2936 Sayfadan 2654. İlkİlk ... 26522653265426552656 ... SonSon
Toplam 29359 sonuçtan 26.531 ile 26.540 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Şu An Nasılsın? Ne Düşünüyor, Ne Hissediyorsun?

  1. #26531
    DenizFeneri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2015
    Mesajlar
    1.715
    Konular
    18
    Alıntı Lethal Perfection Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Antalya da başımı duvarlara vuruyorum, çok sıkıcı yahu. Hayır sorun mu ben de yoksa antalyada sosyalleşmek mümkün değil mi bilmiyorum. Anca yardır allah yardır oraya buraya yürüyorum ama bugün onu da yapamadım soğuktan.

    Peki Lethal bir asosyal mi?

    Neden olmasın. Milletle lafa girmek için öyle uğraşıyorum ki galiba sorun bende diyorum. Mesela Karacaoğlan parkında bir cafe - bar var. Gerçekten güzel yer, ara ara gidip oturuyorum orada. Bir arkadaş geldi (Bu arkadaşa az sonra değineceğiz, köşe bucak baktığım birisidir.) beş el tavla, bir de langırt oynayalım. Ama bir baktım ikimizden de bir lira çıkmıyor. 4 tane yirmibeş kuruşumuz var ama bir liraya tamamlayacak adam yok. En sonunda mekanda koşturan adamlardan birisi geldi dedi ben de var, ama isterseniz yanınıza gelelim 4 kişi oynayalım. Hay hay... Ama yahu muhabbet kurmak için o kadar zorlanıyorum ki...

    -Adın neydi?
    -Mazlum.
    -Ne kadar Mazlum bir isim.
    -Efendim?

    Hayır efendim kısmı o kadar ani geliyor ki yaptığım espriyi hala düşünüp stres oluyorum. Hayır desen ne demesen ne, gerzek yerine düştük.

    Dedim bari şansımızı sanat kültürden yana kullanalım, şarampolun orada bir sanat gezisi varmış. Girdim, güvenlik sordu "Neden geldiniz?". Bön bön herife baktım öyle, "Abi ne var görmeye geldim, merakımdan" dedim masumca. Sonra birisine gönderdi, bir resim sergisi varmış da giriş 15 lira. Yuh be! Hayır içeri girsem bile kimse olmaz o paraya. Deli mi sikti milleti mi affedersiniz? Şu hayalim de suya düştü:

    -Ne kadar eksidentalist bir resim değil mi?
    -Oksidentalist mi demek istemiştiniz?

    Hayalimde bile rezil oluyorum yahu. Kafa bozuk bizim. Neyse, gelelim az sonra değineceğim dediğim çocuğa. Tanımanız için şu anım yeterlidir:

    Bir kahvecideyiz, çocuk tatlı sade kahveye özenmiş anlaşılan denemek istediğinden epey bahsetti. Dedim tamam, ben de bari çikolata alayım dedim de... Deli fiyat çekmişler... 9.5 lira yahu, ne satıyorsunuz siz? Daha ufak bir tane aldım, 3 liralık. Yanına da orta boy kahve. 10 liraya tamamım. Bu arkadaş da bir çiskek ve battal boy bir kahve aldı. 20 lira. Dedim o pahalı değil mi? Aldığım cevap şu:

    -Paran yok diye kıskanma :d

    Beyimiz bayat diye pastasını beğenmedi, kahveyi de çok fazla buldu. Şimdi bu adam benim takılmaktan keyif aldığım birisi değil, deli gibi telefonda beni "Kanq takılalım mı?" diye neredeyse taciz eden ve sürekli güldürmeye çalışıp bayağı esprileriyle beni sıkan, olmasa daha iyi dediğim bir adam. Zihin haritası da aşağı yukarı böyle işte ve görünüşe göre bu çocuktan başka takılabileceğim birisi yok.

