Jump to content

Tüm Etkinlikler

Bu akış otomatik olarak yenilenir

  1. Bugün
  2. Dün
  3. Geçen hafta
  4. Daha öncesi
  5. new_age_nt

    Toplum ahlakı üzerine

    insanın en başta kendisine saygısı olucak ki dünyaya bakış açısı güzelleşsin.
  6. new_age_nt

    Şu An Nasılsın? Ne Düşünüyor, Ne Hissediyorsun?

    Kabede hacılara huU der Allah🤭
  7. bpdI

    Son İki Harfinden Devam Edelim!

    Sinyal
  8. terror434

    Son İki Harfinden Devam Edelim!

    word finder______________ kelime bulucu word cheat________________ kelimelik hile word finding machine______ kelime bulma makinesi
  9. reincarnated

    Şu An Nasılsın? Ne Düşünüyor, Ne Hissediyorsun?

    Şu son beş yıl çok hızlı geçti benim için, ne olduğunu anlamadan otuzuma gelmişim. : /
  10. lucci

    Boş Konuş

    Kişinin din ve ibadet kavramlarını anlayış seviyesine ve mutlak gayesine göre değişebilir.
  11. bpdI

    Boş Konuş

    İnsanın ait olmadığı inanmadığı bir dinin ibadetlerini yapması etik midir saygısızca mıdır ya da neden buna istek arzu duyar
  12. PatavatsiZ

    Boş Konuş

    Kendinle baş başa vakit geçirdiğinde, geçmişe dair utanacak ne kadar çok şey olduğunu anlıyor insan. Hayat filmlerinin bir döneminde figüranı olduğum insanlar da kendileriyle vakit geçirdiklerinde benim adıma utanıyorlarmıdır acaba?
  13. teiluS

    Gnoxis'e Giriş Hikayeleriniz

    Kullanıcı adımı bile unuttum nerden nasıl geldiğimi hatırlayayım herhalde konulara merak sardımda geldim 😀 Ama şimdi niye geldiğimi biliyorum ‘’ eskiden ne güzeldi beee “ demeye geldim 2009/10/11 yılları mesajları yetiştiremiyoduk yahu aklıma geldi bakayım dedim o zaman 17 yaşındaydım şimdi 32 🙂‍ myself never sirius hatırlamadığım isimler hey gidi günler heyyy
  14. Ortamol1

    Gnoxis'e Giriş Hikayeleriniz

    Hatırlamıyorum
  15. bpdI

    Gnoxis'e Giriş Hikayeleriniz

    Fal çeşitlerine bakınıyor ritüelleri araştırıyordum 3.5 yıl olmuş ne hızlı geçmiş
  16. bpdI

    Toplum ahlakı üzerine

    Toplumsal ahlakı alkol, zina ya da diğer unsurlar değil bireyler bozar. Kişi en başta kendine karşı ahlak sorumluluğu ve bilinci içerisinde değilse, aklını kullanmaktan geri duruyorsa, kendini hapsetmiş durumdaysa; kendi özel hayatındaki ilişkilerde, basit bir çay ortamında, genelgeçer mikro her davranışında ve ikili ilişkilerde bulunduğu her etkileşimde zarar verecek ve ahlakı, mentali duruma göre değişebilecek ölçülerde bozacaktır. Neyi neden yaptığını bilmeyen, kendine karşı sorgulaması olmayan, yaprak gibi savrulmayı kabul etmiş olanlar su da içse nefes de alsa zarardır.
  17. Aishalili

    Şu An Ne Dinliyorsun? Yorum Yap, Bir Dizesini Yaz, Paylaş!

    I'm not ready to say goodbye
  18. bpdI

    Şu An Nasılsın? Ne Düşünüyor, Ne Hissediyorsun?

