Jump to content

Gothic Sanatı


locked_puppet

Önerilen Mesajlar

Gothic sanatı, Roman sanatının sunduğu hayalgücü ve birikim üzerinde yükselmiştir. Bu sanattaki yapı ve düzen, dekorasyon, esin ve plastik anlayış tam anlamıyla yeni, "el değmemiş"tir. Roma Yunan'dan yararlanmış; Bizans Roma'dan ve Doğu'dan kaynaklanmış, Roman sanatı Doğu'nun, Bizans'ın, Barbarların ve Antikçağ'ın melez ürünü olarak ortaya çıkmıştı. Rönesans ve modern sanatlar da mimarlık ve süsleme öğelerini Antikçağ'dan almıştı.

 

 

 

Gotik sanatı ise Roman sanatının gelişimini köstekleyen köhneleşmiş formların kısıtlamalarını bir yana atarak doğadan yola çıktı. Gotik sanatı Roman sanatının sunduğu birikimden ve bakış açısından yararlanmasına karşın, Roman sanatının reddiyesi üzerinden kendini yaratmıştır. Gotik sanatçı da bu yaratıcı itkiyle her şeyi yeni baştan ele alma cesaretini gösterebilmiştir. Aydınlanmanın tohumları yavaş yavaş toprağa düşmektedir. Rönesans döneminde İtalyanlar, Ortaçağ sanatını aşağılamak üzere "tedesco" diyorlar. Bunun Fransızcası "gotik". Gotik sanatı 12. yüzyılın ilk çeyreğinde Fransa'da ortaya çıktı, 13. yüzyılda olgunluk aşamasına ulaştı. Bundan sonra İngiltere'de hızlı bir gelişim gösterdi ve 13.-14. yüzyıllarda tüm Avrupa'da yayıldı. Rönesans'ın doğuşuyla beraber gerilemeye başladı ve giderek ortadan kayboldu. Bu dönemde eski Galya bir krallık iktidarı altında merkezi ve güçlü bir devlet olmaya başlamıştı. Paris Üniversitesi'nde ders veren Aziz Thomas, dinsel dogma ve politik düşünce ile beraber inancın dünyevîleşmesini temsil ediyordu. Tüm bir toplumun ortak çabasının ürünü olan katedraller, somut olaylar dünyasının ve düşünce alanını egemenlik altına alan düzenin anıtsal ifadesiydi.

 

 

 

Düşünce manastırdan üniversiteye, sanatsal girişimler başrahiplerden piskoposlara geçiyordu. Roman sanatının kasvetli şatoları, Gotik dönemde saraylara dönüştürüldü. 15. yüzyılda ekonomik alanda öne çıkarak yeni bir sınıf oluşturan burjuvazinin gereksinimleri doğrultusunda, kent konutları olan konaklar ve villalar yapıldı. Gotik dönem, köprü, hastane, manastır, belediye binaları, adalet binaları, çarşılar gibi çeşitli yapılar ortaya koyarak gelişmiş bir toplumun büyük mimarlık gereksinimlerine cevap verdi. Politik iktidarın niteliğine uygun olarak Gotik sanat da merkezlerde yoğunlaştı, taşraya ancak örnek olabildi.

 

 

 

