3 Sayfadan 1. 123 SonSon
Toplam 24 sonuçtan 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Uyku Bozuklukları

  1. #1
    Manje_Loa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Haz-2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1.889
    Konular
    318

    Uyku Bozuklukları


    Uyku bozuklukları



    Uyku bozuklukları insanları rahatsız eden başlıca sorunlar arasında. Uyanıkken ya da uykuda, beyin sürekli etkin. Bu iki durum arasındaki temel fark, çalışan bölümlerin farklı olması. Kısaca, beyin uykuda bile aktif olarak çalışarak vücuda yarar sağlamayı hedefliyor. Uyku bozukluklarındaysa gerek bedensel gerekse ruhsal sorunlar ortaya çıkıyor. Bu sorunların anlaşılması ve giderilmesi için yapılan çalışmalar, uykunun mekanizma ve yararlarının daha iyi anlaşılmasını sağlıyor. İnsanların günlük uyku ihtiyaçları genetik olarak belirlenmiş durumda. Her kişinin günlük uyku ihtiyacı diğerinden farklı. Kimi günde 6 saat uyurken kimileri 9 saat uyumadan uykusunu alamıyor. Ancak insanlar genel olarak 7,5-8 saat uyuyorlar. Kişinin günlük uykusunu tam olarak aldığının en önemli göstergesi, çalar saat çalmadan uyanması. Ancak çalar saatle uyanabiliyorsak, bu demektir ki daha gereken uyku süresi tamamlanmamış ve vücudun daha fazla uykuya ihtiyacı var.

    Gün içinde durgun bir anda uykuya dalmak da kişinin uyku eksikliğini gösteriyor. Normal uyku ihtiyacını alan kişi, monoton bir dersi dinlerken ya da ağır bir öğle yemeği sonrası uyku ihtiyacı duymuyor. Bu türden durumlar sadece vücudun uyku ihtiyacını su yüzüne çıkarıyor. Kendimize özgü olan ideal uyku süresini anlayabilmenin yolu, uyanmak için hiçbir zorunluluğun olmadığı tatil günlerinde ne kadar uyuduğumuzun hatırlanması. İşte bu süre kişinin gerçekte ihtiyacı olan uyku süresi. Günümüzdeki hayat ve çalışma koşullarında, ideal uyku süresini yaşamamız pek mümkün olmuyor. İş, seyahat, yoğun çalışma, bedensel hastalık ya da aşırı üzüntü gibi durumlar kişilerin uyku düzenlerini bozabiliyor. Bu tür durumlar genellikle geçici oluyor ve hafta sonu ya da uzun tatillerde uyku eksikliği telafi edilebiliyor.
    Uykusuzluğun uzun dönemde telafi edilmemesi çeşitli bedensel ve ruhsal sorunlara yol açabiliyor. Uyku düzenini bozacak görünür bir neden olmamasına karşın, aşırı uyumak, uykuya dalamamak, ya da uyku düzenindeki bozukluklar beynin önemli sorunları olarak kabul ediliyor. Kısaca uyku bozukluğu olarak adlandırılan bu sorunlar toplumda oldukça sık görülüyor. Kişinin yaşam kalitesini düşüren bu durumlar, yalnızca ruh ve beden sağlığını olumsuz etkilemekle kalmıyor; aşırı uykuya yatkınlığa bağlı olarak meydana gelen kazalar, uyku sırasında yapılan kontrolsüz davranışlara bağlı yaralanmalar, uyku bozukluklarının yol açabildiği diğer önemli sorunlar.
    Günümüzde, tanımlanmış olan 100ün üzerinde uyku bozukluğu türü var. Bunlar 4 ana grupta toplanıyor. Bunların ilki: insomnia olarak adlandırılan uyuma güçlüğü. Uykusuzluk hastalığı toplumda en sık görülen uyku bozukluğu. Bu kişilerin bir kısmı hiç uykuya dalamazken bazıları gecenin bir yarısında uyanıp bir daha uyuyamıyor. Bu tür rahatsızlıkların tedavisinde anti-depresan denen, depresyon yani bunalım durumlarında verilen ilaçlar öneriliyor. Bu ilaçlar uyku sağlasa da yavaş dalga evresinin derinliğini azalttığı için tam olarak kaliteli bir uyku sağlayamıyor.
    Gün içerisinde uykuya eğilim de diğer bir uyku sorunu. Bu kişilerin gün içerisinde uyuklamasının nedeni gece boyunca derin uykuya geçememeleri. Hipersomnia denen bu durum, belirgin bir neden olmadığı halde gün içinde aşırı uyuma hali. Buna yol açan nedenlerin başında uyku apnesi denen hastalık geliyor. Uyku sırasında, solunum kaslarındaki gevşeme ve hava yollarındaki çökmeye bağlı olarak kısa bir süreyle nefes alınamıyor. Yeterince oksijen alınamadığı için kişi sık sık uyanıyor ve derin uyku evresine hiç geçemiyor. Gece uykusunu alamadığı için bu kişiler gün içinde sürekli uyukluyorlar.
    Narkolepsi denen hastalıktaysa hiçbir neden olmaksızın kişi gün içerisinde uykuya dalıyor. Bu kişiler oturdukları yerde, ayakta ya da araba kullanırken bile uykuya dalıp rüya görüyorlar. Hayati sorunlara yol açabilecek bu rahatsızlık, teşhis edildikten sonra etkin bir şekilde tedavi edilebiliyor.
    İnsomnia ve hipersomniadan sonra en sık karşılaşılan üçüncü uyku bozukluğu grubuysa parasomnia. Bu kişilerde uyku sırasında istemsiz ve kontrolsüz davranışlar görülüyor. Uykuda yürümek, çığlık atarak kalkmak, rüya sırasında çevreye saldırmak bu hastalıkta görülen davranış bozuklukları arasında. Bu kişiler uykuda farkında olmadan kendilerine ya da başkalarına zarar verebiliyorlar. Uykuda yürürken balkondan düşüp ölenler ya da rüya görüp oda arkadaşını yumruklayanlar oluyor. Bu hastalıkların tedavisi oldukça önem taşıyor.
    Son grup uyku bozukluğuysa uyku ritim düzensizliği. Bu kişilerde, uykunun 24 saatlik normal düzeni, yani biyolojik uyku saati bozuluyor. Erken yatıp istenilen saatte uyanamamak, ya da erken yatıp istenilenden erken kalkmak uykuda ritim bozukluğunu gösteriyor. Bu kişilerde uyku düzenleyici ilaçlar kullanarak uyku süresini kabullenilebilir normal saatler arasına çekmek gerekiyor.
    Uyku bozukluklarının anlaşılması, uykunun amacının ve yararlarının anlaşılması için oldukça önemli. Değişik uyku bozukluklarından, beynin değişik merkezleri ve hücreleri sorumlu. Bu hücrelerin işlevlerinin tam olarak aydınlatılmasıyla uykunun sırları da çözülebilecek. Uykunun sırlarının anlaşılmasıyla beyin daha iyi anlaşılacak ve birçok sinir sistemi hastalığının kökeni bulunabilecek. Bu nedenle uyku üzerinde yapılan çalışmalar, yalnızca uykunun mekanizması ve amacını ortaya koymakla kalmayıp, beynin deşifre edilmesine yardımcı olacak ve böylece birçok hastalığa şifa bulunmasını sağlayacak.

