2 Sayfadan 1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Toplam 16 sonuçtan 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
Like Tree5Likes

Konu: V.i.t.r.i.o.l.

  1. #1
    nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    10.490
    Konular
    2414
    Blog Entries
    3

    V.i.t.r.i.o.l.

    "Visita Interiorae Terrae Rectificando Invenies Occultum Lapidem'in kısaltılmışdır."
    "Ezoterik, inisiyatik sistemlerin bin yıllardır kullandığı bir “motto„ dur. Felsefe taşının aslında içimizde yattığını ima eden latince sözcükler grubudur. Türkçe karşılığı, "Arzın merkezine doğru yöneldiğinde, o gizemli taşı bulacaksın"dır. Arzın merkezi iç dünyamızdır; ve bilgelik içimizde yatmaktadır."
    "Vitriol bir simya terimidir. Latince’de 7 sözcükten oluşan “Visita Interiora (Interiorem) Terræ (Tellus) Rectificando Invenies Occultum (Operae) Lapidem” cümlesindeki sözcüklerin baş harflerinin birleştirilmesiyle oluşturulmuş sembolik bir ifadedir."
    "Bu cümle Türkçe’ye “Dünyanın derinliklerini (içini) ziyaret et, damıtırken (arıtırken) gizli taşı bulacaksın.” biçiminde çevrilir. Bu cümledeki yeraltına inme sembolizmiyle belirtilmek istenen, pek çok inisiyatik sistemde “cehenneme iniş” olarak ifade edilen deneyimdir. Bu cümlede simgelenen anlam “arınıp saflaşmak istiyorsan cehenneme iniş deneyimini yaşamalısın” olarak ifade edilir."
    Felsefe taşının yani bilgelik'in aslında çok uzaklarda değil, içimizde aranması gerektiğini ifade eder. Dünya (terrae) ile, anlatılmak istenen içimizdeki (interiorae) dünyadır.
    Kendi içindeki Tanrısal tözü bulmak isteyen kişi , tıpkı maddenin saflaştırılması gibi , kendi içine dönerek kendini saflaştırmalı ve gizli olan , içindeki Felsefe taşına ulaşmalıdır. Simyada kullanılan yöntemler ezoterik olarak inisiyasyonu da bu anlamı ile temsil etmektedir. Bu , en güzel ifadesini vitriol sözcüğünde bulmaktadır.
    "Bu pratik simyada kayıp taş ya da mineral olarak düşünülmekle beraber, aslında insanın Tanrıyı , tanrısal olanı kendi içinde bulacağı anlamına da gelmektedir."
    "Şaman geleneğinde de olan herhangi bir nedenle Gök katlarını aşması gereken bir şamanın önce yeraltı denilen âleme inmesi gerekir, kimse “Yeraltı”na inmeden Göğe çıkamaz. Yeraltı kavramı Grek tradisyonunda, Hades biçimine dönüşmüştür. Şaman inisiye adayının, saflaşması için geçireceği yeraltı alemindeki “organlara ayrılma” deneyimi kimi inisiyasyonlar’da “cehenneme iniş” ifadesiyle, Simya’da ise Vitriol ifadesiyle dile getirilmiştir."
    Bir başka ifade ile, “Kendinin derinine in, bölünmezi, parçalanmaz çekirdeği bul, bunun üstüne yeni insanı bina edebilirsin” demektir.



    http://tr.wikipedia.org/wiki/Vitriol




    Wasteland ve AmorFati bunu beğendi.

