3 Sayfadan 3. Sayfa BirinciBirinci 123
Toplam 23 sonuçtan 21 ile 23 arasındakiler gösteriliyor.
Like Tree13Likes

Konu: Türkiye'de Spiritolojik ve Parapsikolojik olaylar ( Bazı paranormal olaylar)

  1. #21
    nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    10.488
    Konular
    2414
    Blog Entries
    3
    Bitkiler Âlemi ve Ruhsal Varlıklar
    Bergama Ormanlarını bir evliya koruyor: .bergama’ya 7km. .mesafede bulunan Yreli Tahtacı adlı orman köyü, asırladan beri balta yüzü görmemiş çam ormanlarının selametini bir yatıra borçludur. Gür ormanları ile büyük şöhret yapan 350 yıllık 350 nüfuslu Yerli Tahtacı köyünün hemn yanıbaşındaki bir tepede yatırı bulunan Bazait Dede canı gibi koruduğu ormana şimdiye kadar toz kondurmamış ve benzerleri gibi baltadan olan nasibine mani olmuştur. Köy sakinleri çok yaygın olan bir inanca göre, Bazait Dedenin sırf bu koca ormanın korunması için dünyaya geldiğini ve ormana el uzatan herhangi birisini rahat bırakmadığını anlatmaktadırlar. Muhtar Mahmut Karga, Bazait Dede olayını şöyle özetlemektedir: “gördüğünüz gibi köyümüz ormanlarla çevrili. Buna rağmen hiç birine el sürülmemiş. Dallar kırılır, kozalaklar düşer fakat hiç kimse evine götürüp yakmaz.Klilometrelerce yol teprek odunu başka köylerden temin eder. Bazait Dede ormana el süreni hiç Rahat bırakmıyor. Bir defasında köyümüzde Bergama’dan piknik yapmaya geldiler. İçlerinden bir tanesi yere dökülen kozalaklardan toplayıp ilçeye götürmüş. Fakat ertesi gün apar topar geri geldi. Anlattığına göre Bazait Dede rüyasına girmiş, bütün gece kozalakları geri götür deyip durmuş. Köyümüze öğretmen olarak gelen bir genç de ormandan bir ağaç keserek evinin balkonuna direk olarak kullanmıştı. Bazait Dede onları da rahat bırakmadı. Karı koca şahittirler; sabahı zor buldular. Kısacası bütün köy halkı Bazait Dede’den sinmiştir. Hepimizin de başından buna benzer bir olay geçti. İnandık artık. Bu yatır, Bergama Ormanlarına toz kondurmuyor.”(gazeteler,11.12.1968)
    Nurbaba trafiğe geçit vermiyor: Sulatanahmet’ten sahil yoluna inen ve tren yolunun altından geçen Aksakal Sokağından (çatladıkapı) bu günlerde geçenler ilginç bir görüntü ile karşılaşıyorlar. Günün her saatinde çok sayıda aracın gelip geçtiği eski geçidin 20m. Kadar uzağında yeni bir geçit yapılmış ve görünüşe göre tümüyle tamamlanmıştır. Ancak yeni geçide giden yolun tam ortasında bir çitlenbik ağacı ve taşları yeşile boyalı bir mezar bulunmaktadır. Yakşalık onüç günden buyana değişmeyen bu görüntünün öyküsü şöyşe: Kentin trafik yönünden en yoğun bölgelerinden biri olan Sultanahmet’i sahil yoluna bağladığı için oldukça ilgi gören eski geçit, tam köprünün altından geçiş noktasında bir kıvrım oluşturduğu için, araçların uzun süre beklemelerine ve bu yolda sürekli olarak bir özel trafik görevlisinin bulunmasına yol