4 Sayfadan 3. İlkİlk 1234 SonSon
Toplam 40 sonuçtan 21 ile 30 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Ruh Molekülü - DMT

  1. #21
    YAJE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Haz-2015
    Bulunduğu yer
    Ankara - Samsun
    Mesajlar
    95
    Konular
    3
    Dmt içerikli film olarak enter the void izlemenizi öneriyorum, filmi çok anlamlı buldum.





  2. #22
    YAJE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Haz-2015
    Bulunduğu yer
    Ankara - Samsun
    Mesajlar
    95
    Konular
    3
    Alıntı Virtue Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kafası hakkında şöyle bir video var. Görsel olarak acayip beğeniyorum videoyu ama kullanmadığım bir şey olduğundan nasıldır bilemiyorum.


    Videoda Blueberry filminden bi sahnedir.

  3. #23
    Virtue - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nis-2011
    Mesajlar
    285
    Konular
    45
    Ben sadece videoya bakıyorum arada o kadar. Filmini biliyordum oyuncudan doğru bulmuştum ama daha hiç izlemedim Enter the void güzel gözüküyor ona bir bakıyım bugün. Neyse başlık filme dönmesin benim yüzümden Teşekkürler

  4. #24
    Enter the Void bana biraz yavan geldi açıkçası. Görseller çok güzel gösteriliyor o ayrı Ama DMT tecrübeniz Enter the Vod'teki gibi değil maalesef :/

    Orada biraz daha halisünatif diye gösterilmiş.

  5. #25
    YAJE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Haz-2015
    Bulunduğu yer
    Ankara - Samsun
    Mesajlar
    95
    Konular
    3
    Alıntı catlovesjuly Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Enter the Void bana biraz yavan geldi açıkçası. Görseller çok güzel gösteriliyor o ayrı Ama DMT tecrübeniz Enter the Vod'teki gibi değil maalesef :/

    Orada biraz daha halisünatif diye gösterilmiş.
    İzlediğimde bende Dmt ile alaka kuramadım gibi oldum. Bi hayalkırıklığı felan ama filmdeki düşünceyi ilginç buldum. Dmt anlatılmaz yaşanır biliyorum :'(

  6. #26
    nameste - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May-2013
    Bulunduğu yer
    Bir yer
    Mesajlar
    625
    Konular
    208
    Yazı için teşekkürler, oldukça güzel.

    Sevgili Doğan Çetin (Nebuch)'in zamanında hazırladığı, hatta ilk izlediğimde giz niteliğinde gördüğüm bazı gerçekleri şakdadanak gösterdiği, binlerce yıldır büyük titizlikle kulaktan kulağa, hatta yanlış göz-lerden geçmemesi için yazıya dahi dökünülmeden, genelde büyük sınavların sonucunda öğrenilen bazı bilgileri, böylesine bir kaç dakikalık videolarda acımasızca pata küte açıklayışı biraz canımı sıkmıştı aslına bakarsanız.

    Tamam, bilgi herkes içindir. Herkes kaka yapar. Ama bu herkesin kaka hakkında ve kaka yapımı hakkında bilgi sahibi olduğu anlamına gelmiyor maalesef.
    Keza okült ilimlerin de mistisizm perdesi altında yapılması ve öğrenilmesi de bu yüzdendir.
    7 milyar insan bir arada yaşayabilir, evet. Fakat 7 milyar tanrı için aynı şeyi söylemek pek mümkün değil gibi.

    Bilinçsiz kullanım sonucu geri döndürülemez sonuçlar ve zararlar alınabilmesi oldukça mümkün.
    Zira bir kaç ay önce aldığım bir haber duyduğumda beni dumura uğratmıştı.
    Liseden ve pek samimi olmadığımız ama görüştüğümüz bir arkadaşım vardı. Şaman atalarına özenen bir kaç arkadaşlarıyla boru otu denen kamışı kaynatıp, içmeleri sonucunda kendisini kaybetmiş. Diğerleri ortalama 1 hafta kadar sonra kendilerine gelmeye başlasalar da, bizim kız kendini kaybetmiş. Belki de bulmuş, bilemeyiz ama nihayetinde kendisi şuan Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde yaşamına devam ediyor.

    Fakat ancak insanın güdü ve hırsından kurtulduğu zaman yaşanabilecek olan, tam anlamıyla gerçekleşmesi için bi kaç yüzyıla daha ihtiyaç olan aydınlanma ve bilgi çağına girdik. İster istemez kaçınılmaz ve beklenen son(!) geldi, çattı. Artık gömülü bir takım gerçekler deşifre oluyor, olmalı/olacak. Ama her ne olursa olsun, sonuç itibariyle her zaman herkesten bir takım şeyler gizlenecek, gizlenmeli. Burada mühim bilginin herkes için olması değildir. Mühim olan doğru bilginin, doğrular tarafından, en doğru şekilde kullanımı olmalıdır.