    Yarın da bir çocuk var da, kendisi benim psikologluğumdan faydalanmak isteyen kafam çok bozuk yeağ adamlarından birisi. Tamam bunu ergen şımarıklığından yapmıyor ama genellikle o tarz bir ruh hali beni bunaltıyor be. Yok mu şöyle şen şakrak, biraz olgunca düşünen, kafa dengi, oturup saatlerce muhabbet edebileceğimiz birisi? Nerede çocuk gibi davranan, saplantılı, insanın içini karartan insan varsa bizim çevremizde be.

    Ha şunu düşünmeyin, İstanbul'da durum böyle değil. Genciz güzeliz geziyoruz tozuyoruz. Birisi geliyor diğeri geliyor, Antalya'da ise tamamen münzevi adam halinde dağları taşları aşıyorum. Ruhum çürüdü resmen.
    Bende pek kafa dengi insan bulamıyorum.Konuştuğum belli başlı insanla var sadece sayıları da fazla değil.Geçen yaşadığımız gerginlikten ötürü whatsapp'tan saydıran o ana kadar gayet iyi anlaştığım kafa bir çocuk vardı.Nasıl bir gerizekalı olduğunu anlamış bulundum.Keşke paran yok diye kıskanma diyen salağa bir güzel postayı koysaydın.Bahane bul aradığında görüşme veya kavga fırsatı eline geçtiği gibi ilişkini kes.Değmez.Ömür törpüsü...


    Kısaca çok sıkma canını.Gün gelir elbet sende kendine gerçek dostlar bulursun.





  2. #26532
    Anafiel girl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Bulunduğu yer
    --
    Mesajlar
    6.762
    Konular
    31
    Alıntı Moterda Olisya Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Rein, rein, rein, rein, rein.
    Çoktan hissedip gelmesi gerekiyordu, Yakalarsam fena yapacağım whs
    hislerine fazla güvenme artık tatlım.

  3. #26533

    Üyelik tarihi
    Eyl-2013
    Mesajlar
    2.518
    Konular
    82
    Alıntı DenizFeneri Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bende pek kafa dengi insan bulamıyorum.Konuştuğum belli başlı insanla var sadece sayıları da fazla değil.Geçen yaşadığımız gerginlikten ötürü whatsapp'tan saydıran o ana kadar gayet iyi anlaştığım kafa bir çocuk vardı.Nasıl bir gerizekalı olduğunu anlamış bulundum.Keşke paran yok diye kıskanma diyen salağa bir güzel postayı koysaydın.Bahane bul aradığında görüşme veya kavga fırsatı eline geçtiği gibi ilişkini kes.Değmez.Ömür törpüsü...


    Kısaca çok sıkma canını.Gün gelir elbet sende kendine gerçek dostlar bulursun.
    Usta şu Antalya'dan bir çıkalım yeter bana. Ölü toprağı var memlekette yahu.

  4. #26534
    electronicalev electronicalev isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    -YASAKLI-
    Alıntı Lethal Perfection Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Antalya da başımı duvarlara vuruyorum, çok sıkıcı yahu. Hayır sorun mu ben de yoksa antalyada sosyalleşmek mümkün değil mi bilmiyorum. Anca yardır allah yardır oraya buraya yürüyorum ama bugün onu da yapamadım soğuktan.

    Peki Lethal bir asosyal mi?

    Neden olmasın. Milletle lafa girmek için öyle uğraşıyorum ki galiba sorun bende diyorum. Mesela Karacaoğlan parkında bir cafe - bar var. Gerçekten güzel yer, ara ara gidip oturuyorum orada. Bir arkadaş geldi (Bu arkadaşa az sonra değineceğiz, köşe bucak baktığım birisidir.) beş el tavla, bir de langırt oynayalım. Ama bir baktım ikimizden de bir lira çıkmıyor. 4 tane yirmibeş kuruşumuz var ama bir liraya tamamlayacak adam yok. En sonunda mekanda koşturan adamlardan birisi geldi dedi ben de var, ama isterseniz yanınıza gelelim 4 kişi oynayalım. Hay hay... Ama yahu muhabbet kurmak için o kadar zorlanıyorum ki...

