11 Sayfadan 11. İlkİlk ... 91011
Toplam 110 sonuçtan 101 ile 110 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Sabahın körü çocukları

  1. #101
    adEda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Mesajlar
    5.452
    Konular
    50



    They said:
    "There's too much caffeine in your bloodstream
    And a lack of real spice in your life"

    I said:
    "Leave me alone because I'm alright, dad
    Just surprised to still be on my own"...





  2. #102
    adEda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Mesajlar
    5.452
    Konular
    50
    Uyumayı unutmuşum, uyanmayı da unutacakmışım az kalsın.

  3. #103
    adEda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Mesajlar
    5.452
    Konular
    50
    Bir uyku daha atacağım. Tutar mı bu seferki? Olacak gibi sanki.

  4. #104
    adEda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Mesajlar
    5.452
    Konular
    50
    Sahip olduğum uykuyu da kaçırdım arkadaş. Neyse bakalım. Neyse. Bakalım...

    Zaman zaman farklı yerlerde bulunabiliyor insan. Hatta meyilli buna. Değişim hayatın yasası. Bazen zor gelir, kolay değildir unutmak. Benim içinse genellikle bir lütuf. Değişmesem sıkılırdım ben hayattan. Her ne kadar hüzünlensem de gidenlerin ardından. Hoş her türlü sıkılıyor ya insan zaman zaman.
    Değişim tüm kapıları açmak gibi, önünde duran. Geri dönmek mümkün değil tabii. Mühim midir mesela, onu da bilmem. Sana mühimdir, bana değil. Ben sarılırken ona, kim bilir sen kaçarsın geçmişten.
    Gerçi hep biraz bir başkasıdır insan. Zamanda birinden bahsetmiştim size, biliyorsunuzdur.

    Geçen biri sordu. Dedi ki, "Tamam iyi hoş, kimseye ihtiyaç duymuyorsun, yalnızlığı da seviyorsun ama, hayatında hiç, yani ilerideki yaşantında, kimseyi aramayacak mısın gerçekten yanında?"
    "Belki ararım ama" dedim ben, rahat bir ton dolaşmaya yeminliydi sesimde, "insan aradığı gibisini bulamıyor arkadaş." Arkadaş demedim tabi, ama işitmiş olmalı, arkadaşımdı çünkü. "Yani bak," diye devam ettim. "denedim gözlerinin önünde. Öylesi olmuyor. Sanıyor ki insan olacak... Bu yüzden böylesi daha iyi." Başkasıyla hayal kırıklığına uğramaktansa, kendinle başa çıkmayı öğrenmenin daha hayırlı olacağına dair bir inanç büyütmeye başlamıştım aslında.
    Neyse. Yıldızlardan konuştuk sonra, ışıklardan, sulardan... Belki de öncesiydi. İnsanlardan da konuşmuştuk çokça.
    Amma da çok insan diyorum ben! İnsan insan insan... E çünkü; insanız sonuçta. Onun dışına da çıkamıyoruz.
    İnsan kendisini, varoluşunu sorgulayan tek varlıkmış. Öyle diyorlar yani. Öyle sanıyorlar belki. Yine de bulamaz ya. Kendi içinde döner durur. Işığın etrafında dönen sinekler gibi. Bu benzetmeyi aşıklara yaparlar edebiyatta. Ben de diyorum ki, bu insan dedikleri varlık, kendi etrafında döner durur. Kendi etrafında. Kendi kendine olan aşkıyla... Kendi kendini yer durur. Sonunda cız bız olur kocaman bir hiçle.
    Şimdi o varoluşunu sorgulayan aklı nerede?

    Ne diyordum? Her şeyi yarım yamalak bırakıyorum. Bir bütün söz, bir bütün şarkı, bir bütün düşünce olamıyorum, bir türlü.
    Değişim diyordum, yalnızlık, insan...
    Yalnızlıktan kaçma çabasıyla, insandan insana koşamam ben. İstemem boş kabuklarla doldurmayı çevremi. Kırılgan, boş kabuklar... Hem o zaman da yalnız kalıyor insan. Yankı yapıyor boş kabuklar, sonra kendi söylediğini duyunca, tatmin oluyor insan. Ama ağzından çıkanları duymak hiç bir şey katmıyor. Mutlu bir topacık işte... ayılana kadar, uyanana kadar uykusundan.

