Jump to content

Gnoxis Kıtası


Lethal Perfection

Önerilen Mesajlar

Gnoxis Kıtasına Hoş Geldiniz! Bu büyük, hoş ama gaddar adada yaşamaya devam etmeye ve kötülerin kötüsü Nekromantik Le'th'i yenmelisiniz! Eğer Le'th'i 50 tur içerisinde yenmezseniz Le'th bütün adayı yok edecek ve bütün adadaki ruhları kendisine köle edecek. Le'th'i yenerseniz bütün Gnoxis kıtası sizinle gurur duyacak ve tarihe "Yüce savaşçılar" olarak geçeceksiniz.

 

Bulunduğumuz kıta tam dört bölgeye ayrılıyor:

-Phralaların Diyarı

Kıtanın doğusunda bulunan görkemli ormanları ile tanınan bir diyar. İnsanlar normalin ötesinde mutludur ve hiçbir zaman yorulmak bilmezler. Yüce bilginlerin ana vatanıdır. İnsanları uzun boylu, siyah saçlı ve sarı gözlüdürler. Phrala hanedanlığı bu topraklarda asırlardan beri hüküm süren soylu bir ailedir. Bu ailenin her bir bireyi bilgedir ve gizemli sanatlarla bir alakası oldukları düşünülüyor.

Şehirleri:

Phrala'nın Şehri

Phralaların Diyarının başkentidir. En doğuda bir limanı bulunur ve bu limana Tanrıların gönderdiği gemilerle yakutlar, elmaslar ve altın meyveler gelir. Her daim gökyüzü aydınlıktır ve insanlar hiç uyumaz. Sürekli eğlenir dururlar. Kıtanın en bereketli topraklarının üstüne kuruludur ve insanları bitmeyecek bir bolluk bereket içerisinde yaşarlar.

 

Jearlinn

Kuzeyde kalan şehirde insanlar sıkı sıkıya çalışır ve Phrala soyu için nadide şeyler üretir. Karşılığında çok ciddi ödüller alırlar ve çalışmaya devam ederler. Şehir uzaktan mor rengi ile izleyenlere Ametist'e bakıyormuş hissi verir. Jearlinn şehrine adım atanların her biri azimle çalışma isteği duyarlar. Bu şehrin Kontu Zanaatçi Liktur'dur.

 

Sektra

Güneydeki bu şehir mutlu ruhların şehridir. Bu şehire adım atanlar ruhların desteğini arkasına alır ve bu ruhlar tarafından destek görür. Şehrin topraklarına adım atan herkes bu şehri göremez, sadece en bilgeler şehri ve insanlarını görme lüksüne layık olabilir. Bu şehrin Kontu Gizemli Miklara'dır. Hiçbir şey görmeyene bu boş toprakların tam ortasında öylesine oturur. Görebilene ise görkemli bir sarayın içerisinde oturmaktadır.

 

-Legiter Krallığı

Kıtanın güneyinde çöllerin içerisinde kavrulan insanlara ev olan bir diyardır. Bereketsiz ve çorak topraklar üzerinde yetişen insanların çok çok azı yirmi yaşını görebilir. Legiter bölgesinde krallığını ilan eden Lucin aynı zamanda kıtanın üzerinde ciddi hırsızlıklara ve suikastlere imza atmış bir loncanında lideridir. Kırmızı saçlı, mor gözlü ve orta boylu, yüksek cazibe özelliklerine sahip bu insanlarda ahlak ve saygı yoktur, oldukça kibar konuşlarından dolayı tam aksiymiş gibi görünürler ancak amaçları pekte parlak değildir.

Şehirleri:

-Nokture

Legiter Krallığının başkenti. Hırsızlar Birliğinin merkezi buradadır. Kıtanın en güney tarafındadır. Zorlu yaşam şartları altında insanlar yaşayabilmek için çalmak zorundadırlar. Topraklar bereketsiz olduğu için üretim pek olmaz. Çorak bir çölün ortasındaki bir vahada kurulmuştur ancak vaha insanlar yerleşir yerleşmez kurumuştur. Burada asla Güneş doğmaz. Her daim karanlık ve soğuktur. Güneyde geçit vermez yüce dağlar vardır ve o dağların ardında neler vardır hiç kimse bilmez.

 

-Blasphetur

Ülkenin büyülü kılıçlarla savaşan savaşçıları bu şehirden çıkar. Phralaların Diyarının ve Longhorn Birliğinin hemen ötesinde kurulmuştur. Phralaların bilgeliğinden bir şeyler çalabilen bu savaşçılar soysuzca bir savaşma biçimi tercih ederler ve şan şöhret için her şeyi yapabilirler.

 

-Nikya

Ülkenin batısında yetişen suikastçilerin diyarıdır. Le'th'in topraklarındaki Vampirleri gizliden gizliye izleyerek cazibelerini nasıl kullanabileceğini öğrenmiş ve para için suikastçilik yapmaya başlamışlardır. Zengindirler çünkü gösterilen her hedefi öldürebilme gücüne sahiptirler.

