Toplam 1 sonuçtan 1 ile 1 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Radyeztezi (Kuantum Işın Terapiler).

  1. #1
    sidar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oca-2012
    Bulunduğu yer
    Büyükada.
    Mesajlar
    3.512
    Konular
    338

    Radyeztezi (Kuantum Işın Terapiler).


    Radyestezi Nedir?

    Günümüzde, fizik ve madde ötesi varlıkların mevcudiyetine delil olan “Radyestezi ” ilmi de telestezi'nin bir boyutunu teşkil etmektedir. “Radyestezi”, isminden de anlaşıldığı gibi,"radyasyon ilmi", "radyasyonlarla ilgili" anlamlarına gelmektedir.Türkçe anlamı, "ışın duyarlık", "titreşim duyarlık" tır.


    Evrendeki bütün canlı ve cansız varlıklar, etrafa dalgalar halinde enerji yayarlar. Bu dalgalar, enerji yüklü maddelerden titreşirler. Enerjisi olmayan madde dalga yayamaz. Bu dalgaların bir kısmı elektronik aletlerle algılayabileceğimiz haldedir bir kısmı ise henüz bilim insanları tarafından keşfedilememiştir. Mesela; çatal çubuğu hareket ettiren veya durduran sebep, bu bilinmeyen dalgalar yüzünden olsa gerek. İşte varlıkların titreşerek yaydıkları, henüz keşfedilmemiş, çeşitli büyüklükteki enerji dalgalarından yararlanma ilmine "Radyestezi" veya "Işınım Duyarlılığı" denir. Başka bir deyişle Radyestezi, henüz fizik ilminin keşfedemediği, insanlardan, hayvanlardan, bitkilerden, eşyadan, olaylardan yayılan radyasyonun algılanmasıdır.


    Radyestezi;

    Fransızca'ya "Radiæsthesie", "Radiesthesia", "Radiesthésie", "Radiästhesie" olarak 19. yüzyıl sonlarında girmiş, bu tarihten önce dinsel inanç çerçevesinde değerlendirilmiştir. Terim, Latince “ışın” anlamındaki “radius” ile Grekçe’deki “algılama” anlamındaki “esthesis” sözcüklerinden türetilmiştir. Fransız bir bilgenin bulduğu bu sözcüğün yanı sıra, aynı kavramı anlatmak üzere İngilizler de "dowsing" kelimesini kullanırlar.

    Hakikatte kâinatta var olan her şey, canlıdır. Her canlının da kendine mahsus bir titreşim durumu vardır. Cansız zannedilen şeyler, dışarıdan bakıldığında insanların hareketlerini göremedikleri cisimlerdir. Sayın Doç. Dr. Samuel Aysoy, kitabının kapak sayfasında "Her şey, ihtizaz eder. İhtizaz, her şeydir. Yaşamak, ölmek, ağlamak, gülmek, hep ihtizazdır" ifadesiyle bu hali veciz bir şekilde anlatmıştır. İhtizaz, eski Türkçemizde "Titreşim" anlamındadır.

    Radyestezi, insan veya objelerin biomanyetik alanlarının (negatif-pozitif) birbirlerini çekerek doğadaki saf maddelerin bulunmasında kullanılan bir tekniktir. Önceleri sadece su bulma, maden arama ve kayıp nesnelerin yerini belirleme gibi alanlarda kullanılırken, radyestezi günümüzde alternatif tıpta uygulama alanı bulmaya başlamıştır. Genellikle iki çatallı sarkaç, iki çatallı mıknatıs iki çatallı ağaç dalları ve çelik çubuklarla su bulma, define bulma, maden bulma ve insan fizyolojisinde bel ağrısı noktaların bulunmasında kullanılır.

    Dünyada ve hatta kâinatta mevcut olan her cisim (canlı veya cansız) etrafına bir takım radyasyonlar, yani göze görünmeyen tesirler yayarlar. Bunlar, fizik aletleri ile tespit edebildiğimiz vibrasyonlardan (titreşim) farklıdır. Bilinen en ince vibrasyonlar, kozmik şualardır. Bunların dalga boyları o kadar küçüktür ki, kalın kurşun levhalardan bile rahatlıkla geçebilmektedirler. Asrımızda her cisim ve her canlıdan, kendi hususiyetlerini ve o andaki hâllerini belirten, çeşit çeşit radyasyonların intişar ettiği bilim adamlarınca ispat edilmiştir.“Radyestezist” olan bazı kimseler, yeraltındaki bir suyun veya bir madenin neşrettiği tesirleri, herhangi bir emare ve işaret olmadan, tam ve doğru olarak alabilmektedirler. Bunlar, ellerinde bir çubuk tutmak suretiyle arazi üzerinde gezmekte ve su bulunan yere geldiklerinde, bu çubuklar kendiliğinden istikamet değiştirerek, suyun bulunduğu tarafa eğilmektedirler.

