4 Sayfadan 4. İlkİlk ... 234
Toplam 36 sonuçtan 31 ile 36 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: William Shakespeare

  1. #31
    KaJmEraN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eyl-2009
    Bulunduğu yer
    İstanbuL
    Mesajlar
    108
    Konular
    5
    Öss'ye çalışırken hayatı ve eserlerini '' ezberlemiştim '' ama konu güzel ve yorumlar ile ( ekleme oyun şiir vs.) daha bir güzel olmuş artık aklıma birikim olarak kalıcak bazı şeyler var HERKESE tşk.ler





  2. #32
    William Shakespeare ArpiA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oca-2009
    Bulunduğu yer
    Delilik dağlarında
    Mesajlar
    3.789
    Konular
    335
    Bazen bir çocuk bakar gözlerinin içine. Arkan dönüktür, göremezsin...
    Bazen güneş kucağındadır. Orda olduğunu bilemezsin...
    Bazen yıldızları süpürürsün eteklerinle. Telaşlısındır, farkına varamazsın...
    Bazen bir orkestra kurulur içinde. Başka sesleri duyar, onu duyamazsın...
    Bazen mutluluk gelip konar kirpiğine. Sen, onu hep uzaklarda ararsın...
    Bazen bir sandık hazine durur başucunda. Akıl edip, kapağı aralamazsın...
    Bazen hayatının fırsatı geçer önünden. Tehir eder, yakalamazsın...
    Bazen kutsal bir el uzanır sana göklerden. Meşgulsündür, uzanıp tutmazsın...

    WiLLiam Shakespeare.........



    konuyu yeniden gündeme getirmek istedim.. (=
    WiLLiam Shakespeare inanılmaz biri...

  3. #33
    William Shakespeare boynuzsuzgeyikler - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eki-2006
    Bulunduğu yer
    ankara
    Mesajlar
    10.719
    Konular
    853
    Sone 1

    Artmasını isteriz en güzel varlıkların
    Güzelliğin gül yüzü solmasın diye asla.
    Bir güzel, yaşlanıp da göçünce bugün yarın
    Anısı yaşar yine körpecik yavrusuyla:
    Ama can yoldaşındır kendi parlak gözlerin.
    Kendi ateşin besler ruhunun alevini:
    Kıtlığa çevirirsin bolluğunu her yerin,
    Kendi düşmanın gibi, ezersin can evini.
    Şimdi sen yeryüzünün taptaze bir süsüsün,
    Varlığın çiçek dolu bahardan müjde taşır,
    Ama kendi koncanda ruhunla gömülüsün.
    Pintiliğin arttıkça kendi sonun yaklaşır.
    ___Dünyaya acımazsan, oburlar gibi ancak
    ___Varlığın da mezar da güzelliği yutacak.


    Sone 2

    Kırk yılın kışı, güzel alnını kuşattı mı,
    Kapladı mı yüzünü derin çukurlar artık,
    Gençliğinin kibirli, süslü giyim kuşamı
    Beş para etmez olur, hırpani yırtık pırtık:
    O zaman sorarlarsa güzelliğin nerdedir,
    Dinç ve şen günlerinin hazinesi ne oldu;
    Dersen yuvaların çökmüş şu gözlerdedir,
    Bencillik utancıyla israfa övgüdür bu.
    Kavuşur güzelliğin çılgınca alkışlara
    Benim güzel çocuğum beni kurtarır, dersen
    Ve yüzümü ağartır ben yaşlandıktan sonra,
    Güzelliğinin onda sürdüğünü göstersen.
    ___O, sen yaşlandığında yeniler varlığını,
    ___Soğuktan donan kanın duyar ısındığın



    Sone 3


    Aynaya bak da şunu gördüğün yüze söyle:
    Sıra gelmiştir artık bir taze yüz yapmana,
    Güzelliğini hemen yenilemezsen şöyle,
    Yeryüzü yoksun kalır, lânetlenir bir ana.
    Hiçbir güzel var mı ki el sürülmemiş rahmi
    Senin sürdüğün çiftin ekinini tepecek?
    Sırf kendini sevmenin mezarını ister mi,
    Geleceği ahmakça durdurur mu bir erkek?
    Sen annenin aynası olmuşsun da o sende
    Bulmuştur gençliğinin güzelim baharını;
    Kendi dinç varlığınla görürsün pencerende
    Kırışıklara rağmen, şu altın yıllarını.
    ___İstersin ki varlığın unutulsun ve bitsin,
    ___Bir kuru başına öl, izin de ölüp gitsin.



