2 Sayfadan 1. 12 SonSon
Toplam 19 sonuçtan 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Oruç Aruoba

  1. #1
    semuel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oca-2008
    Mesajlar
    439
    Konular
    140

    Oruç Aruoba


    şiirde bir kelimeye bin anlam yükleyebilen filozof şair.bazı şiirlerini paylaşmak istedim.

    YAZILAMAYAN ZAMAN

    Herşeyi yazarım da
    zamanı yazamam -
    o yazar çünkü
    beni.

    Yazar beni
    yavaş yavaş
    özenli -
    azalta azalta
    görkemli -
    sanki
    dolduracakmış
    olduracakmış
    gibi.

    Halbuki
    sıyırıp düşürmüştür
    tırnağımdaki çürüğü
    parmağımdaki yarayı
    kabuk kabuk
    geçirmiştir -
    geçerken, sanki
    çoğalta çoğalta
    yazarak
    beni:
    özenli
    görkemli.

    O. ARUOBA



    BURADA

    "Şimdi buradayım
    biraz önce yoktum"

    hiç
    bir
    şey
    yok

    Önce, oldu:
    kıpırdandı
    belirsiz -
    bir şiddetli boşluktan
    tatlı bir özleme doğru.

    Belirsiz.

    Sonra, oluştu:
    devindi
    kesik kesik
    sabırsız -
    bir sevinçli duyumdan
    ılık bir beklentiye doğru.

    Kesik kesik
    sabırsız.

    Derken, doldu:
    yayıldı
    güçlü güçlü
    kocaman
    aldırmasız -
    bir gerilimli doygunluktan
    dingin bir sancıya doğru.

    Güçlü güçlü
    kocaman
    aldırmasız.

    Şimdi, doğdu:
    patladı
    çığlık çığlığa
    nefessiz
    yırta yırta
    acımasız -
    bir tatlı özlemden
    şiddetli bir boşluğa doğru.

    Çığlık çığlığa
    nefessiz
    yırta yırta
    acımasız.

    Şimdi burada:
    biraz
    önce
    yoktu.



    GÜNDÜZ YARASALARI

    I.


    Neyiz ki biz?

    İlk ışınları görününce güneşin,

    Kaparız tepenin gözkapaklarını

    Çam değiliz ki, kollarımız açık

    Ürpererek karşılayalım donuk ışığı.

    Gölgeler kısalınca çıkarız ortaya,

    Açıklıktır, aydınlıktır aradığımız,

    Parlaklıkta bulur gücünü görüşümüz.

    Tanımayız alacakaranlığı delen,

    Tepelerin arasından seçen bakışı.

    Kör olmuş ışıktan gözlerimiz.

    Gündüz yarasalarıyız biz.



    II.



    Geceyi düşleriz gündüzken,

    Geceyken de gündüzü,

    Yitirebileceklerimiz yitiktir

    Onlardan uzaktayken ama

    Özleriz, döneriz yeniden

    Yitirmeden

    Yitirebileceklerimizi

    Yitiremediklerimize.

    Yitirebilirdik, deriz;

    Ama yalnızca bir fiil çekimi bu

    Tutsaklıklara bağlamışız özgürlüğümüzü.

    Gündüz yarasalarıyız biz.



    III.



    Sağlamdır düşünce temellerimiz,

    Ama altlarında kist vardır, sonra kum

    Dururuz gerçi, sapasağlam, kalın

    Taştan duvarlarımızla, dimdik

    Ayakta; ama biraz su, bir sızıntı

    Kaydırır temellerimizi hemen.

    Duyarız yerçekimini hemen,

    Titreriz. Sımsıkı, gergin

    Bağlar vardır

    Düşüncelerimizi ayakta tutan, ama,

    Ya temelsizse temeli

    Bütün bu bağları

    Bağlayan

    Bağın?

    Bağlantısızca bağlarız bağlarımızı.

    Gündüz yarasalarıyız biz.
    --------------------
    DALDA

    Buradayım:
    Uyurum belki bir gün.

