3 Sayfadan 3. İlkİlk 123
Toplam 28 sonuçtan 21 ile 28 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: V.i.t.r.i.o.l.

  1. #21

    Üyelik tarihi
    May-2012
    Bulunduğu yer
    izmir
    Mesajlar
    135
    Konular
    9
    sayın papus
    bu anlattığınız işığı gözlere alıştıra alıştıra verme bana lucifer felsefesi gibi geldi. Düşüncemde haklı olduğumu sanıyorum eğer öyle ise, saklanan en yüce okült bilgilerin temelinde bu mu vardır
    ? bildiğimiz üzere o bilge ve güzel olandır. bu vasıflara sahip bir varlık kalbi simsiyah olsa bile kötülükten arınabilir. Ve hükmü verilmiş olan birgün tekrar yargılanabilir.





  2. #22
    Papus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May-2012
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    58
    Konular
    9
    Alıntı tzinatzan Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    6. element biz miyiz?
    6. element tahta oluyor.
    Ateş, hava, su, toprak olarak 4 element artı 5. olarakta ruh vardır ve beşide insanda mevcuttur.
    Elementlerin Bilgeliği ve Dört Element Nefes Meditasyonu
    Cadılıkta Elementler

    Alıntı efIatun Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    sayın papus
    bu anlattığınız işığı gözlere alıştıra alıştıra verme bana lucifer felsefesi gibi geldi. Düşüncemde haklı olduğumu sanıyorum eğer öyle ise, saklanan en yüce okült bilgilerin temelinde bu mu vardır
    ? bildiğimiz üzere o bilge ve güzel olandır. bu vasıflara sahip bir varlık kalbi simsiyah olsa bile kötülükten arınabilir. Ve hükmü verilmiş olan birgün tekrar yargılanabilir.
    Her gördüğün ışığı lucifer sanma.
    Orada sadece insanların üst düzey bilgileri hemen kavrayamayacağından sindire sindire verilmesi anlatıldı.
    Lucifer sembolizmi baya karışık olmakla birlikte. Şeytana ait olduğu iddia edilen metinler incelendiğinde çok akıllıca bir taktik uygulandığı görülür.Tanrıya ait tüm özellikler şeytana, şeytana ait olanlarda tanrıya aitmiş gibi gösterilir, yani tanrı aslında kötü, şeytansa iyidir. Bunu destekleyecek şekilde verilen örneklerde, o konulardaki bilgileri derinlemesine bilmiyen insanlar için baya inandırıcı gelir.
    Ama metinlerde satır aralarında "kendi topluluğunuzdan olmayanlara istediğinizi yapmakta özgürsünüz." gibi cümleler işin rengini değiştirir.


  3. #23

    Üyelik tarihi
    May-2012
    Bulunduğu yer
    izmir
    Mesajlar
    135
    Konular
    9
    Son olarak, bu kısaltma benim için masumiyetini yitirmiştir. İnsanın kendini doğru yola iletebilmesi hele bu fırtınada her zaman olduğundan daha zor. vitriol.jpg

  4. #24

    Üyelik tarihi
    Ara-2012
    Mesajlar
    4.029
    Konular
    411
    Zümrüd-ü Anka (Simurg), Ruhun Yücelmesi Ve Yaşarken Yeniden Doğuş

    "Her ne istiyorsan kendinde ara. Senin içinde bir can var, o canı ara
    Senin dağının içinde hazine var, o hazineyi ara
    Eğer yürüyen dervişi arıyorsan; Onu senden dışarıda değil
    Kendi nefsinde ara!" Mevlana

    “Gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.”


    Bütün milletlerin mitolojisinde olağanüstü ve büyük bir kuş bulunmaktadır. O, ulaşılması güç bir idealdir. “Anka, birçok gelenekte yer alan efsanevi, ölümsüz kuşun adıdır. Eski Yunan mitolojisinde "Phoenix", Arap tradisyonunda "Anka", İran tradisyonunda Simurg (Simorgh), Çin'de "Tanniao" ve kimi tradisyonlarda "Homa" ya da "Rokh" adını alır.” “Simurg veya bir diğer ismiyle Zümrüd-ü Anka efsanevi bir kuştur. Sênmurw ve Sîna-Mrû diğer isimlerindendir. İsim Avesta'daki "Saêna kuşu"ndan türemiştir. Farklı isimlerle neredeyse tüm inanç sistemlerinde, efsanelerde ve mitolojide mevcuttur. Çoğunlukla “Anka” olarak anılmıştır. Türk mitolojisinde karşılığı Tuğrul kuşu'dur.” “Bu kuş, efsanevi Kaf Dağı'nın üzerindedir; Yunan mitolojisine göre öldükten sonra küllerinden doğan harika bir kuştur; Taoizm'de ise ölümsüzlüğün spiritüel aydınlanmanın ve reenkarnasyonun sembolüdür.”


