2 Sayfadan 1. 12 SonSon
Toplam 15 sonuçtan 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Sanat Akımları

  1. #1
    tkmelancholy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Tem-2007
    Bulunduğu yer
    ankara
    Mesajlar
    439
    Konular
    15

    Sanat Akımları


    1.NEOKLASİZM
    Sanatta yeniden ilkçağ unsurlarının ön plana çıkması anlamına gelir. Bu dönemde, eski Yunan ve Roma tarzı tekrar canlandırılmıştır. Bu akım özellikle Barok Sanatı’nın aşırı süslemeciliğine duyulan bir tepkidir. Neoklasik resim : Yeni tarzın teknik özellikleri, ışığın getirdiği etkilerden uzak, perspektif ve derinlik aramayan, arka plana ağırlık veren -keskinleşen- çizgilerdir. Bu akımın en büyük ustası Jacques Louis David’dir.



    2.ROMANTİZM
    Romantizm’de sanatçı doğrudan kendisine yönelmiştir. Duyguları, iç dünyası, kendi gücü onun tek kaynağıdır. Bu akımda sanatçının bireysel olarak kendini yorumlaması, kişiliğinin duygusal yanını en iyi biçimde anlatabilmesi onun başarısıdır. Bu akımın en önemli sanatçıları Fransisko Goya, Teodore Gericault, Eugene Delacroix’tir.



    3.REALİZM
    En önemli özelliği, gerçek olanı, gözle görülüp elle tutulanı tıpkı bir ayna gibi ifade etmesidir. Realist sanatçı Courbert “ Ben hiç melek resmi yapmadım, çünkü hiç melek görmedim” demektedir. Realist akımın izleyicileri, bir sanatçının zengin ve görkemli dünyasını tasvir etmek yerine dünya gerçeklerini gözler önüne sermişlerdir. Bu akımın öncüleri Courbert, Corot, Millet ve Honore Daumier’dir.



    4.EMPRESYONİZM
    İzlenimcilik anlamına gelen empresyonizmde sanatçılar dış dünyaya ait olanı; ışığı, renkleri, tepkileri, hüzünleri işlemekte ve yakalanan anlık konuları resmetmektedir. Bu akım ışık ile resim yapma olarak tanımlanmaktadır. İzledikleri temel kaynak güneştir. Konu ışık yansımaları arasında kaybolmuştur. En önemli temsilcileri Manet, Monet ve Renoir’dir.



    5.POST EMPRESYONİZM
    Empresyonizme tepki olarak doğmuştur. Bu akımın temsilcileri ışık oyunlarıyla oluşan gelişigüzel kompozisyonları tekrar düzene koyarlar. Van Gogh, Paul Gaugin, Cezanne ve Seruat bu akımın önemli sanatçılarındandır.



    6.FOVİZM
    19. yy ikinci yarısında sanata bakış açısı tamamen değişmiştir. Artık sanatçının eserine özgürce sahip olma düşüncesi egemen olmaya başlamıştır. Fovizm’de çiğ ve sert renkler kullanılması bu akımın başlıca özelliğidir. Resim elden geldiğince sade ve temiz boyalıdır. Önemli sanatçıları Henri Matisse, Brague ve Derain’dir.



    7.KÜBİZM
    Fovizm’den kopan sanatçıların oluşturduğu bir akımdır. Üçüncü boyutu tuvalin üzerine perspektif olmadan getirebilmesi temel özelliğidir. Cisimler parçalanır, öne arkaya katlanır, açılır. Pablo Picasso bu akımın en önemli öncüsü olmuştur.



    8.FÜTÜRİZM
    20. yy başlarında, Kübizm’e tepki olarak ortaya çıkmıştır. Bu akım çok az sayıda ressam tarafından benimsenmiştir. Dış dünyayı bir tarafa bırakarak tamamen iç dünyayı tuvale aktarır. Savaşların, hızlı makineleşmenin insanın iç dünyasını, duygularını nasıl etkilediği bu resimlerde rahatlıkla izlenebilir. Umberto Boccioni bu akımın öncülüğünü yapmıştır.