    Uyku apnesi (Uyurken nefes alamamak)
    Belirgin bir neden olmadığı halde gün içinde aşırı uyuma haline hipersomnia deniliyor. Bu uyku bozukluğuna yol açan en önemli nedense uyku apnesi denen bir hastalık.
    Erişkin kadınların %2si ve erkeklerin %4ünde görülen uyku apnesi kişinin hayatını tehdit eden boyutlara varabiliyor. Uyku apnesi genellikle çok horlayan kişilerde görülen bir rahatsızlık.

    Eskiden, uyku apnesinin orta yaş ve üzerindeki kilolu kişilerde olduğu düşünülüyordu. Ancak yapılan araştırmalar çocukların %3ünde ya da zayıf kişilerde de bu hastalığın olabileceğini gösteriyor. Bu hastalıkta, uyku sırasında solunum kaslarındaki gevşeme ve hava yollarındaki çökmeye bağlı olarak kişi bir süre nefes alamıyor.
    Hava yollarındaki çökmenin temelinde kan oksijen düzeyinin düşmesi yatıyor. Kan oksijen miktarını yükseltmek için kişiler sık sık uyanıyor ve gerekli havayı teneffüs ediyorlar. Saatte 100e varan uyanmalar olabiliyor. Bu nedenle uyku apnesi olan kişiler derin uyku evresine hiç geçemiyor. Bu uyanmalar kişi tarafından farkedilmese de, ertesi gün uykuya meyili artırarak kendini gösteriyor.
    Uyku apnesi ani kan basıncı yükselmelerine yol açarak uykuda kalp krizi riskini artırıyor. Gece uykusunu alamadıkları için bu kişiler gün içinde sürekli uyukluyor ve çeşitli kazalara yol açabiliyorlar. Bu nedenle uyku apnesi olanların gün içinde araba kullanmaları da oldukça sakıncalı. Bu hastalığın tedavisi çok kolay değil.
    Genellikle aşırı kilolu kişilerde görüldüğü için ilk yapılması gereken, kilo vermek. Uyku öncesi alkol ya da sakinleştirici ilaçların kesinlikle alınmaması gerekiyor. Uyku sırasında hava yollarını açık tutabilmek için genellikle bu kişilere bir maske yoluyla basınçlı hava vermek gerekiyor.

    Narkolepsi (Uyuma hastalığı)



    Beynin ilginç ve ender görülen bir hastalığı narkolepsi, her 2 bin kişiden birinde ortaya çıkıyor. İnsanın gün içinde çok kolay uykuya girmesine yol açan ve hipersomnianın bir türü olan bu hastalık, REM evresini kontrol eden merkezlerdeki sorunlardan kaynaklanıyor. Bu kişiler gün içinde çok hızlı bir şekilde REM uykusuna dalıp rüya görmeye başlayabiliyorlar. Oturdukları yerde, ayakta ya da araba kullanırken rüya görüyorlar. Bu durum çok ciddi sosyal ve yaşamsal sorunlara yol açıyor. Narkolepsi hastalığı olanların gün içinde uyanıkken bile kasları aniden REM uykusundaki gibi gevşeyebiliyor. Tüm kasların bu ani ve geçici felç durumuna katapleksi deniliyor. Oldukça tehlikeli olan bu durum, gülmek, üzülmek gibi herhangi bir duygusal anda ya da yürürken olabiliyor.