  2. #2
    nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    10.490
    Konular
    2414
    Blog Entries
    3
    Eski okült bir deyiş “V.İ.T.R.İ.O.L.; Visita Interiora (Interiorem) Terræ (Tellus) Rectificando Invenies Occultum (Operae) Lapidem” der. Ünlü bir simya deyimidir bu. Anlamı ise “Dünyanın derinliklerini (içini) ziyaret et, damıtırken (arıtırken) gizli taşı (felsefe taşı'nı) bulacaksın.”dır.
    “Biz insanı en güzel şekilde yarattık. Sonra da onu aşağıların aşağısına attık” diye geçer Kuran’ın Tin suresinde. En güzel şekilde yaratılmış bir varlığın, en aşağıdan en yukarıya gidiş serüvenidir aslında hayat. Bütün bu sahne bunun için düzenlenmiştir adeta. Herkes, aşağıdan yukarıya koşuşturur durur. Bu, esasında ruhların sevgi dolu yarışıdır. Bir yarıştır ama kendi benliğimizle olan yarışımızdır. Yarışı bitirenler, diğer yarışanlara yardım etmeye devam eder. El ele, yürek yüreğe, zihin zihine, en üste doğru koşarız. “Ve O’na döndürüleceksiniz.” Der yine kutsal kitap. O’na dönmek içindir bu kadar çaba, eziyet, sıkıntı. O’na dönmüş olanların acı çekerek dünyada yardım etmelerinin sebebi ise hepimizin sonunda kavuşacağı, bir olacağı gerçeğidir. Bu yüzden yardımlar esirgenmez. Bu, el ele, gönül gönüle ilerlenen sevgi dolu bir yarıştır.
    Aynı kaynaktan gelen bunca ruh, aynı kaynağa geri dönecektir mutlaka. Dönecektir ama anlamayız niye bu kadar yol var? Bu kadar din var? Bu kadar öğreti, bu kadar farklı düşünce kalıbı var? Bazımız muammada kalır, bazımız çıkamaz işin içinden, bazılarımız ise hepsini reddeder. Kimi ermişlere bakarız, her yolun O’na çıktığını anlatırlar. “Mutlak hakikat ve her şey O ise O’na çıkmayan bir yolun olması mümkün mü!” derler. Kişi elbet O’na varacak O’nla bir olacaktır ama doğru zaman ve doğru yaşamda diye açıklarlar. Bunlar da ayrı kafamızı karıştırır. “Hani kötüler cehennem ehli olacaktı? Hani O’na dönmeyeceklerdi? Hani O’nu görmeyeceklerdi?” deriz bazımız. Bazımızın işine gelir buna inanmak, bazımızın işine gelmez. “İyiyle kötü hiç bir olur mu?” der kimisi. Kimisi ise “ Oyun bittiğinde şah da piyon da aynı kutuya girer.” Diye söylenir. Nedir bunun doğrusu, eğrisi? Her yol Hakk’a mı çıkar gerçekten.
    Eski okült bir deyiş “V.İ.T.R.İ.O.L.; Visita Interiora (Interiorem) Terræ (Tellus) Rectificando Invenies Occultum (Operae) Lapidem” der. Ünlü bir simya deyimidir bu. Anlamı ise “Dünyanın derinliklerini (içini) ziyaret et, damıtırken (arıtırken) gizli taşı (felsefe taşı'nı) bulacaksın.”dır.
    Simyanın felsefesine göre felsefe taşı, aydınlanmanın sembolüdür. Simyacıların asıl amacı felsefe taşını bulmaktır. Bunu bulmak için ateşle taşları sürekli arıtıp, damıtırlar. Taş ile taşları birleştirip üzerlerinde çalışırlar. Ve bilirler ki aslında taşları ateşle arıtırken, arındırdıkları taşlar değil kendi ruhlarıdır. En nihayetinde söylenceye göre taş en mükemmel haline ulaşır yani felsefe taşına. Felsefe taşı, ölümsüzlüğü verirken, her maddeyi altına çevirme gücüne de sahiptir. Yine bu da aslında sembolik bir anlatımdır. Simyacılar, öze dibe inerek, arınmanın sembolü olan ateş ile ruhlarını arındırmış ve nihai bilgeliğe, aydınlığa ulaşmayı hedef almışlardır. Altın, bilgeliğin, aydınlanmanın sembolüdür. Bu yüzden felsefe taşı aydınlanmış, bilge olmuş, O’na ulaşmış insanı anlatmaktadır. Vitriol söylencesinin temel felsefesine göre kişi ateşte arınmadan, cehenneme inmeden ve nihayetinde öze dönüşmeden aydınlanamaz.

