W.B. Crow'un kitabında genel olarak Hinduizm ve Yoga'dan bahsedilmiş. Sanırım bu konuya eklemek uygun olacaktır,
Hinduizm ve Yoga
Yoga, insanoğlunun evrensel ruh ile uyum içerisinde olması ile ilgilenir ve bu uyum sağlandığında bireyin nasıl olağanüstü güçler elde ettiğini ortaya koyar. Yoga bir yaşam biçimidir ve kitaplar yerine kişisel derslerle öğrenilmelidir. Yoga'nın kuramı da uygulaması da çok eskilere dayanır. Sözcük anlamı "birlik" demektir ve üst benle birliği, en sonunda da Evrensel Ruh ya da Tanrı ile birliği anlatır. Amaçları açısından Batı mistisizmini çağrıştırsa da, yöntemleri birbirinden epey farklıdır.
Yogilerin Gücü : Her yeri gezer, bağışlarla yaşamlarını sürdürürler ve çok az giyisi giyerler. Yogiler çeşitli zihinsel ve ruhsal gelişim ölçülerinde ve bazıları oldukça etkili güçlere sahip olabilirler.
Patenjali'ye göre terk etmenin aşamaları;
1- Yama : Şiddetten uzak durmayı, yalan söylememeyi, aç gözlü olmamayı, hırsızlık yapmamayı ve başkalarından hiçbir şey (armağan bile) almamayı ve ölçülü olmayı,
2- Niyama : Temizliği, huzuru, arzulardan sakınmayı, yoğunlaşmayı ve çalışmayı, Tanrıyı tanımayı
3- Asana : Belirli amaçlar için vücudun kol ve bacakların doğru duruşunu,
4- Prayanama : Soluğun, nefesin denetimini,
5- Pratyahara : Duyuların çözümlenmesini ve denetimini,
6- Dharana : Zihnin yoğunlaşmasını ve denetimini,
7- Samadhi : Daha da yüksek bir aşama olan vecd halini içerir.
Yogi, Buddha'nın çoğu heykelinde görüldüğü gibi bacaklarını bükerek uyluk kemiklerini alabildiğince yatay tutmaya çalışır. Yaklaşık bir düzine oturuş Asana'sı vardır. Bazı çilekeşler aylar ya da yıllar boyunca bu duruşlardan birini alıp oturur. Bazıları saatler, günler hatta aylarca bir kabloya bağlı olarak cambaz gibi denge kurarak dururlar. Yine bir kısmı, her türlü acı geçene ve hareketsiz kalıp, kullanılmaz hale gelene kadar kollarını gökyüzünü doğru tutarlar. Aylarca ya da yıllarca diken ya da çivili yataklarda yatanlar vardır. Kendisine bu tür işkenceler yapan kimselere yogi denemez ancak kuşkusuz bu insanlarda da acıyı denetim altına alabilmektedirler. Bu çilekeşlere "Fakir" denilmektedir. Müslüman çilekeşlerin de Hindistan'daki bu çilekeşlere benzer, hatta bazen onları aşan eylemler gerçekleştirdikleri de görülmektedir.
Batılı görüşlere göre, yogiler ve fakirler vücudun istemsiz şekilde hareket eden bölümleri üzerinde güç elde ederler. Bize göre sadece çizgili kaslar isteğe bağlı olarak hareket edebilirken, bu insanlar kalbi ve kan damarlarını bile denetleyebilmektedirler. Buna en uygun örnek Hereward Carrington'ın anlattığı Hamid Bey olabilir. Hamid Bey diğer yeteneklerinin yanı sıra, kan dolaşımını da denetleyebildiğini öne sürmüştür. Bunun üzerine 3 doktor eşliğinde eylemi gerçekleştirmiştir. Doktorlardan biri sağ nabzını, biri sol nabzını, diğeri ise kalbini dinleyecektir. Kayıtlara göre Hamid Bey vücudunu kontrol ederek sağ nabzın 84, sol nabzın 102, kalbin ise 96 atmasını sağlamıştır. Yine Carrington'ın anlatımına göre Hamid Bey, Bay Walter A. Shawn'ın New Jersey'deki evinin arka bahçesinde üç saat gömülü kalmıştır. Bu olay ayrıca gazetelere de yansımıştır.
1837'de Lahor'da Mihrace Runjit Siugh önünde meydana gelen bir başka gösteri daha vardır ki, akıllara durgunluk verecek niteliktedir. Harridas adındaki saygın bir yogi canlı olarak kırk gün süresince gömülü kalmış, sonrasında yeniden yaşama dönmüştür. Harridan toprağın altından kırk gün sonra çıkarıldığında kendsiinde bir hayli zayıflamış olması dışında hiçbir farklılık bulunmamaktadır.
