Jump to content

Sümer Yazıtlarında Tufan


AurorA

Önerilen Mesajlar

Bu aralar senelerce Muazzez İlmiye Çığ ile birlikte çalışmış olan ve Sümerler konusunda akla gelen iki isimden biri olan Samuel Noah Kramer'in "Tarih Sümer'de Başlar" isimli kitabını okuyorum. Yer altından çıkarılan Sümer tabletlerinin bire bir çevirisini içeren bu kitapta birçoğumuzun duyduğu - bildiği ama nedense sitede bulamadığım şu en akıl karıştırıcı Nuh Tufanı hakkındaki metnin tabletten anlaşılan bire bir çevirisi eminim birçoğunuzun ilgisini çekecektir. O zaman ben boş yere gözlerinizi yormadan, kitaptan bu bölümü direkt aktarıyorum;

 

İlk Nuh

 

British Museum'dan George Smith'in Babillilerin "Gılgamış Destanı"nın 11. tabletini bulup, çözümlediği zamandan bu yana Kitab-ı Mukaddes'teki tufan öyküsünün bir İbrani yaratısı olmadığı bilinmektedir. Bununla birlikte, Babil tufan mitinin kendisi de Sümer kökenlidir. 1914'te Arno Poebel üniversite müzesinin Nippur koleksiyonunda bulunan ve içeriğinin büyük bölümü tufan mitine ayrılan altı sütunlu bir Sümer tabletinin1/3'ünü kapsayan alt bölümünü yayınlamıştır. Araştırmacıların yeni bir tufan tableti bulmak için gözlerini dört açmalarına karşın ne müzelerde, ne özel koleksiyonlarda ne de kazılarda tek bir tamamlayıcı parça bulunamadığından bu parça hala tek ve eşsizdir. Poebel tarafından yayınlanan parça hala tek kaynağımızdır ve yaptığı çeviri temel ve standart olma özelliğini korumaktadır.

 

Bu tabletin içeriği yalnızca ana teması olan tufan öyküsünden dolayı değil, bundan önce gelen giriş bölümleriyle de dikkat çekicidir. Metin çok hasar görmüş olmasına karşın, bu parçalar Sümer kozmogonisi ve kozmolojisi açısından büyük önem taşır. İnsanın yaratılışı, krallığın kökeni ve tufandan önce var olan en azından beş kent ile ilgili bazı açıklayıcı bilgiler içerir. Burada mitin hemen bütün metni düş kırıklığına uğratan karanlık ve belirsiz noktalarıyla birlikte verilmiştir. Çiviyazısı uzmanlarının ne güçlüklerle uğraştıklarını ve geleceğin onlar için ne sürprizler hazırladığını göstermesi açısından iyi bir örnektir.

 

Tabletin günümüze ulaşan 1/3'lük kısmından önce gelen yaklaşık 37 dize okunamadığından mitin nasıl başladığını bilemiyoruz. Okunabilen kısımlarında büyük bir ihtimalle bir tanrı diğerlerine insanlığı yok olmaktan kurtaracağını ve sonuçta insanın tanrılar için yeni kentler ve tapınaklar kuracağını açıklar. Bunu izleyen üç dizeyi bağlama oturtmak güçtür; sanki söylediklerini yaşama geçirmek için tanrının gerçekleştirdiği eylemleri anlatır gibidir. Daha sonra gelen dört dize insanın, hayvanların ve bitkilerin yaratılışını anlatır. Bu bölüm şöyledir;

 

"İnsanlarım, onların yok oluşunda ben ...ceğim,

Yarattıklarımın ...sini Nintu'ya geri göndereceğim,

İnsanları yerlerine geri göndereceğim,

Kentlerde, tanrısal kurallara göre yerlerini kuracaklar,

Gölgelerine dinginlik getireceğim,

Evlerimize kutsal yerlerdeki tuğlalarını koyacaklar,

Karar verme yerlerimizi kutsanmış alanlarda kuracaklar.