    Narkolepsinin diğer bir bulgusuysa uyurken görülen rüyalara benzer halusinasyon görülmesi. Gün içinde çok kısa süreli dalmalarda bile bu kişiler rüya görebiliyor. Uyku felci denen durum da bir narkolepsi belirtisi. Kişi, uyandığında tüm vücudunu felç olmuş gibi hissediyor. Nefes alıp verme devam ediyor ve gözler oynayabiliyor. Kısa süren bu durum kişiye ölecekmiş hissi veriyor. Narkolepsi hastaları, gün içinde sık sık uykuya daldıkları için gece uykuları düzensizleşiyor. Bu kişilerde görülen diğer bir belirtiyse otomatik hareketlerin sıklığı. İnsanlar gün içinde bazı hareketleri düşünmeden, yalnızca bir alışkanlık olarak yapabiliyorlar. Örneğin, iş çıkışında bir konu üzerinde düşünürken hiç farketmeden arabanızın olduğu yöne gitmek, elinizdeki sütün kalan kısmını hiç düşünmeden buzdolabına koymak gibi hareketler, otomatik olarak yapılıyor. Bu tip davranışlar, narkolepsi hastalığında oldukça belirgin oluyor. Bu kişiler gün içerisinde yaptıkları birçok hareketi, farkında olmadan otomatik olarak yapıyorlar.
    Narkolepsi hastalarındaki temel sorun, uyku ve uyanıklık arası ndaki sınırın kaybolması. Bu kişilerde sıklıkla görülen otomatik davranış şekli, NREM uykusuyla uyanıklık durumun bir karışımı olarak kabul ediliyor. Narkolepsi hastasında, karmaşık işleri yapmaya yetecek kadar uyanıklık durumu olsa da, bu uyanıklık düzeyi, yapılan hareketleri bilinç düzeyinde değerlendirmeye ve hatırlamaya yeterli olmuyor. Örneğin, kişi odasını toplayarak kitabını kaldırıyor, ancak bunun farkında olmadığı için daha sonra nereye kaldırdığını hatırlayamıyor. Narkoleptiklerde REM uykusu ve uyanıklık birbirine karıştığı için uyku felci sıklıkla görülüyor. Bu durum normal insanlarda aşırı yorgunluk, uykusuzluk ve stres durumlarında da görülebiliyor. Ancak, narkolepsi hastalarında sık belirtilerden birisi. Araştırmacılar, uyku felcinin temelinde yatan bozukluğun, REM uykusunda görülen, genel vücut kaslarındaki gevşemeyle uyanıklık durumunun aynı anda yaşanması olduğunu düşünüyorlar.
    Narkolepsi hastalığının temelinde genetik etkenler bulunuyor. Bu kişilerin %90ından fazlasında HLA-DR15 ve DQ6 geni bulunuyor. Bu gen, altıncı kromozom üzerinde bulunuyor ve bu geni taşıyanların çocuklarında narkolepsi olma riski %2, yani toplumda görülme sıklığının yaklaşı k 40 katı. Yapılan yeni bir çalışma narkolepsi hastalığının mekanizmasını bir ölçüde aydınlattı. California Üniversitesinde yapılan bu çalışmada narkolepsi hastalarının beyninde hipokretin1 denen bir mesajcı molekülün düzeyinin normale göre %85 oranında daha az olduğu bulundu. Hipokretin-1, hipotalamusta bulunan az miktardaki hücreden salgılanıyor. Normal insan beyninde hipokretin salgılayan yaklaşık 70 bin hücre bulunuyor. Narkoleptiklerdeyse bu hücrelerin sayısı 3-10 bine kadar düşüyor. Narkolepsi hastalarından alınan omurilik sıvısında hipokretin1 ölçülemeyecek kadar azalıyor. Narkolepsi dışında hiçbir hastalık omurilik sıvısındaki hipokretin1 düzeyini sıfırlamadığı için, bu durum hastalığın teşhisinde önem taşıyor. Hipokretin-1 salgılayan hücrelerin neden azaldığı tam olarak bilinmiyor. Çeşitli çevresel etkenler ya da vücudun kendi ürettiği bir zehirli madde bu hücreleri yok etmiş olabilir. Diğer bir olasılıksa bu hücrelerin vücudun kendi bağışıklık sistemi hücreleri tarafından öldürülmesi. Bu hastalığın tedavisinde değişik yöntemler olmasına karşın, son yıllarda hipokretin-1 içeren ilaçların şikayetleri azalttığı ya da yok ettiği tespit edildi.


