Prof. Osman Çakmak'a göre, cinler perisperik enerjiden ibaret
UFO ve uzaylı görenler aslında cinleri görüyor
Uzaylı görüntülerini cinler tezgâhlıyor
UFO'cu ve cinci medyumlar, cinlerin kılık deÇiştirmesinde hemfikir
Memlekette uzaylı ve UFO görenlerin sayısı az, cinlerle bir şekilde münasebeti olanların sayısı çoktur. Zaman zaman bu denge UFO'ların lehine bozulsa da her ikisi de gündemden pek düşmez. Ancak hem cinler hem de UFO'lar bir şekilde görünürler, ama gerçek olup olmadıkları kanıtlanamadan yok olurlar. Yani cinleri ve UFO'ları görenler sadece gördükleriyle kalırlar. Uzaylılar, UFO'lar, cinler konusunda bir kimya profesörünün ilginç iddiaları var. Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Kimya Anabilim Dalı Başkanı Profesör Osman Çakmak'a göre UFO'lar ve uzaylılar, aslında cinlerden başkası deÇil. Profesör Osman Çakmak'a göre cinlerin deÇişik kılık ve şekillere girme, ışıklı görüntü oluşturma özellikleri var ve uzaylı masalları, cinlerin doÇalarındaki bu görüntü oluşturma yeteneÇinden kaynaklanıyor. Ayrıca uzaylıların vermek istediÇi mesajla, sözde kendilerini ruh diye takdim eden cinlerin söylediklerinde de benzerlik bulunuyor. Prof. Çakmak'ın uzaylılar ve cinlerle ilgili tezi oldukça ilginç ve önümüzdeki günlerde tartışılacak gibi görünüyor. Farklı boyutta ve uzayda, hayat sahibi ve akıllı 'uzaylılar ya da cinler' konusu ise dün olduÇu gibi gelecekte de 'sır' çözülene kadar insanoÇlunun gündeminde yer alacak. Prof. Dr. Osman Çakmak'ın iddiaları
Çeşitli özellikleriyle kendini belli eden ancak cisim ve deÇişik şekillerde görünen varlıklar, hangi din ve kültürden olursa olsun insanoÇluna kendinden sürekli söz ettirmiştir. Kimi toplum bunlara 'hayalet', kimi toplum da 'peri, dev' gibi isimler takmışlardır. Kuran-ı Kerim ayet ayet gelmeye başladıÇı devrede ise bunlara 'cin' adının verildiÇini görüyoruz. Kuran-ı Kerim'de cinlerin dumansız ateşten yaratıldıkları bildirilir. Dumansız ateşin gerçek manası ne olabilir? ÇaÇdaş fiziÇin verileriyle düşünüldüÇünde, bugün için bu kelimenin 'enerji' benzeri bir kavramı ifade ettiÇini söyleyebilmekteyiz. Ateş, esasen maddenin dördüncü hali denilen iyon-gaz halini temsil eder. Bir de ateş ve duman halinde ortaya çıkan ışınlar (enerji) uyarılan elektronların temel hale geçişinde meydana gelir. Cinlerin, maddenin duman-gaz halinde ortaya çıkan enerji-ışın yapısına benzer olduÇunu düşünebiliriz. CanlılıÇın en elverişsiz ortamda -suyun içinde, topraÇın altında, çöllerde, kutuplarda- yayıldıÇını düşünürsek, yüce yaratıcının enerji âlemini boş bırakacaÇı düşünülemez. Enerjiden de çok çeşitli canlılar yaratılacaktır. Günümüz teknolojisinin görünmeyen, yer kaplamayan ve mahiyetinin de ne olduÇu bilinmeyen elektrik-enerji-ışın-dalgalar, manyetik kuvvetler vs. üzerine bina edildiÇini burada belirtelim. Cinler enerji dünyasının bilinçli varlıklarıdır.
Cinler de varlıÇının kaynaÇını ve gücünü insan gibi ruhtan alır. Cinlerin doÇumları perisperi denen bir tür enerjiye bürünmek şeklinde olur. Ölümleri de ölüm zamanları geldiÇinde perisperilerin yok olmasıyladır.
