Hassas kişilerin ya da medyumların çevresinde, aşağıda belirtilen özelliklere sahip olan bir alanın gözlemlenebiliyor olması, tekrar tekrar rapor edilen bir husustur:
1) Gazlı türden bir görünüşü vardır ve adına Aura ya da OD denir;
2) Zaman zaman değişik hallerle ilgili olarak rapor edilen değişik renkli parlak nitelikler gösterir;
3) çoğu kez, misk, helyotropin, yasemin, vs. olarak tanımlanan rayihalı bir parfüm niteliğindeki bir kokusu vardır. Yazar (Andrija Puharich), bu hoş kokulu özelliklerin gözlemlenişini kendi kişisel deneyimine dayanarak doğrulamaktadır.
Bu türden bir gazlı alanın tezahürü ya da oluşumu, geleneksel olarak, hassas kişinin ortaya koyduğu gücün derecesi ile ilişkili görülür, yani, bu kokulu cevher ne kadar fazla olursa, "Psişik fenomenler" oluşturma kapasitesinin de o kadar artacağı düşünülür. Bu geleneksel gözlemlerin doğruluğunu kabul ettiğimiz taktirde, böyle bir cevherin arkasında ne gibi bir mekanizmanın bulunduğunu araştırmanız gerekir.
En belirgin partikül kaynakları, derideki ter ve yağ bezlerinin salgılarıdır. Yağ bezleri (Glaundula sebacea), kolestrol, oksikolesterol, lanolin, doymamış yağ asitleri de dahil olmak üzere basit yağ asitleri ve oktedosil ve setil alkolleriyle yağ asitlerinden elde edilen esterler ile albüminler salgılarlar. Ter bezleri de üre, asit ürik, kreatinin, laktik asit, fenol ve skatol'ün eter benzeri sülfatları, amino asitler, şeker, albümin ve su ile sodyum klorür salgılarlar. (Bkz. Howell's Physiology)
Bu cevherlerden bazıları, özellikle doymamış yağ asitleri, reaksiyon gücü arttırılmış oksijene ya da ozona maruz bırakılmak gibi basit bir işlem sonucunda bir "parfüm" kokusu verebilir. Moncrieff'in, "Kimyasal Duyular" (Chemical Senses, New York, John Wiley Sons, 1944) adlı kitabında belirtildiği üzre Marchand, parfümlerin, bir köprü bağlantısı biçiminde oksijen ve bir köprü atomu biçiminde oksijen ihtiva eden bileşimler oldukları sonucuna varmıştı. Esterler, laktonlar ve eterlerin bir oksijen bağlantısı ihtiva etmelerine karşılık, ketonlar, aldehidler ya da iyononlarda böyle bir şey mevcut değildir. Bu tür kimyasal maddelerin hassas kişilerde ve medyumlarda andojen (iç sebeplerden doğan) bir halde ortaya çıktığını varsayabiliriz.
Bu tür parfüm benzeri cevherlerin oluşumu ne gibi bir işlevsel amaç taşıyabilir ki? Zwaardemaker ve Hogewind'in Amsterdam'da yayımlanan Bilimler Akademisi Dergisi Proceedings the Academy of Sciences'da (22:429-37, 1920) çıkan yazılarına göre; ince bir fıskıyeden su püskürtmek suretiyle elde edilen sprey, elektrikle yüklü değildir ama, eğer su, çok küçük miktarlarda olsa dahi, eriyik haldeki "hoş kokulu" bir cevheri ihtiva ediyorsa, o zaman bu sprey güçlü bir pozitif yük taşır. Doymuş eriyiğin her bir cm3'ünün taşıdığı elektrik yükü miktarının çeşitli cevherler için hesabı, Zwaardemaker Backman ve Huyer tarafından ayrı ayrı yapılmıştır. Aşağıdakiler, Zwaardemaker'in "Uluslararası çözümsel Çizelgeler" (International Critical Tables, 1: 359, 1926) kitabı için derlediği bir listeden alınmıştır.
Bu durumda, ter bezlerinin ince ağızlarının, hassas bir kişinin çevresindeki atmosferin iyonik yükünü arttırabilecekleri ihtimalini göz önüne almalıyız. Hassas kişinin derisinin salgıladığı fenol ve stakol'ün yanısıra, parfüm benzeri diğer cevherler de bu kimsenin civarındaki pozitif yükü arttıracak bir etkide bulunacaklardır. Bu etki, hassas kişinin kasten terlemesi sonucunda oluşacak su buharı ile daha da artacaktır.
Kolinerji halindeki hassas bir kişinin psi-plazma alanının genişleyeceğini biliyoruz. Kolinerji hali derideki salgıyı arttırır.Su ve hoş kokulu cevherler, psi-plazma alanının oluşturduğu bir "fizik plazma" içerisinde partiküller halinde bulunacaklardır. Bu tür bir fizik plazma da, celseler sırasında medyumların civarındaki mevcudiyeti sık sık rapor edilen ve fotoğrafı çekilen ektoplazma ile kıyaslanabilir.
Bir fizik plazma olmasından dolayı ektoplazmanın kısa menzilli bir etki yaratması gerekmektedir ve nitekim, gözlemlenen etki de bu türdendir. ilginç olan husus, böyle bir fizik plazmanın bir çok formlar halinde tezahür edebilmesi ve yerel faaliyette bulunarak güç sarf etmesidir. Bu türden fizik plazmanın, çoğu kez, bir medyumun başlıca; ağız, kulaklar, vs. gibi geniş deliklerinden çıktığı gözlemlenir.