    Parasomnia

    Üçüncü grup uyku bozukluğu parasomnia, yani uyku sırasındaki istenmeyen ve kontrolsüz davranışlar. Parasomnia sorunu genellikle NREM uykusunun yavaş dalga evresi olan 3 ya da 4 evresinde yaşanıyor. Bu evreler uykunun ilk üçte birlik kısmını oluşturuyor.
    Parasomnia hastalığı olan kişilerde, uyku sırasında ani kasılmalar, kafa bulanıklığıyla uyanma, uykuda yürüme, çığlık atma, zor uyanma gibi istenmeyen ve kontrol edilemeyen davranış şekilleri görülüyor. Bu kişiler kasları n gevşediği derin uyku evresine giremiyor ve gece boyunca ani kasılmalarla uyanıyorlar. Parasomnia hastalığının en sık görülen şekli, NREM parasomnia denen durum. Genellikle çocukluk çağlarında görülen bu durum temel olarak uykudan ani uyanmayla kendini gösteriyor. Ancak bu rahatsızlık erişkinlerde de görülüyor. Uykusuzluk, aşırı alkol alımı, yorgunluk, stres ve ateşli hastalıklar parasomniayı tetikleyen etkenler arasında.



    Gecenin bir yarısında kafa karışıklığıyla uyanmak, parasomnianın sık görülen şekli. Kişi, derin uykudan kafası karışmış şekilde uyanıyor ve sarhoş bir insanın davranışlarına benzer hareketler yapıyor. Yataktayken anlamsız hareketler ve ağlama gibi davranışlara neden olan bu duruma uyku sarhoşluğu da deniliyor. Uyurgezerlik olarak bilinen uykuda yürümek de bir parasomnia çeşidi. Bu rahatsızlık genellikle çocukluk yaşlarında görülüyor. Yapılan araştırmalarda çocukların %1-17sinde uykuda yürüme görülüyor. En sık görüldüğü yaşlarsa 11-12. Ancak erişkinlerde de %4 oranında uyurgezerlik oluyor. Bu rahatsızlığın en önemli riski, uyku sırasında kişinin pencereden ya da balkondan atlayarak kendine zarar vermesi. Bu nedenle derhal tedavi edilmesi gereken bir durum.

    Uyku terörü, parasomnianın en dramatik çeşidi. Bu kişiler uykudan çığlık atarak uyanıyor. Panik ve istemsiz hareketler görülüyor. Yataktan aniden kalkıp odanın içinde koşmak ve duvarlara yumruk atmak, uyku teröründe sık karşılaşılan hareketler. Bu rahatsızlık sırasında kişiler umulmadık davranışlar yaparak hem kendilerine hem de başkalarına zarar verebiliyorlar. Bu davranışlar sırasında kişiyi uyandırmak oldukça güç ve genellikle yapılanlar sonradan hatırlanmı yor. Çocuklukta sık görülmekle birlikte erişkinlerde de sanıldığından daha sık, %3 oranında görülüyor. Uyku terörü, davranış tedavisi ya da ilaçlarla düzeltilebiliyor.
    REM parasomnia olarak bilinen ve REM uykusunda oluşan davranış bozuklukları, görülen rüyaların gerçek gibi yaşanmasına ortaya çıkabiliyor. Örneğin, kişi rüyasında kavga ettiğini görüyorsa, yatakta doğrularak etrafa yumruk atmaya başlıyor. Normal bir kişide REM uykusu sırasında, rüya görürken göz kasları dışındaki istemli kaslar felç durumunda oluyor. Kaslarda meydana gelen felç benzeri gevşeme rüyalara kişinin bedensel yanıtlar vermesini engelliyor. Ancak REM parasomniası olanlar, rüyalarını bütün canlılığıyla yaşıyorlar. Bu eylemler sırasında çeşitli yerleri morarıyor ya da kırılabiliyor. Bu kişiler kendilerine zarar vermemek için kendilerini yatağa bağlamak, duvarları yumuşak yastıklarla kaplamak ve içinde sert cisim olmayan odalarda uyumak gibi önlemler alıyorlar. Bu durum genellikle erkeklerde ve 50 yaşın üzerinde görülüyor. Ani başlayan şekli olduğu gibi yavaş başlayıp sinsi ilerleyen kronik şekli de görülüyor. Depresyon için kullanılan anti-depresan ilaçlar bu tür uyku bozukluklarına neden olabiliyor. Sinir sisteminin ağır ilerleyen, Parkinson gibi kronik hastalıkları da bu bozukluğa yol açabiliyor. REM parasomnia, sinir sistemini harap eden hastalıkların ilk belirtisi olabiliyor. Parkinsonun diğer belirtileri başlamadan 10 yıl önce bile görülebiliyor. Son derece vahim sonuçlara yol açabilecek REM parasomniası, önemsenmesi ve derhal tedavi edilmesi gereken bir hastalık. Benzodiazepin grubu ilaçlardan birisi olan klonazepam bu hastalıkta tedavisinde kullanılıyor. Klonazepam, etki mekanizması bilinmese de hastalığın tedavisinde oldukça etkili.

    İnsomnia (Uykusuzluk)



    Toplumda en sık görülen uyku bozukluğu insomnia, yani uykusuzluk.

