Jump to content

Ayneyas’ın ‘Ölüler Ülkesi’ne Yolculuğu


schizophrana

Önerilen Mesajlar

Troya kralı Priyamos’un (Priamos) kardeşi Anhises(Ankhises), Kazdağı’nda çobanlık ediyordu. İşinden yana da çok mutluydu. Zaten öyle hanlarda saraylarda hiç gözü yoktu onun... Sürülerini otlatırken, geceleri gökyüzünden yıldızların nasıl döküldüğünü anlatırdı elinden düsürmediği kavalıyla. Kavalını üflemeye başladığında, hem koyun kuzuları, hem de Kazdağı’nın tekmil kurtları kuşları çevresine doluşur; onun o yanık ezgilerini sonuna dek dinlerlerdi... Neler anlatmıyordu ki kavalından dökülen o yoksul ezgilerde Anhises!.. Tanrıça Afrodit bile bu ezgileri dinleye dinleye derinden vuruldu ona. Hattâ onun musikisinin büyüsüne kapıldığı bir akşamüstü, hemen Kıbrıs’taki tapınağına gidip rengârenk giysilerle bir köylü güzeli kılığında giyindi kuşandı hemen... Kazdağı’nın yabangüllerinden ve çeşit çeşit çiçeklerinden süzülmüş kokular süründü; sonra da Kazdağı’nın yolunu tuttu. Yolu üstündeki tekmil ağaçlar, kuşlar hayvanlar tanrıçalarını tanıdılar. O yüzden hepsi de onun ardına takıldılar. Ve tanrıça Afrodit, doğruca Anhises’in çoban kulübesinde aldı soluğu... Ve unutulmaz bir gece geçirdi çoban sevgilisi Anhises’le!.. İşte o geceki aşklarından Ayneyas(Aineias) adlı bir oğlan çocukları geldi dünyaya...

 

Haliyle tanrıça Afrodit, yıllarca süren Troya savaşları sırasında oğlu Ayneyas’ı hep esirgedi, korudu. Zaten o yüzden de işgalci ve soyguncu Agamemnon’un ordularına karşı Troyalıların saflarında yer aldı hep... Ne var ki Troya yakılıp talanlandıktan sonra Ayneyas; anası Afrodit ve öteki tanrıların da yönlendirmesiyle, yaşlı ve kötürüm babasını sırtına alıp tayfalarıyla birlikte denize açıldı. Kendilerine artık yeni bir ülke arayacaklar, orada yeni bir devlet kuracaklardı... Bu yeni ülke İtalya olacak ve orada Ayneyas, Roma İmparatorluğu’nun çekirdeğini oluşturacaktı... Ne var ki Troya’dan başlayan bu deniz yolculuğu hiç de kolay olmayacak, çok zorlu ve inanılmaz serüvenler yaşamak zorunda kalacaktı! Bu arada babası ihtiyar Anhises’i de yitirecekti...

 

 

Troya’dan ayrılırken prens Helenos’un söylediklerini hiç unutmadı Ayneyas: “İtalya’ya varınca Sibilla denen kadını bul. Çok akıllı bir kadındır. O sana bir yol yordam gösterir” demişti. O yüzden Ayneyas, İtalya’ya ayak basar basmaz bilici kadın Sibilla’yı buldu hemen. O da; “Geleceğini öğrenebilmen için yeraltındaki Ölüler Ülkesi Hades’e inmelisin. Orada ölen baban Anhises’le konuşmalısın. Hem hasret giderirsin, hem de bundan böyle ne yapman gerektiği konusunda ondan bilgi edinirsin” dedi... Bu sözlerin ardından; “İstersen ben de seninle birlikte yeraltı dünyasına inebilirim” diye ekledi Sibilla. Ne var ki yeraltı Ölüler Ülkesi’ne inebilmek için altın bir dal bulması gerekiyordu Ayneyas’ın. Neyse ki fazla yorulmadan denize yakın bir korulukta buldukları altın ağacın küçük bir dalını koparıp doğruca Sibilla’nın yanına döndüler...

