4 Sayfadan 4. İlkİlk ... 234
Toplam 35 sonuçtan 31 ile 35 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Türklerde İslamiyet Öncesi Dini İnançlar

  1. #31
    Türklerde İslamiyet Öncesi Dini İnançlar nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    12.198
    Konular
    2853
    Hastalan İyileştirme ve Halk Hekimliği
    Türk Şamanlarının en önemli görevlerinden birinin de ayinler yaparak hastalarını vücuduna giren cinleri ve kötü ruhları kovarak hastaları iyileştirmek olduğu bilinmektedir. Günümüzde Anadolu’dada aynı durum söz konusudur. Okuyup üflemek, ip bağlamak, muska yazmak, gibi usullerle hastalık tedavi etmeye çalışan kimseler bulunmaktadır. Halk arasında genellikle “hoca” diye tanınan bu şahıslar gerçekte Şamanizm’in devamı niteliği taşıyan kimseler olarak tanımlanmaktadır.

    Eskiden halkın daha çok başvurduğu kırık-çıkıkçı ve bu gibi yeteneği olan kişiler Şamanizm’in birer kalıntısı olma özelliği taşımaktadır. Hatta İslamiyet’in kabulünden sonra bu kişiler dini içerikli dualar okumakta, ve bunun yanı sıra Kuran’dan alman bazı dualarla hastalara muskalar yazmaktadırlar.Muska ise tamamen Müslüman kültürün etkisi sonucu ortaya çıkmış bir inançtır.





  2. #32
    Türklerde İslamiyet Öncesi Dini İnançlar nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    12.198
    Konular
    2853
    Kurşun Dökme

    Kurşun dökme adeti Şamanizm geleneklerinden kalan bir adet olma özelliği taşımaktadır. Şamanistler bu ritüele “Kut Dökme” anlamına gelen “Kut Kuyma” demekteydiler. Bu, insana musallat olan kötü ruhların negatif etkisini ortadan kaldırmaya yönelik çok eski dönemlerde uygulanan bir ritüeldi.

    Kurşun dökme inancında, kurşunun eritilmesiyle Demir Kültü inancının izleri, kurşunun suya atılmasıyla Su Kültü’nün izleri ve kurşunun suya atılmasıyla çıkarılan gürültüyle de kötü ruhları kovma pratiğinin izlerine rastlanmaktadır.

    Ölünün 40’ından Sonra Mevlit Okunması

    Günümüzde îslami motiflerin de dahil edildiği, ölenin ardından kırk gün geçtikten sonra gerçekleştirilen Kur’an ve Mevlit okutma adetlerinin kökeninde, o devirlerden kalma Şaman gelenekleri yatmaktadır. Ölen birinin “kırkı çıktıktan sonra” Mevlit okutmak tam bir Şaman adetidir.

    Mevlit, Muhammed Peygamber’in doğumunu anlatan manzum yapıttır. Bu manzum yapıtın ölenlerin arkasından okutulması dini bir emirmiş gibi halk arasında kabul görmüş ve bir adet haline gelmiştir. Aslında böyle bir dini emir bulunmamaktadır.

  3. #33
    Türklerde İslamiyet Öncesi Dini İnançlar nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    12.198
    Konular
    2853
    Falcılık

    Şamanizm inancında Şamanların en önemli özelliklerinden biri kehanette bulunup gelecekten haber verebilmeleridir. Falcılığın kesin olarak Şamanizm kökenli olduğunu söylemek yanlıştır. Çünkü falcılık dünyanın hemen her yerinde, her dinde, her kültürde bulunmaktadır. Ancak birçok kültürde falcılık eğlence olarak kabul edilmekteyken, eski Türklerde din adamlarının bilinçli olarak yaptığı meşru bir davranış biçimidir. Falcılığın Türklerde bu derece ciddi olması ve sürekli olarak uygulanması, günümüzde de Türkler arasında yaygın olmasını getirmiştir. Ergun Candan, eski Türklerde kürek kemiğinin ateşle ısıtılmasıyla ortaya çıkan şekillerle gerçekleştirilen fal bakma yönteminin, Anadolu’da yerini kahve telvesinin şekillerine bırakmış olduğunu iddia etmektedir.

    Darısı Başımıza Sözünün Kullanımı

    Bu sözün ortaya çıkışı bir Şaman ayinine dayanmaktadır. Darı saçma sözünün Şamanların ayinlerinde kullandıktan bir ritüelle ilgili olduğu bilinmektedir. Gerek dan tanelerinden yani mısırdan, gerekse de buğday tanelerinden öğütülmek suretiyle ekmek yapılmaktadır.

    Bilindiği gibi Şamanistlerde saçı bir kansız kurban biçimidir. Çeşitli törenlerde, etrafa saçı saçılmaktadır. Saçılan bu saçılar o yöre insanın geçim kaynağı olan darı, buğday tanesi, para gibi nesneler olmaktadır. Türklerin saçı uygulamalarında ise saçı olarak çoğu kez darının saçılması görülmektedir. Bu yüzden “dansı başımıza” deyimi bu inançtan kalan bir söz olma özelliği taşımaktadır.