    Ruh ile ceset arasında 7 katman vardır. Orta katman (bileşke) adı "Nefis" denen enerji bedendir. Radyestezi bu bedenin ürünüdür. Bizim enerji ile girişim yaptığında esrarengiz bir ışıma vermektedir (Enerji kalıbı = Bio elektro magnetik alan). Kirlian fotoğrafçılığında görünen o ışıklı galaksi gibi şekiller ve renkler…

    Radyestezi, insan bedenindeki titreşim alanlarının, canlı ya da cansız nesneler hakkında bilgi sağlamak için faydalanıldığı bir södobilim (sahtebilim) dalıdır yani gerçek bilimsel verilerle desteklenemez. Bu bilgi, hedef nesnenin enerji alanlarıyla eşdeğer rezonansa girmesiyle sağlandığı söylenir. Bilginin deşifre edilebilmesi için özel cihazlar kullanılır.

    Radyestezi , daha çok sarkaç (pandül) vasıtasıyla icra edilir. Sarkacın cinsi, ağırlığı ipin cinsi ve boyu deneyin türüne göre ayarlanabilir. Radyastizist kimse duyarlı bir kimsedir. Kendinden çıkan etkiler ile maddeden çıkan etkiler, sarkacın aracılığıyla birbirleriyle karşılaşırlar. Bu karşılaşma sonucu sarkaçta hareketler belirir: Dairesel, ileri, geri, sabit kımıldanma gibi. Şahsın kutupsallık durumu, sarkacın üzerine durduğu cisim (mümkün olan her şey) in kutupsallık (polarite) durumu önemlidir. Yayılan ışınların (insandan ve cisimden) frekansı, şiddeti, amplitüdü, dalga boyu Radyestezi çalışmalarında esaslı bir yer tutar.

    Günümüzde çubuk yerine sarkaç (pendulum) daha yaygın olarak kullanılmaktadır, özellikle konu insan bedeni olduğunda. Sarkacın cinsi, ağırlığı, ipin cinsi ve boyu deneyin türüne göre ayarlanmalıdır. Radyestezist, duyarlı bir kimsedir. Konsantre olduğunda kendisinden çıkan tesirler ile konu olan maddeden çıkan tesirler birbirleriyle karşılaşırlar ki, bu karşılaşma sonucu sarkaçta bir takım hareketler belirir (saatin yelkovanı yönünde veya ters yönde dairesel, soldan sağa salınımsal veya dik açı tarzında hareketler). Sarkaç yalnızca bu karşılaşmanın sonuçlarını görünür halde arttıran bir araçtır. Radyestezist nesnenin veya durumunu sarkacın bu hareketlerini yorumlayarak anlar. Konu olan maddeden çıkan yayınların vibrasyonel frekansı ya da dalga boyu, şiddeti, amplitüdü radyestezi çalışmalarında önemli bir yer tutar. Hasta organların sağlıklı organlara oranla, yayınlarının farklı oldukları saptanmıştır. Hastalıkların teşhisinde ve organlar hakkında bilgi edinmede Radyestezik verilerden yararlanılmasıyla ortaya çıkan tıbbi Radyestezi, günümüzde önemli bir uygulama alanı elde etmiştir.

    Yirminci yüzyılda bir bilim haline gelen Radyestezi’nin günümüzdeki uygulama alanları arasında, jeoloji, arkeoloji, tıp, madencilik, ziraat, hayvancılık sayılabilir (ayrıca askeri alanda da yararlanılmaya başlanmıştır). ABD’de birçok şirket, yere gömülü borularda veya enerji hatlarındaki hasar noktalarını saptamada Radyestezi yöntemlerinden yararlanmaktadır. İnsanın bedenini manyetik bir dedektör sanan Rus bilim adamları, radyestezi’yi, “biyofizik tesirler yöntemi” olarak adlandırmışlardır. Ley hatları araştırmacıları yer küreden yayılan elektromanyetik radyasyonların yeryüzünde doğrusal hatlar halinde yayıldığı kanısındadırlar.

