Jump to content

Druidler hakkında geniş bilgi


nevermore

Önerilen Mesajlar

druids_stonehenge-300x186.jpg

“Britanya adasının ilk ve ilkel sakinleri, çok eski bir devirde, ulusal kurumlarını yenileyerek reforme etmiştir. O zamanlar rahiplere, yani öğretmenlere Gwydd denirdi. Fakat daha üstün olup ulusal etkisi olan rahiple, daha küçük bir etkiye sahip olan rahip arasında bir ayrım yapma ihtiyacı hissettiler. Bu andan itibaren Gwydd’lere, Der- Wydd (Druid), yani üst öğretmen ve Go-Wydd, veya O-Vydd (Oveyt), ast öğretmen dendi. Her ikisine de genel bir isim olan Beirdd (Berds), yani bilgelik öğretmenleri deniyordu. Sistem gelişip olgunlaştıkça Bardik Tarikat üç sınıfa ayrıldı: Druidler, Berdler ve Braintler, (yani imtiyaz sahibi Berdler ve Oveytler).” ( Samuel Meyrick and Charles Smith, The Costume of The Original Inhabitants of The British Islands. [britanya Adalarının Esas Yerlilerinin Gelenekleri])

Druid kelimesinin kökeni tartışmalıdır. Max Müler, terimin, İrlandalıların kullandığı Drui kelimesi gibi “meşe ağaçları insanı” anlamına geldiğine inanmakta, ayrıca Greklerin orman tanrıları ile ağaç ilahlarına dryades dendiğine işaret etmektedir. Kimileri kelimenin Tötonlara ait bir kökeni olduğuna inanırken, diğerlerine göre kelime Galler kaynaklıdır. Bunlara göre kelime “büyücü” ve “bilge” insan anlamındaki Galce druidh kelimesinden gelir. Kimilerine göre ise köken, “kereste” anlamına gelen Sanskritçe dru kelimesidir.

Roma işgali sırasında Britanya ile Galler’in hemen her yerinde yaşayan Druidlerin halk üzerindeki etkileri tartışılmazdı. Birbirlerine saldırmak üzere olan orduların, beyaz entarili Druidlerin emriyle kılıçlarını kınlarına soktukları örnekler yaşanıyordu. Tanrı ile insan arasında aracılık yapan bu patriyarkların yardımı olmadan önemli kararlar alınmazdı. Druid Tarikatlarının haklı olarak doğaya ve onun yasalarına dair derin bir kavrayışa sahip olduklarına inanılıyordu. Britannica Ansiklopedisi, coğrafya, fizik bilim, doğal teoloji ve astrolojinin Druidlerin en sevdiği araştırma alanları olduğunu yazar. Druidler özellikle bitki ve yabani ot kullanımıyla ilgili olarak derin bir tıp bilgisine sahiptiler. İngiltere ve İrlanda’da ilkel cerrahi aletler bile bulunmuştur. Erken dönem Britanya tıbbıyla ilgili tuhaf bir elyazmasında, her hekimin, mesleği için gerekli belli bitkileri yetiştireceği bir bahçeye sahip olması şart koşulmaktadır. Ünlü aşkınbilimci (transcendentalist) Eliphas Levi aşağıdaki önemli yargıda bulunmaktadır:

“Druidler manyetizmayla şifa veren, akışkan etkileriyle tılsımları (amulets) şarj eden rahipler ve hekimlerdi. Astral ışığı özel bir tarzda kendine çeken ökseotu ve yılan yumurtalarını her derde deva ilaçlar olarak kullanıyorlardı. Ökseotunun kesilişinde gösterilen ciddiyet bu bitkiyi halk gözünde yüceltmiş ve otun güçlü bir manyetizmaya sahip olduğuna inanılmıştır. Manyetizma sahasındaki ilerlemeler, ökseotunun manyetizma emici güçlerini bir gün açığa çıkaracaktır. O zaman bitkilerin kullanılmamış niteliklerini kauçuğa benzeyen mantarımsıların gizlerini anlayabileceğiz. Mantarlar, dolamalar (yermantarları), ağaçlardaki mazılar ve farklı ökseotu türleri tıp biliminin getireceği bir idrakle kullanılacaktır. Fakat kişi bilimden hızlı davranmamalı ki aşırı adımlar atmasın.”(The History of Magic [Maji Tarihi])

Ökseotunun kutsal olmasının nedeni onun sadece evrensel, her derde deva bir ilaç olmasından değil, aynı zamanda meşe ağacı üzerinde büyümesinden kaynaklanır. Druidler meşe sembolü aracılığıyla Mutlak Mabud’a tapıyorlardı, dolayısıyla bu ağaç üzerinde büyüyen her şey onlar için kutsaldı. Baş Druid, belli mevsimlerde, Ay ve Güneş’in konumlarına göre belli vakitlerde bir meşe ağacına tırmanır ve bu amaç için takdis edilmiş altın bir orakla ökseotunu keserdi. Bu parazit bitki, bu amaç için hazırlanmış beyaz kumaşa sarılır ve yersel titreşimlerle kirlenmesin diye yere konmazdı. Genellikle ağaç altında beyaz bir boğa kurban edilirdi.

Druidler gizli bir okulun inisiyeleriydiler. Yunan Baküs, Eleusis Gizemleri ile Mısır İsis ve Osiris ritüellerini andıran bu okullara, doğal olarak, Druidik Gizem Okulları denir. Druidler’in sahip olduğunu iddia ettikleri gizli hikmetle ilgili çok tartışma vardır. Hiçbir zaman yazıya dökülmemiş gizli öğretileri, özel olarak bu amaç için hazırlanmış adaylara sözel olarak aktarılmıştır. Robert Brown, 32°, rahiplerin bilgilerini, Hıristiyanlığın ortaya çıkışından binlerce yıl önce, Britanya adasına gelip kalay madeni kolonileri kuran Surlu ve Fenikeli denizcilerden edindikleri görüşündedir. Thomas Maurice Indian Antiquites adlı eserinde Fenikeliler, Yunanlılar ve Kartacalıların kalay bulmak amacıyla Britanya adalarına yaptıkları keşifleri uzun uzun anlatır. Kimileri ise Druidler tarafından kutlanan Gizemler’in Doğu kökenli, muhtemelen Budistik olduğu görüşündedir.

Britanya adalarının kayıp kıta Atlantis’e yakınlığı, Druidizmde önemli bir rolü olan güneş tapıncını açıklayabilir. Artemidorus’a göre Britanya yakınlarındaki bir adada Ceres’e ve Persephone’ye tapınılmaktadır ve bu tapıncın ritüel ve seremonileri Semendirek (Samothraki) adasındakilere benzer. Druidlerin tanrılar meclisinin çok sayıda Grek ve Roma ilahına sahip olduğuna kuşku yoktur. Britanya ve Galler’i fetheden Sezar bu duruma çok şaşırmış, buradaki kavimlerin Latin ülkelerdekine benzer bir şekilde Merkür, Apollo, Mars ve Jüpiter’e tapındığına inanmıştır. Druid Gizemleri’nin Britanya ve Galler’e ait olmayıp, daha kadim medeniyetlerden göç ettiği neredeyse kesindir.

