4 Sayfadan 4. İlkİlk ... 234
Toplam 37 sonuçtan 31 ile 37 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Türklerde İslamiyet Öncesi Dini İnançlar

  1. #31
    Türklerde İslamiyet Öncesi Dini İnançlar nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    12.201
    Konular
    2853
    Hastalan İyileştirme ve Halk Hekimliği
    Türk Şamanlarının en önemli görevlerinden birinin de ayinler yaparak hastalarını vücuduna giren cinleri ve kötü ruhları kovarak hastaları iyileştirmek olduğu bilinmektedir. Günümüzde Anadolu’dada aynı durum söz konusudur. Okuyup üflemek, ip bağlamak, muska yazmak, gibi usullerle hastalık tedavi etmeye çalışan kimseler bulunmaktadır. Halk arasında genellikle “hoca” diye tanınan bu şahıslar gerçekte Şamanizm’in devamı niteliği taşıyan kimseler olarak tanımlanmaktadır.

    Eskiden halkın daha çok başvurduğu kırık-çıkıkçı ve bu gibi yeteneği olan kişiler Şamanizm’in birer kalıntısı olma özelliği taşımaktadır. Hatta İslamiyet’in kabulünden sonra bu kişiler dini içerikli dualar okumakta, ve bunun yanı sıra Kuran’dan alman bazı dualarla hastalara muskalar yazmaktadırlar.Muska ise tamamen Müslüman kültürün etkisi sonucu ortaya çıkmış bir inançtır.





  2. #32
    Türklerde İslamiyet Öncesi Dini İnançlar nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    12.201
    Konular
    2853
    Kurşun Dökme

    Kurşun dökme adeti Şamanizm geleneklerinden kalan bir adet olma özelliği taşımaktadır. Şamanistler bu ritüele “Kut Dökme” anlamına gelen “Kut Kuyma” demekteydiler. Bu, insana musallat olan kötü ruhların negatif etkisini ortadan kaldırmaya yönelik çok eski dönemlerde uygulanan bir ritüeldi.

    Kurşun dökme inancında, kurşunun eritilmesiyle Demir Kültü inancının izleri, kurşunun suya atılmasıyla Su Kültü’nün izleri ve kurşunun suya atılmasıyla çıkarılan gürültüyle de kötü ruhları kovma pratiğinin izlerine rastlanmaktadır.

    Ölünün 40’ından Sonra Mevlit Okunması

    Günümüzde îslami motiflerin de dahil edildiği, ölenin ardından kırk gün geçtikten sonra gerçekleştirilen Kur’an ve Mevlit okutma adetlerinin kökeninde, o devirlerden kalma Şaman gelenekleri yatmaktadır. Ölen birinin “kırkı çıktıktan sonra” Mevlit okutmak tam bir Şaman adetidir.

    Mevlit, Muhammed Peygamber’in doğumunu anlatan manzum yapıttır. Bu manzum yapıtın ölenlerin arkasından okutulması dini bir emirmiş gibi halk arasında kabul görmüş ve bir adet haline gelmiştir. Aslında böyle bir dini emir bulunmamaktadır.

  3. #33
    Türklerde İslamiyet Öncesi Dini İnançlar nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    12.201
    Konular
    2853
    Falcılık

    Şamanizm inancında Şamanların en önemli özelliklerinden biri kehanette bulunup gelecekten haber verebilmeleridir. Falcılığın kesin olarak Şamanizm kökenli olduğunu söylemek yanlıştır. Çünkü falcılık dünyanın hemen her yerinde, her dinde, her kültürde bulunmaktadır. Ancak birçok kültürde falcılık eğlence olarak kabul edilmekteyken, eski Türklerde din adamlarının bilinçli olarak yaptığı meşru bir davranış biçimidir. Falcılığın Türklerde bu derece ciddi olması ve sürekli olarak uygulanması, günümüzde de Türkler arasında yaygın olmasını getirmiştir. Ergun Candan, eski Türklerde kürek kemiğinin ateşle ısıtılmasıyla ortaya çıkan şekillerle gerçekleştirilen fal bakma yönteminin, Anadolu’da yerini kahve telvesinin şekillerine bırakmış olduğunu iddia etmektedir.

