Jump to content

Göbeklitepe Höyüğü


nevermore

Önerilen Mesajlar

http://www.evreninsirlari.com/sayilar/s46/s10_files/image002.jpg

Güneydoğu Anadolu da dünya medeniyetinin merkezi olan yerler

Aynı zamanda İnsanın ilk yaratıldığı cennettin de bulunduğu yer olarak

Tahmin ediliyor . ( der Spiegel Almanya’nın en büyük mecmuasının iddiası )

Göbeklitepe Höyüğü, 1963'te Şanlıurfa' da fark edilen, 11.500 senelik bir tapınma alanıdır. Dokuz hektarlık kazı bölgesinin önemi yaklaşık 10 yıl kadar önce tarlasını karasabanla sürerken bulduğu oymalı taşı müzeye götüren bir köylü sayesinde anlaşılabilmiştir.

Şanlıurfa'ya 80 dakikalık bir mesafede, Örencik Köyü yakınlarındadır. 1995 yılında ilk kez Alman Arkeoloji Enstitüsü ve Şanlıurfa Müze Müdürlüğü'nün işbirliğiyle kazı çalışmalarına başlandı. Kazılar Alman arkeolog Doç. Dr. Klaus Schmidt’in başkanlığında yürütülmekte olup, her yıl eylül ve ekim aylarında 10 haftalık bir süreç içinde yapılmaktadır.

Günümüze kadar yapılan kazılar sonucunda bir Neolitik Çağ yerleşimi olduğu anlaşıldı. Tarihi M.Ö 11 bin yıllarına uzanan Neolitik Çağ’dan kalma, tapınma amaçlı törensel alanlara ait mimari kalıntılar, dikili taşlar ve üzerinde kabartmalı yabani hayvan ve bitki figürlerinin bulunduğu taşlar günyüzüne çıkartıldı. Bölgenin önemi ise günyüzüne çıkarılan en büyük tapınma alanını barındırmasıdır.

Günümüze kadar yapılan kazılarda elde edilen bulgular çerçevesinde uzmanlar neolitik çağ insanının henüz çevresinde yer alan hayvanları evcilleştiremediğini düşünmektedir.

Bölgedeki kazı çalışmalarının her yıl Eylül ayında başladığını ve yaklaşık 10 hafta sürdüğünü anımsatan Doç. Dr. Klaus Schmidt şunları belirtti:

‘Göbeklitepe'deki kazılarda elde ettiğimiz bulgularla, dünyanın bilinen en eski tapınma merkezlerinden birinin bu bölgede olduğunu ortaya çıkarmıştık. Ancak, son kazı çalışmalarıyla tapınma merkezinin dünyanın en büyük tapınma merkezi olduğunu tespit ettik. Yaptığımız araştırmalarda, Neolitik Çağ'da yaşamış insanların, yabani sığır, akrep, tilki, yılan, aslan, yaban eşeği, yaban ördeği ve yabani bitki kabartmalarını incelediğimizde hayvanlarını evcilleştiremedikleri sonucuna ulaştık. Ayrıca, dikili taşların (Stel) üzerindeki resimler ve kabartmalar o dönemde yaşamış olan insanların sanatları hakkında bizlere fikir veriyor. Buradaki tapınak, dünyanın bilinen en büyük tapınağı olma özelliğini taşıyor' diye konuştu.

http://www.evreninsirlari.com/sayilar/s46/s10_files/image003.jpg

 

http://www.evreninsirlari.com/sayilar/s46/s10_files/image004.jpg

 

Dünyaca ünlü haber dergisi Der Spiegel, kapaktan verdiği araştırma yazısında, 11 bin yıl geriye uzanan cennetin izlerinin arkeologlar tarafından Türkiye’nin doğusunda bulunduğunu yazdı. Dergi, İngiliz yazar David Rohl’ün bestseller kitabı "Efsane"yi kaynak göstererek, cennetten kovulan Adem ile Havva’nın da burada yaşadığını yazdı.

