4 Sayfadan 4. İlkİlk ... 234
Toplam 34 sonuçtan 31 ile 34 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Oyunlardan Tiradlar

  1. #31
    Who - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ara-2010
    Bulunduğu yer
    Deliler ve Dahilerin Arasında
    Mesajlar
    1.982
    Konular
    360
    ÜVEY KIZ
    Durun! Durun! Önce küçüğü havuza indireyim!
    (Koşup küçük kızı alır, önünde eğilir, yüzünü ellerinin içine alır)
    Zavallı yavrucak, neredeyiz demek ister gibi, şu iri gözlerinle şaşkın şaşkın bakıyorsun! Bir tiyatro sahnesindeyiz, şekerim! Sahne nedir mi? Bir yer ki, orada gerçek olaylar canlandırılır, oyunlar oynanır. Şimdi biz de oyun oynayacağız. Gerçekten, ya! Sen de.
    (Bağrına bastırır, hafifçe sağa sola sallayarak onu kucaklar)
    Oh, canım, canım benim, sen ne fena bir oyun oynayacaksın!
    Senin için ne kötü şeyler düşünmüşler! Bahçe, havuz.Eh, yalancıktan bir havuz, belli.Felakete bak ki, burada her şey yalancıktan şekerim. Senin gibi küçük bir çocuk, gerçek havuzdan çok, bu yalancıktan havuzdan hoşlanır; içinde güzel güzel oynarsın da onun için. Fakat hayır, başkaları için bu bir oyun, ama senin için öyle değil, çünkü sen, yavrum gerçeksin ve gerçekten güzel, kocaman, yeşil bir havuzda oynuyorsun. Senin havuzunu bambu ağaçları gölgeliyor, içinde bu gölgeleri yırtarak yüzen minnacık ördekler var. Sen bu ördeklerden birini yakalamak istiyorsun.
    ( Herkesi dehşet içinde bırakan bir çığlıkla )
    Yapma, Rosetta'cığım, yapma, annen oğluyla uğraşıyor, seninle ilgilenemiyor! Ben de hülyalarımın peşindeyim.


    ALTI KİŞİ YAZARINI ARIYOR
    Pırandello ( 1867-1939)
    Türkçesi : Feridun TİMUR


    __________________





  2. #32
    Who - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ara-2010
    Bulunduğu yer
    Deliler ve Dahilerin Arasında
    Mesajlar
    1.982
    Konular
    360
    ŞARAPİZM.( ateist)

    Yo yo hayat hikayemi falan anlatmayacağım size,
    Zaten tarih abdestliğini ve kutsallığını kaybetmişken
    Böyle aptalca bir şeyi beklemeyin benden sarhoş olsam da
    Ben şarap içerim, şarap
    Günde beş vakit namaz niyetine
    Leyla ile Mecnun adına içerim.
    Bilir misiniz tadını,
    Aman nerden bileceksiniz yahu , gece kıyafetiyle pek tat vermez ki.
    Sigara da içerim elbet bol bol
    Yaşlılığımı boşuna hayal ettiğimi de bilirim
    Otuzbeş, hadi taş çatlasın
    Otuz altının başında ölürüm, kesindir bu
    Çünkü, izmarit artı ispirto eşittir ölüm.
    Nasıl ve nerde öleceğimi de bilirim.
    Ben şarapçıların şahıyım, ben her şeyi bilirim.
    Psikoloji, sosyoloji, bokoloji, aklınıza gelecek veya gelmeyecek,
    Son iki hecesi loji ile biten bütün mantıksızları bilirim.
    Anlamlarını bilmesem de her yola girerim.
    Kapitalizm, sosyalizm, ahlizm vahlizm
    Ama en güzeli benim yolum olan şarapizm
    Her adımımda yanımda olan, tek dostuyumdur kendimin.
    Bilirim hiç biriniz beni sevmezsiniz,
    Alacağım hırkamı gideceğim zaten buradan.
    Ama bilmezsiniz ki, sizi gidi aptallar sizi
    Bu dünya benim adıma yaratıldı,
    Benim adım ile döner durur, deliler gibi kendi etrafında.
    Ama siz güneş etrafında döndüğünü sanırsınız hah.
    Yoldan geçen, permalı röfleli, burmalı *****lı
    Tamperli tampersiz bütün kadınlar benimdir benim.
    Bütün şarkılar benim adıma yazılmıştır.
    Bütün şiirler benim adıma okunur,
    Tek yalnızlık tanrıya mahsus, işte oda bana dokunur.
    Lanet olsun…
    Güneş doğsun artık, hırkam nerde, ben gidiyorum…


    Halis Tekel
    ( Mülteci Oyunundan)

  3. #33
    Liyosa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nis-2011
    Mesajlar
    244
    Konular
    19
    Bana Bir Şeyhler Oluyor
    Yılmaz Erdoğan.



