Toplam 2 sonuçtan 1 ile 2 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Satürn Örgütü, Enki ve Olasılıklar

  1. #1
    Heretik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Tem-2013
    Bulunduğu yer
    İzmir
    Mesajlar
    2.156
    Konular
    49

    Satürn Örgütü, Enki ve Olasılıklar


    En meşhur komplo teorisinden olan masonlar, illuminati veya reptilianlardan başlayayım, şimdi bunların hepsinin ortak noktası esasında "kötü" niyetli varlıklar olup dünya üzerinde istedikleri kaos ve yıkımı hükümetleri domine ederek etkisi altına almaktır. İşte bunun için dünyanın tüm finans sistemlerini kontrol altına almış, Area 51 aracılığıyla hükümetlerin en özel insanlarıyla iletişime geçmişlerdir ve hatta daha ileri iddialara göre de tüm dünyanın bürokratik kurumlarına insan şeklinde sızmışlardır bu "uzaydan gelen" varlıklar.

    Şimdi bunları bir adım daha ileri götürecek daha kapsamlı bir teori var. Esasında iki teori ve onların çatışması söz konusu. İnternette pek çok yerde karşımıza çıkan meşhur Anu, Enki'nin düşmanı ve reptilianları yöneten misantropik eril negatif oluşumlu obsedör, ki bu dünyada kendini Allah, Tanrı, Adonay adıyla tanıtır.

    Onun karşısında insanlığı kendi DNA'sından yaratan Enki, onu korumak için Nuh'u tufandan haberdar etmiş, bu yüzden bulunduğu gezegen Nibiru'daki konsey üyeleri tarafından öfkeyle tepki çekse de bir şekilde onları yatıştırmayı başarmıştır. Yine de tufan fikrini çıkartan misantropik Anu'yla arasındaki düşmanlık bitmemiştir ve hala dünya üzerinde Anu ve Enki' nin zıt enerjileri -eril ve dişil, kötü ve iyi, negatif ve pozitif, kılıç ve kadeh- çatışmaya devam etmektedirt. Ne var ki kolaylıkla farkedileceği gibi Anu'nun enerjisi çok daha üstündür ve süper güçlerin (İsrail ve ABD) gibi çabalarıyla dünyaya madde formunda bürünmüş bilinç parçaları olarak sızabilmiştir. (Dünyalılar arasında dolaştığı söylenen reptilianlar) Bu sayede dünyayı kendi enerjileri ve kötücül titreşimleriyle günden güne etkisi altına alıp tüm insanlığı çiplenmiş köle robotlar yapma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.

    Şimdi tam bu noktada çok büyük bir yol ayrımı var. Hatırlarsanız Ra Celseleri kitabındaki Ra adındaki varlık ne diyordu ? Konseylerinin Satürn gezegeninin sekizinci boyutunda yer aldığını (Celse 6) söylüyordu. Hemen başka bir zıt teoriye dikkat çekeyim, aynı şekilde Enkiyanlık fikrinin yayıldığı ve bizzat enkiyanlıkla ilgisi olmayan bağımsız kaynaklardan (ki en kapsamlılarından biri Saturnic Death Cult ) enkiptahsatya veya enkiea gibi sitelerde görüleceği üzere misantropik tiran Anu ve onun özgürlükçü oğlu Enki arasındaki savaştan bahsedilir.

    Ayrıntılarını yukarıda belirttiğim sebepten dolayı (tufan olayı) hala devam eden ve karşılıklı bir düelloya giden bu durum semavilerin tanrı ve şeytan bahsini hatırlatmaz mı sizce de? Anu'nun semavi faşist zihinsel metodları dünyaya getirip kutsal kitapları deli zırvası ölüm şehvetiyle doldurmasını saymıyorum bile.

    Bu durumda Ra Celseleri gibi görkemli(!) tekamülcü kitapların bizzat kendi itirafıyla Satürn'deki merkezlerden yönetildiğini (celse 6) söylemesi ve daha da önemlisi celselerin Adonay'ı (ki bu da Anu/Yahweh/Allah ın diğer adı) selamlayarak sonlandırması, tabi uyduruk sevgi sözcüklerini de ekleyip dünya üzerindeki tüm cinayet tecavüz gibi iğrençlikleri tekamül uğruna onaylaması, acaba tüm bu ruhçuların meşhur celselerinde kozmik sistemi anladığı iddiasıyla esas şeytani tanrı olan allah/anu'nun oyununa geldiklerini gösteren bir kanıt olamaz mı ?

    Ayrıca burada iki taraftan birinde bir çarpıtma olduğu kesin. Anu ve taraftarları kendi kötülükleri için Satan adı altındaki hayali bir düşman yaratarak gizlerken bir yandan da taraftarlarını tek bir hayali düşman adı altında üç din için cihatlara çağırıp birbirine kırdırtması ortada büyük bir bilgi manüpilasyonunun olma ihtimalini gösterir.