ADEMİN CENNETİ

ADEM ile Havva’nın yasak elmayı yediği için kovulduğu cennetin kalıntıları Türkiye’de bulundu. Sanatçıların, ressamların, edebiyatçıların yüzyıllardır canlandırdığı, efsane mi gerçek mi olduğu tartışmasının bitmediği 11 bin yıl geriye uzanan cennetin izlerini arkeologlar Türkiye’nin doğusunda buldu. Almanya’nın haftalık haber dergisi "Der Spiegel" 11 sayfa ayırdığı yeni sayısını bu konuya ayırdı. Dergi İngiliz yazar David Rohl’ün yayınladığı "Efsane" adlı bestseller kitabını kaynak gösterdiği yazısında cennetten kovulan Adem ile Havva’nın da burada yaşadığını yazdı.

 

KARACADAĞ’IN BUĞDAYI

 

Göbeklitepe’de bulunan kalıntıların cennetin Türkiye’nin doğusunda olduğunun önemli temel kanıtları olduğu kaydedildi. Adem ile Havva’nın cennetten atılmasından sonra burada toprağı işlemeye başladığı ve ilk tarımın da burada yapıldığı belirtildi. Max Planck Enstitüsünün Köln’de bitkiler üzerine yaptığı araştırmada 68 yeni buğday çeşidini kıyasladığı ve tüm tahılların kökeninin ise Karacadağ eteklerinde bugün de halen yetişen yabani buğday bitkisi olduğunun ortaya çıktığı vurgulandı.

http://www.evreninsirlari.com/sayilar/s46/s10_files/image005.jpg

MEDENİYETİN BAŞLANGICI

 

İngiliz yazar David Rohl’ün tezine göre bundan 11 bin yıl önce taş devrinde insanlar Türkiye, Suriye, Irak ve İran sınır bölgesinde avcılıkla yaşıyordu. Daha sonra insanlar burada yerleşmeye, toprağı işlemeye başladı. Bununla birlikte medeniyet de başladı. En yüksek medeniyet burada oluştu. Göbeklitepe’de bulunan en eski tapınaklar bunun kanıtı.

 

4 IRMAKTAN İKİSİ BURADA

 

Mukaddes kitapta belirtilen cennette akan dört ırmaktan ikisi Dicle ve Fırat nehirleri. Adem de İncil’e göre ilk buğdayı burada öğüttü ve tarımın başlangıç temelini attı. Kabil burada çiftçiliğe başladı. Göçebe halinde ve avcılıkla yaşayan insanlar da ilk kez burada av silahlarını bırakıp toprağı işlemeye ve yerleşik olmaya başladı. Hayvanları evcilleştirip onlardan yararlanmaya başlayan insanlar kendisine ev ve yatak yapmayı, topraktan çömlek yapmayı ve kendi yetiştirdiği bitkilerden beslenmeyi öğrendi. Max Planck Enstitüsü’nün yaptığı araştırma da ilk evrimin Türkiye’nin doğusunda olduğunu kanıtlıyor. Göçebelikten yerleşik düzene geçiş sancılı oldu, insanlar büyük evrim geçirdi.

ADIM ADIM YERLEŞİK DÜZEN

 

Türkiye ve Suriye’de yapılan son kazılar insanoğlunun göçebelikten yerleşik düzene nasıl geçtiğini adım adım gösteriyor.

 

1. İsa’dan 10 bin yıl önce avcılıkla yaşayan insanlar zengin bir bitki örtüsünün bulunduğu bu bölgede avlanıyordu. Bölge hayvan sürüleriyle doluydu.

 

2. İsa’dan 7 bin 500 yıl önce ise hayvanlar azalmaya başlayınca açlık sorunu başgösterdi ve insanlar biraraya gelerek köyler oluşturmaya, bitkilerle beslenmeye başladılar ve yaşam biçimini tamamen değiştirmek zorunda kaldılar. Açlık insanları yenilikler bulmaya zorladı. İnsanoğlu buğdayı öğütmeyi öğrendi. Toprağı eğilerek işleme ve buğdayı öğütme işi öylesine ağırdı ki, insanoğlunun iskelet biçimi değişti. Hayvanları evcilleştirmek de kolay olmadı. Çit çevrilerek hapsedilen hayvanlar önce şok yaşadı. Hayvanlardan ürün alınması uzun zaman aldı.