    9.EKSPRESYONİZM
    Dışavurumculuk anlamına gelen bu akım empresyonizme tepki olarak doğmuştur. Ekonomik sorunlar, siyasi karışıklıklar, sosyal dengesizlikler sanatçiları ekspresyonizme doğru itmiştir. Bu akımın en ünlü sanatçısı Edward Munch’tır.



    10.SOYUT RESİM SANATI
    Non-figüratif, Abstre, Non-objektif gibi isimlerle de bilinir. Doğuş yeri Fransa’dır. Soyut resimde, ışık ve rengi kullanarak kompozisyon oluşturma esası vardır. Sanatçılar iç dünyalarını ya da herhengi bir objeyi tuvale aktarırlar. Jackson Pollock, Joseph Albers soyut resim sanatının önemli sanatçılarındandır.



    11.METAFİZİK
    Varlığın, en genel prensipleriyle, temelindeki ilk nedenleri araştıran bir disiplin anlayışıdır. Fütürizm’in hareketlilik anlayışına bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Resim sanatında hareketliliği reddeder. Sanatçı, akılcılıktan ve mantıktan uzak, tamamen düşlerden oluşan kompozisyonlar oluşturur. Öncüsü Georgia da Chirica olmuştur.



    12.DADAİZM
    İsmini Fransızca ‘tahta at’ sözcüğünden almıştır. Bu akım sanatçıları alışılagelmiş resim tekniklerini bırakarak gündelik kullanılan kağıt,ağaç gibi eşyaları birbirleri ile birleştirerek ilginç eserler ortaya koymuşlardır. İnsanlığı karamsarlığa, karmaşıklığa, ümitsizliğe iten I. ve II. Dünya şavaşları akımın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Akım, çocuksu heyecanlarla akılcılığı reddeder. dadaistler için mantık sorularının sorulmadığı anlık duyguları yakalamak önemlidir. Hans Arp ve Marcel Duchamp önemli temsilcilerindendir.



    13.SÜRREALİZM
    II. Dünya savaşından sonra ortaya çıkan bu akım gerçeküstücülük olarak ta adlandırılabilir. Sürrealistler, Freud kuramını sanatla birleştiren ve ilk uygulayanlar olmuşlardır. İnsanın bir anlamda anlık ruhsal çelişkileri, karşı çıkmaları ve buna benzer tepkileri sanata yansımış, sonuçta bu akım doğmuştur. En güçlü temsilcisi Salvadore Dali’dir. ( buraya hemen kendi notumu ekleyeyim dali benim en sevdiğim ressamdır. Rüyalarını çizer ve hemen hemen her resminde karısını bulabilirsiniz.) sitemizde hakkında ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.



    14.POP ART
    II. Dünya savaşından sonra meydana gelen köklü değişimlerin bir getirisidir. Tüketimi çekici hale getirmek için reklamlar, renkli afişler, hatta resimli dergi ve romanlar kullanılmaya başlanır. Pop Art Sanatı tüketime yardımcı bir reklam aracı olarak doğar, gelişir. Claes Oldenburg bu sanatın öncüsü olmuştur






  2. #2
    ensiferum13 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Haz-2007
    Bulunduğu yer
    İSTANBUL
    Mesajlar
    3.725
    Konular
    334
    eline saglık melancholy cok yararlı bir paylaşım olmus gercekten gotic sanat akımını göremedim ama

  3. #3
    tkmelancholy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Tem-2007
    Bulunduğu yer
    ankara
    Mesajlar
    439
    Konular
    15
    tesekkür ederim dur bakalım onu da ekleyeyim:

  4. #4
    Sanat Akımları locked_puppet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Haz-2007
    Bulunduğu yer
    Maryland
    Mesajlar
    819
    Konular
    77
    metafizik hoşuma gitti teşekkürler

  5. #5
    ensiferum13 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Haz-2007
    Bulunduğu yer
    İSTANBUL
    Mesajlar
    3.725
    Konular
    334
    bir tane daha eksik 15 tane olması lazımdı

  6. #6
    Rimmon-ex Rimmon-ex isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    -YASAKLI-
    Neoklasizm favorim,tabii ki dışavurumcu resimler ve sürrealist resimlerden de oldukça hoşlanırım emeğine sağlık...

