Jump to content

İnsan Ömrü ve Burçlar


cookie

Önerilen Mesajlar

Yaş yaş gidiyor olsa da, burç özelliklerini şıp diye görüyorsunuz

 

İnsan da güneş gibi burçlar kuşağını dolaşır ama bu dolaşım bir yıl değil bir ömür sürer. İnsan, doğumundan başlayarak beden ve ruh gelişimini tamamlar, olgunluk çağından sonra da ölen hücrelerin yerine yenisi oluşmadığından kişi bedensel olarak gerilemeye başlar. Bundan yola çıkarak ve Koç burcunun ilk burç olması, kışı sona erdirirken ilkbaharı başlatması dikkate alınarak; 12 burç insanının bir insan ömrünü karşıladığı çağlar ve karakteristik özellikler aşağıdaki şekilde düşünülmüştür.

 

KOÇ burcu insanları BEBEKLİK ÇAĞI (yaklaşık 00.04 yaş) temsilcisidir. O bir doğuştur ve her doğuş gibi parlak ışıklar saçar. Fakat her yeni doğan gibi yalnızca ihtiyaçları ve istekleri vardır.

 

Karnı doyurulur, altı temizlenir, suyu içirilir; kısaca ihtiyaçları giderilir ve talepleri yerine getirilirse etrafa gülücükler dağıtır. İhtiyaçları giderilmez veya talepleri yerine getirilmezse çığlıklarla feryat eder, kırar, dağıtır.

 

Ara sıra yaptığı şirinliklerle gönüllere girmeyi bilen bebeğimiz, henüz mülkiyet duygusunu tatmadığından oyuncaklarını ve eşyaları kırıp döker. Kendisinden, daha doğrusu kendi taleplerinden başka bir şey düşünmez. Fakat kolayca kandırılabilir; tavuk verilerek elinden kaz alınabilir. Sonuçlarını dikkate alamadığından kafasını bir yerlere çarpar, bir yerlerden atlar, acıyı, sevinci, serti, yumuşağı deneyerek öğrenir. Her gün yeni bir şey öğrenmesi, her gün farklı bir hareket sergilemesi yüzünden aldığı alkışlar nedeniyle de epeyce şımarıktır. (ŞİRİN ve BENCİL BEBEK)

 

BOĞA burcu insanları ÇOCUKLUK ÇAĞI (yaklaşık 05.09 yaş) temsilcisidir. Vücut yapısı şekle girmiş, güzelleşmiş ve göze hoş görünen bir hal almıştır. Artık yavaş yavaş bir aile içinde yaşadığını, bu nedenle uyulması gerekli kurallar olduğunu algılar. Kurallara uymak zorundadır, zira uymazsa cezalandırılacağını öğrenmiştir, başkalarından da kurallara uymasını bekler. Evde ihtiyaçları karşılanmaktadır ama bu ihtiyaçların karşılanması için babası ve annesi çalışmaktadır. Böylece ihtiyaçların karşılanması için çalışmanın ve çalışınca da karşılığının istenmesi gerektiğini öğrenir. Artık mülkiyet duygusunu tatmaya başladığı için oyuncaklarını korur ve başkalarında da kıskanır; oyuncakları elinden alınmaya çalışılırsa saldırganlaşır.

 

Aynı yaştaki çocuklarla evcilik oynamaya başlaması da bu yıllara rastlar. Ona göre annesi ve babası çok güçlüdür ve her şeyi bilmektedir, bu nedenle ailesine sıkı bağlarla bağlanır. Zira yapı bakımından kuvvetli görünmesine rağmen ailesini kaybetmenin sonuçlarına katlanacak kadar da kendisini güçlü hissetmemektedir.