11 bin yılın izleri

 

Der SpIegel, 11 sayfalık yazısında Ağrı Dağı, Hasankeyf, Mezopotamya ve Nuh’un gemisine de değiniyor. Dergi, Ağrı Dağı görüntüsünün içine figürünü monte ettiği Adem ile Havva’nın Şanlıurfa Göbeklitepe bölgesinde yaşamış olabileceğini öne sürüyorlar.

http://www.evreninsirlari.com/sayilar/s46/s10_files/image007.jpghttp://www.evreninsirlari.com/sayilar/s46/s10_files/image006.jpg

 

Şanlıurfa'nın 20 km . doğusundaki Örencik Köyü yakınlarında bulunan bir kazı alanıdır. Mezopotamya'daki en eski tapınaktır.

 

1996 yılında Alman Arkeoloji Enstitüsü (DAI) ile Şanlıurfa Müzesi'nin ortak çalışması ile yapılan kazılarda günümüzden 11.000 yıl öncesine ait (Çanak-Çömleksiz Neolitik Dönem) büyük bir tapınak kalıntısına ulaşılmıştır. Ayrıca tapınağı süsleyen doğal boyutlarında taştan oyulmuş yaban domuzu, kaplumbağa ve akbaba heykelleri de bulunmuştur.

 

Göbekli Tepe'de ortaya çıkan tapınağı önemli kılan neden, tapınağı yapanların, yerleşik hayata geçmemiş avcı-toplayıcı insanlar olmasıdır. Bu da yerleşik yaşama geçişte ekonomik ya da ekolojik değil, kalabalık ve uzun süreli dinsel törenlerin rol oynamış olabileceğini gösteriyor.

 

Göbekli Tepede arkeologlar 15 metreye varan daire biçimli üç alan ortaya çıkarmışlardır. Kazı yerinde üzerlerinde çeşitli hayvan kabartmaları ya da bunların taşa kazınmış figürlerinin yer aldığı "T" biçimli 16 destek ve kireçtaşı tabakası bulunmuştur. Ayrıca bulunan bazalttan yapılmış kaplar ve işlenmiş çakmaktaşlarından, burada yaşayanların kalıcı olmasa da en azından geçici bir süre burada yaşadıkları anlaşılıyor. Büyük olasılıkla Göbekli Tepe, bölgede yaşayan insanlarca dinsel amaçlar için düzenli olarak ziyaret edilen bir buluşma yeri idi.

 

Şanlıurfa'nın 20 km . doğusundaki Örencik Köyü yakınlarında bulunan bir kazı alanıdır. Mezopotamya'daki en eski tapınaktır.

 

1996 yılında Alman Arkeoloji Enstitüsü (DAI) ile Şanlıurfa Müzesi'nin ortak çalışması ile yapılan kazılarda günümüzden 11.000 yıl öncesine ait (Çanak-Çömleksiz Neolitik Dönem) büyük bir tapınak kalıntısına ulaşılmıştır. Ayrıca tapınağı süsleyen doğal boyutlarında taştan oyulmuş yaban domuzu, kaplumbağa ve akbaba heykelleri de bulunmuştur.

 

Göbekli Tepe'de ortaya çıkan tapınağı önemli kılan neden, tapınağı yapanların, yerleşik hayata geçmemiş avcı-toplayıcı insanlar olmasıdır. Bu da yerleşik yaşama geçişte ekonomik ya da ekolojik değil, kalabalık ve uzun süreli dinsel törenlerin rol oynamış olabileceğini gösteriyor.

 

Göbekli Tepede arkeologlar 15 metreye varan daire biçimli üç alan ortaya çıkarmışlardır. Kazı yerinde üzerlerinde çeşitli hayvan kabartmaları ya da bunların taşa kazınmış figürlerinin yer aldığı "T" biçimli 16 destek ve kireçtaşı tabakası bulunmuştur. Ayrıca bulunan bazalttan yapılmış kaplar ve işlenmiş çakmaktaşlarından, burada yaşayanların kalıcı olmasa da en azından geçici bir süre burada yaşadıkları anlaşılıyor. Büyük olasılıkla Göbekli Tepe, bölgede yaşayan insanlarca dinsel amaçlar için düzenli olarak ziyaret edilen bir buluşma yeri idi.