    Sone 4


    savurgan güzel,nedir bu kendini harcaman
    senin mirasın olan güzellikleri böyle?
    doğa temelli vermez ,ödünç verir her zaman
    eli açık olana borç verir içtenlikle
    böyle yanlış kullanmak olurmu güzel pinti
    miras bırakman için sana bırakılanı?
    kar etmeyen tefeci bu koskoca serveti
    niye tüketiyorsun yaşatmak varken canı
    meraklısın kendinle içli dışlı olmaya
    bu tatlı benliğin sırf aldatmağa yarar
    vaktin geldi diyerek seni çağırsa doğa
    vereceğin hesapta elle tutulur ne var?
    kullanmazsan gömülür güzellğin seninle
    kullanırsan varisin olur da sürer gider böyle



    Sone 5


    Her gözün takıldığı o bir-içim-su yüzü
    Özenle, incelikle yaratan şu saatler
    Birer zalim olup da vurunca yaman gürzü
    O eşsiz güzellikten kalmaz hiçbir hoş eser.
    Durmak bilmeyen zaman, yazİı söküp götürür,
    Yok eder iğrenç kışın kucağına atarak;
    Özsu, ayazda donar, sağlam yapraklar çürür:
    Güzellik kar altında, her yöne çıplak, çorak.
    Özsuyu çiçeklerden çekip almamışsa yaz,
    Cam duvarlar içine kapatmamışsa onu,
    Güzel göçüp gidince güzellikten iz kalmaz:
    Gelir, kendisi gibi, anılarının sonu.
    ___Özsuyu çekilmişse, kış gelince o çiçek
    ___Kupkuru kalsa bile, tatlı özü sürecek.



    11.Sone


    Gençliğin günden güne kalırken gerilerde
    Bir yavru yaratırsan alsın diye yerini,
    Dinçken can verirsen o körpe can ilerde
    Senden göçen gençliğe varıp yaşatır seni.
    Böyle sürecek akıl, güzellik ve başarı;
    Yoksa cinnet, yaşlanmak, çürümek var yer altında:
    Hiç kimse düşünmese gelecek kuşakları,
    İnsanlık sona erip giderdi üç batında.
    Dünya çoğalmak için doğmayanlarla dolu,
    Kaknem, kakavan, kaba: kısırlıktan bitsinler;
    Yaradan vermiş sana en iyiyi, en bolu,
    Bu cömert aramağana cömertçe karşılık ver
    Seni kendine mühür yapmış, bunu böyle bil:
    Sen de eşler yap diye, ölüp git diye değil.


    Sone 15


    düşünüyorum da, dünyada büyüyen ne varsa,
    bir an tutunabiliyor yetkinlik noktasında;
    şu koca sahnede sergilenen tüm oyunlarsa,
    gizliden gizliye hep yıldızların etkisinde.
    bakıyorumda, bitkiler gibi çoğalıyor insanlar,
    aynı gökten açılıyor ya da kapanıyor yolları;
    gençlikte kabarıyor, inişe geçince sönüyorlar,
    silinmeye başlıyor akıllardan gösterişli günleri.
    o görkemli gençliğin geliyor gözlerimin önüne;
    savruk zaman belki çöküşle tartışmaya girdi bile,
    gençlik gününü, karanlık geceye döndürsek mi diye.
    AMA SEVGİN UĞRUNA ZAMAN'LA SAVAŞI SÜRDÜREN BEN,
    YENİDEN AŞILIYORUM SANA, O NE GÖTÜRÜRSE SENDEN...



    Sone 22


    Yaslisin deseler de bana,inanmam aynalara,
    Genclik ve sen ayni yastasiniz ya!
    Ama zamanin yol yol izler actigini görürüm de sende,
    Anlarim,ergec bana da gelip catacak ölüm.
    Seni bastan ayaga saran su güzellik var ya,
    Yüregimin en gösterisli örtüsü de o iste benim.
    Gügsünde yasadikca yüregim, yüreginse ben de arttikca,
    Kim der ki, nasil diyebilir ki, senden yasliyim?
    Yeni dogmus yavruyu sakinir gibi ebesi,
    Tasidigim yüregin üstüne ben nasil titreyeceksem.
    Nasil sakinacaksam kendimi, kendim icin degil, senin icin;
    Öyle sakin iste sen de kendini, ey sevdigim!
    Geri gelir sanma yüregin, benim yüregim öldükten sonra;
    Bana vermistin onu, unutma, geri almamak üzere bir daha.