    Darısı Başımıza Sözünün Kullanımı

    Bu sözün ortaya çıkışı bir Şaman ayinine dayanmaktadır. Darı saçma sözünün Şamanların ayinlerinde kullandıktan bir ritüelle ilgili olduğu bilinmektedir. Gerek dan tanelerinden yani mısırdan, gerekse de buğday tanelerinden öğütülmek suretiyle ekmek yapılmaktadır.

    Bilindiği gibi Şamanistlerde saçı bir kansız kurban biçimidir. Çeşitli törenlerde, etrafa saçı saçılmaktadır. Saçılan bu saçılar o yöre insanın geçim kaynağı olan darı, buğday tanesi, para gibi nesneler olmaktadır. Türklerin saçı uygulamalarında ise saçı olarak çoğu kez darının saçılması görülmektedir. Bu yüzden “dansı başımıza” deyimi bu inançtan kalan bir söz olma özelliği taşımaktadır.

    Nevruz

    Türkler baharın gelişini bayram şeklinde kurbanlarla kutlamaktaydı. Bu bayram “Nevruz Bayramı” olarak bilinmektedir. Kökeni, İslam öncesi Şamanik öğelere dayanan, temelde uyanışı simgeleyen bir bayram niteliği taşımaktadır. Nevruz bayramında ateşlerin yakılması arınmanın ve uyanmanın bayramı olmasından dolayıdır. Bu uyanış hem doğanın hem de insanların uyanışı olarak kabul edilmektedir. 21 Martta kutlanan Türklerin Orta Asya’dan getirdikleri bu gelenekleri, İslamiyet’le bağdaşmadığı için uzun süre Sünni Müslümanlar tarafından kabul görmemiştir.

  4. #34
    Türklerde İslamiyet Öncesi Dini İnançlar nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    12.201
    Konular
    2853
    Evlilikle İlgili Olarak Gelin Tabuları

    Anadolu’nun birçok yöresinde gelinler için birçok şey tabu sayılmaktadır. Kocasının ve onun soyuna mensup erkeklerin adını söylemek, büyük baba çadırının ocağından yukarıya geçmek, muayyen zaman içinde kayınbaba ve kayınbiraderleriyle hatta ihtiyar kadınlarla bile konuşmak yasak sayılmaktadır. Âbdiilkadir İnan, bu adetlerin temelinin Şamanizm inancıyla ilgili olduğunu iddia etmektedir.

    Çocuğu Olmayan Kişilerin Çocukları Olduğunda Çocuklarına Satılmış Gibi İsimler Vermeleri İnancı

    Türklerin eski inançlarında insanları her konuda iyi ve kötü ruhların etkilediğine ve dünyada olup biten her şeyden ruhların sorumlu olduğuna inanılmaktaydı. Ruhların kötülüklerinden korunmak için, ruhları kandırmak gibi değişik uygulamalar da bulunmaktaydı. Günümüzde, Anadolu’da çocukları yaşamayan kişilerin çocuklarına değişik isimler vermeleri, çocukların isimlerim değiştirmeleri, kıyafetlerini ters giydirmeleri hatta erkek çocukların kız gibi giydirilmesi uygulamaları bu inancın günümüze yansımış biçimidir.

    Çocukları yaşamayan aileler çocuğun yaşamasını sağlamak için Şamanizm’de uygulanan bir yöntem olan aileye musallat olan ölüm ruhunu aldatmak için çocuklarını komşularından birine satmaktadırlar. Ve çocuklarına Satılmış gibi adlar vermektedirler. Aynca çocuğun yaşamasını sağlamak için Yaşar, Dursun, Ölmezbay, Taştan, Çelik gibi adlar verildiği gibi, kötü adlar vermek adeti de bulunmaktadır. Bunun nedeni ise kötü isimli insanlardan ölüm meleğinin nefret ettiği ve onlara gelmediği inancıdır.

    Tüm bu uygulamalar ruhları kandırmak amacı taşımaktadır. Kahramanmaraş’ta çocuğu yaşamayan aileler çocuklarının ölmesini engellemek için çocuklarına Duran, Dursun, Ömür, Yaşar gibi isimler koymaktadırlar. Koyulan isimlerden hareketle öteki aleme mesaj gönderme ve dileklerini gerçekleştireceklerine inanma, bu uygulamalara! sebebi olarak bilinmektedir.

