Toplam 2 sonuçtan 1 ile 2 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: SHAKESPEARE'İN Oyunlarında Doğa ve Doğa Üstü Güçler

  1. #1
    SHAKESPEARE'İN Oyunlarında Doğa ve Doğa Üstü Güçler nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    12.223
    Konular
    2856

    SHAKESPEARE'İN Oyunlarında Doğa ve Doğa Üstü Güçler


    Shakespeare’in oyunları yalnızca konuları .açısından değil, bu konuları biçimleyen malzeme açısından da zenginlik gösterir. Oyun­larının bir bölümünde insanlara cinlerin, perilerin ve hayaletlerin eşlik ettiği, ve çok kez de doğanm bir oyun kişisi gibi oyunlara katıl­dığı görülür. İnsanların dünyası bu biçimde bütünlenir ve mikro kosmos ile makro kosmos arasında bir ilişki kurulur. Dramâturjik açıdan oyunlarla organik bağlantıları olan bu güçlerin işlevleri, Shakespeare’in oyunlarında izlerini bulduğumuz evrensel uyum düşüncesiyle bir anlama kavuşur.

    Oyunların başladığı'nokta değerlerin alt üst olduğu, dengenin ve uyumun bozulduğu bir noktadır. Bu düzensizlik bazı oyunlarda neredeyse kaotik bir boyuta ulaşır. Bozulmanın sonuçları yalnızca küçük alanları etkilemekle kalmaz daha geniş bir alanı da etkisi altına alır. Yani Shakespeare’ de bozucu eylem evrendeki dengeyi tehdit eden bir unsur olarak okurun karşısına çıkar. Düzen bozucular oyunların sonunda bir biçimde cezalandırılırlar böylece bir çeşit yazınsal adalet sağlanmış olur. Fakat Shakespeare’in bu adaleti hiç bir zaman bozulmayacak uyum gibi bir kapalı sonu içermez. Bir süre sonra binlerinin dengeyi yeniden bozacağını imleyen ilmekler de atılmıştır oyunlara. Geçici de olsa yeniden kurulan uyum yaşama olan inancın yenilenmesidir belki de.

    Düzenin sağlanmasında da insanlar dışındaki güçler de rol oyna­yacaktır. Tabii başrol doğanındır., Doğa Shakespeare’in oyunlarında üç şekilde kullanılmıştır. Birinci şeklinde kişileştirilmiştir, tıpkı bir insan gibi tepkiler verir:


    Öfkelenir, cezalandırır, sevecen davranır, onaylar ya da onaylamaz. İkinci şeklinde doğa, insanın iç dünyasının bir ifadesi olur; insanın bilinçaltıdır ve bilinçaltının itil imlerine göre şekillenir. Üçüncüsün de ise olaylar dizisine doğrudan etkisi olan bir mekandır. Örneğin Macbeth, Kral Lear, Jul Caesar ve Kış Masalı adlı oyunlarda doğanın kişileştirilmiş olduğu görülür. Kral Lear ve Macbeth,'de iç dünyaların bir ifadesi olduğu gibi mekan olarak ön plandadır. Gene Fırtına, Othello, Bir Yaz Dönümü Gecesi Rüyası, Beğendiğiniz Gibi ve Hamlet’de de aynı şekilde mekan olarak oyunlara etki eder.
    Macbet'de oyunun bütününde bir sahne dışında öfkeli bir doğayla karşılaşılır.

    Gökler gürler ve kapalı bir havanın boğuntusu bütün olaylar dizisine sinmiş gibidir. İkinci Perde Dördüncü Sahnede Yaşlı Adam ile Ross’un konuşması bu çılgın doğanın görünümlerini iletir niteliktedir. Ross şöyle söyler Yaşlı Adam’a:

    Sen de görüyorsun ya, baba Gökler kızmış insanoğlunun ettiklerine Yıkacaklar neredeyse kanlı dünyasını ' Saate bakarsan gündüz şimdi

    Ama karanlığa boğulmuş göğün lambası Ya gecenin zaferi bu Ya da gün utanıyor doğmaktan Karanlıklar sarmış dünyamızın yüzünü Diri aydınlıklar öpecekken.