    “Anka, ölümüne yakın kendisine ottan çalıdan çırpıdan çok yüksek bir yuva yaparmış. Sonra bunu en dipten tutuşturur, en tepesine tüner ve en güzel şarkısını söylermiş. Buna Zümrüd-ü Anka'nın son şarkısı derlermiş.” Bir rivayete göre; yaşadığı müddetçe yere konmayan, ayağı toprağa değmeyen kuştur. “Anka bilgeliği temsil eder. Sadece bilgeliğinin doruğuna ulaşan kişi Anka kuşunu görebilirmiş.” denir. Kimi görüşe göre ölülere mezara kadar eşlik ettiğine inanılan kuştur.

    “Feridüddin Attar’ın, 1187’de yazmış olduğu Tuyûrnâme (Mantıku't-tayr) veya “Kuşlar Meclisi” 4931 beyitten oluşan bir eserdir. Attar, Kuşdili olarak da bilinen bu mesnevî tarzı eserinde, tasavvufun Vahdet-i Vücûd anlayışını anlatır. Eserde sembolik dil kullanılmış; Hakikat’i arayanlar, yani Hakikat Yolunun Yolcuları kuşlarla simgelenmiştir. Sîmurg (Zümrüt-ü Anka) adlı efsanevî kuş, Allah’ın zuhur ve taayyünüdür. Ancak, Vahdet-i Vücut’a, yani Varlık Birliği’ne ulaşanlar, derin anlamları idrak edebilirler.” Anka sonsuzluktur.

    “Sufi Ferîdüddîn-i Attâr bu kuştan kendini aramanın sembolü olarak söz eder. Önmeli bir özelliği ölümsüzlüktür. Ayrıca bu kuşlarla ile ilgili anlatımlarda bir yanma motifi bulunur. Bu efsanevi kuş sembolizmlerinde simgelenen başlıca anlamlar, spiritüel aydınlanma ve reenkarnasyon olarak açıklanır. Phoneix sembolizminde kuşun yanması cehenneme iniş deneyimini, yeniden doğması ise arınılarak saf şuur halinin elde edilişini simgelemektedir.” “Yer altına inme veya yer altında bulunma bir nevi olgunlaşma sembolü veya gizli sırlara vakıf olma ile eşitlenmiş olarak kullanılmaktadır. Anka’nın arayışı Bir’in arayışıdır. Zümrüd-ü Anka kuşunun Firdevsi’nin Şehname’sinde ve Mevlana’nın Mesnevi’sinde de ilginç öyküleri vardır. Hemen bütün inançlarda insan ruhunun ölüm sırasında bir kuş biçiminde vücuttan ayrıldığı ve uçup gittiği sanılmıştır. Kahramların yer altına inmeleri, onların miracı olarak yorumlanmalıdır. Bu kahramanların yer altına inmeleri de olgunlaşmaları, kâmil olmaları ile doğrudan ilgilidir.”

    Alev içinde Anka kuşu önemli Gül-Haç ezoterik cemiyeti sembollerinden de biridir. Güneş ya da ateşi sembolize ettiği de söylenmektedir. Kendini yaşarken öldürüp küllerinden tekrar doğan bu çok güçlü kuş değişim ve gelişimin sembolüdür. Kimi görüşlere göre geçilen yedi vadi, vücutta bulunduğu söylenen yedi enerji merkezini aşağıdan yukarı doğru sırası ile temsil etmektedir.