    Harput yöresinde ise, kız çocukları olduğu halde oğlan çocuğu olmayan aileler, oğlan çocukları olduğu zaman, yedi yaşına kadar çocuğun saçlarım uzatmakta, örmekte ve hatta bu zaman içerisinde çocuğa kız elbisesi giydirmektedirler. Ters giyme adı ile bilinen bu uygulamanın değişik bir biçimi de, çocuğa bu süre boyunca yeni elbise giydirilmemesidir. Çocuğa yedi yıl boyunca komşu ve akrabalardan alman eski, yamalı, hatta yırtık elbiseler giydirilmektedir. Bu inançlarda da çocuğa ölmüş süsü verilerek, ölüm ruhunu şaşırtmak, ölüm ruhunu aldatmak gibi eski Türk inançlarının izleri görülmektedir.

  5. #35
    Türklerde İslamiyet Öncesi Dini İnançlar nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    12.201
    Konular
    2853
    Kına Yakılması

    Kına, Türklerin eski inançlarından günümüze kalan en önemli öğelerden birisi olma özelliği taşımaktadır. Kına, Türklerin eski inançlarında adanmışlığı simgelemektedir. Evlenen kişiler kına yakarak birbirlerine adanmış olmaktadır, yaşlı hanımlar ise kına ile ahirete adaylıklarını ilan etmektedirler. Kurbanlık koçlara kına yakılması da, bu inancın uzantılarından sayılmaktadır.

    Kına yakılan genç ve bekar kız, sahiplenilmek suretiyle muhtemel Kara iyelerden korunmuş olmaktaydı. Müslümanlıkta kına yakmak gibi bir uygulama yer almamaktadır. Oysa kına, geçmiş inançlarımızın bir yansıması olarak Anadolu’da çok yaygın olan bir uygulamadır.

    Hatta evlenirken düğün günü öncesi kına gecesi düzenlemek de Anadolu’nun her yerinde bilinen ve halen süren bir uygulamadır. Kına gecesinde, düzenlenen yöreye ait çeşitli oyunlar oynanmakta, türküler söylenmekte ve gelinin ellerine ve ayaklarına kına yakılmaktadır. Aynca gelinin saçları kesilerek, başına paralar da saçılmaktadır.

  6. #36
    Türklerde İslamiyet Öncesi Dini İnançlar nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    12.201
    Konular
    2853
    Gürültü Çıkararak Kötü Ruhların Kovulması înancı

    Gürültü çıkararak kötü ruhların kovulacağı inancı Şamanizm’in temel inançlarından birini oluşturmaktadır. Anadolu’da bu konuda günümüzde halen süren, Ay ve Güneş tutulması sırasında boş tenekelere vurmak, silah atmak gibi uygulamalar bulunmaktadır. Bolu ve Düzce’de Ramazan ayı ve dini bayramlar silah atılarak karşılanmaktadır.

    Ayrıca Anadolu’nun birçok yerinde olduğu gibi İzmir’de de kişinin kulağına dokunulup 3 defa ses çıkarabilecek bir yere vurulmasının kaza veya afete karşı koruyucu olacağına inanılmaktadır. Ayrıca Sinop’ta da gelin ve damat evin eşiğinden girerken, şişe kırılmaktadır. Şişe kırılması, boş teneke çalınması, silah atılması, bardak kırılması, tahtaya üç defa vurularak ses çıkarılması, kara güçlerin kovulup çocuklara, evlilere ve cenazeye kötülük yapmalarını önlemek amacını taşımaktadır.

    Düğün sırasında silah atılması, zifaftan sonraki kara güçlerin muhtemel zararlarından korunmak, onları korkutup kaçırmak içindir, insanlar silah atarak gürültü yapmış olmaktadırlar. Ancak günümüzde İslamiyet öncesi dönemden kalan bu dini uygulamalar İslamiyet inançlarıyla birleşmektedir. Namzet Duası, Bayrak Duası, Kına Duası bu uygulamalar arasında sayılabilmektedir.