 

-Longhorn Birliği

Mütevazi savaşçıların diyarıdır. Uzun süreler bu diyarda iç savaş yaşanmış ve en sonunda yüce Othurnel'in önderliğinde savaşan bütün hanedanlıklar tek bir birlik altında birleşmiştir. Uzun süreli savaştan sonra bünyesinde oldukça güçlü ve tecrübeli kahramanlar bulunduran bu diyardaki savaşçılık bitmemiş, bilinenler nesillerden nesillere aktarıladurmuştur. Her yıl geleneksel "Savaşçılar Şenliği" olur ve kimsenin ölmediği fakat kimin güçlü kimin zayıf olduğu ayırtedilen bu şenliklerde kendini gösterebilenlere büyük ödüller verilir. Soğuk bir diyardır, toprak buz tuttuğu için pek üretim olmaz ama zanaatçilik sürekli devam eder.

Şehirleri.

-Sedar

Longhorn Birliğinin başkentidir. Othurnel'in soyunun sarayı buradadır ve şenlikler hiç bitmez. Doğudan gelen kervandan bolca hediye gelir ve çalışmalarına gerek bile kalmaz. Kıtanın en kuzeyinde kurulmuştur ve daha kuzeyinde gizemli buzlarla kaplı deniz vardır.

-Pite

Kervancıları ile ünlü bir şehirdir. Sürekli doğuda gidip gelirler ve bulabilecekleri her şeyi Sedar'a getirirler. Güneyli hırsızlarla sık sık savaşmak zorunda kaldıkları için Legiter Krallığı ile araları iyi değildir.

-Niktur

Diyarın batısında kalan bu şehir vampirlerle Kıtanın geri kalanını korumak için sık sık savaşmak zorundadır. Bu şehirden olan yüce gönüllü savaşçılardan asla alınmaz ve saygıda kusur asla edilmez.

 

Le'th'in Toprakları

Nekromantik Le'th'in yıllar önce kuruttuğu ve insanlarını vampire dönüştürerek kendi esiri yaptığı, kendi tapınağının bulunduğu bölgedir. Bu topraklar lanetli olduğundan her baba yiğit giremez, girende çıkamaz. Bu topraklar hakkında eskiden mutlu insanların toprağı olduğu dışında hiçbir şey bilinmez.

 

İlk Tur - Karakterinizi Oluşturun

Karakterinizin Memleketi: (Şehir olarak. Memlekete göre özellikler kazanabiliyorsunuz. Le'th'in toprakları olmaz.)

Karakterinizin Sınıfı: (Bilge - Gezgin - Habis'ten birini seçeceksiniz. Bilge bir süre sonra Rahip veya Büyücü olabilir. Gezgin bir süre sonra Avcı veya Savaşçı olabiliyor. Soysuz ise Hırsız veya Suikastçi olabiliyor.)

Karakterinizin Hikayesi: (Anası nedir babası nedir ne iş yapar ne için Le'th'e karşı savaşmak istiyor kurgulayın bir şeyler.)

Her gün bir tur dönecek ve elli turda oyun bitecek. Her yaptığınız hamlenin karşılığını, bedelini yazacağım ve onun üzerinden strateji yürütmeye devam edeceksiniz. İyi eğlenceler. =)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Adı Demirlect

Ailesi ve soybağları bilinmiyor

Yaşadığı şehir Nikya

Soysuzlar sınıfından. İyi derecede bıçak atıcı ve okçu.

Phraların diyarından Sektra, Legiterler sürülmeden önce onların diyarıydı ve halkına yüklenen lanet nedeniyle gittikleri her yer çorak topraklara dönüşüyordu.Eskiden yeryüzündeki en profesyonel suikasçilerden biri olan Hain Miklara, Lucin ile giriştiği kavgadan sonra yenilgiyi hazmedemeyerek şehri tılsımlayıp, legiterleri lanetlerken, Leth ile anlaşmış ve tılsımı ondan almıştı. Kehanete göre Leth bir suikastçi tarafından öldürüldüğünde lanet ve şehrin görünmezlik tılsımı ortadan kalkacak ve soysuzlar Sektraya geri dönebilecekti.

 

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Fantastik kurguları hep sevmişimdir.Güzel bir konu hadi hayırlısı bakalım :)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Adı Demirlect

Ailesi ve soybağları bilinmiyor

Yaşadığı şehir Nikya

Soysuzlar sınıfından. İyi derecede bıçak atıcı ve okçu.

Phraların diyarından Sektra, Legiterler sürülmeden önce onların diyarıydı ve halkına yüklenen lanet nedeniyle gittikleri her yer çorak topraklara dönüşüyordu.Eskiden yeryüzündeki en profesyonel suikasçilerden biri olan Hain Miklara, Lucin ile giriştiği kavgadan sonra yenilgiyi hazmedemeyerek şehri tılsımlayıp, legiterleri lanetlerken, Leth ile anlaşmış ve tılsımı ondan almıştı. Kehanete göre Leth bir suikastçi tarafından öldürüldüğünde lanet ve şehrin görünmezlik tılsımı ortadan kalkacak ve soysuzlar Sektraya geri dönebilecekti.

 

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Fantastik kurguları hep sevmişimdir.Güzel bir konu hadi hayırlısı bakalım :)

 

Hocam çok üzgünüm ama bir iki hata var.

-Legiterler bir yere sürülmüyor. Bayağıdır bir oradalar. Ama diğer ülkelerden de soysuz/habis çıkabilir.