    Dişim ağrıyor kulağıma vuruyor başım gözüm ağrıyor dişçiye gitmem gerek. Regl olucam e bide onun ağrısı. Cataflam içtim etkisi geçti. En iyisi dışarı çıkıp bi soğuk hava almak
  19. Serdar Yıldırım

    Yazını Paylaş

    Kısa Keloğlan Masalları - Serdar Yıldırım KELOĞLAN'IN FÜZESİ Bir varmış, bir yokmuş. Ülkenin birinde Keloğlan yaşarmış. Uzaya meraklıymış. Bir gün bir füze bulmuş. Füzeyle Jüpiter'e gitmiş. Uzayda tur atmış. Sonra dünyaya dönmüş. Masalımız da burada bitmiş. KELOĞLAN VE KORSANLAR Bir Keloğlan varmış. Kayıkla denize açılmış. Korsanlar, kayığı almışlar. Keloğlan'ı denize atmışlar. Keloğlan yüzerek kıyıya çıkmış. Masalımız da burada bitmiş. KELOĞLAN'IN SARAYLARI Evvel zaman içinde bir Keloğlan yaşarmış. Rüyasında hazine üstünde yattığını görmüş. Evin altını kazıp, hazineyi bulmuş. 365 tane saray yaptırmış. Padişahın kızıyla evlenmiş. Masalımız da burada bitmiş. ------------------------------------------------ BANA KELOĞLAN DERLER Tarlaya biber ektim Bahçeye fidan diktim Şu masal dünyasında Keloğlan olarak tektim. Kimse beni geçemez Benimle yarışamaz Benim aştığım yüce Dağları onlar aşamaz. La Fonten saraylarda Fransa'da, İspanya'da Tatlı hayat yaşamış Kralların sofrasında. Andersen dersen İsveç'te Aklı fikri gelgeçte Masallar yazmış ama Beynimizde süzgeçte. Grimm Kardeşler vardır Onlar birer Alman'dır Almanlara sorarsan Dertlerine dermandır. Bana ne La Fonten'den Andersen'den, Grimm'den Avrupa'da masal kitaplarında Var mı hiç Keloğlan'dan? Ben bana benziyorum Anadolu çocuğuyum Beni sallamayanı Sallar söker atarım. Masal kitabı basanlar Yerli yazara kızanlar La Fonten, Grimm deyip Andersen'den çıkanlar. Ey yayınevleri Bilgi, kültür evleri Yerli yazar yok, Avrupa çok Avrupa kültür evleri. SON ------------------------------------------------- DEĞİRMENCİ KELOĞLAN İLE ARAP Eski zamanlarda bir Keloğlan yaşarmış. Bu Keloğlan tembellikten bıkmış. Arabın biriyle ortak olmuş ve bir değirmen satın almış. Keloğlan kısa zamanda değirmenciliğe alışmış. Gelen buğday, arpa ve mısırı değirmende öğütüp un yapıyor ve para kazanıyormuş. Bazı müşteriler para yerine öğütülen tahılın birazını değirmen hakkı olarak bırakırlarmış. Keloğlan'ın ortağı arap gün boyu geziyor ve akşamüstü gelip hasılatı alıyormuş. Öğütülen tahılı arabasına yükleyip kasabada satıyormuş. Arap giderek zenginleşmiş. Keloğlan ise, fakir kalmış. Aradan aylar geçmiş. Bakmış Keloğlan olacak gibi değil, arap kazancın hepsini alıyor. Araba oyun oynamaya karar vermiş. Arap geldiği zamanlar, bugün müşteri gelmedi, kazanç olmadı diyerek, hasılatı eve götürüp anasına vermiş. Öğütülen tahılı ambara saklamış. Bir yıl sonra arap değirmenden umudunu kesmiş ve Arabistan'a gitmiş. Keloğlan değirmende çok çalışarak zengin olmuş. Padişahın kızıyla evlenerek mutlu olmuş. SON ------------------------------------------------ KELOĞLAN İLE KELAYNAK KUŞU Vakti zamanında ülkenin birinde en güzel kel yarışması düzenlenmiş. Çok sayıda kelin katıldığı bu yarışmada Keloğlan ile Kelaynak finale kalmış. Keloğlan Kelaynak'ın güzel olduğuna inanıyormuş. Yarışmayı onun kazanacağını sanıyormuş ama buraya gelirken *n, birinci olmadan, ödülü almadan sakın gelme. Seni eve koymam bilmiş ol, demesini de hiç unutmamış. Ne yapıp edip yarışmayı kazanmalıymış. Keloğlan ile Kelaynak geceyi geçirecekleri handa odalarına çekilmişler. Daha sonra Keloğlan Kelaynak'ın odasına gitmiş. Bakmış Kelaynak aynanın karşısına geçmiş kel kafasını kaşıyor. Keloğlan, sen güzelsin, sen benden güzelsin, sen en güzelsin, diyerek Kelaynak'ı övmeye başlamış. Bunun üzerine Kelaynak şişinmiş, kabarmış. Sonunda ayna çatlamış, Kelaynak patlamış. Kelaynak'tan kurtulan Keloğlan gidip odasına yatmış. Ertesi gün rakibi gelmediği için birinci seçilen Keloğlan yüz akçe ödülü alıp evinin yolunu tutmuş. SON -------------------------------------------------- KELOĞLAN DAĞLAR PADİŞAHI Bir varmış, bir yokmuş. Bir Keloğlan varmış. Bu Keloğlan zamanla büyüyüp gelişmiş. 20 yaşına girmiş. Mert, yiğit biriymiş ama çalışmayı sevmez, boş gezenin boş kalfası misali koca boyuyla gezer dururmuş. Garip anacığı çalış, para kazan dedikçe, para benim neyime, deyme ana keyfime, yazık olur emeğime, et doldur tabağıma, dermiş. Günlerden bir gün Keloğlan iftiraya uğramış, kolculara yakalanmamak için, dağlara kaçmış. O yörenin beyi, Keloğlan'ı altınlarımı çaldı diye suçlarmış. Beyin baskısından yıllardır bıkıp usanan köylüler, Keloğlan'a ekmek, yemek götürerek onun dağları mesken tutmasını sağlamışlar. Bir iki derken, tarlalarda karın tokluğuna çalışmak istemeyen on köylü Keloğlan'ın çevresinde saf tutmuş. Keloğlan gücüne güç katmış ve bir gün adamlarıyla düze inerek beyi sindirip korkutmuş. Tarlalarda ırgatlık yapan köylüler, Keloğlan'ın yanına gelerek, sen çok yaşa emi Keloğlan diye bağırmışlar. Kolcular, Keloğlan'ın etrafını sarınca araya girerek Keloğlan'ı dağa kaçırmışlar. Olanlardan haberdar olan o ülkenin padişahı tebdil kıyafet gelerek köylülerle konuşmuş, Keloğlan'la tanışmış. Onun iftiraya uğradığını anlamış. Sonradan kimliğini açıklamış ve Keloğlan'ı sarayına davet etmiş. Sarayda padişahın dünya güzeli kızını gören Keloğlan kıza aşık olmuş. Kız da ününü duyduğu Keloğlan'ı görür görmez sevmiş. Sonraki bir gün Keloğlan anasıyla gelerek padişahtan kızını istemiş. Padişah kızını Keloğlan'a vermiş. Düğün günü bey bir kenarda eğlenceleri izlerken, onun baskısından kurtulmuş olan köylüler oynamışlar, eğlenmişler. Yıllar sonra bile çocuklarına, torunlarına Keloğlan Dağlar Padişahı diyerek anılarını anlatmışlar. SON Yazan: Serdar Yıldırım
  20. SabrinaMorningstar