Druid okulları üç ayrı bölümden oluşuyordu ve buradaki öğretiler pratik olarak masonluğun Mavi Locasının mecazlarına gizlenen sırlarla aynıdır. Bu üçlünün en alt sınıfını Oveyt (Ovydd) oluşturuyordu. Bu fahri bir dereceydi ve hiçbir hazırlık veya arınma gerektirmiyordu. Oveytler, Druidlerin öğrenme rengi olan yeşil elbiseler giyiyorlardı. Hayatın sorunlarıyla ilgili üstün bilgi ve genel beceriye sahip olduğu için Druidik Tarikata kabul edilen bir Oveyt’in ilaç, mümkünse astronomi ve bazen müzik bilgisine sahip olması bekleniyordu.

İkinci sınıfı, Berdler (Beirdd) oluşturuyordu. Bu sınıfın üyeleri uyum ve hakikati temsil eden gök mavisi elbiseler giyiyordu ve Druidlerin yirmi bin dizelik kutsal şiirlerinin en azından bir kısmını ezberlemekle vazifeliydiler. Bunlar genellikle bir Britanya veya İrlanda harpıyla resmedilmişlerdir. Bu harplara insan saçından teller geriliyordu ve bu teller insanın bir tarafındaki kaburga sayısı kadardı. Berdler genellikle Druid Gizemleri’ne girmek isteyen adaylara öğretmen olarak atanıyorlardı. Yeni girenler, yani Neofitler, Druid Tarikatı’nın üç kutsal rengi olan mavi, yeşil ve beyaz çizgili kıyafetler giyiyorlardı.

Üçüncü sınıf, Druidlerden (Derwyddon) oluşurdu. En önemli işleri insanların dini ihtiyaçlarına yanıt vermekti. Bu onura ulaşmak için aday önce bir Berd olmak zorundaydı. Druidler saflığın sembolü olarak her zaman beyaz giyerlerdi. Bu renk güneşi temsil ediyordu.

 

druid1.jpg

Cemiyetin başı olan Baş Druid’in (Arc-Druid) yüce mertebesine erişebilmek için Druid Tarikatı’nın altı mertebesini geçmek gerekiyordu (Hepsi beyaz giydiği için farklı mertebelerin üyeleri birbirlerinden kuşaklarının rengiyle ayırt ediliyordu). Bazı yazarlara göre Baş Druid unvanı babadan oğula geçmektedir, fakat bu mertebe için gizli oylama yapılması ihtimali daha yüksektir. Bu mertebeye gelen kişi yüksek Druid mertebelerinden en bilgili üyeler arasından erdem ve bütünlükte öne çıkmış olanlar arasından seçilirdi.

James Gardner’a göre Britanya adasında genellikle iki Baş Druid bulunurdu. Biri İngiliz ardasında diğeri de Man adasında ikamet ederdi. Muhtemel Galler’de başkaları da vardı. Genellikle altın bir asa taşıyan bu kutsal zatlar, otoritelerini simgeleyen meşe yapraklarından bir taç takarlardı. Druid tarikatının genç üyeleri yüzlerini tıraş eder, mütevazı giyinirlerdi. Fakat yaşlı olanların uzun sakalları ve büyüleyici altın takıları olurdu. Druidlerin eğitim sistemi, Avrupa kıtasındaki diğer kolejlerden çok daha üstündü. Bu yüzden Galli gençler felsefi öğrenim ve eğitim için İngiltere’ye, Druid okullarına gönderilirdi.

Eliphas Levi, katı bir perhizle yaşadıklarını, doğa bilimlerini etüt ettiklerini, en derin gizleri muhafaza ettiklerini, yeni üyeleri ancak çok uzun hazırlık dönemlerinin ardından kabul ettiklerini ifade etmektedir. Tarikatın yaşadığı binalar modern dünyanın manastırlarından çok farklı değildir. Tarikat üyeleri tıpkı Uzakdoğu’nun zahitleri gibi gruplar halinde yaşarlardı. Bekârlık şart koşulmasa da çok azı evliydi ve Druidlerin birçoğu inzivaya çekilir, tenha bir bölgede kaba taştan kulübelerde, mağaralarda veya bir ormanın derinlerinde bulunan kulübelerde yaşarlardı. Burada dua ve meditasyonla meşgul olup, insan içine sadece dini vazifelerini yerine getirmek için çıkarlardı.

James Freeman Clarke, Ten Great Religion (On Büyük Din) adlı eserinde Druidlerin inançlarını şu şekilde açıklar: “Druidler üç âleme ve bu âlemlerin birinden diğerine geçişe inanırlardı. Mutluluğun hüküm sürdüğü dünyamızın üstündeki âlem, mutsuzluğun hüküm sürdüğü dünyamızın altındaki âlem ve mevcut âlemimiz. Bir âlemden ötekine göç, ödül, ceza ve ayrıca ruhun arınmasıyla ilgiliydi. Onlara göre, yaşadığımız dünyada Hayır ve Şer öyle eksiksiz dengelenmiştir ki, insan bunları seçme özgürlüğüne sahiptir. Galler’in triatlarında ruh göçünün üç amacı olduğu anlatılır: Ruha bütün varlığın niteliklerini çekmek, bütün şeylerin bilgisine ulaşmak, şerri alt edecek gücü edinmek. Ayrıca onlara göre üç bilgi türü vardır: Her şeyin doğasının, sebebinin ve etkisinin bilgisi. Druidlerin inançlarına göre üç şey giderek azalmaktadır: karanlık, yanlışlık ve ölüm. Üç şey ise sürekli olarak çoğalmaktadır: ışık, hayat ve hakikat.”

stonehedge.jpg

Tıpkı bütün gizem okullarında olduğu gibi Druidlerin öğretileri iki bölüme ayrılırdı. Sıradan insanlara ahlak eğitimi verilirken, daha derin ezoterik öğreti, sadece inisiye rahiplere verilirdi. Tarikata kabul edilmek için adayın iyi bir aileden gelmesi, terbiyeli biri olması gerekirdi. Ayartıların sınavından birçok defa geçmeden ve karakterinin gücü şiddetle ölçülmeden hiçbir önemli sır ona aktarılmazdı. Druidler Britanya adasında ve Galler’de yaşayan halklara ruhun ölümsüzlüğünü öğretmişlerdir. Ruh göçüne ve reenkarnasyona inanırlar, bu hayatta ödünç aldıklarını, sonraki hayatta ödeme sözü verirlerdi. İnsanların günahlarının bedelini ödeyip onlardan kurtulduğu, ardından ilahlarla birlik içinde mutlu olduğu bir cehennem inançları vardı.

Druidlere göre bütün insanlar kurtuluşa erecektir. Fakat bazıları kendi doğalarında bulunan kötülüğü yenmek ve beşeri hayatın derslerini öğrenmek için birçok defa yeryüzüne dönmek zorunda kalacaktır. Adaylar, Druidlerin gizli öğretilerini almadan önce gizlilik yemini ederlerdi. Bu öğretiler sadece ormanların derinlerinde veya mağaraların karanlıklarında aktarılırdı. İnsanlardan çok uzak olan bu yerlerde neofite evrenin yaradılışı, tanrıların kişilikleri, doğa yasaları, okült tıbbın gizleri, göksel cisimlerin gizemleri, maji, büyü ve sihirbazlık sırlarını öğretilirdi. Druidlerin birçok festivali vardı. Yeniay, dolunay ve ayın altıncı günü kutsal dönemlerdi. İnisiyasyonun sadece iki ekinoks ve gündönümlerinde gerçekleştiğine inanılmaktadır. 25 Aralık şafağında ise Güneş Tanrısı’nın doğumu kutlanırdı.