-Hikaye güzelde... Le'th ile konuşan bir insan evladı daha yok maalesef. Ona göre bir ayar verelim. :)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Adı darknesti her ülkeden şehirden kovuldu çünkü ismi 2 olmuştu hiç bi zaman ne yapacağı bilinmiyor bazan i kalpli bazanse alçak bi kötü adamdı insanlar onu bu yüzden bütün şehirlerden ve ülkelerden kovulmuştu tek istediğim onu anlayacak bi insan olmasıydı ama o insanı bulsa bile canını yakacak olmasından korkuyordu

 

 

 

Gerçekten çok güzeel eline sağlık :-)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

''

Cho Nikturda savaşın ve kan emiciliğin ortasında dünya gözlerini açtı.

Annesi Heon ve babası Siwan bir gece baskınında vampirler tarafından katledildi.Ablası Shin kaçırıldı.

Cho kimsesi kalmamıştır.Babasının silah arkadşı tarafından sahiplenilir yetiştirilir.Ablasının izini bulmak için kendi savaşını başlatır. ''

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Hocam çok üzgünüm ama bir iki hata var.

-Legiterler bir yere sürülmüyor. Bayağıdır bir oradalar. Ama diğer ülkelerden de soysuz/habis çıkabilir.

-Hikaye güzelde... Le'th ile konuşan bir insan evladı daha yok maalesef. Ona göre bir ayar verelim. :)

 

Olur olur ona göre ayarlarızda diger arkadaşlara cevap gelmesini bekliyorum. Muhtemelen onlar içinde detaylar vereceksin hepsini bir kurgulayayımda eksik olmasın :)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Karakterimin adı Gl-osman (Gılosman) :)

Legiter Krallığı

Nikya Şehri

Soysuz

Gl-osman Nikya şehrinde doğup büyümüştür.Aynı şehirde ailesiniden ayrı yaşıyordur.Babası Lucin'in güvendiği ve loncada sözü geçen bir adamdı.Lonca adına Nikya şehrine birnevi valilik yapıyordu.Ailesinin sahip olduğu bir malikanede büyümüştü.Ayrılma kararı aldığında, ailesinin aristokrat ve soğuk bireyleri olgunlukla karşılamıştı.Zaten aralarındaki bağ yok denecek kadar azdı.Yalnız büyüdüğüde söylenebilir.

Şehrin dışındaki ormanda, ay ışığının siste son bulduğu bir vadide, girişi otlarla kaplı mağarada yaşıyordu.Tam bir çöplükçüydü.Savaştan arta kalan hurdaları ve maddi değeri olan eşyaları ayıklanmış leşlerden ne kaldıysa onları topluyordu.Mağarasında bir insanın rahatlıkla geçebileceği yollar vardı.Bu yolların etrafındaki hurdalar tepeler oluşturmuştu.Tıpkı bu yollar bir vadiyi anımsatıyordu.Vadinin içinde başka bir vadi..

Bir gün Gl-osman kendince topladığı bir sandık ıvır zıvırı mağarasına getirdi.Soluklanmak için oturduğunda, mağaranın tepesinden damlayan damlaların yarıdan biraz fazla doldurduğu teneke kovaya bakış attı.Yüzünü bolca yıkadı.Sonrada sandığın başında dikildi.Açtı ve yarısı yanmış bir cüzdan dikkatini çekti.Cüzdanın ağzını aşşağı doğru çevirip, arkasına sakince vurdu.Yere baktığında pas tutmuş iki adet gazoz kapağı ve buruşuk fakat tek parça kağıt gördü.İlgisizlik ve ilgi arasında gelip giderken kendini, burulmuş kağıdı açmış olarak buldu.Bu bir arama ilanıydı.Lucin'in kendi el yazısı olmalıydı.Çünkü imzası vardı.Şöyle yazıyordu."Le'th'in kellesini getirene, tanrıların kendi elleri tarafından hazırlanmış "Sonsuz Hayat İksiri" bahşedilecektir. ".Gl-osman Lucin'in yalan söyleyebileceği ihtimalini biliyordu.Fakat umrunda değildi.Le'th'i öldürebileceğini de pek sanmıyordu.O boşlukta asılı kalan karamsar bir kişiydi.O ki doğuştan mayhoş topukları patlayana kadar yürüyebilirdi.O ki kaybedecek bir şeyi yoktu.

 

 

Güzel fikir ve kurgu, Lethal.

Ben biraz siyah tonların halay çektiği fantazi ürünleri seviyorum.Van Helsing, Hellboy gibi.Biraz o tarza kaçmaya çalıştım umarım sıkmamışımdır. :)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Tamamdır, fazla kişi türemeden ikinci turu başlatıyorum. Az kişi yeterli gibi şu an. :)

 

Adı Demirlect

Ailesi ve soybağları bilinmiyor

Yaşadığı şehir Nikya

Soysuzlar sınıfından. İyi derecede bıçak atıcı ve okçu.

