Toplam 3 sonuçtan 1 ile 3 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Ütopya

  1. #1
    Ütopya boogee - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2007
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    5.523
    Konular
    413

    Ütopya


    Ütopya, aslında olmayan, tasarlanmış olan ideal toplum ve devlet şekli anlamı taşır. Köken olarak olarak Yunanca "yok/olmayan" anlamındaki ou, "mükemmel olan" anlamındaki eu ve "yer/toprak/ülke" anlamındaki topos sözcüklerinden türemiştir. Kullanımı Thomas More'un 1516'da yazdığı De Optimo Reipublicae Statu deque Nova Insula Utopia veya kısaca Utopia isimli kitabıyla yaygınlaşmıştır. Ütopyalar, Bugün gerçekleşmesi imkansız toplum tasarımlarıdır. Ütopyalar üzerine görüşler iki biçimde ortaya çıkmıştır. Bir kısmı özendirici, istenen nitelikte, diğer bir kısmı ise korkutucu, ürkütücü ütopyalardır.

    İstenen (Özendirici nitelikte) Ütopyalar

    Bu tür ütopyalar, ideal toplum ve devlet tasarımlarıdır. Bu özellikteki ütopyaların en önemlileri şunlardır:


    Platon’un Ütopyası
    Platon, "Devlet" adlı eserinde ideal devletin nasıl olacağını belirtmiştir. Bu devlette insanlar üç sınıfa bölünmüştür; Çalışanlar (işçiler, çiftçiler, zanaatkarlar), bekçiler (askerler) ve yöneticiler. İşçi sınıfı çalışıp üretimde bulunarak devletin maddi ihtiyaçlarını karşılar. Bekçiler sınıfı toplum içinde güvenliği ve dışarıya karşı devletin varligini savunur. Yöneticiler sınıfı ise devleti yönetir.

    Bu toplumda her sınıfın bir erdemi vardır. İşçi sınıfının erdemi kanaatkâr olmak, bekçi sınıfının erdemi cesaret, yöneticilerin erdemi ise bilgeliktir.

    Platon’un açtığı bu ütopik devlet anlayışı yolu, gelecekte hem doğu hem de batı felsefelerinde temsilciler bulmuştur. Doğu felsefesinde böyle ütopik bir devlet anlayışını Fârâbî’de görmekteyiz.


    Fârâbî’nin Ütopyası
    Platon’dan etkilenen Fârâbî, "Medinet’ül Fâzila" (Erdemli Şehir) adlı eserinde böyle ütopik bir devlet tasarlamıştır. Ona göre, insanlar yardımlaşarak bir arada yaşamalıdır. Sağlıklı bir organizmada bütün organlar nasıl uyumlu bir şekilde çalışıyorsa, toplum da böyle olmalıdır.

    Kötü insanlar toplumdan çıkarılmalıdır. Erdemli şehirde gerçeklikler, doğruluklar, iyilik ve güzellikler birleşirler. Bunu sağlayan bu şehrin yöneticisidir. Yönetici, peygamber ile filozofun erdemlerini(zeki,dürüst, doğruluğu seven hafızası kuvvetli) kendinde toplayan kişidir ve bu özeliklerini topluma yayarak devleti yönetir. Bireylerin de yöneticinin bilgilerine katılmasıyla mutlu bir şehir doğar.


    Thomas More'un Ütopya Adası

    Thomas More‘un Ütopyası
    Roman tarzında yazdığı "Ütopya Adasi" adlı eserinde ütopik bir devlet tasarımı ortaya koyar. Bu devlette özel mülkiyet yoktur ve yasaktır. Herkes devlet adına üretir. Para geçerli değildir. Üretilenlerden herkes ihtiyacı kadar alır. Bireyler günde altı saat çalışır, geri kalan zamanlarını sanat ve bilimle uğrasarak geçirirler. Yöneticiler, tıpkı Platon’un ideal devletinde olduğu gibi, çok sıkı bir eğitimle yetiştirilir.


    Tommaso Campanella’nın Ütopyası
    Güneş Devleti" adlı eserinde ütopik bir devlet tasarımı yaparken, o da Platon’un etkisi altında kalır. Güneş kentte her şey ortaktır. Aile yoktur. Eşlerin seçimi yönetimce yapılır. Kent bir rahip tarafından adilce yönetilir. Herkes dört saat çalışır. Geri kalan zamanda sanat, eğlence, okuma, beden ve ruhları eğitme gibi zevk veren işlere ayrılır. Yöneticinin yetkisi mutlaktır. Adları "Güç", "Akıl", " Sevgi" anlamına gelen üç yardımcısı vardır.