 

Şanlıurfa'nın 20 km . doğusundaki Örencik Köyü yakınlarında bulunan bir kazı alanıdır. Mezopotamya'daki en eski tapınaktır.

 

1996 yılında Alman Arkeoloji Enstitüsü (DAI) ile Şanlıurfa Müzesi'nin ortak çalışması ile yapılan kazılarda günümüzden 11.000 yıl öncesine ait (Çanak-Çömleksiz Neolitik Dönem) büyük bir tapınak kalıntısına ulaşılmıştır. Ayrıca tapınağı süsleyen doğal boyutlarında taştan oyulmuş yaban domuzu, kaplumbağa ve akbaba heykelleri de bulunmuştur.

 

Göbekli Tepe'de ortaya çıkan tapınağı önemli kılan neden, tapınağı yapanların, yerleşik hayata geçmemiş avcı-toplayıcı insanlar olmasıdır. Bu da yerleşik yaşama geçişte ekonomik ya da ekolojik değil, kalabalık ve uzun süreli dinsel törenlerin rol oynamış olabileceğini gösteriyor.

 

Göbekli Tepede arkeologlar 15 metreye varan daire biçimli üç alan ortaya çıkarmışlardır. Kazı yerinde üzerlerinde çeşitli hayvan kabartmaları ya da bunların taşa kazınmış figürlerinin yer aldığı "T" biçimli 16 destek ve kireçtaşı tabakası bulunmuştur. Ayrıca bulunan bazalttan yapılmış kaplar ve işlenmiş çakmaktaşlarından, burada yaşayanların kalıcı olmasa da en azından geçici bir süre burada yaşadıkları anlaşılıyor. Büyük olasılıkla Göbekli Tepe, bölgede yaşayan insanlarca dinsel amaçlar için düzenli olarak ziyaret edilen bir buluşma yeri idi.

 

http://www.evreninsirlari.com/sayilar/s46/s10_files/image008.jpg

Yaklaşık 12000 yıl önce, Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan bölgede, insanlık tarihinin en önemli

değişimlerinden biri yaşanmaktaydı. insanoğlu avcı-toplayıcı bir yaşam tarzından, yerleşik hayata, çiftçi-üretici düzene geçmek üzereydi. Binlerce yıl öncesinin avcı toplayıcılarının bu geçiş öneminde, sandığımız gibi mütevazı ve basit bir yaşam tarzıyla yetinmemiş olduklarını, aksine, görkemli bir evre yaşadıklarını Göbekli Tepe'de bize bıraktıkları izlerde görebiliyoruz.

Harran ovasını kuzeyde sınırlayan dağ silsilesinin en yüksek noktasında yer alan, topografik özellikleri ile geniş görüş mesafelerine hakim bir konumda bulunan Göbekli Tepe, avcı toplayıcı insanların yarattığı bir kült merkezidir. Arkeolojik araştırma tarihinde neolitik dönem için düşünülen modelleri, teorileri alt üst eden verileri günümüze ulaştırmaktadır. Üretime geçiş aşamasına yakın olan son avcı grupların anıtsal mimarilerini ve gelişkin sembolik dünyalarını bu dönem için beklenmedik bir düz'eye ulaşmış bir kültürü bize iletmektedir.

Göbekli Tepe, çapı 30m. ye ulaşan yuvarlak ve oval planlı, sayışı 20 'yi bulan yapılardan oluşur. Bunlardan 6 tanesi kazı sırasında ortaya çıkarılmış, diğerleri jeomanyetik ve georadar yöntemleriyle yapılan ölçümler sonucunda belirlenmiştir. Bu ölçümlerle elde edilen sonuçlar Göbekli Tepe'nin neredeyse 12000 yıl öncesinde insanoğlu tarafından seçilen ve yaratılan büyük bir buluşma merkezi olduğunu, günlük yaşama yönelik mekanlarla değil, törensel amaçlı inşa edilmiş, anıtsal yapılarla kaplı olduğu görüşünü desteklemiştir.