    “Gizem okullarında inisiyelerden Zümrüd-ü Anka veya dirilmiş insan diye bahsetmek yaygın bir adettir. Fiziksel doğum insana fiziksel dünyada nasıl bilinç veriyorsa, neofit, gizem okullarının rahminde geçtiği 9 mertebeden sonra, spiritüel dünyanın bilincine doğar. Bu Hz. İsa’nın “İnsan yeniden doğmadıkça, Tanrı’nın Krallığını göremez” dediği zaman bahsettiği inisiyasyon gizemidir. Zümrüd-ü Anka bu spritüel hakikati en iyi temsil eden semboldür.” Anka spiritüel zaferin ve başarının sembolüdür. Bütün inisiyeler ve filozoflar için kıymetli bir semboldür. “O, yaratıcı enerjinin dönüşüm ve yenilenmesinin, büyük çalışmanın tamamlanmasının sembolüdür.”

    Can Dündar şöyle diyor: “Simurg olabilmek ve Simurg’a varmak zordur. Zordur aşk, bencillik, inkâr, yılgınlık, kıskançlık, şaşkınlık ve yokluk vadilerinden geçmek… Uzun, zorlu engelleri aşarak Simurg’a varmak çok zordur. Beklenen, istenen, gereksinim duyulan Simurg’un kendisi olduğunun farkına varmak daha zordur… Kendi küllerinden yeniden dirilmek her kesin harcı değildir. Ve her birimiz birer Simurg, hepimiz Simurg olmayı göze almadıkça, özgürlükten,
    güzel yarınlardan bahsetmek. Kolay değil, inançla-bilinçle-dirençle uzun ve
    zorlu mücadele maratonunda yalpalamadan, yılmadan yola devam etmek. İnsanlık tarihi bize göstermiştir ki, bu yolculuk çok uzundur ve çok zorlu bir yolculuktur. Simurg’a varmak için Simurg olmak gerekir.”

    “Anka’da ruh gelişim sürecini tamamlar. Zümrüd-ü Anka aynı zamanda kendi mezarı olan yuvasını yapar ve onu yakarak kendini küle çevirir. Fakat yenilenerek küllerinden dirilir. O kendi varlığını öyle bütünselleştirmiştir ki artık varlığının temeli olarak fiziksel bedenine bağlı değildir. O artık ruhani olanın eminliğindedir, bu anlamda o Ruhani Benlik’e, Felsefe Taşı’na ulaşmıştır.”

    Tamer Ayan şöyle diyor: “Kuşlar, "Hakikât Yolunun Yolcuları”; Simurg, "Hakikât" olarak tanımlanır. İnsan ömrünün engebelerine eşdeğer merdiven
    basamaklarını çıkabilmek ve sonunda ancak çok az kişinin hedefine
    ulaşabilmesi şeklinde düşünülebilir. Bunlar, tekamül merdiveninin, istek'ten Fenâ'ya doğru çıkan basamaklarıdır. Kuşların bazıları, Fenâ'dan daha ileri gide*rek Fenânın da Fenâsını, yani Bekâ'yı idrak eder. Sîmurg (otuz kuş), yani Anka ise, Allah'ın zuhûr ve taayyünü*dür. Tûyurname, bir vadiden öteki vadiye sırayla geçilerek olgunlaşmak şeklinde kuşlarla temsil edilen ilginç bir örnektir. Simurg kuşu,
    bir tekamül hedefinin sembolüdür ki, bu hedef ezoterik bilgilerde nefsaniyetini tümüyle alt etme ve Dünya gezegeni okulundan mezun olacak düzeye gelme olarak ifade edilir.”

    “Hayranlıkla bakılmamak bir Anka kuşu için büyük zulümdür” denmiştir. Anka “karar ver” der. Yeni bir insanlık, uygarlık, yeni bir ben için baştan başlamak yeniden doğmaktır. Bireyin değişim ve dönüşüm sürecidir. Kendini aramak için yola düşmek, sembolik dağa tırmanmaktır. Dağ gökle yerin karşılaşması yani Kaf Dağı’dır. Anka, felsefe taşının kalbinde yer alır. Tinsel değişimin simgesidir. “Ruhun bilinç düzeyine yükselme sürecini anlatmak için İran simgeciliği Kaf
    Dağı simgesini kullanır. Dağın doruğu insan ruhunun en yüce merkezi olarak kabul edilir. Kaf dağının doruğunda gökleri yeşile dönüştüren zümrütten bir
    kaya bulunur. Kutsal ruh burada oturur. Zümrüt evrensel tinin simgesidir.”

    İnsan yetkin doğası ile yani içsel önderi ile bilgelik yolunda yaşarken ölüp yeniden dirilerek karşılaşır.