    Kuran’da, Meryem suresinin 71. ayetinde “İçinizden oraya uğramayacak hiç kimse yoktur. Bu Rabbinin kesin bir hükmüdür.” Denmiştir cehennem için. Bu tam olarak nedir ki herkes oraya bir kere uğrayacaktır? Ateşten geçmenin manası nedir? Acaba bir azap mı yoksa ruhun yükselmesi için arınması gerektiğini anlatan bir işaret mi? Belki de söylenmek istenen vitriol’de olduğu gibi kişinin O’na ulaşması için arınması, saflaşması gerektiğidir. Ve evrensel arınma sembolü olan ateş üzerinde durulması bu yüzdendir. Belki de bu yüzden aşk ile Mevlanalar yanmaktadır. “Hamdım, piştim, oldum.” Demeleri, Allah aşkından cayır cayır yanmalarının sebebi budur belki de. O yüzden ateş ile “oluruz” tüm derin deyişlere göre. Ateş, azabın değil aşkın unsuru olabilir. Aşkın ateşi dahi olsa, ateşin yapısıdır acı vermek. Bu acı kişiyi zorlasada, hamlıktan çıkarıp, arındırıp, pişirip olduracaktır.
    Peki nedir farklı olan? Tanrı mıdır? Tüm kültlere baktığımızda hepsinde ki Yaratıcı inancı aynıdır. Mu inancından bu yana, aynı Yaratıcı inancı temel ve en derin felsefe olmuş ve bütün inançlarda yerini almıştır. Hepsinin özünde “Bir olan Yaratıcı” inancı vardır. İhlas suresinde; “Ey peygamber! De ki; Allah birdir, tektir. O Allah Samed’dir/ ezeli ve ebedidir, her şey O’na muhtaç, O ise hiçbir şeye muhtaç değildir. O ne doğurmuş ne doğmuştur. Ve O’nun hiçbir dengi de yoktur.” Bu dört ayet tüm inançların temelinde ki Yaratıcı inancının özünü vermektedir. 4 cümleden oluşan bu ayet Hakikat ile ilgili en önemli perdeyi kaldırmaktadır. Tasavvuf’un neredeyse temel taşlarından birini oluşturup, en derin bilgilerden birine işaret etmektedir. 4 ayet üzerine ciltler yazılmakta, yorumlar yapılmakta, O’na ulaşmak için tüm hayat feda edilmektedir. Mu inancında, Yaratıcıya “O” denirdi. O’na hiçbir isim verilmezdi çünkü O’nu hiçbir ismin tanımlayamayacağına inanılırdı. Her şey O’ndan gelmiş olarak söylenegelirdi. Bakın Taoizmin kurucusu Lao Tzu Yaratıcıyı nasıl ifade etmiş; “Kelimelerle ifade edilebilen Tao, ebedi Tao değildir. O, bir ismi olmadığı yerde göklerin ve yerin başlangıcıdır. Eylemsiz olan O isimden münezzehtir. O isimsiz olandır.” Hermetik inanç hermes’ten ileri gelmektedir. Hermes ise thot’a tekabül eder. Bu yüzden mısır ve yunan kökenli ezoterik bir inanç sistemidir. Mısır dininde bir sürü görevli tanrı ve tanrıça vardır. Bunlar ölümlü varlıklardır ve sistemde görevlilerdir. Ama asıl bunların üzerinde Atum denen bir Yaratıcı vardır. Asıl var olan tek olan odur. Bakın hermetik şiirin bir bölümünde Atum’u nasıl anlatılmıştır;
    “Bütün dikkatinizi bana veriniz
    ve düşüncelerinizi toplayınız,
    çünkü Atum'un Varlığının Bilgisi
    derin anlayış ister,
    sadece onun ihsanıyla gelen bir lütuftur.
    Engel tanımayan bir sel gibidir,
    hızıyla geride bırakan
    onu izlemeye çalışan herkesi,
    önüne geçtiği dinleyiciler değildir sadece,
    öğretmen bile yetişemez ona.