    Nevruz

    Türkler baharın gelişini bayram şeklinde kurbanlarla kutlamaktaydı. Bu bayram “Nevruz Bayramı” olarak bilinmektedir. Kökeni, İslam öncesi Şamanik öğelere dayanan, temelde uyanışı simgeleyen bir bayram niteliği taşımaktadır. Nevruz bayramında ateşlerin yakılması arınmanın ve uyanmanın bayramı olmasından dolayıdır. Bu uyanış hem doğanın hem de insanların uyanışı olarak kabul edilmektedir. 21 Martta kutlanan Türklerin Orta Asya’dan getirdikleri bu gelenekleri, İslamiyet’le bağdaşmadığı için uzun süre Sünni Müslümanlar tarafından kabul görmemiştir.

  4. #34
    Türklerde İslamiyet Öncesi Dini İnançlar nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    12.198
    Konular
    2853
    Evlilikle İlgili Olarak Gelin Tabuları

    Anadolu’nun birçok yöresinde gelinler için birçok şey tabu sayılmaktadır. Kocasının ve onun soyuna mensup erkeklerin adını söylemek, büyük baba çadırının ocağından yukarıya geçmek, muayyen zaman içinde kayınbaba ve kayınbiraderleriyle hatta ihtiyar kadınlarla bile konuşmak yasak sayılmaktadır. Âbdiilkadir İnan, bu adetlerin temelinin Şamanizm inancıyla ilgili olduğunu iddia etmektedir.

    Çocuğu Olmayan Kişilerin Çocukları Olduğunda Çocuklarına Satılmış Gibi İsimler Vermeleri İnancı

    Türklerin eski inançlarında insanları her konuda iyi ve kötü ruhların etkilediğine ve dünyada olup biten her şeyden ruhların sorumlu olduğuna inanılmaktaydı. Ruhların kötülüklerinden korunmak için, ruhları kandırmak gibi değişik uygulamalar da bulunmaktaydı. Günümüzde, Anadolu’da çocukları yaşamayan kişilerin çocuklarına değişik isimler vermeleri, çocukların isimlerim değiştirmeleri, kıyafetlerini ters giydirmeleri hatta erkek çocukların kız gibi giydirilmesi uygulamaları bu inancın günümüze yansımış biçimidir.

    Çocukları yaşamayan aileler çocuğun yaşamasını sağlamak için Şamanizm’de uygulanan bir yöntem olan aileye musallat olan ölüm ruhunu aldatmak için çocuklarını komşularından birine satmaktadırlar. Ve çocuklarına Satılmış gibi adlar vermektedirler. Aynca çocuğun yaşamasını sağlamak için Yaşar, Dursun, Ölmezbay, Taştan, Çelik gibi adlar verildiği gibi, kötü adlar vermek adeti de bulunmaktadır. Bunun nedeni ise kötü isimli insanlardan ölüm meleğinin nefret ettiği ve onlara gelmediği inancıdır.

    Tüm bu uygulamalar ruhları kandırmak amacı taşımaktadır. Kahramanmaraş’ta çocuğu yaşamayan aileler çocuklarının ölmesini engellemek için çocuklarına Duran, Dursun, Ömür, Yaşar gibi isimler koymaktadırlar. Koyulan isimlerden hareketle öteki aleme mesaj gönderme ve dileklerini gerçekleştireceklerine inanma, bu uygulamalara! sebebi olarak bilinmektedir.

    Harput yöresinde ise, kız çocukları olduğu halde oğlan çocuğu olmayan aileler, oğlan çocukları olduğu zaman, yedi yaşına kadar çocuğun saçlarım uzatmakta, örmekte ve hatta bu zaman içerisinde çocuğa kız elbisesi giydirmektedirler. Ters giyme adı ile bilinen bu uygulamanın değişik bir biçimi de, çocuğa bu süre boyunca yeni elbise giydirilmemesidir. Çocuğa yedi yıl boyunca komşu ve akrabalardan alman eski, yamalı, hatta yırtık elbiseler giydirilmektedir. Bu inançlarda da çocuğa ölmüş süsü verilerek, ölüm ruhunu şaşırtmak, ölüm ruhunu aldatmak gibi eski Türk inançlarının izleri görülmektedir.

  5. #35
    Türklerde İslamiyet Öncesi Dini İnançlar nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    12.198
    Konular
    2853
    Kına Yakılması

    Kına, Türklerin eski inançlarından günümüze kalan en önemli öğelerden birisi olma özelliği taşımaktadır. Kına, Türklerin eski inançlarında adanmışlığı simgelemektedir. Evlenen kişiler kına yakarak birbirlerine adanmış olmaktadır, yaşlı hanımlar ise kına ile ahirete adaylıklarını ilan etmektedirler. Kurbanlık koçlara kına yakılması da, bu inancın uzantılarından sayılmaktadır.

    Kına yakılan genç ve bekar kız, sahiplenilmek suretiyle muhtemel Kara iyelerden korunmuş olmaktaydı. Müslümanlıkta kına yakmak gibi bir uygulama yer almamaktadır. Oysa kına, geçmiş inançlarımızın bir yansıması olarak Anadolu’da çok yaygın olan bir uygulamadır.

    Hatta evlenirken düğün günü öncesi kına gecesi düzenlemek de Anadolu’nun her yerinde bilinen ve halen süren bir uygulamadır. Kına gecesinde, düzenlenen yöreye ait çeşitli oyunlar oynanmakta, türküler söylenmekte ve gelinin ellerine ve ayaklarına kına yakılmaktadır. Aynca gelinin saçları kesilerek, başına paralar da saçılmaktadır.


4 Sayfadan 4. İlkİlk ... 234

Bu Konu İçin Etiketler