 

 

Daha önceleri Herakles, Orfeus, Psike ve Odisseus gibi sayılı birkaç kahraman, Hades denen Yeraltı Ülkesi’ne canlı olarak inip ve gene canlı olarak dünyaya dönmeyi başarabilmişlerdi... Ayneyas da oraya Sibilla ile iner inmez eli ayağı dolaştı birbirine... Korkular ve karanlıklar içinde epeyce yol aldıktan sonra Aheron Nehri’yle Kokitos Nehri’nin birleştiği yere geldiler. Ne var ki buradan karşıya, Hades denen Ölüler Ülkesi’ne geçmek için Haron(Kharon) adlı bir bekçinin kayığına binmek gerekiyordu. O yüzden bu dönüşü olmayan ülkeye göç eden binlerce dünyalı insan, bir an önce sandala alıp karşıya geçirmesi için Haron’a yalvar yakar oluyorlardı! Ne var ki kayıkçı Haron da öyle her yalvaranı kayığına almıyordu! Kayığına almadıkları da haliyle yeryüzünde geleneklere uygun olarak gömülmemiş olanlardı... Örneğin gözleri içine altın para konmamış olanlar onun sandalına hemen binemiyordu; tam yüzyıl Haron’a yalvara yalvara çile çekmek zorunda kalıyorlardı...

 

 

Ayneyas’la ona yoldaşlık eden Sibilla da tam sandala atlayacakları sırada sandalcı Haron, onları durdurdu hemen. “Ben yalnızca ölüleri karşıya geçiririm” diye diklendi. Bunun üzerine Sibilla elindeki altın dalı gösterdi Haron’a. Haron da artık sesini çıkarmadı; sandalına aldı ikisini de. Ölüler Ülkesi’nin kapısında nöbet tutan üç başlı Kerberos adlı azılı köpeğin yanına geldiklerinde Sibilla, hemen yiyecek bir şeyler verdi köpeğe. Sonra da başını okşadı. Canavar köpek, artık Ayneyas’a ve Sibilla’ya kuyruğunu sallaya sallaya içeri buyur etti. Onlar da kapıdan girip ölüler dünyasının geniş meydanlarında özgürce yürümeye başladılar... Sonra “Yas Tarlaları”na ulaştılar. Orada umarsız aşklar yüzünden canlarına kıymış bahtsız sevdalılar oturuyordu. Haliyle Ayneyas da orada, kendisine aşık olan ama kendisinden ayrılmak zorunda kaldığı için odun yığınları üstünde kendini yakan sevgilisi Kartaca kraliçesi Dido ile karşılaştı. Ayneyas doğruca onun yanına gidip, “Zeus’un buyruğuyla seni terk etmek zorunda kaldım! Beni bağışla sevgilim!” dedi... Kraliçe güzel Dido da yoğun bir bulut heykeli olarak öylece kaldı; hiçbir yanıt vermedi... Ayneyas’ın içine büyük bir acı saplandı aniden...

 

 

Ayneyas’ı babası Anhises’le buluşturmak için kılavuzluk eden tanrı sözcüsü Sibilla, “Bu yolun sonunda Radmantis(Rhadamanthis) oturur. Yeryüzünde vaktiyle suç işlemiş olanları yargılar. Sağdaki yol da, dünyada hiç kötülük etmemiş kişilerin yaşadığı Elize(Elisée) kırlarına götürecek bizi. İşte baban Anhises de orada oturur!..” dedi. Biraz daha yürüdükten sonra birbirleriyle buluşan Anhises’le oğlu Ayneyas, uzun süre kucaklaştılar. Sonra Anhises oğluna Unutuluş Irmağı’nın sularından içirdi. “İleride çok büyük bir kent kuracaksın!” dedi ona. “Bu kent zamanla büyük bir ülke olacak. Roma İmparatorluğu’nun kurucusu olacaksın böylece...” Anhises oğluna ileride neler yapması gerektiği konusunda öğütler verdi. Daha sonra da ayrılma zamanı gelince; “Üzülme!” dedi. “Şimdi ayrılacağız, ama daha sonra dünyada iyilik etmiş insanların oturduğu bu meydanda gene buluşacağız!”

 

 

Ayneyas fazla beklemeden Sibilla ile yeniden yeryüzüne çıktı... Ertesi gün de gemideki yoldaşlarıyla birlikte, yanan Troya’nın yerine yeni bir ülkenin; Roma İmparatorluğu’nun çekirdeği olacak bir kent kurmak üzere, İtalya’ya doğru yelkenlerini açtı....

 

Yaşar Atan

evrensel.net

Yorum bağlantısı
Diğer sitelerde paylaş

Sohbete katıl

Şimdi mesaj yollayabilir ve daha sonra kayıt olabilirsiniz. Hesabınız varsa, şimdi giriş yaparak hesabınızla gönderebilirsiniz.

Misafir
Bu konuyu yanıtla...