    Atum'un kavranması zordur.
    Onu tanımlamak imkansız.
    Mükemmel ve kalıcı olmayanlar
    kolay kavrayamazlar
    sonsuza kadar mükemmelleşmiş olanı.
    Atum bütündür ve süreklidir.
    O, hareketsizdir kendi içinde,
    yinede kendini hareket ettirendir.
    O, kusursuzdur,
    bozulmaz ve süreklidir.
    O, Yücelerin Yücesi Mutlak Gerçekliktir.
    O, fikirlerle doludur
    duyuların algılayamadığı
    ve herşeyi kucaklayan Bilgi'yle.
    Atum Asli Zihindir.
    O, çok büyüktür,
    ''Atum'' adıyla anılmayacak kadar.
    O, gizlidir,
    yinede apaçıktır heryerde.
    Onun varlığı bilinir düşünce yoluyla ancak,
    yinede onun suretini görürüz gözlerimizin önünde.
    O, bedensizdir,
    yinede herşeyde vucut bulmuştur.
    Onun mevcut olmadığı birşey yoktur.
    Ona hiçbir ad verilemez,
    çünkü bütün adlar onun adıdır.
    O, herşeydeki birliktir,
    bu yüzden onu bütün adlarla bilmeliyiz
    ve herşeye ''Atum'' demeliyiz.

    O herşeyin köküdür kaynağıdır.
    Herşeyin bir kaynağı vardır
    kendinden başka,
    hiçlikten doğan bu kaynağın
    Atum bir sayısı gibi tamdır,
    o kendisi kalır
    çoğalsada bölünsede,
    yinede tüm sayıları üretir.

    Atum Bütün'dür;
    O herşeyi içerir.
    O Bir'dir iki değil.
    O Bütündür çokluk değil.
    Bütün birçok parça değildir,
    Sadece kısımlardan oluşmuş bir Bütündür.
    Onlara ayrı ayrı baktığınız zaman,
    herşeyin çok olduğunu düşünürsünüz.
    Ama gördüğünüz zaman hepsinin Bir'e ait olduğunu
    ve Bir'den aktığını,
    tüm parçaların bütünleşmiş olduğunu
    ve birbirleriyle bağlantılı olduğunu anlayacaksınız.
    En yücesinden en alttakine kadar herşey
    bir Varlık zinciriyle
    Atum'un iradesine bağlıdır.”