Bazılarına göre Druidlerin gizli öğretileri Pisagorcu felsefe tonuna sahipti. Druidlerin gözlerinde kutsal kabul edilen kucağında bir çocuk taşıyan bir Meryemleri, Bakire Ana’ları vardı. Günümüz Hıristiyanlarının Paskalya’yı kutladıkları vakitte Güneş Tanrısı’nın dirildiğine inanılırdı. Hem haç hem de yılan Druidler için kutsaldı. Bir meşenin bütün dallarını kesip dallardan birini meşenin gövdesine bağlayarak T harfi biçiminde bir haç elde ediyorlardı. Meşe ağacından bu haç, Mabud’larının bir sembolüydü. Ayrıca Güneş’e, Ay’a ve yıldızlara tapıyorlar, Ay’a karşı özel bir saygı duyuyorlardı. Caesar’ın ifade ettiği üzere, Merkür, Gallerin önemli ilahlarından biriydi. Druidlerin taş bir küp şeklinde Merkür’e taptıklarına inanılır. Ayrıca Doğa Ruhları’na büyük saygı duyarlardı (Perilere, orman perilerine, gnomlara). Ormanların ve nehirlerin bu küçük yaratıklarına birçok sunu sunulurdu. Charles Heckethorn, The Secret Societies of All Ages & Countries, [Tüm Çağların ve Ülkelerin Gizli Cemiyetleri] adlı eserinde Druidlerin tapınaklarını tarif ederken şunları söyler:

“Kutsal ateşin korunduğu tapınakları genellikle yüksek yerlerde veya gür meşe ormanlarında bulunurdu ve çeşitli şekillerde inşa edilirdi: Daire evrenin sembolü olduğu için, daire şeklinde; birçok ulusun tradisyonuna göre evrenin çıktığı, diğerlerine göre ilk anne ve babamızın geldiği yumurtayı sembolize eden bildiğimiz yumurtanın şeklinde, oval; Druidlerin Osiris’i olan Hu’nun sembolü olan yılan şeklinde; yeniden doğuşun amblemi olan haçtan dolayı haç şeklinde; Kutsal Ruh’un hareketini göstermek için kanatlı şekillerde olabiliyordu. Belli başlı ilahları iki büyük tanrı ve tanrıçaya, Hu ve Ceridwen’e indirgenebilir. Bunlar Osiris ile İsis, Baküs ile Ceres veya bütün varlığın iki ilkesini temsil eden yüce tanrı ve tanrıçaların özelliklerine sahiplerdi.”

Godfrey Higgins’e göre Kudretli Hu, Britanya adasına ilk gelen kişi olarak kabul edilmektedir. Buraya Welshlerin Triadlarında Yaz Ülkesi (Summerland) denilen –bugünkü İstanbul civarlarında– yerden gelmişlerdir. Albert Pike’a göre Masonluğun Kayıp Kelimesi, Druidlerin tanrısı Hu’nun isminde gizlidir.

Druidlerin inisiyasyon törenleri hakkında var olan çok az bilgi, Yunan ve Mısır Gizem Okulları arasında çarpıcı bir benzerliğe işaret etmektedir. Güneş tanrısı Hu öldürülmüştür ve bir dizi tuhaf çetin sınavın, mistik ritüellerin ardından tekrar hayata döndürülmüştür.

Druid Gizemleri’nin üç derecesi vardır ve çok sayıda insan bu derecelerin tümünü geçmiştir. Aday Güneş Tanrısı’nı sembolize edecek şekilde bir tabuta konurdu. En önemli test, küçük bir teknenin içinde açık denize salınmaktır. Birçok kişi bu sınavda hayatını yitirmiştir. Gizem sınavlarını geçen Talisein adlı kadim bir öğretmen Faber’ın Pagan Idolatry [Pagan Putperestlik] adlı eserinde tekne inisiyasyonunu anlatır. Bu üçüncü aşamayı geçenlere “yeniden doğan” denirdi ve bundan sonra Druid rahiplerin kadim zamanlardan beri sakladıkları gizli hakikatleri öğrenirlerdi. Britanya dini ve siyasi yaşamının ünlü isimleri bu inisiyeler arasından seçilirdi.

(, Faber, Pagan Idolatry [Pagan Putperestlik], Albert Pike, Morals and Dogma [Ahlaklar ve Dogmalar] Godfrey Higgins, Celtic Druids. [Kelt Druidleri])

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Duruidler ve Ra-mu dini birbirine benzerlik gösteriyor.Tabiyi ki budizm den de esintiler sezinledim.İnisiyasyonlarının nasıl yapıldığı tam çözülemeyen ender tarikatlardan.Ama bana yeniden doğum muhabbeti ünlü Hiram Abif efsanesini hatırlattı(bakınız. mason inisiyasyon ritüeli).

 

Bunun dışında ökse otunun toplanması ve her okültistin kendi bazı bitkileni toplaması için özel bahçe bulundurma zorunluluğu da zaten hatırlayacağınız üzere büyü için gereken bitkierin en verimli biçimde toplanma yöntemi ile aynı :)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Teşekkürler nevermore,çok güzel olmuş böyle bir yazıyı eklemen,zevkle okudum :)

Ancak Xero'nun mesajından kasıtının paganların druidlerden geldiği iddiasında olduğunu anladım,eğer yanlış anlamadıysam.. Ancak paganizm çok geniştir,druidler paganizmi ortaya çıkardı diyemeyiz,bunların hepsi paganizm içinde yer alır zaten. Mesela şamanizm de bir pagan inançtır. Bazı ezoterik araştırmacıların iddialarına göre atlantis ve mu'da yaşayan eski insanlar avrupaya mısıra amerikaya göç etmişlerdir ve bunun en güzel kanıtı da inançlarının benzerliği ve bazı inşa ettikleri yapıların vs. benzerliğidir. Paganizm bunların hepsini kapsar,druidizmse paganizm içinde yer alan bir kol olarak kabul edilebilir.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Buna katılıyorum . birçok şeyin başı pagan kültürü . Hatta ezoterik bilginin kaynağı bana göre. Zaman içerisinde çıkan topluluklar yani wiccan lar druidler hatta kabalistler var olan pagan kültürünü şekillendirmistir..

Hatta bazen pagan inancı ve kültürünün hiç var olmadığı bir evrenin olmayacağını düşünüyorum .