Phraların diyarından Sektra, Legiterler sürülmeden önce onların diyarıydı ve halkına yüklenen lanet nedeniyle gittikleri her yer çorak topraklara dönüşüyordu.Eskiden yeryüzündeki en profesyonel suikasçilerden biri olan Hain Miklara, Lucin ile giriştiği kavgadan sonra yenilgiyi hazmedemeyerek şehri tılsımlayıp, legiterleri lanetlerken, Leth ile anlaşmış ve tılsımı ondan almıştı. Kehanete göre Leth bir suikastçi tarafından öldürüldüğünde lanet ve şehrin görünmezlik tılsımı ortadan kalkacak ve soysuzlar Sektraya geri dönebilecekti.

 

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

 

Fantastik kurguları hep sevmişimdir.Güzel bir konu hadi hayırlısı bakalım smile.gif

 

Demirlect - Mezar Hırsızı

 

Sektra'da bu adamın bulunmasının tek nedeni nedeni mezarlarda cesetlerle beraber gömülen pahalı eşyaları çalabilmek, ünlü cesetleri ceset koleksiyoncularına satmak için çalmalarıydı. Miklara ise Demirlect'in bu davranışından dolayı onu suçlamıştı ama önemli bir konu, Miklara'nın da Demirlect gibi soysuz olmasıydı. Sonuçta Demirlect ve Miklara beraber çalışıyordu ve yaptığı tek kelime ile hainlikti.

http://th01.deviantart.net/fs7/PRE/i/2005/263/8/6/The_City_by_str8g8.jpg

 

Nikya'da puslu bir gece. Kafan dalgın, canın hiçbir şey istemiyor gibi. İki katlı bir evin çatısından sokakları izliyorsun. Kimsecikler yok. Biraz dinliyorsun. Derin bir nefes alıp ne yapacağına karar vermek istiyorsun. Ne yapacaksın?

 

-Loncaya gidip biraz suikatçilik görevi var mı bakacağım.

-Tavernada biraz takılacağım.

-Pazara inip kendime yeni bir kaç ekipman alacağım. Uzun zamandır kullandığım şeyleri değiştirmenin vakti geçti.

-Ahırda bir gece boyunca çalışacağım. Kesin para veriyorlar sonuçta.

-Bir kuyumcuya saldıracağım. Herkes benim şanımı şöhretimi bilir, kolay kolay bana kafa tutamaz.

-Şehirden ayrılacağım ve başka bir şehire geçeceğim.

 

Adı darknesti her ülkeden şehirden kovuldu çünkü ismi 2 olmuştu hiç bi zaman ne yapacağı bilinmiyor bazan i kalpli bazanse alçak bi kötü adamdı insanlar onu bu yüzden bütün şehirlerden ve ülkelerden kovulmuştu tek istediğim onu anlayacak bi insan olmasıydı ama o insanı bulsa bile canını yakacak olmasından korkuyordu

 

 

 

Gerçekten çok güzeel eline sağlık :-)

http://th01.deviantart.net/fs31/PRE/f/2008/206/c/1/c1ba1d2415d1075669971f2964f4e445.jpg

Niktur yakınlarında bir ormanın içerisinde kamp kuruyorsun. Hava buz gibi, kamp ateşi gittikçe sönmeye başlıyordu. Ormanın içerisinde değişik türden bir ton canavarın var olduğunu biliyorsun ancak fazla korkmuyorsun. Ne yapacaksın?

 

-Kafayı vurup yatacağım. Yarın sabah düşünürüm ne yapacağıma. Hem hava sabah ısınır ve canavarlar ortadan dağılır.

-Ben hasta mıyım? Bir an önce Niktur'a gidip gizlice bir şekilde içeriye sızmam lazım. Donup gideceğim lan bu havada.

-Kamp ateşini güçlendirmek için kuru odun arayacağım.

 

''

Cho Nikturda savaşın ve kan emiciliğin ortasında dünya gözlerini açtı.

Annesi Heon ve babası Siwan bir gece baskınında vampirler tarafından katledildi.Ablası Shin kaçırıldı.

Cho kimsesi kalmamıştır.Babasının silah arkadşı tarafından sahiplenilir yetiştirilir.Ablasının izini bulmak için kendi savaşını başlatır. ''

Vampirlere karşı olan nefretin seni sıkı bir Vampir avcısı eyledi. Nefretini vampirleri avlamak için kullanıyorsun ve hepsinin kökünü kurutacağına dair yeminin var. Yine bir vampir avındasın. Öfkeyle vampirlerin bir çoğunu elindeki arbelet ile temizledin, öfken dinmek bilmiyor.

http://www.deviantart.com/art/vampire-160730786

 

İleride bir kız çocuğunu gördün. Birden şefkatli damarın kendini belli ediyor. Etrafında Vampirlerin eğittiği kurtlar var. Onu kurtaracak mısın?

 

-Hayır! O kız bir yem olabilir.

-Tabii ki de yardım edeceğim.

 

Karakterimin adı Gl-osman (Gılosman) :)

Legiter Krallığı

Nikya Şehri

Soysuz

Gl-osman Nikya şehrinde doğup büyümüştür.Aynı şehirde ailesiniden ayrı yaşıyordur.Babası Lucin'in güvendiği ve loncada sözü geçen bir adamdı.Lonca adına Nikya şehrine birnevi valilik yapıyordu.Ailesinin sahip olduğu bir malikanede büyümüştü.Ayrılma kararı aldığında, ailesinin aristokrat ve soğuk bireyleri olgunlukla karşılamıştı.Zaten aralarındaki bağ yok denecek kadar azdı.Yalnız büyüdüğüde söylenebilir.