    Gnoxis'e Giriş Hikayeleriniz

    2010 yılında boynuzsuzgeyikler vardı o zamanlar birde sirius uzun yıllar oldu tekrar geldim. Selamlar herkese
  21. Doğruluk İzcisi

    Şu An Ne Dinliyorsun? Yorum Yap, Bir Dizesini Yaz, Paylaş!

  22. ladyofthemoon

    İşsizlik ve ekonomi hakkında

    Ya herkesin sadece kendi geçimini sağlamak için çalışmak zorunda olduğu bir ekonomi yerine, sahip olduğumuz teknolojiye dayalı olarak herkesin temel ihtiyaçlarını karşılayabilen bir ekonomimiz olsaydı?Yani, işsizlik oranının bu kadar yüksek olduğunu düşünürsek, bu, toplumu desteklemek ve herkesin ihtiyaçlarını karşılamak için neredeyse hiç çalışmamıza gerek olmadığı anlamına geliyor. Bu gerçekten iyi bir şey olmalı, ancak işsizlik krizi olduğu ve iş yaratmamız gerektiği fikrine sahibiz. İş yaratmamızın tek nedeni, işlere talep olmasıdır; insanlar aniden şu anda talep etmedikleri bir şeyi talep etmeye başlamadıkça işler yaratılmayacaktır. Açıkçası, insanların sahip olduğu işlerin çoğu gerekli değil, bence gerçekten politikacılara ihtiyacımız yok çünkü eğer teknolojiye sahip olsaydık, bunların yerini teknoloji alabilirdi çok fazla işe ihtiyacımız yok.Zaten marketlerde kendi kendine ödeme sistemlerimiz var.Marketlerde neden marketlere ihtiyacımız var? Neden bizi dışarı çıkaracak insanlara ihtiyacımız var?Biliyorsunuz, eminim ki istersek çok kolay bir şekilde markette çalışan herkesi işten çıkarıp yerlerine teknoloji koyabiliriz.Belki her gıda maddesine bir sensör takıp insanlardan ücret alabiliriz.Önemli değil, önemli olan şu ki,istersek bu işleri değiştirebiliriz,ama herkesin geçimini sağlamak için bir işe sahip olması gereken bu ekonomide sıkışıp kaldık.Bence karşılaştığımız en büyük sorun bu.İş eksikliği değil ama işe ihtiyaç eksikliği var.Öyleyse hayal edin. Küçük bir toplumda,belki 100-200 kişi,tamamen bağımsız bir şekilde kendi yiyeceklerini yetiştiriyorlarsa,hiçbir yere araba kullanmıyorlarsa veya herhangi bir şey yapmıyorlarsa, tamamen kendi başlarına yaşıyorlarsa ve kendi kendilerine yetiyorlarsa ve bu toplumda birisi herkesi beslemek için gereken işin yarısını ortadan kaldıran bir teknoloji icat ederse,yani pulluk veya bir tür tarım teknolojisi icat ederse,daha az iş yapılması gerektiğinde işsizlik krizi mi olur? Hayır, birdenbire çok daha fazla gelirleri olur.Boş zamanları var ve bu boş zamanı istedikleri gibi kullanabilirler.Artık çiftçilik yapmak zorunda değiller.Biz de bir bakıma böyleyiz, biliyorsunuz, sadece çok daha büyük ölçekte.Şöyle ki, köyde birisi şöyle dedi:Şöyle bir sorunumuz var:Herkesin sürekli çalışması gerekiyor, aksi takdirde köye katkıda bulunduğunuzu nasıl bileceğiz?Köye yani bu bir sorun yaratıyor ve işsizliği iyi bir şey yerine kötü bir şey haline getiriyor.Herkesin borç içinde kalmasına ve ödeyecek para olmamasına neden oluyor.Herkesin çalışması gerektiği fikrine bağlı kalmamıza neden oluyor.Bu noktada birçok insan, herkese ne vereceğimizi sormaya başlıyor. Bir el ilanı ve sadece herkesin tembel olmasına izin verin.Hayır, bunu yapmayın, sadece insanların çalışma saatlerini azaltın,insanlara daha fazla ödeme yapın ki sürekli çalışmak zorunda kalmasınlar. Örneğin,diyelim ki bir bakkal var.Ve bu bakkalda 30 kişi çalışıyor. Ve biliyorsunuz, bunların bir kısmı rafları düzenliyor ve bir kısmı da Müşterilerin kasadan geçmesini sağlıyor.Bir yöneticimiz var.