    Sone 23


    Korkudan sahnede eli ayağına dolaşıp,
    Rolünü şaşıran kötü bir oyuncu misali;
    Ya da azdıkça içine sığmayan öfkesi taşıp
    Kendi yüreğini zayıf düşüren çılgın biri gibi,
    Unutuyorum, kendime güvenim olmadığından mutlaka,
    Tam olarak söylemeyi aşk oyununun sözlerini;
    Ve aşkımın yükü öylesine ağır geliyor ki bana,
    Kendi aşkımın gücü karşısında eziliyorum sanki.
    O halde, nedemek istediğimi bakışlarım anlatsın,
    Konuşan gönlümün sessiz sözcüsü olsun onlar;
    Aşkımı onlar açığa vursun, derdime çare arasın;
    Öyle ki, hiç kalsın yanında, durmadan konuşanlar.
    Ah, sessiz aşk neler yazmış, öğren artık okumayı,
    Aşkın sırrına ermişler bilir gözleriyle duymayı...



    Sone 24


    Gözlerim ressam rolünü aldı ve kabartma çizgilerle,
    Güzelliğinin biçimini gönlümün levhasına çıkardı;
    Bedenime gelince, o da bu resmin çerçevesi oldu işte;
    Malum, resmin konumundan bilinir usta ressamın sanatı.
    Seni olduğu gibi yansıtan resim nerde diyorsan,
    Ressamın içine bakıp hünerini orda görmelisin;
    Camlarının parlaklığını senin gözlerinden alan,
    Göğsümdeki sergide asılı resme ulaşmalısın.
    İşte bak, gözler gözler için neler yapıyor!
    Gözlerim senin şeklini çizdi, seninkilerse,
    Gönlüme açılan birer pencere; güneş de bayılıyor
    Onlardan içeri bakmaya, sen varsın diye içerde.
    Ama gözlerin sanatında yine de bir eksiklik var:
    Gördüklerini çiziyorlar yalnız, yüreği tanımıyorlar.



    Sone 29


    bakışlarda küçümeyiş okuyorum
    yalnızım, bedbahtım, tesellisizim.
    gökler sağır, sesim boğuk
    ve lanet okuyorum talihime
    kıskançlıktan kuduruyorum
    kiminin ikbalini
    aczimden utanıyorum.
    hazlarım iğrendiriyor beni.
    o zaman sen geliyorsun aklıma,
    ve birden bire kanatlanıyorum, bir tarla kuşu gibi, mest
    içim aydınlıkla doluyor, yükseliyorum yükseliyorum
    neşideler söylüyorum hayata,
    göklerin eşiğinden
    bana ne toprağın çirkinliğinden
    insanların zilletinden bana ne?
    hatıran öyle sonsuz bir hazine
    ve sevgin öyle büyük mutluluk ki dostum!
    en mağrur hakanların tacını
    hor görüyorum



    Sone 57


    Kölen olmuşum senin, elden başka ne gelir,
    Gece gündüz el pençe divanım buyruğuna;
    Geçirdiğim saatler baştan başa bir hiçtir
    Sen buyurmuş değilsen çabalarım boşuna.
    Senin için, sultanım, saatleri gözlerken
    Ben kimim ki küseyim sonu gelmez günlere,
    Kara kara düşünmem, acı çekmem özlerken
    Uğurlar olsun dersen kölene sen bir kere
    Ben kimim ki kıskanıp kuşkulanıp sorayım
    Kimle içli dışlısın, nedir yaptığın işler;
    Derdim günüm put gibi düşünmeden durayım,
    Mutlu kıldıklarını bilmek içime işler.
    Öyle körkütük sadık bir köledir ki sevda,
    Seni kötü göremez bin kötülük yapsan da.