 

Bu nedenle sahip olduklarına inatla sarılır. Ancak bütün bunları içgüdüsel olarak öğrenmiştir, bilinçli olarak değil. O, sahip olduğu şeyleri kaybetme korkusu içinde yaşar. Onu yıkabilecek tek şey bu korkusunun gerçeğe dönüşmesidir. (KOZASINA KAPANMIŞ İPEKBÖCEĞİ)

 

İKİZLER burcu insanları ERGENLİK ÇAĞI (yaklaşık 10-15 yaş) temsilcisidir. Bu dönemde yeni arkadaşlar edinmiş, farklı aileler, farklı anne babalar tanımaya başlamıştır, artık anne babasının o kadar da güçlü olmadığını ve sandığı gibi her şeyi bilmediğini öğrenir, ilk eleştirisi ailesine yönelir. Yeni ve değişik şeyler öğrenmek için içinde arzu uyanır. Gezer, okur, konuşur ve bu ihtiyacını gidermeye çalışır.

 

Henüz gelecek için planları yoktur ve eline geçen parayı da cömertçe harcar. Dünya ve gelecek umurunda değildir, her gün yeni bir yüzle tanıştığı için ilişkilerinde kalıcılık yoktur, bu yüzden kişiler arasındaki çatışmalar ve olaylar karşısında tarafsızdır, kimseden korkusu da bulunmadığından inandığı doğruları çekinmeden söylemektedir.

 

Kız ve erkek arkadaşları vardır, karşı cins arkadaşlarına karşı daha değişik duygular uyanır ama ne olduğunu kavrayamaz; karşı cinsle sohbet etmeyi daha çok sever, onlarla sohbet ederken daha esprili, daha nazik, daha kibardır. Birçok seveni ve birçok sevdiğini sandığı vardır ama o henüz aradığı sevgiliyi bulamamış, aşkın ne olduğunu da anlayamamıştır. Evden ilk kaçışı, okulu ilk kırışı, ilk şiir sevdası o yıllardadır. Artık o her çiçekten değişik tat ve koku almaya çalışan, bu nedenle de bir yerde duramayan, değişik uğraşlar deneyen bir havaidir. Ergenlik çağının verdiği etkiyle de usangaç, utangaç ve kırılgandır. Belki de bütün bunlar, çocukluk çağındaki kısıtlamalara karşı bir isyandır. Her gün hayatın yeni bir yüzünü tanır, her gün hayat ve insan hakkındaki fikirleri değişir, sevinçleri ve üzüntüleri birbirinin içine girer. (KOZASINDAN ÇIKAN HAVAİ KELEBEK)

 

YENGEÇ burcu insanları GENÇLİK ÇAĞI (yaklaşık 16.22 yaş) temsilcisidir. Ergenlik döneminin aldanışlarından ve havailiklerinden sonra aşkı tatmış, hisleri değişmiş, ,duygusal ve durgun bir hale bürünmüştür. Aşkın etkisiyle alt üst olur ve sığınak olarak evini görür. Aşıkların hep erkek, maşukların (kendisine aşık olunanların) hep kadın olması karşısında kadınları kutsallaştırır ve bu kutsallığı annesine layık görür.

 

Bir yandan sevdiği ile yuva kurma hayali, diğer yandan ailesine beslediği sevgi nedeniyle havailikten uzaklaşıp para kazanmaya ve kazandığının bir kısmıyla ailesine yardımcı olmaya, bir kısmını da biriktirmeye başlar.

 

Aldatılma korkusu ve sevdiğine duyduğu koruma hissi, ailesine de yönelir ve aşırı kıskanç bir hal alır. Zira bir yandan ergenlik çağındaki aldanışları yüzünden içinde taşıdığı çocukluk çağındaki güven ortamına dönme isteği taşımakta, öte yandan yaşı gereği artık o çağlara dönmesinin mümkün olmadığı gerçeği ile karşı karşıya olduğunu bilmektedir. Bu nedenle de içinde önüne geçemediği yoğun bir hırçınlık duymakta ve bunun dışarıya yansımasına engel olamamaktadır.