Cinler ilmi genellikle insandan öÇrenirler. İnsanların teknolojik hünerleri gibi onların da birtakım hünerleri vardır. ÖrneÇin deÇişik kılık ve şekillere girme, ışıklı, görüntü oluşturma özellikleri dikkatimizi çekmektedir.
Birtakım paranormal olaylarla ilgili araştırmalar, çeşitli bilimsel metotlarla araştırma merkezlerince ele alınmaya çalışılmaktadır. Uzaylı diye kendini tanıtan görüntülerin fotoÇrafları alınabilmektedir. Aynı şekilde spiritüalistlerin masasına gelen ve kendisini 'ruh' olarak tanıtan vizyonların da. Bu görüntülerin bazı spektroskopik incelemeleri de yapılabilmiştir. İlginç olan ise, her iki türün spektral analizlerinin aynı sonucu vermeleridir. Spiritüalistlerin masasına gelen 'sözde ruh'larla, sözde uzaylıların polaroid filmleri, kırmızı ötesi (infrared) ve normal ışınlara dayalı spektral analizlerinin birbirinin tamamen aynı olduÇu bildirilmektedir. Kendisini ‘ruh’ olarak tanıtanlarla 'uzaylılar sahtekârlıÇının' bizzat cinler tarafından tezgâhlandıÇı bu şekilde iyice anlaşılmış bulunuyor.
Tüm canlıların ikinci bir enerji türü, bir bedeni bulunduÇu bugün Kirlian fotoÇrafçılık tekniÇi ile açıkça bilinmektedir. Yüksek frekanslı bir elektrik alanında canlılara ait bir enerji bedenlerinin bulunduÇu ortaya çıkmıştır. Cinler nasıl aldatıyor? Beyin dalgaları ile sayısız deneyler yapıldı. Bu deneyler, sesin ve ışıÇın normal bir insan üzerinde nasıl zihinsel ve fiziksel rahatsızlıklara yol açtıÇını gösterdi. ÖrmeÇin, saniyede 8-12 ışık titreşimi, beynin alfa dalgalarının frekansına yakın bulunuyor. Bu titreşime maruz bırakılan insanlar son derece şiddetli reaksiyonlarda bulunur. Kollar, bacaklar sıçrar, kendini kaybeder. Kafa hafifler, şuursuz hale gelir. Bu yüzden yabancılarla karşılaştıÇını söyleyen birçok kişinin tarif ettiÇi belli araçlarla yanıp sönen ışık demeti, beynin basit, ritmik dalgalarını bozar. Cinlerin bu ışın dalgalarını kullanmayı bildiÇi ve insanlar üzerinde denedikleri anlaşılmaktadır ki, birçok UFO raporunda bu tarz bir felç olayından sıkça bahsedilmektedir. İnsan kulaÇının duyabileceÇi frekans sınırının altındaki bazı elektromanyetik dalgalar da insanı etkiler. Nitekim yine uzaylılarla karşılaştıklarını söyleyenler, acaba bir şey mi hissettiler, yoksa işittiler mi, kesin olarak bilemiyorlar. Aslında düşük frekanslı sesler, beyin dalgalarını deÇiştirmekle kalmaz, ayrıca şiddetli migren aÇrılarına ve geçici felç gibi fiziksel aksaklıklara da neden olurlar. Kendilerini 'uzaylı' diye tanıtan 'cinler' insanların hayal gücü üzerinde tasarruf ediyorlar. Tıpkı hipnoz olayında olduÇu gibi, şuuru ele geçiriyor ve istediÇi imajı ve inancı telkin ediyor. Kişinin beynine akım şeklinde yerleşen bu telkin, trans ve hipnozdan çıktıktan sonra, o kişi tarafından gerçekmiş gibi kabul ve iddia edilir. Haktan AkdoÇan-(Sirius Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi DerneÇi Başkanı)