 

O, ateş söndüren kutsal suya yön verdi,

Ayinler ve yüce tanrısal yasalar koydu,

Yeryüzünde o, ... oraya ..... yerleştirdi.

 

An, Enlil, Enki ve Ninhursag,

Kara kafalı halkı biçimlendirdikten sonra,

Yeryüzünde bol bitki yeşerdi,

Ovanın dört ayaklıları (yaratıklar), hayvanlar, sanatkarlarca var edildi."

Bunu bir diğer yaklaşık 37 dizelik kırık izler. Sonra krallığın gökten indirildiğini ve beş kentin kurulmuş olduğunu öğreniriz:

"Krallığın ...si gökten indirildikten sonra

Yüce taç ve krallık tahtı gökten indirildikten sonra,

O ayinleri ve yüce tanrısal yasaları uyguladı ....,

.... kutsanmış yerde beş kent kurdu,

Onlara ad verdi, ibadet merkezlerini bölüştürdü aralarında.

 

Bu kentlerden birincisini Eridu'yu, Nudimmud'a, öndere verdi,

ikincisini, Bad-tibira'yı ....'ya verdi,

Üçüncüsünü, Larak'ı Endurbilhursag'a verdi,

Dördüncüsünü, Sippar'ı yiğit Utu'ya verdi,

Beşincisini, Şuruppak'u Sud'a verdi.

 

Kentlerin adlarını verip, ibadet merkezlerini aralarında bölüştürdüğü zaman,

..... getirdi,

..... gibi küçük ırmakların temizliğini sağladı."

 

Yine yaklaşık 37 dizelik eksik var; bunlar büyük ölçüde tanrıların tufan çıkarıp insanlığı yok etme kararıyla ilgili olmalı. Metin yeniden okunabilir hale geldiğinde, bazı tanrıların bu acımasız karardan hoşlanmadıklarını ve üzüntü duyduklarını görürüz. Sonra da Kitab-ı Mukaddes'teki Nuh'un karşılığı olan Ziusudra ile tanışırız; dindar, tanrı korkusu olan, düşler ve büyülü sözler yoluyla bildirilen vahiyleri hep gözeten bir kral olarak betimlenmiştir. Mite göre, tanrısal bir ses kendisine tanrılar meclisinin bir tufan çıkarma ve insanlığın tohumunu kurutma kararı aldığını bildirdiğinde Ziusudra bir duvarın yanında bulunuyordu. Bu uzun bölüm şöyle;

 

"Tufan...

...

Öyle karar alındı ...,

O zaman Nintu ... gibi gözyaşı döktü,

Kutsal İnanna halkı için ağıt tuttu,

Enki kendi kendine karar aldı,

An, Enlil, Enki ve Ninhursag .....,

Göğün ve yerin tanrıları An ile Enlil'in adını söylediler.

 

O zaman kral Ziusudra'nın .... paşişusu

Dev bir ..... inşa etti,

Alçak gönüllülükle, itaatle, saygıyla o ........,

Her gün uğraşarak durmadan .......,

Her türlü düşü görerek ...............,

Göğün ve yerin adlarını anarak .........,

...... tanrılar bir duvar ...........,

Ziusudra duvarın yanında durarak dinledi.

 

Solumda duvarın yanında dur ........,

Duvarın yanında sana bir söz söyleyeceğim, sözümü dinle,

Öğütlerime kulak ver,

Bizim ...mızla bir tufan ibadet merkezlerini silip süpürecek,

İnsanoğlunun tohumunu kurutmak için ......,

Karar böyle, tanrılar meclisinin sözü,

An ve Enlil tarafından verilen emirle ....,

Krallığı, kanunu (sona erdirilecek)."