Öyleyse, diyelim ki bu sistemi oluşturduk.Bu bakkal yeni bir şey deneyecek.Her bakkal ürününe bir sensör takmayı deneyecek.Ve sonra müşteri ne yapacak?İstediği her şeyi seçecek ve bu konveyör bandına gidecek ve tüm ürünlerini konveyör bandına koyacak ve bu tarayıcıdan geçecek. taramalar her şey tıpkı şöyle bir şey gibi: Havaalanı güvenliğinden geçerken eşyalarınızı taşıyormuşsunuz gibi.Bu otomatik ödeme fonksiyonu sayesinde, bu yeni teknoloji sayesinde artık 10 veya 15 kişiye ihtiyacımız yok.Artık kasiyerlere ihtiyacımız yok.İnsanlara Peki o zaman yapabileceğiniz şey şu:Herkesin çalışma saatlerini %30 veya %50 oranında azaltabilirsiniz ve herkesin maaşını artırabilirsiniz.Çünkü market hala aynı miktarda para kazanıyor, sadece daha az insana ihtiyaç duyuyor.Ve sonra diyelim ki, rafları dolduran bunca insan var, neden yaylı raflar yapmıyoruz ki, böylece bütün gün etrafta dolaşmak zorunda kalmayalım ve her şeyin iyi göründüğünden emin olalım?O zaman belki beş veya on kişiye daha ihtiyacınız olur. Marketi idare etmek için daha az insan gerekir.O noktada belki sadece birkaç kişiye ihtiyacınız olur; hırsızlık yapmadıklarından emin olmak için ve birkaç kişiye de stokların zamanında geldiğinden emin olmak için ve benzeri şeyler için. Ama yine de market aynı miktarda para kazanıyor.Bu sadece bunu yapmak zorundaydık, bu başlangıçtaki teknolojiyi yaratma ve her şeyi yerleştirme masrafı ama bu masraflar ödendikten ve her şey sorunsuz çalışmaya başladıktan sonra, market hala aynı miktarda para kazanıyor, hala yiyecek ve marketteki her şeye talep varbsadece onu sürdürmek için neredeyse hiç çalışmanıza gerek yok işsizlik krizi yaşıyoruz açıkçası ve sorunu burada görüyorsunuz ve eğer taş devrine geri dönmeyeceksek eğer ,biliyorsunuz, teknoloji açısından geri dönmek istemiyorsak o zaman her zaman biliyorsunuz işler şu anki gibi olacak, birçok insan borçlu ve birçok insan işsiz ve bunların hepsi kötü bir şey çünkü kimse yiyeceğinin parasını ödeyemiyor ve bunun başka bir yolu yok Çünkü bu insanların çalışmasına ihtiyacımız yok bu yüzden bu, oldukça kolay bir şekilde teknolojiyle ortadan kaldırılabilecek bir işin sadece bir örneği bu, bugün teknolojiyle birçok başka işi ve hiçbir şey üretmeyen işleri ortadan kaldırabileceğimiz düşünülemez değil örneğin reklamcılık gibi yani geriye gitmeye istekli olmadığımız sürece ve Teknoloji bu sorunu kendini göstermeye devam edecekçünkü işsizlik olacak, değil mi? Çünküteknoloji bunu yapıyor, iş yükünü azaltıyor bence buradaki gerçek kriz işsizlik değil, krizhala geçmişte olduğumuzdan daha çok çalışıyor olmamız sahip olduğumuz tüm yeniteknolojiye rağmen Metin bana ait değil,12 yıl önce bir içerik üreticisi yayınladı ve sonrasında kendisinden hala haber alınamadı.Market sistemini şuan bazı avrupa ve Amerika ülkeleri uyguluyor lakin bu sadece gereksiz iş sorununu çözdü, işsizlik bir fırsata dönüşmedi zaten bu sistemi hiç bir hükümet düzgün uygulanmaz nedeni fazlasıyla belli..
      • 1
      • Beğeni
  23. AurorA

