5 Sayfadan 5. İlkİlk ... 345
Toplam 49 sonuçtan 41 ile 49 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Türklerde İslamiyet Öncesi Dini İnançlar

  1. #41
    chesterfield - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ara-2008
    Bulunduğu yer
    Anahita
    Mesajlar
    3.672
    Konular
    144
    Alıntı nevermore Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Hastalan İyileştirme ve Halk Hekimliği
    Türk Şamanlarının en önemli görevlerinden birinin de ayinler yaparak hastalarını vücuduna giren cinleri ve kötü ruhları kovarak hastaları iyileştirmek olduğu bilinmektedir. Günümüzde Anadolu’dada aynı durum söz konusudur. Okuyup üflemek, ip bağlamak, muska yazmak, gibi usullerle hastalık tedavi etmeye çalışan kimseler bulunmaktadır. Halk arasında genellikle “hoca” diye tanınan bu şahıslar gerçekte Şamanizm’in devamı niteliği taşıyan kimseler olarak tanımlanmaktadır.

    Eskiden halkın daha çok başvurduğu kırık-çıkıkçı ve bu gibi yeteneği olan kişiler Şamanizm’in birer kalıntısı olma özelliği taşımaktadır. Hatta İslamiyet’in kabulünden sonra bu kişiler dini içerikli dualar okumakta, ve bunun yanı sıra Kuran’dan alman bazı dualarla hastalara muskalar yazmaktadırlar.Muska ise tamamen Müslüman kültürün etkisi sonucu ortaya çıkmış bir inançtır.

    Tatarca diye bir hastalık var bilmiyorum ismini duydunuz mu. Hasta kişinin karnı ağrır arasıra sancıları artar.
    Ocak olan kişi ( işin ehli branş dokturu gibi bişey ) hastayı yere yatırı üzerinden 5-6 defa atlar. Her atladığından ayet veya benzeri şeyler okur.Sonunda hastalığın geçer.





  2. #42
    Türklerde İslamiyet Öncesi Dini İnançlar nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    12.226
    Konular
    2856
    Hayır bilmiyordum ancak araştıracağım , çok ilginç bir benzerlik

  3. #43
    MerLin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2008
    Bulunduğu yer
    Vantilatörün içi
    Mesajlar
    733
    Konular
    28
    Alıntı nevermore Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Gelin Kuşağı
    Anadolu’nun hemen her yerinde, evlenen kızın beline kırmızı bir kuşak bağlanmaktadır. Bu kuşağı, gelinin erkek kardeşi, babası, dayısı veya amcası bağlamaktadır. Bu kuşağa “gelin kuşağı” adı verilmektedir. Kuşağı, sorumlu kişi, orada bulunanların önünde, gelinin beline üç defa çözerek bağlamaktadır. Bu davranışla gelinin, gideceği eve bolluk, bereket ve uğur getireceğine inanılmaktadır.

    Aynca bu kuşak günümüzde kızın bakire olduğunun da bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Kuşağın bu şekilde gelinin beline bağlanması, Şamanizm’in günümüze yansımalarından bir inanç olarak kabul edilmektedir.

    Belki gereksiz görülebilir fakat bu bölümde eksik olduğunu düşündüğüm ufacık bir şeyi eklemek istedim.Gelin kuşağı kırmızı olur sürekli.Düğünlerde gören olmuştur.Bunun sebebi de nevermore'un dediği gibi kan vs. bekareti sembolize ettiği içindir.(En azından benim okuduklarım bu yönde idi.)

  4. #44

    Üyelik tarihi
    Şub-2014
    Mesajlar
    1.181
    Konular
    41
    ne dayım ne dedem ikisis de evlenirken kırmızı kuşak nasıl takılır bilemediler.teyzem bağlamıştı belime

  5. #45
    Türklerde İslamiyet Öncesi Dini İnançlar nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    12.226
    Konular
    2856
    Şamanizm İnananın Halı Kilim Desenleri Üzerindeki Yansımaları


    Şaman’ın üzerine giydiği giysiye yılan, akrep, çıyan, kunduz gibi yabani hayvan şekilleri çizerek onların kaçırılacağına inanılmaktaydı.
    Bugün Anadolu’da Türkmen köylerinde dokunan halı, kilim gibi örgüler Şaman giysilerinden aynı izleri taşımaktadır. Türkmen halı ve kilimleri üzerindeki akrep, yılan, kırkayak gibi hayvan resimleri, eski Türk inanış ve geleneklerinden kalma özellik olarak sayılabilmektedir. Bunun amacının zararlı olan, resimdeki hayvanları kaçırmak olduğu kabul edilmektedir.