Yuvarlak planlı sözkonusu yapıların merkezinde iki tane serbest duran boyu 5m. yi bulabilen kireçtaşından şekillendirilmiş T biçimli dikilitaşlar bulunmaktadır. Aynı formda ama daha küçük boyutlu dikilitaşlar ise yapı duvarlarının iç çeperlerine merkez iki dikilitaşa yönlendirilmiş olarak yerleştirilmiştir. Dikilitaşların üzerlerinde kabartma tekniğinde yapılan hayvan motifleri ve çeşitli soyut semboller bir tür haberleşme sisteminin kalıntılarını ,12000 yıl öncesinin sembolik dünyasını, hafızasın), mesajlarım bugüne ulaştıran bulgulardır.

Göbekli Tepe' nin etkileyici anıtsal buluntuları yetkin bir taş işçiliğini yansıtmakta, taş üzerinde kabartma

tekniğiyle yapılarak aktarılan motiflerin içerik zenginliği ise karmaşık bir düşünsel düzeye ulaşıldığını

göstermektedir. Tüm bu bulguların yanında, eserlerin nitelik ve nicelikleri gözlemlendiğinde, raslantısal değil düzenli bir tekrarlama şeklinde saptanabilen büyük boyutluluk, anıtsallık ve sayısal yoğunluk, arka planda olması gereken gelişkin sosyal düzenin, organizasyon ve koordinasyon kabiliyetinin ipuçlarını vermektedir.

Göbekli Tepe'nin anıtsal yapıları, onu yapan neolitik dönem insanları tarafından bilinçli olarak doldurulmuş, bir nevi gömülmüştür. Bu dönemde hayat tarzlarını da değiştirmeye başlayan son avcılar, eski kimliklerini, avcı yaşamlarında onlar için önemli olan inanışlarını, sembol dünyalarını tahrip etmeden kapatarak terketmişlerdir. Bu nedenle son avcıların buluşma merkezi olan bu eşsiz tapınaklar dağı, ıssız, ırak, sessiz doğal ortamda, tahrip edilmeden günümüze kadar ulaşabilmiştir.

Göbekli Tepe ilk kez 1963 yılında İstanbul ve Chicago Üniversitelerinin ortaklaşa yaptığı bir yüzey araştırmasında V 52 adıyla neolitik yerleşme olarak saptanmış ve yüzey araştırması ile ilgili 1980 yılında yapılan yayında Peter Benedict tarafından yazılan makalede yerleşme ile ilgili ilk bilgiler verilmiştir. Bu makalede yer alan kısa tanımda Göbekli Tepe' nin yamaçlarının çakmaktaşlarıyla dolu olduğu ve en yüksek iki tepeciğin üstünün gömütlüklerle kaplı olduğu yazılıdır. Ancak bu araştırmanın yapıldığı yıllarda neolitik dönem hakkında bilinenler. Göbekli Tepe'nin özel bir yer olarak anlaşılmasına olanak vermemiştir. Bu döneme ait büyük boyutlu heykeller, T-biçimli dikilitaşlar ilk kez 90' lı yıllarda Urfa yakınlarında bulunan Nevali Cori kazısında bulunmuştur. 1994 yılında Klaus Schmidt ekip üyesi-arkeolog olarak her kampanyasına katıldığı Nevali Cori kazılarının tamamlanması ve bu yerleşim yerinin Atatürk Barajı suları altında kalması sonrasında, yeni bir proje planlama düşüncesiyle, bölgede bilinen diğer neolitik yerleşmeleri ve bu çerçevede Göbekli Tepe' yi ziyaret eder. Nevali Cori kazılarının verdiği tecrübe, Klaus Schmidt' e, 1963 yılında Göbekli Tepe' de araştırmacıların gömütlük olarak tanımladıkları taşların,

üst kısımları görünen neolitik dönem dikilitaşları olduğunu farketme olanağını verir. Benin Alman Arkeoloji

Enstitüsü Orient bölümü uzmanı ve Erlangen Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr. Klaus Schmidt 1995 yılından beri aralıksız olarak Göbekli Tepe kazı çalışmalarını yürütmektedir.

http://www.evreninsirlari.com/sayilar/s46/s10_files/image010.jpg

 

Toplu olarak alanın bilgisayarda yapılanması

 

 

http://www.evreninsirlari.com/sayilar/s46/s10_files/image011.jpg

MEZARLAR

 

 

http://www.evreninsirlari.com/sayilar/s46/s10_files/image012.jpg

 

 

 

Hayvan kabartmalı mezar taşları

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Beşikler vermişim Nuh'a

 

Salıncaklar, hamaklar,

 

Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır,

 

Anadoluyum ben,

 

Tanıyor musun ?

