8 Sayfadan 3. İlkİlk 12345 ... SonSon
Toplam 71 sonuçtan 21 ile 30 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Ruh'un Gemisi

  1. #21

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.354
    Konular
    9
    Rüzgar, açtığım saçlarımın arasından süratle geçip içime işliyordu adeta. Gözlerimi kapattığmda bir kaç damla süzülüp sürüklendi yanaklarıma. Aktığı yerler daha çok üşüyordu.
    Rüzgara karşı direncini kaybettiğinde mi üşürsün?
    Üşüdüğün için mi direncini kaybedersin?
    Yoksa gözyaşların mıdır hayatı yaşamaya karşı olan direncini kaybettiren?
    Bana mı soruyorsun?
    Asla... Rahatına bak.





  2. #22

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.354
    Konular
    9
    Uyumak için yatağa girdiğimde, neredeyse bitişiğimde olan ebabil kuşu yuvasından minik minik sesler gelmeye devam ediyordu. Her yıl havalar ısındığında aynı aile mi göçüyordu acaba? Komşuluğumdan memnunlar mıydı? İçinde bulunduğum durumdan haberleri var mıydı? Seneye yine gelirler miydi? Şimdilik rahatları yerinde miydi?
    Gibi soruları, kendime sorarken bulunca pek garipsiyorum.
    Neden mi?
    Bilmiyorum...

  3. #23

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.354
    Konular
    9
    Pencerenin kenarında bulunan, lacivert kadife kaplı koltuğa oturdum önce. Üzerinde kısım kısım desenler olan bordo perdeyi açıp, dışarıyı seyretmeye koyuldum. Zaman zaman bulutların arasından görünen ay ı seyredip, sigaramdan bir nefes daha aldım. Şehrin lanetli aydınlığı yüzünden bir kaç tanesi dışında yıldızları görmek pek mümkün olmuyordu. Bunu düşünerek derin bir nefes daha aldım. Gökyüzüne doğru üflediğim anda kayboldu ay yeniden. Arkama yaslanıp hayal kurmaya başladım. Sırtüstü uzandığım yeryüzünden, her nefeste içime çektiğim gökyüzünü. Yeterdi bu kadar. Yaklaşmıştı işte yıldızlar.
    Kutup yıldızına mı anlatmak isterdin derdini?
    Koca samanyolunu bu yüzden mi yığmıştın buraya?
    Hem kim demiş dert tasa diye?
    Sadece mutsuzken mi anlatır insan?
    Mutluluğunu da yıldızlarla paylaşır mısın?
    Bilmem, paylaşmıyor muymuşum?

  4. #24

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.354
    Konular
    9
    Bildiğini düşündüğün şeyler, belki de aslında bildiklerin değildir.
    Hissettiklerin, belki de hissettiklerin değildir.
    Düşündüklerindir sadece.
    Bilmeyi, hissetmeyi istediklerindir.
    Peki, gerçeği nasıl bilebilir insan?
    Neden gerçeklere ihtiyaç duyar?
    Sadece iyi hissetmeye mi ihtiyacın vardır yoksa?
    İyi hissetmek, gerçekten iyi hissetmek midir?

  5. #25
    adEda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Mesajlar
    6.776
    Konular
    60
    Alıntı arecrateria Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Uyumak için yatağa girdiğimde, neredeyse bitişiğimde olan ebabil kuşu yuvasından minik minik sesler gelmeye devam ediyordu. Her yıl havalar ısındığında aynı aile mi göçüyordu acaba? Komşuluğumdan memnunlar mıydı? İçinde bulunduğum durumdan haberleri var mıydı? Seneye yine gelirler miydi? Şimdilik rahatları yerinde miydi?
    Gibi soruları, kendime sorarken bulunca pek garipsiyorum.
    Neden mi?
    Bilmiyorum...
    Seneye gelir mi bilmem ama o kuş kolay kolay konmaz, konmuşsa memnundur konduğu yerden sevgili arec. Tek bir kez yaşayacak olduğunu bilsen(?), bunu en güzel şekilde yapmaz mıydın?
    Gemine dolu dolu seferler diliyorum, kıyıdan izliyorum.
    : )

  6. #26

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.354
    Konular
    9
    Tek bir kez yaşayacağımı bilsem bunu en güzel şekilde yapmak istesem de bazen beceremiyorum sanırım eda.
    Her sene geliyor ebabil kuşları kıyıma. Ama aynı aile olup olmadığından emin değilim. Kolay bulunur bir yer değil gerçi. Bilmeden bulması zor bir yerdeler.
    Gemi aslen bir yere gitmiyor. Ancak içimde savrulup durmaktan da geri kalmıyor.
    Güzel dileklerin için teşekkür eder, arada sırada güverteye de beklerim.