    Yollar ne kadar farklı olursa olsun, özümüz hep aynı şeyi söyler. Gidiş öyle ya da böyle aşka ve aşk ile O’nadır. Tekamül etmenin amacı da, sonucu da bu yöndedir. Ne kadar farklı ruh varsa o kadar farklı yol ve deneyim vardır. Yollara uzun ya da kısa olabilir, engebeli yada kolay olabilir. Ne şekilde veya nasıl olduğunun bir önemi yoktur. Eğer sonuca götürecekse bir sorun da yoktur. Bu yüzden, belki de her ruhun ilk öğrenmesi gereken şeylerden biri yargılamamaktır. Her insanın hayata bakış açısı faklıdır. En basit bir nesneye bile baktığında herkesin düşüncesi ve o nesneye bakış açısı değişecektir. Kimisi o nesneden hoşlanacak, kimisi hoşlanmayacak, kimisi eski bir sevgilisini kimisi ise anne yada babasını hatırlayacaktır. Kime neyin çağrıştırdığını bilemeyiz. Haliyle hangi çağırışımın doğru olduğunu tartışmakta bir o kadar saçmadır. Hepsi doğrudur. Bundan dolayı yargılama yapılan en büyük hatalardan biridir.
    Yargılamadan, birbirimize destek vererek ve en önemlisi ayırt etmeksizin saf bir kalp ile severek bu serüveni tamamlamak en makulüdür. Aşk ile bütünleşerek, O’na doğru ilerlemek hepimizin farkında olmadan yaptığı bir şeydir. Doğamızda vardır en öze inmek. Aslında bir tarafımız oraya çekilir hep. Kimimiz bundan kaçsa da, mutlaka her insan belli yaşamında, o özün çağrısını duyacaktır. Önemli olan bazen kalbin saflığı ve iyi niyettir bu yüzden. Beraberinde gelecek arınma ve aşkın ateşiyle pişme evreleridir. Sonrası ise ancak ermişlerin anlayabileceği derin bir sırdır. Ama şunu biliyoruz ki O’nun aşkının zerresinin zerresi bile bizi kendimizden geçirmeye yetecektir.
    En büyük niyet ve amaç budur belki. O yüzden “Neyi arıyorsan O’sun sen!” demiştir Mevlana. “Can konağını aramadaysan, cansın; bir lokma ekmek arıyorsan, ekmeksin. şu nükteyi biliyorsan, işi biliyorsun demektir: neyi arıyorsan O’sun sen." Öyleyse kişinin değeri belki de aradığı şey kadardır dersek pekte yanlış olmaz. Niye aradığımız şeyi daraltalım, sınırlandıralım. Her ruhun arayışı aynıdır ama her nefsin bir değildir. Nefs ve irademiz ile ruhun arayışı bütünleştiğinde o zaman tam bir huzur meydana gelir. Madem O’nun bir parçası, dolayısıyla O’yuz. Öyleyse ne diye sınırlandırırız kendimizi. Ne diye gönlümüzü dizginlemek için uğraşır, ruhumuzu sustururuz. Niçin akışa bırakmaktan korkarız? Ruh ve gönül özgür olduğunda, akışa kendimizi bırakmayı öğrendiğimiz de zaten nihai sonuca götürecektir bizi. İşte söylencelere göre hepimizin verdiği sınav budur. Umarım ki her ruh kendi amacını bulur ve vazifesi doğrultusunda bu evrene bir şeyler katar. Evren olarak huzurlu ve uyumlu olmanın mutlak yolu budur. Herkesin aşk ile yanması dileğiyle…
    Efe Elmas
    Wasteland bunu beğendi.