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

kültür benzerliği konusunda hem fikiriz ,

 

 

pheryllt 'lerin İ.Ö 2000 lerde (taş devrinde ) adaya ilk güneş tapınağını kurdukları var sayılıyor , ağaç savaşı (i.ö. 400) şekillenmiş druidizm 'in başlangıcı sayılır , kültür den yola cıkarsak bu kültür sırasıyla druid merkezi olan angsley iona ve avalon 'un yıkılmasından sonra ingiliz / irlanda rahipleri culdeee kilesiyle (günümüzde gnostism 'le ) galyada kilerde paganizm le öğretiler devam ettirmiş olabilir , tarihsel akışı tersine çevirdin ,

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Druidler kısaca Kelt rahipleri olarak tanımlanırlar. Druidlerin Kelt toplumu içindeki yerleri çok önemlidir . Toplumsal bir çok olayda rol oynadıkları gibi dağınık olan Kelt kabileleri arasında birleştirici bir rol de oynuyorlardı .Druid sözcüğünün kökeni de tartışmalıdır. Latince’de druidae şeklinde geçer. Bu sözcük hiç bir Kelt-Roma yazıtında bulunmadığı için orjinali bilinmemektedir fakat Galya dilinde druvis ya da druvids şeklinde olduğu tahmin edilmektedir. Eski İrlanda dilinde ise bu sözcük tekil olarak druí , çoğul olarak druid şeklindedir. Etimolojisi bilinmemekle beraber , Yaşlı Plinus bu sözcüğün Yunanca dràj (meşe) ve Hint-Avrupa kökenli wid- (bilmek) sözcüklerinden türediğini söylemektedir. Aynı şekilde Keltlerin kutsal yerlerinden ( nemeton) bir olan Anadolu’da , Galatya’daki alanın adı da Drunemeton’dur.

 

Druidlerin öğretileri her şeyden önce ezoterik öğretilerdi ve sadece seçilmiş müritlere sözlü olarak aktarılırdı . Bu yüzden druidlerin öğretilerini tam olarak bilemiyoruz. Antik yazarlar ve Kelt efsane ve öykülerinden derleyebildiğimiz kadarı ile druid öğretisini belirleyebiliyoruz.

 

ANTİK ÇAĞ YAZARLARINA GÖRE DRUİDLER

 

Druidler hakkında antik kaynaklarda bazı bilgiler bulmaktayız. Druidler üzerine en ayrıntılı bilgileri edindiğimiz yazarlardan biri Julius Caesar’dır. Caesar “Gallia Savaşı “ adlı eserinde druidler hakkında ayrıntılı bilgi verir :

 

“ Bütün Gallia’da sayılan ve sevilen şahıslar iki sınıfa ayrılır. Halka ise hemen hemen esir gözü ile bakılır . Kendiliklerinden hiç bir işe girişmedikleri gibi herhangi bir mesele konusunda görüşleri alınmaz. [...] Yukarıda sözü edilen iki sınıftan biri Druidler , öteki ise şövalyelerdir. Birinciler din işleri ile uğraşırlar , resmi ve özel kurban törenini yapar , ayinlere ilişkin meseleleri yorumlarlar. Bir çok genç ders onların etrafına toplanır , son derece saygı gösterirler. Çünkü genel ya da özel bütün anlaşmazlıklarda kararı bu adamlar verir . Herhangi bir suç işlendiği ya da öldürme olayı olduğu ya da miras ve sınırlar hakkında bir kavga çıktığı zaman verilecek hükmü bu adamlar kararlaştırır , mükafat ve cezayı belirlerler.Herhangi bir şahıs ve ya kabile , kararlarını yerine getirmezse onların kurban kesmesini yasaklar. Bu onların en ağır cezasıdır. Bu işi yapması yasaklananlar dinsiz ve cani sayılırlar. Herkes onlardan sakınır. İlişki kurmaktan ve konuşmaktan çekinir. Onlara dokunsalar zarar geleceğinden korkarlar. İsteseler bile hakları verilmez. Hiç bir imtiyaz elde edemezler. Bütün bu Druidlerin tek bir reisi vardır , aralarında en büyük otoriteye sahiptir. Öldüğü zaman ya mevki bakımından üstün olan biri onun yerine geçer ya da eşit rütbede olanlar çoksa Druidlerin oyuna başvurur , hatta bazen silah kuvveti ile reislik için mücadele ederler. Bu Druidler senenin belirli bir zamanında bütün Gallia’nın merkezi sayılan bir bölgede , Carnut’ların arazisi içinde kutsal bir yerde toplanırlar. Bütün kavgalı olanlar her taraftan buraya gelir ve Druidlerin verdiği karar ve hükümlere boyun eğerler. Öğretilerinin Britanya’da keşfedilerek oradan Gallia’ya geçtiğine inanırlar. Bugün bu konuyu daha derin olarak incelemek isteyenler çok kere onu öğrenmek üzere Britanya’ya giderler .

 

Druidler savaşlardan uzak kalırlar ve başkaları gibi savaş vergisi vermezler. Askerlikle ve başka ödevlerle yükümlü değillerdir. bu kadar büyük imtiyazların cazibesine kapılan bir çok genç kendiliklerinden öğrenim için onlara gelirler çokları da aileleri ve akrabaları tarafından gönderilirler . Söylendiğine göre Druidlerin okulunda bir yığın mısra ezberletilir. Bundan ötürü , bazı kimseler yirmi yıl öğrenim görürüler. Druidler öğretilerini yazıya dökmeyi günah sayarlar , oysa diğer bütün işlerde , resmi ve özel hesaplarda Grek harflerini kullanırlar. Bence bunu , şu iki nedenden ötürü kabul etmişlerdir : Ya öğretilerinin halk tarafından bilinmesini arzu etmezler , ya da öğretiyi edinenlerin yazıya güvenerek hafızalarını geliştirmeyi ihmal etmelerinden korkarlar. Gerçekten de , yazının yardımı öğrencinin ezberleme çabasını ve hafızanın işlemesini körletebilir. Öğretmek istedikleri en belli başlı inanç ruhların ölmediği ve ölümden sonra bir kişiden başka kişiye geçtiğidir. Bu inanç ölüm korkusunu ortadan kaldırdığı için onları kahramanlığa yönelten en büyük etki olarak görülür. Bundan başka , yıldızlar ve hareketleri , evrenin ve yeryüzünün büyüklüğü , tabiatın özü , ölümsüz tanrıların kuvvet ve kudretleri konusunda bir çok tartışmalar yaparlar ve bilgilerini gençliğe aktarırlar.

 

[...]

 

Bütün Gal milleti dini törenlerine son derece büyük bir bağlılık gösterir . Bu yüzden fazla ağır hastalıklara yakalanmış olanlar ve ya savaşta tehlike karşısında kalanlar , ya kurban olarak insan keserler , ya da keseceklerine dair adakta bulunurlar. Bu gibi kurbanlarda Druidleri rahip olarak kullanırlar . Bir insan hayatı yarine bir insan hayatı kefaret olarak ödenmezse , ölümsüz tanrıların duyduğu kızgınlığın yatıştırılamayacağına inanırlar. Özel hayatta olduğu gibi genel hayattada kurban töreni yaparlar. Bazıları da çok büyük heykeller yaparak sazlardan örülmüş uzuvlarını diri insanlarla doldururlar. Sonra ateşliyerek yakarlar . İnsanlar alevler içinde can verirler . Hırsızlık , haydutluk ya da herhangi bir cinayet işlerken yakalananların idam edilmesinden ölümsüz tanrıların çok fazla hoşlandıklarına inanırlar. Fakat bu gibi adamların sayısı eksilince masumları bile kurban etmekten çekinmezler.

 

[...]

 

Bütün Gal’ler , Dis denilen tanrısal babadan doğduklarını ileri sürerler ve Druidler’den öğrendiklerini söylerler.”

