2 Sayfadan 1. 12 SonSon
Toplam 16 sonuçtan 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Şamanizm'den Gelen Adetler

  1. #1
    Şamanizm'den Gelen Adetler nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    12.358
    Konular
    2878

    Şamanizm'den Gelen Adetler


    Türkler’in Şamanizm’den İslamiyet’e geçişi yüzyıllar öncesine dayansa da, günümüzde Şamanizm’den kalan birçok adet ve gelenekleri bulunuyor.

    İşte onlardan birkaçı:


    Ay:

    Anadolu’da yeni ayın görünmesi sırasında yere diz çökerek niyaz edilmekte, gökyüzüne, aya ve toprağa bakarak dilekte bulunulmaktadır. Yeni ayın yeni umutlara ve yeni başlangıçlara vesile olacağı düşünülür. Bu olgu da Türklerin eski Gök tanrı inancından kaynaklanmaktadır.

    Su dökerek uğurlama:
    Gidenin arkasından su dökmek eski Türklerdeki su kültünün doğurduğu bir adettir.
    Mum yakma, çaput bağlama:Cami avlularında mum yakılması, ağaçlara bez ve çaput bağlanması da Şamanizm döneminden günümüze aktarılan geleneklerdir.

    Tahtaya Vurmak:
    Yine, istenmeyen bir olay duyulduğunda tahtaya el ile tokmak gibi üç kere vurulması da, kötülükten korunmak, kötü ruhların duymasını önlemek amacına yönelik eski bir Şaman inanışıdır. Bazısı Amerikalılara da geçmiş adetlerdir. Geçerken Kuzey Buz Denizi’ndeki Bering Boğazını kullanmış olsa gerektir. Zira Amerikalılar da “knock on the wood” deyip 3 defa tahtaya vururlar.

    Kurşun Dökme:
    Kurşun Dökme de Şaman geleneklerinden kalan bir âdettir. Şamanlar bu ritüele “Kut Dökme” anlamına gelen “Kut Kuyma” adını vermişlerdi. İnsana musallat olan kötü ruhların olumsuz etkisini ortadan kaldırmaya yönelik olarak çok eski dönemlerde uygulanan sihir kökenli bir ritüeldi.

    Kırmızı kurdele:
    Loğusa kadınların başına bağlanan kırmızı kurdele Şaman döneminden günümüze kadar gelmiş bir adettir. Bu kurdelenin anneyi ve yeni doğan çocuğu, Albız denen şeytana karşı koruduğuna inanılır. Alevilikte mezarın başına bağlanan kırmızı kurdelenin da ölüye kötü ruhların musallat olmasını engellediğine inanılır.

    40 Sayısı:
    Eski Türk inanışına göre ruh fizikî bedeni 40 gün sonra terk etmektedir. Türk destanlarında kırk sayısı çok yer alır ve kırk yiğitler, kırk kızlar epeyce geçer. Manas destanında olduğu gibi, Dede Korkut hikâyelerinde kırk yiğitler görülmektedir. Kırgız türeyiş efsanesinde de, Sağan Han’ın bir kızı ve otuz dokuz hizmetçisi ile kırk kız bir gölün kenarına giderek sudan gebe kalmışlardı. Oğuz’un verdiği şölende, diktirdiği sırıkların boyu kırk kulaç uzunluğunda idi. Hikâyelerde ve masallarda kırk gün ve kırk gece düğünler, kırk haremiler, kırk satır ve kırk katır çok geçer. Bazı ejderhalar vardır ki onlar yenilmez ve ölmezler, ancak bunların tılsımları bozulursa ölürler. Bu gibi ejderhaların kırk günlük bir uyku zamanı vardır. İşte bu zamanda ejderhanın yanına gidilir, üzerinden kırk tane kıl koparılır, ateşe atılarak yakılırsa ejderha da ölür.