 

Yaşı gereği gerçekleştirmesi gereken iletişim, çocuksu duygularıyla çalıştığında, bunu şakalarıyla örtmeye ve gürültücü tavrıyla varlığını hissettirmeye çalışır. (DUYGUSAL ve HIRÇIN GENÇ)

 

ASLAN burcu insanları DELİKANLILIK ÇAĞI (yaklaşık 23-30 yaş) temsilcisidir. Artık evlenmiş, yeni bir yuva kurmuş ve Baba olmuştur. Evde yönetici durumuna geçince, bu arzusu tüm hayatını kapsar, artık mahallede ve işte de yöneticidir. Onun beynini yönetmek pek mümkün değildir, zira kanı kaynamaktadır.

 

Gösterişli ve gururlu tavrıyla, irice bedeniyle o bir delikanlı, bir babayiğit, bir genel müdür, bir kaymakam veya validir. Bunları yaşamak için erkek olması da gerekmemektedir.

 

İyi yetiştirilmemişse onu bir mafya babası olarak da görebilirsiniz ama zulmetmekten kaçınan, mazlumlara yardım eden bir baba. Ara sıra dinlenmeye çekilse de daima hareketli ve mücadelecidir; idealleri uğruna yapamayacağı şey yoktur.

 

Yeleye benzeyen saçları okşanır, sırtı sıvazlanırsa, mırıldanan bir kediye; eleştirilir veya alaya alınırsa, incinen gururuyla kükreyen bir aslana dönüşür. Biraz pohpohlanmak suretiyle kolayca kandırılabilir ve olmadık işler yaptırabilir. (BABA, MAHALLENİN KABADAYISI)

 

BAŞAK burcu insanları OLGUNLAŞMA ÇAĞI (yaklaşık 31-39 yaş) temsilcisidir. Artık ömründe yolun yarısını geçtiğini düşünmeye başlar. İdealler için çalışmak güzeldir ama kendisi, eşi ve çocukları için geleceğini de düşünmek zorundadır. İyi bir işinin, mali yönden geleceğini teminat altına alacak bir uğraşının bulunması; bunları gerçekleştirmek için sağlığına da dikkat etmesi gerekmektedir. Artık ürün toplama zamanıdır ve yarınların ne getireceği belli değildir.

 

Önceki yıllarında çokça aldatıldığından içine kapanmış, gerçek diye sunulanların çoğunun gerçek olmadığını anladığından dolayı artık her konuda kılı kırk yarmaya, görünenin arkasındakini araştırmaya, her konuyu en ince ayrıntısına kadar incelemeye başlamıştır.

 

Bu sırada iş ve özel hayatında mükemmele ulaşma adına titiz hale gelir. Bu nedenle hem kendisini, hem de başkalarını acımasızca eleştirir. O zamana kadar edindiği deneyimlerle kendini koruma altına almaya, şimşekleri üzerine çekmemek için geri planda kalmaya çalışmaktadır, zira henüz meydanlara çıkacak, kendisini çatışmalardan koruyacak kadar deneyim kazanamamıştır ve önceki deneyimler nedeniyle de cesareti kırılmıştır. (VEZİR)

 

TERAZİ burcu insanları DENGELEME ÇAĞI (yaklaşık 40-48 yaş) temsilcisidir. 40 yaş olgunluğuna ulaşınca, edindiği deneyimlerden kendisi kadar başkalarının da yararlanması gerektiğine inanır ve çevresine öğüt vermeye, ihtilafları ortadan kaldırmak ve küskünleri barıştırmak için uğraşmaya başlar. Bu onu bir diplomat, bir politikacı haline getirir. Bu sırada sevecenlikle kızgınlık iç içe girer. Kendi hayatını yönlendirirken de çatışmalardan kaçınır, herkesin fikrini almaya ve bunların ortasını bulmaya çalışır. Bu nedenle karar vermekte zorlanır, bir hareketi yapması, ya kaçınılmaz olmasına, yahut tüm çevresini ikna etmesine bağlı hale gelir.