    Francis Bacon’un Ütopyası
    "Yeni Atlantis" adlı eserinde ütopik devletini tanıtır. "Ben Salen" adlı adada sağlam bir ahlâk anlayışı egemendir. Özel bir örgüt, halkın bu yüksek bilgi ve kültürünü planlar ve yürütür. Buna göre "Yeni Atlantis" bir bilgi devleti olarak tasarlanmıştır.


    Korkutucu Nitelikte Ütopyalar

    Günümüzde de ütopyalar yazılmaktadır. Ancak, bunların ortak bir niteliği vardır, o da toplumları gelecekte bekleyen tehlikeleri göstermektir. Bu tehlike, bir yandan makineleşen bir toplumda insanın duygu, düşünce ve değer sistemleri ile yok olup gitmesidir. Öte yandan, insan özgürlüklerinin, demokratik hakların kurulacak bir despotik devlet tarafından yok edilmesidir. Bu ütopyalar, insanları, bu türden tehlikeler için önceden uyarmaktadır.


    Huxley’in Ütopyası
    "Yeni Dünya" adlı eseri bir bilim-kurgu özelliği taşır. "Yeni Dünya" da teknoloji çok gelişmiştir. İnsanlar suni yoldan üremektedir. Evlilik yoktur. İnsanlar çalışır ve eğlenirler. Hastalanma ve yaşlanma yoktur. Geçmiş, tüm değerleriyle yok edildiği için, geçmişi düşünme ve özlem duyma yoktur. Bu ütopya, doğal yaşamdan kopmayı dile getirme açısından geleceğe ilişkin bir korku ütopyasıdır.


    G. Orwel’in Ütopyası
    Orwel, "1984" adlı eserinde despotizmin (zorbalık) egemen olduğu bir dünyayı tasvir eder. Bu ütopyaya göre, dünya eşit güce sahip üç bloka ayrılmıştır. Yönetenler tek egemen güçtür. İnsanlar yöneticilerin korkusu ile sinmiş, özgürlükler kaldırılmış, ahlâki ve insani duygular yok edilmiş, düşünme ve düşündüğünü söyleme yasaklanmış, yaşam tüm güzelliklerini yitirmiştir. Hiç kimse birbirine güvenememektedir. Çoğu kişiler casustur. En yakınlarını yönetime gammazlama bir ödev haline getirilmiştir. Bireylerin kişilikleri tamamen silinmiştir.

    Orwel bu eserinde, gelecek üzerine korkularını dile getirmiştir. İnsanları, modern dünyayı etkileyebilecek sorunlar üzerinde düşünmeye yöneltmek istemiştir





  2. #2
    Kinyas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Haz-2007
    Mesajlar
    1.676
    Konular
    265
    Mt şarkılarında çok kullanırdı..Gerçektende bu ülkenin şu durumuna yakışır bir açıklaması varmış...Teşekkürler

  3. #3

    Üyelik tarihi
    Ara-2012
    Mesajlar
    4.049
    Konular
    415
    Bana göre Dünya, özendirici nitelikte bir ütopyaya dönüşseydi, bir felaketle yok olurdu. Yaşam bir kaos, bir ütopyanın gerçekleşmesi insanlarda var olan nefisle mümkün değil. Uykusuz geçirilen bir gün bile, insanın ruh hâline nasıl da olumsuz tesir ediyor. Duygular pamuk ipliğine bağlıyken, kaç insan erdemin garantisi olabilir...

    İyilik fikirleri ve erdem, yalnızca daha iyisi için çabalamamız yolunda bir kılavuz olurlar. Hedef, varamamak hiçbir şeye, yalnızca gayret etmek, mücadele etmek iyi olan için... Mükemmelliğe ulaşmak diye bir şey yok, ona doğru koşmak var yalnızca... Ütopya bu işte, zirveye asla varamayacağını bilerek daima ileriye yürümek... Çünkü daha mükemmel bir doğru olanaklı değil, yapılabilecek en mükemmel çaba bu...


    Bir film seyretmiştim birkaç ay önce. Ufaktan konuya değiniyordu... Var olan yeni düzende hissetmek yasaklanmış. Herkes zorunlu olarak, duyguları tamamen bastıran bir ilacı kullanıyor. Anısı olan her şey yasak edilmiş, herhangi bir hayvanı beslemek dahi öldürülme nedeni, ilacını kullanmayanlar ise vuruluyor, fırınlarda yakılıyor... Zira hissetmek bir suç unsuru olarak görülüyor...

    Merak edenler için filmin adı, İsyan / Equilibrium



Benzer Konular

  1. Thomas More-Ütopya
    Konuyu Açan: Rimmon-ex, Forum: Kitap Tanıtımları ve Eleştirileri.
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 31-Ağu-2007, 13:56