Toplam 1 sonuçtan 1 ile 1 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Toprağın Her Hali

  1. #1
    NizaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2012
    Mesajlar
    938
    Konular
    356

    Toprağın Her Hali


    Seramik sanatının duayen ismi Alev Ebüzziya, Baksı Müzesi’ndeki ‘Toprak’ başlıklı sergide, günümüzde hammaddesi toprak olan üretimini olağanüstü tekniği ve mükemmel formlarıyla zirveye taşırken, yan salonda sergilenen, Anadolu kadınlarının ellerinden çıkmış, kullanıma dönük objeler ise en saf, en naif halleriyle karşımızda.


    İnsanlık tarihinin renkle, boyayla, sesle, sözcüklerle macerası hiç bitmediği, bitmeyeceği gibi toprakla mücadelesi, boğuşması da bitmedi ve bitmeyecek. Bu anlamda özellikle Anadolu’da, Hitit, Urartu, Frig, Helenistik, Roma, Selçuk ve Osmanlı dönemlerinden beri süren bu macera günümüzde de yeniden şekillenerek nefes almaya devam etmektedir.

    Baksı Müzesi’ndeki ‘Toprak’ başlıklı sergide Alev Ebüzziya, günümüzde hammaddesi toprak olan üretimini olağanüstü tekniği ve mükemmel formlarıyla zirveye taşıyor. Hemen yan salonda sergilenen, Anadolu kadınlarının ellerinden çıkmış, kullanıma dönük objeler ise en saf, en nahif halleriyle karşımızda.


    Alev Ebüzziya eserleri Kemal Servi koleksiyonundan, geleneksel çömlekler ise Baksı Müzesi ve Hüsamettin Koçan koleksiyonundan derlendi. Sergi podyumlarının tasarımını Yeşim Bakırküre, sergi alanındaki grafik çalışmalarının tasarımını ise Savaş Çekiç yaptı. Ayrıca sergiye eşlik etmek üzere Ali Kazma’nın ‘Studio Ceramist’ adlı, Ebüzziya’nın atölyesinde gerçekleştirdiği video yapıtı da gösteriliyor.

    Dağın başında, deniz seviyesinden 1550 metre yükseklikte Bayburt’un Bayraktar Köyü’nde, Baksı Müzesi’ndeki bu sergi, modern seramik ile geleneksel zanaat ürünlerini bir araya getiriyor. Koleksiyonunun 27 parçadan oluşan bir bölümünün Baksı Müzesi’nde sergilenmesine izin veren koleksiyoner Kemal Servi görüşlerini bizimle şöyle paylaşıyor: “Sevgili Haldun Dostoğlu bu sergi fikrinden söz ettiğinde çok etkilendim ve hemen kabul ettim. Bu eserlerin Baksı’ya gidecek olması beni çok heyecanlandırdı. Koleksiyonumun Anadolu’da sergilenmesi benim için büyük gurur, çünkü ülkemizde insanların büyük şehirler dışında sanatla fazla teması yok. Sanata temas ya medya ile ya da yazılı basınla oluyor, yakın temas kurulamıyor. Mesela Anadolu’daki bir çocuğun bu eserleri görerek etkilenmesi ve hayata bakış açısında bir değişiklik yaratması benim için çok önemli. Bu serginin bir diğer güzel tarafı ise Alev Ebüzziya’nın geniş bir dönem eser seçkisinden oluşuyor olmasıdır. Ayrıca şunu da belirtmek isterim ki, biz koleksiyonerler, bu eserlerin taşıyıcılarıyız. Bizler koleksiyonumuzdaki eserleri koruyoruz ve bir sonraki nesillere aktarıyoruz...”
    Bir müzenin merkezden uzak olması, herhangi bir müzeden farklı davranmasını gerektirmiyor. Bir bakıma sorumluluğunu daha da artırıyor. Anadolu insanının binlerce yıldır alışık olduğu formlarla, toprağın erişebileceği en son halinin birlikte sunulduğu ‘Toprak’ sergisinin Anadolu’nun bu noktasında, merkezin genelgeçer kabullerinin dışında bir kavrayışla algılanması gerekiyor. Eserlerin hikâyenin tam da yüreğinde, belki de başladığı noktada sergileniyor olmasının heyecanını yaşamak gerekiyor.

    Kemal Servi, Alev Ebüzziya eserleri ile tanışmasını nasıl anlatıyor:
    “Alev Ebüzziya Siesbye eserleri ile ilk karşılaşmam 2002 yılında Kasa Galeri’deki ‘Sır’ sergisini izlediğimde başladı. Ardından Türk İslam Eserleri Müzesi’ndeki retrospektif sergisini gezdim. O sergiden bir eser aldım. Böylece 2002 yılında hem Alev Ebüzziya Siesbye eserleri hem de Galeri Nev İstanbul ile tanışmış oldum. İslam Eserleri Müzesi’ne gittiğimde müzeyi gezemedim, sadece Alev’in eserlerinde takıldım kaldım. Uzun bir masa, eserler muhteşem, bütün gün eserleri inceleyerek geçirdim, akabinde Galeri Nev İstanbul ile iletişime geçtim. Bir tane satılık eser vardı ve benim oldu. O eser, bugün hâlâ en sevdiklerim arasındadır, çünkü ilk temas o. Aslında benimle ilgili ilk temas, ilk hissiyat değil, ilk hissiyatı sergide algıladım. Alev’in eserlerine ilk dokunuş onunla başladı. Sonrasında seramiğe olan ilgim arttı...”

    Servi’nin ifadelerinden de anlaşılacağı gibi koleksiyonerlik bir tutku meselesidir. Ne yazık ki bu erdeme günümüzde giderek daha az rastlıyoruz. Genelgeçer akımlar, modalar insanların aklını daha çok ve daha kolay çeliyor. Oysa kültür dediğimiz şey bir sonraki nesillere, kendi benliğinin bir parçası olan nesnelere tutkuyla yaklaşanlar sayesinde aktarılıyor. Neyse ki sayıları çok olmasa da bu anlamda ve sessizce tutkularını sürdüren müstesna insanlar var. Hepsine müteşekkir olmamız gerekiyor.
    ‘Toprak’ başlıklı sergi 20 Ekim’e kadar Bayburt Bayraktar Köyü’ndeki Baksı Müzesi’nde görülebilir.

    Hürriyet







Bu Konu İçin Etiketler