 

Dengeleri oluşturmaya çalışırken de çoğu zaman kendi dengesi bozulur. Olgunluğun üst seviyelere ulaşmasıyla mükemmeli araması ve titizliği de aşırı bir hal almıştır; bu yüzden ona bir şey beğendirmek mümkün değildir. (KARARSIZ YARGIÇ)

 

AKREP burcu insanları HESAPLAŞMA ÇAĞI (yaklaşık 49-56 yaş) temsilcisidir. Dengeleri oluşturmaya çalışırken yaşadığı stres ve iç dünyasında yaşamaya başladığı karmaşadan sonra zaman içinde hem kendisiyle, hem de çevresiyle hesaplaşma gereği duymaya başlar.

 

Zihninde tasarladığı mükemmelliği içinde yaşadığı toplumda bulamaması, kendisinde dünyayı yönetme ve bu suretle yeni bir dünya, yeni bir toplum oluşturma arzusu uyandırır ve giderek bu arzu bir ihtiras haline gelir. Tüm geçmiş deneyimlerini en tepeye ulaşma ve insanlara hükmetme ihtirasını gidermek için kullanmaya başlar. Tek gaye hedefe ulaşmaktır ve bu yolda önüne çıkan engeller ya kendiliğinden yolundan çekilecektir, ya da ezilecektir; merhametin gereği de yoktur. Bu nedenle insanlara duyduğu güvensizlik çevresine kalın duvarlar örmesine sebep olmuştur, o duvarı aşıp kendisine ve kalbinin derinliklerindeki üstü küllenmiş sevgiye ulaşmak aşırı güç hale gelmiştir.

 

Yıllarını kendisiyle, çevresiyle, insanlarla ve yaşadığı çağla hesaplaşmaya adamıştır; zafere ulaşıncaya veya mağlup oluncaya kadar! Ya bir ordu komutanıdır artık, ya da bir çete reisi; o kadar yükseğe tırmanamamışsa asker veya çete üyesi olmak da kabulüdür. Genellikle de bu savaş mağlubiyetle sonuçlanır; zira hayat, kendisi için belirlenen yasalara uygun olarak devam etmektedir. (MUHTERİS KOMUTAN)

 

YAY burcu insanları YÖNELME ÇAĞI (yaklaşık 57-63 yaş) temsilcisidir. Mücadeleden yorulur ve dünyayı değiştiremeyeceğini anlar. Hem memleketi kurtarmak ona mı kalmıştır. Gezmek, eğlenmek onun da hakkı değil midir? Bu düşüncelerle kendisini emekli ilan eder ve uzun seyahatlere çıkar. Doğal güzelliği veya tarihi özelliği olan yeni yerler görmek, değişik heyecanlar yaşamak ve eğlenmek tutku halini alır. O kadar badireden kurtulduğuna göre, şansının kendisine yardım edeceğine de inanmaktadır.

 

Bu seyahatleri sırasında metafiziği ve dini algılar, yaşı ilerlemiştir ve dünya geçicidir. Çevresindeki arkadaşları, komşuları birer ikişer ölmektedir. Demek ki bir gün kendisi de ölecektir. Ya öldükten sonra? Bu duygularla hayatında maneviyatın yerini daha önemli hale getirmeye, daha adil davranmak için çaba harcamaya başlar. Ancak dünya zevkleri ile ahirete hazırlık arasında da bocalamaktadır. Gezip gördüğü yerlerdeki olumsuzlukları ortadan kaldırmak için de mücadele verir. Ancak edindiği deneyimlerle bu mücadeleyi savaş haline dönüştürmemekte, daha yumuşak ve kurnazca usuller geliştirmektedir.