    40 sayısı da totemcilik döneminden kalma bir inanıştır.
    Semavi dinler dâhil tüm dinlerde 40 sembolizmasının görülmesi dinlerin evrim süreci konusunda fikir vermektedir.
    İslâmiyet’te ölümün ardından 40 gün geçtikten sonra Kur’an ve Mevlit okutma âdetlerinin,
    Musa’nın Tanrı’nın buyruklarını Tur dağında 40 gün 40 gecede almasının,
    Eski Mısır’da firavunun ölümünden kırk gün sonra cennete gidebilmek için bir boğa ile mücadele etmek zorunda kalmasının,
    Hıristiyanların paskalyaya 40 gün oruç tutarak hazırlanmasının,
    Ayasofya kilisesinin zemin katında 40 sütununun ve kubbesinde de 40 penceresi olmasının kökeninde Şaman veya totem gelenekleri bulunmaktadır.

    Mezar taşı:
    Şaman ayin sırasında yardımcı ruhlarını kullanmaktadır. Ölülerin, ailenin vefat etmiş büyüklerinin, eski Şamanların ruhlarının, ormanın, suyun ve yerin yardımcı ruhlarının da Şaman’a yardım ettiği kabul edilir. Ölen büyüklerin ruhlarının çoğalması sonucu bu ruhların en kıdemlisinin ruhların başına geçeceğine ve bunun da diğerlerinin yardımı ile Şaman’a yol göstereceğine inanılır. Kuş biçiminde düşünülen bu ruhlar Şaman’a gökyüzüne yapacağı yolculukta yardımcı olmaktadırlar. Toplumda ulu kabul edilen kişilerin ölümünden sonra ruhlarından medet ummak mezarları kutsamış ve bu yerler medet umulan yerler hâline gelmişlerdir. Günümüzde mezar, türbe, yatır ve benzeri yerlerin ziyareti ve bunlardan medet umulması da bu inanç sisteminin devamı olarak ortaya çıkmıştır.

    Eski Türklerde mezarları gizleme geleneği yoktur, aksine özellikle büyüklerin özel mezarları yapılıp, üzerlerine bir yapı (bark) yapılmış, barkın iç duvarları ölünün yaşarken katıldığı savaş sahnelerini gösteren resimlerle süslenmiştir. Ayrıca mezarın veya mezar yapısının üstüne Balballar dikilmiş, sıradan kişilerin mezarlarına da, belirli olması için tümsek biçimi verilmiştir.

    Arap dünyasında mezar taşı yoktur. Ölünün toprakla bütünleşmesi ve zaman içinde kaybolması istenir. Kutsanması günahtır. Mezarlara taş dikilmesi ve bu taşın sanat eseri hâline getirilecek kadar süslenmesi İslam coğrafyasında sadece Anadolu’da görülmektedir.

    Dilek tutma:
    Gök tanrı inancında kanlı kurbanlardan başka bir de kansız kurbanlar vardır. Saçı yalma, yani ağaçlara veya kamın davuluna bağlanan paçavralar, ateşe yağ atma, tözlerin ağızlarını yağlama ve kımız serpme gibi törenler bu kansız kurbanlardır.


    Köpek uluması:
    Şamanizm’de köpek ruhun yaklaştığını uzaktan acı ulumayla haber verebilmektedir. Sıradan bir kişi bu ruhu görürse bu onun pek yakında öleceğine işaret sayılır. Anadolu’da günümüzde köpek uluması uğursuz sayılmaktadır. Köpeklerin bazı olayları önceden algıladıklarına ve bunu uluyarak anlattıklarına inanılır.

    İçki:
    Şamanlar (kamlar), Tanrı ve koruyucu ruhlar için arak (rakı) saçı saçarlar, bu kansız kurban sayılır.
    Eski Türk kültüründe içki içilmesi yaygın bir gelenektir. Özellikle düğünlerde ve mutlu günlerde müzik eşliğinde içki içilmesi geleneği vardır.

    Kubbe:
    Ayrıca, cami mimarisine kattığımız “kubbe” gök tanrı dini’nden taşıdığımız bir durumdur.

    Nazar:
    Anadolu’da halk arasında “nazar” olgusu çok yaygın bir inançtır. Bazı insanların olağandışı özellikleri olduğu ve bunların bakışlarının karşılarındaki kimselere rahatsızlık verdiğine, kötülük yaptığına inanılır. Bunun önüne geçmek için “nazar boncuğu”, “deve boncuğu”, “göz boncuğu” v.s. takılır. Nazar olgusu da eski Türk inançlarındandır.