    Bu arada ilgililer için yazımın başında belirttiğim video serisini de paylaşmak isterim. Fakat belirtmek de isterim ki yazının başındaki cümleler ile Doğan'ın cümleleri arasındaki benzerlik size şaşırtıcı gelmesin, olmasın yani öyle şeyler

    Epifiz I (Başlangıç) - https://www.youtube.com/watch?v=KdZAaZXLFQY

    Epifiz II (Melatonin) - https://www.youtube.com/watch?v=4A9RqjK6eKU

    Epifiz III (DMT) - https://www.youtube.com/watch?v=e221Hg9QKy4

    Epifiz IV (Son) - https://www.youtube.com/watch?v=h0L1_LKwDaQ

  7. #27
    YAJE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Haz-2015
    Bulunduğu yer
    Ankara - Samsun
    Mesajlar
    95
    Konular
    3
    Nebuch'u bende takip ediyorum hatta bu bilgileri ilk oradan duydum. Bu yazım alıntı zaten, ufukozcizme.com dan aldığım bi yazı. Benzerlik benimde dikkatimi çekti hangi cümleler kime ait bilemedim boru otu konusunda da bişeyler araştırdım okudum, kesinlikle berbat bişey. Halisunojenik etkileri kolay ve ucuz yoldan almanın bi yolu kendisi. Ve tabiki dikkat diyorum

  8. #28
    nameste - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May-2013
    Bulunduğu yer
    Bir yer
    Mesajlar
    625
    Konular
    208
    Bir kaç sene öncesine kadar ilaç tedavisi görüyordum. Söylemesi biraz zor, (şimdi herkes bir akıl hastası, ruh hastası. Ruhu ve aklı olmayan nasıl hastalanabilir, anlamıyorum.) Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları'nda da yatılı tedavi gördüm bir süre. Şizofreni başlangıcı tanısı konuldu. Sanrılar ve benzeri durumları bir çok kez yaşadım, yaşıyorum.

    Videolarda ve kaynaklarda da belirtildiği üzere bizlerde bu olay değişik boyutlarda seyredebiliyor. Gerçeklik algımız ve algılarımız benzerlikler gösterse de kabul edilmeli ki fazlasıyla farklılık söz konusu. Bu durum bazı şeylere yatkınlık da diyebiliriz belki, fakat çoğu zaman insan ilişkilerinde güçlüklere neden oluyor. Anlıyor, fakat anlatamıyorsun. Anlayamayan ve anlamak istemeyenler kaynayabiliyor etrafınız. Bu durum kesinlikle savaşılması gereken bir şey değil, şayet bununla beraber yaşamayı öğrenebilirsen senden "sen"i yok, cidden.

    Hayko'nun da "Siren" şarkısında söylediği gibi, "çözüm sende canım, zor mu geldi bu sonsuz bilmece?" diyorum kendime ve çevremde gördüğüm Prozac Tanrısı olmuş tanıdıklarıma.

    İlaç tedavisine kesinlikle sıcak bakmıyor ve kimseye tasvip etmiyorum.
    Kullandıkları ilaçların sandıklarının aksine kendilerini iyi yapmayacaklarını, bilakis tamamen zararlarına olduklarını anlatmaya çalışıyorum.
    Aslında, artık çalışmıyorum da. Böyle de gayet mutlular. Ayrıca bu tür konuları da herkesle konuşamıyorsun, bilgi alış-verişinde bulunamıyorsun. Zira ilgili de bilgili olan da yok. Ucundan biraz bahsetmeye başladığındaysa "ne diyor lan bu gevrek?" bakışlarına tutulabiliyor, umursanmayabiliyorsunuz. Yahu arkadaşım ben sana senin ile ilgili bir şey anlatıyorum, seni sen yapan, hatta seni sen yapmaktan alıkoyan senden bahsediyorum, sen bana bön bön bakıyor hatta umursamıyor ve konuyu değiştiriyorsun. Öh yani, cidden öh.

    İnsanlar genelde uyandırılmaktan nefret ederler. Uyandıklarında da sinirli olurlar -en azından benim için durum bu. O yüzden gözleri hala bir hayli bulanık, hatta sımsıkı yumulmuş. Haliyle, şimdilik uyku baldan tatlı geliyor.