 

Dizeler şair Ahmet Arif'e ait.Kim bilir daha ne sırlar saklıyor bu kadim topraklar.Stonehenge ile yapı benzerliği ayrıca dikkat çekici.Hayvan kabartmaların haricinde;''soyut''sembollerinde bulunması başka bir ilginçlik.Bir zamanlar aynı coğrafya da Luvilerin de (ışık insanları) Sabiilerinde yaşaması manidardır.Benim kısıtlı bilgim ve geniş hayalgücüm,bu kazıların son ucu Atlantis'e veya Mu'ya çıkar der..

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Göbeklitepe ; Medeniyet Tarihi Değişebilir

[TABLE=width: 567, align: center]

[TR]

[TD=width: 220]http://www.spiritualizm.com/sphaber/go1.jpg[/TD]

[/TR]

[/TABLE]

[TABLE=width: 567, align: center]

[TR]

[TD=width: 220][/TD]

[/TR]

[/TABLE]

[TABLE=width: 567, align: center]

[TR]

[TD=width: 220][/TD]

[TD=width: 337]

Şanlıurfa yakınlarındaki Göbeklitepe Höyüğü’nde yapılan kazılardan elde edilen bilgiler, yıllardır tarih derslerinde öğretilenleri yalanlar nitelikte...

[/TD]

[/TR]

[/TABLE]

[TABLE=width: 567, align: center]

[TR]

[TD=width: 337]

[/TD]

[/TR]

[/TABLE]

1994’te Alman arkeolog Klaus Schmidt tarafından bulunan ve 14 yıldır kazı çalışmaları devam eden arkeolojik bölgede ortaya çıkan 12 bin yıllık tapınak, ‘avcılık ve toplayıcılıkla geçinen göçebe toplulukların, tarımı öğrenerek yerleşik yaşama geçtiği’ tezine ters düşüyor. Çünkü bu dönemde yaşayan insanların henüz çanak çömlek yapmayı bile bilmedikleri varsayılıyor.

http://www.spiritualizm.com/sphaber/go2.jpg

Ancak duvarlarının kalınlığı 1.4 metre olan, on iki metre boyundaki tapınağın içinde üzerinde kuş, aslan, yılan ve akrep şeklinde kabartmaların yer aldığı “T” şekilli sütunlar bulunuyor. Hatta tapınağın çevresinde tarım yapıldığına dair işaretler de var. Klaus Schmidt’e göre, bu bölge Mezopotamya’daki ilk şehirlerden 5 bin 500 yıl, İngiltere’deki ünlü Stonehenge’den de 7 bin yıl daha yaşlı. Alman bilimadamı, Göbeklitepe ile ilk karşılaşmasını şöyle anlattı:

 

“Hayatımı değiştirdi”

 

“Bu kalıntılara rastladığım zaman önümde iki seçenek vardı. Ya hiç kimseye bir şey söylemeden hemen burayı terk edecektim, ya da hayatımın geri kalanını burada geçirmeye razı olacaktım. Ben ikinci seçeneği seçtim...” Schmidt’e göre, bu tapınağı yapanlar “yeryüzünde ilk kez evren nedir, biz neden buradayız sorusunu kendilerine soran” kişilerdi.

