yayınladığı makaleye http://eprints.soas.ac.uk/18512/adresinden erişilebilir.

 

Kaynak: http://arkeofili.com/?p=7533

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Çiçeklerin Pek Bilinmeyen Öyküleri

      Başlangıçtaki çiçek kardelen. Bana çok uzak geçmişi hatırlatıyor. Yaylada böyle sabah bir kalkarsın çayırlarda bir sürü kardelen... Bizim orada adına çoşkovan dermiş eskiler. Aslında ağız kayması; güz kovan - güz kovalayan çoşkovan a evrilmiş. Bu çiçek çıktı mı; güz bitiyor kış gelecek bir an önce coğrafyayı terk edin mesajı verirmiş. Evine dön yanki misali.  

      , Yer: Gnoxis Cafe

    • Eros’un Bilinmeyen Aşkı

      Mitolojinin çok fazla bilinmeyen hikayelerinden biri olan; Eros (Aşk) ve Psyche’nin (Ruh) hikayesine gelin yakından bakalım. Mitolojinin geçtiği yer, Ege kıyısında bulunan Milet kentidir. Eros ve Pysche, hayatımızda beş duyu organımız ile hissedemediğimiz , aşk ve ruhun somut olarak hikaye edilmiş halidir. Ruh bilimi (psikoloji) kökenini Psyche’den alır. Milet kralının üç güzel kızı vardır, fakat üçüncü kızı Psyche (Ruh) kardeşlerin en güzelidir. Psyche bir türlü evlenemez, çünkü hiç kimse bu k

      , Yer: Yunan & Roma Mitolojisi

    • 1.500 Yıllık İnsan Dışkısında Zehirli Yılan Dişi Bulundu

      Teksas’taki bir kaya sığınağında bulunan 1500 yıllık fosilleşmiş insan kakası, dişi ile birlikte bütün bir çıngıraklı yılanı yiyen bir avcı toplayıcının kanıtlarını içeriyor.   Yapılan araştırmanın detayları, zehirli bir yılan dişinin, 1.500 yıl önce bir kişi tarafından sindirildiğini ve Teksas’taki bir kaya sığınağına dışkılandığını gösteriyor. Arkeolog Elanor Sonderman bu zehirli yılan dişini bulduğunda, tarihöncesi dışkılar içinde böylesine ilginç bir şey bulmayı beklemiyordu. Aksine, Tek

      , Yer: Gündem

    • Ufukta Bilinmeyen Kentler

      http://i.hizliresim.com/vP53Yp.jpg   İngiliz Bilim Cemiyetinin yayın organı olan Transactions ‘da 1847 tarihinde Dr. D. P. Thomson 27 Eylül 1846 günü öğlen saat 3 sıralarında Liverpool Hayvanat Bahçesinde Edinburg kentinin panoramik bir modelinin gözlemlendiğini bildirmektedir. Edinburg Liverpool ‘un yaklaşık 325 km. kuzeyindedir. Dergiye göre “Birkenhead’daki Büyük Parkta oturan iki kişi Liverpool üzerinde bulutlar arasında yükselen Edinburg ‘un görüntüsünü yaklaşık kırk dakika izlemişlerdir”

      , Yer: Paranormal Olaylar

    • 1300 yillil büyü kitabi (b.o.s) misirda bulundu

      Mısır’da bulunan, dua ve büyüler serisini açığa vuran “Ritüel Gücün Mısır El Kitabı” araştırmacılar tarafından deşifre edildi. Aşk büyülerini, şeytan çıkarmaları ve kara sarılık (ölümcül enfeksiyon taşıyan) için tedaviyi içeren, Kıpti dilinde (Eski Mısır dili) 20 sayfalık görselli kodeks, yaklaşık bin 300 yıllık bir geçmişe sahip.   Araştırmacılar tarafından “Ritüel Gücün El Kitabı” şeklinde adlandırılan kitap bugün hâlâ görülen ve ölümcül derecede tehlike yaratabilecek bir bakteriyel enfeksiyo

      , Yer: Neo-paganizm & Wicca

×
×
  • Yeni Oluştur...