    Halı Kilim Desenleri:
    Şaman’ın üzerine giydiği giysiye yılan, akrep, çıyan, kunduz gibi yabanî ve zararlı hayvan şekilleri çizilerek onların kaçırılacağına inanılırdı. Bugün Anadolu’da Türkmen köylerinde dokunan halı, kilim gibi örgüler Şaman giysilerinin izleri taşımaktadır.


    Müzik:
    Şamanlar ayinlerinde davul ve kopuz kullanmışlardır. Müziksiz bir ayin düşünülemez. Oysa İslam dininde Kur’an dışındaki dinî eserlerin müzikle okunması günahtır. Şaman geleneğinin devamı olarak Anadolu’da Hz. Muhammed’in, Hz. Ali’nin hayatları müzikle okunmaktadır. Mevlit ve İlâhiler sadece Anadolu’da uygulanan müzikli anlatımlardır.

    Alıntıdır.

    Not: 1-a) Gece ay tutulmalarında, ay'ı kurtarmak için davul çalmak, tenekeye vurmak, havaya tüfek-silah sıkmakla gürültü yapıldığını gözlemlemişimdir.

    b)Her yeni ay gördüğünde annemin aya dönerek sarfettiği sözler;

    "Ay gördüm allah
    amentü billah
    hayırlı aylar olsun
    ya resulallah"

    Not: 2- Nazar için kullanılmış at-eşek nalın'ının dış kapı giriş üstüne çakılır.

    Not: 3- Geceleyin evin yakınında baykuş ötüşünü duymak kötüye-uğursuzlığa yorumlanır. Ölüm habercisi olarak görülür. Gece vakti buşu kovalamak için çaba sarfedilir.

    Not: 4-çömçeli gelin
    1.çukurova yöresi yağmur yağdırma törenlerinde çocukların kapı kapı dolaşıp söyledikleri tekerleme, dua. çömçe gelin diye de bilinir. çocuklar bu tekerlemeyi söyledikten sonra kapıyı açan kişinin çocuklara hediye vermesi de adettendir.

    çömçeli gelin çöm ister

    bir kaşıcık yağ ister

    yağ verenin oğlu olsun

    bulgur verenin kızı olsun

    ver allahım ver

    sulu sulu yağmur

    başım yağmur ister


    ayağım çamur ister





  2. #2
    Northice - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2010
    Mesajlar
    547
    Konular
    10
    Yaşadığım yerde çocuklar doğduktan 40 gün sonra, "çocuğun kırkı çıktı" diye bir toplanma yaparlar, orada da çocuk odaya getirilirken tef çalarlar, "Yahu bu shaman adeti değil mi ?" dediğimde de beni oradan kovmuşlardı şişko şişko teyzeler

  3. #3
    AuroraPetrovic AuroraPetrovic isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    -YASAKLI-
    halkımızın çok içli dışlı olduğu konular aslında kökenini bilmekte fayda var bende bebeğin kırkı çıkınca toplandıklarını biliyorum hatta yeğenimin kırkı yeni çıktı bide bizim ailede her birey farklı renk kurdele alır bebeğin kırkı çıktığında yatağına asılır

  4. #4
    kizginkuzgun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Haz-2012
    Mesajlar
    1.370
    Konular
    244
    Ayrıca diş buğdayı yapılır diş çıkaran çocuk için. Kubbe uygulaması da Orta Asya (OTAĞ) veya Sumer, Babil, Akad gibi Mezopotamya (ZİGGURAT) kökenlidir. Bu arada bu güzel konu için teşekkürler nevermore...

  5. #5
    Şamanizm'den Gelen Adetler nevermore - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Bulunduğu yer
    Bornova
    Mesajlar
    12.358
    Konular
    2878

    Gök ( Tanrı) Tengri inancından günümüze kadar ulaşan Şamanik Türk adetleri


    Mum: Câmi avlularında mum yakılması, ağaçlara bez ve çaput bağlanması da Şamanizm döneminden günümüze aktarılan geleneklerdir.