  7. #7
    tkmelancholy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Tem-2007
    Bulunduğu yer
    ankara
    Mesajlar
    439
    Konular
    15
    eksikleri de siz tamamlayın bi zahmet sayın ensiferum ben de dısavurumculardan ve sürrealistlerden hoslanırım.. salvador dali işte benim en sevdiğim ressam. benim çizdiklerimse dısavurumculuk olarak değerlendirilebilir

  8. #8
    ensiferum13 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Haz-2007
    Bulunduğu yer
    İSTANBUL
    Mesajlar
    3.725
    Konular
    334
    Gotik

    --------------------------------------------------------------------------------

    avrupa sanat tarihinin kabul gören doktrinine göre romanesk sanatı takiben .12. yüzyıl ortalarında başladığı kabul edilen gotik sanat, rönesans dönemine kadar sürmüştür. romanesk deyince akla manastır yapıları geliyordu, gotik denildiğinde ilk akla gelen ise, sivri çatı ve kuleleriyle göğe doğru yükselen, dev boyutlu katedral yapılarıdır. gotik mimarlığın 1122?de abbot suger tarafından tasarımlanan, paris yakınındaki st. denis manastır kilisesi ile başladığı kabul edilir. ama en yetkin klasik örnekler fransa?nın ile de france bölgesinde, yapımlarına 13. yüzyılda başlanan laon, chartes, reims, amiens ile paris notre-dame katedralleri?dir.

    katedraller, ortaçağ kentlerine biçim vermiş, kent ekonomilerinin gelişmesine önemli katkıda bulunmuşlardır. bu dev yapıların tamamlanması, çok kere yüzyıldan fazla sürüyor, kent, onun çevresinden başlayarak halkalar halinde genişliyordu. ayrıca yapı, il ve çevresinden çok sayıda işçiyi kendine çekiyor, ekonomik etkinlik de o ölçüde canlanıp büyüyordu. bir romanesk kiliseden çıkıp, bir gotik katedrale girildiğinde aradaki büyük fark hemen anlaşılır. gotik katedrallerde daha geniş nefler, daha ışıklı bir ortam ve kendini yukarlara çeken daha hafif bir mekan ile karışlaşılır. gotik mimarinin bu başarısı iki yeni buluşa dayanır. birincisi sivri kemerlere dayanan kaburgalı tonoz sistemidir. ıkincisi ise yapıyı dıştan destekleyen payanda kemerlerinin kullanılmış olmasıdır. romanesk mimaride kullanılan yuvarlak kemerlerin yerini gotik mimaride sivri kemerler almıştır. böylece kemere binen yükün yanlara doğru zorlaması azaltılıp, aşağı doğru akması sağlanmıştır. ayrıca kaburgalı yapısıyla tonozun ağırlığı azaltılmış, kemere daha az yük bindirilmiş olur. ama kemerler sivri olsa da bir ölçüde dışa zorlama söz konusuydu. kemerleri taşıyan demet biçimi sütun ya da ince ayaklar bu zorlamaya dayanmayabilirdi. mimarlar bu sakıncayı gidermek için kritik noktalarda payanda kemerleri kullanmışlardır. payanda kemerleri yapıların yan ve arka cephelerinin bir yapı iskelesi görünümü almasına yol açıyordu. ancak dış duvarların kitlesel görünümünüde önlemiş oluyordu. yan ve arka cephelerin bu durumuna karışlık, katedrallerin ön cepheleri gerçekten çok görkemli ve anıtsal bir görünüm taşırlar. ön cephelerde genellikle kapıların üstünde içeri doğru kademeli olarak daralan büyük alınlıklar, kademeleri oluşturan silmelerde ise çok sayıda aziz figürü yer alır. orta bölümde vitraylı yuvarlak bir pencere ile iki yanda dar ve yüksek pencereler bulunur. üst bölümde yine bir sıra aziz figürü taşa işlenmiştir. her iki yanda ise görkemli çan kuleleri yükselir. klasik bir fransız katedrali olan reims?in cephesi bu tanıma en iyi uyan örnektir.