 

Keltlere karşı savaşan bir komutan tarafından yazılmış olsa da , burada Druidler hakkında önemli ipuçları buluyoruz.

 

Strabon ise Geographia adlı kitabında druidlerin yaşantısına şöyle değinir :

 

“Doğaüstü öğretilerine ek olarak ahlak sorunlarıyla da uğraşıyorlardı. Ve bu sebeple heskesten daha doğru olarak biliniyorlardı. Hem teker teker bireylerlerle ilgileniyorlar hem de toplumun iyiliği için çalışıyorlardı. Yasal olaylarda da karar verme gücüne sahiptiler. Bu suretle savaşların gidişini kontrol eden ve savaşa katılacak orduları denetleyen ve özellikle cinayet suçlarında karar veren kişiler olarak da biliniyorlardı. Bunlar çok sayıda olmaya devam ettikçe bir o kadar da toprağın göndereceğine inanıyorlardı. Ve onlarla birlikte diğerleri de ruhun ve evrenin, gelecekte bir zamanda su ve ateş herşeyi yenecek olduğu halde, ölümsüz olduğu fikrini savunuyorlardı.”

 

Diodorus ise druidlerden şöyle bahseder :

 

“ Druid adı verilen ve büyük saygı gören bazı filozoflar ve din adamları vardı…Adetlerine göre bu filozoflardan biri olmadıkça hiç bir kurban töreni yapılmazdı . Çünkü , sunularının tanrılara ancak tanrısal doğadan nasibini almış bu adamlar vasıtası ile ulaşacağına ve isteklerinin yine bu adamlar tarafından yapılması gerektiğine inanıyorlardı. Savaş söz konusu olduğunda da gerek düşmanları gerekse de kendi halkları onların ve şarkı söyleyen bardların sözünü dinliyorlardı. “

 

Romalı Hippolyte ise MS üçüncü yüzyılda druidlerle Pythagoras’çılar arasında bağlantı kurar :

 

“ Druidler Pythagoras’çı felsefenin ateşli savunucularıdır. Bunu onlara Pythagoras’ın müridi ve kölesi Zalmolxis öğretmiştir. Pythagoras’çı hesaplar ve büyü pratikleri sayesinde yaptıkları öngörülerle Keltler üzerinde büyük etki sahibi olmuşlardır.”

 

İskenderiye’li Clemens ise çok daha değişik bir görüs ortaya atar :

 

“ Alexander , Pythagoras’çı semboller üzerine olan eserinde Pythagoras’ın Asurlu Nazaratus’un öğrencisi olduğunu ve ayrıca Brahmanlar’dan ve Galatlar’dan ders aldığını söyler.”

 

Her iki yazarın da yazdıkları gerçekle çok ilişkili olmasa da Druid öğretisinin diğer ezoterik öğretilerle olan ilişkisine değindikleri için anlamlıdır.

 

DRUIDLER’İN TOPLUM İÇİNDEKİ YERLERİ VE ÖĞRETİLERİ

 

Daha önce de belirttiğimiz gibi Druid öğretisi sözlü olarak yayıldığı için kesin hatları ile bilememekle beraber antik yazarlar ve eski Kelt metinlerinden yararlanarak Druid öğretisinin ana hatlarını çıkartabiliyoruz.

 

Daha önce de Caesar’ın verdiği bilgide gördüğümüz gibi Druidler bütün Kelt kabileleri arasında saygı görmekte idi ve toplumsal olaylarda , kabileler arasında yargılama ve karar verme hakları vardı. Strabon’un da aktardığı gibi savaşlarda “arabuluculuk yapabiliyorlar ve sona erdirebiliyorlardı”.

 

Druidler’in toplumsal görevlerinden biri de törenleri yönetmekti. Bir Druid töreninin en güzel betimlemesini Plinus vermektedir. Keltlere göre meşe kutsaldı, eğer meşe ağacı üzerinde ökse otu var ise bu onu çok daha kutsallaştırıyordu. Bu tören ise bir meşe ağacında yetişen ökse otunun bulunması üzerine düzenleniyordu. Tören için uygun zaman gelecek ayın altıncı günü olarak seçiliyordu ve bu gün için yemek ve kurban edilecek iki beyaz boğa hazırlanıyordu. Daha sonra meşe ağacındaki ökse otu altın bir orak ile druidler tarafından kesiliyor ve toplanıyordu. Daha sonra da boğalar kurban ediliyordu. Bu tören daha sonraları “yeni yıl” törenleri ile de ilişkili olduğundan , günümüzde “ yılbaşı çiçeği” diye satılan bitkilerin aslında ökse otuna benzedikleri ve bu geleneği yaşattıklarını görürüz.

 

Bazı antik çağ yazarları Druidlerin ayrıca insan kurban edildiği törenleri de yönettiklerini yazmaktadırlar.

 

Toplumsal statülerinin ötesinde Druidler’in en büyük işlevi gerek dini gerek toplumsal alanda büyük bilgi sahibi olmaları ve bunu yeni nesillere de aktarmaları idi. Kelt ülkesinin bir çok bölgesinden , tanınmış Druidler’den eğitim almak üzere bir çok öğrenci gelirdi. Bu özelliklerinden ötürü ola gerek , Pomponius Mela Druidler’i “Bilgeliğin Üsdatları” ( Magistri Sapientiæ ) diye adlandırır.

 

Daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi Druidler öğretilerini kesin olarak sözlü aktarıyorlar ve adayın hafızasında tutmasını istiyorlardı. Ayrıca Druid öğretisine göre sözün bir enerjisi vardı ve dikkatli kullanılması gerekiyordu.

 

Antik kaynaklarda Druidlerin öğretileri farklılıklar göstermektedir. Caesar’ın da aralarında bulunduğu bir çok yazara göre Druidlerin öğretileri metafizik öğretilerdi ve ruhun ölümsüzlüğü üzerine kurulmuştu. Daha önce de gördüğümüz Kelt mitlerinde olduğu gibi Druidler de ruhun bedenden bedene geçtiğini , çeşitli kalıplarda varlığını sürdürdüğünü ileri sürmektedir. Geleneksel anlatım bu inancı daha önce Tuân Mac Cairill öyküsünde gördüğümüz gibi sürekli metamorfozlar şeklinde sembolize ediyordu. Kelt efsanelerindeki “dev” motifi de aynı zamanda yabani , evrimleşmemiş olan kişiyi sembolize etmekteydi. Tuân Mac Cairill öyküsünde olduğu gibi balık ise metamorfozda ileri bir aşamayı sembolize ediyordu.

 

Metamorfozlar ile anlatılmak istenen en önemli olay ise , Druid öğretisinin temeli olan erginleme idi. Druidler’in yanına öğretiyi öğrenmek ve yetişmek için gelen adaylar belli sınavlardan geçerler, diğer erginlenmeye dayalı öğretilerde olduğu gibi ölüm ve yeniden doğma sembolizmi ile derece atlarlardı. Orta Çağ boyunca varlığını sürdürecek şövalyelik kurumunun da kaynağını Druid öğretilerinden aldığı düşünülmektedir.