    Gürültü çıkarmaya dayalı uygulamalar arasında, Anadolu’da oldukça yaygın olan bir pratik de kaynana zırıltısı çalmaktır. Kaynana zırıltısı, iki tahta parçası ve bir çarka bağlı kolu olan ve havada sallanarak salt bir tıkırtı sesi çıkartan bir alettir. Bu aletin, Şamanlar tarafından büyü yapılırken kullanıldığı bilinmektedir.

    Kara İyelerden Korunmak İçin Gerçekleştirilen Uygulamalar

    Anadolu’nun birçok yerinde bulaşık suyu, bir yere besmele okunduktan sonra dökülmektedir. Besmele okunmadan dökülürse dökeni cinlerin çarpacağına inanılmaktadır.
    Bu inanç aslında tekin olmayan yerlerde kara iyelerin dolaşabileceği ve insana zarar verebileceği inancından kalmadır.

  7. #37
    Türklerde İslamiyet Öncesi Dini İnançlar nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    12.201
    Konular
    2853
    Yağmur Duası ve Yada Taşı

    Yağmur Duası ve Yada Taşı inancı Türklerin en eski inançlarından biri olarak kabul edilmektedir. Türklerin tarihin hemen her evresinde Yada Taşının yardımıyla istedikleri zaman yağmur yağdırabildikleri bilinmektedir.

    Yada Taşı, Dağ Kültü’nün bir uzantısı olarak kutsal, yağmur yağdırabilen bir taş olma özelliği göstermektedir. Ancak günümüze Yada Taşı bütün özellikleriyle gelmemiş, Yağmur Duası ritüeli sırasında çeşitli küçük taşların kullanımıyla bugüne ulaşmıştır. Yağmur Duası ise, İslamiyet’te bulunan yağmur duası ayeti ve İslamiyet’in getirdiği bazı uygulamalarla birleşerek günümüze gelmiştir.

    Yağmur duası ritüeli günümüzde İslami motiflere büründürülmüş şekliyle halen sürdürülmektedir. Yağmur duası ritüeli çeşitli yörelerde kısmen değişiklik gösterse de, genellikle köy halkının meydanda toplanmasıyla başlamaktadır.
    Köyden bulgur toplanmakta, büyükbaş bir hayvan kesilmekte ve etli yemek yapılmaktadır. Yemekten önce, köyün dışındaki bir yerde duaya çıkılır. Köyün hocaları cübbelerini ters giymekte, çocuklara ise ayakkabıları ters giydirilmektedir.

    Dua ile birlikte kırk bir adet taş toplanmaktadır. Duaya katılan herkes iki rekat namaz kılmakta ve namazdan sonra yemekler yenip, toplanan taşlar bir torbanın içine konmaktadır. Taşlarla dolu olan torba, tekbir sesleriyle köyün pınarının başına getirilmekte ve taşlar suya bırakılmaktadır. Böylelikle suya taşın temas etmesi sağlanmaktadır. Bu sırada bir olayı meydana getirmek için; küçük de olsa onun bir taklidini yapmanın yeterli olduğu anlayışından hareketle, elbiseleri ters giymek, ellerle yağmur yağışını taklit etmek, gök gürültüsünü andıran sesler çıkartmak yağmur duası ritüeline eşlik eden öğeler arasında kullanılmaktadır. Buradan da anlaşılacağı gibi, Yada Taşı, küçük taş parçalan olarak değişmiştir. Elbiseleri ters giymek ise, eski inançlardan kalan, ruhları kandırmaya yönelik bir pratiktir. Her şeyin tersine dönmesiyle birlikte, kuraklığın yerini yağmurun almasına yönelik bir uygulamadır. Duaya köyün hocalarının katılması, dua sırasında namaz kılınması ve tekbir sesleri İslamiyet’in yağmur duasına getirdiği unsurlar arasında sayılabilmektedir.

    İsparta yöresinde ise yağmur duasına çıkılmadan önce, namaz kılan kişilere dere veya göl kenarından nohut büyüklüğünde yetmiş bin adet taş toplatılmaktadır. Bu taşlardan her on bini bir çuvala doldurulmaktadır. Erkekler abdestli olarak camiye gelip, yedi büyük küme halinde farklı yedi yere oturmakta ve her çuval bir gruba verilerek, taşlar dökülmekte ve her bir taşa bir besleme ile İhlas Suresi okunarak üflenmektedir.