  6. #46
    Türklerde İslamiyet Öncesi Dini İnançlar nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    12.226
    Konular
    2856
    Ölüm İle İlgili Olan İnançlar
    Anadolu’nun çeşitli yörelerinde ölüm ile ilgili değişik inançlar uygulanmaktadır. Örneğin, Muş ilinde ölenin evinde yas tutma haftalarca sürmektedir. Bu zaman içinde, ağlayıcılar, ağıtçılar,ölenin ardından acılan dile getirmektedirler. Yas sırasında ölü evinde badana yapılması, hamama gidilmesi, kına yakılması ve takı takılması yasaklanmıştır. Başsağlığına gelen kişiler de bu hükümlere uymak zorundadırlar. Aynca, bu süre içinde düğüne gidilmesi ve evde ocak yakıp yemek pişirilmesi de yasaklar arasında sayılmaktadır.
    Bütün bu hareket ve davranışların altında da ölünün ruhunu memnun etme, onun gazabına uğramama inancı ve korkusu yatmaktadır. Bütün bu pratikler Türklerdeki yas tutma inancının zengin izlerini taşımaktadır.

    Ölen kişinin ruhunun memnun edilmesi için yapılan uygulamalardan biride, ölü aşı vermek olarak sayılmaktadır. Türklerde ruhun ölümsüzlüğüne inanıldığından ve öldükten sonra da dünyevi ihtiyaçlarının sürdüğü inancından dolayı, bu inanç günümüzde halen sürmektedir.

    Kalafat’a göre ölü aşı,ölünün adına dağıtılan yiyecekleri ifade etmektedir. Bunlar,ölünün ruhu için adanmış, ölünün ruhunu memnun etmek için dağıtılan yiyeceklerdir. Bu inanç Anadolu’nun hemen her yerinde sürmektedir. Örneğin Urfa yöresinde, ölü çıkan evdeki insanlar, onun adına komşu ve akrabalara helva ve tuz dağıtmaktadırlar. Bu yolla, ölen kişinin ruhunun huzura kavuşturulmuş olacağına inanılmaktadır.

    Aynca helva kavrulurken yayılan kokunun, kötü ruhları kovmaya yaradığı da bilinmektedir.
    Ağrı köylerinde ise, yasta olan kadın, kara renkli elbise giymektedir. Saçlannı toplayıp kimseye göstermez. Yüzünü yırtmakta hatta kanatmaktadır. Böylece eski Türk inançlarındaki kanlı gözyaşını dökmektedir. Elbiselerini ters giyer, kırk gün yas tutar ve yörede bunu yapmayanlar hem ayıplanmakta ve hemde o kişinin başına felaketlerin geleceğine inanılmaktadır.Aynca bunlar uygulanmazsa ölenin ruhunun da eziyet çekeceğine,huzura kavuşamayacağına inanılmaktadır.

    Türklerin eski inançlan arasında yer alan, ruhi an kandırma uygulamasına günümüzde ölümle ilgili olan inançlarda da rastlanmaktadır.Örneğin Van yöresinde, ölü çıkan evin kadınlan, kızlan elbiselerini ters giymektedirler. Bu, ölenin ruhunun geride kalanlan beraberinde alıp götürmemesi için alman bir tedbir olarak bilinmektedir. Türk inancına göre, ölen, kimi zaman çok sevdiği veya kötülük etmek istediği kişileri de beraberinde alıpgötürmektedir. Söz konusu inancın bir neticesi olarak, ölenin ruhunun şaşırtılması amacıyla, elbise ters çevrilmektedir. Bu uygulama yedi gün sürmektedir. Bu inanç ile, ruhun geride kalanlan beğenmemesi sağlanmaya çalışılmaktadır. Siverek kasabasında ise, ölü çıkan evin mensuplan ve akrabalan ile yakın komşulanda yas olarak kara giyinmektedirler. Üç gün süren yas sonunda,akraba ve komşular, kara elbiseleri çıkanp renkli giyinmekte ve yas evine de renkli elbiseler götürüp oradakilere giydirmektedirler. Böylece ölü çıkan evde yas kaldırma yapılmış olmakta ve hane halkı normal hayatına dönmek imkanı bulmaktadır.