    Sone 61


    Ağır gözkapaklarım, yorgun gece içinde
    Hayalinle apaçık kalsın, dileğin bu mu?
    Sana benzer gölgeler, gözümle eğlensin de
    Keyfince parçalayıp geçsinler mi uykumu?
    Gönderdiğin, ruhun mu canevinden uzağa
    İşlerime gözkulak olsun, düşürsün diye
    Aylak saatlerimi, utancımı tuzağa:
    Hasedine, kuşkuna yardakçılık etmeye?
    Hayır, sevgin çoksa da büyük değil o kadar
    Benim kendi aşkımdır vermeyen uyku durak,
    İşte öz sevgim, dirlik düzenliğimi bozar
    Senin uğruna bana hep nöbet tutturarak.
    Ben bekçinim, sen başka yerlerde uyanıksın:
    Benden uzaksın, sana başkaları çok yakın.



    66. Sone


    Vazgeçtim bu dünyadan
    Tek ölüm paklar beni
    Değmez bu yangın yeri
    Avuç açmaya değmez

    Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini
    Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz
    Ezilmiş hor görülmüş el emeği göz nuru
    Ödlekler gecmiş başa derken mertlik bozulmuş

    Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın
    Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene
    Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın
    Değil mi ki kötüler kadı olmuş yemen'e

    Vazgeçtim bu dünyadan
    Dünyamdan geçtim ama
    Seni yalnız komak var
    O koyuyor adama...



    Sone 87


    Hosca kal! Degerin cok yuksek, tutamam seni,
    Biliyorum kendine ne paha bictigini;
    Ozgurluge kavustun alip deger belgeni,
    Iptal ettik sendeki hakkimin senedini
    Nasil tutarim seni, saglamadan iznini,
    Neyim var hak edecek senin zenginligini,
    Bu essiz armagana kim layik gorur beni?
    Bana verilmis berat, donup buldu vereni.
    Sen vermistin kendini, bilmeden degerini
    Ya da bana vermekle hata isledigini,
    Bir yanlis anlamanin sonucu hediyeni;
    Ama, o yine buldu hatayi duzelteni

    Sen benimdin: ruyanin gorkemleriyle doldum.
    Ben uykuda sultandim, uyaninca hic oldum


    Sone 88


    Gün gelip artık bana değer vermez olduğunda,
    Senin yanında yer alıp kendime karşı çıkacağım,
    Hor görüp yüz çevirdiğini gördüğüm zaman bana;
    Haksızlık etsen de, senin hakkını savunacağım.
    En zayıf yanlarımı en iyi ben bildiğime göre,
    Çekinmeden açığa vurup arka çıkabilirim sana,
    Kusurlarımdan hangisi benim için en büyük lekeyse
    Beni kaybederken büyük şan kazanırsın aynı anda.
    Üstelik bu işte benim için de kazanç var;
    Çünkü seven düşüncelerim sana yöneldikçe daima,
    İster istemez kendime vereceğim zararlar,
    Sana yarar sağlarken, kat kat yarar getirecek bana.
    Öyle bağlıyım ki ben sana, öyle ki benim sevgim,
    Sen haklı olasın diye, her haksızlığı üstlenirim...



    Sone 126


    Hey ogul, guzel ogul, avucunda kiskivrak:
    Vaktin donek aynasi, bir de saatli orak.
    Sen ay gibi buyurken, serpilip gelisirken
    Hepten cokmus gorunur kim varsa seni seven.
    Yikimlara egemen olan Doga tanrica
    Seni geri cekiyor sen hizla yol aldikca:
    Amaci, hunerini sende kanitlayarak
    Zamani rezil etmek, sefil anlara kiymak.
    Simdi gozbebegisin, ama kork ondan, cunki
    Tuttugu hazinesi sonsuz onun olmaz ki.

    Ertelese de ergec hesabi kapanacak:
    Yapacagi odeme sen olacaksin ancak.




    Bahar Naktası'ndan Tisbe


    Sahiden uyuyor mu?
    Ahh! Kim vurmuş kumrumu?
    Ben geldim, civanım, yiğidim, kalk!
    Kalksana, konuşsana!
    Görmüyor musun? Yoksa...
    Örttü mü, gözlerini kara toprak?
    Bu zambak dudaklara,
    Şu zeren yanaklara,
    Acımadın mı hiç kahpe felek?
    Aşıklar, aşk timsali,
    Gözü pırasa yeşili
    Piremuz bırakıp gitti beni!
    Hadi gel, tezcanlı ecel,
    Gel bana, geline gel,
    Batır mum sarısı ellerini,
    Batır benim de kanıma!
    Madem kıydın canına,
    kopardın onun bamtellerini.
    Konuşma artık, ey dil,
    Sadık kılıç, naz etme, gel,
    Odlara yanmış bağrımı dağla!
    Bıçaklar kendini.
    Geldim yolun sonuna,
    Uğurlar olsun bana!
    A dostlar, o dostlar, kalsın siz de sağlıcakla!