    Yalnızken de mesudum lakin, şimdi birisi olsun isterdim mesela yanımda. Sohbet ederdik. Hoşlaf olurduk. Hoşaf bile içerdik. Hoşlafdan da hoşafdan da anlamazdık sonra zevkle. Övünmezdik aklımızla. İstersek susardık sadece. Güneşi selamlardık. Sahi güneş doğmuş, suratıma suratıma vuruyor.
    Karşıda bir dağ var burda. Orda da bir köy var. Bakın, bu sefer sahiciyim. Dağdan dumanlar çıkıyor. İnsanlar çalışmaya başlamış, çalı çırpı yakıyor demek bu saatte.
    Bugün ben de yaktım çalı çırpı. Yok kafamdakiler değil, onlar değil... Diyorum ya bugün sahiciyim. Bildiğiniz çalı, bildiğim çırpı.
    Gerçi bugün değil dündü öyleyse o. Hay ya, algılarım sahiciliğime gölge düşürüyor ne ayıp!
    Sabah olmuş bile ben bunları düşünürken. Gideyim de çişimi yapayım, yeni uyanmışçasına.

    İyi geceler, çocuklar.
    Günaydın, çocuklar.

  5. #105
    Sabahın körü çocukları AurorA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Tem-2010
    Bulunduğu yer
    Yokum ben...
    Mesajlar
    11.896
    Konular
    1595
    Uyku güzel bir hayaldi. İçinde daha nicelerini barındıran...

    Ve cümleye noktayı gürültücü bir gök gürültüsü koyar. Uykuya dair her ne varsa, paramparça.

  6. #106
    MerLin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2008
    Bulunduğu yer
    Vantilatörün içi
    Mesajlar
    715
    Konular
    28
    Dostlarınla içtiğin şarap bile başkasını hatırlatmaya başlıyorsa sana, ne şarabın tadı kalıyor, ne dostlarınla olan muhabbetin.Yaşamın tadı kalmazsa bileklerimi kesmek için daha neyi beklemem gerekiyor ki?

  7. #107
    adEda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Mesajlar
    5.452
    Konular
    50
    Mutluluğun gelip geçici bir ruh hali olduğunu söylemiştim. Mutluluk hevesiyle büyütülen inancın temeli de sağlam olmuyor tabi. Bu bir uyarı, küçük bir hatırlatmaydı. Çok biliyorum yaa... Çok bilmeyi tercih ediyorum şuan, çünkü kendime sarmamalıyım. Bazen düşünmeden yazıyorum. Sohbet eder gibi. Nefessiz. Yine de daha güvende hissediyorum konuşmaktan.
    Kendimi kendimden kurtaramıyorum ben. Başımız belada.
    Dans ettiğim zamanlar dışında olsun, sonra efendim... Bunu açıklamaya üşendim. Anlatmayayım bunu. Keyfim gelmedi.
    Uykum var ama uyuyasım yok. Yine yine yine. Mantıklı bir şeyler söylemek isterdim. Bir sürü ipin ucunu tutuyorum çünkü şuan. Ama birine asılacak gücüm yok.
    Büyük balık küçük balığı yermiş. Kafamızın içindeki büyük düşünceler de küçük düşünceleri yiyor mudur? Kesin yiyordur. Bütün büyükler kalıplaşmış, köklü düşünceleriyle küçük düşüncelerimi yalayıp yutmuştu çünkü zamanında. Hala kızarım onlara... Ee kafamızdaki büyükler küçükleri yiyorsa nasıl gelişecek zihinlerimiz? İnsanız. Doğamıza sıçayım. Gerçi sorun doğamıza dönememiz de.
    Sabahın körüne kadar tutmayayım kendimi. Akıllı olayım azıcık da zıbarayım.
    Ya beni neden anlamıyorlar. Çok çok seviyorlar eyvallah da... Einstein da demişti zaten öyle bir şey.
    Yok yok sarmayacağım kendime. Ama çenemi kapatırsam sararım diye korkuyorum. Off off iki adım geri git de diyemiyor insan. Nereye ki? Kendinden daha bi kendine gider anca kendim.
    Siz beni ne diye dinliyorsunuz ki, deli bile değilim şuan.
    İyi geceler çocuklar...