'UFO'ların varlıÇı tartışılamaz' Kuran'da cinler, melekler ve diÇer akıllı varlıklar konusuna ayrılmış birçok ayet var. Nas Suresi diyor ki; Göklerde ve yeryüzünde olan canlılar ve melekler, onlar hepsi büyüklük göstermeden Allah'a secde ederler. Göklerde ve yeryüzündeki canlılar ile melekleri ayırıyor. Bu, önemli bir vurgudur. Bizler cin ve melek diye bahsedilen fizik ötesi, bedensiz, salt enerji olan varlıkların varlıÇını reddetmiyoruz. Bunlar farklı frekans ve boyutlarda var olan varlıklar. Bu durum, diÇer gezegenlerde farklı titreşimde olan bedenli ve zeki varlıkların olduÇu gerçeÇini deÇiştirmiyor. Profesör, uzaylı ve UFO'larla ilgili fiziki kanıtların olmadıÇını iddia ediyor. MaÇara döneminde duvarlara astronot kıyafetli uzaylılar resmedilmiştir. Daha ileriki dönemlerde uzaylı heykelleri, frenks ve kabartmalar yapılmıştır. Günümüzde videoya çekilmiş, fiziki formu olan birçok görüntü var. Dünyamızda ele geçirilmiş UFO enkazları var. Çeşitli tarihlerde düşen UFO'lar var. Bu konuda konuşan sivil ve askeri üst düzey yetkili bulunuyor. Tarlalarda devasa çukurlara rastlandı. Bunların dünya dışı kaynaklı olduÇu ispat edilmiştir. Bu varlıklar sadece semalarımızda dolaşmakla kalmıyorlar. Temas içinde oldukları insanları kendi gemilerine alıp, teknolojik bilgi aktarıyorlar. Direkt temasçılara dünyamızda olmayan elementlerden oluşmuş materyaller veriliyor. Bu materyallerin NASA'da incelemeleri yapıldı. Kaçırılan insanlara uzaylılar mikroçipler yerleştirdiler. Mikroçipler röntgenlerle tespit edilip ameliyatlarla çıkartıldı. Bunlar elle tutulur kanıtlardır. Profesör UFO'ların dengesiz ve eÇitimsiz kişilere göründüÇünü iddia ediyor. Ancak eski Amerika Başkanı Carter ile Reagan'ın UFO gözlemleri var. NASA'dan ayrılanların itirafları, askeri ve sivil pilotların bu konuda açıklamaları yok sayılamaz. Profesörle tek bir konuda hemfikirim; cin ve melek dediÇimiz birtakım enerji varlıkların farklı boyutlarda yaşadıÇı konusuna katılıyorum. Kainatta sayısız boyutlar var. Fiziki gezegenleri olan, farklı titreşimleri bulunan bizler gibi zeki, bedenli, gelişmiş varlıklar da var.
--------------------
1.si o tanrı sensen sanırm senin canını hiç birşey yakamaz....2.si uzaylıların ürünü olduğunu düşünüyorsan kendini bu kadar küçük görmen beni ilgilendirmez...3.sü uzaylıların seni yarattığını düşünüyorsan o zamn eminim dünya sana sıkıcı geliyordur bence sen marsa taşın...4.sü şuan kapkaranlık bir odada gibisin oda çok küçük ve çok dar ama sen odayı sonsuz sanıyorsun...(yalan içinde boğulup gerçeğin kokusunu bile alamamak)..5.si lütfen atalarımın adını ağzına alma...!!!..6.sı benim bunu cinlerin gerçek olduğunu söylemem onların var olduğunu değil ama senin ne kadar yalnış içinde boğulduğunu gösterir çırpınanlarlara sonsuz bay tanrım... 7.si yaşaman bak demişsin...ya ben yüzlerce cinayet işlemek istiyorsamm!!!!!! yapayım mı?
--------------------
neyse sen kendi doğrularınlar bende kendi doğrumla kalayım tartışma olmasın.... bende sana sonsuz saygı duyuyorum....