    Belki bitiririm bir gün
    delik deşik kozamı
    dökülüp gitmeden bütün dut yaprakları
    bir gün
    bir güç bulur içimde
    son bir gayretle
    son salgılarımı gezdirir
    deliklerimde tırtılım
    tıkar gediklerimi.

    O zaman
    büzülür, dalarım uykuya -
    eski beni yokedecek
    yeni beni varedecek:
    Bomboş, dopdolu
    seslerden, esintilerden uzak
    içinde gittiğim
    oluştuğum.

    O uyku:
    Bembeyaz.
    Benden önce de uyunmuş
    benden sonra da uyunacak.
    Simsiyah.
    Korkulacak, özlenecek -
    eskileri geride bıraktıracak
    yenileri geri getirecek
    o uyku.

    O uyku:
    Verimsiz, çiçek dolu.
    Grilerden, renklerden uzak
    içinde yittiğim
    oluştuğum - olduğum
    o uyku.

    Uyanışı var mı, olacak mı
    belli olmayan:
    Belki çürüyüp kuruyup içinde
    yiteceğim
    belki kanat takıp içinden
    çıkacağım
    o uyku.

    Herşeyi, herkesi geride bırakabileceğim -
    yalnızca yeni ben, onun yeni gökyüzü
    yeni kanatları, rengarenk
    geniş, gergin.

    Neleri, kimleri bırakıp ilerlediğim -
    neleri, kimleri anımsadığım, özlediğim
    belli olmayan:
    hiç olmadığım, hiç olmayan
    o uyku.

    Hiç olmadı, belki hiç olmayacak
    o renkli güçlü kanatlar
    o hafif esintili uçuş
    o aldırmaz bakış -
    olmadı hiç:
    olmayacak.

    Zaten
    tırtılım da kozam da
    olmadı benim hiç -
    kelebeğim, hiç:

    Ben zaten
    hiç olmadım.
    Hep vardım oysa ki.

    O uyku:
    yokolmam ile varolmam arasındaki
    köprü
    beni en baştan yaratacak
    dürtü -
    hiç olmadı.

    Hep vardım oysa ki:
    Hep arayarak
    dingin seslerden çıkıp gelecek
    bir tınıyı:
    Beni varedecek
    kanat olacak
    açılacak, yayılacak
    acılı olacak
    sevinçli
    bir tını.

    Hep olan
    Hep olacak.

    O tını:
    Uykum boyu beni oluşturacak
    sonra bırakacak varolmayı bana
    uyandıktan sonra:
    Yoktu
    olmayacak.

    Uyuyamadığım
    uyanamadığım
    o uyku:
    olmadı
    yoktu
    olmayacak.

    ARUOBA




    Konu semuel tarafından (23-Oca-2008 Saat 18:06 ) değiştirilmiştir. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi

  2. #2
    schizophrana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2007
    Mesajlar
    6.732
    Konular
    1672
    Semuel beni sasirtmaya devam ediyorsun bu ne güzel bir baslik su an yoldayım eve gidince ben de paylasacagim bir kac siir.
    Konu schizophrana tarafından (31-Mar-2008 Saat 15:58 ) değiştirilmiştir. Sebep: Ardarda Atılan Mesajlar Birleştirildi

  3. #3
    semuel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oca-2008
    Mesajlar
    439
    Konular
    140
    bekliycem lady

  4. #4
    birunsatan birunsatan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
    -YASAKLI-
    Denizde..
    Aldanma
    orada
    yağmur bekliyor seni:
    şimşek, yıldırım, fırtına
    soğuk.
    Burada
    ılık güneş, dingin deniz, serin rüzgar
    aldatmasın seni:
    Tufan
    bekliyor orada seni.

    Aldatma kendini:
    olmayacak Nuh'un gemisi
    kurtaracak seni -
    uçacak güvercini
    getirecek yaprağı
    olmayacak.

    Sular akacak
    çağlayacak, kabaracak
    dolduracak her yerini
    sürükleyip
    götürecek
    seni

    Aldanma
    orada
    yıkım bekliyor seni
    gürültü, çöküntü, göçük
    deprem.
    Burada
    sakin ses, sıcak taş, sağlam duvar
    aldatmasın seni:
    Ölüm
    bekliyor orada seni.