Gotik dönem insana yönelme konusunda bir adım daha attı. İnsana doğru atılan her adım, dinden biraz daha uzaklaşmak anlamına geliyordu ve insana ulaşmanın o dönemde dinden uzaklaşmaktan başka da yolu yoktu. Gerçekten de din, dogmalarını, ancak aklı reddederek kabul ettirebiliyordu. Aklı reddetmek ise insanı reddetmekti. 12. yüzyılda teolojik bir kavram olan Meryem, 13. yüzyılda çocuğunu seven şefkatli bir ana haline gelmiştir. Roman yapılarının yüksek kapı alındıklarındaki çatık kaşlı İsa, Gothic yapılarda kemer payandalarına inmiş bir figür olarak inananları dinsel bir gülüşle selamlamaktadır. Bu dönemde tanrı da en yüce yargılayıcı olmaktan çıkarak insanlaşmıştır. Gotik dönemdeki süslemecilik Bizans'taki simgeciliğe karşılık ansiklopedik bir nitelik kazanmıştı. Örneğin Chartres Katedralindeki 8000 kabartma ve resim skolastik felsefeyi anlatıyordu. Gotik sanatı, mantığı ve matematiği mimariye uygulayarak yapıları yükseltmenin yöntemini buldu. Yüzünü doğaya çevirerek akla yöneldi. Akla yönelmesinin bir sonucu olarak gotik sanatta bir sistem değil bir dünya yaratma vurgusu vardır. Nitekim katedral, birçok imgenin ve varlığın yaşama zemini bulduğu başlıbaşına bir dünyadır. Bu dünya yaratma kurgusu, tamamlayıcı unsurlar olarak felsefe ve bilimin de önünü açmıştır. . Birbirlerini besleyerek ayrı kanallardan beslenen sanat, felsefe ve bilim gelişen ve karmaşıklaşan koşullara yanıt üreterek, yaşanabilir bir dünya kurgusunun esas bileşenleri olma niteliğini bugün de sürdürmektedir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

gothic mimarinin kurucuları tapınak şovalyeleriymiş fakat ondan önce mısırda pagan ve çeşitli dinlerde gothic simgeler görülmüş,dinlerde görüldüğüne göre tapınaklarada direk yansımıştır,doğuş yeri orası olabilir..çok mantıklı ama kaynağımda yok yorumla ancak bu kadar SpawN :thumbsup:

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

avrupa sanat tarihinin kabul gören doktrinine göre romanesk sanatı takiben .12. yüzyıl ortalarında başladığı kabul edilen gotik sanat, rönesans dönemine kadar sürmüştür. romanesk deyince akla manastır yapıları geliyordu, gotik denildiğinde ilk akla gelen ise, sivri çatı ve kuleleriyle göğe doğru yükselen, dev boyutlu katedral yapılarıdır. gotik mimarlığın 1122?de abbot suger tarafından tasarımlanan, paris yakınındaki st. denis manastır kilisesi ile başladığı kabul edilir. ama en yetkin klasik örnekler fransa?nın ile de france bölgesinde, yapımlarına 13. yüzyılda başlanan laon, chartes, reims, amiens ile paris notre-dame katedralleri?dir.

 

katedraller, ortaçağ kentlerine biçim vermiş, kent ekonomilerinin gelişmesine önemli katkıda bulunmuşlardır. bu dev yapıların tamamlanması, çok kere yüzyıldan fazla sürüyor, kent, onun çevresinden başlayarak halkalar halinde genişliyordu. ayrıca yapı, il ve çevresinden çok sayıda işçiyi kendine çekiyor, ekonomik etkinlik de o ölçüde canlanıp büyüyordu. bir romanesk kiliseden çıkıp, bir gotik katedrale girildiğinde aradaki büyük fark hemen anlaşılır. gotik katedrallerde daha geniş nefler, daha ışıklı bir ortam ve kendini yukarlara çeken daha hafif bir mekan ile karışlaşılır. gotik mimarinin bu başarısı iki yeni buluşa dayanır. birincisi sivri kemerlere dayanan kaburgalı tonoz sistemidir. ıkincisi ise yapıyı dıştan destekleyen payanda kemerlerinin kullanılmış olmasıdır. romanesk mimaride kullanılan yuvarlak kemerlerin yerini gotik mimaride sivri kemerler almıştır. böylece kemere binen yükün yanlara doğru zorlaması azaltılıp, aşağı doğru akması sağlanmıştır. ayrıca kaburgalı yapısıyla tonozun ağırlığı azaltılmış, kemere daha az yük bindirilmiş olur. ama kemerler sivri olsa da bir ölçüde dışa zorlama söz konusuydu. kemerleri taşıyan demet biçimi sütun ya da ince ayaklar bu zorlamaya dayanmayabilirdi. mimarlar bu sakıncayı gidermek için kritik noktalarda payanda kemerleri kullanmışlardır. payanda kemerleri yapıların yan ve arka cephelerinin bir yapı iskelesi görünümü almasına yol açıyordu. ancak dış duvarların kitlesel görünümünüde önlemiş oluyordu. yan ve arka cephelerin bu durumuna karışlık, katedrallerin ön cepheleri gerçekten çok görkemli ve anıtsal bir görünüm taşırlar. ön cephelerde genellikle kapıların üstünde içeri doğru kademeli olarak daralan büyük alınlıklar, kademeleri oluşturan silmelerde ise çok sayıda aziz figürü yer alır. orta bölümde vitraylı yuvarlak bir pencere ile iki yanda dar ve yüksek pencereler bulunur. üst bölümde yine bir sıra aziz figürü taşa işlenmiştir. her iki yanda ise görkemli çan kuleleri yükselir. klasik bir fransız katedrali olan reims?in cephesi bu tanıma en iyi uyan örnektir.