--------------------
umarım açıklayıcıdır dostum;
UZAYLILAR VE CİNLER
Hangi din ve kültürden olursa olsun insanoğluna çeşitli şekillerde kendini belli eden ve kendinden sürekli söz ettiren görünmeyen varlıklar olmuştur.. Kimi toplum bunlara “hayalet” kimisi “ruh,” “peri” vs; isimler takmışlar. Kur’an-ı Kerim bu tür varlıklara “cin” adını verir. Kâhinler ve medyumlar cinlerle irtibatlı insanlardı. Onları değişik hizmetlerde meselâ bilinmeyene dair sırlarda haber getirmede kullanıyorlardı. Yine cinler putların içinden garip ses ve hareketlere neden olarak onları esrarengiz bir havaya bürüyorlardı.
İnsanların bilinmeyene karşı yoğun ilgisinden olsa gerek son zamanlarda cinleri ve parapsikolojik hadiseleri konu eden kitapların neşrinde hayli bir artış var. Bu kitapları yazanlar içinde meselâ Müslüman cinlerle irtibatlı olduklarını söyleyen medyumlar da bulunuyor. Onlara göre bütün Ufo görme hadiseleri cinlerin oyunundan başka birşey değil. Cinler insanları kandırmak ve eğlenmek istiyorlar işte hepsi bu!”
Ufo bir masal mı bir hakikat mı? Konuyu pozitif deneylerle ele almaya çalışanlar, ihtiyatı elden bırakmamakla birlikte, peşin hükümlü ve ön yargılı olmamaya çalışıyorlar. Çünkü geçen zaman bize, beş duyu ile tesbit edemediğimiz pek çok şeyin var olduğunu gösterdi ve geliştirdiğimiz teknolojilerle, dün ‘yok’ dediğimiz sayısız nesneye bugün ‘var’ demek mecburiyetinde kaldı. Bir takım paranormal olayları incelemek için ilgili araştırmalar çeşitli bilimsel metotlarla araştırma merkezlerince ele alınmaya çalışılmaktadır. Meselâ uzaylı diye kendini tanıtan görüntülerin fotoğrafları alınmaktadır. Spirtüalistlerin masasına gelen ve kendilerini ‘ruh’ diye tanıtan vizyonların da. Bu görüntülerin bazı spektroskopik incelemeleri de yapılabilmiştir. İlginç olanın, her iki tür üzerindeki incelemelerin aynı sonuca götürmesidir. Spirtüalistlerin masasına gelen ‘sözde ruh’larla bu ‘sözde uzaylı’ların polaroid filmleri, kırmızı ötesi (infrared) ve normal ışınlara dayalı spektrum analizleri aynı sonuçları veriyor. Bu ne demektir? Eğer uzaylılar bir şeyse kendini ruh diye tanıtanlarla aynı şey olmaktadır. Bu benzerlik ve parelellik sadece spektroskopik incelemelerin sonuçlarında değil, her iki kaynağın verdiği mesajlarda görülmektedir.
AKILLI ENERJİLER: CİNLER
Kur’an-ı Kerim’de cinlerin dumansız ateşten yaratıldığı haber verilir. “Dumansız ateş” tabiri meçhulün malûmla ifade edilmesi ise, çağdaş fiziğin verileriyle düşündüğümüzde, bugün için bu kelimenin “enerji-ışın-dalga” benzeri kavramları ifade ettiğini söyleyebiliriz. Meselâ ışınların bir türü olan mikrodalgalar yemeklerimizi onunla pişirdiğimiz bir tür dumanı ve isi olmayan ateşten başka bir şey değil. Gördüğümüz ışınların merceklerle odaklandığında nasıl bir yakıcı etkiye sahip olduğunu da biliriz.
Cinler, onlara verilen özel yetenekler sayesinde madde âleminde görüntü ve tesirler oluşturabilirler ve değişik şekillerde görünebilirler. Tıpkı görünmez TV dalgalarının TV ekranına görüntü ve ses hâlinde gelmesi gibi…
Zihninizde her türlü hayali zorlanmadan kolayca kurarsınız. Düşüncenin boyut etkisi altında birer akıllı enerji olan cinler de, kolayca değişik kılıklara bürünebilirler. Lazer hologramı görüntüsünü düşünelim. Böyle bir görüntü aslında bir ışık gösterisidir ve aynı zamanda magnetiktir. Bir görüntü oluşturabiliyorsunuz ve sonra da mıknatıs akımlarını demir tozlarıyla görünür yapabiliyorsanız. Bir tür “kıvamlı köpük” elde etmiş oluyorsunuz. Bu köpükle iyi resmedilmiş bir organı, bir çiçeği üç boyutlu olarak boşlukta gösterebiliyorsunuz.