    katedraller, avrupa?nın değişik yörelerinde gerek plan gerek dış görünüm bakımından farklı biçimler kazanmıştır. gotik mimari ıngiltere?de değişik özellikler taşır. ıngiliz gotik mimarı lincoln katedrali?nde olduğu gibi, iç mekan örtüsünde de değişik ve ilginç uygulamalara gitmiştir. londra westminster katedrali şapelinde tonoz kaburgalarının yelpaze biçimini aldığı görülür. böylece taşıyıcı organlar, aynı zamanda dekoratif bir işlev de kazanmışlardır. ıtalyan gotiğinin başarılı yapılarından biri olan milano katedrali?nin arka cephesinde ise mimar, ustalıklı bir düzenleme ve ince bir taş işçiliği ile payanda kemerlerinin yapı iskelesini andıran görünümünü gizlemeyi başarmıştır.

    gotik katedrallerde bütün ağırlık sivri kemerlerle sütun ve ayaklara aktarıldığı için taşıyıcı öge olarak duvara gerek kalmıyordu. böylece ara bölümlere boydan boya pencereler açılabiliyor, bunlar da renkli camlarla kaplanabiliyordu. çeşitli motiflerle ve figürlerle süslenen bu renkli camlara ?vitray? adı verilir. paris notre-dame katedrali cephesindeki ?gül pencere?, dönemin vitray sanatının en görkemli örneklerinden biridir. gotik katedrallerde çok sayıda renkli pencere, iç mekanın aydınlanmasını sağlamakla kalmıyor, renkli ışıklar yapının içinde büyülü bir dinsel atmosfer oluşturuyordu. gotik sanatta vitray, iç mekana büyülü bir hava vermekle kalmaz, resim sanatını da kapsar. chartres katedrali?ndeki vitrayda ?meryem?in ölümü? sahnesinin büyük bir ustalıkla betimlendiği görülür.

    heykel sanatı, gotik dönemde de mimariyle bağıntısını sürdürmüştür. bu bağıntı özellikle cephe dekorasyonunda dikkati çeker. katedralin bir parçası durumundaki bu heykellerin, yapının yüksekliğine uygun olarak normalden daha uzun yapıldıkları görülür. bunlar donmuş gibi dimdik duran figürlerdir. heykel sanatındaki bu donmuşluk, 13. yüzyıl ortalarında yumuşamaya, aziz figürleri bol giysileri içinde kımıldamaya, donuk yüzlü melekler gülümsemeye başlarlar. kucağında çocuk ısa?yı taşıyan bakire meryem heykellerindeki dini ağırlığın giderek dünyasal bir ana oğul sevgisine dönüşüp, hafiflediği sezinlenir. gotiğin son döneminin resim sanatında da katı kalıpların gevşediğini, şematik anlatımların yerini doğalcı betimlere bırakmaya başladığını görürüz. ama hem heykelde hem de resim sanatında doğal görünümü ön plana alan örnekler ancak rönesans döneminde ortaya çıkar.

    kaynak : ünsal yücel , tarcan yılmaz.
    istanbul.edu.tr



    bu arada 15 de fazla var şimdi hatırladım

  9. #9
    tkmelancholy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Tem-2007
    Bulunduğu yer
    ankara
    Mesajlar
    439
    Konular
    15
    destek için tesekkür ederim

  10. #10
    Sanat Akımları Nora - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Tem-2006
    Mesajlar
    3.005
    Konular
    115
    hepinizin ellerine sağlık çok güzel olmuş


2 Sayfadan 1. 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Sanat Sanat İçin Midir Yoksa Toplum İçin Midir?
    Konuyu Açan: boynuzsuzgeyikler, Forum: Felsefe.
    Cevap: 72
    Son Mesaj : 24-Eki-2015, 22:00
  2. Sinema Akımları
    Konuyu Açan: schizophrana, Forum: Sinema.
    Cevap: 5
    Son Mesaj : 20-Tem-2012, 11:45
  3. Profil Tasarımları ve Müzik
    Konuyu Açan: mescalin, Forum: Haber ve Duyurular.
    Cevap: 23
    Son Mesaj : 07-Kas-2008, 17:51
  4. Üst Varlık Yardımları Ve Biz
    Konuyu Açan: freddy, Forum: Paranormal Varlıklar.
    Cevap: 2
    Son Mesaj : 03-Nis-2008, 23:15

Bu Konu İçin Etiketler