 

katedraller, avrupa?nın değişik yörelerinde gerek plan gerek dış görünüm bakımından farklı biçimler kazanmıştır. gotik mimari ıngiltere?de değişik özellikler taşır. ıngiliz gotik mimarı lincoln katedrali?nde olduğu gibi, iç mekan örtüsünde de değişik ve ilginç uygulamalara gitmiştir. londra westminster katedrali şapelinde tonoz kaburgalarının yelpaze biçimini aldığı görülür. böylece taşıyıcı organlar, aynı zamanda dekoratif bir işlev de kazanmışlardır. ıtalyan gotiğinin başarılı yapılarından biri olan milano katedrali?nin arka cephesinde ise mimar, ustalıklı bir düzenleme ve ince bir taş işçiliği ile payanda kemerlerinin yapı iskelesini andıran görünümünü gizlemeyi başarmıştır.

 

gotik katedrallerde bütün ağırlık sivri kemerlerle sütun ve ayaklara aktarıldığı için taşıyıcı öge olarak duvara gerek kalmıyordu. böylece ara bölümlere boydan boya pencereler açılabiliyor, bunlar da renkli camlarla kaplanabiliyordu. çeşitli motiflerle ve figürlerle süslenen bu renkli camlara ?vitray? adı verilir. paris notre-dame katedrali cephesindeki ?gül pencere?, dönemin vitray sanatının en görkemli örneklerinden biridir. gotik katedrallerde çok sayıda renkli pencere, iç mekanın aydınlanmasını sağlamakla kalmıyor, renkli ışıklar yapının içinde büyülü bir dinsel atmosfer oluşturuyordu. gotik sanatta vitray, iç mekana büyülü bir hava vermekle kalmaz, resim sanatını da kapsar. chartres katedrali?ndeki vitrayda ?meryem?in ölümü? sahnesinin büyük bir ustalıkla betimlendiği görülür.

 

heykel sanatı, gotik dönemde de mimariyle bağıntısını sürdürmüştür. bu bağıntı özellikle cephe dekorasyonunda dikkati çeker. katedralin bir parçası durumundaki bu heykellerin, yapının yüksekliğine uygun olarak normalden daha uzun yapıldıkları görülür. bunlar donmuş gibi dimdik duran figürlerdir. heykel sanatındaki bu donmuşluk, 13. yüzyıl ortalarında yumuşamaya, aziz figürleri bol giysileri içinde kımıldamaya, donuk yüzlü melekler gülümsemeye başlarlar. kucağında çocuk ısa?yı taşıyan bakire meryem heykellerindeki dini ağırlığın giderek dünyasal bir ana oğul sevgisine dönüşüp, hafiflediği sezinlenir. gotiğin son döneminin resim sanatında da katı kalıpların gevşediğini, şematik anlatımların yerini doğalcı betimlere bırakmaya başladığını görürüz. ama hem heykelde hem de resim sanatında doğal görünümü ön plana alan örnekler ancak rönesans döneminde ortaya çıkar.