    Su dökerek uğurlama:Gidenin arkasından su dökmek eski Türkler’deki su kültünün doğurduğu bir adettir.
    Tahtaya Vurmak:Yine, istenmeyen bir olay duyulduğunda tahtaya el ile tokmak gibi üç kere vurulması da, kötülükten korunmak, kötü ruhların duymasını önlemek amacına yönelik eski bir Şaman inanışıdır.Bazısı Amerikalılar’a da geçmiş adetlerdir. geçerken Kuzey Buz Denizi’ndeki Bering Boğazını kullanmış olsa gerektir. Zira Amerikalılar da “knock on the wood” deyip 3 defa tahtaya vururlar.
    Kurşun Dökme:Kurşun Dökme de Şaman geleneklerinden kalan bir âdettir. Şamanlar bu ritüele “Kut Dökme” anlamına gelen “Kut Kuyma” adını vermişlerdi. İnsana musallat olan kötü ruhların olumsuz etkisini ortadan kaldırmaya yönelik olarak çok eski dönemlerde uygulanan sihir kökenli bir ritüeldi.
    Kırmızı kurdale:Loğusa kadınların başına bağlanan kırmızı kurdela Şaman döneminden günümüze kadar ulaşmış bir adettir. Bu kurdelanın anneyi ve yeni doğan çocuğu, albız denen şeytana karşı koruduğuna, özelikle Alevilik’de gözlemlenen mezarın başına bağlanan kırmızı kurdelanın da ölüye kötü ruhların musallat olmasını engellediğine inanılır.
    AY: Anadolu’da yeni ayın görünmesi sırasında yere diz çökerek niyaz edilmekte, gökyüzüne, aya ve toprağa bakarak dilekte bulunulmaktadır. Yeni ayın yeni umutlara ve yeni başlangıçlara vesile olacağı düşünülür. Bu olgu da Türkler’in eski Göktanrı inancından kaynaklanmaktadır.

    40 Sayısı:Eski Türk inanışına göre ruh fizikî bedeni 40 gün sonra terk etmektedir. Türk destanlarında kırk sayısı çok yer alır ve kırk yiğitler, kırk kızlar epeyce geçer. Manas destanında olduğu gibi, Dede Korkut hikâyelerinde kırk yiğitler görülmektedir. Kırgız türeyiş efsânesinde de, Sağan Han’ın bir kızı ve otuz dokuz hizmetçisi ile kırk kız bir gölün kenarına giderek sudan gebe kalmışlardı. Oğuz’un verdiği şölende, diktirdiği sırıkların boyu kırk kulaç uzunluğunda idi. Hikâyelerde ve masallarda kırk gün ve kırk gece düğünler, kırk haremiler, kırk satır ve kırk katır çok geçer. Bazı ejderhalar vardır ki onlar yenilmez ve ölmezler, ancak bunların tılsımları bozulursa ölürler. Bu gibi ejderhaların kırk günlük bir uyku zamanı vardır. İşte bu zamanda ejderhanın yanına gidilir, üzerinden kırk tâne kıl koparılır, ateşe atılarak yakılırsa ejderha da ölür.40 sayısı da totemcilik döneminden kalma bir inanıştır. Semâvî dinler dâhil tüm dinlerde 40 sembolizmasının görülmesi dinlerin evrim süreci konusunda fikir vermektedir. İslâmiyet’te ölümün ardından 40 gün geçtikten sonra Kur’an ve Mevlit okutma âdetlerinin, Musa’nın Tanrı’nın buyruklarını Tur dağında 40 gün 40 gecede almasının, eski Mısır’da firavunun ölümünden kırk gün sonra cennete gidebilmek için bir boğa ile mücadele etmek zorunda kalmasının, Hıristiyanlar’ın paskalyaya 40 gün oruç tutarak hazırlanmasının, Ayasofya kilisesinin zemin katında 40 sütununun ve kubbesinde de 40 penceresi olmasının kökeninde o devirlerden kalma Şaman veya totem geleneklerine benzetilmektedir.