Bir başka hikaye de Londralı psikiyatr Dr. Alexander Cannon'dan... Tibet'te ziyaret ettiği manastırda tanık olduğu törende, - ona söylenene göre- 7 yıldır ölü olan bir adam tabut içinde getirilmiş, doktor adamı kontrol edip ölü olduğunu söyledikten sonra Dr. Cannon'ın gözü önünde Baş Lama'nın sözleriyle ölü ayağa kalkmış, keşişin önünde eğildikten sonra tabutuna geri yatmıştı. Ve yeniden ölü olmuştu.
Levitasyon ile oldukları yerde yükselebilme yeteneğine dahi sahip olan yogilerin amacı gösteri yapmak değildir. Bu tür faaliyetlerin gösteriye dönüşmesi yoganın amacı ile bağdaşmamaktadır.
Yoganın Türleri :
1- Hatha Yoga (Sağlık Yogası) : Beden Eğitimine benzer. Jimnastik, duruşlar, organların denetimi ve iç-dış arınmayı içerir. Doğal tedavi hareketleri ile benzerlikler taşır.
2- Mantra Yoga (Konuşma Yogası) : Sanskrit dilinde belirli kutsal ve mistik deyimlerin doğru biçimde söylenmesini içerir. "Om mane padme hum" gibi. Bunlar ritmik olarak tekrarlanır, her seferinde dikkatle doğru biçimde söylenmesi sağlanır. Ayrıca Hinduizm'de çeşitli tesbihler de bu iş için kullanılmaktadır.
3- Raja Yoga (İrade Yogası/Kraliyet Yogası) : Bu yalnızca hatha yogada ve mantra yogada ilerlemiş olanlarca uygulanabilmektedir. Nefes tümüyle iradenin denetimi altına alınır. Duyguların denetimi iç organların işleme biçimini değiştirme yeteneğini geliştirir. Mistik heceler olan "Om" ve "Aum"un kullanıldığı meditasyonlar yapılır.
4- Bhakti Yoga (Bağlılık Yogası) : Uygulayıcı genellikle yüce olanın bir yönünü simgelemek için tanrılardan birini seçer. Seçtiği tanrıya özel bir yolla bağlılığını gösterir.
5- Gnama Yoga (Bilgi Yogası) : Bununla evrene ilişkin sırlar anlatılmak istenmektedir. İzdeş ya da öğrenciler geçmiş enkarnasyonlarını hatırlamak, zihin okumak gibi uygulamalı bilgileri kazanabilmek için uğraşırlar.
6- Karma Yoga (Çalışma Yogası) : Yogi askeri alanda, sanat ve el sanatlarında olağanüstü beceriler kazanmak için dış dünyada çalışır.
7- Laya/Kundalini Yoga (Denge Yogası) : Bu yoga omurganın altında gizlenmiş sarmal biçimde yattığı söylenilen kundalini ya da yılan gücü denilen enerjiyi arttırmaya yöneliktir. Açıldığında insan organizmasının merkezi gücü (shakati) olan çakraları ya da lotüs çiçeklerini etkin duruma getirdiğine inanılmaktadır.
Cinsel Büyü : Yoga eserlerinde Tantralardan söz edilmektedir. Bunlar Puranalara eklenen kutsal kitaplardır. Dört tanesi iyi bilinmektedir. Bunlar evrensel güç Şiva (eril prensip) ile onun yeryüzünde tezahür etmiş şekli olan Şakti (dişil prensip) arasındaki diyaloglar şeklindedir. Şakti bazılarına göre Şiva'nın eşi olarak gücü ya da cinsel libidoyu simgelemektedir.
İnananlara Şakta denir ve iki sınıfa ayrılırlar. Sağ elciler ve Sol elciler. Sağ elciler günlük ibadetlerinde çıplak bir kadın heykeline ya da resmine yahut da "Srikakka" denilen, kadın cinsel uzvunu simgeleyen pirinç ya da taştan bir süs eşyası kullanırlar. Sol elciler ise toplantılarını gözden uzak yerlerde yaparlar ve ibadet nesneleri yaşayan, canlı bir kadındır. Bu tür tantra ibadetleri için beş makara geçerlidir. a- Madya (Şarap), b- Mansa (Et), c- Matsya (Balık), ç- Mudra (Jestler), d- Maithuna (ilişki)
Tantraların cinsel simgeciliği kimilerince, yüksek "ben"in alçaktaki insanla birleşmesinin felsefi simgesi ve bunun cinsel eylemle temsil edilmesi olarak nitelendirilir. Bu tür simgeciliğin Brahmanizm'de kullanıldığına kuşku yoktur. Ayrıca hiç kuşkusuz Hindistan'da zaman zaman cinsel eylemler tuhaf bir biçimce dinle birleştirilmiştir.
W.B. CROW "Büyünün, Cadıcılığın ve Okültizmin Tarihi