  3. #3

    Üyelik tarihi
    Kas-2010
    Mesajlar
    4
    Konular
    2
    -V.İ.T.R.İ.O.L-
    kısaca anlamı;
    "Visita Interiora (Interiorem) Terræ (Tellus) Rectificando Invenies Occultum (Operae) Lapidem;
    “Dünyanın derinliklerini ziyaret et, damıtırken gizli taşı bulacaksın.”;
    arınıp saflaşmak istiyorsan cehenneme iniş deneyimini yaşamalısın
    ."
    -CEHENNEME İNİŞ-
    Dante’nin “İlahi komedya” eserinde, kahramanı İrlandalı keşiş Patrick olan “Patrizio’nun kuyusu” efsanesinde, çeşitli tradisyonlarda, mitolojilerde ve kimi masallarda işlenmiş bir semboldür. Istıraplı deneyimler geçirmek üzere “yeraltına iniş” olarak da ifade edilir. Sembolün ne anlama geldiğini büyük inisiyelerden Orfe ve Platon ifade etmişlerdir. İnisiyasyonlarda “küçük misterler aşaması”nın sonundaki inisiye adayının ikinci temel aşamaya devam edebilmesi için tümüyle arınması, saflaşması, yani tertemiz bir şuur halini edinmesi gerekliydi. Bunun için de “cehenneme iniş” denilen bir deneyim geçirmesi gerekiyordu. Buna “ölüm deneyimi” de denilir. Platon ve Orfe, “vicdani hesaplaşma” da denilen bu deneyimin ilk etabını, zaten her insanın öldükten sonra zaten yaşayacağı bir “kendi kendini yargılama” ve kefaretini ödeme olarak betimler.
    Teozofik literatürde, menfi düşünce formlarından kurtulma anlamında “karmik tortulardan arınma” olarak ifade edilen cehenneme iniş deneyimi kimi tradisyonlarda “ejder”ini öldürme sembolüyle simgelenir.
    İnisiye adayının geçmişiyle yüz yüze gelmesini sağlayabilmesi için, öte-âleme göçmüş gibi derin bir degajman haline, yani ölü denecek kadar derin bir trans haline girmesi gerekmekteydi. Bir hayli sarsıcı olan bu deneyim için, aday ya boş bir mezarda ya da bir tabutta genellikle bir gece boyunca yalnız başına bırakılırdı. Aslında, bu deneyiminde yalnız sayılmazdı; psişik yetenekleri çok güçlü bir üstadın kontrolünde bulunurdu.
    İnisiye adayı vicdani hesaplaşmasını yaptıktan, hatalarını ve geçmişini inceleyip değerlendirdikten sonra, doğmadan önceki temiz, saf şuur halini yeniden elde etmiş olacaktı. Bu şuur hali kimi tradisyonlarda “bir çocuk kadar saf olunması gerekir” sözüyle dile getirilmiştir. “Ejderin”ini öldürüp savaştan başarılı çıkabilen öğrenci, dünyada doğmadan önceki, dünya çamuruna bulaşmamış saf şuur halini edinmiş bulunuyordu. Arınmış ve saflaşmış bulunan aday, bir bakıma yeniden doğmuş bulunuyordu. Dolayısıyla bu olay ezoterizmde, tasavvufta ve çeşitli tradisyonlarda ikinci doğuş olarak adlandırılır. Yeniden doğmuş sayılan inisiye adayı için üstadı artık “baba”dır , kendisi de “oğul”dur. Bu yüzden inisiyelerden söz eden pek çok tradisyonda inisiyeler “oğullar” sözcüğüyle nitelendirilir.
    Ezoterik tradisyonda cehennemde yanma sembolü de bu bağlamda değerlendirilir. Kısaca, cehennem ateşinde yanma sembolizminde bireyin olumsuz, negatif unsurlarından arınması sözkonusudur, yani bireye zarar verici bir işlem değil, yararına bir işlem sözkonusudur.


    "diğer yandan sülfirik asid'din diğer adı;
    sülfat tuzları,
    ferrous sülfat=yeşil vitriol
    bakır sülfat=mavi vitriol
    vb."
    Wasteland bunu beğendi.

  4. #4
    Epiphanes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2010
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    187
    Konular
    11
    Müthiş yazılardı...
    Neden ateş deneyimi gereklidir peki? Bir tür cehenneme iniş deneyimi? Sonsuz ve mükemmel bir varlık bunlar olmaksızın da yapacağını düşündüğü iyiliği veremez miydi tasarısında... Bence biz ruhlar derinlikleriizde bu deneyimi istedik! Bu korkunç ve kabuledilmesi çok zor bir gerçek (ve ben de şu an yazdığım şeyi hissetmeye çalıştığımda verdiği ve/veya vereceği acı yüzünden kabul edilemez buluyorum kendim için) Mutlak Varlık bizi edilgin kılmadı, seçme şansı verdi bize. Ya bu deneyimi (cehennem acılarını!) seçerdik ve ilginç bir şekilde kendimiz olarak, eşdeyişle kendi bireyselliğimizi koruyarak Tanrı'ya, yani Mutlak Varlık'a katılmak için bu yoldan geçmeyi göze alırdık; ya da bize verdiği sınırlı ufkumuzla yetinip mutlu kalırdık. Bizden bizim için istediği ikincisi idi, Tanrı gibi olmanın bizim için nelere malolacağını biliyordu. Ama ikincisini seçmeyip ya zor yoluyla, ya da katılımı, yani bir tür paylaşımı ve sevigiyi amaçlayarak birincisini Tanrı ile bir tür özdeşimi isteyeceğimizi biliyordu. Tüm bunların olması şeylerin özünden, en genel anlamıyla Mutlak Varlık'ın özünden gelen bir zorunluluktu.