 

Ve anlatacağı çok şey vardır, zira çok yer gezmiş, çok insanla tanışmıştır; bu nedenle neredeyse nefes almadan anlatır da anlatır. En son haberleri (doğanları, ölenleri, aşkları, nefretleri, ayrılıkları, en son dedikoduları…) öğrenmek isterseniz ona sorun, gerçi bir araya gelmişseniz sormanıza da gerek yoktur. (SERÜVENCİ GEZGİN)

 

OĞLAK burcu insanları YAŞLILIK ÇAĞI (yaklaşık 64-69 yaş) temsilcisidir. Başkalarına itiraf edemese de artık kendisini yaşlı hissetmektedir. Bu nedenle düşüncelidir, gözleri donuklaşmıştır. Çocukla çocuk olmamak için olgun ve durgun bir görünüme bürünür. Ancak dünya nimetlerinden vazgeçmek gibi bir niyeti de yoktur. Ya çocukları kendisine bakmaz da muhtaç duruma düşerse? Hiç olmazsa bir kenarda kefen parası bulunmalıdır.

 

Makam sahibi ise makamını, mal mülk sahibi ise malını mülkünü korumak için her türlü gayreti gösterir; sahip değilse hiç olmazsa ömrünün son deminde bir yerlere gelmesi, bir şeylere sahip olması gerektiği inancındadır; elbette kendisini keşfedecekler, tecrübelerinden istifade etmek isteyeceklerdir. Genellikle de keşfedilir ve önemli yerlere getirilir; ancak yeni fikirler üretebilme yeteneği kaybolmuş, zamanın gerisinde kalmıştır. Edindiği deneyimlerle hata yapmamaya çalışır, her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünür, planlarını yapar ve adımlarını buna göre atar. Ancak hep geç kalır. Bu nedenle de önemli yerlerde kalması güçleşir. (İHTİYAR DELİKANLI)

 

KOVA burcu insanları İKİNCİ ÇOCUKLUK ÇAĞI (yaklaşık 70-74 yaş) temsilcisidir. “Yedisinde neyse yetmişinde de o hale gelmiştir.” O artık bir çocuktur ama “büyümüşte küçülmüş” bir çocuk. Bu nedenle bazen hırçın, bazen olgun tavrıyla insanları şaşırtan karaktere sahiptir. Yine aynı nedenle bazen cicili bicili (çocuksu) elbiseler giyerken, bazen ağırbaşlı giysilere bürünür. Artık olgunluğunda aykırılık, aykırılığında olgunluk vardır. Şen şakrak eğlenmek de, bir bilge tavrıyla öğüt vermek de ona yakışmaktadır.

 

Çocuksu hareketlerine karşılık ilerlemiş bir zekası vardır, hatta o bir dahidir. Problemlere beklenmedik çözümler bulur, bilinmeyen yollarla sonuçlara ulaşır.

 

İyice yaşlandığı ve bir yanıyla da çocuklaştığı için duygusallığı kalmamıştır; insanı, eşyayı, olayları artık duyularıyla ve zihniyle algılamaktadır. Olgun yaşı ve çocuksu bakış açısıyla, dünyayı değiştirmek, yeni başlangıçlar oluşturmak için içinde yoğun arzular duymakta, ancak bunu gerçekleştirebilecek gücü de kendisinde bulamamaktadır. (BİLGE ÇOCUK)

 

BALIK burcu insanları RUHSALLAŞMA ÇAĞI (yaklaşık 75-78 yaş) temsilcisidir. O artık gücünü yitirmiştir. Bu nedenle kendisini yorgun hissetmekte, eli işe gitmemekte, yılların yorgunluğunu dinlenerek geçirmek istemektedir. Bu duygularla anılarına ve hayallerine sığınır. Geçirdiği koca ömür gözlerinin önünde birer birer canlanır. Hey gidi günler hey! Düşündükçe, anılarını yeniden yaşar, yeni ve gerçek bir olay gibi. Onlarla üzüldüğü, onlarla sevindiği, onlarla ağladığı olur.