    Aldatma kendini:
    olmayacak İbrahim'in koçu
    kurtaracak seni -
    indirtecek bıçağını
    sağaltacak yüreğini
    olmayacak.

    Acılar akacak
    çağlayacak, kabaracak
    dolduracak her yerini
    sürükleyip
    götürecek
    seni

    Aldanma
    aldatma kendini
    aldatmasın seni
    burada
    boşluk -
    yokluk
    bekliyor orada seni

    Özlediğin Gidip Görmediğindir..
    Özlediğin, gidip göremediğindir;
    ama, gidip görmek istediğin

    Özlem, gidip görememendir; ama
    gidip görmek istemen

    Özlediğin, gidip görmek istediğin-
    ama gidip göremediğin

    Özlem, gidip görmek istemen-
    ama, gidememen, görememen;
    gene de, istemen

  5. #5
    schizophrana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2007
    Mesajlar
    6.732
    Konular
    1672
    yaşama dair:
    "yaşam hep, birlikte yapılabilceklerin hayallerinin, yalnız kalmalarının kıyılarında parçalanışının sürecidir-bazı kişiler için böyledir bu, en azından; belki de sen de onlardan birisin...
    yaşam, hep, birliktelik umutları -vermeyecek- umduracak sana -sonra,onları alacak, yalnızlık kuyusuna atıp, boğacak. -o kuyudan nasıl çıkabilirsin- ya da, orada yaşamayı nasıl öğrenebilirsin-
    -allah bilir!...

    -ki, "yaşamakta olman bile bir önyargıdır belki"...



    " bazı şeyleri (belki her bir
    şeyi)
    yaşayıp bitirmek gerekir: yoksa,
    yaşayıp durdukça
    bayatlarlar."



    ozlem, özleyenin özlenen ile yeniden buluşma olasılığı arttıkça ya da zamanı
    yaklaştıkça -garip ya işte- azalacağı yerde çoğalır.

    Özlemi azaltabilecek tek şey, özlenenin kendisidir. Özleyenin
    kollarında, kanlı canlı orada olması...

    Özleme tek çare, özlemin artık olamamasıdır.
    Yoksa özlem hep vardır...

    halvet, eskilerin tasarımlarında şu yüzden o kadar önemli bir yer tutar ki
    özlemin temel koşulunu içerir: Hasret, içindeki özleyenin, özlenen ile
    birarada olamazken Vuslat umarak, onunla birarada olmayı, Halveti
    kurmasının koşulu...

    iş, aslında şöyle bir üçlü içinde yürür:
    hasretvuslathalvet

    ozlem, şimdi özlenen ile birarada olamamaktır.
    kavusma, şimdi özlenen ile yeniden biraraya gelmektir.
    birlesme, şimdi özlenen ile birarada olmaktır.

    Bu üçlünün oluşturduğu, aslında geçmişte tersinden işlemiş olan bir
    süreçtir. şimdi özleyen ile özlenen olan iki kişi, geçmişte önce birarada
    olmuş, sonra hep biraraya gelmiş, sonra da ayrılmışlardır. şimdi özleyen
    süreci gerisin geriye yürür geleceğe doğru...

  6. #6
    semuel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oca-2008
    Mesajlar
    439
    Konular
    140
    Teşekkürler Lady

  7. #7
    schizophrana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2007
    Mesajlar
    6.732
    Konular
    1672
    Cogito -Öldürülme Terminolojisi ( Radikal Gazetesi 04-03-2008 )



    Biz öldürünce, 'etkisiz hâle getirmiş'; öldürülünce de 'şehit olmuş' oluyoruz.

    Devlet ikiyüzlüdür, en temelde; toplum da zaten yalanlar üzerine kuruludur, kendi kendine ürettiği uydurma söylemler aracılığıyla işler. Ama biz bütün bu işi biraz fazla ileri götürmüyor muyuz acaba?
    Kendimizi aldatacak kadar ileri?...


