5 Sayfadan 5. İlkİlk ... 345
Toplam 50 sonuçtan 41 ile 50 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Ruh'un Gemisi

  1. #41

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.306
    Konular
    9
    Ömrümüzün kenarlarında da bariyerler var mıdır?
    Zaman zaman tozunu alıp yola devam ettiğimiz.
    Yol ayrımlarında tabelaları olsa, daha kolay olmazmı seçimlerimizi yapmak?
    gece daha genç midir gündüzden?
    Daha belirgin değil mi gündüzün kırışıklıkları?
    Daha pürüzsüz değil mi gecenin koynu?
    Daha sıcak değil mi sizce de?
    Sorular sormaya mı başlanıyordu yine?
    Yoksa yine mi sarhoş olup, ağlamış bir gecenin koynunda uyuyacaktım?
    Ne dersin?





  2. #42

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.306
    Konular
    9
    Kaldırım taşlarındaki çizgilerin, topuğum ve tabanım arasındaki boşluğa denk getirme çabasıyla yürüyordum yine. Bir yandan ıslanıyor, diğer yandan otomatiğe bağlamış bir biçimde sövüyordum, genel. Otomatik pilotta yürüdüğümü farkedip durdum birden. Trafik ışıklarına denk gelmişim meğer. Yeşil yanuyordu ve ben bekliyordum, otomobiller de bekliyordu. Peki ama neden? Zaten ömrümüz dört nala geçip gidiyorken, neden renkli bir ışık sebebiyle duruyorduk ki? Etrafıma baktım. Yürüyen bir kaç insan dışında kimse yoktu. Bir sigara yakıp beklemeye devam ettim. O sırada otomobiller hareket etmeye başladı. Kafamı göğe kaldırıp gözlerimi kapattım. Yüzümde ince bir kaç damla sonrası serinlik hissettim. Düşüncelerim sebebiyle kalp ritmim hızlanmıştı belki. Bacaklarım, hızlıca yola attılar bedenimi. Kollarım iki yana açık bir şekilde, bir kaç adım sonra durup gözlerimi açtım. Yolun ortasındaydım ve gözlerim bir çift ışık huzmesi tarafından tecavüze uğruyordu. Yerler ıslak diye sanırım, gelmedi acı bir fren sesi. Onun yerine geceyi uzun bir korna sesi yardı. Sonrası seri halde bir kaç çatırtı. Sonrası hayal meyal...

  3. #43

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.306
    Konular
    9
    Zaman; bizi yaralayabilen, iyileştirebilen, öldürebilen ve ölümden döndürebilen. Kısacası tanrı diye tabir ettiğimiz şeylere karşılık gelebilen bir çok tanıma sahip. Var olan ve olmayan.
    Bir kaç gecedir farklı kafalara dahil olup bunu düşünüyorum.
    Peki sonunda ne mi oldu?
    Aslına bakarsanız en başa dönmeye karar verdim.
    Bir tanır nın var olması benim hayatımda bir şeyleri değiştirmeyecekti.
    Benim doğru dürüst karakterde bir insan olmam için bir tanrıya ihtiyacım yoktu.
    İşte tam da bu sebepten bu konuyu da saldım gitti.
    Peki ya şimdi ne düşüneceğim?
    Hava kararıyor. Etraf sakinleyip, en geç yastığa başını koyduğun an ı bekle. Eğer hala düşünecek bir şeyler bulamıyorsan buraya gel.
    O vakit görüşürüz...

  4. #44

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.306
    Konular
    9
    Hastalığım her gün katlanarak büyüyordu. Ben ise tabir i caizse kupkuru bir soğukta kamyon çarpmış bir halde saatlerdir ilk yardımın gelmesini bekliyor gibiydim. Bacak kaslarım her an patlayabilecekmiş hissine sahip, fakat yanıp tutuşmuyordu, bilakis üşüyordum. Evet ateşim vardı. Bedenim öldükten sonra gelen katılaşmak haline ulaşmıştı artık. Nedendir bilinmez düşüncelerim bir türlü son bulmuyordu. Vücudum iflas etmiş, her uzvum görevini yapmayı reddederken, beynim nasıl oluyor da yüksek kapasite çalışmaktan geri kalmıyordu. Hayatta kalmamı sağlayan şey bu muydu yoksa?
    Ne şu lanet klavyeye alışabilmiştim, ne de şu hastalığa.
    Hepinize geçmiş olsun...