    “Yaşarken yenilenmek demek kimilerine göre sembolik anlamda ışık insan olmadır. Mezar dönüşüm ve değişim ortamıdır, başka bir dünyaya başka bir bene geçiş yeridir.” Jung’a göre Anka’nın hikâyesi “Kendi” nin keşfine giden yoldur. “"Simyacı" adlı eserde "kendinin efendisi olmak" bilincini anlatır. Simyacı şöyle der: "Yolculuk bir öğrenme yöntemidir. Bilmemiz gerekenleri bize o öğretir." Saklı hazineyi arayan gezgin, büyük sınavlardan geçip engeller aşarak kendi benliğine ulaşır, şuuruna kavuşur ve sonunda "kendi hazinesi"ni bulur. Anlar ki, keşfedilecek ülke, insanın kendisidir.”

    Anka emsalsiz bir kuştur. Yuvası akasya dallarından yapılmıştır. Hermesçilere göre Zümrüd-ü Anka, insanın yenilenme sürecine tekabül eden simyasal dönüşümün başarılmasının sembolüdür. “Bir görüşe göre Anka aklı temsil etmektedir, Kaf Dağında Anka’nın kendini küllerinden yeniden yaratması, insanın dünyaya bakış açısını değiştirmesidir.” “Akıl yolu keşfederken kalp ise anahtarı bulmak için akla yardım eder” denir. Ezoterizmde kullanılan iki araç vardır: Akıl ve kalp.

    “Anka tekâmül merdivenlerinin her birini çıkmış bire ulaşmak için gerekli çabayı göstermiş yetkin insan gibi insanın sembolüdür. Otuz kuş, Simurg’un kendileri olduğunu anlayınca; artık, ortada, ne yolcu kalır, ne yol, ne de kılavuz çünkü hepsi BİR’dir!” “Dışarıda görünen içerinin yansımasıdır. Gelinen yer Bir’dir ve Bir’e dönmek kaderdir.” Ferîdüddîn-i Attar “Tanrıyı arayan kendisini bulur” der. Masallardaki kahraman, sonunda, uzaklarda aradığı şeyin aslında çok yakınında olduğunu, yani kendisinde veya kendi içinde olduğunu idrak eder. Bu, "kendini bilme" sembolizmi, inisiyatik ifadelerle, inisiyatik ölüm ve başkalaşım geçirerek yeniden doğuş, mistisizmdeki ifadelerle, "uyanma, aydınlanma, kurtulma"
    olarak ifade edilir. İnisiyatik yolculuklar önemlidir. Kahramanın sonsuz
    yolculuğu her daim sürer. İnsanın görünmeyen doğasının keşfidir.

    Muazzez İlmiye Çığ şöyle diyor: “Bizim de bilge ve yol gösteren Simurglarımız var. Onların varlığını biliyoruz. Onların yaşamlarından dersler çıkararak
    uçuyoruz gökyüzünde. “Yedi Dipsiz Vadiyi” aşmak için. Gerçeğe, bilgiye ve aydınlığa ulaşmak için. Bizlerden de Simurglar olacak. Şaşkınlık ve Yokoluş Vadileri çoktan aşıldı. Bırakınız vazgeçenler ve geride kalanlar, bilgiye aç, özgürlüğe muhtaç, tüneklerinde tünesinler, bataklıklarında ve de kafeslerinde yaşasınlar. Onlar da ileride tekrar Simurg tüylerinden bulurlar ve Otuz'u daha katılır Simurglara. İleriye, daima ileriye ve daha yükseğe. Gün ola harman
    ola. Gelecek umut dolu. Kaf Daği'nın tepesine ne kaldı ki?”

    Her birey birer Anka olmayı göze almadıkça insan insan gibi yaşayamayacak, kendi sıradan yaşamında aptalca rutinine hapis olacaktır. Kendi gökyüzüne, kendi arzının merkezine uçup kendini ve evreni tanıma yolculuğuna başlamayanları bir Anka gelip kurtarmayacaktır. Yolda olan yolcuyu seğireyleyen avamdan farklıdır. O; dönüşür, değişir, okur, gelişir, felsefe ile ilgilenir, aklını kullanır, sezgisine de danışır. Yığın; yer, içer, ürer ve sadece kendi yakın çevresi ve ailesi ile sürü hayatı sürerek bir solucan kadar insanlığa hizmet etmez ve bedeni çürür gider. O kadar haybeye yaşamıştır ki bir kuşak sonra hatırlanmaz ve asıl olarak o zaman tamamen ölür gider. Yolda olan yaşamda olup bitenleri anlamak için bir hasret çeker. Sokrates’in “kendini
    tanı” formülü bu yolculuğun özüdür. Kendini keşfeden insan, insan gibi
    insandır.