 

Konuşulacak birini bulduğunda da aynı şeyleri yeni bir şeymiş gibi tekrarlar. Beyin ve vücut direnci zayıfladığından etkilere açık hale gelmiştir. Artık çok çabuk üzülmekte, çok çabuk ağlamakta, çok çabuk aldanmakta, çok çabuk bağlanmaktadır. Zihninde canlandırdığı hayaller, kurduğu düşler, gerçekleştirilmesi gereken bir hedef değildir, hayal edildiği sürece yaşanan ve sonra anı haline gelen gerçekmiş gibi algıladığı olaylardır. Bazen bunları başından geçen bir olay gibi anlattığı da olur, zira artık anılarıyla düşlerini birbirine karıştırmaktadır.

 

Ölüm fikri beynine gelir çöreklenir, zira bir ikisi hariç akranları kalmamış, ölüm kendisine de yaklaştıkça yaklaşmıştır. Genç ruhu, yaşlanmış bedenine sığamamakta, başını alıp gitmek istemektedir. Bu ruh hali içinde ya dine, ya alkole sığınır; kendinden geçinceye kadar. O artık bir ömrün sona erişi, yeni bir ömrün başlangıcı gibidir. Her ölümün bir doğumun habercisi olduğu gibi. (DALGIN MELEK)

 

Hasan Kocabaş

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

:Dyaslılar da gencler gıbı degısken olur deyp konuyu kapatasım var ama yengec degısken burclardan degıl

neyse bence bıraz sıraya uydurmak ıcın zorlanılmıs gıbı,burclar hakkında detaylı bılgım olmamasına ragmen söleyemeden es gecemıycm

guzel paylasım yınede saol:)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

yok yav...böyle bir durum var...hayatın dönemlerini anlamak için çeşitli yöntemler kullanabiliriz. mesela satürn döngüleri çarkı döndüren enerjilerdir...hayatımızda 7 şer yıllık devirler de vardır...burada bunların ayrıntılarına inilmiş...balıklar ruhani burçlardır ya düşün mesela genelde namaz,hac,hatim indirmeler flm burada belirtilen yaşlarda olur...yengeç döneminde de aşık olduğumuz kişi yaşam merkezimizde... yengeçin gezegeni aydır... yakın tavırlar burçları gibi...ama farklı yine de...peki uzatmayalım sevgili balık :)

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

yok yav...böyle bir durum var...hayatın dönemlerini anlamak için çeşitli yöntemler kullanabiliriz. mesela satürn döngüleri çarkı döndüren enerjilerdir...hayatımızda 7 şer yıllık devirler de vardır...burada bunların ayrıntılarına inilmiş...balıklar ruhani burçlardır ya düşün mesela genelde namaz,hac,hatim indirmeler flm burada belirtilen yaşlarda olur...yengeç döneminde de aşık olduğumuz kişi yaşam merkezimizde... yengeçin gezegeni aydır... yakın tavırlar burçları gibi...ama farklı yine de...peki uzatmayalım sevgili balık :)

 

yaw ben bısey demedım:Dyanı söyle hayalperestlık,romantıklık,alkolızm veya baska alıskanlıkları egılımlı olus,kararsızlık gıbı balık özellıklerı ıle bulug cagı örtüşüyor gibi,o acıdan balık olmasını beklerdım 12-20 yas arasını...

ruhanı özellıgını hesaba katmamaıstım

 

balık dönemıne gırınce cıfte balık olarak ısım bayagı da zor hanı:p

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

birşey de kata:) burada anlatılan şekliyle olumlu yönleri alınmış burçların ve bunun hayattaki akışı yani yoldan sapmadan yaşamak bu şekilde olur diyor anlatımda...ama işi daha kişiselleştirmek gerekir anlamak için. bu da doğum anı haritalarımızda saklıdır... enerji ile çalışan insan makinesi ruhuyla bunu kullanışını aklı ile yönlendirerek dönüştürecektir... sıkıntı yaşadığımız zaman enerjiyi yanlış kullandığımızı algılayıp dönüştürerek yolumuzu açık edebiliriz. bir de haritayı aşmak vardır ki o çok daha başka bir konu :D

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

×
×
  • Yeni Oluştur...