    Ayrıca bu videoyu da gayet beğeneceğinizi düşünüyorum;

    https://youtu.be/HLRjEwQ1jZ8

  9. #29
    Alıntı nameste Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Yazı için teşekkürler, oldukça güzel.

    Sevgili Doğan Çetin (Nebuch)'in zamanında hazırladığı, hatta ilk izlediğimde giz niteliğinde gördüğüm bazı gerçekleri şakdadanak gösterdiği, binlerce yıldır büyük titizlikle kulaktan kulağa, hatta yanlış göz-lerden geçmemesi için yazıya dahi dökünülmeden, genelde büyük sınavların sonucunda öğrenilen bazı bilgileri, böylesine bir kaç dakikalık videolarda acımasızca pata küte açıklayışı biraz canımı sıkmıştı aslına bakarsanız.

    Tamam, bilgi herkes içindir. Herkes kaka yapar. Ama bu herkesin kaka hakkında ve kaka yapımı hakkında bilgi sahibi olduğu anlamına gelmiyor maalesef.
    Keza okült ilimlerin de mistisizm perdesi altında yapılması ve öğrenilmesi de bu yüzdendir.
    7 milyar insan bir arada yaşayabilir, evet. Fakat 7 milyar tanrı için aynı şeyi söylemek pek mümkün değil gibi.

    Bilinçsiz kullanım sonucu geri döndürülemez sonuçlar ve zararlar alınabilmesi oldukça mümkün.
    Zira bir kaç ay önce aldığım bir haber duyduğumda beni dumura uğratmıştı.
    Liseden ve pek samimi olmadığımız ama görüştüğümüz bir arkadaşım vardı. Şaman atalarına özenen bir kaç arkadaşlarıyla boru otu denen kamışı kaynatıp, içmeleri sonucunda kendisini kaybetmiş. Diğerleri ortalama 1 hafta kadar sonra kendilerine gelmeye başlasalar da, bizim kız kendini kaybetmiş. Belki de bulmuş, bilemeyiz ama nihayetinde kendisi şuan Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde yaşamına devam ediyor.

    Fakat ancak insanın güdü ve hırsından kurtulduğu zaman yaşanabilecek olan, tam anlamıyla gerçekleşmesi için bi kaç yüzyıla daha ihtiyaç olan aydınlanma ve bilgi çağına girdik. İster istemez kaçınılmaz ve beklenen son(!) geldi, çattı. Artık gömülü bir takım gerçekler deşifre oluyor, olmalı/olacak. Ama her ne olursa olsun, sonuç itibariyle her zaman herkesten bir takım şeyler gizlenecek, gizlenmeli. Burada mühim bilginin herkes için olması değildir. Mühim olan doğru bilginin, doğrular tarafından, en doğru şekilde kullanımı olmalıdır.

    Bu arada ilgililer için yazımın başında belirttiğim video serisini de paylaşmak isterim. Fakat belirtmek de isterim ki yazının başındaki cümleler ile Doğan'ın cümleleri arasındaki benzerlik size şaşırtıcı gelmesin, olmasın yani öyle şeyler

    Epifiz I (Başlangıç) - https://www.youtube.com/watch?v=KdZAaZXLFQY

    Epifiz II (Melatonin) - https://www.youtube.com/watch?v=4A9RqjK6eKU

    Epifiz III (DMT) - https://www.youtube.com/watch?v=e221Hg9QKy4

    Epifiz IV (Son) - https://www.youtube.com/watch?v=h0L1_LKwDaQ

    Yorumlarımın ilk başında bu tarz maddelerin dikatli kullanılıp/kullandırılması gerektiğini söylemiştim.
    Arkadaşınız için üzüldüm, umarım sorunu zihinde kalıcı değil de psikolojik olarak düzeltilebilen bir şey olsun.

    Diyeceklerimi şahsınıza olarak algılamayın lütfen, internet üzerinde Nebuch çılgınlığı var. Oysa kendisi de gerek deneyimlediği gerekse okuduğu bilgileri internet üzerinde yayınlıyor. Neden bu kadar ilahlaştırılmaya gidildi bilmiyorum. Dediğim gibi sizin için değil dediklerim, biraz Nebuch çılgınlığına bakın dediğimi anlayacaksınız.

    O kadar çok insan var ki bu tarz olayları deneyimleyen, ama kendilerine kabul etmekte zorlanıyorlar.