Stanford Üniversitesi’nden Ian Hodder da Göbeklitepe sayesinde tarihin yeniden şekillenebileceğini belirtiyor. Uzun süre Çatalhöyük’teki kazıları yöneten Hodder, Göbeklitepe için şunları söyledi: “Bu tür yapıların sadece yerleşik hayata geçmiş tarımla uğraşan medeniyetler tarafından yapılabildiği düşünülürdü. Ama Göbeklitepe her şeyi değiştirdi. Çünkü bunu yapanlar avcılıkla hayatını sürdüren insanlar. O yüzden bildiğimiz her şey değişebilir. Çok uzun bir zamandır yapılan en önemli arkeolojik buluş.”

http://www.spiritualizm.com/sphaber/go3.jpg

http://www.spiritualizm.com/sphaber/go4.JPG

http://www.spiritualizm.com/sphaber/go5.JPG

Dikili taşta Kelaynak kuşu kabartması

Şanlıurfa Göbeklitepe’de yapılan kazı çalışmalarında Kelaynak kuşu kabartmalı dikili taş bulundu. Daha önce de çeşitli hayvanlara ait kabartmaların bulunduğunu belirten yetkililer, bulanan kabartmalarının dünyanın hiçbir yerinde olmadığını bildirdiler. ( NTV )

Daha önce M. Ö. 10 bin yıllık tapınakların bulunduğu Göbeklitepe’de, bugüne kadar 4 tapınak alanı bulundu.

20 tapınağın daha olduğu tahmin edilen bölgede, 5 Eylül’de başlanan ve 15 Ekim’de sona erecek olan kazılarda önemli bulgulara ulaşıldı.

http://www.spiritualizm.com/sphaber/go6.JPG

http://www.spiritualizm.com/sphaber/go7.JPG

Üzerlerinde boğa, tilki, yaban domuzu, yılan, turna, yaban ördeği, ceylan, yaban eşeği gibi hayvanların kabartmaları bulunan bölgede, bu yıl dünyada sadece Nil Nehri ile Şanlıurfa’nın Birecik İlçesi’nde yaşayan ve nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya bulunan Kelaynak kuşu ile kertenkele kabartmaları olan T şeklindeki Neolitik döneme ait dikili taşlar bulundu.

Kazı Başkanı Alman Doç. Dr. Klaus Schmidt, burada bulunan hayvan kabartmalarının daha önce dünyanın hiçbir yerinde bulunmadığını belirterek, “Buradaki kazı 10 yıl daha sürecek; Eski Tapınak, Çakmaktaşı ve hayvan kabartmalı taşlar buluyoruz” dedi.

 

Göbeklitepe’de gerçekleştirilen kazı çalışmalaraında 7 arkeolog ve 30 işçi yer alıyor.

[TABLE=width: 522, align: center]

[TR]

[TD=width: 241]http://www.spiritualizm.com/sphaber/go8.jpg[/TD]

[/TR]

[/TABLE]

[TABLE=width: 522, align: center]

[TR]

[TD=width: 241][/TD]

[/TR]

[/TABLE]

[TABLE=width: 522, align: center]

[TR]

[TD=width: 241][/TD]

[TD=width: 271]

‘Göbeklitepe yerleşik bilgileri altüst edecek’

Ntvmsnbc.com

[/TD]

[/TR]

[/TABLE]

[TABLE=width: 522, align: center]

[TR]

[TD=width: 271]

[/TD]

[/TR]

[/TABLE]

Adem’le Havva elmayı Şanlıurfa’da yemiş!

 

Alman arkeolog Klaus Schmidt’e göre kutsal kitaplarda adı geçen “Cennet Bahçesi” Şanlıurfa’da

Schmidt “14 bin yıllık Göbekli Tepe, aslında Adem’le Havva’nın yaşadığı ‘Garden of Eden’ olarak anılan kutsal mekan” diyor.

 

Şanlıurfa’da arkeologları şoke edecek düzeyde önemli kalıntıların bulunduğu Göbekli Tepe hakkında çok sansasyonel bir iddia ortaya atıldı. Hayatını buradaki kazılara adayan Alman arkeolog Klaus Schmidt, Piramitler’den 7 bin 500 yıl önce inşa edildiği tespit edilen bu mekanın Kutsal Kitaplar’da adı Garden of Eden ya da “Cennet Bahçesi” olarak geçen ve Adem ile Havva’nın yasak elma ağacının meyvesinden yiyerek kovuldukları yer olduğunu ileri sürdü.