    -Adın neydi?
    -Mazlum.
    -Ne kadar Mazlum bir isim.
    -Efendim?

    Hayır efendim kısmı o kadar ani geliyor ki yaptığım espriyi hala düşünüp stres oluyorum. Hayır desen ne demesen ne, gerzek yerine düştük.

    Dedim bari şansımızı sanat kültürden yana kullanalım, şarampolun orada bir sanat gezisi varmış. Girdim, güvenlik sordu "Neden geldiniz?". Bön bön herife baktım öyle, "Abi ne var görmeye geldim, merakımdan" dedim masumca. Sonra birisine gönderdi, bir resim sergisi varmış da giriş 15 lira. Yuh be! Hayır içeri girsem bile kimse olmaz o paraya. Deli mi sikti milleti mi affedersiniz? Şu hayalim de suya düştü:

    -Ne kadar eksidentalist bir resim değil mi?
    -Oksidentalist mi demek istemiştiniz?

    Hayalimde bile rezil oluyorum yahu. Kafa bozuk bizim. Neyse, gelelim az sonra değineceğim dediğim çocuğa. Tanımanız için şu anım yeterlidir:

    Bir kahvecideyiz, çocuk tatlı sade kahveye özenmiş anlaşılan denemek istediğinden epey bahsetti. Dedim tamam, ben de bari çikolata alayım dedim de... Deli fiyat çekmişler... 9.5 lira yahu, ne satıyorsunuz siz? Daha ufak bir tane aldım, 3 liralık. Yanına da orta boy kahve. 10 liraya tamamım. Bu arkadaş da bir çiskek ve battal boy bir kahve aldı. 20 lira. Dedim o pahalı değil mi? Aldığım cevap şu:

    -Paran yok diye kıskanma :d

    Beyimiz bayat diye pastasını beğenmedi, kahveyi de çok fazla buldu. Şimdi bu adam benim takılmaktan keyif aldığım birisi değil, deli gibi telefonda beni "Kanq takılalım mı?" diye neredeyse taciz eden ve sürekli güldürmeye çalışıp bayağı esprileriyle beni sıkan, olmasa daha iyi dediğim bir adam. Zihin haritası da aşağı yukarı böyle işte ve görünüşe göre bu çocuktan başka takılabileceğim birisi yok.

    Yarın da bir çocuk var da, kendisi benim psikologluğumdan faydalanmak isteyen kafam çok bozuk yeağ adamlarından birisi. Tamam bunu ergen şımarıklığından yapmıyor ama genellikle o tarz bir ruh hali beni bunaltıyor be. Yok mu şöyle şen şakrak, biraz olgunca düşünen, kafa dengi, oturup saatlerce muhabbet edebileceğimiz birisi? Nerede çocuk gibi davranan, saplantılı, insanın içini karartan insan varsa bizim çevremizde be.

    Ha şunu düşünmeyin, İstanbul'da durum böyle değil. Genciz güzeliz geziyoruz tozuyoruz. Birisi geliyor diğeri geliyor, Antalya'da ise tamamen münzevi adam halinde dağları taşları aşıyorum. Ruhum çürüdü resmen.
    Ben bütün kafa dengi dostlarımı Antalya'da edindim neredeyse, ancak Ankara'da aynı şeyi yapamıyorum. Belki sana uyan şehir burası değildir, herkese uyan şehir değişiyor, Ankara bana asla uygun değil mesela.
    4 gün sonra geliyorum, hala oralarda olursan buluşabiliriz. Yanımda bütün esprilerini yapabilirsin.

  5. #26535

    Üyelik tarihi
    Eyl-2013
    Mesajlar
    2.518
    Konular
    82
    O değil, bugün bir dost bana da kaliteli insan olmak konusunu epey açtı. O da başak burcu idi...

