nakreb Nickli Üyeden Alıntı
tarot sezgilerle bakılıyor ama madem sezgilerimiz güçlü neden tarota ihtiyaç duyuluyor tarot bu durumda sadece basit kartlardan mı ibarettir

(bu arada bende tarot bakıyorum ama bu bahsettiğim olay gerçekten düşündürüyo adamı)
Aslında bu soruyu sorman Kehanet ve Tarot'un doğasını a) düpedüz anlamadığına veya b) anlamıyor numarası yaptığına veya c) kuşkucu bir damarının olduğuna işaret ediyor. Ama ben bundan önce başka bir şeyden bahsedeceğim.
Küçük Prens'i okudun mu bilmem. Okuduysan tekrar oku, ve okurken kitaptaki Gül temasını özellikle incele. Bir çok şeye anlam ithaf eden kişinin bizzat kendisidir. En basitinden kendi kartlarının bu soruyu soramayacağın kadar anlamlı olması gerek senin için. Yani arada bir bağdan bahsediyorum. Ama sadece kuşkuculuğundan soruyorsan ben burada genel olarak Tarot'un neden var olduğundan, basit kartlardan farkından kuşkunu gidermeye yetecek kadar bahsedebilirim. Ama herşeyden önce belirtilmesi gereken bir şey var...
İnanmıyorsan, inanca bağlı bir şeyin meyvesinden tadamazsın. Yani kuşkuculuğunu bir şekilde gidermeden Tarot sana peçesini açmaz. Kendini teslim etmen gerekir. Eğer şimdiye kadar bu Teslimiyet duygusunu yaşamadan bu soruyu soruyorsan bütün Okkült çalışmalarına ara ver, hayatını tepeden tırnağa gözden geçir.
Tabi bir sonuç almadan, sorularına cevap verilmeden kuşkuculuğunu nasıl inanca çevirebilirsin, kendini nasıl bilinmeyene teslim edebilirsin. Kuşkulanmak tamamen doğal, özellikle hayatın bilinmeyen kısımları söz konusu olduğunda. Ki Okkült'ün kelime anlamı da doğası da tamamen bunun üzerine kurulu. Üstüne üstlük Okkült öyle paylaşabileceğin bir olgu da değil, tamamen kişiseldir, sana özgüdür. Bu durumda başkalarının fikirleri bile aslında gayet mantıklı ve tatminkarken, seni tamamen kendi yolundan çıkarabilir. Bir yığın çelişki. Bütün bunların arasından kendi yolunu bulmak ise senin asıl derdin. Bu da ancak hem öğrenerek hem de yaşayarak olur. Özellikle söz konusu Okkültken dışarıdan gelen hiç bir bilgiyi işlemeden içeri almak, dünyanın en saçma şeyidir. Sırf bu zihniyetle raflar dolusu Okkült kitabı okuyup Okkült manada aslında hiç bir şey yaşamamış bilgi bankaları var. Bunun karşısında ise hiçbir şey bilmeyip, gaipten anlamsız sesler duyan, poltergeist üzerine poltergeist yaşayan tipler. Önemli olan şey ölçü ve senin ölçünü ancak sen bilebilirsin. Tarot hem bir bilim, hem bir sanat. Eğer basit bir fal sanıyorsan, kahve falı hem fal bakmak hem de sosyalleşmek için daha yerinde bir araç.
Sadece sezgileri kullanırsan sanat kısmına yarım yamalak yönelmiş olursun, ve bilim kısmını boşlarsın. Bu durumda yaptığın iş hem eksik hem de dengesiz olur. Bu işin bilim kısmını bilmezsen zaten sanatını nasıl yararlı hale getireceğini kestiremezsin ve durum üzerindeki kontrolün ancak şansa kalır, bu renk körü bir ressama eş değer. Eğer sadece bilim kısmıyla uğraşıp sanatı boşlaması ise bir Avukatın Nükleer Fizik bilmesinden farksız.
Bu arada Tarot Kehaneti ile ilgili kendi görüşümü söyleyeyim. Bir kişinin fiziksel algı menzilinin dışında gelişen olaylardan haber alabilmesi için en bilindik iki yöntem; Durugörü gibi bir psişik yetenek ya da Bedensiz Varlıklar ile iletişime geçmek. Tarot ise en öz hallerinden birinde sembolik bir dildir ve biraz araştırırsan çok tutarlı bir dil olduğunu görürsün. Sırf bu özelliği bedensiz varlıkların kullanabileceği bir dil olması için yeterlidir. Yani aslında kartlar öte boyutlar (genel ama yanlış bir tabir olarak astral) ile aranda bir iletişim aracı görevi görüyor, her kart cisimsel halleri fiziksel dünyada olan bir yapı, kartlarda bulunan sembollerin hepsi ise öte boyutlarda bir yapı. Sezgilerin senin bu iletişimi kurma ve yönlendirme yeteneğinden başka bir şey değil.