Metin bundan sonra Ziusudra'ya kocaman bir gemi yapması ve kendisini yok olmaktan kurtarması için verilen öğütlerle devam ediyor olmalı. Ancak metnin bu kısmında da yaklaşık 40 dizelik bir diğer kırık olduğundan, bu bölümü kayıptır. Metin, yeniden okunabilir hale geldiğinde, tufanın bütün şiddetiyle ülkeyi kapladığını ve 7 gün 7 gece sular altında bıraktığını görürüz. Sonra güneş tanrısı Utu, değerli ışığını yere saçarak tekrar ortaya çıkar. Ziusudra önünde yerlere kapanıp ona kurbanlar sunar. Bununla ilgili dizeler şöyle;

"Olağanüstü kuvvetli fırtınaların hepsi, bir olup saldırdılar,

Aynı anda tufan ibadet merkezlerini kapladı,

Yedi gün, yedi gece boyunca,

Tufan ülkeyi kasıp kavurdu,

Fırtınalar azametli gemiyi dalgalara çarpıp dururken,

Işığını göğe saçan Utu çıktı.

Ziusudra koca gemisinin bir penceresini açtı,

Kahraman Utu, ışınlarını koca geminin içine saldı.

 

Kral Ziusudra,

Utu'nun önünde yerlere kapandı,

Bir öküz kesti kral, bir koyun kesti."

Burada yine 39 dize kadarı kırıktır. Metnin günümüze ulaşan son dizelerinde, Ziusudra'nın tanrısallaştırılması anlatılır. An ve Enlil'in önünde secdeye varan Ziusudra'ya, tanrılarınki gibi bir yaşam ve ebedi soluk verilir, sonra da güneşin doğduğu yer, Dilmun'a götürülür:

"An ile Enlil'in ....larıyla çıkardıkları göğün soluğu, yerin soluğu her yere yayıldı,

Topraktan çıkan bitkiler boy attı,

Kral Ziusudra,

An ile Enlil'in önlerinde yerlere kapandı.

An ile Enlil Ziusudra'yı bağırlarına bastılar,

Ona tanrılarınki gibi bir hayat veriler,

Tanrılarınki gibi ebedi soluğu yere indirdiler.

 

Böylece kral Ziusudra'yı

Biktilerin adının ve insanoğlunun tohumunun koruyucusunu,

Geçiş ülkesine, Dilmun ülkesine, güneşin doğduğu yere

yerleştirdiler..."

 

Tabletin yaklaşık 39 dizelik son bölümü hasarlıdır, bu nedenle değişimden sonra ölümsüzler ülkesinde Ziusudra'nın başına neler geldiği konusunda bir fikrimiz yok.

 

Samuel Noah Kramer

*Tarih Sümer'de Başlar adlı eserinden alıntıdır.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Çok sıradışı bir yazıydı. :blink:

 

Birde şöyle bir teori var;

 

Aslında tufanın meydana geldiği gezegen bu gezegen değil de, başka bir gezegendir. Gezegenenin sular altında kalacağı bildirildikten sonra, bir uzay gemisi inşa edilir. Her canlıdan dişi ve erkek olmak üzere DNA'ları gemi içinde muhafazaya alınır. Ve tufan çıkmadan önce uzay gemisi gezegenden ayrılır. Evren içindeki yolculuktan sonra bulunduğumuz Dünya'da bir dağ üzerine iner gemi. Ve canlı yaşamı Dünya üzerine bu şekilde yayılmış olur.

 

Kim bilir belki de tüketilen kaçıncı Dünya'dır bu Dünya...

 

"...Bunu bir diğer yaklaşık 37 dizelik kırık izler. Sonra krallığın gökten indirildiğini ve beş kentin kurulmuş olduğunu öğreniriz:

"...Krallığın ...si gökten indirildikten sonra

Yüce taç ve krallık tahtı gökten indirildikten sonra,

O ayinleri ve yüce tanrısal yasaları uyguladı ....,

.... kutsanmış yerde beş kent kurdu,

Onlara ad verdi, ibadet merkezlerini bölüştürdü aralarında..."