açmaktadır.Devlet Demir Yoları ve Karayolları ilgilileri beş yıldan bu yana proje çalışmalarını yürüttükleri bu işe sonunda çözümlemeye karar veriyorlar ve yaklaşık bir mülyon lira harcayarak ikinci geçiti tamlıyorlar. Yapılan hesaplara göre ikinci geçit hiçbir kıvrım oluşturmadan sahil yoluna bağlanacak ve böylece beklmler önlenecekti. Fakat işin burasında bir sorun ortaya çıkıyor. Yıllardır tren yolunun yanında bulunan, bir çitlenbik ağacı ve ağacın altında bulunan Nurbab’nin türbesi ikinci geçitin açılmasıyla yolun tam ortasında kalıyor. İşçiler önce ağacın çevresi ve üstü Eski Türkçe harflerle yazılı bir mezar taşının altını kazarak birkaç kemik çıkarıyorlar ve bunları yakında bir bahçeye gömüyorlar ve ondan sonra greyderler işe girişiyor ve çitlenbik ağacının yıkılmasına başlanıyor. Anlatanların ifadesine göre bu işlem sorasında çitlenbik ağacı oldukça direniyor, yıkılmıyor ve greyderi iyice sarsıyor. Bu sarsıntıyı ve zorluğu Nurbaba’nın gücüne veren işçiler de tası tarağı toplayarak işi terkediyorlar. O gün bugündür Çatladıkapı geçiti hemen hemen tümüyle tamamlanmış olmasına karşı ortasındaki çitlenbik ağacı ile olduğu gibi duruyor.(gazeteler,10.8.1979)
    Dev ağaçtan dal koparanın başına kötü bir olay geliyor: Samandağ’da halk ratafından kutsal olarak kabuledilen bir çınar bulunuyor. Çınar ağacı, Hızır aleyhüsselam ile Hz. Musa’nın buluştuğu yer oalarak kabul edilen Samandağ’ı sahilinden yaklaşık 8km. Uzaklıkta Hızırdağ’ı eteğinde. Hıdırbey köyündeki çınar ağacının çevresi tam 32m. Çevrede yaşayanlar ağacın, Hz. Musa’dan ayrıldıktan sonra Hızır Dağına çıktığı bilinen Hızır Aleyhüsselam tarafından dikildiğine inanıyrlar. Kutsal kabul edilen ağaca kimse el sürmüyor. Dökülen yaprakları dahi toplanıp yakılıyor. Köylüler yıllar önce köye gelen bir imamın ağaçtan bir dal kopardığı hemen ardından evinin yandığını anlatıyorlar. Sürekli ağacın yanında birisinin bulunması için gövdenin içindeki oda şeklinde boşluğa çay ocağı kurulmuş altı yıl önce aralarında, profesörlerin de bulunduğu bir heyet gelip ağacı incelemiş. En az 2000 yıllık olduğunu söylemişler.(gazeteler,8.10.1981)
    İstanbul Gülhane parkının önündeki çınar ağacı ile Kabataş Araba Vapuru İskelesinin girşindeki dibinde bir yatır bulunan ağaçta ynı türden özellikler göstermete. Öte yandan bu tür özellik taşıyan daha yüzlerce ağacın ülkemizin her yanında mevcut olduğu bilinmektedir. Bu olayların, genel esprisi şudur ki, öte âleme geçmiş olan birçok varlıklar yeryüzündeki herhangi bir bu olaylarda olduğu gibi çok uzun yaşamlı ağaçları, yapıları, eski eserleri vb. korumak görevini üzerlerine alırlar. Ve hem bir vazife yerine getirirler, yeryzü ile irtibatlarını devam ettirirler ve ruhsal gücün kanıtını sağlamaya yardımcı olurlar, hem de fizik dünya ile ruhsal âlem arasında bir psişik köprü oluştururlar.