EKTOPLAZMA VE TEMESSÜL
Dinî literatürde yer alan “temessül” terimi bir varlığın herhangi bir keyfiyette misalinin ortaya çıkmasını ifade eder. Güneş maddî olduğu halde, sayısız yerde görünmekte, yani temessül etmektedir.. Görüntüsü yanında hem ışığı ile hem de ısısı ile aynalarda hazır bulunmaktadır. Güneş için ayna bir temessül aracı.. Demek ki temessülde, ayna vazifesini görecek bir aracı gerekiyor.
Tasavvuf kitaplarında ruhların “köpük gibi cesetlenir” ifadesi ile karşılaşınca medyumlardan çıkan ve ektoplazma denen seyyal buhar misali enerjiyi hatırladım. Bu “ektoplazmanın” bir hologram gibi şekillenmesini ve resimlenebilmesini düşündüm. Böylelikle bir medyumun ağzından ve burnundan ‘perisperi’ denen bir salgı, dışplazma (Ektoplazma) olarak dışarıda bir “görünmez varlık hologramı” bulabilir.
Ektoplazma nedir?
Bu ilginç madde ile ilgili verilen bilgiler şöyle: Maddî varlığı olan fakat başlangıçta buhar gibi görünmez şekilde iken çeşitli yoğunlaşma şartlarında sıvılaşır ve katılaşır. Bu madde üzerinde ayrıntılı çalışma yapanlardan birisi Alman bilim adamı Prof. Boron Schrenk Notzing. Teleplazma adını verdiği ektoplazmayı medyumun rızası ile deney tüpüne alarak bazı deneysel çalışmalar da yapmayı başarabilmiş.
Notzing, insan vücudunun organik yapısıyla benzer olan macunumsu veya buharımsı, ince titreşimli maddeler topluluğu medyumlar tarafından oluşturulup, bedenin doğal deliklerinden salgılanabildiğini, sadece derin transa giren medyumlar değil, başka kaynaklarca meselâ hayvanlarca da oluşturulabileceği ileri sürülmektedir.
Geley isimli bir başka bilim adamı “Clair Voyance and Materyalization” adlı kitabında ektoplazma konusunda detaylı bilgi verir. Medyumun derin trans hâlinde “hayat enerjisini” harcamasına karşılık gelen ektoplazmanın bir tür enerji gibi de davrandığını söyler. Hatta elektrik yükü ve ışık olarak âdeta canlı lamba gibi parlar şekilde kendini göstermesi karşısındaki bilgilerle karşılaşınca, “ışıklı ufo görüntüleri”ni hatırlayıverdim.
Bedensiz varlığın fizikî âlemde görünmesi için ektoplazma bir temessül vasıtası olmaktadır. Kısacası fizik ötesi şuurlu varlıklar kendilerini bir halogram gibi ortaya koyuyorlar. Bunun için de medyum denen aracıdan “kıvamlı köpük” ödünç alıyorlar.
İNSAN BEYNİNİN SIRLARI
Ünlü fizyolog ve nörolog Hughlings Jackson, cesur ve öncü çalışmalarıyla beynin zihinsel istemlerinin sinirler aracılığıyla organizmaya seslendiğini ortaya koyuyordu. Zihin denilen o süper soyut olgu, beynin iki yarıküresi arasındaki uyum aracılığıyla sinir sistemini güdüyor ve beş duyu işlemeye başlıyordu.
Bu idrak mekanizması, birçok parapsikolojik olayda beş duyunun aracılığını gerektirmeksizin de başarılı oluyordu. Böylece beynin işlevleri, çözümlendikçe, bilim adamlarının karşısına daha büyük bilinmeyenler dikildi. İnsan, beyninin çok az bir kısmını kullanabiliyordu. Gerisi bir boşluk ve kullanmaya kullanmaya körelen ya da uyuşan, fakat zaman zaman ortaya çıkan bazı normalötesi ruhsal hallerin sorumlusu olabiliyordu.