    Mezartaşı: Şaman âyin sırasında yardımcı ruhlarını kullanmaktadır. Ölülerin, âilenin vefat etmiş büyüklerinin, eski Şamanlar’ın ruhlarının, ormanın, suyun ve yerin yardımcı ruhlarının da Şaman’a yardım ettiği kabûl edilir. Ölen büyüklerin ruhlarının çoğalması sonucu bu ruhların en kıdemlisinin ruhların başına geçeceğine ve bunun da diğerlerinin yardımı ile Şaman’a yol göstereceğine inanılır. Kuş biçiminde düşünülen bu ruhlar Şaman’a gökyüzüne yapacağı yolculukta yardımcı olmaktadırlar. Toplumda ulu kabûl edilen kişilerin ölümünden sonra ruhlarından medet ummak mezarları kutsamış ve bu yerler medet umulan yerler hâline gelmişlerdir. Günümüzde mezar, türbe, yatır ve benzeri yerlerin ziyareti ve bunlardan medet umulması da bu inanç sisteminin devamı olarak ortaya çıkmıştır.Eski Türkler’de mezarları gizleme geleneği yoktur, aksine özellikle büyüklerin özel mezarları yapılıp, üzerlerine bir yapı (bark) yapılmış, barkın iç duvarları ölünün yaşarken katıldığı savaş sahnelerini gösteren resimlerle süslenmiştir. Ayrıca mezarın veya mezar yapısının üstüne Balballar dikilmiş, sıradan kişilerin mezarlarına da, belirli olması için tümsek biçimi verilmiştir.
    Arap dünyasında mezar taşı yoktur. Ölünün toprakla bütünleşmesi ve zaman içinde kaybolması istenir. Kutsanması günahtır. Mezarlara taş dikilmesi ve bu taşın san’at eseri hâline getirilecek kadar süslenmesi İslam coğrafyasında sadece Anadolu’da görülmektedir.

    Dilek tutma:Göktanrı inancında kanlı kurbanlardan başka bir de kansız kurbanlar vardır. Saçı, yalma, yani ağaçlara veya kamın davuluna bağlanan paçavralar, ateşe yağ atma, tözlerin ağızlarını yağlama ve kımız serpme gibi törenler bu kansız kurbanlardır.
    Ölüm:Şamanizm’de köpek ruhun yaklaştığını uzaktan acı ulumayla haber verebilmektedir. Sıradan bir kişi bu ruhu görürse bu onun pek yakında öleceğine işaret sayılır. Anadolu’da günümüzde köpek uluması uğursuz sayılmaktadır. Köpeklerin bâzı olayları önceden algıladıklarına ve bunu uluyarak anlattıklarına inanılır.
    İçki: Şamanlar (kamlar), Tanrı ve koruyucu ruhlar için arak (rakı) saçı saçarlar, bu kansız kurban sayılır. Oysa İslâm’da içki içilmesi kesinlikle yasaklanmıştır. Eski Türk kültüründe içki içilmesi yaygın bir gelenektir. Özellikle düğünlerde ve mutlu günlerde müzik eşliğinde içki içilmesi geleneği vardır.
    Kubbe: Ayrıca, cami mimarisine kattığımız “kubbe” gök tanrı dini’nden taşıdığımız bir durumdur.
    Nazar: Anadolu’da halk arasında “nazar” olgusu çok yaygın bir inançtır. Bâzı insanların olağandışı özellikleri olduğu ve bunların bakışlarının karşılarındaki kimselere rahatsızlık verdiğine, kötülük yaptığına inanılır. Bunun önüne geçmek için “nazar boncuğu”, “deve boncuğu”, “göz boncuğu” v.s. takılır. Nazar olgusu da eski Türk inançlarındandır.
    Halı Kilim Desenleri: Şaman’ın üzerine giydiği giysiye yılan, akrep, çiyan, kunduz gibi yabanî ve zararlı hayvan şekilleri çizilerek onların kaçırılacağına inanılırdı. Bugün Anadolu’da Türkmen köylerinde dokunan halı, kilim gibi örgüler Şaman giysilerinin izleri taşımaktadır.
    Müzik: Şamanlar âyinlerinde davul ve kopuz kullanmışlardır. Müziksiz bir âyin düşünülemez. Oysa İslam dininde Kur’an dışındaki dinî eserlerin müzikle okunması günahtır. Şaman geleneğinin devamı olarak Anadolu’da Hz. Muhammed’in, Hz. Ali’nin hayatları müzikle okunmaktadır. Mevlit ve İlâhiler sâdece Anadolu’da uygulanan müzikli anlatımlardır.
    Su içerken başını tutma : Su içerken başını tutmak şamanik adetlerden biridir.Bunun sebebi su içerken aklın başından gideceği düşünülür.
    Mezarda Su : Mezarların ayak ucunda bulunan küçük suluklar da buna bir örnektir. Ruhların susadıkları zaman kalkıp oradan su içmeleri inancına dayanır. İslamiyet birlikte, “sevaptır, kuşlar su içer” şekline bürünsede eski Türk inanışından geldiği bilinmektedir.