 

Strabon Druidler’in ruhun ölümsüzlüğüne olan inançları ilginç bir açıklama yapmakta ve Druid inançlarına göre “Evrenin ve insanların ruhunun yok edilemez, hatta zaman zaman ateş ve su galip gelse de “ şeklinde inanıldığını belirtmektedir.

 

Ruhun ölümsüzlüğüne olan inançları , daha önce de belirttiğimiz gibi Druidlerin antik yazarlar arasında , Pythagorasçı olarak tanınmalarına neden olmuştur. Hallstatt döneminde , Keltler’in Grekler ile ilişkileri olsa da Druid öğretisi ve Kelt inançları Pythagorasçılık’tan farklıdır.

 

Diodorus’a göre ise Druidler “filozof ve teologlar”dır. Aynı zamanda tanrılar ile iletişim kurma yeteneğine sahiptirler.

 

Druid öğretisinin önemli bir bölümünü de astronomi ve takvim bilgisi teşkil etmektedir. Antik Çağ yazarlarının bir çoğu buna değinmektedir.

 

Druidler’in bilgilerinin bir bölümü de şifalı otlar üzerinedir. Druidler’in bitkiler konusunda çok bilgili olduklarını ve ilaçlar hazırladıklarını biliyoruz. Bu bilgileri o dönem yazarları tarafından bilinmekle birlikte bazıları tarafından da büyücülük olarak yorumlanmıştır. Günümüze Asterix çizgi romanına kadar gelen “kazan kaynatan” druid imajı da buradan doğmaktadır.

 

Druidler’in tıp üzerine çalışmaları daha sonra eğer ‘doktor’ Hristiyan ise mucize , eğer Hristiyan değilse de büyü diye yorumlanmıştır.

 

Druid Öğretisinde Kutsal Yerler

 

Druid öğretisine göre , evren üç bölümden oluşmuştu. Bunlardan birincisi üzerinde yaşadığımız toprak , ikincisi Fomorianlar’ın , hayaletlerin ve kaybolmuş ruhların bulunduğu yeraltı ve üçüncüsü Batı adalarının ve Avalon’un olduğu Görünmeyen Dünya ya da Öteki Dünya.

 

Keltlerin evrenin her üç bölümü için de değişik inanışları vardı.

 

Üzerinde yaşadığımız yerde daha sonra da göreceğimiz gibi en çok ağaçlar ve korular kutsaldı. Kutsal alanlar buralarda seçiliyor ve toplantılar buralarda yapılıyordu. Koruların dışında dağlar da kutsaldı. Druid öğretisine göre dağlar ilhamın geldiği , tanrısal varlıkların insanlarla konuştuğu yerlerdi. Bir çok dağ ve tepe güneş tapımı için kullanılıyordu. Hristiyanlığın gelişinden sonra da bu dağlar kutsallığını korumuştur. Örneğin Fransa’daki Mont-Saint-Michel önce güneş tapımı için kullanılan daha sonra da Hristiyanlığın kutsal yerlerinden biri olan tepelere bir örnektir. Dağların Druidler için bir önemi de buralardan çok daha iyi astronomik gözlemlerin yapılabilmesidir. Bunlar dışında su kaynaklarının da kutsal olduğundan daha önce söz etmiştik.

 

Yeraltı dünyası ise daha gizemlidir. Yeraltı dünyasına açılan kapılar ise mağaralardır. Mağaralar bir çok değişik inanca esin kaynağı olmuşlardır. Mağaralar solunum sistemine benzetilmiş , Keltler tarafından canlı olduğu kabul edilen yeryüzünün soluk alıp verdiği yer olarak düşünülmüştür. Bazı mağaralardan doğal olaylara bağlı olarak garip sesler gelmesi ise hem buralarda bilinmeyen canlıların yaşadığına hem de yeraltı ruhlarının varlığına kanıt sayılmıştır. Meşhur Fingal Mağarası da bu mağaralardan biridir. İskoçya’da bulunan bu mağaranın eski adı an Uaimh Binn , “Melodili Mağara” idi. Bu mağaradan gelen sesler - belki de kuş sesleri- öte dünyadan gelen sesler olarak yorumlanıyordu. İrlanda’da da bu tür mağaraların olması , İrlanda bardlarının “Mağaralar” adı verilen bir öykü dizisi oluşturmasına da kaynaklık etmiştir. Ne yazık ki bu öykülerden günümüze sadece bazı parçalar ulaşabilmiştir.

 

Mağaralar yeraltı dünyasına , “Periler Ülkesi”ne bir geçiş olarak kabul edildiği gibi bazı yeteneklerin de kazanıldığı bir yer olarak görülmüştür. Mağaralara girip çıktıktan sonra çalgısını ustalıkla kullanan çalgıcı öyküleri de bu inancın bir uzantısıdır. Aslında Druid öğretisine göre -elimizde çok fazla kanıt olmasa da- mağaraların aslında bilinçaltını ya da insanın kendi içine yapılan yolculuğu temsil ettiğini ve mağaraya girip çıkma motifinin erginlenmenin bir adımını oluşturduğunu düşünebiliriz. Mağara içinde uyuyan kahraman ya da mağara içinde yaşayan bilge motifinin de böyle bir sembolizm ile ilişkili olduğunu düşünebiliriz.

 

Adalar etrafları sularla çevrili olduğu için gerek fiziksel gerekse ruhsal olarak çevrelerinden soyutlanmış , izole edilmiş yerler olarak kabul edilirlerdi. Bu görüşle adalar hem tanrıların barınması için hem de ölülerin ruhlarının yer alması için ideal yerlerdi . Adalar ayını zamanda inziva yerleri idi. Bu bakımdan insanın kendi kendine dönmesi, ada gibi kendini soyutlaması da ada sembolizmi ile belirtilir.

 

Adanın etrafının sularla kaplı olup çevresinden soyutlanmış olması , buraların yargı için de ideal olduklarının düşünülmesine neden olmuşlardır. Ayrıca burada kara veren yöneticiler de insan etkisinden uzak sadece tanrıları dinleyerek karar veriyor diye inanılıyordu.

 

Pagan Avrupa’sında adalar bazı tanrılara kutsaldı. Örneğin Isle of Man, Manannan MacLir’e ; Baltık Denizi’nde bulunan Rügen Adası , Rugevit’ e kutsallardı.

 

Keltler arasında ölenlerin ruhlarının batı adalarına gittiği inancı yaygındı. Bu inanç Orta Çağ boyunca da Kral Arthur efsanesinde olduğu gibi varlığını sürdürecekti.

 

Orta ve Yeni Çağ boyunca varlığını sürdüren ve Keltler’den kalan bir başka inanış da “hayalet ada” inanışıdır. Keltler de bazı adaların yok olup sonradan ortaya çıktıklarına inanıyorlardı.

 

Druid Öğretisinde Ağaç Kültü

 

Sembolik olarak ağaç yeraltı dünyası , yer ve gök arasında bir bağlantıyı temsil etmektedir.

 

Kelt sembolizminde en önemli olarak meşe gücü ve elma ağacı ölümsüzlüğü sembolize eder.

 

Ağacın bir önemi de üzerinde tanrıların habercileri olan kuşları barındırmasıdır. Kökleri ise geçmişe , yeraltına doğru gider. Bu yüzden efsanelerde ölülerin ruhları dallar arasında ya da ağaçların gövdelerinde bulunurlar.