Şehrin dışındaki ormanda, ay ışığının siste son bulduğu bir vadide, girişi otlarla kaplı mağarada yaşıyordu.Tam bir çöplükçüydü.Savaştan arta kalan hurdaları ve maddi değeri olan eşyaları ayıklanmış leşlerden ne kaldıysa onları topluyordu.Mağarasında bir insanın rahatlıkla geçebileceği yollar vardı.Bu yolların etrafındaki hurdalar tepeler oluşturmuştu.Tıpkı bu yollar bir vadiyi anımsatıyordu.Vadinin içinde başka bir vadi..

Bir gün Gl-osman kendince topladığı bir sandık ıvır zıvırı mağarasına getirdi.Soluklanmak için oturduğunda, mağaranın tepesinden damlayan damlaların yarıdan biraz fazla doldurduğu teneke kovaya bakış attı.Yüzünü bolca yıkadı.Sonrada sandığın başında dikildi.Açtı ve yarısı yanmış bir cüzdan dikkatini çekti.Cüzdanın ağzını aşşağı doğru çevirip, arkasına sakince vurdu.Yere baktığında pas tutmuş iki adet gazoz kapağı ve buruşuk fakat tek parça kağıt gördü.İlgisizlik ve ilgi arasında gelip giderken kendini, burulmuş kağıdı açmış olarak buldu.Bu bir arama ilanıydı.Lucin'in kendi el yazısı olmalıydı.Çünkü imzası vardı.Şöyle yazıyordu."Le'th'in kellesini getirene, tanrıların kendi elleri tarafından hazırlanmış "Sonsuz Hayat İksiri" bahşedilecektir. ".Gl-osman Lucin'in yalan söyleyebileceği ihtimalini biliyordu.Fakat umrunda değildi.Le'th'i öldürebileceğini de pek sanmıyordu.O boşlukta asılı kalan karamsar bir kişiydi.O ki doğuştan mayhoş topukları patlayana kadar yürüyebilirdi.O ki kaybedecek bir şeyi yoktu.

 

 

Güzel fikir ve kurgu, Lethal.

Ben biraz siyah tonların halay çektiği fantazi ürünleri seviyorum.Van Helsing, Hellboy gibi.Biraz o tarza kaçmaya çalıştım umarım sıkmamışımdır. :)

http://fc09.deviantart.net/fs33/i/2008/238/f/3/Cave_by_sergemeeus.jpg

Bütün gece uyumadın. Mağaranın ağzından gelen gözlerini kamaştırmaya başlayınca günün doğduğunu anladın. Sonsuz hayat iksiri umurunda bile değildi. Şan, şöhret... Asırlarca senin adından bahsedilecek olması seni cezbediyordu. O haşmetli zırhını giydin ve küçükte olsa seni pek çok kez kurtarmış uğurlu hançerini beline kuşandın. İçinde garip bir mutluluk vardı, mağaranın içinde "Bu benim günüm olacak!" diye bağırdın. Saçmaydı ancak bunu yapmak sana keyif veriyor.

 

-Le'th'in topraklarına doğru yolculuk yapacağım. Bir yerden başlamalıyım.

-Nikya'ya gideceğim biraz nasıl savaşılır öğreneceğim. Le'th zaten beni "Gel koçum" diye beklemiyor, biraz alıştırma yapmaktan hiç sıkıntı çekmem.

-Mağarada uzanıp biraz dinleneceğim ve uzun zamandır yazdığım kitabı tamamlamaya çalışacağım.

-Karnım çok aç. Biraz avcılık yapacağım.

-Avcılık değilde... Toplayıcılık yapacağım.

 

Bu arada hepinize teşekkürler. :)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

-Le'th'in topraklarına doğru yolculuk yapacağım. Bir yerden başlamalıyım.

 

Resimlerle süslenmen hoş olmuş smile.gif Birinci geleneksel "Gnoxis Kıtası" bitsin.Üyeler okurken lezzet alırsa İkinci gelenekselde katılım artar. smile.gif

Teşekkürler. :) Resimler biraz daha insanı havaya sokuyor. :p

Uçsuz bucaksız yollara atıldın ve önünde ciddi bir yol var. Uzun yolculuklar inanışlara göre insana tecrübe ve erdem getirebilecek en iyi seçeneklerden biri ve sen cesurca erdemin yolunu seçtin. Mutlu yolculuklar olsun sana yolcu, yolda karşılaştıkların sana uğur getirsin.

 

(El sonu)

-Tabii ki de yardım edeceğim.

 

[ATTACH]13880[/ATTACH]

 

Ortadaki bütün kurtları arbeletinden çıkan altın oklarla temizledikten sonra korkusundan tir tir titreyen küçük kıza yüzünde bir gülümseme ile baktın. Eğildin ve kızı izlemeye başladın. Bu kız gerçekten güzel bir kızdı, pek kimseler anlayamazdı ancak sen tecrübeyle bu kızın olgunlaşarak ne denli biri olabileceğini az çok nasıl biri olabileceğini tahmin etmiştin.

 

-Şşt... Tamam geçti küçük kız...