    Radyestezi'nin çalışma sahası, insanların çeşitli ihtiyaçları ve çevredir. Bazı çalışma sahası başlıklarını sıralarsak;


    1. Radyestezişik İnsan Sağlığı
    2. Beslenme
    3. Hayvan Sağlığı
    4. Mineral
    5. Maden
    6. Tarih (Arkeoloji)
    7. Astroloji
    8. Kriminoloji


    Radyestezi çalışmalarında insanın etkisi bariz olarak anlaşılmaktadır. Burada, Radyestezi’nin, diğer radyasyonları algılama çalışmaları ile farkını belirtmek üzere bir tarifini yapmakta fayda var. Bilindiği üzere radyasyonları tespit eden çeşitli aletler vardır. Mesela Geiger-Müller sayacı gibi… Fakat bunlar Radyestezi cihazı sayılmazlar. Bu aletler bilinen radyasyonları alırlar; beş duyu organımızın algılayabileceği hale getirirler. Radyestezi de ise, henüz bilimin keşfedemediği, eşyadan ve Radyestezist’ten yayılan radyasyonların tasarrufu söz konusudur. Vücudumuzdaki her hücre yaşamsal enerji yayar, enerji yaymayan hücre dengesizdir, hastadır. Başka bir enerji alanındadır.

    Radyestezi çalışmaları, özel çalışma ve araştırma merkezi olarak, yeryüzünde bir tek Uluslararası Radyestezi Çalışma ve Araştırma Merkezi kimliğinde faaliyetlerini sürdürmektedir. Herhangi bir akademik veya resmi kuruluşa bağlı değildir. Çalışma sonuçlarını dünya üzerinde uygun görülen kurumlara aktarmaktadır.
    Radyestezi , insanlığı, mevcut sağlık sisteminin tedavi yöntemleri ile; ilaca bağımlı, uyuşturulmuş yaşam veya yaşam kalitesini yükseltmeye çalışmaktan öteye gitmeyen çözümsüzlüklerine karşı uyarmaktadır.

    Tarihçe:

    Radyestezi’nin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Tarih öncesi zamanlardan bu yana, bu tür kabiliyetler kullanılmış, ancak belki de bu faaliyetlere, ilmî bir isim verilememişti.[9][3]
    Radyestezi, bilimler arasındaki yerini almasından önce, okültizmde “rabdomansi” adıyla bilinmekteydi. Rabdomansi’nin yani çatal çubukla (baget) yapılan keşfin çok eski bir geçmişi vardır. Çinliler, Mısırlılar, Kaldeliler tarafından kullanılırdı. Çatal çubuğun kullanıldığını gösteren kabartma Çin imparatoru Yu’nun mezar taşında görülmüştür. İmparator Yu, su ve madenler bulabilirmiş. İlk çubuk deneylerinde, kabuğu boylamasına çizgi çizgi soyulmuş bir çubuk havaya atılır ve düşüş tarzına göre bundan bir sonuç çıkarılırdı. Bu keşif çubuğu sonradan çatal çubuk haline gelerek "rabdomansi" yi doğurmuştur.

    Şu olay, tarihî bir olay olarak bu mevzuda oldukça ilgi çekicidir:

    “Birinci Dünya Savaşı sırasında Gelibolu yarımadasına çıkartma yapmış olan İngiliz kuvvetleri, adaya ayak bastıkları günden itibaren, etrafta içecek su olmadığından, şiddetli susuzluk çekiyorlardı. Su ikmali ancak Malta'dan gemilerle yapılıyordu. Bu da hem çok zaman alıyor, hem de külfetli idi. Ayrıca bu taşıma su, oradaki değirmeni döndüremiyor ve oradakilere kifayet etmiyordu. Bu esnada generale, orduda “Saffer Kelly” isminde Radyestezi kabiliyeti olan birinin var olduğu haberi geldi. General derhal Kelly'nin çağrılmasını emretti. Kelly gelip, ertesi sabah tetkikata başlayacağını söyledi. Radyestezist Kelly ertesi sabah işe koyuldu. Elinde sadece basit bir bakır çubuk bulunduruyordu. Kelly, bu bakır çubuk sayesinde otuzdan fazla yeraltı su kaynağını tespit edebildi. Hatta bu çubuğa bakarak, suyun ne kadar derinde ve ne miktarda olduğunu da haber veriyordu. Hâlbuki aynı bölgede daha önce birçok mühendis tarama yapmış, ancak muvaffak olamamışlardı.”