  8. #108
    adEda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Mesajlar
    5.452
    Konular
    50
    Şuan bana en yakın canlı adını bilmediğim bir ağacın dalları. Yine de ismini ezbere bildiğim nicesinden daha anlaşılır benim için. Saplanıp kalmış da büyümeye çalışıyor. Bakın esiyor, yaprakları fısıldıyor. Olur da bir cesaret gelirse ve koparsa fırtına, bağırıp çağırmaya başlar.
    O da beni dinliyor aslında, sesim çıkmasa da anlıyor gibi; ne zaman konuştuğumu, nasıl sustuğumu.
    O da bilmiyor yolu, ben de bilmiyorum. O göklere tırmanıyor, gökler sonsuz. Ben sağa sola yalpalanıyorum. Düşüncelerimse uçsuz. Bucaksız olan ne peki? Kim sığınacak köşesi olmayan? Ve kim sığınmayı reddedecek kadar kibirlisi?
    'Bir kaçımız'ım ben. Bir kaçığın 'birkaç'ının bir kırığı, bir kızanı, bir kendimi boğanı, ve bir kaçı dahayım. Nerden nereye kaçayım!
    Yatayım desem şimdi... Bir uzanayım, rahatlayayım desem. Kafam yastık dışı, aklım mantık dışı yol almaya devam eder.
    Denesem?
    Döngüler, sarmallar kadar manidar değil. Karıştırmayalım. Sarmallar genişler...

  9. #109
    adEda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Mesajlar
    5.452
    Konular
    50
    Uyuyamadığım gecelerin sabahında
    Gözaltlarımdan mor çocuklar doğardı
    Mor çocuklarıma ninni söylerdi sabah ezanları
    Fırtına ters çevrilen şemsiyelere benzerdi
    Duaya açılan avuçlarım
    Avuçlarıma kar yağardı
    Kimi zaman tipi...
    Kaç kere avuçlarımda mahsur kaldım.
    Birkaç kış geçti Pollyanna
    Ben hep mahzun kaldım.


    -Didem Madak

  10. #110
    adEda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Mesajlar
    5.452
    Konular
    50
    Biraz reçine bulaşmış hırkama. Mezarlık kokuyor. Korkutmuyor beni, aksine huzur veriyor.
    Hiç mezarlık gezdiniz mi bilmem. İnsanların kimisi öyle kaygı duyuyor ki akıllardan silinmekten, mezarı bile ben burdayım diyor. Fotoğrafını işleyen var mezar taşına.
    Kimisi bir cümle yazıyor, ölümün hatrı var diye.
    Çekip gitse de bu dünyadan sitem etmeye devam edeni gördüm.
    Bir de isimsiz, şehirsiz, ne idüğü belirsiz olanlar var ki en sevdiklerim onlar. Kendilerine takılan tüm etiketlerin insanlar arasında dolaşmak için olduğunun bilincini taşıyorlar diyorum demek ki.
    Kargalar neye göre karar veriyor konacağı mezara bilmiyorum ama bildiğim bir şey var:
    Yaşamın ölçüsü olamaz ölüm. Ölümü çıkartıp hayattan, ne kadar yaşadığınızı bulamazsınız.
    Mesela kaç yıldız, kaç gün doğumu gördüğünüzdür yaşamın ölçüsü; dinlediğiniz müzik, kaç kayda değer laf ettiğiniz, hissettiğiniz, ne kadar kendiniz olabildiğinizdir belki ama, asla ölüm değildir.
    Bu yüzden aklım ermez yaşamdan uzak olanların ondan kaçıp durmasına.
    Mezar taşı okumak unutkanlık yapar derler bir de, bu düşünce neye dayanıyor bir fikrim yok. Lakin ben okuduğum her taşta çok şey hatırlıyorum.
    Bu gece biraz kış getirdim size.
    Kışın çok şey uyur, ben sessizliği özledim belki de.

    İyi geceler, çocuklar.
    Günaydın, çocuklar.


11 Sayfadan 11. İlkİlk ... 91011

Bu Konu İçin Etiketler