 

Küçük kız kurtların o harıltılı seslerini kesildiğini ve babacan bir sesin kendisine seslendiğini görünce ağlamayı bıraktı, sana uzun uzun sarıldı.

 

-Gittiley mi amca?

-Ne amcası la? Neyse... Adın ne bakalım ve burada ne arıyorsun?

 

Kız üstünü başını temizleyip, yerdeki bisikleti kaldırarak bilmiş bir ses tonu ile cevap verdi.

http://fc09.deviantart.net/fs71/f/2015/036/2/b/little_girl_picking_flowers_min_by_weban g111-d8grcjs.jpg

-İsmim Lenana. Niktuyluyum. Buraya biraz çiçek toplamaya gelmiştim, annemin doğum günü bugün onun için.

-Taa Niktur'dan buraya mı geldin? Vampirlerin burada olduğunu bilmiyor muydun?

-Bilmiyoydum amca.

-Toplayabildiğin mi bari istediğin kadar?

-Hayıy. Benim istediğim çiçek kırmızı lavanta, şu ilerideki ovada bol bol vay. Ama kuytlar yolunu kesti.

 

Ne yapacaksın?

-Niktur'a geri dönmesini söyleyeceğim. Bisikleti de var kendi başına gider işte.

-Ona istediği çiçeği toplamasına yardım edeceğim.

-Niktur'a onunla beraber gideceğim, bir küçük kızla daha ileriye gidemem bu şerefsiz vampirler taze kan kokusu aldı mı coşarlar.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

-Niktur'a onunla beraber gideceğim, bir küçük kızla daha ileriye gidemem bu şerefsiz vampirler taze kan kokusu aldı mı coşarlar. :D

 

Kızla beraber en kısa yoldan Le'th'in lanetli ve bereketsiz topraklarından çıktın ve Niktur'a doğru yol almaya başladın.

 

(Telefondan bu kadar. El bitti. :D)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ruhdoveni-kapak-raistlin.jpg

 

Kıt'a Düzenine Başkaldırışın Yolculuğu...

 

Sarı tenli, Cam Vücutlu Komutan Alivesilis'in Doğuşu

 

Doğduğu Birlik: Longhorn

Yaşadığı Şehir: Niktur

Annesi: Niktur Şehri'nde Yaşayan Çiftçi Soilfe

Babası: Niktur Şehri'nde 1. Bölüğe Bağlı Binbaşı Firema

Niktur Şehrinin en büyük özelliği; bir arı kovanı gibi olmasıdır. Kimileri bu şehri Kaos Şehri olarak da adlandırmıştır.

 

Bu coğrafyada her daim bir savaş kokusu ve hareketlilik olduğu için, vampirlere karşı bir set vazifesi görmüştür bu kent. Bundan dolayı Longhorn Birliği'nin kale şehirlerindendir.

 

-Soğuk Bir Kış Zamanı Gerçekleşen Doğum-

 

Longhorn Birliğine bağlı Niktur Şehri'nde bir savaşçı ruh can bulur. Şafak vakti doğan bu savaşçı, görünüm ve enerjisel titreşim olarak birlikteki diğer canlılara hiç mi hiç benzememektedir. Kum sarısı bir renge sahiptir bu çocuk. Vücudu ise, mat bir cam gibidir.

 

Ailesi ondaki bu özel farklılığı keşfettikleri için onunla çok özel olarak ilgilenirler. Adını da Alivesilis koyarlar.

 

Alivesilis büyüdükçe sıradışı yeteneklerinin keşfine varır. En büyük yeteneği de; kum tanesine dönüşebilmesidir. Bu sayede kuma dönüşerek rüzgarla beraber Kıtadaki diğer birliklere bir ajan gibi sızabilmektedir. Kum tanesine yansıyan görüntüleri kaydederek bağlı bulunduğu şehre getirir. Ve böylece yapılan her savaş ve müdafaa için, ayrı stratejiler oluşturulur. Ayrıca bu sayede olumsuz çevre şartlarından asla ama asla etkilenmemiş olur Alivesilis. Sıcak, soğuk, ateş, su... Onun için asla sorun olmamaktadır.

 

Vampirlerin ortasında kaldığında, kum tanesine dönüşüp kaybolması ise, vampirler arasında hala anlatıla gelen bir efsanedir. Dahası, Alivesilis bu yetenek sayesinde Let'h'in krallığına bile sızmıştır.

 

Aradan uzuuun seneler geçer. Alivesilis Birliğine bağlı adaletli bir komutan olmuştur. Ancak Kıtadaki adaletsizliğin ve mantıksızlığın da farkındadır. Zaten Longhorn Birliği lideri Othurnel'in tahtı da sallantıdadır. Alivesilis isteseydi çoktan bu birliğin başına geçebilirdi. Ancak adalet duygusu ihanetin önüne geçiyordu. O sadece, her daim onun yanında olan dostlarıyla sınırları içinde özgür bir müdafaa yapıyordu bu şehir için. Belki de Alivesilis olmasaydı, Niktur şehri çoktan vampirlerin ve karanlık güçlerin eline geçmişti.