 

http://www.istanbul.edu.tr/.../guzelsanat/ortacag.htm

ünsal yücel - tarcan yılmaz

bati sanati

ortaçağ sanati

üçüncü bölüm

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

evet Rimmon baktığım kadarıyla tarihi derin olan gothic sanatının dar kalıplara sokulmasından yakınılmış çoğunlukla ama (genelde)gençlik neyi doğru düzgün araştırdıktan sonra uygulamaya geçer ? piyasa yapmaya baktıkları için bu tür kavramlar yıpratılıyor malesef...:confused:

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Gotik Resim Sanatı ve Rönesans

      On ikinci yüzyılın ortalarından başlayarak  On beşinci yüzyılın ortalarına kadar süren sanat anlayışına verilen Gotik tanımlaması ,bu üslubun ortadan kalkmasından sonra karşıt sanat anlayışına dahil olan  Rönesans ortamında yapılmıştır. Avrupa kıtasının değişik bölgelerine göre değişik tarihler gösteren bu üslup Fransa’da doğmuş ve en uzun süreli hakimiyetini de burada göstermiştir. Buna karşın İtalya’da hakimiyet kuramamış ve tesiri Kuzey italya ile sınırlı kalan kısa süreli bir İtalya Gotiği o

      , Yer: Plastik Sanatlar

    • Kara Ölüm ve Avrupa Sanatı

      İnsanlık başından beri feci salgınlarla perişan olmuş. Bunlar arasında en eskisi, en yaygın ve etkili olanı sıtma. Tarih öncesinde Afrika'da başlamış, MÖ 1000 yılından itibaren Yunanistan ve Çin'de tarihlere geçmiş; Antarktika dışında bütün kıtalara yayılmış ve hâlâ önü alınamayan sıtma. Salgın tarihçisi Andrew Nikiforuk'a göre, "Tarihin başlangıcından beri, gezegenimizde ölen erkek, kadın ve çocukların yarısı sıtmanın kurbanı olmuştu. Sıtma bütün savaşları, kıtlıkları ve diğer salgınları geçmis

      , Yer: Tarihi Kişiler ve Olaylar

    • Maji Sanatı

      İnsanlığın en eski öğretisi, hatta dinlerin ve inançların kökeni Majidir. Maji sanatı ve onun çocuğu olan büyü, her çağda varolan ve etkinliğini sürdüren bir olaydır. Anlatılara göre Maji ve büyü günümüzde de politikayı etkileyecek kadar yaygındır. Öyleyse, nedir bu Maji? Nasıl öğrenilir? Büyü gerçek midir? Ortada gezenler, gerçekten büyücü müdürler? Kelime anlamında Maji´nin Türkçe karşılığı yoktur; en yakın yaklaşım sihir olarak belki düşünülebilir; büyü sözcüğü ise genelde Maji´nin karşılığı

      , Yer: Maji ve Türleri

    • Hat Sanatı

      HAT SANATI   Geçmiş zaman dilimleri arasında birçok birikim birçok eser yer almakta. İşte bunlardan bir tanesi daha Hat Sanatı...   Arap harfleri çerçevesinde oluşmuş güzel yazı sanatına Hat Sanatı’nın çıkış noktası denebilir. Bu sanat Arap harflerinin 6.-10. yüzyıllar arasında geçirdiği uzunca bir gelişme döneminden sonra ortaya çıkmıştır.   Son dönemlerde kabul edilen bir görüşe göre Arap Alfabesi İslamlık öncesi dönemde Kuzey Arabistan ve Filistin'de yaşamış bir kavim olan Nebatilerin kull

      , Yer: Plastik Sanatlar

    • Mısır Resim Sanatı

      Eski Mısır’da Resim Sanatı Eski Mısır dünyasında resim sanatı ebedi, sürekli ve kutsal olanı ifade etmek için kullanılmıştır. Mısır resim sanatı örneklerinin, büyük tapınaklar ve mezar anıtları içinde yer almasının nedeni de budur. Bu çevrede en önemli uğraşlardan birini tanrıların ve öte dünya sorunlarının oluşturması, ressamların gerçekçi üslup eğilimlerinde bile bu kavramlarla uğraşmasına yol açmıştır. Eski Mısırlılar duvar süslemesine çok düşkün bir topluluktu. Tapınaklarda ve mezar odaların

      , Yer: Plastik Sanatlar

×
×
  • Yeni Oluştur...