    DERLEME ALINTI

  6. #6
    Şamanizm'den Gelen Adetler sirius - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2006
    Bulunduğu yer
    izmir
    Mesajlar
    4.423
    Konular
    561
    Çocuklara Doğadan Esinlenen İsimler Koymak


    Orta Asya Toplulukları (Eski Türkler) doğada bazı gizli kuvvetlerin varlığına inanmışlardır. Tabiat güçlerine itikad, hemen hemen bütün halk dinlerinde mevcuttur. Fiziki çevrede bulunan dağ, deniz, ırmak, ateş, fırtına, gök gürültüsü, ay, güneş, yıldızlar gibi tabiat şekillerine ve olaylarına karşı hayret ve korkuyla karışık bir saygı hissi eskiden beri olmuştur. Çocuklarımıza verdiğimiz isimlerin birçoğu da bu derin bağlardan kaynaklanmaktadır.

    Ölünün Ardından Belirli Aralıklarla Toplanmak

    Birisi öldükten sonra evinde toplanıp dua okumak, bu toplanma işini 7, 21, 40 günde bir tekrarlamak gibi eylemler de Şaman kültüründen kalmadır.

    Eski Türk inanışına göre ruh fiziki bedenini 40 gün sonra terk etmektedir. Vefat edenin “40’ın çıkması” deyimi vardır. Şamanizm’de ölen kişinin ruhu evi terk etsin, göğe yolculuğuna başlasın, öteki ruhlar doluşmasın diye insanlar ölen kişinin evinde toplanıp ayin yapar, yas tutarlar.


    Sağ Ayak

    Kapıdan çıkarken sağ ayağın önde olması da Şaman kültüründen kalma bir ritüeldir. Sol ayakla geçmenin kişiye uğursuzluk getireceğine inanılır

    Yukarıda Allah Var

    Tengrizm inancından kalmıştır. Bu anlayıştan dolayı dua ya da işaret ederken eller gökyüzüne açılır.

    Mezarlardaki Küçük Suluklar


    Mezarların ayak ucunda bulunan küçük suluklar; ruhların susadıkları zaman kalkıp oradan su içmeleri inancına dayanır. Ayrıca kuşların, böceklerin o suluklardan su içmesinin, ölmüş kişinin ruhuna fayda edeceğine inanılır.


    Not: Şaman kültüründe, ayinlerde kullanılan yardımcı ruhlar, kuş biçiminde tasvir edilmişlerdir. Kuş biçiminde düşünülen bu ruhlar Şamanlara, gökyüzüne yapacakları yolculukta yardımcı olmaktadır.

    Mevlit ve İlahiler


    Şamanlar ayinlerinde davul ve kopuz kullanmışlardır. Müziksiz hayatın ve ayinlerin değişilmez bir parçasıdır. Oysa İslam dininde Kur’an'ın müzikle okunması kesinlikle günahtır. Şaman geleneğinin devamı olarak Anadolu’da Hz.Muhammed’in Hz.Ali’nin hayatları müzikle okunmaktadır


    Mevlit ve İlahiler sadece Anadolu’da uygulanan müzikli anlatımlardır. İslam dininde ölünün ardından mevlit merasimi diye bir uygulama yoktur.