 

Alivesilis aynı zamanda bazı parapsişik yeteneklere de sahipti. İleri düzey bir astral seyahat yolcusuydu O. Astral seyahatleri sırasında ve yapmış olduğu bazı bilimsel çalışmaları onu, gökyüzündeki bazı varlıklarla iletişime geçmesine neden oldu. Bu varlıklar Alivesilis'e: "Donat kendini ve sonra bize gel..." şeklinde sürekli tekrarlayan bir mesaj gönderiyorlardı. Alivesilis neden diye sorduğunda ise; aldığı cevap hep aynıdır. "Adalet ve mutluluk için..."

Özellikle son yıllarda bu iletişimin boyutu daha da fazla artmıştı. Gökle kurduğu son bağlantıda ona; "Dostlarını seç ve evrene yolculuk için hazırlığını yap..." dediler.

 

Alivesilis bu konuyu dostlarına açtı. Dostlarının hiç şüphesi yoktu onun doğruluğundan. Sarı tenli, cam bedenli bu komutanın yaptıklarına ve yapacaklarına gönülden bağlanmışlardı. Ancak Alivesilis kendi yokluğunda şehrin ve birliğin güvenini de düşünmek zorundaydı. Bundan dolayı birliğindeki dostlarının büyük çoğunluğunu Niktur şehrinde bırakma kararı aldı. Başlarına da en güvendiği dostu ve çocukluk arkadaşı Windhufri'yi bıraktı.

 

Windhufri'de, Komutan Alivesilis gibi özel yetenekli bir şahsiyetti. Rüzgara dönüşebilme kabileyeti vardı onun. Bu sayede tüm birliği istediği yere rahatlıkla taşıyabiliyordu.

Beklenen gün gelmişti. Alivesilis ve gökten gelen elçiler bir dağ zirvesinde buluştular. Gökten gelen elçiler, bir uzay aracını da Alivesilis'e hediye etti. Ancak Alivesilis'in birlikten seçtiği dostları henüz orada yoktular. Enerjisel titreşimleri buna hazır olmadığı için, Alivesilis onlara dağın dibinde kalmalarını söylemişti.

 

Elçiler, Alivesilis'e: "Uzay aracını kullanmada şüphe etme. Tüm bilgi - birikimler, yıllar önce sen farkına varamadan zihnine yüklendi. Her canlıya bir güç verilmiştir. Kimisi bu gücü idrak edememiştir, farkına varanlar ise, gücün esiri olarak karanlığa saplanmıştır. Fakat sen, gücünün anlamını idrak ederek onu adaletle daha da büyüttün. Ve son olarak; bu yolculukta hiçbir şeyin garantisi yoktur. Eğer bu yolculukta başarılı olursan, sonunda döneceğin yer, yine bu Kıta olacaktır..."

 

Alivesilis son cümleden kastedilen mesajı henüz anlamamıştı... Elçilerle vedalaştı ve gökten gelenler, ikinci bir mekikle Kıtanın Doğusuna doğru hareketlenerek gözden kaybolup gittiler.

 

Alivesilis dağın dibindeki dostlarına seslendi. Artık gelebilirlerdi zirveye...

 

Nihayet Alivesilis ve dostları uzay gemisindeydiler. Dostları Alivesilis'i ilk defa bu kadar heyecanlı ve meraklı görmüşlerdi. Komutan hiç tereddüt etmeden mekiği çalıştırdı. Hızla yükselmeye başlamışlardı. Artık tüm Kıta ayaklarının altındaydı.

 

Ve heryerin karanlığa esir olduğunu gördüler. Düzen ve mutluluğun var olduğu söylenen şehirlerden bile, pislik akıyordu. Zaten kan akan bir coğrafyanın karşısındaki zıt kutuplu coğrafyada nasıl bir mutluluk ve düzen olabilirdi ki? Yapay mutluluklar ve iyilikler gökyüzünden daha da iyi seçilebiliyordu.

 

Alivesilis hem öfkelenmiş hem de büyük bir üzüntüye kapılmıştı. Yıllardır çabaladığı bu kıta, bir gram yol alamamıştı aslında. Neden kötülük hep galip gelmişti bu Kıtada? diye düşündü. Bunun cevabını öğrenmek için, vakit henüz çok daha erkendi...

 

Ve Kıtaki birliklerde kurulu olan tahtlarda bir lider oturuyordu. Bu liderleri çok iyi tanıyordu Alivesilis. Hepsinin ağızlarından yudumladıkları şarap fışkırıyordu..!

 

Artık Kıta görünmez oldu ve küçük bir noktaya dönüştü.

 

Bu gidişin dönüşü olursa eğer, Gnoxis Kıtası'ndaki tüm tahtlar yıkılacaktı...

 

Evrenin karanlık büyüklüğünde Alivesilis ve dostları yok olup gittiler...

 

Devam edebilir...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

 

Demirlect - Mezar Hırsızı

 

Sektra'da bu adamın bulunmasının tek nedeni nedeni mezarlarda cesetlerle beraber gömülen pahalı eşyaları çalabilmek, ünlü cesetleri ceset koleksiyoncularına satmak için çalmalarıydı. Miklara ise Demirlect'in bu davranışından dolayı onu suçlamıştı ama önemli bir konu, Miklara'nın da Demirlect gibi soysuz olmasıydı. Sonuçta Demirlect ve Miklara beraber çalışıyordu ve yaptığı tek kelime ile hainlikti.

