5 Sayfadan 1. 123 ... SonSon
Toplam 50 sonuçtan 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Ruh'un Gemisi

  1. #1

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.303
    Konular
    8

    Ruh'un Gemisi


    Bir süredir yazmayı düşündüğüm, ancak kendimce biraz fazla abarttığımdan (sanırım) bir türlü başlayamadığım bir önsöz bu. Karar verdim uzatmayacağım, hayat zaten yeterince uzun (?)

    Burası; tabanından su sızan, bazen anlatıp duran, bazen hiç konuşmayan, sallantısı asla durmayacak olan, ancak hiç sarsmayan bilakis rahatlatan, aslında hiçbir yere gitmeyen ancak dilediğimiz her yeri bize getirebilen bir gemi.

    İş bu gemi, kişinin kendine olan yolculuğunda bir araç belki de ne dersiniz?


    Hayattan yakaladığım virgüllerle kendimi şanslı saydığım ve her gece uyuya kalıp noktaladığımı sandığım bir hayat.

    Uykularımı veriyor ve yerine hatırlayamadığım rüyalar alıyordum. Sence bu karlı bir alışveriş oluyor muydu?

    Geçmişten gelmek, ancak asla geleceğe gidememek. Sonra birden birisi gelir, size yardım edeceğinden filan bahseder.
    Yersiniz.
    Neden?
    Çünkü karnınız acıkmıştır.
    Afiyet olsun.





  2. #2

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.303
    Konular
    8
    Bazen şarkılar çalar içimizde, kimse duymaz notalarını, sözlerini. Kendi kendimize bir köşede öylece sallanır dururuz. Kimse bilemez, kimse bilemez.


  3. #3

    Üyelik tarihi
    Ara-2012
    Mesajlar
    3.949
    Konular
    403

  4. #4

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.303
    Konular
    8
    Günlerin her gününün birbirine benzeme olayları canımı git gide daha çok sıkmaya başlamıştı. Akşam olduğunda ben de buraya gelip, bir şeyler yapmayı deniyordum. Etraftaki balıkları filan besliyordum örneğin. Güvertede otururken, birden bir şeyler dikkatimi çekmişti. Etrafta değil lütfen, kafamın içinde.
    Nasıl olur da kafamın içinde bir şey dikkatimi çekebilirdi?
    Ben de onu soruyorum işte.
    Tamam, dur. Uzatma.
    Her neyse…
    Etrafta hayaletler mi dolanıyordu?
    Geminin etrafında mı?
    Yok ya, bahsettim ya kafamın içinde.
    E burası zaten kafanın içinde değil miydi?
    Hayır bee. Günün belli zamanlarını geçirdiğim forum işte burası. İnternet, bilgisayar, cep telefonu. Sana bir şeyler anımsatıyor mu?
    Onlar gerçekse, bu nasıl kafamın içinde olabilir?
    Belki bunlar da kafanın içindedir?
    Konuşma sırasını mı karıştırıyorsun?
    Eh, 2 den fazla olunca böyle oluyor.
    Çift sayı olmalı dememiş miydim ben sana?
    Hayaletler de var deyince sen karıştı ortalık, ne bileyim ben?
    Misafir mi bekliyordun?
    Yoo, neden?
    Kapı çalmıyor mu?

  5. #5

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.303
    Konular
    8
    Zannettiğimden çok daha derin bu karanlık. Tam olarak neresinde olduğumu bilemediğimden anladım bunu. Düşüyor muydum? Hiç düşmüş müydüm ya da? Durabilir miydim istediğim vakit, istediğim katmanda?
    Elbette durabilirdim.
    Kes sesini. Yat ve uyu artık.


    Ekranın karşısında dizlerini karnına çekmiş otururken düşünüyordu. Acaba biraz kitap okuyup mu uyumaya çalışmalıydı? Yoksa bilgisayarı kapatıp direkt uyumaya mı çalışmalıydı? Bir süre daha ekrana bakıp bunu düşünmeye karar verdi. Bilgisayar masa üstü ekranındaydı ve öylece ekrana bakmaktan kendini alamıyordu yine de. Bir sivrisinek vardı odada ancak bir türlü denk getirip göremiyordu. Her neyse işte. Biraz kitap okuyup yatmaya karar vermişse de, bir kaç sayfa okumaya çalışıp zorlamanın bir anlamı olmayacağını anlayıp bu satırları yazmaya karar verdi. Bunu yatağında, telefonuna saçma sapan karakterlerle yazmaya başlayıp nereye gideceğini bilmeden bugünlük bir son veriyordu.
    İyi gecelerdi o zaman.
    Görüşmek üzere falandı.