  5. #45

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.306
    Konular
    9
    Çığlık çığlığa içinizde kopan fırtınaların yankısı ağzınızdan çıkmasın, kimseler duymasın diye kendinizi boğacakmışçasına, ellerinizi ağzınıza bastırıp ağladınız mı?
    Neden yaptınız bunu?
    Etrafınızdakiler duymasın, sizi güçsüz sanmasın diye mi, yoksa kendinizi güçsüz hissetmeyin diye mi?
    Etrafınızdakilere mi birşeyler kanıtlamak zorundasınızdır, yoksa kendinize mi?
    Etrafınızdakiler için mi varsınızdır, yoksa kendiniz için mi?
    Tarafını seç, savaşına başla.
    Onlar mı, sen mi?

  6. #46

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.306
    Konular
    9
    Kaç zamandır kar yağsın, her yer karla kaplansın diye bekleyip duruyorum.
    Sonra diyorum ki kendi kendime, 'bekleme artık, gelmeyecek'
    Sonra da 'devam et' diyorum 'bekle' sanki başka bir alternatifim varmış gibi.
    Bütün ömrümüz aslında beklemekle geçiyor, fakat sorsalar ' biz beklemeyi sevmiyoruz' falan diyoruz.
    Ay başı maaş bekle, haftasonu eğlenceyi bekle, gün bitsin uyuyayım falan filan.
    Ölmeyi bekliyoruz aslında tam olarak.
    Geri kalan kısmı yalnızca bu zamanı daha çekilir geçirebilmek adına beklentiler.
    Sonrası mı?
    Elbette ki hayal kırıklıkları.
    Öbür taraf mı?
    Eğer yeterince parçalanmadıysak, kalan bütünlerimizle kalınmış bütünlemelerle geçecek sanırım.
    Kar mı?
    Bu duraktan geçmiyor ancak sen alışıksın devam et bence beklemeye falan.

  7. #47

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.306
    Konular
    9
    Hayatımın bazı dönemlerini değişik karanlıklık seviyelerinde geçirdiğimi düşünüyordum.
    Yatağıma uzanmış, gözlerimi kapatalı birkaç dakika kadar olmuştu. Birden yine benzer sancılar hissetmek üzere olduğum geldi aklıma. Uyumalıydım hemen, uyuduğumda hissetmiyor, düşünmüyordum. Hatıralarımı gömdüğüm kuyunun etrafına başka kuyular kazıp, her defasında bir önceki kuyuyu yenisine katıyordum. Bu git gide büyümüşlük hali neticesinde kendimi daha küçük hisseder olmuştum sanki. Deli bir kuyunun içinde, kırk ben durup düşünüyordum.
    Kuyu mu derindi, yoksa duvar mıydı yüksek olan?

  8. #48

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.306
    Konular
    9
    Pek acıklı bir hikayenin bir yerlerinde buluyorum yine kendimi. Ben pek ince detaylı hayat hikayelerimi yazmayı pek sevmiyorum buraya, biliyorsunuz. Farklı şekillerde anlatmayı daha doğru buluyorum kendimce, anlayıp anlamama durumunuzu pek önemsemeden.
    Zamanla kabuk bağlamış yaralarım, farklı şekillerde yeniden şekilleniyor diyelim.
    Damarlarımı enine değil, boyuna kesmek istiyorum bu kez.
    Soğuk,karanlık bir köşede, bir şarkı süresince ölmek istiyorum sadece, daha fazlasını değil.
    Böyle anlarda, içimde hiç bir zaman olmayan bir sessizlik oluşuyor.
    O zaman anlıyorum işte ters giden şeyler olduğunu.
    Bak bu kez soru işaretleri yok.
    Buna şaşılır işte.
    Hapşurursunuz. Bir ses gelir derinden, 'mantıklı yaşayın...'

  9. #49

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.306
    Konular
    9
    Gecenin bu saatinde yakın bir yerlerden horoz sesi geliyor. Ne işi var ki şehrin göbeğinde diyorum. Sonra düşünüyorum, acaba benim ne işim var diye.
    Sahi ne arıyorum ben burada?

  10. #50

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.306
    Konular
    9
    Hayat; yer yer ışıklı, sonu görünmeyen, bol virajlı ve stabilize yüzeyli bir tünel misali.
    Gittiğin yol, yol değil diyorum sana.
    Buradan gidelim diyen sendin.
    Git git varamıyoruz işte bir yere.
    Ne fark eder?
    Fark etmez mi?
    Bi huzur vermediniz. Noluyor yine?
    Yollar bozukmuş, onu söylüyor.
    Kesin sesinizi ve bi huzur verin artık.
    PEKİ.


5 Sayfadan 5. İlkİlk ... 345

Bu Konu İçin Etiketler