    "yalnızlık"
    her kimliğe doğuştan yazılı tek uğraşıdır insanın bir yaşama sırasında
    tek sermayesi, sahip olduğu tek şeydir
    kıymetini bilmelidir, dedi.
    yalnızdır insan
    hep kalabalıklara karışma telaşı bundandır.
    kalabalık yalnızlıklar, yalnız kalabalıklar oluşur, şehir şehir ülke ülke.
    kalabalık arttıkça artmaktadır yalnızlık da.
    insan bir ölümü istemez, bir de ondan beter bir yalnızlığı
    ama ikisi de muhakkak gelir başına bir yalnız yaşama sırasında.
    ölümün değil ama yalnızlığın bir tek çaresi var, dedi.
    tek çaresi aşktır bir yalnız yaşama sırasında nefes almanın
    aşk da zaten iki yalnızın ortak bir yalnızlıkta buluşmasıdır, dedi
    aşık olun!
    gösterin birbirinize yalnızlıklarınızı
    nasılsa ayrılık insanın tek kişilik yalnızlığını özlemesi.
    sade ölüm değil, ayrılık da yaşamın emri..

    evet söyledi
    ya da ben duydum
    duyduğuma göre elbet bir ses söyledi bu söylendikçe usulen söylenir olan sözleri.
    evet duydum söyledi
    her duyduğumda ağladım
    pek çok ağlayışım sırasında duydum.
    kalbim tutanak tuttu duyduklarıma
    soruldu, dedi, cevap alındı
    yaşamak, dedi, tek marifetiniz -biraz özen gösteriniz.
    zulüm kimse zalimlik yapmayınca biter -mazlumlar dahil, dedi.
    ama yapmayın, o daha bir çocuk, dedi tanrı..

    ya gördüm neyleyim
    insanlar vardı duvarın içinde.
    ya ben hep duvara konuştum
    ya da duvar değil konuştuğum, içinde insanlar var.
    nedense beni anlasın istedim içinde insan olan duvarlar.
    bilmiyorum,
    belki de ben gerçekten delirdim
    onlar haklı belki de.
    içinde değil duvarların insanlar
    sadece arasındalar..


  4. #34
    adEda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2015
    Mesajlar
    5.715
    Konular
    51
    Önce şu klasiği iliştireyim.


    W. Shakespeare - Hamlet:

    Olmak ya da olmamak
    İşte bütün mesele bu!
    Düşüncemizin katlanması mı güzel
    Zalim kaderin yumruklarına, oklarına
    Yoksa diretip bela denizlerine karşı
    Dur, yeter demesi mi?
    Ölmek, uyumak sadece!
    Düşünün ki uyumakla yalnız
    Bitebilir bütün acıları yüreğin,
    Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
    Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü.
    Çünkü, o ölüm uykularında
    Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından
    Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
    Bu düşüncedir felaketleri yaşanır yapan.
    Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına?
    Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine
    Sevgisinin kepaze edilmesine
    Kanunların bu kadar yavaş
    Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine
    Kötülere kul olmasına iyi insanın
    Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
    Kim ister bütün bunlara katlanmak
    Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek
    Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa
    O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
    Ürkütmese yüreğini?
    Bilmediğimiz belalara atılmaktansa
    Çektiklerine razı etmese insanları?
    Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
    Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
    Yürekten gelenin doğal rengini.
    Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
    Yollarını değiştirip bu yüzden
    Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.





    W. Shakespeare - KRAL LEAR


    Edmund-

    Ey tabiat! Benim tanrım sensin! Ben senin kanunlarına kul köleyim. Kardeşimden on, on beş ay sonra dünyaya geldim diye niçin o baş belası göreneklerin zulmüne uğrayayım? Toplumların o titizliği beni niçin haklarımdan mahrum bıraksın? Piçmişim, alçağı, sefilin biriymişim, neden? Benim de namuslu, şerefli bir kadının evladı kadar hatlarım düzgün, ruhum asil değil mi? Bedenim babamın kalıbını taşımıyor mu? Öyleyse niçin piçlik, alçaklık damgası vuruluyor bize? Biz tabiatın gizli şehvet anlarında vücut bulurken, evliliğin soğuk, yavan ve bıkkın döşeğinde, uyku ile uyanıklık arasında vücut bulan o ahmaklar sürüsünden daha özlü, daha dinç, daha ateşli unsurlarla yoğrulmadık mı? Ee... meşru kardeşim Edgar, mirasın benim olacak! Babamız, piç Edmund'u meşru oğlu Edgar kadar seviyor. "Meşru oğlu!" Ne de güzel söz!... Hele şu mektup istediğim tesiri yapsın, hele yalanım muvaffak olsun, piç Edmund meşru Edgar'ı nasıl alt edermiş, o zaman görürüz. Büyüyorum artık... Yükseliyorum. Hadi tanrılar, koruyun piçleri!


4 Sayfadan 4. İlkİlk ... 234