    Uykusuzluk, toplam uyuma süresinin az olması değil. Yani, 5 saat uyuyup, uyku ihtiyacını alan bir kişide uykusuzluk sorunu olduğu söylenemez. Esas olarak yeterli ve kaliteli uykunun alınamamasına insomnia deniliyor. Uykusuzluk sorununun temelinde bazı hastalıklar ya da psikolojik sorunlar olmasına karşın, çoğunlukla altta yatan hiçbir neden tespit edilemiyor. Uykusuzluk, tedavi edilmediğinde depresyon ya da uyuşturucu madde bağımlılığı gibi sorunlara bile yol açabiliyor. Bu ilişki tam tersine de işleyebiliyor, yani depresyon uykusuzluğa neden olabiliyor. İnsomnia hastalığı olan kişiler, gece az ya da hiç uymamalarına karşın gündüz uyku ihtiyacı olmuyor.
    Bu kişilerin metabolik hızı diğerlerine göre daha yüksek. Vücutta çeşitli metabolik olayları kontrol eden, strese karşı vücudu koruyan ACTH ve kortisol gibi hormonlar bu kişilerde daha fazla salgılanıyor. İnsomnianın tedavisinde, depresyonda kullanılan anti-depresan ilaçlardan yararlanılıyor. Depresyona bağlı olmayan uykusuzlukta bile oldukça etkili olan bu tedavinin mekanizması bilinmiyor. Üç hafta ya da daha uzun süreyle kullanılan benzodiazepin grubu ilaçlardan oldukça yarar sağlanılıyor. Son yıllarda, insomnia tedavisinde melatonin benzeri ajanlar üzerinde çalışılıyor. Melatonin, beyindeki pineal bez tarafından salgılanıyor. Bu hormonun salgılanmasındaki en önemli etken, havanı n kararması. Gerek gece, gerekse gündüz etkin olan hayvanlarda bu hormon geceleri salgılanıyor. Melatonin hormonunun uyku üzerindeki etkileri tam olarak bilinmiyor. İleri yaşta görülen uykusuzluk sorunu olan ve melatonin düzeyleri düşük olan kişilerde bu hormonun verilmesi uykuyu artırıyor. İnsomnia hastalığı olan kişilerde bu hormona benzer yapıda ilaçları n kullanımı üzerinde çalışmalar devam ediyor.



    Şiddetli uykusuzluk sorununun en sık görülen nedenlerinden biri de ağrılı ayak sendromu (restless leg syndrome). Toplumun %510unu etkileyen bu durum, ayakta tarif edilemeyen ve rahatsızlık veren bir hisse yol açıyor. Genellikle geceleri uykuya dalarken ve bacaklar hareketsizken başlayan bu rahatsızlık, ayaklarda uyuşma, karıncalanma ve ağrı gibi değişik şikayetlere neden oluyor. Bu şikâyetler ayağın kımıldatılması, ovuşturulması ya da yürümekle geçse de kişinin yatıp hareketsiz kalmasıyla tekrar başlıyor.

    Ayaktaki bu tarifi zor rahatsızlık hissi genellikle her gece aynı saatlerde, 12 ile 04 arasında görülüyor. Bu hastalık, hamilelerde, demir eksikliğine bağlı kansızlık durumunda ve diyaliz yapılan böbrek hastalarında daha sık görülüyor. Bazı araştırmacılara göre, hastalığın temelinde, sinir sistemi demir metabolizmasındaki bozukluk yatıyor. İleri teknoloji görüntüleme yöntemleri, bacaklarda meydana gelen bu rahatsızlıkların, talamus ve beyin sapından köken aldığını düşündürüyor. Pozitron emisyon tomografisiyle yapılan çalışmalar, beynin bazı merkezlerinde, mesajcı moleküllerden biri olan dopaminin azaldığını gösteriyor. Hastalığın tedavisinde dopamin içeren Parkinson ilaçları oldukça etkili. Bunların yanı sıra, benzodiazepin grubu ve epilepsi için kullanılan ilaçlar da ağrılı ayak sendromu tedavisinde kullanılıyor. Beynin demir metabolizması ve dopamin bağlantılarının ortaya konulmasıyla bu hastalığın kökeni daha iyi anlaşılacak ve önemli bir sağlık sorunu olan uykusuzluğa etkin çözümler bulunacak.

    Uyku düzeni bozukluğu (Ritim düzensizliği)



    Son grup uyku bozukluğuysa uyku ritim düzensizliğ i. Bu kişilerde, uykunun 24 saatlik normal düzeni, yani biyolojik uyku saati bozuluyor. Uyku düzeni, tüm hayvanlarda gece-gündüz farkından etkileniyor. İnsanlar her 24 saatte bir uykuya dalıyor ve ortalama 7,5 saat uyuyorlar. Genellikle her gün aynı saatte uyuyup aynı saatte uyanıyoruz. Uyku düzenindeki bozukluklarda, istenilen saatte uyumak mümkün olmuyor. Bu kişilerin, gece uyumaları gereken saat yerine sabaha karşı ya da gündüz saatlerinde uykusu geliyor. Ancak bir kez uykuya daldıktan sonra, uykunun kalitesinde ve süresinde sorun yaşanmıyor. Uyku düzeni bozukluğu, kişinin biyolojik ritmiyle çevresel koşullar arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanıyor. Uyku düzenini doğal olarak bozan bazı durumlar var.