    Bazen

    Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan,
    Güneş kucağındadır, bilemezsin.
    Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür,
    Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın.
    Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın.
    Uçar gider, koşsan da tutamazsın...


    Benim Günahım Aşktır

    Benim günahım aşktır, senin erdemin nefret:
    Sevgi günahtır diye günahımdan nefret bu.
    Gel, kendi durumunu benimkine kıyas et,
    Görürsün siteminin ne haksız olduğunu.
    Haklıysa da, o sözler kızıl süsünü bozan
    Ve benimkiler kadar bol sahte aşk senedi
    Düzüp başkalarının yataklarını talan
    Eden dudaklarından işitilmemeliydi.
    Seni sevmem yasaldır; bak, seviyorsun sen de:
    Gözüm sırf sana düşkün, senin gözün onlara;
    Merhamet yüreğinde kök salıp boy versin de
    Acımanla hak kazan sana acınanlara.
    Aramağa kalkarsan kendi gizlediğini
    Senin kendi örneğin yoksun bırakır seni.



    Gezinen Bir Gölgedir Hayat

    Gezinen bir gölgedir hayat, gariban bir aktör
    sahnede bir ileri bir geri saatini doldurur
    ve sonra duyulmaz olur sesi, bir masaldır
    gürültücü bir salağın anlattığı
    ki yoktur hiçbir anlamı.



    Korkuyorum

    Yağmuru seviyorum diyorsun,
    yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun...
    Güneşi seviyorum diyorsun,
    güneş açınca gölgeye kaçıyorsun...
    Rüzgarı seviyorum diyorsun,
    rüzgar çıkınca pencereni kapatıyorsun...
    İşte,bunun için korkuyorum;
    Beni de sevdiğini söylüyorsun...



    Tanrı Beni İlkbaşta Sana Kul Yaptı

    Tanrı beni ilkbaşta sana kul yaptı, sonra
    Keyfine el koymayı kurmamı yasak etti.
    Ya da özlem duymamı hesaplı zamanlara;
    Kölenim ya, boş vaktin olsun diye bekletti.
    Ah, bırak katlanayım, el pençe divan: değer,
    Senin özgürlüğünün tutuklu yokluğuna;
    Her mihnete sabreder, her azara baş eğer,
    İncittin diye hiç suç yüklemez bile sana.
    Sen nerde olursan ol, yetkin, güçlü, özgürsün;
    Hâkimsin dilediğin gibi kendi vaktine:
    Canın neyi isterse varsın o keyif sürsün,
    Kendine suç işlersen kendin bağışla yine.
    Beklemek cehennemdir, ama beklerim seni,
    İyi kötü demeden, suçlamadan keyfini.



    Unut Gitsin

    Yas mas tutma sevgilim, öldüğüm zaman.
    Toprakta böceklere güldüğüm zaman
    Duyurunca, paslı sesiyle, ölüp gittiğimi, bir çan...
    Yas mas tutma sevgilim, öldüğüm zaman

    Çürüyen gövdem gibi, yitip gitsim aşkın da...
    Ne bir mektup kalsın bizden, ne bir söz, ne bir eşya...
    Unut gitsin adımı, arkamdan da ağlama
    Göz yaşınla da eğlenir, onu da alıp-satar bu dünya..



    Var Olmak mı, Yoksa Olmamak mı

    Var olmak mı, yoksa olmama mı, bütün sorun bu!
    Düşüncemizin katlanması mı güzel,
    Zalim kaderin yumruklarına, oklarına,
    Yoksa diretip belâ denizlerine karşı
    Dur, yeter! demesi mi?
    Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız
    Bitebilir bütün acıları yüreğin,
    Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
    Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü!
    Çünkü, o ölüm uykularında,
    Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından,
    Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
    Bu düşüncedir felâketleri yaşanır yapan.
    Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına?
    Zorbanın kahrına, gururun çiğnenmesine..