  6. #26536

    Üyelik tarihi
    Eyl-2013
    Mesajlar
    2.518
    Konular
    82
    Alıntı electronicalev Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ben bütün kafa dengi dostlarımı Antalya'da edindim neredeyse, ancak Ankara'da aynı şeyi yapamıyorum. Belki sana uyan şehir burası değildir, herkese uyan şehir değişiyor, Ankara bana asla uygun değil mesela.
    4 gün sonra geliyorum, hala oralarda olursan buluşabiliriz. Yanımda bütün esprilerini yapabilirsin.
    Evet evet buradalarda olurum. Hem tanışacaktık zaten, iyi olur.

  7. #26537

    Üyelik tarihi
    Eyl-2014
    Bulunduğu yer
    Lycia
    Mesajlar
    417
    Konular
    0
    Alıntı Lethal Perfection Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Usta şu Antalya'dan bir çıkalım yeter bana. Ölü toprağı var memlekette yahu.

    Antalya il sınırlarından girince gerçekten bir boşluk ve verimsizlik hissiyle doluyor insan.İlçeler,özellikle batı ilçeleri apayrı bir dünya tabi.Onları karıştırmıyorum bu bahse.Ama şehir bana da şu anda çok can sıkıcı geliyor.Yazın en azından sıkılınca soluğu denizde alıyordum ya da dağda.Şimdi o imkan da pek yok.Eskiden Kaleiçi'nde takılmak veya çeşitli mekanlara gitmek ilgimi çekerdi.Şimdi çok heyecansız geliyor bunlar.Bir de iki üç senedir şehrin yaşam merkezi Lara'ya ve az da olsa Konyaaltı ilçe merkezine doğru kaydı ve diğer bölgeler iyice mezarlık gibi oldu.O da dikkatimi çekiyor.Çoğu zaman Cumhuriyet Meydanı'nda,Kapalı Yol'da korkunç bir ıssızlık var.Tabi üniversite öğrencilerinin kendi aralarında ayrı bir dünyası var ki bu şehri biraz canlandıran etkenlerden en kuvvetlisi.Aktivite olarak ,konserler,doğa yürüyüşleri,devlet tiyatrosu(H.İşcan) hala favorim.Yine de başka aktivitelerin bu aralar arayışındayım.Yetmiyor çünkü.Kafa dengi arkadaş bulma konusu ise ,benim için de bir muamma.Çok arkadaşım var aslında ama çoğu anlattıklarımdan bir süre sonra sıkılıp futbol,ucuz siyaset ,karşı cinsle ilgili saçma muhabbetler üçgenine sıkışıp kalan pek güzel insanlar.Seviyorum onları,ama o kadar işte Zaman zaman yabancılarla tanışıp çok güzel dostlar ediniyorum ama onlar da adı üzerinde turist veya gezgin.Belki de bir yay olarak,klişeye uyup gezgin olmalıyım diye düşünüyorum onlara bakınca.Antalya çok güzel, ama evet ,ölü toprağı altında gömülü yaşayan bir memleket,en azından şu sıralar benim için öyle.