    * * *
    Eskiden devletler biraz daha mı dürüstlerdi acaba? Örneğin bugün 'Savunma Bakanlığı' adını kullanan makam, kendisine 'Savaş Bakanlığı' (bizde 'Harbiye Nezareti') derdi. Bugün 'Silahlı Kuvvetler' ('Armed Forces'ın çevirisidir) adını kullanan kurumun adı 'Ordu'ydu. Bu 'Ordu' da, bir yerlere gidince, savaş etmek için giderdi, 'işgal eder', 'muharebe eder'; 'hücum eder' ve 'zayiat verdirir', 'telefat verir'di. Bugünlerdeyse, 'harekât düzenleni'yor, 'tesisler tahrip edili'yor, 'sıcak temas sağlanı'yor ve 'teröristler etkisiz hâle getirili'yor.

    Bütün bu 'terminoloji', 'insanlar öldürülüyor' dememek için. İnsanların öldürüldüğünü hepimiz biliyoruz; ama 'dilimiz varmıyor' herhalde, bunu açıkça dile getirmeğe. Üstelik 'şehitler ölmez' diye de bağırıyoruz, oysa pekâlâ biliyoruz ki, 'şehit' olmak 'ölmüş olma'yı gerektirir.

    Zaten de öyle oluyor: İnsanlar ölüyorlar, çünkü öldürülüyorlar. Öldürülüyorlar, çünkü kendileri de öldürmeğe çalışıyorlar.
    Hiç değilse, "Terör örgütü üyesi olmak, bile isteye insan öldürme amaçlı bir işe girişmektir; dolayısıyla, insan olmaktan çıkmayı ve kendi öldürülmesini de hak etmeyi içerir" diyebilsek, yapılan işin öldür(ül)me olduğunu daha açık olarak teslim edebileceğiz, kendimize de başkalarına da. Ama öyle de demiyoruz. Biz öldürünce, 'etkisiz hâle getirmiş'; öldürülünce de 'şehit olmuş' oluyoruz.

    Devlet ikiyüzlüdür, en temelde; toplum da zaten yalanlar üzerine kuruludur, kendi kendine ürettiği uydurma söylemler aracılığıyla işler. Ama biz bütün bu işi biraz fazla ileri götürmüyor muyuz acaba?
    Kendimizi aldatacak kadar ileri?...

  8. #8

    Üyelik tarihi
    Oca-2008
    Mesajlar
    86
    Konular
    10
    Hiç denk gelmemişim ...Aruoba'ya ..Çok teşekkürler.. Samuel... paylaştığın için..

  9. #9
    semuel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oca-2008
    Mesajlar
    439
    Konular
    140
    GELDİM

    Oraya geldim -
    oradan gittim:
    Öylesine yakındık ki.

    Dalından kopardığım yeşil elmanın
    iki yarısı değil
    hepsini yediğin kendisi gibi.

    İçinden geçtiğimiz kokulu karanlığı
    delip geçen parlak ışığım gibi.

    Koyu yeşillikler içindeki evin
    gözümüze çarpıveren
    sarı sıcak penceresi gibi.

    Ayaklarımızın altında kıpırdanan
    serin denizin parıltıları gibi.

    Öylesine yakınız ki
    oraya geldim -
    orada olacağım.

    Yorgun musun?
    Yattın mı?

    Uyu -
    düşünme beni.

  10. #10
    Demian - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Haz-2008
    Bulunduğu yer
    Adana
    Mesajlar
    536
    Konular
    23
    Semuel harikasın O.A. sanırım Türkiye de ki en sağlam Filozoftur. En azından bu benim böyle. Bir sayfa da ben açmıştım ama yalnızca de ki işte'den aktarmalar yapmıştım. eğer ilaveler yapacak olursan hangi kitabından yaptığını belirtirsen daha aydınlatıcı olur. Ben de bi düzine kadar kitabı var. O.A. hep ruhuma ayna tutmuştur ve okurken sanki ben yazmışım gibi bir izlenime kapılmışımdır. Kitapları uzun yıllar başucumda kutsal kitabım gibiymişcesine durmuştur.


2 Sayfadan 1. 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Atatürk ve oruç...
    Konuyu Açan: atmaca03, Forum: Atatürk'çü Düşünce Kulübü.
    Cevap: 8
    Son Mesaj : 23-Kas-2007, 19:52