    Tüm bu Enki Anu çatışması ve devamındaki dünya yönetimine dair komplolarda göze çarpan en büyük şoke edici durum, belirtildiği gibi semavi düşünce tarzından tek dünya devletine doğru tüm adımları planlayan çok isimli yahwenin bizzat tekamül gibi ileri kozmik titreşimli ruhları bile kötülüklere alıştırmayı hedefleyen spiritüel bir uyuşturucu fikrini ortaya atmış ihtimalidir.

    Beraberinde reptilian paradigmasıyla dünyayı hakimiyetine alırken Enki ve sümer yazıtlarındaki altın çağ, sudan gelen bereket gibi tanımlamalarla ne kadar zıt olduğu ve esasında insanlığın tekamül ya da gelişim gibi bir amaçtan çok farklı bir şey için var olduğu şüphesini uyandırmaktadır.

    Şimdi bunun ikinci kısmında tabi ki insanların Enki ve konseyin kendi gemileri için altın,maden çıkarmak gibi tamamen farklı bir kölelik için yaratıldığı fikri de atılmıştır, bu durumda Enki de esasında tiranik bir amaçla yola çıkıp sonradan insanlığa duyduğu sevgiyle tanrılar konseyinin kararından caydığı için afaroz edilmiş olabilir. Area 51'de görüşüldüğü iddia edilen uzaylıların esasında Anu'nun misantropik ordusunun askerleri olması da akıllara gelen bir ihtimaldir.

    Son durumda dünya iki büyük farklı enerji tarafından savaş alanındadır ve eril/misantropik/tiranik Anu'nun liberitaryan/hümanist Enki'ye karşı türlü türlü semavi ilah adlarıyla ve tekamül adı altındaki kozmik masalla dominasyon savaşında öne çıkmış olması da düşündürücü ihtimallerdendir.

    - Heretik

    Yararlanılan kaynaklar:

    -Ra Celseleri

    - enkiea, enkiptahsatya, enkisfreedom web siteleri





  2. #2
    sidar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oca-2012
    Bulunduğu yer
    Büyükada.
    Mesajlar
    3.512
    Konular
    338
    Sanırım bu konudaki idrakinizi geliştirebilmeniz için önerebileceğim kitaplar ;

    Gerçekler kitabı yorumu - Bülent Kısa .

    İnsanın Kaderi- Edgar Cayce .

    Öte alemden Tebliğler - Silver birch .

    Ve daha çok okumanız gerekiyor tabiki . Ra celseleri ; O kitabı bende okudum . İşleyişi elinde bulunduran bir varlık planının , otoritesini savunan sanrılı bir eser .

    Şunu bilmeniz gerekiyor ki ; Bu tarz bir çatışmayı . Deneyimlerin oluşturduğu çift -kutupsal gerilimleri ve o gerilimlerin oluşturduğu eğilimleri görebilmeniz için metafizik alimi olmanız gerekmiyor . S.freud gibi son derece materyalist olan bir ruh hekiminin beklediği şey şuydu ;

    İnsan türünün kaderini belirleyecek olan soru , uygarlığın gelişiminin , birlikte yaşamın insanların saldırganlık ve özyıkım dürtüleri tarafından bozulmasına hakim olmayı başarıp başaramayacağı ve bu hakimiyetin ne ölçüde gerçekleşeceğidir .

    Yaşam içgüdüsü : eros . Ölüm içgüdüsü : hades .Hayatı bu ikisinin bir çatışması olarak görüyordu . Mikro-kozmik bir planda insan zaten kendi içerisinde bu diyalektiği barındırıyor . İnsan barındırmasaydı eğer , kimse zaten onu ele de geçiremezdi . Bu varlık planlarına boyun eğmek , gene onun şahsi hür iradesine kalmış ...

    Çünkü insan zaten maddi bedenden ibaret bir canlı değildir . Bioritmik beden ( Biyolojik plazma beden ) . Eterik-mental beden . Ve astral plandaki bir ruh eşini aynı anda yaşadığı bu alemdede barındırır zaten ..

    Böyle komplike bir ruh varlığını , sen kimsinde himaye altına alıyorsun ? . Kendini tanıyormusun ? . Karmik sicilini ?, şuanki aktif enkarnasyonun tipolojisinde maruz kaldığın durumların hakiki sebepleri biliyor musun ? . İnsanlar bu soruları sormadan , kibir maskesini yüzüne geçirip sistemi yargılıyorlar ..

    Değer yargıları ; ya mutluluk arzusuyla yada en ilkel güdülerden kendini koruma güdüsü ile yani ego tatmini aracı ile ya çarpıtılır yada hakikata erişilir .

    Tabi şuan insanşığın yüzde 60ında : İnsanların ümitlerini , arzularını ve tekamül (Gelişim ) arayışlarını sona çıkartan ve bunların ne kadar boş , aslında mahkumiyette olduğumuzu kanıtlamaya çalışan tipik bir eğilim var . Bundan dolayıda , konuya dair ne bulursan araştır ve oku anam . Daha anlayışlı ve bilgili celseler varken . Ra celsesi nedir yani ? . Yaşadıkları travmatik deneyimleri ; genelleştirmekten başka birşey yapmıyorlar ..


Bu Konu İçin Etiketler