    Bu okuma işi yaklaşık üç gün sürmektedir. Okuma işi bitince her bir çuvalda onar bin taş olmak üzere yedi çuvalın ağızlan dikilmekte ve yine yüksek bir yerde muhafaza edilmektedir. Genellikle bir Cuma günü, bütün köy halkı hayvanlarıyla birlikte yüksek ve suyun olduğu bir yere, türbeye veya yatırın önüne gelmektedirler. İmamın veya müftünün önderliğinde dua edilmekte, namaz kılınarak Kuran okunmaktadır. Bundan sonra çuvallardaki taşlar, dere, değirmen suyu gibi yerlere boşaltılmakta ve bütün bunlardan sonra ortaklaşa bir keçi kurban edilmektedir.

    Yağmur duaları, toplumsal niteliklidir. Genellikle iki şekilde yapılmaktadır. Birinci olarak bütün bir köyün veya büyük bir grubun katılmasıyla yapılan uygulamalar, ikinci olarak da sadece çocukların toplanarak yaptıkları uygulamalar olarak sayılabilmektedir. Büyüklerin katıldıkları yağmur yağdırma törenlerine yaşlı, genç, kadın, erkek ve çocuklar katılmaktadır. Yağmur duasına çıkılmadan önce oruç tutma, mevlit okutma, yemekler hazırlama, kurban kesilecekse kurban temin etme, kurban sonrası toplu yemek için yemek kaplarını sağlama, suya dilek için atmak üzere taş toplama, hayvan kafatasları toplama, taş çuvallarım okuma gibi hazırlıklar yapılmaktadır. Törenin ikinci aşaması yağmur duası yürüyüşüdür. Önde hoca yürümekte, köylüler onu izlemektedirler. Bazı yörelerde ceketler ters giyilmektedir. Dualar edilmekte, ilahiler söylenmektedir. Törenin üçüncü aşamasında bir meydan, su kenarı veya bir yatır türbesinde toplanılmaktadır. Koyunlar kuzularından, bebekler annelerinden ayrılmakta, çocuklar ağlamakta, hayvanlar meleşmektedir. İnanışa göre ayrılan hayvanların melemeleri yağmur duası olarak nitelendirilmektedir. Hayvan bağırışlarının yağmurun gelmesini kolaylaştırdığı inancı yaygıdır. Hocalar da cübbelerini ters giyerek dua etmektedirler. Bu arada getirilen taşlar ve iskeletler suya atılmakta, bazı yörelerde ağaca akrep ve kaplumbağa asılmakta, diri diri yılan yakılmaktadır. Toplu halde yemek yenmekte, akşam olunca tören sona ermekte eve dönülmektedir. Tören sonrasında hala yağmur yağmazsa bu durum meleklerin uyuduğuna, işlenen günahlara bağlanmaktadır. Türk yağmur yağdırma törenlerinde Orta Asya kültüründen izler bulunmaktadır. Elbiselerin ters giyilmesi, yağmur yağdırma temsilleri, yağmur taşlan ve Yada Taşı bağlantısı, çocukların ağlatılması, hayvan kafatası ve iskeletlerinin toplanması, toplu yemek adetleri, İslamiyet’te olmayan eski kültür izleri bizi Orta Asya yağmur yağdırma törenlerine kadar götürmektedir.

    Günümüzde yağmur yağdırmak için yapılan bu büyü Müslümanlığın etkisi altında yapılmaktadır. Yağmur duası, toplumun, kendi gücüyle üstesinden gelemeyeceği bir durumda İslami öğeleri de birleştirerek büyüye başvurması olarak tanımlanmaktadır. Aynca yağmur duası Kuran’a değil, hadislere dayanmaktadır. Hemen hemen bütün İslami ülkelerde görülmektedir ancak uygulanış biçimi o yörenin kültürel özelliklerine göre değişiklik göstermektedir. Anadolu’da da bu dua Şamanizm etkileriyle uygulanmaktadır.


4 Sayfadan 4. İlkİlk ... 234

Bu Konu İçin Etiketler