  8. #26538

    Üyelik tarihi
    Eyl-2013
    Mesajlar
    2.518
    Konular
    82
    Alıntı Tusit Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Antalya il sınırlarından girince gerçekten bir boşluk ve verimsizlik hissiyle doluyor insan.İlçeler,özellikle batı ilçeleri apayrı bir dünya tabi.Onları karıştırmıyorum bu bahse.Ama şehir bana da şu anda çok can sıkıcı geliyor.Yazın en azından sıkılınca soluğu denizde alıyordum ya da dağda.Şimdi o imkan da pek yok.Eskiden Kaleiçi'nde takılmak veya çeşitli mekanlara gitmek ilgimi çekerdi.Şimdi çok heyecansız geliyor bunlar.Bir de iki üç senedir şehrin yaşam merkezi Lara'ya ve az da olsa Konyaaltı ilçe merkezine doğru kaydı ve diğer bölgeler iyice mezarlık gibi oldu.O da dikkatimi çekiyor.Çoğu zaman Cumhuriyet Meydanı'nda,Kapalı Yol'da korkunç bir ıssızlık var.Tabi üniversite öğrencilerinin kendi aralarında ayrı bir dünyası var ki bu şehri biraz canlandıran etkenlerden en kuvvetlisi.Aktivite olarak ,konserler,doğa yürüyüşleri,devlet tiyatrosu(H.İşcan) hala favorim.Yine de başka aktivitelerin bu aralar arayışındayım.Yetmiyor çünkü.Kafa dengi arkadaş bulma konusu ise ,benim için de bir muamma.Çok arkadaşım var aslında ama çoğu anlattıklarımdan bir süre sonra sıkılıp futbol,ucuz siyaset ,karşı cinsle ilgili saçma muhabbetler üçgenine sıkışıp kalan pek güzel insanlar.Seviyorum onları,ama o kadar işte Zaman zaman yabancılarla tanışıp çok güzel dostlar ediniyorum ama onlar da adı üzerinde turist veya gezgin.Belki de bir yay olarak,klişeye uyup gezgin olmalıyım diye düşünüyorum onlara bakınca.Antalya çok güzel, ama evet ,ölü toprağı altında gömülü yaşayan bir memleket,en azından şu sıralar benim için öyle.
    Annem çok şanslıymış ki küçüklüğünü İstanbul'da yaşamış. Sürekli anlatır durur işte İstanbul şöyle canlıydı, böyle güzeldi şöyle sosyaldi... Lakin o zamanki İstanbul'un nüfusu ile Antalya'nın bugünkü nüfusu birbirine eşit, Antalya'nın şehir merkezi 700 bine denk geliyor olmalı, Kepez'i dahil etmiyorum üstelik. İstanbul o zamanlar tamamen 1 milyon nüfusmuş. Hatta bu bir milyon nüfus öyle garipsenmiş ki insanlar arasında "Bu millet nerede yatıp kalkacak?" diye sohbetler dönüyormuş. Yani Antalya'nın üstünde bir atıllık var ama bu atıllık insan sayısının az olmasından falan değil, insanların bizzat kendi kültüründen kaynaklanan bir durum.

    Ben Antalya'da büyüdüm, insanların mizaçlarını tanırım. Pek sosyalleşmeyi seven bir halkı var diyemeyiz. Konuksever - Zeytinköy arasında oturduğumuz zamanlar annem artık insanlardan tamamen usanmıştı. Mesela birilerini misafirliğe çağırıyor, iyi kötü bir muhabbet dönüyor ve kadınlar kalkarken "Allah kabul etsin" diyor. Yahu ne kabulu? Ne Allah'ı? Kadın iyi niyetinden buyrun tanışalım diye çağırmış sizi, verdiği iki üç ikram mı sizi mutlu etti? O civarın insanları sosyallikten anladıkları mevlütler ve dini sohbetlerdir, bunu da sevap için olmasa hayatta yapmazlar. Zaten hayat şartlarında bir garipliği fark edeceksiniz. Karbonhidrat ağırlıklı besleniyorlar, giydikleri kıyafetler pek güzel değil, yaşadıkları evler de öyle ama altlarında pahalı bir araba var. Bu insanların çocukları nasıl olur? Dokuma'da okuduğum lise beni iyice bezdirmişti. Ayakkabım 500 lira, kulaklığım şu kadar, kafam bu kadar, geçen Duygu'yu siktim, Simge'nin göte bak, Emre saçını ******* o ne hal, mal lan bu çocuk zaa... İki yıl bunlarla geçti ve çoğunlukla Antalya'nın gençlerinin kimlerden oluştuğunu görüyorum. Dedeman Starbucks'ta kasıntı kasıntı oturan çocukların iç dünyası nasıl hava basarımdan öte değil. Kısacası öyle bir kültür köklenmiş ki burada, insanlar oldukça kendi içine kapanıktır.

    Elbette ki bütün Antalya öyle değil. Mesela Yenikapılı romanlar sosyalliği pek sever, az da olsa görüşü oldukça açık insanlar vardır, şehir güzel olduğu için uğramaya gelenler de var tabii, Kültür mahallesine uğramayı düşünüyorum ama şehir bu şehrin bu kadar sıkıcı olmasının nedeni aslında insanları. İsterse İstanbul kadar nüfusu olsun, yine bu şehir oldukça atıl olacak.