×   Farklı formatta bir yazı yapıştırdınız.   Lütfen formatı silmek için buraya tıklayınız

  Only 75 emoji are allowed.

×   Bağlantınız otomatik olarak gömülü hale getirilmiştir..   Bunun yerine bağlantı şeklinde gösterilsin mi?

×   Önceki içeriğiniz geri yüklendi.   Düzenleyiciyi temizle

×   You cannot paste images directly. Upload or insert images from URL.

  • Similar Topics

    • İnziva: İnsanın Kendine Yolculuğu

      İnziva ile ilgili denk geldiğim güzel bir yazıyı paylaşmak istedim.Yaşamın bize yüklediği misyonlar ve insanlığın kurduğu düzenin içinde bazen kendimizden uzaklaşıyoruz.Çevremizin bize yüklediği ve yaşamla mücadelenin içinde bazen nefes aldığımızı bile hissedemiyoruz.Algılarımız kapanıyor ve kendimize yabancılaşıyoruz.Bu noktada inziva konusu çok önemli benim için.Yola devam etmek için ihtiyacımız olan yakıt İNZİVAYA ÇEKİLMEKTİR bazen.                                                        

      , Yer: Witchcraft

    • Sümerce Kaynaklara göre Ölüler Diyarının Yeri

      Tanrılara hizmet etmek için yaratıldıklarına inanan EskiMezopotamyalılar ölüm sonrasında yaşamın başka bir âlemde devam ettiğinidüşünmekteydiler. Günümüzde olduğu gibi o dönemlerde de ruhun varlığınave ölümle birlikte bedenden ayrıldığına inanılmaktaydı. Ruhun bedeni terketmesinin ardından ölüler diyarına gidebilmesi ve oranın bir sâkini hâlinegelebilmesi için bir takım âyinlerin yerine getirilmesi şarttı. Farklı bir âlemegeçiş yapan bu varlığa (ruha) Sumercede gidim Akadcada ise eṭemmudenilm

      , Yer: Ölüm ve Ötesi

    • Bir Nantes Yolculuğu Festivali

      Fransa'nın Nantes kenti ilginç bir sanat festivaline ev sahipliği yaptı.   http://i.hizliresim.com/8zZadk.jpg   “Bir Nantes Yolculuğu” adlı festivalde sergilenen heykeller sanatseverlere görsel bir şölen sundu. Tanınmış Fransız heykeltıraş ve fotoğrafçı Philippe Ramette’in çalışmaları ülkenin batısında yer alan şehrin sokaklarını adeta süsledi.   http://i.hizliresim.com/7DgaNa.jpg   Ramette’in bu festivaldeki temalarından biri “Tembelliğe Saygı” olurken, kaide üzerinde bir ayağı boşta du

      , Yer: Pano

    • Bir Astronotun Sonsuz Yolculuğu - Jaroslar Kalfar

      Jaroslar Kalfar'ın Arthur C. Clarke Ödülü adayı sürprizlerle dolu kitabı, "Bir Astronotun Sonsuz Yolculuğu" galaksilerarası bir aşk, azim ve keşif seyahatini anlatıyor.     Çocukken öksüz kalan, dede ve ninesinin Çek kırsalında büyüttüğü Jakub Procházka’ya, kendi halinde bir biliminsanıyken Çek Cumhuriyeti’nin ilk astronotu olması teklif edilir.   Venüs’le Dünya arasında ortaya çıkan Chopra isimli bulut, gökyüzünü mora çevirmiştir. Yapacağı bu tek kişilik tehlikeli uçuş Jakub’a hem kahrama

      , Yer: Kitap Tanıtımları ve Eleştirileri

    • Ten no Chasuke / Chasuke'nin Yolculuğu

      Tür: Aksiyon, Fantastik, Komedi, Türkçe Dublaj, Yabancı Film Yapım: 2015 - Japonya IMDB Puanı: 6.2 Yönetmen: SABU Oyuncular: Ken'ichi Matsuyama, Ito Ohno, Ren Ôsugi, Yûsuke Iseya, Hiromasa Taguchi, Tina Tamashiro, Susumu Terajima, Hiroki Konno, Takashi Matsuyuki, Ryo, Shintarô Yamada   Konusu :   Cennet ve dünya arasında geçen filmin başkarakteri Chasuke, cennette çaycılık yapan bir adamdır. Chasuke, kendisi gibi cennette bulunan bir yazarın, dünyada yaşayan Yuri adında bir kadının hayatın

      , Yer: Filmler

×
×
  • Yeni Oluştur...