 

1994’te sürüsünü otlatan bir çoban, Şanlıurfa’nın 15 km kuzey doğusundaki Göbekli Tepe’-de dikdörtgen şeklinde üzerinde oymalar olan taşlar buldu, yetkililere götürdü. İstanbul’daki Alman Arkeoloji Enstitüsü görevlisi Klaus Schmidt, bölgeye giderek incelemelere başladı. Kazılarda şimdiye dek çıkarılan 45 adet T şeklindeki taş anıtın üzerinde yabani domuz, ördek, yılan, aslan, balık ve avcılık yapan insan figürleri var. Daha yüzlerce taş anıtın çıkarılmayı beklediği bölgenin tapınak olarak kullanıldığını tahmin ediliyor.

Eski metinler doğruluyor

 

Uzmanlara göre Göbekli Tepe tam 14 bin yaşında, yani piramitlerden 7 bin 500 yıl daha eski. Schmidt’e göre artık çorak olan Göbekli Tepe, bir zamanlar çok bereketli bir bölgeydi. Ancak insanlık, çevrenin bozulmasına yol açarak bu “cennet”in yok olmasına sebep oldu. Göbekli Tepe’de bulunan taşlar, M.Ö. 8000’de programlı bir şekilde toprağa gömüldü. Bunun sonucu, çobanın üzerinde dolaştığı yapay tepeler oluştu. Bilim adamlarına göre Göbekli Tepe’nin Adem ve Havva’nın yaşadığı Cennet Bahçesi olduğuna ilişkin kanıtlar şöyle:

 

- İncil’in “yaradılış” bölümünde cennet bahçesinin Asur’un batısında olduğu yazıyor. Göbekli Tepe de burada.

 

- Cennet Bahçesinin 4 nehirle çevrelendiği, bunlardan ikisinin de Fırat ile Dicle olduğu biliniyor.

 

- Asur tabletlerinde Beth Eden adlı bir medeniyetten bahsediliyor. Yeri Göbekli Tepe’nin bulunduğu yer tarif ediliyor.

 

- Tevrat’ta da bahçenin Suriye’nin kuzeyinde olduğu belirtiliyor.

 

- “Eden” kelimesi Sümerce “ova” anlamına geliyor. Göbekli de Harran Ovası’nın hemen içinde yer alıyor.

DIŞ HABERLER

 

UZMANLAR HEYECANLI

 

İNGİLİZ Daily Mail gazetesinin konuştuğu bilim adamları, “Medeniyetten ve her şeyden önce Göbekli Tepe vardı” ifadesini kullandı. İşte bölgeyi inceleyen uzmanların tepkileri:

 

- Stanford Üniversitesi’nden Ian Hodder: Göbekli Tepe tarihle ilgili bildiğimiz her şeyin değişmesine sebep olacak.

 

- Witwatersrand Üniversitesi’nden David Lewis Williams: Göbekli Tepe tarihin gelmiş geçmiş en büyük arkeolojik keşfi.

 

- Reading Üniversitesi’nden Steve Mithen: Burası insan aklının anlamakta zorlanacağı kadar olağanüstü.

 

- Alman arkeolog Klaus Schmidt: Tüm kanıtlar gösteriyor ki burası insanlığın doğduğu yer. Göbekli Tepe, Adem’le Havva’nın yaşadığı Cennet Bahçesi’ndeki bir tapınaktı.

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • Göbeklitepe’de Kafatası Kültü

      Göbekli Tepe’deki insan kemiklerinde Neolitik dönem kafatası kültüyle bağdaştırılabilecek kasıtlı yapılmış izler bulundu.   http://i.hizliresim.com/dBXdRL.jpg  (A) Göbekli Tepe’nin haritadaki yeri. (B) Kafatası parçalarının kazı alanında bulunduğu noktalar. © Göbekli Tepe anıtsal yapılarının havadan görünüşü.   Şanlıurfa’daki 11.000 yıllık sit alanı Göbekli Tepe’de kazı çalışmaları sırasında parçalanmış halde binlerce insan kemiği ele geçti. Bunların arasında üzerinde oluk izleri, deli

      , Yer: Kayıp Medeniyetler

×
×
  • Yeni Oluştur...