    İnandıramaz Aynam Yaşlandığıma Beni

    İnandıramaz aynam yaşlandığıma beni.
    Değil mi ki doğduğunuz aynı gün gençlikle sen;
    Ama örtünce vaktin kırışıkları seni
    Medet umarım ömrüm bitsin diye ecelden.
    Varlığına o eşsiz güzelliği giysen de
    Gönlümün urbasından başka şey giyemezsin.
    Yüreğim sende çarpar, yüreğin çarpar bende:
    Demek ki bana göre yaşlısın diyemezsin.
    Onun için, sevgilim, kendine bakman gerek,
    Nasıl ki ben bir hiçim bakmak dururken sana,
    Yüreğin bende diye üstüne titreyerek
    Olmuşum yavrusunu esirgeyen bir ana.
    Gönlüne bel bağlama gönlümü yok edersen,
    Geri almak yok diye onu verdin bana sen.


  4. #34
    Adramelech Adramelech isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    -YASAKLI-
    Ben de şu an bu soneleri (aynı çeviri) okuyorum.

  5. #35
    William Shakespeare masal perisi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eki-2010
    Mesajlar
    5.190
    Konular
    992
    Shakespeare'in 400 yıldır saklanan kitabı dijitale aktarılıyor

    İngiliz şair ve tiyatro oyunu yazarı William Shakespeare'in ilk defa 1623'te eserlerinin tümünün basıldığı Birinci Folyo'su dijital ortama aktarılacak


    Folyo, "Fırtına", "Onikinci Gece", "Macbeth" ve "Julius Ceaser"ın da aralarında bulunduğu yaklaşık 900 sayfalık bir eser olma özelliği taşıyor. 1623 yılının sonlarına doğru, Oxford Üniversitesi'ndeki Bodleian
    kütüphanesine alındıktan sonra 400 yıldır hiçbir şekilde ellenmemiş olan bu kopya çok kıymetli ve nadir bir eser olarak kabul ediliyor.


    Folyo'nun Bodleian kütüphanesindeki baskısının dijital ortama aktarılması edebiyat tarihi açısından büyük önem taşıyor. İlk okurların parmak izlerini de görebileceği dijital baskıda, yıpranma nedeniyle "Romeo ve Juliet" oyununun sayfaları görüntülenemeyecek.


    İnternet üzerinden edebiyat severlerle buluşacak olan folyoya erişim ücretsiz olacak.


    Oxford Üniversitesi, bu projeyi 2016 yılında, Shakespeare'in ölümünün 400. yıl dönümünde hayata geçirmeyi hedefliyor.

  6. #36
    sidar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oca-2012
    Bulunduğu yer
    Büyükada.
    Mesajlar
    3.513
    Konular
    338
    Bu adamın tüm eserlerini inceleyecek fırsatı bulamadım ,Çok büyük bir psikolog gözlemci ve deha olduğu kesin .Evrensel zekayla kendini bütünleştirmiş biri .Aslında her ikili tutku ilişkilerinde romeo ve juliet ,Her babayı aldatış miras paylaşımı ve entrikalar içinde Kral Lear oyununu tekrar tekrar oynamaktalar insanlar dünya onun dediği gibi bir sahne .... Zaman evrensel ilkeleri ve gerçekleri aşındıramıyor ne yazık ki .. Çok sevdiğim bir sonesi vardı hiç gülmez bu adam oysaki şakanın gülünç olduğuna nektor bile parmak basar ,Önemli olan neyi oynadığınız değil neyi nasıl oynadığınızın önemini kavratan bir adam .


4 Sayfadan 4. İlkİlk ... 234

Benzer Konular

  1. Huysuz Kız ;William Shakespeare
    Konuyu Açan: pithc, Forum: Oyun İncelemeleri.
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 01-Nis-2009, 18:13
  2. III. Rıchard...William Shakespeare
    Konuyu Açan: pithc, Forum: Oyun İncelemeleri.
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 09-Mar-2009, 23:10
  3. Troılos ile Kressıda...William Shakespeare...
    Konuyu Açan: pithc, Forum: Oyun İncelemeleri.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 06-Nis-2008, 18:48
  4. Atinalı Timon...William Shakespeare...
    Konuyu Açan: pithc, Forum: Oyun İncelemeleri.
    Cevap: 1
    Son Mesaj : 10-Mar-2008, 23:35
  5. Corıolanus...William Shakespeare...
    Konuyu Açan: pithc, Forum: Oyun İncelemeleri.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 10-Mar-2008, 15:00