Beyinle ilgili geliştirilen teorilerden birisine göre, beynin sempatik sistem ve parasempatik sistem görevi üstlenmiş iki yarıküresi vardır, Birisi deneysel, pozitif ve mantıkî olanı yapar, problemleri çözer, öğrenir ve ezberler. Diğeri ise tersine, sanatsal ve görsel olaylarda uzmandır.. Mekanik ve katı değildir. Güzelliklerin hakkını verebilir. Takdir eder, lezzet alır. Özellikle uyanıkken parelel çalışan bu ikisi, uykuda yalnızca görsel merkezleri uyanık tutar.
İkinci teori, maddenin çok yoğun bir enerji olmasına bağlı olarak, enerjinin türlü biçimlerde açığa çıkabilmesi olayıdır. Diğer bir deyişle, bir masanın kendi kendine yürümesi, bir telepatik mesajın iletilmesi, normalötesi türlü açıklanamaz olaylar, bu enerjinin beyni de bir kumanda aleti gibi kullandığı biçiminde ikinci teoriyi oluşturuyor. Enerjinin insan bilinci içinde canlı bir güç olması pekâlâ mümkündür.
Beyin dalgaları ile sayısız deneyler yapıldı. Bu deneyler sesin ve ışığın normal bir insan üzerinde nasıl zihinsel ve fiziksel rahatsızlıklara yol açtığını gösterdi. Örmeğin saniyede 8-12 ışık titreşimi, beynin alfa dalgalarının frekansına yakın bulunuyor.
Bu titreşime maruz bırakılan insanlar son derece şiddetli reaksiyonlarda bulunur. Kollar, bacaklar sıçrar, kendini kaybeder. Kafa hafifler, şuursuz hâle gelir.
Cinler bu ışın dalgalarını kullanmayı biliyor ve insanlar üzerinde deniyorlarsa o zaman UFO raporlarında sözü edilen geçici felç olaylarının nedenini açıklamak mümkün olur.. Ufolarla karşılaştığını söyleyen bir çok kişinin tarif ettiği belli araçlarla yanıp sönen ışık demeti, beynin basit ritmik dalgalarını bozacak sonuçta hipnoz ve kuruntu ya da her ikisi birlikte ortaya çıkacaktır.
İlim adamları dış dünyanın, maddenin varlığına gerek olmadan beyinde sanal bir dünya oluşturulabileceğini de birçok kez ispatladılar. Yapay uyarılarla bir dünya oluşturulabileceği gerçeğine verilebilecek en iyi örneklerden birisi herhalde hipnoz tekniği olsa gerek.. Bilindiği gibi hipnozda, hipnotize edilen kişiye bir dizi telkin yapılır ve bu kişinin, gerçeğinden ayırt edilemeyecek derecede inandırıcı birtakım olaylar yaşaması sağlanır. Bu nedenle cin denen, göze görünmeyen, elle tutulamayan varlıklar çeşitli fikirler ve değerlerle yaklaşarak, insanları hükümleri altına alabilirler.. Bilhassa hassasiyeti ve hayal gücü yüksek insanları hayallerini etkileyerek çeşitli imajlar oluştururlar; ve icap ederse de onların vehmini tahrik ederek, olmayan şeyleri varmış gibi göstermek suretiyle korkularını harekete geçirirler. Bu yolla tasarruf altına alıp, kolayca hükmetmeye başlıyorlar.
SPİRİTuALİSTLER NE YAPMAK İSTİYOR?
Spiritualizmi kendilerine rehber edinenlerden bir grubun iddia ettiği fikirler New Age (Yeni Çağ) adıyla adeta yeni bir din hüviyetinde yeryüzünde yayılmaktadır. Bu grup, uzak doğu (Hint-Çin) inanç sistemlerindeki mistizm ve esrarını Batı kültürü ile birleştirerek öğretilerine bilimsellik havası katarlar. Size “Transandantal Meditasyon” yapıldığında kan biyokimyanızın, beyin dalgalarınızın, kaslarınızdaki stresin değişeceğini anlatırlar. Transandantal Meditasyon ve Sidha tekniklerini uyguladığınızda doğayı nasıl etkileyeceğiniz, levitasyon yapacağınız (yerden yükseleceğiniz), görünmez olacağınız, duvarlardan geçebileceğiniz, kendi yaşantınızda önemli değişiklikler yapabileceğiniz telkin edilir. Öldükten sonra hayatın devam ettiği, ancak ruhun tekamülünü tamamlamak için başka birinin bedeniyle tekrar dünyaya geldiği inancı (reenkarnasyon) telkin edilir.