  9. #26539
    Cronos - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2011
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    602
    Konular
    0
    Alıntı Lethal Perfection Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Annem çok şanslıymış ki küçüklüğünü İstanbul'da yaşamış. Sürekli anlatır durur işte İstanbul şöyle canlıydı, böyle güzeldi şöyle sosyaldi... Lakin o zamanki İstanbul'un nüfusu ile Antalya'nın bugünkü nüfusu birbirine eşit, Antalya'nın şehir merkezi 700 bine denk geliyor olmalı, Kepez'i dahil etmiyorum üstelik. İstanbul o zamanlar tamamen 1 milyon nüfusmuş. Hatta bu bir milyon nüfus öyle garipsenmiş ki insanlar arasında "Bu millet nerede yatıp kalkacak?" diye sohbetler dönüyormuş. Yani Antalya'nın üstünde bir atıllık var ama bu atıllık insan sayısının az olmasından falan değil, insanların bizzat kendi kültüründen kaynaklanan bir durum.

    Ben Antalya'da büyüdüm, insanların mizaçlarını tanırım. Pek sosyalleşmeyi seven bir halkı var diyemeyiz. Konuksever - Zeytinköy arasında oturduğumuz zamanlar annem artık insanlardan tamamen usanmıştı. Mesela birilerini misafirliğe çağırıyor, iyi kötü bir muhabbet dönüyor ve kadınlar kalkarken "Allah kabul etsin" diyor. Yahu ne kabulu? Ne Allah'ı? Kadın iyi niyetinden buyrun tanışalım diye çağırmış sizi, verdiği iki üç ikram mı sizi mutlu etti? O civarın insanları sosyallikten anladıkları mevlütler ve dini sohbetlerdir, bunu da sevap için olmasa hayatta yapmazlar. Zaten hayat şartlarında bir garipliği fark edeceksiniz. Karbonhidrat ağırlıklı besleniyorlar, giydikleri kıyafetler pek güzel değil, yaşadıkları evler de öyle ama altlarında pahalı bir araba var. Bu insanların çocukları nasıl olur? Dokuma'da okuduğum lise beni iyice bezdirmişti. Ayakkabım 500 lira, kulaklığım şu kadar, kafam bu kadar, geçen Duygu'yu siktim, Simge'nin göte bak, Emre saçını ******* o ne hal, mal lan bu çocuk zaa... İki yıl bunlarla geçti ve çoğunlukla Antalya'nın gençlerinin kimlerden oluştuğunu görüyorum. Dedeman Starbucks'ta kasıntı kasıntı oturan çocukların iç dünyası nasıl hava basarımdan öte değil. Kısacası öyle bir kültür köklenmiş ki burada, insanlar oldukça kendi içine kapanıktır.

    Elbette ki bütün Antalya öyle değil. Mesela Yenikapılı romanlar sosyalliği pek sever, az da olsa görüşü oldukça açık insanlar vardır, şehir güzel olduğu için uğramaya gelenler de var tabii, Kültür mahallesine uğramayı düşünüyorum ama şehir bu şehrin bu kadar sıkıcı olmasının nedeni aslında insanları. İsterse İstanbul kadar nüfusu olsun, yine bu şehir oldukça atıl olacak.
    Bir Kent Çayevi değil ama olsun.. Güzel şehirdir yine de.

  10. #26540
    chesterfield - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ara-2008
    Bulunduğu yer
    Anahita
    Mesajlar
    3.672
    Konular
    144
    Başak tanesi değilsin
    Her yere eksinler seni
    Yedi delikli düğmesin
    İliklerine diksinler seni


2936 Sayfadan 2654. İlkİlk ... 26522653265426552656 ... SonSon

Benzer Konular

  1. Nasıl Anlatacağım?
    Konuyu Açan: princetongirl_1818, Forum: Sis.
    Cevap: 17
    Son Mesaj : 14-Mar-2009, 20:53