    Örneğin saatlerin ileri ya da geri alınması, bir süre için kişinin uyku düzenini bozarak, uykusunun daha geç ya da erken gelmesine neden oluyor. Okyanusaşırı yolculuklarda da, ülkeler arasındaki saat farkı nedeniyle uyku düzeni bozuluyor. Jet-lag denen bu durumda, kişinin uyuması gereken saatte uykusu gelmiyor. Örneğin, ülkemizden 4 saat geride olan bir ülkeden gelen bir kişi, o ülkede genellikle gece 11de uyuyorsa, Türkiyede saat 03ten önce uykusu gelmeyebilir. Bu durum genellikle bir hafta içinde düzeliyor ve kişinin uyku düzeni bulunduğu ülkeye uyum sağlıyor.
    Çeşitli psikiyatrik hastalıklar, uyuşturucu madde bağımlılığı ve uzun süreli uykusuzluk durumları da, uyku düzensizliğine neden olabiliyor. Uyku düzeni bozukluğunun, teşhis edildikten sonra derhal tedavi edilmesi gerekiyor. Tedavide iki yöntem uygulanıyor. Bunlardan ilki olan kronoterapi de, kişi için ilk olarak ideal bir uyku saati belirleniyor. Kişi, her gün bu saate daha yakı n bir zamanda uyumak için gayret ediyor. Bu yöntemde, gündüz saat 2de uykusu gelen kişinin uyku saati, ilk gün 4e, daha sonraki gün 6ya kadar uyanık kalması sağlanarak, dereceli biçimde erteleniyor. Gün içinde uyumaya alışık kişilerin, uyku saatini geceye çekmesi, bu yöntemle en az bir hafta gerektiriyor. Diğer bir tedavi yöntemiyse fototerapi. Bu yöntem, uyku düzeninin ışık ve karanlıktan etkilenmesi ilkesine dayanıyor. Kişinin uykusu geldiğinde 2500 lux şiddetinde ışık uygulanarak uyku düzeni değiştiriliyor. Hedeflenen uyku saatine ulaşılana kadar bu yöntem uygulanıyor. Bu yöntemlerin etkinliğinin artırılması için halen yoğun araştırmalar devam ediyor.
    Uyku ritmindeki bozukluğun diğer bir çeşidi de geç yatıp geç kalkmak. Bu kişiler hedefledikleri ideal saatte uykuya dalamıyorlar. Genellikle gece yarısından sonra uyuyabiliyor ve sabah da geç kalkıyorlar. Bu, en sık görülen uyku düzensizliği türü. Genellikle gece hayatına aşırı düşkün kişilerde görülüyor. Gece geç yatmaya bağlı olarak sabah işe ya da okula geç kalmak, bu kişilerin karşılaştıkları en önemli sosyal sorun.
    Tedavide temel olan nokta, yaşam tarzını değiştirmek. Buna ek olarak kronove fototerapi uygulamak gerekiyor. Hedeflenen uyku düzenine ulaştıktan sonra, bunu koruyabilmek için tedavinin uzun süre devam etmesi gerekiyor. Geç yatıp geç kalkanların tam tersine, bazıları da uyumaları gereken saatten önce yatıp, erkenden uyanıyorlar. Bu kişiler genellikle akşamüstü, daha hava tam olarak kararmadan bile uyuyakalıp, sabah gün doğmadan uyanıyorlar. Gece yapılması gereken işleri yapamıyor ya da iş sonrası sosyal etkinliklere katılamıyorlar. Bu tür uyku düzeni bozukluklarında fototerapi uygulanıyor. Akşamüstü, kişinin uykusunun geldiği saatte yüksek şiddette ışık uygulanarak uykunun kaçması sağlanıyor. Tedavi, hedeflenen uyku saatine ulaşılıncaya kadar devam ediyor.
    Uyku ritim bozuklukları oldukça sık görülmesine karşın, kişiler tarafından bir hastalık olarak düşünülmüyor ve önemsenmiyor. Yalnızca bir uyku alışkanlığı olarak görülen bu durumun, ciddi ancak tedavi edilebilir bir uyku sorunu olduğu birçok kişi tarafından bilinmediği için tıbbi yardı m arayışına gidilmiyor. Şunu unutmamak gerekiyor ki uyku, beden ve ruh sağlığı için çok önemli. Beynin bu işlevindeki her türlü bozukluk ya da düzensizliğin önemsenmesi ve konunun uzmanı olan hekimlere müracaat edilmesi gerekiyor. Uyku bozukluklarının uzun süre devam etmesi, önemli nörolojik hastalıkların belirtisi olabileceği gibi, tedavi edilmediğinde önemli bedensel ve ruhsal hastalıklara da yol açabiliyor.





    Konuyla ilgili diğer site içi bilgiler:

    http://www.gnoxis.com/forum/insan-ps...-oneriyor.html

    http://www.gnoxis.com/forum/saglik/2...arkolepsi.html

    http://www.gnoxis.com/forum/ruyalar/...taliklari.html




    Konu Manje_Loa tarafından (04-Şub-2009 Saat 14:29 ) değiştirilmiştir. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi

  2. #2
    Typhon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1.073
    Konular
    315
    Konuyu okuduktan sonra "İnsomnia" hastası olduğumu farketmiş oldum.Uyku sorunumu pek fazla irdelememiştim ama bu çok yardımcı oldu.Paylaşım için teşekkürler.

  3. #3
    Manje_Loa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Haz-2007
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1.889
    Konular
    318
    Ben teşekkür ederim efenim. Tüm uyku sorunu olanlara gelsin. Sanırım 7 hafta oldu emin değilim.. adam akıllı uyuyabilmiş değilim. İnsomnia gibi duruyo ama teşhis koymak bana düşmez tabii. Koşup koşup şu karşımda duran duvara kafayı gömmeyi planlıyorum. Bayılıp rahatlıycam inşalla.