 

Kutsal korular Druidler için kutsal mesajı aldıkları ve erginlenmenin olduğu yerlerdir. Druidler buralarda , nemeton denilen kutsal yerlerde açık havada ritüelleri gerçekleştirirlerdi. Bu yüzden de Druidler’den günümüze tapınaklar binaları kalmamıştır.

 

Druidler , ellerinde bir ağacın küçük bir sembolü olan değnekleri taşırlardı. Bu değnekler druidin gücünün belirtisi olduğu kadar bunlarda sihir gücü de olduğuna inanılırdı. Ayrıca bu değneklerin yapıldığı madde ya da ağaç taşıyanın toplum içindeki yerini de belirttiğinden büyük önem taşımakta idi.

 

Druidler için kutsal olan bir bitki de ökse otu idi. Bununla ilişkili törenlerin nasıl yapıldığını yukarıda incelemiştik. Ökse otu aynı zamanda ay sembolizmi ile de ilgili idi. Bu nedenle Druidlerin meşe üzerindeki ökse otunu kesmek için kullandıkları orak da hilal biçiminde idi. Ökse otu aynı zamanda üzerinde bulunduğu ağacı ruhu ve eliksir’i olarak da kabul ediliyordu. Aynı şekilde ökse otunun bir başka adı da “Meşe suyu” idi.

 

Ogam

 

Daha önce de belirttiğimiz gibi Druidler öğretilerinin sözlü olarak yayılmasını istiyorlar ve kesinlikle yazılı hale getirmiyorlardı. Bunun nedenleri arasında öğretilerinin ezoterik olması ve yazılı olanın öğretinin anlatımındaki değişikliklerle değişememesi vardır.

 

Druidler’in öğretilerini sözlü olarak aktarmaları onların yazıyı bilmedikleri ya da küçümsedikleri anlamına gelmemelidir. Tam tersi olarak yazıya çok büyük saygı göstermişler ve dikkatli kullanmışlardır. Bir Druid yazısı olmamakla birlikte bazı değneklerin ve kutsal kayaların üzerinde işaretler kullanmışlardır.

 

Ogam adı verilen bu işaretler Keltlere özgüdür ve bir tür şifreli yazıdır. Taşların üzerlerinde ve ahşap malzemelerde , özellikle de değneklerde rastlanmıştır. Ogamlar mantık olarak Grek ateş işaretlerine benzemekte idi. Ateş işaretleri yerine atılan çentiklerden oluşuyordu ve her bir çentik sayısı bir sese karşılık geliyordu.

 

Aslında Ogamların yazıdan da öte bir sembolizmi vardı. Her bir işaret aynı zamanda bir ağaca ya da bir hayvana da karşılık gelebiliyordu . Bunu tam tersi olarak da belli şekilde ve düzende dizilen ağaçlar bir anlam verebiliyordu.

 

Druides’ler

 

Diğer ezoterik topluluklardan farklı olarak, druidler aralarına kadınları da kabul ediyorlardı ve bunlar druides adını alıyorlardı.

 

Druideslerin inisiyasyonlarının nasıl olduğu bilinmemekle birlikte özellikle savaşçıların ve asillerin yetişmesinde büyük payları olduğu bilinmektedir. Bu durum Orta Çağ efsanelerinde sık sık geçen “Bilge Kadın” motifine de kaynaklık etmektedir. Orta Çağ efsaneleri ile ilgili bölümümüzde göreceğimiz gibi bu kadınlar şövalyenin yolculuğu boyunca karşısına çıkarlar ve inisiyasyonda yardımcı olurlar.

 

Druidesler eğitimde olduğu kadar , ilaç hazırlamada , şifalı bitkilerin bulunmasında da söz sahibi idiler.

 

Druideslerin özellikle İskoçya’da Sein Adası’nda toplandıkları ve buraya erkekleri almadıkları söylenir . Söylenceye göre burada dokuz druidesin (Gallizenæ) öndeliğinde kendini adamış genç kızlar vardı. Halk arasında druideslerin burada sihir ve büyü ile uğraştıkları düşünülür , hatta hava olaylarına hükmettikleri , istedikleri hayvanın şekline girdikleri de söylenirdi.

 

Hristiyanlığın yayılmasından sonra druid inançlarını tamamen silmek isteyen Hristiyanlar , druidesleri halkın gözünde cadılara çevirmişler ve halkı onlara düşman etmeyi başarmışlardır.

 

 

ALINTIDIR

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Son alıntılanmış olan yazının temeli "Druidlerden Yürüttügüm Popüler Büyüler" kitabında yer alıyor. Yazıyı yazan kişi orjinal metni kendi yorumuyla yeniden yapılandırmış ve ekstra bilgiler eklemiş. Yazı daha zengin hale gelmiş..

Ancak "druid ögretisinde müzik" ve "druid büyülerinden birinin efsanesi" bölümlerini eklememiş. Geri kalan şablon birebir gitmiş..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

http://www.evreninsirlari.net/CdCollection/Evrenin_2005-2006/sayilar/s7/s4_files/image002.jpg

 

Eski Bir mabede Ay ‘a tapınma ibadetinin temsili resmi

 

ESKİ DRUİDİZM

 

Druidler çok eski bir kavimdir. O zamanlar kabileler Tabiatla çok yakın ve uyumlu yaşamak zorunda idiler aksi takdirde hayat onlar için imkansızdı. Bu çok eski Kelt dininin az değişikliğe uğramış halidir. Dünya ve çevresi kutsaldı ve insanın ona layık olacak şekilde;şerefli ,tabiatı her zaman koruyan ve adaletli bir hayat sürmesi gerekiyordu. Druidizm Paganizmin değişik bir formu idi. Merkezde Dünya vardı ve Tabiatın bütün şekilleri fertleri kutsal sayılır ve ibadet edilirdi . Druid’ler Kelt halkının bilgili ve üst bir sınıfını temsil ederlerdi. Devlet idaresinde çalışırlardı. İbadetlerinde ve inançlarında birlikte hareket eder ve

O zamanki kavimlerde gerek devlet gerekse din işlerinde yüksek mevkilerde bulunurlardı. İnandıkları Tanrıların

bir çoğu Yunanlı ve Romalılarınkilerin aynısıydı fakat değişik adlarla anılıyorlardı.Kendi aralarında beli bir sınıfı

meydana getiren din adamları , rahipler ve Peygamberlere sahiptiler. Batı Avrupa da ve İngiliz adalarında yerleşik yaşıyorlardı.

http://www.evreninsirlari.net/CdCollection/Evrenin_2005-2006/sayilar/s7/s4_files/image003.jpg

Amerika’daki Neo Druid’lerin ilk Baharı karşılama ayinleri

Druid’ler bulundukları topluluklarda her zaman üst görevler de olmuşlardır. Kabilelerin büyücüsü, doktoru veya şefi. Ayrıca gerek büyü gerekse iyileştirmeye yarayan ilaçlar ve kimyayla ilgili bilgilere sahiptiler, bu sayede yaşadıkları kavimlerin kültürlerine de tesir etmişlerdir.