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Evrenin Oluşumu Ve İnsanın Yaratılışı Üzerine Sümer Dini

      SÜMER DİNİNİN ÖZELLİKLERİ Antik çağ inançlarının modern insan için anlaşılması güçtür. Tuhaf ve algılanamaz oldukları için saçma gelir ve bu dar bakış özellikle Mezopotamya dinlerinin anlaşılması hususunda büyük bir engeldir. Bu da insanın içinde bulunduğu uygarlığa paralel olarak düşünce sisteminin şekillenmesinden ileri gelir. Günümüz uygarlıklarının düşünce sistemi ise bahsedilen inançların anlaşılmasını güçleştirir. Mezopotamya’da Kalkolitik dönemde bulunan köy kültüründe ilkel ina

      , Yer: Dinler ve İnanışlar

    • Sümer Mitolojisinde Öte Dünya

      TANRI ANLAYIŞI Sümer dini inanç yapısının temelini tanrılar panteonu oluşturmaktadır. Oldukça çok sayıda olan Sümer tanrıları bir sistem içerisinde düşünülmüştür, Sümerlerin zihinsel tasavvurları sayesinde bu tanrılar teolojik bir inanç olarak kalmayıp, kültür, edebiyat ve mitolojide köklü varlıklar olarak betimlenmiştir. Evrenin sürekliliğinin ve işleyişinin bu tanrıların denetimi ve idaresi sayesinde devam ettiği düşünülmüştür. Her tanrının kendi kült şehrinin olduğu, konumuna göre say

      , Yer: Ölüm ve Ötesi

    • Sümer, Babil Toplumlarında Cinler

      Sümer mitolojisinde Galla adlı cinlerin ismi İnanna ve Dumuzi mitosunda sıkça geçmektedir. Bunlar insanları yer altına çeken, yedi rakamı ile tanımlanan, şekil değiştirebilen kötü cinlerdir. İnanna-Dumuzi efsanesinde Dumuzi'yi yer altına çekenler de Galla adlı bu cinlerdir. [19] Sümer tabletlerinde onların yiyip içmedikleri ve sevgi barındırmadıklarına vurgu yapılır. [20]  Enki, yer altına inip orada esir kalan doğurganlık tanrıçası İnanna'yı kurtarmak için tırnaklarının dibindeki pislikten

      , Yer: Paranormal Varlıklar

    • Sümerler'in Anavatanı, Türkiye ve Tufan Üzerine

      Türkiye'nin ilk sümerologlarından Muazzez İlmiye Çığ, Sümerler'in vatanının Orta Asya olduğunu belirterek, "Nuh Tufanı'nın da aslında Türkmenistan ve civarında meydana geldiği, jeolojik ve arkeolojik çalışmalarla kanıtlanıyor" dedi.   Pek çok kültürde yer alan ve yıllardan beri nerede meydana geldiğiyle ilgili pek çok tez ortaya atılan Nuh Tufanı ile ilgili son tez, Türkiye'nin ilk sümerologlarından olan 92 yaşındaki Muazzez İlmiye Çığ'a ait. 1940 yılında Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'nd

      , Yer: Kayıp Medeniyetler

    • Sümer Mitolojisi Bağlamında Otorite Tarafından Şekillendirilen İbadet ve Törenler

      1. İbadet ve Ritüeller     Sümerlerde ibadet genel olarak dua, kurban, sunu ve dini merasimlerden oluşmuştur. Dini uygulamaların amacı ölümden sonraki hayatla değil, yeryüzünde sürdürülen yaşamla ilgilidir. Ölümden sonraki hayatın, yeryüzünün kötü bir yansıması olduğu düşünülmüştür. İnsan burada sıkıntı, keder, yokluk ve kasvetten başka bir şeyle karşılaşamayacaktır.   Bu yüzden ibadet ve ritüeller, sadece yeryüzündeki ihtiyaç ve beklentilerin karşılanması amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yapıl

      , Yer: Dinler ve İnanışlar

×
×
  • Yeni Oluştur...