    İnsomnia hastaları kediotunu bi denesin. Bi deneyelim yani. Öyle yazıyo. İşe yarar mı yaramaz mı görcez.

  4. #4

    Üyelik tarihi
    Ara-2008
    Mesajlar
    145
    Konular
    8

    Uyku bozukluğu


    Uyku Bozuklukları Nedenleri

    Kişiyi uyaran ve tetikleyen her türlü etken, bir neden olabilir.
    1- Alkol ve uyuşturucu madde kullanımı, yüksek tansiyon ilaçları ve depresanlar, amfetamin, kafein türevleri.
    2- Psikolojik etkenler.
    Kişi kaygılı bir durumda ise, stres, gerginlik ve endişe uykuya dalmayı geciktirebilir. Uykusuzluk çeken kişi kaygılarının farkında olamayıp, iç dünyasındaki çatışmaları yok sayıp ya da bastırıp, bunu uyku bozukluğuna çevirmiş olabilir. Yeteri kadar gevşeyemediği için uykuya geçemez ya da uykusundan sıçrayarak uyanabilir.
    Bazen uykuyu, zamanı boşa harcamak, kişinin kendi üzerindeki denetimini kaybetmesi, çevreyi kontrol edememe ve hatta ölüm gibi tanımlayarak da uyku bozukluğu oluşmaktadır.
    İnsomnia bulunan kişide, nedenler üzerinde titizlikle durulmalıdır. Uyku bozukluğuna neden olacak psikolojik faktörler ayıklanıp, fizyolojik nedenler araştırılmalıdır. Yani :

    1- Psikolojik araştırma
    2- Fiziksel inceleme ve laboratuvar testleri
    3- Polisomnografi (Laboratuvarda kişinin uyurken incelenmesi), olmak üzere 3 ayrı alanda inceleme yapılmalıdır.


    Uyku Bozuklukları Tedavisi


    Tedavi konulan tanıya göre yapılmaktadır. Şöyle özetleyebiliriz :
    1- Uykunun düzenlenmesi . Uyanıldığı zaman yatakta biraz daha kalmak isteğinden vazgeçip hemen kalkmak.
    2- Uyku ritminin düzenlenmesi için her sabah belli bir saatte kalkmak.
    3- Aç karınla veya hemen yemek yedikten sonta yatmamak.
    4- Ses, ışık, ısı, nem ve allerji oluşturabilecek (Halı, postlar,toz v.s.) durumlarla ilgili önlem alınmış ve düzenlenmiş bir uyuma odası.
    5- Spor yapmak ve gevşemek.
    6- Kolalı içecekler, alkol, kafeinli, uyaran içkilerden uzak durmak.
    7- Gündüzleri uyunuyosa, bunu kaldırmak.
    8- Yatakta uyumaya çalışmayarak kitap okuma, müzik dinleyerek gevşemeye çalışmak.
    9- Bütün bu önlemlere rağmen hala uykusuzluk sürüyorsa, bir doktor kontrolünde uyku veren bitki çayları ve ya sedatif etkili ilaçlar ve hipnotikler kullanılabilir. Bu tarz ilaçların uzman bir doktor kontrolünde alınması önemlidir; çünkü alışkanlık ve bağımlılık yapabilirler.

    Bazen uyku kısaltma tedavisi uygulanmaktadır. Kişinin iyice uykusu gelmeden yatmasına izin verilmez. Ertesi gün, akşam az uyuduğu için gündüz uyumak isterse buna da izin verilmeyerek, uyku ritmi düzenlenmeye çalışılır.Uyku Bozukluğu çeken kişiler Psikoterapötik yaklaşımla yardım alabilirler. Girişimi destekleyici, öfke ve kızgınlığın sağaltımı, çatışmaların seçimlerle çözümlenmesi ile psikoterapiden yararlanabilirler.


    Alıntıdır..
    --------------------
    Aşırı uyuma


    Uyku insanoğlunun her zaman çok ilgilendiği konular içerisinde yer almıştır. Bunun nedeni her birimizin günlük işlevselliğimizi sürdürebilmek için uyku uyumaya ihtiyacımızın olmasıdır. Günlük aktivitelerimizi devam ettirebilmek için,verimli olabilmek için bir günde belli sürede uyumamız gerekmektedir. Ve biz,bu gerekli uykuyu alamazsak gün boyu bunun sıkıntısı çekeriz. Unutkan oluruz,sinirliliklerimiz artar, dikkatimiz dağılır, iç sıkıntısı duyarız. Ancak bazen de uykuyu fazla kaçırmaya başlarız. O zaman da, problem olur bizim için. Az uyumak gibi çok uyumakta bir problemdir. Altında yatan sebep araştırılmalıdır. En önemli sebeplerden biri depresyondur. Aşırı uyuma ile birlikte sinirlilik halleri öfke hayattan zevk almama halleri de eşlik edebilir. O zaman konuya daha hassas davranmalı kendimizi bunu sebebine yönelik araştırma yapmaya yönlendirmeliyiz.