Yeni Çağ dininin mensupları, uzak planetlerdeki rablerinden uzaylılar yoluyla mesajlar aladursunlar, taptıkları ve kendilerini yönlendirenin aslında şeytanî cinler olduğunu bilemeyeceklerdir. Asıl kimliklerini gizleyen cinler, medyumlar yoluyla telkinlerini o kadar ileri götürürler ki kendilerini uçan dairelerle kandırdıkları insanlara, kâh ulu ruh, kâh uzaylı dostlar, hatta sonunda Allah olarak kabûl ettirmeye başlarlar..
Spiritizm Türkiye’de, 1940’lı yıllardan itibaren başladı. Halk arasında “ispirtizma” denilen cinlerle görüşme olayı, esas olarak Dr. Bedri Ruhselman tarafından yaygın hâle getirildi. Esasen, konuyu Türkiye’de güncelleştiren, eski Gayret Kütüphanesi sahibi Garbis Fikri’ oldu. Fikri, basmış olduğu Spiritiualizm Ruh Ansiklopedisi” isimli eserin takdiminde şöyle diyor:
“Bundan 37 sene evvel memleketimizde ilk olarak cinlerle muhabere; ispirtizm-fakirizim-manyetizm namında iki ciltlik bir kitap ve spiritizm isminde 15 fasiküllük bir mecmua neşrederek, bu mevzuda o vakit büyük bir cereyan uyandırmıştım.”
Evet, Türkiye’de işte bu şekilde başlayan bir ruhlarla görüşme modası çıkmış oluyordu.
Ancak ne var ki, Ermeni asıllı vatandaşımız Garbis Fikri’nin de belirttiği gibi, bu olay ilk zamanında “Cinlerle muhabere” diye bilinmesine rağmen; zaman içinde işin bu yanı tamamıyla kapatılmış ve önce: “Ruhlarla Görüşme” Daha sonra da uzay çalışmalarının yoğunlaştığı 1960’lardan başlanarak “Uzaylılarla görüşme” şeklinde insanlara kabûl ettirilmeye çalışılmıştır.
Cinler yapılarının da kendilerine verdiği avantaj dolayısıyla, çeşitli şekillerde insanlarla bağlantı kurmakta ve çoğu zaman da bu bağlantı sonunda onları kendilerine tâbi hâle getirmektedirler!....
Çoğunlukla insanlarla eğlenen, alay eden, aldatan, olmadık hayâller peşinde koşturan bu varlıklar, ne isimle anarsak analım, genelde hep insanlara hükmetmekten zevk almaktadır. Şeytanın elinde görünmez ve ciddî bir alet olarak aldatılmış cinler, kendilerini aldattıkları şeylerle insanları da aldatmaya çalışmaktadırlar.
Kur`ân-ı Kerim’in ...”Ey cin topluluğu, insanların ekseriyetini hükmünüz altına aldınız!..” (6/128) hitabı da onların tesir dairelerinin ne denli geniş olduğunun açık işareti değil mi? Enerji dünyasının bilinçli sakinleri olan cinleri ve şeytanları kabûl etmedikçe, birer “akıllı enerji” olan cinlerin, disk şeklindeki “uçan fincanları” garip uzaylı silüetleri ile bizden daha gelişmiş diğer medeniyet ve dünyaların varlığı masalları sürecek ve bu masallar bu işin “gönüllü misyonerlerince” bir inanç sistemi şeklinde sunularak insanlar aldatılmaya devam edilecektir.
--------------------
ashtar lütfen insan beyninin sırlarını okurmusun yorumunu bekliorm