Teknoloji yaşamı kolaylaştırdığı gibi kontrol de ediyor. İçinde doğduğumuz çevreden bağlarımızı koparıp ayrılmak, tüm bu komik oyunu reddedip yaşamı kendi mutluluğumuz adına yaşamak mümkün değil. Kaçış hakkımız yok. Herkes önüne gelen oyunları oynamak zorunda. Yaşamlarımızda yapılması bekleneni yapmak zorundayız. Aile ve toplum adındaki çağımızın en büyük laneti üzerimizde öyle bir yük ki, sorumluluk, görev ve kabul görme kavramları ile boğruşup duruyoruz.
Yaşamın anlamının başarı ve kariyer olduğu bir zamanda dünyaya geldik. Uyanış mı? Dışarıda, yaşamak uğruna hayatlarını sevmek zorunda kalan koca bir nesil var. Yukarıda oturanlar bizden daha ne yapmamızı istiyor? En büyük uyanışımız her gün çektiğimiz eziyetlere inat, yaşamaya devam ederek varoluşumuzu onurlandırmak değil mi?
İnsanlar çözüm aramıyor, çözecek sorun arıyor. Kişisel çatışmamız asla son bulmayacak ve her yüzyıl yeni bir şeye uyanıp duracağız.
Amma lakin ki öyle değildir.