    Şu An Nasılsın? Ne Düşünüyor, Ne Hissediyorsun?

    İnsanlar sadece boş işlerle kendilerini oyalamakla zaman geçirip mutsuzlukları için başkalarını suçlayarak kendilerine ayrılan zamanı heba ediyorlar. Oysa insan kendisinden başlamalı düzeltmeye. Ben de ortamımdan başlayacağım sanırım temizlemeye 🙄
  24. ladyofthemoon

    Toplum ahlakı üzerine

    Toplum Ahlakı Üzerine; Toplumun Ahlakını Ne bozar? Gündemde toplumun ahlakını bozduğu düşünülen olaylar gerçekten de toplum ahlakını bozar mı? Toplum ahlakını bozduğu düşünülen olaylardan zina hakkında başlayalım. Zina evli olmayan iki bireyin cinsel ilişki yaşamasına denir. Peki zina gerçekten de toplum ahlakını bozar mı? Ahlakı bozan şey bir olgu değildir, sözü geçen olgunun yerinde ve zamanında gerçekleşmeden olaya dönüşmesidir. Örneğin iki bekar bireyin evinde veya otelde cinsel birliktelik yaşaması normaldir ve toplum ahlakını bozmaz (kimse onları gizlice izlemediği sürece). Lakin bu iki birey sokak ortasında cinsel birlikteliğe girselerdi, bu toplum ahlakını olumsuz etkilerdi. Çünkü iki kişi arasındaki cinsel birliktelik mahremiyet isteyen bir ortam gerektirir. Bu ortamın dışına çıktığında ise bu olay çirkinlik diye adlandırdığımız duruma girer. Bir başka örnek ise dışarıda alkol tüketimi veya direkt alkol tüketimi. Bu konuyu açıklamak için alkolün nasıl bir madde olduğunu bilmek gerek, alkol içerisinde bulundurduğu bağımlılık yapıcı maddeler sebebiyle içen kişiyi bağımlı hale getirmeye müsait bir içecektir. Bir diğer sorun ise alkolün sarhoş etme özelliğidir. Sağlıksal açısına değinmeyeceğim, sağlıklı/sağlıksız kategorileri bizim konumuza dahil değil; alkol sarhoş ettiği an itibarıyla kişi mantıklı karar vermekte zorlanır bir konuma gelir. İnsan zaten kusurlu bir varlık iken bu durumda kusur sayacağımız davranışlar alkolün verdiği cesaret ile açığa çıkar. Peki alkol nerede ve ne zaman kullanılır? Alkol barlarda/kulüplerde kullanılabilir, bazen toplantılarda bazense bir aile yemeğinde. Barlar ve kulüpler bu içeceğe uygun mekanlardır. Bu mekanlarda birey sarhoş olabilir. Bu ahlakı bozan değildir. Çünkü çirkinliğe ulaşması için kullanılması gereken yerin dışına çıkılması gerekir. Ne zaman çirkin olur? Birey sarhoş şekilde bulunduğu mekandan ayrılıp sokağa veya alkole uygun olmayan mekanlara girdiği zaman ve kişisel alanları ihlal ettiği zaman. Çünkü kişi bu halde sokakta başkalarına huzursuzluk yaratabilir. Sonuç olarak alkol kullanmak toplum ahlakını bozmaz, alkolü çirkinlik kavramına uyacak şekilde kullanmak toplum ahlakını bozar.İki örnekte de belirttiğim üzere toplum ahlakını bozacak davranışlar çirkinlik kavramına ulaştığı sürece bu kategoriye girer.Çirkin olan şey ise yerine ve zamanına uymayan olması gerektiğinin dışına çıkan olaylar bütünüdür. Bu benim kendi görüşüm sizin görüşleriniz, eleştirileriniz benim için önemli umarım makalem katkı sağlamıştır sevgili forum:)
  25. bpdI

    Şu An Nasılsın? Ne Düşünüyor, Ne Hissediyorsun?

    Kanım dondu gözlerim doldu artık bu ülkenin hukuk işleyişinden de sapkın insanlarından da bıktım. Lucy isimli bir köpek yaşadığı bahçeden kaçırılıp t*cavüz ediliyor. Sanığın savunmasında köpeğin de RIZASI vardı hayatına devam etti mutluydu deniyor. Dava 12 mayıs 2028'e ertelenmiş. Zulmü yapan da göz yuman da yaltakçıdır. Helak olun kahrolun aldığınız nefes boğazınıza dizilsin. Unutmayın, unutturmayın geldiğimiz bu hâli. Masun kadına, çocuğa, hayvana, doğaya yapılan bu kansızlıkları. Gün gelir hesabı sorulur elbet.
  26. masal perisi

    Şu An Ne Dinliyorsun? Yorum Yap, Bir Dizesini Yaz, Paylaş!

  27. new_age_nt

    Şu An Nasılsın? Ne Düşünüyor, Ne Hissediyorsun?

    Sorarım size bu hayatın anlamı NE ? Ve yine sorarım size bu hayatın anlamsızlığı NE ? Bu iki ucube soru arasındaki derin sancısal denklemden çıkabilmek kimin yararına olurdu.? Demem odur ki yaşamdan keyif almak mutlu olmak kötülüğü önlüyor mu dünyadaki? Bu koskoca bir hayır ama yaşamda oralarda biyerlerde halâ bir anlam olmalı değil mi? Bunu her bir insan mahlukatı kendi ömrüne sığdırmış, ne acı bu gerçekle yüzleşebilen yaklaşık 8 milyar insana..Kısaca demek istediğim şu aslında.. KEŞKE bişeyler daha farklı olsaydı bu dipsiz kuyuda..
  28. Doğruluk İzcisi

    Şu An Nasılsın? Ne Düşünüyor, Ne Hissediyorsun?

    Bu çağ ve hayat bana göre değil. Ben ortaçağ ya da daha öncesinde olmalıyım. Bir an önce ölmek istiyorum. Bitsin artık...
  1. Daha fazla etkinlik yükle
×
×
  • Yeni Oluştur...