    Yaşlı Adam tamamlar Ross’un söylediklerini. Bir baykuşun bir şahini nasıl parçaladığını dehşetle anlatırken, Ross Duncan’ın at­larının birbirlerini yediklerini ekler. Duncan’ın ölümünden sonra doğa, verdiği tepkilerle öfkesini dile getirirken bundan sonra ola­cakların da bir önsemesi gibidir aynı zamanda. ,
    Bütün oyun boyunca doğanın sakin bir görünümde olduğu tek sahne Birinci Perde Altıncı Sahnede Duncaıı ve Banquo’nun konuştukları sahnedir. Macbeth’in şatosunun yakınlarında ölümüne yaklaşmaktadır Duncan ve doğadaki dinginlik ironiktir. Fakat Duncan’ın iç dünyasının gerçeğini de yansıtır. Duncan iyicil bir kraldır ve krallığının son günlerinde yerini bırakacağı bir oğula sahip olmanın huzura içindedir. Çevresindekilere güvenir. Doğa da Duncan’ın bu iç huzuruna eşlik ediyor gibidir.
    Mekan olarak ise şu şekilde kullanılmıştır: Oyun Duncan’ın sarayında başlayıp Macbeth’in şatosuna doğru ilerler. Macbeth’in şatosu doğa içinde yalnızdır, bir tepenin eteklerine kurulmuştur. Duncan’ın sarayından bu şatoya geçiş insanda bir tür gerçeklikten gerçeküstülüğe geçiş duygusunu uyandırır. Sarayla şato arasındaki yolda cadılar vardır örneğin ve şatonun gerçeküstülüğünü pekiştirirler.

    Kral Lear’da fırtına hem iç dünyayı hem de dış dünyayı ifade eder. İncelenen oyunlarda bir insanın bilinçaltının göstergesi olma­sına en güzel örneği Kral Lear’da. oluşturur. Kral Lear’ın güçlü bir kralken herşeyini yitirmiş bir zavallı konumuna düşmesinin zihninde yarattığı bulanıklık daha sonra da çıldırma noktasına gelişi fırtına ile dış dünyada yansısını bulur.
    Mekan dar olandan geniş olana doğru bir açılım içindedir oyun boyunca. Oyun sarayın bir salonunda başlar ve gittikçe doğaya açılır. Lear’ın fiziksel olarak doğaya açılmasında, onun her anlamda yoksunlaşırken aynı zamanda yalınlaşmasını da anlatan birşeyler vardır. Değişimi doğaya yakınken gerçekleştirecektir Lear.


    Jul Caesar’da doğanın öfkesi Roma düşüncesine koşut olarak tanrılara dayandırılmıştır. Birinci Perde Üçüncü Sahnede Casca, Cicero’ya doğadaki
    olağanüstü durumdan şöyle söz eder:


    Ya bir iç savaş var göklerde Ya da göklere karşı geldiği için Tanrılar yıkmak istiyor dünyamızı

    Sonra Casca bir sürü olağan dışı durumdan söz eder. Tutuşmuş bir köle görmüştür ama yanmıyordur, Kapitolün aslanı yanından yalnızca hırlayarak geçmiş ona saldırmamıştır. Bir gece kuşu ise gündüz ötmüştür. Olağanın dışındaki bu görünümlerin insanlara uğursuzluk getireceğine ve tanrıların insanları uyardığına inanır Casca. Cassıus’a göre de bu olağandışılık tek bir şeye işaret eder: O da Caesar’ın olağandan sapmış durumuna.
    Kış Masalı’nda suçsuz bir çocuğun yuvasından koparılıp sürgüne gönderilmesine, haksız yere yargılanıp terk edilmesine tepki gös­terir doğa. Çocuk Leontes’in kızıdır, bu karar ise babası tarafından verilir. Leontes’in kararını istemeyerek de olsa uygulayan Antigonus doğa tarafından cezalandırılır: Bir ayı tarafından parçalanarak. Üçüncü sahnenin girişinde kucağındaki çocuğu Bohemya’ya bırak­mak için gelen Antigonus’un yanındaki gemici göklerin kötülüğünden söz eder:


    Kötü zamanda çıktık karaya

    Korkunç görünüyor gökyüzü
    Ve neredeyse kopacak boralar la tehdit ediyor.
    Bana öyle geliyor ki .
    . Yapacağımız bu işe kızıyor gökler.
    Doğa yapılan bu işi lanetlemektedir. Çocuğun .bırakıldığı an ise göklerin kızgınlığı çılgınlık boyutuna ulaşır. Bir sonraki sahnede olup biteni Soytarı anlatır. Deniz köpürmüş ve kudurmuş gibi ge­mideki insanları yutmuştur. Karada ise bir ayı Ântigonus’u parça­lamıştır.
    Fırtına1 da ise doğaya bir başka işlev daha yüklenmiştir. Oyunu doğa başlatır, rolleri dağıtıp mekanı belirleyerek bir yönetmen gibi iş görür. Mekan olarak da önemlidir. Prospero’un dünyası bir adadır. Yalıtılmış ve her yere uzaktır. Bu. yanıyla gerçeküstü bir çağrışım yapar ve Prospero’nun büyülerle donanmış dünyası için de iyi bir çerçeve oluşturur.
    Othello’da da mekan bir adadır. Gene mekanın çağrışım yap­tırdığı gerçeküstülük, Othello’nun bir mağripli olmasından dolayı sahip olduğu, düşündürülen- duyumsatma noktasında- ilkel dürtü­lerin açığa çıkmasına olanak tanıyacaktır. Onun uç noktaya vard- dırdığı kıskançlığına sanki mekanın da bir katkısı olmuştur.
    Fırtına’da olduğu gibi olayların başlama nedenini oluşturan' mekanın, çözüme de katkısı olur. Fırtma’da. kentte yıllar önce bozulan düzen bir adada kurulur. Bir Taz Dönümü Rüyası'nda Atina’da başlar oyun ve ormanda sürer. Büyük, bir karmaşaya düşen ilişkiler gene ormanda düzenlenecektir. Kaçış mekanlarda düzen yenilenir­ken burada kurulan denge gerçek mekanları da olumlu yönde etki­leyecektir. .
    Bu yapılamş içinde doğanın vanısıra doğaüstü güçlerinde, ağırlıklı bir rolü vardır. .
    Macbeth’de cadılar dramatik aksiyonun ateşleyicisidirler, Reji ve kurgu açısından da bir işlevleri vardır. Oyuna fantastik bir boyut katarlar ve sahne plastiğini güçlendirirler. Macbeth’in bilinçaltının aiçığa çıkmasında ağırlıklı bir rol oynarlar. Macbeth kötülüğü içinde barındırdığı için varlardır. “Kader Kızları” gerçekte hiç bir keha­nette bulunmazlar. Macbeth’e haberini verdikleri şeyler ya olmuş
    (Cawdor Beyliği Macbeth’e verildikten sonra onlar bildirirler) ya da olması olası şeylerdir.


    Oyundaki hayaleti -Banquo’nun hayaletini- yalnız Macbeth görür. Kötülükte sınır tanımayan Macbeth önceden serimlenen özel­likleriyle elbette tümüyle insan dışı bir yaratık değildir. Bu anlamda onun iç çelişkilerinin, çatışmalarının bir ifadesidir hayalet, yani bir sanrıdır.
    . Hayalet, Hamlet’dc olaylar dizisini başlatır ve “rahatı kaçmış , ruh” imgesiyle de dünyadaki bozulmuşluğun bir ölçüsünü verir. Ayrıca Hamlet’in varoluşundaki doğal olmayanın diğer ucu gibidir, onun vicdan azabıdır ve somut görevlerinin ifadecisidir.
    Bir Yaz Dönümü Gecesi Rüyası’\\d& Oberon ve Puck,' Cymbeline’de Posthumus’un ölen ailesinin hayaletleri ve Jupiter, Kış Masalı’nda. “zaman-” düzenin sağlanmasına katkıda bulunurlar.
    Fırtınamda Ariel, Caliban ve mitolojik figürler oyunun özünü oluştururlar. Prospero bir insandır ve bu güçlere hakimdir. Prospero’- nun düşmanlarından alacağı intikam bunların aracılığıyla olacaktır.
    Bütün bu oyunlarda bozucu eylemlerin sahibi insanlardır. Kralı öldürerek dengeyi bozanlar: Macbeth, Brutus ve Cladius’dur. Kıskançlık ve kuşkuyu aşırıya vardıranlar: Othello ve Leontes’dir. iyilik yapmak isterken kötülük yapanlar: Oberon, Puck ve Lear’dır. Haksız yetkeyi barındırarak düzen bozanlar: Beğendiğiniz Gibi’dc Frederick, Fırtına’da ise Antonio’dur.

    Ve tüm bu karakterlerin eylemleriyle yıkılan düzen, oyunların içsel mantığında yeniden kurulurken, oyunların hiç birinde de kapalı bir mutlu sona ulaşılmaz. Yaşamdaki asıl anlamını bu bozulma .olasılığında bulur. Geçici dengeler arasındaki kaostan ibarettir çünkü yaşam ve belki' de bu kısacık denge anları yaşamın anlamını oluşturur.

















  2. #2
    NizaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2012
    Mesajlar
    585
    Konular
    200
    Geçici dengeler arasındaki kaostan ibarettir, çünkü yaşam ve belki de bu kısacık denge anları yaşamın anlamını oluşturur.

    Realitesi yüksek bir çıkarım.Kaos yeni sentezleri de beraberinde getirirken tekamül nakşını sunar.