Olağanüstü Hayvan Parapsikolojisi Olayları
Anlaşıldığına göre, İstanbul’un kedileri parapsikoloji araştırmacılarının An-Psi hayvanlarda parapsikoloji dosyalarında özel bir yere sahiptirler. 1968 yılında, İstanbul Hayvan Hastanesi’nin Başveterineri Dr. Hayrullah Orakoğlu, Pala adındaki bir ev kedisinin tabi bir kedinin becerebileceği kadarıyla bazı kelimeleri söyleyebildiğini açıklamıştı. Söylendiğine göre, Pala; git, gel ve yemek gibi kelimeleri telafuz edebiliyordu. Bu ilginç vakayı inceleyen veterinerler Palanın söylediklerini rahatça anlaşılabildiğini belitmişlerdi.
Leo Talamonti, “Yasak Evren” adlı kitabında, İstanbul’daki Fransız konsolosonun 1952 de açıkladığı ve gene İstanbul’un kedileriyle ilgili olan bir diğer An-Psi olayını anlatır: Fransız Konsolosuna göre, Fransanın Marsilya limanında kayıtlı olan bir şilebin mürettebatı İstanbul’a uğradıkları bir sırada gemiye bir düzine kedi almışlar daha sonra gene İstanbul’a geldiklerinde kedileri tekrar İstanbul sokaklarına salmışlardı.Bir yıl sonra, geminin yolu bir kez daha İstanbul’a düştü. İstanbul’a gelişinden bir gün önce limandaki görevliler, belirli bir rıhtımda bir düzine kadar kedinin toplandığını ve ertesi güne kadar ısrarla orada kaldıkları gördüler ve buna hiçbir anlam veremediler: Ertesi gün şilep limana girdiğinde kediler, geminin mürettebatını karşılamaya hazırdılar! Konsolusun belirttiğine göre söz konusu şilebin arada sırada yaptığı İstanbul seferlerinde belirli bir tarifeye uyulmuyordu. Talamonti böyle bir olayın içgüdüyle açıklanamayacağını öne sürmekte, “kedilerin her biriye geminin mürettebatı arasında” mevcut olan belirli bir telepati ya da durugörü irtibatı ihtimalinin üzerinde durmaktadır. An-Psi olayına ilginç birörnek olarak çok hassas olan ve sahibinin başına gelebilecek kötü olayları sezilmeyebilen at olayları bir haylidir.Bunlardan önemli bir tanesini Baron W.Wratislaw, “ Anılar”ında şöyle anlatır: 1590 larda Viyana İmparatoru 2. Rudolf’un elçisi olarak Osmanlı İmaparatorluğuna ve böylece İstanbul’a gelen Herr F.Kregwitz, iki devlet arasındaki ilişkilerin bozulması üzerine tutuklanıp daha sonra öldürülecektir. İşte bu olayın başlarında, elçi kendisini çağıran Sinan Paşanın davetine gitmek üzere her zaman bindiği yağız atının eğerlenip getirilmesini emreder fakat at huylanır hırçınlaşır çifte savurur ve sırtına kimseyi bindirmez. Bunun üzerine elçi kıratına biner ve gider. Sinan Paşayla tartışmalar geçen görüşmlerinden sonra başına gelecek felaketi bilmediği halde elçilik konağına dönmek üzere dışarı çıkıp kıratına binmek ister fakat olacakları bu kez de kıratı hissetmiştir. Ve birden öyle huylanıp hırçınlaşır ki yanına kimseyi yaklaştırmaz ısırır ve çifte atar. Oysa bu atın daha önceleri böyle bir hali görülmemiştir. Elçi kâhyasının atına biner, elçilik konağına döner ve orada tutuklanır daha sonra ise öldürülür.
An-Psi’nin araştırma sahasına giren hayvanlara özgü bir paranormal meleke de, psişik iz sürmedir. Kedi, köpek gibi bazı evcil hayvanlar alışmış oldukları evden başka bir yere götürüldüklerinde yeni evleri başka bir şehirde de olsa haftalar ya da aylar boyunca yüzlerce kilometrelik yol kat derek eski yerlerine dönebilmektedirler. Yakın zamanlarda bu tüden iki psişik iz sürme olayı, gazetelere geçmiş ve okuyanları şaşkınlık içinde bırakmıştır. Özellikle bir tanesi için şimdiye kadar, dünyada görülmüş olan bu çeşit olaylar arasında, kat edilen mesafe bakımından bir rekor oluşturduğunu söyleyebiliriz. Bu vakanın kahramanı Minnoş adındaki bir kedidir, Almaya’da çalışan Mehmet Tunç iznini geçirmeye geldiği İstanbul’dan dönüşünde yanına kedisi Minnoşu da alır Almayadaki evinde serbet bıraktığı Minnoş iki gün sonra 15 Eylül 1980 günü oratadan kaybolur ve iki ayı aşan bir süre sonra Tunç, Türkiye’den gelen bir mektupda Minnoşun 14 Kasım 1980 tarihinde İstanbul’daki evlerine dönmüş olduğunu öğrenir: Anlaşıldığına göre, Minnoş tam 2500km.lik yolu altmış bir günde yürüyerek İstanbul’a ulaşmıştı! Alman basını da olayla lgilenmiş ve Minnoşun öyküsü 22 Kasım 1980 tarihli Bild gazetesinde çıkmıştı.
Yaklaşık bir yıl sonra gazetelerde, bu kez duman adındaki bir çoba köpeğnin psişik iz sürme melekesi ile sahibini nasıl bulduğunu anlatan bir haber yayınlandı. Ankara’da oturan Levenoğlu ailesi 1980 yazında Adana Osmaniye’deki çiftliklerini ziyare ettiklerinde köpekleri dumanı orada burakmışlardı. Ankara’ya döndüklerinde dumanın ortadan kaybolduğu haberini aldılar. Ne var ki duman, kaybolmamış sahiplerini bulmak için yola koyulmuştu. Bir yıl sonra ankara’da, Atatürk Orman Çiftliğindeki bir düğün salonunda sahiplerini bulma başarısını gösteren Duman bu uzun süre zarfında torosları aşmıştı. Açlıktan bir deri bir kemik kalan Duman’ın beyaz tüyleri otlarda yatmaktan yeşil bir renk almıştı