    Osmanlı tarihinde ilk Mevlit, 1409-10 yıllarında Bursalı bir fırıncı ustası olan Süleyman Çelebi tarafından yazılmıştır.

    ALINTIDIR


    BU alıntılara birkaç tane daha ben ekleyeyim; baba tarafımda olan bir adettir; bir kişi öldükten sonra kapı pencere açılırve bir sürahide su ve bardak konur. Bizimkilerin inancına göre ölen kişinin o suyu içeceği ve huzurla gideceğine inanılıyormuş. Artık uygulanmıyor pek fazla.

    Adak vermek, bunun için irmik helvası karmak, lokma döktürmek yine eski geleneklerden kalmadır.

    Esnerken ağzı kapatmak, ağızdan içeri kötü cinlerin girmesini engellemek için gelmiş bir adettir ve şamanik kökeni vardır.

    Ve daha nice gelenek var. Adaçayı yakma, üzerlik yakma, bitkilerle konuşma, diş buğdayı, okuyup üfleme, tuz okuma vs.


  7. #7

    Üyelik tarihi
    Eyl-2014
    Mesajlar
    839
    Konular
    26
    Satılmış adı da Şaman adetlerine dayanır. Yin-Yang yani "İyi bir şey olduğunda kötü bir şey de olacaktır." inancından dolayı bir evde çocuk doğduğunda, yani iyi bir şey olduğunda, kötü bir şey de olacağı, yani çocuğun öleceği, inanışı vardı. O yüzden çocuk bir süre başka bir eve gönderilir ve adı Satılmış koyulurdu.
    "Her işte bir hayır vardır." veya "Çok güldük, başımıza bir şey mi gelecek?" gibi inanışlar a yin-yang inanışıyla ilgilidir.
    Bazı evlerdeki yüksek eşik ve eşikte duran kadının evde kalacağına inanmak da eski Türkler'in atalarını evin eşiğinin altına gömmesinden kaynaklanır.

  8. #8
    chesterfield - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ara-2008
    Bulunduğu yer
    Anahita
    Mesajlar
    3.672
    Konular
    144
    Kuranda bir ayet vardı yanlış hatırlamıyorsam atalarının dinlerini yaşamakla ilgili ... Türkiye'deki Müslümanların çoğu aslında bunu yapıyor. Ne eskiden kopabiliyorlar nede yeniye adapte olabiliyorlar...

    Bizim buralarda Hıdırellez olduğu zaman yumurta boyarlardı paskalya bayramına benzer sonra kırmak için yarışırdık.Şimdi pek kalmadı yada benim gözüme çarpmıyor

  9. #9
    adEda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Mesajlar
    6.913
    Konular
    61
    Bir de toplumun bunu kabullenememesi gibi bir durum var. Olayın kökenlerini söyleyince de biz suçlu çıkıyoruz. ne garip insanlar bunlar, yalan borcumuz mu var size ? düşman mıyız biz ?

  10. #10

    Üyelik tarihi
    Eyl-2014
    Mesajlar
    839
    Konular
    26
    Şamanizm'de şeytani güçlerin, bebeklerin ya da küçük çocukların odalarında dolaştıklarına ve onların vücutlarına girmek için fırsat kolladıklarına inanılırdı. Ayrıca bu şeytani güçlerin mavi renk tarafından kovulduğuna da inanılıyordu. Çünkü mavi göklerin rengiydi. Hatta bugün bile Ortadoğu'da şeytanı kovmak için bazı evlerin kapıları maviye boyanır. O zamanlarda ailenin devamı için erkek bebekler daha önemli olduğundan özellikle erkek bebeklerin giysilerin mavi olmasına dikkat edildi. Bu yüzden günümüzde de erkek bebeklere mavi renk giydirilir.
    Çocukların oyuncak ayılarıyla veya başka peluş oyuncaklarla uyumasının kökeni de Şamanizm inancındaki rehber hayvan inancına dayanır.


2 Sayfadan 1. 12 SonSon

Bu Konu İçin Etiketler