 

Nikya'da puslu bir gece. Kafan dalgın, canın hiçbir şey istemiyor gibi. İki katlı bir evin çatısından sokakları izliyorsun. Kimsecikler yok. Biraz dinliyorsun. Derin bir nefes alıp ne yapacağına karar vermek istiyorsun. Ne yapacaksın?

 

-Loncaya gidip biraz suikatçilik görevi var mı bakacağım.

-Tavernada biraz takılacağım.

-Pazara inip kendime yeni bir kaç ekipman alacağım. Uzun zamandır kullandığım şeyleri değiştirmenin vakti geçti.

-Ahırda bir gece boyunca çalışacağım. Kesin para veriyorlar sonuçta.

-Bir kuyumcuya saldıracağım. Herkes benim şanımı şöhretimi bilir, kolay kolay bana kafa tutamaz.

-Şehirden ayrılacağım ve başka bir şehire geçeceğim.

 

 

Demirlect - Mezar Hırsızı

 

- Suikastçiliğe direkt bir görev üzerinden başlamak mantıklı değil, sakata gelmeyeyim sonra,

- Yeni eşyalar almak gibi bir ihtiyacım olamaz zaten mezarlardan çıkan en nadide parçaları kendim için ayırıyorum. Hele en son bir savaşçı mezarından çıkan işlemeli bıçagı ve arbaleti görmeniz gerekirdi.

 

Adsız.jpg

 

- Çalışmak mı? Hırsızım arkadaş ben :)

- Artık adi bir hırsız gibi kuyumcu yada mezar vs soymacağım.

- Şehirden ayrılmam için henüz erken daha burada yapmam gereken işler var.

 

Dolayısı ile her çeşit insanın bulunduğu tavernaya gideceğim. Şehirde neler olup bitiyor bir öğrenelim bakalım.

 

Adsız1.jpg

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Teşekkür ederim Lethal. :) Normalde fantastik kurguyla ve animelerle aram yoktur, ama güzel bir senaryo oluşturmuşsun ben de kendimce katkı yapmaya çalıştım. Bu arada bundan sonraki kısımlar uzayda gerçekleşecek döndüğümde ise, yıkacağım tüm tahtları yani Leth'in dokunulmazlığını alacağım haberin olsun. :laugh:

 

@paranormalfikir Ellerine sağlık, lezizi aziz olmuş. Kıskandım hatta :D
Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

paranormalfikir ehh yazın idare eder.:) Yok yok çok güzel yazmışsın (Nezaketen söylüyorum tabi. :devil:).Şaka bir yana formdaki üyeler tarafından gizli gizli dalga geçilmiyoruzdur umarım.Kendimizi aşıp fon müzikleri falan koymaya başladık. :) Güzel bir dünya yarattık, ambians falan güzel.Baya içindeyiz yaşıyoruz falan filan.Yalnız dışardan biri olarak baktığımda "Neyin kafası ?" demeden geçemiyorum :)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

byglos, bak daha neler yapacağım. :laugh: Şaka bir yana kurgu düzeltilirse güzel bir şey çıkar. Lethal, kitaba dönüştürsün bunu. Bizim neyimiz eksik hem. :laugh:

 

paranormalfikir ehh yazın idare eder.:) Yok yok çok güzel yazmışsın (Nezaketen söylüyorum tabi. :devil:).Şaka bir yana formdaki üyeler tarafından gizli gizli dalga geçilmiyoruzdur umarım.Kendimizi aşıp fon müzikleri falan koymaya başladık. :) Güzel bir dünya yarattık, ambians falan güzel.Baya içindeyiz yaşıyoruz falan filan.Yalnız dışardan biri olarak baktığımda "Neyin kafası ?" demeden geçemiyorum :)
Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Memleket: Sektra

Sınıfı: Bilge

 

Agriomon, Sektra şehrinde bir büyücü tarafından bir ağacın kenarında bulunmuştur. Anne ve babası bilinmemekle birlikte Le'th isimli büyücü ortaya çıkana kadar kendisinin de kim olduğunu bilen yoktur. Söylentilere göre büyücü ona ruhların ve doğanın bilgeliğini öğretmiş, gizemli parşömen ve tılsımlar ile büyü gücünü bu genç çocuğa aktarmıştır. Agriomon doğa tanrıçası Gaia, doğa ruhları ve efendisine verdiği söz nedeni ile, bir gün uyandığında ölü bulduğu efendisinin yasını bile tutamadan; efendisinin asasını, çantasını, fal kartlarını alıp hastalara ve insanlara yardımcı olmak için yola koyuldu. Bir çok köyde bir çok insanı koruyup, yaralarına merhemler yaptı. Harabe olmuş köylerin onarımında çalışıp, hayvanları ve insanları doyurdu. Le'th e karşı kurulan birlikleri, münzevi büyücü ve savaşçıları kutsayıp yollarına koruyucu büyüler yaptı. Bir gün, diğer diyarlardan aldığı haberlere dayanamayıp bir ata bindiği gibi dolaşmaya ve tehlikenin içine girmeye başladı. Yollarda savaşıp, savaşçılara yardım eden münzevi bir ruh olarak adlandırılıyordu artık Agriomon. Bilgelere merhemler öğretiyor, ormanlarda doğa ruhlarının rehberliğinde ilerlemeye devam ediyordu...

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...