    “Uykunun normali nedir ?” diye bir soru sorulursa o zaman şöyle cevap vermek gerekir. Uyku uyuma hususunda herkes için geçerli olan bir normal olmamakla birlikte 6-8 saat normal uyku kabul edilebilir. Gerçi uykunun süresi kalitesi ile alakalıdır. Sık sık uykunun bölünmesi ile uyku süresi artar. Yani verimli bir dinlenme için daha uzun süre uyumak gerekir. Oysa rahat normal sıcaklık ve neme sahip bir ortamda uyanmadan uyunan bir uyku daha kısa da olsa yetebilir. Bu nedenle şartlar da göz önüne alınmalıdır.

    Günlük olaylarla etkilenme uyku süresini bozabilir. Mesela sınavımız kötü geçmiş olabilir, eşimizle kavga etmiş olabiliriz yada o gün çok ciddi para kaybetmişizdir. Ama bu tür uyku bozuklukları gelip geçicidir . Sebep ortadan kalktıktan sonra tamamen düzelir.

    Bazen de çok uzun uyunabilir. Eğer tembellik etmiyorsak ve uykumuzun aşırı olması çok uzun zamandır varsa ve biz buna rağmen dinlenmemiş kalkıyorsak o zaman ilk önce uyku hijyeni şartlarımızı gözden geçirmeliyiz. Yani yatağımız sağlıklı mı ? Odamızın havası temiz mi? Oda ısısı normal mi ? Geceleri sık sık uyanıyor muyuz ? Tüm bunları gözden geçirdikten sonra hiçbir problemimiz yoksa ve fazla uyumamız hayatımızdaki baz işleri kısıtlamaya başlamışsa artık iş çığırından çıkıyor demektir. Biz uykumuz için bir hekime başvurmalıyız.

    PEDAM
    Konu MeLankoLi_Awa tarafından (17-Eyl-2009 Saat 18:06 ) değiştirilmiştir. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi

  5. #5

    Üyelik tarihi
    Eyl-2008
    Mesajlar
    3.684
    Konular
    86
    kafamı koyunca uyurum sorun olmaz, ama kötü bir durum..

  6. #6
    smother smother isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    -YASAKLI-
    bende uyku düzeni bozukluğu var sanırım.sabah saat 5te yatarım 10 da kalkarım 2de yine yatarım 6 uyanırım falan...

  7. #7

    Üyelik tarihi
    Tem-2009
    Mesajlar
    2.060
    Konular
    0
    Uyku düzeni bozukluğu (Ritim düzensizliği)
    Genellikle her gün aynı saatte uyuyup aynı saatte uyanıyoruz. Uyku düzenindeki bozukluklarda, istenilen saatte uyumak mümkün olmuyor. Bu kişilerin, gece uyumaları gereken saat yerine sabaha karşı ya da gündüz saatlerinde uykusu geliyor. Ancak bir kez uykuya daldıktan sonra, uykunun kalitesinde ve süresinde sorun yaşanmıyor.Bu kişiler hedefledikleri ideal saatte uykuya dalamıyorlar.
    bu sorunda bende var istersem sabah 8de uyanayım yine tüm gece sabahı buluyorum

  8. #8

    Üyelik tarihi
    Nis-2010
    Mesajlar
    43
    Konular
    0
    ritim düzensizliği bende de mecvut ne yazık ki.
    hapsız çareler istiyorum!

  9. #9
    jimix - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2008
    Bulunduğu yer
    denizli
    Mesajlar
    17
    Konular
    0
    Valla ben nekadar uyusam yetmiyor. İster 18 saat ister 6 saat. Sırf bu yüzden son 1 aydır sabah kurslarına gidemiyorum :S

  10. #10
    bloodsucker countess - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nis-2010
    Bulunduğu yer
    araf
    Mesajlar
    669
    Konular
    36
    benımkısı ne acaba 2 gecedır uyumadım cunkı sabaha karsı 8 gibi uyuyorum ve 12 1 de kalkıyorum gec kalkıyorum dıyede erken yatmaya calıssamda uykum gelmıo sabah 7 oluyo uyku bastırıyor...bende ıkı gundur uyumuyorum ama dun gene erken yatamadım ve bugun saat 2 :19 ben hala yatamadım uykumda yok 2 bucuk gun uyumadım yani :S cok garıp


3 Sayfadan 1. 123 SonSon

Benzer Konular

  1. Kişilik Bozuklukları
    Konuyu Açan: Dolunay, Forum: İnsan Psikolojisi.
    Cevap: 18
    Son Mesaj : 15-Nis-2009, 17:16
  2. Uyum Bozuklukları
    Konuyu Açan: Kinyas, Forum: İnsan Psikolojisi.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 06-Eyl-2007, 09:36
  3. Uyku Pozisyonları
    Konuyu Açan: Wahsi, Forum: Sağlık.
    Cevap: 12
    Son Mesaj : 08-Mar-2007, 00:36
  4. Yeme ve dürtü kontrol bozuklukları
    Konuyu Açan: Dolunay, Forum: İnsan Psikolojisi.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 30-Oca-2007, 14:24
  5. Uyku Sınır Tanımıyor
    Konuyu Açan: nightmore, Forum: İlginç ve Komik Resimler.
    Cevap: 6
    Son Mesaj : 07-Oca-2007, 23:17