2 Sayfadan 2. İlkİlk 12
Toplam 15 sonuçtan 11 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Simya Notları

  1. #11
    Simya Notları boynuzsuzgeyikler - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eki-2006
    Bulunduğu yer
    ankara
    Mesajlar
    10.445
    Konular
    836
    Yanlış hatırlamıyorsam ilaçlara olan öfkesinin sebebini de şöyle açıklıyordu : '' Şifa diye verdiğiniz o ilaçlar asıl zehirdir. İnanmıyorsanız içmeniz gereken dozu bir aşın bakalım, o zaman zehrin nerede olduğunu göreceksiniz'' daha fazlasına girmiyorum yanlış ya da eksik yazmamak için. Onlara da geleceğim





  2. #12

    Üyelik tarihi
    Ara-2012
    Mesajlar
    3.760
    Konular
    393

  3. #13

    Üyelik tarihi
    Ara-2012
    Mesajlar
    3.760
    Konular
    393
    Felsefe Taşını monoatomik altın (manna - ormus) ile ilişkilendireler de var. Şimdilerde manna diye millete altın tozu satmaya başlamışlar. Tapınakçılar da üretiyormuş güya...

  4. #14
    Simya Notları boynuzsuzgeyikler - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Eki-2006
    Bulunduğu yer
    ankara
    Mesajlar
    10.445
    Konular
    836
    Bu her dönem oldu Hatta bir dönem avrupada yasalar çıkarıldı bunun için. Kraliyet için yapılan simya çalışmaları ve altın üretimleri izinli, diğerleriyse sonucu idam cezası olmak üzere yasaklanmıştı.

  5. #15

    Üyelik tarihi
    Ara-2012
    Mesajlar
    3.760
    Konular
    393
    Nicholas Flamel (1330 - 1417?)

    "...400 yaşına kadar yaşadığı!? rivayet edilen efsanevi Fransız simyacıdır. 1700'ler civarında Hindistan'da görülmüştür...

    ...Flamel, el yazması simya kitapları üzerinde de çalışmıştı. Bir gece rüyasına bir melek girmiş ve ona göz alıcı tezhiplerle süslenmiş bir kitap göstermişti. Flamel kitaba dokunabilecek kadar yaklaşmış, ancak tam onu ellerine alıp tutacakken kitap yok olup gitmişti. Birkaç gün sonra gittiği bir kitapçıda eline bir kitap geçmiş, kitaba bakar bakmaz da onun gece rüyasına giren kitap olduğunu anlamıştı. İncelemeye devam ettikçe Abraham Eleazar tarafından yazılmış olan kitabın metallerin altına dönüştürülmesi ile ilgili bir kitap olduğunu anlamıştı. Kitapta her yedi sayfada birçok ilginç ve gizemli illüstrasyonlar vardı, bu resimler büyük ihimalle simya sürecini betimleyen resimler olmalıydılar. Flamel tüm bu olanları yalnızca, kitabın en fazla ilk birkaç sayfasını anlayabilecek bir düzeyde olan karısı Perenelle'e anlattı.

    Araştırma ve başarısız deneylerle geçen yirmi yılın ardından Flamel, bir ihtimal gideceği yerde işin inceliklerini kendisine anlatacak bir Yahudi bulabileceğini düşünerek Santiago de Compostella'ya bir hac ziyareti yaptı. (Eline geçen kitabın yazarı Abraham, bu kitabı kendi gibi Museviler için yazmıştı.)1378'de Santiago'ya giden Flamel, Üstat Canches olarak bilinen bir kişi ile tanıştı. Canches adlı bu tüccar, Flamel'in elindeki kitabın sonsuza değin kaybolduğu düşünülen çok eski bir kabalistik metin olduğunu iddia etti ve ondan hiçbir yardımı esirgemeksizin tüm figürlerin anlamını ayrıntılı bir biçimde açıkladı. Canches ile Flamel Paris'e dönmek üzere yola çıktılar, Canhes'ın bu yolculuğa çıkışındaki asıl neden Flamel'in elindeki orijinal eseri inceleyebilmekti. Ancak ömrü buna yetmedi ve mola vermek için durakladıkları Orleans'da hayata gözlerini yumdu.

    Paris'e yalnız dönmek durumunda kalan Flamel üç yıl kadar daha aralıksız çalıştı. 1382 yılının Ocak ayına gelindiğinde ise karısı Perenelle ile birlikte çalışmalarını tamamlamıştı. Flamel ve Perenelle; aynı amacı gerçekleşirmek için potansiyellerini birleştiren zıt güçlerin (içerideki ile dışarıdaki, dişi ile erkek, ying ile yang) arketipsel kadın ve erkek simyacının, mistik kız kardeş ile mistik erkek kardeşin adeta tipik birer örneğiydiler. (Ki bu da Kilise'nin simyaya şiddetle karşı çıkmasında etkili olmuş özelliklerden biridir.) Nihayet aynı yılın Nisan ayında ilk başarılı deneyi gerçekleştiren çift kısa zamanda çok ciddi bir servet ve zenginliğin sahibi olmuştur. Aradan geçen on beş yıl içinde sadece Paris'te on dört hastane kurdular. Yine yedi kiliseye en cömert bağışlarda bulunmakta tereddüt etmeyen çift, Perenelle'in memleketi olan Boulogne'da da benzeri hayır işleri yaptılar. Yaptıkları tüm bu cömert bağışlar o dönem, laboratuar başarılarının bir meyvesi olarak düşünülmüştü. Çiftin 1417 Martı'nda aniden ölmesiyle beraber bir grup serseri zenginliklerinin gerçek kaynağını görmek için evlerinin kapısını kırarak içeriye girdi. Bodrum katta bulunan ölü odasındaki tabutları kırıp baktıklarında yan yana duran boş iki mezarla karşılaştılar. Akıbetleri hakkında uzunca bir dönem çeşitli rivayetler yapıldı, 1700'lü yılların başında bir dönem Hindistan'da görüldükleri söylentisi yayıldı, yine başka söylentiler de 1761 yılında Paris Operası civarında görüldükleri yönündeydi.

    Öte yandan 'gerçek' simyacılar olduğu söylenen çoğu kişinin ortalamanın yaklaşık iki katı kadar uzun yaşamış olması tam da burada belirtilmesi gereken ilginç bir ayrıntıdır: Cebir 90'lı yaşlarının ortalarında ölmüş, yine Albertus Magnus 87, Roger Bacon 80, Lully 81 yıl yaşamıştır. Flamel'in tahmini olarak 87 yıl kadar yaşadığı söylenebilir, ondan sonra gelen Newton 84 yıl yaşamışken, Fulcanelli 100 yıldan fazla bir süre hayatta kalmıştır..."

    Kaynak: Simya ve Simyacılar - Sean Martin Türkçe Çeviri: Eylem Çağdaş Babaoğlu Sayfalar: 71, 72, 73 ve 130


2 Sayfadan 2. İlkİlk 12

Bu Konu İçin Etiketler