    Mikro ve makro kozmos arasında yer tutan insanın yolculuğu başlangıçsızlıktan sonsuzluğa doğru her daim sürer. Yolda bilgelik kuramda değil, uygulamadadır. Anka, bir bilgelik sembolüdür. Zümrüd-ü Anka kadim gizem okullarının ezoterik felsefesinin en önemli sembollerindendir. “Otuz kuş, anlar ki, aradıkları sultan, kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur. Kuşlar, “Hakikât Yolunun Yolcuları” ; Anka, “Hakikât” dır.” “Simurg’a bakan kuşlar onun kendisidir. Simurg gizemli bir bilmecedir.” Arayış ve yolculukların sebebi, havassın kendini arayışıdır. Anka tekâmülün ve ruhun yücelmesinin
    sembolüdür.

    Anka, uyanma ve aydınlanmanın yolunda ilerlemenin sembolüdür. “Anka,
    gerçek anlamda var olmak için yok olmayı göze alabilecek kadar korkulardan, bağlardan ve zaaflardan arınmıştır. Yanarak cehenneme inişi deneyimleyene
    dek yok olmaz ve yokluğundan varolurken de arınmış bir saf bilinçle yeniden
    başlar.” “Gerçek insan” ölüme kadar devam eden süreçte bir arayış içerisindedir. O, Anka’yı beklemez, Anka olmayı göze alır ve tehlikeli yolculuğuna çıkar. Bu yolculukta kahraman kitle ile birlikte hareket ederek
    değil, güruhun engellemelerini yıkıp geçerek yol alır. Yığın ancak yığın gibi
    olana etki eder.
    “Sen ot olduktan sonra keçiler bile seni yer.” denir. Güçlü irade sahibi, ne istediğini bilen bireyler kafaları çok akılları yok olan sayısal çoğunluğun sıradanlığının içerisinde kaybolmaz, “herkes gibi” değil “kendi gibi” olmayı yani tek ve özgün bir Anka olabilmeyi başarabilir. O, ruhun bütünleşmesi, arınması
    ve dönüşümünün tüm kültürlerde ortak yüce bir sembolüdür.

    "O'nu Hristiyanların haçında bulmaya çalıştım, ama orada değildi. Hintlilerin mabedine, eski pagodalara gittim, hiçbirinde en ufak izine rastlayamadım. Dağları, vadileri gezdim ne doruklarda ne de derinde bulabildim O’nu.
    Mekke’ye, Kâbe’ye gittim orada da değildi. Âlimlere, filozoflara sordum, idraklerinin ötesindeydi. Derken kalbimin içine baktım... Orada, öylece durmaktaydı... O bulunabilecek başka hiçbir yerde değildi." Mevlana

    ''En kutsal yol kişinin kendi arayışı için çıktığı Yol'dur''


    (Berk Yüksel)

    Konuyla ilgili bölümler alıntı edilmiştir.

  5. #25
    V.i.t.r.i.o.l. nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    12.231
    Konular
    2856
    Kesinlikle okunması gereken bir metin, teşekkürler

  6. #26
    sidar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oca-2012
    Bulunduğu yer
    Büyükada.
    Mesajlar
    3.512
    Konular
    338
    Vitriol; her kim cenneti yaratmak istiyorsa işe kendi cehenneminden başlamalıdır...

  7. #27
    Mualde - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2015
    Bulunduğu yer
    Gnoxis
    Mesajlar
    21
    Konular
    0
    Butun varoluşu anlatmışsın harikulade olmus emeğine sağlık.


    biiiiiiiiiiliiiiiiiii1 – Смотреть видео онлайн в Моем Мире.

    Bu film geldi aklıma anlattıklarına çok yakın

  8. #28

    Üyelik tarihi
    Oca-2015
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    2
    Konular
    1
    Ya descensumla alakası var mıdır


3 Sayfadan 3. İlkİlk 123

Bu Konu İçin Etiketler