    Birçok farklı inanç sisteminde yaratılışı "süreç" olarak alan, tekamülü gösteren aynı ifadelerin farklı şekillerde gösterildiğini buldum. Filozof Hegel "Saltık tözsel olarak sonuçtur" der. Tasavvufta ve Spinoza'da herşeyin mükemmelliği fikrinin gizemli de olsa bulunabileceğini düşünüyorum. Yahudilerin ve Hristiyanların ortak kitabı olan Eyüp'te soylu bir karaktere sahip Eyüp kötülükler yüzünden Tanrı'ya başkaldırdığında Tanrı gizemli bir şekilde bir tasarısı olduğunu ve bilgisizlik yüzünden tasarısının karatılmaması gerektiğini söyler. Hinduizm'de bir döngü ve tamamlanış düşünceleri vardır. Psikolog Adler ve ateist filozof Sartre insanda Tanrı olma istemini bulurlar...

    Neyse vitriol harika bir şeymiş bu arada. Ben ise bende de yaşamımda da yeterince karanlık var, deyip başıma iş açmayayım diye yanaşmıyordum. Bir an bir cesaret toplayıp "bilsem de bulaşmam" diyerek okudum. Benim için sürpriz oldu Yukarıdaki iki harika yazı için teşekkürler. herkese de tavsiye ederim.
    i

  5. #5
    Adramelech Adramelech isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    -YASAKLI-
    Bu sözün çok farklı ve anlamlı yorumları var ben de bir süre önce rastlamıştım teşekkürler.

  6. #6
    Wasteland - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eyl-2008
    Bulunduğu yer
    Karanlıkda
    Mesajlar
    1.022
    Konular
    171
    Bu Taş Gercekdir Arzın Merkezine Doru İndikce O Tası Bulacaksin

    Teşekkurler

  7. #7
    KemStruo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ara-2009
    Bulunduğu yer
    Zirveye bir adım daha yakın...
    Mesajlar
    1.748
    Konular
    16
    inanç , düşünce , aşk...

  8. #8
    0warlock0 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oca-2010
    Bulunduğu yer
    Mersin
    Mesajlar
    816
    Konular
    34
    Arzın merkezine doğru yöneldiğinde, o gizemli taşı bulacaksın.Arzın merkezi iç dünyamızdır; ve bilgelik içimizde yatmaktadır...

    Okuduğum en iyi yazılardandı teşekkürler nevermore,teşekkürler bohemund

  9. #9
    Wasteland - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eyl-2008
    Bulunduğu yer
    Karanlıkda
    Mesajlar
    1.022
    Konular
    171
    Arzin Merkezi Ruhumuzdur

  10. #10
    Rapit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nis-2008
    Bulunduğu yer
    Balıkesir Merkez
    Mesajlar
    912
    Konular
    28
    hay maşşallah never naptın sen yine yahu harika bi paylaşım olmuş bunları bilmiyordum öğrenmiş oldum teşekkürler paylaşım için
    bilgi paylaştıkça çoğalır...


Sayfa etiketleri:

vitriol

felsefefelsefe resimlerwww.vitriol.comsimyacılık nedirvisita interiora terrae rectificando invenies occultum lapidem gnoxidVITRIOLvıtrıol

Bu Konu İçin Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140