  6. #6

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.303
    Konular
    8
    Sigaramı yakmış, pencereden bulutsuz gökyüzünü seyrediyordum. Oturduğum yerden görünen bir kaç yıldız dışında aydınlık bir şekilde mor a çalıyordu rengi.
    Nereye gidiyor? diye sordum kendime. Cevabı bilmediğimi biliyordum. Susup kalmıştım bu kez. Hani çok yağmur yağar, evleri su basar, sokakları sular seller götürür. Bir yavru kedi görürsünüz akıntıya kapılmış gidiyordur, bir şekilde yakalarsınız. Tir tir titriyor ve ölesiye korkuyordur, tüyleri bedenine yapışmış sıçana dönmüştür. Oysa hala dimdiktir kulakları, kocamandır gözleri ve minnettardır size. Her neyse, öyle işte.

    Teori de doğru, söylemesi kolay, uygulaması zor bir dönemden geçiyordum.

    Herkese yalan söylüyor olabilirsiniz. Esas sorun kendinize de yalan söylüyor musunuz?
    Daha vahim olanı, bir de bunu yiyor musunuz?

  7. #7

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.303
    Konular
    8
    Bu gece diğerlerinden farklı bir gece galiba. Henüz gün aydınlanmadan yola çıkmış olacağım belki de. Kendimce uzun yolculuklar yapıp, yorulduğumda enerjimi yere serip, düşüncelerime sarılıp belki de üşüyerek, düşlerime uyuyacağım. Ruhumu kaybetmiş bedenim, aklımı ayartmış ve ortaya olacaklar çıkmış.
    Bu bir son belki. Belki de 'bu bir son' dediğimde başlamış olan şey bu.
    Bunun bir sonu geldiğinde ne olacak peki?
    Yenisi başlar ve son bulur merak etme sen.
    Kim iddia edebilir ki bunun sonuncu son olmadığını?
    O yüzden esenlikler işte...

  8. #8

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.303
    Konular
    8
    Tahtanın ayaklarımın altında çıtırdaması senfonisi eşliğinde güvertedeki koltuğuma yaklaşıp durmuştum. Lacivert kadife dokusuna dokundum parmak uçlarımla, özlemişim. Hafif esintili havası bir an ürpertmişti beni. Karanlığın ve dalgaların sesini bu tonda duyumsamayalı epey olmuştu. Nazikçe oturdum, bir kaç saniye sonra eski günlerdeki gibi koltuğuma kurulmuştum. Bir sigara çıkardım, uzak diyarlardan aldığım yeşil çakmakla yaktım. Başımı geriye doğru yasladım, gözlerimi gökyüzüne diktim ve göğü içime çekercesine, bir kaç nefes aldım sigaradan. Ay ı arıyordu gözlerim, bulduğumda hilal idi, kırılgan görünüyordu. İçimde kalmayanları ona doğru üflerken, incitir mi acaba? diye düşünmeden edemedim. Güneş e olan kırılganlık herhalde dedim kendi kendime. Belki de güneşin kırılganlığı. Her neyse.
    Epey gevşemiş hissettim kendimi. Göğü içime doldurmak işe yaramıştı yine. Rüzgar çeşitli sesleri yarım yamalak taşıyor, ben hiç birini duymuyordum. Uzak diyarlarda birileri için zaman çok zor geçiyor ama ben bunu bilmiyordum. Yine mi birileri ölüyor ve ben görmüyordum?

  9. #9

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.303
    Konular
    8
    İçime çektiğim her nefeste, ölüme biraz daha yaklaşıyordum. Bunu düşünüp derin bir nefes aldım, bir an duraksayıp gökyüzüne baktım, salıverdim ciğerlerimde ne varsa yıldızlara doğru. İçimde parçalandı bulutlar, sonra gökteki yıldızları sakladılar benden. Bir ışık görünmüyorsa ne yapmalıydım? Tüm bulutları yeniden mi çekmeliydim içime? Dolarlar mıydı yeniden, o pamuksu doldurur muydu içimi? Katılır mıydı ömrüme bir nefes daha? Yoksa fazlasını tüketmiş mi olurdum çoktan? Biter miydi aldığımız nefesler sonunda? Biz mi giderdik, yoksa bir son mu bize gelirdi?

  10. #10

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.303
    Konular
    8
    Öldüğümüzde; geçecek / bitecek diye kendimizi avutuyoruz belki de, bir şekilde.
    Peki ya geçmezse?


5 Sayfadan 1. 123 ... SonSon

Bu Konu İçin Etiketler