Druidler de Paganizm kültürünün bir çok inanışları yerleşmiştir. Ölüm hakkındaki inanışları , ibadet şekilleri,ve ananeleri büyük benzerlik taşımaktadır. İnanış rituelleri hakkında az şey bilinmektedir, onlarda Paganlar gibi açık havada kırlarda veya orman içlerinde toplanıp tabiatın kutsal saydıkları kuvvetlerine yakarırlardı. Aynı zamanda Druid’ler bir Baş Tanrıya da inanırlar ve onun her şeyin hayatını ve ölümünü idare etme gücüne sahip olduğunu düşünürlerdi. Bu baş Tanrının yanında onun yardımcılığını yapan bir çok da ikinci derece de Tanrılara inanırlar ve bunlara muhtelif güçlerin idaresini atfederlerdi. Bu da onları Çoğulcu Tanrı İnancına sahip bir din mensubu olmalarını sağlardı.

PAGANİZM DİNİN SIRLARI:

Paganizm , Musevi, Hıristiyan ve İslam olmayan herhangi bir dini izah için kullanılan bir terimdir. Paganizm Neolitik çağlarda ortaya çıkmış ve Hıristiyanlığın ilerleyip genişlemesiyle ortadan kalkmıştır. Paganizm inanışı Tanrılarını yaşadığımız Dünyamızdaki öğelerden ve Tabiatın çeşitli şekillerinden almıştır. Paganizm Dünya tarihinde çok eskilerden beri vardır. Ön Paganizme misal olarak Yunan ve Roma Tanrılarını gösterebiliriz, bunlara ilk zamanlarda tapılan Druid Tanrı ve Tanrıçalarını da ilave edebiliriz.

http://www.evreninsirlari.net/CdCollection/Evrenin_2005-2006/sayilar/s7/s4_files/image004.jpg

Roma ve Yunan Savaş Tanrısı Ares veya Mars Tanrıların en büyüğü olan Zeus

Eski devirde yaşayanlar her şeyin bir ruhu olduğuna inanırlardı, bu yüzden de onların dinleri Çok Tanrılı bir Dindi ve bu sebeple Tanrı ,Tanrıça ve Tanrı yardımcıları çok çeşitli idi. Günlük hayatlarında bu Tanrılar çok önemli bir yerleri vardı ve onlardan izin almadan karar vermeleri olanaksız dı bu yüzden günlerinin büyük bir kısmını ilgili Tanrı veya Tanrıçaya ibadet ve hediye vermekle geçirirlerdi. Bu onların yaşadıkları cemiyet hayatlarını tanzim ve idare eden kanun ve kurallara kadar tesir ederdi.

http://www.evreninsirlari.net/CdCollection/Evrenin_2005-2006/sayilar/s7/s4_files/image005.jpg

 

Neo-Paganların bir açık hava ayini

Çok Tanrılı olan Paganların Tabiatın her şekli için bir Tanrı veya Tanrıçası vardı. Orman Tanrısı, Deniz Tanrısı Gök Tanrısı , gibi çeşitli Tanrıları vardı ve bunlarla alakalı bir şey yapacakları zaman onlara ibadet edip hediyeler verirlerdi. Bunun yanında Paganlar Hıristiyanlar gibi Cennet ve Cehenneme ve tekrar doğuş(reencarnation) ‘a inanırlardı.

Paganizm zamanla değişikliğe uğramış ve daha modern bir hal almıştır. Köklerini Tarihin ilk zamanındaki Pagan adet ve örflerinden alsa bile rituellerinde değişiklikler olmuştur. Bu değişik şekle inananlara Neo-Pagan , Neo- Druid ve Wicca lar denmektedir.

Neo-Druidizm : Neo- Druidizm ile Eski Druidizm arasında bir çok benzerlik vardır. Ancak bu benzerlikler olsa da modern Druidlerin bugünkü cemiyetlerin sosyolojik yapılarındaki rolleri gittikçe azalmış evvelce cemiyeti idare eden ve bir çok önemli vazifede bulunanlar cemiyetçi bir karakterden kendi benlikleri için ibadet eden şahıslara dönüşmüşlerdir. Artık ibadetlerindeki rituelleri ve kurbanları kendi isteklerinin gerçekleşmesi için kullanır olmuşlardır. Buda onların cemiyet içindeki ağırlıklarını iyice azaltmıştır. Ancak eski anane ve adetlere dayanan ibadet şekilleri yine çoğunlukla aynı çizgi üzerinde devam etmektedir. Dünyaya dayanan ve çok Tanrılı bir inanış olarak.

Neo-Druidler eski metin ve kitaplarda buldukları ve yaptıkları araştırmalar sonunda öğrendikleri eski inanış ve ibadet rituellerini ve kurbanlarını bugün aynen devam ettirmeğe özen göstermekte olan kapalı birer cemiyet halinde yaşamaktadırlar. Eski gizli dualarını ve formüllerini yine ibadetlerinde kullanmaktalar ve inanışlarının ana fikrini şu cümle ile özetleyebiliriz. “Earth Mother, giver of life we return to you a measure of the bounty you have provided may you be enriched and your wild things be preserved."

“Bize hayat veren Tabiat ( Dünya ) ana ,biz tekrar sana yöneliyoruz , ve bize karşı olan cömertliğini artırdıkça ve sinendeki vahşi tabiat bozulmadan korundukça

 

 

Modern Druidler kendilerine öz bir kozmos inanışları vardır, bu üç elementin birleşmesinden meydana gelmektedir. Gök,deniz ve kara bu üç element birleşmesiyle kutsal ateş oluşmaktadır bu Tanrıların Varlığını temsil etmektedir. Yine eski Paganizmden aldıkları bir başka değer ise Ejderha dır. Bu Hıristiyanların Holy Sprit “ Kutsal Ruhu “nu temsil etmektedir , Bu Ejderhanın yaydığı enerji her şeyin oluşumunu sağlayan enerji demekti ve Druidlere göre “kutsal Ben” olarak anılmaktaydı.

http://www.evreninsirlari.net/CdCollection/Evrenin_2005-2006/sayilar/s7/s4_files/image006.jpg

Neo-Paganların Deniz Kenarındaki “ The Magic Circle” Sihirli Çember Ayini

 

Burhan SANUS

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

ben druidlerin kayıp şehir atlantisten kaçan rahiplerin oluşturduğu grup olarak biliyorum. hatta stonhedge'nin o tarihte yapılışının kanıtının da bu olduğuna inanıyorum. kaynaklara göre medeniyet seviyelerinin çok üstte olduğunu bi şekilde biliyoruz atlantis halkının. onların medeniyet seviyelerini, ilimlerini, teknoloji ve doğa sevgilerinin buradan geldiğini düşünüyorum bunlar varsayımlar. Ama sezarın o zmandaki komutanların ve onlarla savaşan halkların bu güne kadar gelmiş yazıtlarına göre druidlerin medeniyet eğitim seviyelerinin ne kadar yüksek olduğunu biliyoruz. bu bilgiler ve çok daha fazlası "Merlyn Kral Arthur'un gizli 21 dersi" hakkındaki kitabında bulabilirsiniz. Yazar tüm bilgileri müzelerden, ünlü kütüphaneler ve koleksiyonlardan topladığını söylüyo. ve teker teker de kaynakları veriyo. bu konuyla özel ilgilenen biri bana "Pheryllt Kitabı" hakkında bilgide verirse aşırı mutlu olurum :derisive:

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...