    Yaşadıklarınız için üzgünüm. Umarım şuan kendinizi daha iyi hissediyor ve o kötü günleri tamamen kapatabiliyorsunuzdur. Uzun yıllar ilaç tedavisi gören bir birey de benim. Evrenin nasıl bir lutfudur ki gerek uyaranlara gerek antidepresanlara belirli bir süre sonra bağışıklık oluşturuyor bünyem. O zor zamanlarınızı biraz da olsa anlayabiliyorum.

    Bugün burada bunu cesurca söyleyebiliyorsanız bence siz birçok şeyi de geride bırakmışsınız

    Eğer bir kişinin kaderinde/döngüsünde aydınlanması gerekiyorsa o kişi bundan rahatsızlık duymayacaktır. Bazen farkındalığı artmış olan bizler kendimizi o kadar bu işe kaptırıyoruz ki herkesin bilmesini ve anlamasını istiyoruz.

    Bazılarının anlamaması/bilmemesi gerekir.

  10. #30
    nameste - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May-2013
    Bulunduğu yer
    Bir yer
    Mesajlar
    625
    Konular
    208
    Bu tür maddelerden ziyade, aklın ve usun dikkatli kullanımını yeğliyorum

    İnternette bir Nebuch çılgınlığı olmasının sebebini de, ülkemizde böyle konular üzerine oturup araştırmalar yapan ve insanları da bilgilenmeye teşvik eden pek kimsenin olmayışında görüyorum.

    İnsanlar bilgiye açlar, tamam çoğu kusuyor (!) fikrince, lakin yine de vblog yapan ve bilim üzerine videolar çeken pek kimse yok. Yabancı dile hakim olan da pek kimse yok, kaldı ki bu tür konular yabancı sitelerde daha fazla detaylı olarak konuşuluyor. E bu durumda da birilerinin çıkıp bu kaynaklardan faydalanıp, gelip bizlerin de yararlanmasını sağlaması gerekiyor. Kendisinin hem diksiyonu iyi, hem de anlatımı gayet basit ve akıcı. Konu geçişleri biraz keskin olabiliyor, sıkabiliyor fakat sonuç itibariyle bir çok konudan bahsediyor.

    Bu tanımlamalarımın Nebuch hayranı olduğumu düşündürtmesini istemem. Zira kendisinin de bizler gibi sıradan biri olduğunu, sadece bir çoğumuzdan farklı olarak "düşündüğünü", düşündüklerini de paylaştığını düşünmek istiyorum. Nebuch'u sevmeyen ve antipati besleyen kişileri de, düşünen insanın toplum tarafından dışlanması durumuna bağlıyorum. Ya da öyle görmek istiyorum, bilmiyorum. İnsan bilgilendikçe düşünür. Bu sanılanın aksine zor bir eylem. Çünkü sonuçta çevrenin hatta siyasal ve toplumsal yapılanmanın karşıya alınacağı bir süreçtir. Tüm mekanizma varolanı koruma üzerine kurulduğu için farklı görüşlerin yokedilmesi elzemdir. İnsanlar yeteri kadar sorgulamıyorlar. Çünkü yeteri kadar sorguladıklarını ve sorgulamamak gerektiğini düşünüyorlar. Bu yarı yarıya doğru bir durum. Sonnuçta, düşünmek varolanı sorgulamak ve reddetmek.

    Artık hiç olmadığım kadar iyiyim, O sıkıntılı zamanlar geride kaldı. Sonsuz bir kaosun tam ortasındaymışım gibi hissediyordum. Fakat sonra sahip olduğum farkındalık bana, kaosun da aslında bir düzen olduğunu, fakat çözümleyemediğin ve anlamlandıramadığın, ilişkilendiremediğin için kaos olarak göründüğünü, yoksa ortada müthiş bir resimin olduğunu, velhasıl asıl bunu fark etmem gerektiğini ve çözmem gerektiğini, ancak bu durumda kişisel aydınlanmamda yol alabileceğimi düşünmeme neden oldu.

    Bu arada, DMT maddesini 4 kez deneyimledim, fakat sayısını hatırlamadığım kadar da LSD deneyimledim. Yoğun psychedelic madde kullanımı sonucu gözlerimde oluşan bozukluklar bir yana, normal yaşantımda da gördüğüm sanrılar daha gerçekçi olmaya başlamıştı. Sol gözümün görüşünde, plazma ekranlarda darbeye bağlı bir kaç çizgi olmaz ya, görüntü yoktur o çizgilerde; işte öyle bir durum söz konusu. Fakat onunla da yaşamayı öğrendim.


4 Sayfadan 3. İlkİlk 1234 SonSon

Bu Konu İçin Etiketler