  7. #47
    ugur3495 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Şub-2011
    Mesajlar
    25
    Konular
    2
    Benim ananem hala kurşun döker, şamansın diyince de kızıyor

  8. #48
    Türklerde İslamiyet Öncesi Dini İnançlar nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    12.226
    Konular
    2856
    Göktürklerde Kadınların, Eşleri Öldüğünde, Eşlerinin Erkek Kardeşiyle Evlendirilmeleri Geleneği




    Günümüzde Doğu Anadolu bölgesinde görülen bir inanç da, kadının eşinin ölmesi durumunda, kaynıyla evlendirilmesi uygulamasıdır. Bu inancın Göktürklerde de aynı olduğu görülmektedir. Tarihi kayıtlarda, baba, amca ve kardeş öldükten sonra, ölenin oğlu,erkek kardeşi veya üvey annesi ile veya kardeşinin kansı ile evlenmekteydi. Aynı şekilde amca öldükten sonra, yeğeni onun sağ kalan kansıyla evlenmekteydi. Sadece kabile reisleri kendilerindenbir sonraki kuşağa mensup olanlarla evlenememekteydiler. Bu tür bir geleneğin ortaya çıkış nedenlerinden birisi, ilkel toplumlarda görülen grup evliliğinin kuşaklar boyunca aktarılarak süregelmesi, bir diğer neden de klanlarda görülen dış evlilik sisteminin varlığı olarak kabul edilmektedir. Baba veya küçük-büyük kardeş öldükten sonra, dul kalan anne ve dul yengeyi aynı klan içinde alıkoymak amacıyla, ölümden sonra sağ kalanla evliliğin devam ettirilmesi geleneği tatbik edilmiştir.Böylece dul kadının kendi klanından ayrılması, tekrar evlenerek başka bir klana gitmesi önlenmiş olmaktaydı. Daha sonra toplumlann üretim gücünün artmasıyla özel mülkiyet sisteminin gelişimi, şahsi mülkiyete ait ailelerin toplumda başlattığı ekonomik fonksiyon giderek klanın fonksiyonunu geride bırakmıştır.Bu dönemde dul anne ve dul kardeşin klanda alıkonulması ve çeşitli geleneksel uygulamaların kuşaklar boyunca devamettirilmesi geleneği ve klan nüfusunun korunması, bir ailenin veyabir kabilenin çalışan insan gücünün ve aile-kabilenin üretim gücünü arttıran ekonomik fonksiyona dönüşmüştür.

  9. #49
    Türklerde İslamiyet Öncesi Dini İnançlar nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    12.226
    Konular
    2856
    Eşiğin Kutsal Sayılması
    Kapıdan içeri girilirken eşiğe basılmaması inancının da Şamanizm’den kalma bir inanç olduğu bilinmektedir. Eski Türklerde eşik kutsal kabul edilmekteydi. Günümüzde de Anadolu, Balkanlar ve Türkistan’da ki din büyüklerinin yattığı yatırlar kitleler tarafından ziyaret edilirken eşiklerine dua edilmekte ve eşiklerden dileklerinin yerine getirilmesi beklenmektedir. Anadolu’da evlenip yeni evine giren gelin, yeni evine girerken de evin eşiğine dua edip eve öyle girmektedir.

    Sihir Büyü ve Muska


    Sihir ve büyü, İslam dünyasında da görülmekle birlikte, Hıristiyan ülkelerdeki kadar yaygınlık kazanamamıştı. Müslüman toplumlarda sihir ve büyü, genelde muskacılık ve üfürükçülük olarak varlığım sürdürmüştür. Arapça nüsha sözcüğünden türetilen muska, üçgen şeklinde katlanmış bir kağıttır.Üzerinde, gözetilen amaca göre seçilmiş kimi ayet ve dualarla bazı özel işaretler yazılı olan kağıt, 3-40 kez katlanıp muskalara sarıldıktan sonra, vücudun belden üst kısmında ve genellikle görünmeyecek bir yerde taşınır. Muskaların yapılış amacı çok değişik olmakla birlikte bunlar 3 grubta toplanabilir: a) Günahlardan, kötülüklerden ve cinlerden korunmak, b) Nazardan sakınmak, c) Birine büyü yapmak ya da yapılmış olan bir büyüyü bozmak. Üfürükçülük ise; hastayı iyileştirmek ya da kötülüğe uğramış birisini ondan kurtarmak için, bazı duaların ya da gelişigüzel sözlerin söylenip sonunda kişinin yüzüne üflenmesi demektir. Ne var ki uygulamada bununla kalınmamakta, kişinin bedenine kimi işaretlerin çizilmesi ve benzeri eylemlere de dönüştürülmektedir


5 Sayfadan 5. İlkİlk ... 345

Bu Konu İçin Etiketler