  7. #27

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.354
    Konular
    9
    Hayalini kurduğum bir benliğimi daha çöpe atıyordum. Oturduğum yerden, gözlerimi kapatıp öylece salladım buruşturulmuş bir kağıt parçası gibi.
    Napıyordum ben allah aşkına?
    Hangi yolun yolcusuydum?
    Bu yol nereye çıkıyordu?
    En son denize varır mıydım?
    Deniz aşırı yolculuklara çıkar mıydım?
    Ilık, kırmızı ve özlenmiş bir koku eşlik eder miydi yeniden?
    Aşk zamanın hızlı geçmesine sebep oluyorsa, zaman da aşkı öldürüyorsa neticesinde nereye varılıyordu?
    He geldik mi?
    Bir kaç durak sonra belki...

  8. #28

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.354
    Konular
    9
    Odamın tavanına vurmuş bir gök kuşağı ile uyandım bugün. Bir süredir hissediyor olduğum boşluğa itilmiyordum artık, zaten hep oradaydım. Kendime yaptığım yolculuklar, henüz varamamışken son buldular ve hep yeni boşluklar yarattılar. Şimdi mi?
    Bir gök kuşağının gölgesinde oturmuş, içimden gelen yardım çığlıklarını bastırsın diye müziğin sesini daha çok açıp, dinleniyorum.
    Sonra mı?
    Gök kuşağında kaybolunmuş bir renk belki.
    Kim bilir?

  9. #29

    Üyelik tarihi
    Nis-2016
    Mesajlar
    4.354
    Konular
    9
    Kafamın içindekileri dipsiz bir kuyuya fırlatmam gerekirken, kafamı bir kuyuya atmış gibiyim. Çıkmak için gerekli olan hiç bir şeye sahip değilmişim gibi hissediyorum. Bunca zamandır kendime yaptığım yolculukların hiç birine çıkmamış gibiyim. Gittiğim, gördüğüm yerlerden sanki bana hiç bir şey kalmamış gibi. Geçmişe doğru bir yolculuk yapıp en kötü zamanlarıma uyanmış gibiyim.
    Yüzeye çıkmak için en derine inmem gerektiği düşüncesindeyimdir hep. Bu kez kalan nefesim yüzeye beni taşıyamayacak kadarsa;
    Cesedimin yüzeye çıkması neye yarar?
    Çıktığında beni hayata döndürecek olan şey orada beni bekliyor mudur?
    Ya da öyle bir şey var mıdır?
    Her zamankinden daha derinde hissediyor olmam neden?
    Kafayı yemiş olmaya bu kadar yaklaşmışken derin nefesler almak, beni sona daha hızlı mı yaklaştırır?
    Kendimi, kendimden uzağa bir nova patlamasıyla atabilsem, kalanları hayatımın geri kalan kısmında bana yeter mi?
    Farkında mısın emin değilim ama sıyırıyorsun.
    Ekmekle filan da değil artık. Parmağınla. Zerren kalmayacakmışçasına.

  10. #30
    adEda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Mesajlar
    6.776
    Konular
    60
    Sanırım ruh, dümenini tuttuğum tek gemi olmadığını söylediğimde alındı ve demiri bermuda şeytan üçgenine attı. Aklın gemisi kibirle inşa edilmiş gözcü direğine rağmen, onca radarla, dürbünle donatılmış da olsa ruhun gemisinin hangi derinlikten batmaya devam ettiğini saptayamıyor.



    Orada kimse var mı, tamam?

    ...

    Deneme.

    ...

    Tek kaybettiğin radar olsun, tamam.

    ...



    Yazık oldu.
    Gemi değil de balık olsaydı bari.
    En azından bir büyüğü gelir alırdı canını.

    Acele ediyorsun, belki çıkar gelir...

    Hangi kamaradan çıktın sen şimdi?

    Boş ver beni de dua et, tek yitirdiğin sinyal olsun.
    ...


8 Sayfadan 3. İlkİlk 12345 ... SonSon

Bu Konu İçin Etiketler