  2. #22
    nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    10.488
    Konular
    2414
    Blog Entries
    3
    Olağanüstü Hayvan Parapsikolojisi Olayları
    Anlaşıldığına göre, İstanbul’un kedileri parapsikoloji araştırmacılarının An-Psi hayvanlarda parapsikoloji dosyalarında özel bir yere sahiptirler. 1968 yılında, İstanbul Hayvan Hastanesi’nin Başveterineri Dr. Hayrullah Orakoğlu, Pala adındaki bir ev kedisinin tabi bir kedinin becerebileceği kadarıyla bazı kelimeleri söyleyebildiğini açıklamıştı. Söylendiğine göre, Pala; git, gel ve yemek gibi kelimeleri telafuz edebiliyordu. Bu ilginç vakayı inceleyen veterinerler Palanın söylediklerini rahatça anlaşılabildiğini belitmişlerdi.
    Leo Talamonti, “Yasak Evren” adlı kitabında, İstanbul’daki Fransız konsolosonun 1952 de açıkladığı ve gene İstanbul’un kedileriyle ilgili olan bir diğer An-Psi olayını anlatır: Fransız Konsolosuna göre, Fransanın Marsilya limanında kayıtlı olan bir şilebin mürettebatı İstanbul’a uğradıkları bir sırada gemiye bir düzine kedi almışlar daha sonra gene İstanbul’a geldiklerinde kedileri tekrar İstanbul sokaklarına salmışlardı.Bir yıl sonra, geminin yolu bir kez daha İstanbul’a düştü. İstanbul’a gelişinden bir gün önce limandaki görevliler, belirli bir rıhtımda bir düzine kadar kedinin toplandığını ve ertesi güne kadar ısrarla orada kaldıkları gördüler ve buna hiçbir anlam veremediler: Ertesi gün şilep limana girdiğinde kediler, geminin mürettebatını karşılamaya hazırdılar! Konsolusun belirttiğine göre söz konusu şilebin arada sırada yaptığı İstanbul seferlerinde belirli bir tarifeye uyulmuyordu. Talamonti böyle bir olayın içgüdüyle açıklanamayacağını öne sürmekte, “kedilerin her biriye geminin mürettebatı arasında” mevcut olan belirli bir telepati ya da durugörü irtibatı ihtimalinin üzerinde durmaktadır. An-Psi olayına ilginç birörnek olarak çok hassas olan ve sahibinin başına gelebilecek kötü olayları sezilmeyebilen at olayları bir haylidir.Bunlardan önemli bir tanesini Baron W.Wratislaw, “ Anılar”ında şöyle anlatır: 1590 larda Viyana İmparatoru 2. Rudolf’un elçisi olarak Osmanlı İmaparatorluğuna ve böylece İstanbul’a gelen Herr F.Kregwitz, iki devlet arasındaki ilişkilerin bozulması üzerine tutuklanıp daha sonra öldürülecektir. İşte bu olayın başlarında, elçi kendisini çağıran Sinan Paşanın davetine gitmek üzere her zaman bindiği yağız atının eğerlenip getirilmesini emreder fakat at huylanır hırçınlaşır çifte savurur ve sırtına kimseyi bindirmez. Bunun üzerine elçi kıratına biner ve gider. Sinan Paşayla tartışmalar geçen görüşmlerinden sonra başına gelecek felaketi bilmediği halde elçilik konağına dönmek üzere dışarı çıkıp kıratına binmek ister fakat olacakları bu kez de kıratı hissetmiştir. Ve birden öyle huylanıp hırçınlaşır ki yanına kimseyi yaklaştırmaz ısırır ve çifte atar. Oysa bu atın daha önceleri böyle bir hali görülmemiştir. Elçi kâhyasının atına biner, elçilik konağına döner ve orada tutuklanır daha sonra ise öldürülür.
    An-Psi’nin araştırma sahasına giren hayvanlara özgü bir paranormal meleke de, psişik iz sürmedir. Kedi, köpek gibi bazı evcil hayvanlar alışmış oldukları evden başka bir yere götürüldüklerinde yeni evleri başka bir şehirde de olsa haftalar ya da aylar boyunca yüzlerce kilometrelik yol kat derek eski yerlerine dönebilmektedirler. Yakın zamanlarda bu tüden iki psişik iz sürme olayı, gazetelere geçmiş ve okuyanları şaşkınlık içinde bırakmıştır. Özellikle bir tanesi için şimdiye kadar, dünyada görülmüş olan bu çeşit olaylar arasında, kat edilen mesafe bakımından bir rekor oluşturduğunu söyleyebiliriz. Bu vakanın kahramanı Minnoş adındaki bir kedidir, Almaya’da çalışan Mehmet Tunç iznini geçirmeye geldiği İstanbul’dan dönüşünde yanına kedisi Minnoşu da alır Almayadaki evinde serbet bıraktığı Minnoş iki gün sonra 15 Eylül 1980 günü oratadan kaybolur ve iki ayı aşan bir süre sonra Tunç, Türkiye’den gelen bir mektupda Minnoşun 14 Kasım 1980 tarihinde İstanbul’daki evlerine dönmüş olduğunu öğrenir: Anlaşıldığına göre, Minnoş tam 2500km.lik yolu altmış bir günde yürüyerek İstanbul’a ulaşmıştı! Alman basını da olayla lgilenmiş ve Minnoşun öyküsü 22 Kasım 1980 tarihli Bild gazetesinde çıkmıştı.
    Yaklaşık bir yıl sonra gazetelerde, bu kez duman adındaki bir çoba köpeğnin psişik iz sürme melekesi ile sahibini nasıl bulduğunu anlatan bir haber yayınlandı. Ankara’da oturan Levenoğlu ailesi 1980 yazında Adana Osmaniye’deki çiftliklerini ziyare ettiklerinde köpekleri dumanı orada burakmışlardı. Ankara’ya döndüklerinde dumanın ortadan kaybolduğu haberini aldılar. Ne var ki duman, kaybolmamış sahiplerini bulmak için yola koyulmuştu. Bir yıl sonra ankara’da, Atatürk Orman Çiftliğindeki bir düğün salonunda sahiplerini bulma başarısını gösteren Duman bu uzun süre zarfında torosları aşmıştı. Açlıktan bir deri bir kemik kalan Duman’ın beyaz tüyleri otlarda yatmaktan yeşil bir renk almıştı

  3. #23
    KemStruo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ara-2009
    Bulunduğu yer
    Zirveye bir adım daha yakın...
    Mesajlar
    1.748
    Konular
    16
    çok güzel bi çalışma olmuş eline sağlık


Sayfa etiketleri:

harun yahya paranormalolaylar

bergama tahtacıları pikniği

mannanın özellikleri

minnoş adında kediler resmi

türk paranormal olaylar

türkiyede paranormal olaylar

macit aray ruh ve hayat hakkinda

ksenoglasi

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140