    Radyestezi üzerine en ciddî ilmî çalışmalar Rusya'da yapılmıştır. Üstelik bu çalışmalar, madde ötesi varlıkların toptan inkâra uğradığı bir döneme rastlamaktadır. Mesele bu yönüyle de ilgi çekicidir. Bir yandan bu nevi araştırmalar inkâr edilirken, diğer taraftan da kullanma mecburiyeti hâsıl oluyordu. Dolayısıyla Rus ateist bilim adamları, mistik sihir olarak nitelenen bu nevi ilmî araştırmalara bir isim bulmada zorluk çekiyorlardı.
    Bu inkârcı yaklaşıma rağmen Rus jeologları, cesaretle meselenin üzerine eğildiler. Nihayet Dr. Bogomolov isminde bir su jeologunun eline aldığı bakır çubuklar, aniden titreşim yaparak, bulunduğu yerde büyük bir yeraltı su deposu olduğunu gösterince herkes dehşete düşüverdi. Zira artık elindeki çubuk ve bedenindeki Radyestezi şuaları ile yeraltındaki derelerin derinliğini ve su damarlarının çapını bile anlayabiliyordu. Dr. Bogomolov, nihayet Radyestezi çubuklarının maharetini kabul etmiş ve bu mistik hâdiseye inanmayı kendine telkin etmeye başlamıştı. Böylece Rusya'da arka arkaya yapılan testler, insanın, toprağın derinliklerindeki maddelere karşı, tuhaf bir duyarlılık istidadının olduğunu göstermiştir. Bu duyarlılık bilim için oldukça hayatîdir. İlim adamları bunun da mutlaka kullanılıp geliştirilmesi gerektiğine inandılar. O kadar ki, aynı akademiye mensup birkaç bilim adamı, bizzat Stalin'in şahsî arazisi üzerinde araştırma yaparak, buldukları neticeyi bilimsel bir dergi olan “The Journal of Electricitiy” (Ocak 1944)'de yayınlamak cesaretini de göstermişlerdir.

    Bu hâdise, o gün Rus bilim adamları arasında bir hayli yaygınlaşmıştı. Bunun üzerine 100'den fazla bilim adamı (bir kısmı Kızıl Ordu'dan) geniş çapta Radyestezi alanında araştırma yapmaları için görevlendirildi. Belli bir arazi tayin edildi. Her birinin elinde normal yaş ağaçtan“Y” şeklinde kesilmiş çubuklar bulunuyordu. Bu çubuklar su olan bölgeye gelindiğinde esrarengiz bir şekilde duyarlılık gösteriyorlardı. Sonunda “Bilimsel Komisyon”, Radyestezi çalışmalarına “Evet” diyerek, çubuklara da “Büyücü Değneği” ismini verdiler.
    İşin ilgi çekici bir yanı da bu Radyestezi çubuklarının duyarlılığına hiçbir maddî kuvvet mâni olamıyordu. Kauçuk eldiven takıyorlar, değişik maddelerden mamul zırh giyiyorlar, yine de bu çubuklar harıl harıl çalışıyor ve insandaki esrarengiz istidatlarla alâkaya devam ediyorlardı.

    Batılı bilim insanları, "Radyestezi", "Psikokinezi", "Kirlian Fotoğrafçılığı" vb. çalışmalar sayesinde ruhun varlığını günümüzde kabul etmişlerdir. Ruhun kabullenilmesi, sonsuzluk için yaratılmış bir insan helezonuna sonsuz damlalar hediye etmek demektir. Sonsuz haz almanın yolu ise, sonsuzluk hamlesine bu partikül seviyesindeki hayatını karıştırmakla mümkün olacaktır.

    Bugün artık Sovyet bilimine Radyestezi iyice yerleşmiş ve geliştirilerek bilimsel olarak da “The Biophysical Effects Method” kısaca “BPE” olarak adlandırılmıştır. Fakat aynı zamanda “Niçin ve nasıl?” sorularını da beraberinde getirmiştir. Su, insan ve basit bir çubuk arasında nasıl bir ilişki söz konusu idi? Elektromagnetizm gibi bilmediğimiz bir enerji ya da insanın henüz keşfedilmemiş bir duyum organı mıydı? Bunu ileride hep beraber göreceğiz…

    Her zaman Sağlıklı, Mutlu, Huzurlu kalın .

    Alıntıdır ..







Bu Konu İçin Etiketler