+ Konuyu Cevapla
Toplam 2 Sayfadan 2. Sayfa BirinciBirinci 12
Toplam 14 sonuçtan 11 ile 14 arasındakiler gösteriliyor.

Konu: Ölüm Korkusu ve Hesaplaşma Endişesi

  1. #11
    Array FORNEUS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Kas-2008
    Bulunduğu yer
    Simsiyah gecenin koynunda UzakLarda Biryerde...
    Mesajlar
    109
    Tşekürler................











  2. #12
    Array MistikRuh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar-2009
    Mesajlar
    703
    Alıntı nevermore Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ölümden korkmak mi yok olmakdan korkmak mi ?yoksa çeşit çeşit azabdan korkmak mi ?
    Ölüm eylemine nasıl baktığımızla alakalı bu , kimine göre olabildiğince iyi bir insan olarak olmuşken kimine göre hayatını boşa harcamış biri olabiliriz. Oysa kaç defa öldükde geldik buraya kim bilir ?
    vallahi ben yok olacağımıza inanmıyorum. Ruh bir enerjidir ve yok olmaz olamaz, ölümden birzamanlar korkardım şimdilerde pek korkmuyorum sonuçta giydiğimiz geçici elbiseyi birgün terkedip Spatyom da buluşacağız veya x bir yerde. eğer tekamülümüzü adım adım yapıyorsak tabi yoksa enkarne olayı devreye giriyor, Tabi Bu benim seminer notlarımdan bir teori.

  3. #13
    Array emphasis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oca-2010
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Mesajlar
    300
    ölümden değil de, yok olmamaktan korkmak... o kadar karışık ki... bu alem yetmiyor bir de öteki alem geliyor... ölü kardeşlerim ne alemdeler diye düşünmemek elde değil... ve de ne kadar şanslılar... hiç olmadılar... olma yolunda ilerlediler fakat olamadılar... peki ya şimdi biz? biz, olanlar ? sonunda "olmayan"a doğru mu ilerliyoruz, yoksa geldik artık bir kere, nasıl ve ne şekilde olursa olsun buradayız ve oradayız artık mı diyoruz...

  4. #14
    Array Epiphanes - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Ağu-2010
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    187
    Çok güzel bir yazıydı. İçerdiği hiçbir şeye itirazım yok. Ama... bir aması var işte. Yazıyı yazan ve okuyan kişiler yazarın tanrısız olduğunu göremiyor. Ben de kısa zamana önce böyle bir yazı ile hiç çelişmezdim. Ancak biraz geliştirilmesi, biraz düzeltilmesi gereken çok güzel bir yazı olarak görürdüm onu.

    Şimdi denklem yanlış. Bu denkleme göre sadece kendi ruhsal gelişimimiz ve buna koşut olan eylemlerimizle ölümümüzden sonraki yaşamımızı belirleyeceğimize inanılıyor. Bu durumda Tanrı ya da İyi veya kötü yardımcı ruhlar hiçbir rol oynamıyor. Oysa ağırlık tam ters tarafta: Benim için ölüm sonrasını belirlemede tek rolü ben oynamadığım gibi başrolü de ben oynamıyorum. Başrolü Tanrı oynuyor ve benim gerçek yaşamımı belirlemede pek çok ruhla girdiğim iletişim de yer alıyor. Yani hem Tanrı hem de başka ruhlarla etkileşimim gerçek yaşamımı belirliyor. Bakın şimdi, eğer değilse, eğer yanılıyorsam bu durumda Tanrı'nın kişiliği, öznelliği olması gerekmezdi -ne de başka ruhların. Bu durumda Tanrı... bir doğa yasaları kitabı olurdu ki ben de sadece bu kitabı iyi çalışıp, kitapta yeralanları iyi uygulamaya çalışan biri olurdum. Ve yalnız biri de olurdum: Çünkü bu dandik dünyevi hayatımda iyi işler de yapsam, iyi işler sayesinde etkileşim gösterdiğim diğer tüm insanlar benim yazgıma görelenmiş nesneler olurdu. Onları çok sevsem de farketmez. Mp3 player ımı da severdim, ama bana haz verdiği için, estetik etkinliğime katkıda bulunduğu için; onu da kendim gibi kişiliği olan bir şey, ruhani bir varlık, dilerseniz birey olarak gördüğüm için değil. Eğer yanılyorsam yazgım için en üsün belirleyici Ahlak alanı olurdu, ne Estetik, ne Metafizik/Teoloji. Tüm insanlar, giderek Tanrı dahil tüm ruhlar da bana, benim Ahlak ve sadece Ahlak alanındaki gelişimime nesne olurdu. Eğer şimdi biri benimle iletişime girmek istiyorsa ben onu örneğin iş, aşk... nesnesi olarak kullanıyorsam gündelik yaşamımda; bu kez de ahlak nesnesi olarak kullanırdım. Örneğin: Para verilecek yoksul, saygılı davranılacak yaşlı, sadakat österilecek bilgi birikimi üstün bir eğitmen... Kim oldukları umurumda bile olmazdı. Ne onlara benzerdim ne de bir benzerlik, hatta ne de küçücük de olsa bir yakınlık kurmaya çalışırdım onlarla. Ben, yalandan yüce ben, bir başıma cennetimi de cehennemi mi de belirleyen benim. İnsanların dinlerden, mitolojik, mistik anlatılardan derin bir biçimde etkilendiğini görüyorum. Bu yüzden tekrar yazıyorum. Sonuç şu olurdu: Ben, yalandan yüce ben, bir başıma cennetimi de cehennemi mi de belirleyen benim. Ve bu bene benzeyenler...
    "Bir atı suya götürebilirsin ama bu onu bir ördek yapmaz"
    (Eski bir dizi olan Mavi ay'da geçiyordu)

+ Konuyu Cevapla

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140